Ana Sayfa Blog Sayfa 6366

Öyle bir yerdeyiz ki…

12 Eylül geçmişti ülkenin üzerinden.  Şiirler, şarkılar bıçak gibi kesilmişti. Evlerde bir tek ölüm konuşuluyordu, korkuyla ve alt perdeden.  Sözcükler yara bere içindeydi, zaman dilsizdi. Kalbi kırık çocuklar dolaşıyordu ülkenin dört bir yanında. Biri konuşsa diğerleri hep birden ağlayacaktı, susuyorlardı. Eylül geçmek bilmiyordu.

Bir ses duyuldu sonra. Kırık kalpli çocukların kulağına fısıldıyor, kalplerine dokunuyordu.

‘.Çok uzakta öyle bir yer var

O yerlerde mutluluk var

Paylaşılmaya hazır bir hayat var.’

Öyle güçlüydü ki sesi baştanbaşa sarıyordu ülkeyi. Elden ele dolaşıyordu kasetleri. Bir araya gelip onu dinlemek büyük bir ibadete dönüşüyordu evlerde. Sesi tanıdıktı herkese, yitirdiklerini, hiç usanmadan beklediklerini anımsatıyordu.

‘.Beni burada arama anne,

Kapıda adımı sorma

Saçlarına yıldız düşmüş koparma anne, ağlama.’

Nevzat Çelik, Atilla İlhan, Nazım Hikmet, Ahmet Arif, Enver Gökçe, Hasan Hüseyin, Arkadaş Özger, Yusuf Hayaloğlu. Şiirlere can veriyordu sesi. Acı kabuk bağlıyor, dağlarda yaralarını sarıyor, sokağa çıkıyordu çocuklar. Konserlerinde hınca hınç doluyordu salonlar. Şiirler, şarkılar ‘Eylüle isyan gibi’ dökülüyordu Ahmet Kaya’nın dilinden.

Dağ yamaçlarında, sokaklarda öldürülüyordu gençler, köyler birer birer ateşe veriliyordu. Ülkenin bir tarafı aldığı her nefeste ölümü hissederken, diğer tarafı renkli televizyona geçmenin heyecanını yaşıyordu. Yaprak döküyordu yani bir yanımız, bir yanımız bahar bahçe.

Dağlarda bambaşka bir rüzgâr esiyordu. Öyle güçlü bir rüzgâr ki sokakları, pencerelerinden girdiği evleri serinletiyordu. Yüzünü dağlara dönüyordu Ahmet Kaya, ‘Şarkılarım Dağlara’ diyordu. Seveni de sevmeyeni de çoğalıyordu. Televizyonlara çıkıyordu. Tepeden tırnağa öfke ve nefret dilinin yayıldığı topraklarda, ‘İki gözüm’ diyordu kendisine nefretle bakanlara bile. ‘Barış’ diye haykırıyordu gür sesiyle, daha çok kan isteyenlere inat.

Bir gece mikrofonu eline aldı Ahmet Kaya. ‘Anadilimde şarkı söyleyeceğim’ dedi. Kan emiciler ve onların sofralarında karnını doyuran soytarıları tahammül edemediler, öfke ile yürüdüler üzerine. Bu ülke kaldıramazmış öyle sözleri. Türkçeden başka dil konuşulamazmış bu ülkede. Ne yazık ki bu ülkenin tek bir resmi dili vardı, o da ‘Nefret’ diliydi.

Dilinden dökülemeyen sözcükler, kalbinde büyük bir acıyla, yakıcı bir sürgün bekliyordu Ahmet Kaya’yı.

‘Sürgün; bir ağacın kökünün, kendi yaşam alanları olan havadan, sudan koparılmasına benzer.’ demiş ya şair, Ahmet Kaya da susuz, nefessiz kaldı. Ve dayanamadı. Tıpkı Nazım gibi, tıpkı Yılmaz Güney gibi doğduğu toprakları bir daha göremeden, sürgünde, yaşamını kaybetti. Aslında ülkesinden çok uzağa sürgün edilerek öldürüldü Ahmet Kaya.

Aradan 14 yıl geçti. Çok şey değişti. Ahmet Kaya’yı linç edenlerden kimi bu büyük lekeyi nafile çabalarla silmeye çalışırken kimiyse çoktan tarihin çöplüğünde kaybolup gitti. Ama Ahmet Kaya halkın kalbinin en temiz yerinde, en onurlu haliyle yaşamaya devam ediyor.

Kobanê’nin büyücüsü

Bulutlu bir Pazar gününe uyanıyor Kadıköy. Vapurdan inenlerin kimi telaşlı, kimi yorgun, kimiyse rahatlamış. Bir anda karınca sürüsü gibi sağa sola dağılıyor. Başka bir kalabalık akın ediyor iskeleye, ama başka bir kalabalık! Ellerinde dev bir fotoğraf, gülümsüyor ta içinize bakıyor. Öyle bakıyor ki bulutlar dağılıyor, yerini güneşe bırakıyor. Onun adını haykırıyor kalabalık, “Paramaz yoldaş ölümsüzdür!” Kobanê’de insanlığın haysiyetini savunurken düşen Suphi Nejat Ağırnaslı anılıyor. O kendine Paramaz Kızılbaş diyor, biz de öyle diyelim.

Peter Pan olup, Kaptan Hook’un çetesinin hayal bile edemeyeceği kadar acımasız, soysuz karanlık çetelerle mücadele etmeye gitmeden önce bir mektup bırakmış Paramaz.

“.Ulvi bir inanç için yola çıkmadım, ulvi olmayan insanlarla hayatı, büyüsüz bir dünyayı, şeyleşmiş bir dünyayı büyülemek istedim o kadar.” diyor Paramaz.

Ve büyüledi Paramaz. Hem de o sözcükleri yazdıktan kısa zaman sonra. İnsanlığı boğmak isteyen zulüm yılanıyla savaşırken, Kobanê’de, insanlığın kalbinde düştüğü haberinin gelmesiyle o büyü baştan aşağı kaplamaya başladı yeryüzünü.

Büyülenmiş kalabalık Paramaz’ı andı Pazar günü, büyücünün fotoğrafı en önde. Gülüşü büyüyordu gidiyordu ta uzaklara, Kobanê’ye kadar. Bakışları umut veriyordu kaygılı gözlerle Kobanê’yi izleyenlere. “Kobanê düşmez, çünkü orada benim gibi savaşan, binlerce büyücü çocuk var.” diyordu.

Bir süre Paramaz’ın fotoğrafının arkasında yürüdü kalabalık. Bu büyülenmiş kalabalığı izleyenler, birbirlerine soran gözlerle bakıyorlardı. Kimdi bu gülümseyen çocuk? Merakları uzun sürmedi. Paramaz’ın babası çıktı sahneye. Oğlunu anlattı. Aceleyle anlatıyordu baba. Eksik anlatmak istemiyordu oğlunu, ama yetmiyordu. Babası da olsa kimse zamanı büyüleyen birini kolay kolay anlatamazdı. Sözü anneye verdiler sonra.

Anne sahneye çıktı. Yorgun, acılı. Gözleri çok uzaklara bakıyordu. Kobanê’yi geçip dünyanın katledilen bütün yoksul çocuklarını selamlıyor bir süre, yutkunuyor. “Fazla konuşamayacağım, sizinle duygularımı paylaşacağım sadece. ” diyor.

Ne anlatacak diye bekliyor kalabalık. Ama o anlatmıyor, bir ağıt yakıyor düşen oğlu için: “Bin bir çileyle büyüttüm oğlumu, yemedim yedirdim bu güne getirdim.”

Boğazlar düğümleniyor. Annenin sesi büyüyor, önce Kadıköy’e sonra o kocaman, sağır ülkenin kulaklarına haykırıyor:”Cesurdu mertti, kaya gibi sertti bir gün geldi ki vay vay vurdular onu.”

Paramaz’ın annesinin yüzü değişiyor. Başka annelere, bu topraklarda öldürülen, kaybedilen çocukların annelerine benziyor.  Anne devam ediyor, Paramaz’dan çok önce Neverland’a giden Kürt çocuklar eşlik ediyor ona çok uzaklardan: “Beni kınama arkamdan ağlama, ne yaptıysam bil ki halkım için derdi. ” Kendisinden çok önce evlatlarını kaybeden anneler başlıyor eşlik etmeye: “Aslan gibiydi, sözünün eriydi, Bir gün geldi ki vay vay vurdular onu.”

‘Şimdi tıpkı Peter Pan gibi Neverland’e gidiyorum, asla büyümemek üzere.’ demiş mektubun sonunda Paramaz.  Şimdi o hayaller ülkesine giden güzel çocuklar kervanına katıldı. Belki o güzel çocuklarla o güzelim hayaller ülkesinde, şairin dediği gibi, ‘gökyüzünün o meşhur maviliğini’ paylaşıyordur şimdi. Ama onun yaptığı o büyü bir gün baştanbaşa kaplayacak dünyayı ve onun adı da diğer büyücüler gibi çınlayıp duracak kalbimizin en temiz odasında.

Aleviler 21 Aralıkta Maraş’ta olacaklar

 

Tüm yönleriyle açığa çıkarılmayı bekleyen Maraş katliamının üzerinden 36 yıl geçti. Resmi rakamlara göre 111 kişinin hayatını kaybettiği ifade edilen katliamda asıl rakam 150 olarak anılıyor. Kayıtlara düştüğü kadarıyla Alevilere ait 200’ün üzerinde ev yakıldı, 100’e yakın işyeri tahrip edildi.

Malatya Valisi ve Emniyet Genel Müdürü görevlerinde bulunan Rafet Küçüktiryaki’nin “40 bin Alevi’ye kan kusturdum” sözleri devletin resmi belgelerinde yer alırken, katliamın ardından geçen ve 23 yıl süren davalar da ise gerçek failler cezalandırılmadı.

“Tüm yönleriyle ortaya çıkarılmalı, deşifre edilmeli ve adalet tecelli etmeli” talebiyle hareket eden  Alevi örgütleri, bu yıl da Maraş’ta katliamı lanetleyip, yaşamını yitirenleri anacak. Etkinliği Alevi kurumları yereldeki Alevi örgütleriyle birlikte gerçekleştirecek.

21 Aralık’ta Maraş’ta miting kararı aldıklarını dile getiren PirSultan Abdal Kültür Dernekleri Genel Başkanı Müslüm Doğan, “On binleri oraya götüreceğiz. Devlet yetkilileriyle görüştük. Her şeye rağmen miting yapacağız dedik. Engelleyemezsiniz, örgütlerimizle oraya gideceğiz” diye kaydetti.

“Katliamın faili olan devletin 12 Eylül şartlarını hazırlamak, gerekçe oluşturmak için Maraş katliamını gerçekleştirdiğini biliyoruz” diyen Doğan, şunları söyledi: “Paramiliter güç olarak kullanılan MHP’li faşistler ana davalarında bunu ifade ettiler. ‘Devlet tarafından kullanıldık’ dediler. Ancak suçlular cezalandırılmadılar. “dedi.

Fransa Parlamentosu’nda “Alevi sempozyumu”

Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu, Sosyalist Parti Milletvekili Jean-Pierre Blazy’nin ev sahipliğinde Fransa Parlementosu’nda bir Alevi Sempozyumu düzenledi. İki hafta önce Cumhurbaşkanlığı Sarayı’na kabul edilen FUAF temsilcileri, Türkiye’deki gelişmelerle ilgili endişelerini dile getirdiler.

 

Sempozyuma, aralarında eski Bakan ve Milletvekilleri ile Belediye Başkanlarının yanı sıra Alevi Dernek yöneticileri de katıldı. Aleviliğin tanıtılması ile başlayan sempozyuma katılanlara, Fransa Alevi Birlikleri Fedarasyonu’nun çalışmaları ve Fransa’da yaşayan Alevilerin sayısını belirten bir kitap dağıtıldı. Kitapta ayrıca Aleviliğin tanıtımı, Fransa genelindeki 37 Alevi Kültür Merkezi’nin coğrafi dağılımı ve çalışmaları, Türkiye’de kadın hakları, eğitimdeki dindarlaşma, medya alanlarındaki gelişmelerden duyulan rahatsızlık gibi konular yer aldı.

 

Sempozyuma katılan Fransız milletvekilleri, Alevilerin Özgürlük, Eşitlik, Kardeşlik ve Laiklik ilkelerine bire bir uyum sağladıklarını belirtirken, “Fransa’nın Birlikte Yaşama ilkesini ancak Aleviler gibi topluma bire bir uyum sağlayabilen kişiler sayesinde gerçekleştirebileceğimizin farkındayız.” Açıklamasında bulundular.

 

Fransa Alevi Birlikleri Federasyonu Genel Başkanı Erdal Kılıçkaya yaptığı açıklamada, “Alevi Kurumlarımız açısından tarihi bir gün yaşıyoruz. Aleviler Fransa Parlamentosunda ilk kez “Alevi Sempozyumu” düzenlemiş bulunuyor.” diye konuştu. Kılıçkaya, her yıl değişik bir konuda buna benzer sempozyumlar düzenleneceğini de ekledi.

Maraş Katliamı’nın 36. yılında ırkçılardan yürüyüş planı

 

Maraş Katliamı 36. Yılında lanetlenirken, faşist gruplar da provokasyonlarına devam ediyor. Maraş’ın kent merkezinde kim tarafından asıldığı belli olmayan afişlerde, katliamın gerçekleştirildiği mahallelerin başında gelen Yörük Selim Mahallesi’ne yürüyüş çağrısı yapılıyor.

Irkçı gruplar, kent merkezinden katliamın yapıldığı mahalleye yürüyüş düzenleyeceklerini belirterek, hazırladıkları afişte, “Türk ırkı sağolsun” yazılarına yer verildi.

19-26 Aralık 1978’de Maraş’ta Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamın 36’ncı yılında Alevilerin, katliama tepkilerini dile getirmek amacıyla Maraş’ta miting yapacakları bir dönemde, ırkçıların bu tavrı provokasyon olarak nitelendirildi.

Maraş Girişimi, Maraş Soykırımını Laheye taşıyacak!

Basına ve kamuoyuna

19-26 Aralık 1978 yılında Maraş’ta insanlık tarihin en ağır katliamlarından biri yaşandı…

Bebeklerin, hamile kadınların, ihtiyarların katledildiği bu dönem aslında insanlığın bittiği bir zaman dilimiydi. Bu zalimce olaylar her ne kadar sağ-sol kavgası şeklinde takdim edilse de, devlet içindeki “bazı odakların” özel olarak yarattığı, planlı operasyonlardı.  Katliam sonrası boşaltılan Alevi kürt coğrafyasının ,katliamın yanlız maraş‘la sınırlı kalmadığı bir bütünen Alevi Kürt bölgesinin boşaltılmasına dönük olduğu bilinmektedir.Bu Katliam  Alevi inancı başta olmak üzeri,bölgenin kadim kültürü olan Kürt kültürüne dönük olduğu ve bugün Metropol ve Avrupa gibi yerlerde sudan çıkmış balık gibi bu kültürün yok olmayla karşı karşıya olduğu bilinmektedir

Aradan geçen 35 yıla rağmen katliamın gerçek sorumlusu olan derin devlet ve onun uzantıları olan Özel Harp güçleri gerçekleştirdiği katliamın belgeleri devletin gizli arşivlerinde saklanmaktadır.

Türkiye, Maraş’tan Roboskiye gerçekleştirilen bütün katliamlarla yüzleşmelidir. Bu yüzleşme sağlanmadan toplumsal adalet ve barış inşa edilemez.

-Türkiye, farklı inanç ve kimlikleri tanımalı, anayasal güvenceye almalıdır. Bu sağlanmadan onurlu bir barış ve ortak gelecek kurulamaz.

-Ülkemizde, gerçek bir demokrasinin gelişmesi ancak farklı inanç ve kültürlerin hiçbir baskıya maruz kalmadan, özgürce yaşatabileceği bir ortamda gerçekleşebilir.

-Devlet ve AKP hükümeti, günümüzde Alevilik inancını ve kültürünü sistemiçileştirme politikalarından vazgeçmiş değil. Sözde Alevi Açılımı adına yaptığı politikalarla yeni bir asimilasyon projesi devreye koymuş bulunmaktadır. Bu politikalardan vazgeçilmelidir.

Başta Kürt sorunun çözümü de dahil olmak üzere farklı etnik ve inanç topluluklarına dönük gerçekleştirilen katliamlarla yüzleşmelidir. İktidarın ve devletin inkarcı, asimilasyonist politikalardan vaz geçerek, Türkiye’nin demokratikleşmesi için Hakikatleri Araştırma Komisyonu kurarak tarihsel bir yüzleşme sağlanmalıdır.

36 yıl evvel yaşanan Türkiye tarihine kara bir leke olarak geçen Maraş katliamını kınamak ancak onun faillerini açığa çıkması için Alevilerin meydanlarda seslerini yükseltmesi ile gerçekleşebilir. Bu vesileyle Maraş’ta katledilen bütün canlarımızı saygıyla anarken, katliamı gerçekleştiren güçleri lanetliyor, 21 Aralıkta Maraş’ta gerçekleştirilecek olan anmaya duyarlı demokrat kamuoyunu katılmaya çağırıyoruz.

Tarihleriyle yüzleşmek bu devlet ve toplumları küçük düşürmedi aksine saygınlık kazandırdı. Türkiye de ancak kendi tarihi ile yüzleşebilirse, bu onurlu toplumlar ailesine katılabilir. Ülkemizde barış ve demokrasinin yolu geçmişin acıları ile yüzleşmekten geçer.

Evet bu ülkelerde yüzleşmelerden sonra kıyamet kopmadı, tersine buralarda toplumsal iç barışa ve yaşanan trajedilerin unutulmasına yönelik önemli gelişmeler oldu. Bunun için yeni olanaklar ve yollar açıldı. Maraş Katliamı insanlığa karşı işlenmiş bir soykırım gerçeğinden yola çıkarak Lahey Adalet Divanı başta olmak üzere Uluslararası Mahkemelerinde davanın görülmesi için Maraş Girişi olarak hazırlıklarına başladığımızı kamoyuyla paylaşıyoruz.

Saygılarımızla

MARAŞ GİRİŞİMİ

18 Aralık 2014

Tv 10: Kırık kameranın hikayesi

Başlangıçta söz vardı, bu bir sözün hikâyesi… Birkaç cesur insan tarafından türlü imkânsızlıklara rağmen kurulan, yarattığı yepyeni dille her geçen gün büyüyerek bütün ülkeyi saran Tv 10’un hikâyesi.

Büyük sermaye sahiplerinin, holdinglerin, dev medya baronlarının köşeleri tuttuğu bir dünyada, bütün dilleri kucaklayan, halkların sesi olmaya gönül vermiş bir televizyon kanalı kurmak ve yaşatmak zor iştir. Büyük paralara, teknik imkânlara ihtiyaç vardır. Oysa Alevilerin, Kürtlerin ve ezilenlerin hikâyesini anlatmak isteyen birkaç insan, sadece başka televizyonların eskittiği, işe yaramaz dediği iki kırık kamera ile yola çıktı. Bu hikâye iki kırık kamera ile hakikatin izini sürenlerin, söz verenlerin hikâyesi…

Aleviler… Bu ülkenin ötelenmiş, yok sayılmış, yakılmış, yıkılmış, kırık kalpli çocukları… Yıllarca hep anlaşılmayı beklediler. Onlar çığlık attıkça seslerini bastıran bir devlet ve kültürlerine, dillerine, acılarına kulaklarını tıkayan, onları hiç tanımadan, önyargılarla anan ‘kardeşleri’nin arasında nefes dahi alamadan, boğularak, hiç bitmeyen bir cehennemi yaşayıp durdular senelerce.

‘Hikâyelerini bilmediklerimizdir, en çok düşman olduklarımız.’ diyor ya Zîzek, kimse Alevilerin hikâyesini bilmiyordu ama devletin, toplumun birçok kesiminin damarlarına ustalıkla zerk ettiği zehir ile birlikte düşmanlaşıyordu. Kendilerini, anlatacak, seslerini çoğaltacak bir mecra arıyordu Aleviler. Tv 10 gönüllü oldu bu hikâyeyi anlatmaya.

‘İnsan kendini yalnızca insanda tanır’ derler ya, insanın, insanlığın ayak izlerini sürmeye başladı Tv 10. Mezopotamya’ya doğan günü karşılarken ülkenin diğer ucunda batışına da yetişti. Yıllarca kimliğini saklamak zorunda bırakılan Alevilere ayna tuttu, derken aynası oldu. O iki kırık kamera Dersim’de, Maraş’ta, Sivas’ta, Çorum’da, Adıyaman’da yaşlı bir dedenin mihmandarı, kayıplarına ağlayan yaşlı kadının gözünden süzülen yaşı, dilinden dökülen sözcükleri oldu. Gittikçe kirlenen dünyada hala yüzü kızaranların, eli titreyenlerin sözü oldu Tv 10.

Marcel Proust, ‘Gerçek bir keşif yolculuğu yeni topraklara ulaşmak değil, eski olanı yeni gözlerle görmek demektir.’ der. Bildiğimiz daha doğrusu bildiğimizi sandığımız topraklara yeni gözlerle bakmamızı sağladı Tv 10. Ziyaretler, âşıklar, dergâhlar, klamlar, deyişler, yaşlılar, dedeler, pirler, dervişler…

Tv 10’un kırık kamerası ne yana dönse insanlığın hiç tanımadığı, bilmediği, unuttuğu özü, saflığı ortaya çıkıveriyordu. Kırık kameralar kalbi kırık insanların hikâyesini anlatıyordu. Yeryüzünde hala bakir kalan topraklar, insanlar olduğunu gösteriyordu.

Bugün Tv 10 4. Yaşını kutluyor. Başladığı yerin çok ötesine geçti artık. Artık kamerası kırık değil, ama kameranın karşısındakiler hep aynı kalacak. Başlangıçtaki söz her gün daha da büyüyecek. Dünyada saflığı, iyiliği ve güzelliği temsil eden ne varsa taşıyacak ekranına.  Bu yolda bizi bu toprakların kadim kültürleriyle, köklerimizle buluşturanlara selam olsun…

Demokratik Alevi Federasyonu Maraş Katliamı 36.Yıl Anma Etkinlikleri

Yakın tarihimizin en karanlık sayfalarından biri olarak anılan ‘maraş katliamı’nın 36. yılı.

Karanlık raflardaki gizli sırlarla dolu katliamın ardındaki nedenleri günümüzdeki sosyal ve siyasal sonuçları ile hayatını kaybedenler anılmaya devam ediyor. 21 Aralık 2014 günü maraş’ta yapılacak Anma etkinliğinin yanısıra dünyanın çeşitli yerlerinde anma etkinlikleri düzenleniyor. Maraş’ta 1978’de yaşanan katliam ve peşisıra uygulanan politikaların kültürel soykırım olarak kabul edilmesi, parlamentoda özrü dilenmesi ve toplumsal yüzleşmenin sağlanması taleplerini uluslararası düzeye taşıyan Maraş Girişimi ve Demokratik Alevi Federasyonu ‘MARAŞTAN ROBOSKİYE…. UNUTURSAK KALBİMİZ KURUSUN…’ sloganıyla bir dizi etkinlik düzenliyor.
FEDA ve AVRUPA MARAŞ GİRİŞİMİ ANMA ETKİNLİKLERİ

Köln-Leverkusen
21 aralık 2014
Saat:13:00
Yer:saal 2000,schlodderdicher weg 48-51469 bergischgladbach
Program
Maraş belgeseli
Roboskili Ailelerin sözcüsü Ferhat Encü
cemodoğan
Sanatçı Fırat İmirza
ozan Bilal Göksungur
Feda temsilcisi

Basel
21 Aralık 2014
Saat: 14.00
Yer: Kürt kültür merkezi
Konuşmacı: Pir aziz
Kürt toplum merkezi temsilcisi
Maraş belgeseli

Giessen
24 Aralık 2014
Saat:14.00
Yer: Mezopotamya Kürt Derneği
Belgesel
Konuşmacı: Fatoş Göksungur

Hamburg
28 Aralık 2014
Yer: hakevi dergahı
Saat:14:00
Bizim maraş kanlı maraş Belgeseli
Konuşmacı: mustafa deprem,Mustafa mısır dede,Ali köylüce
Ozan Hüseyin güneş

Bruchsal
21 Aralık 2014
Saat 14:00
Maraş belgeseli
Konuşmacı: Ali köylüce
Bruchsal Anadolu alevi kültür merkezi

Dortmund
28.12.2014
Saat:14:00
Yer: DAKME
Konuşmacı: Hüseyin Narlı
Maraş belgeseli

Hagen
Tarih:
Yer: Kürt Kültür merkezi
Saat:17:00
Konuşmacılar: Ferhat Encü
FEDA temsilcisi
Demokratik Kürt Toplum Merkezi temsilcisi
Maraş belgeseli
Düzenleyen: FEDA, Demokratik Kürt toplum merkezi

Mainz
Yer elegance düğün salonu
Industriestr.8-10
55120 mainz-mombach
21 Aralık 14
Saat:13:30
Mustafa deprem
Fatoş göksungur
Pir hüseyin bildik
Maraş Belgeseli
Düzenleyenler: Alzey pir sultan abdal der.
mainz alevi der.,Pazarcıklılar der.gustavburg alevi der.

Freiburg
21 aralık 2014
Yer:frayburg alevı kultur dergahı
Saat:13:00
Konuşmacı: Hasan karayılan
Maraş belgeseli

Bielefeld:
21 aralık 2014
Saat:13:00
Konuşmacı:hüseyin çolak
Maraş Belgeseli
Yer:herbert-hinnendahl-str.11-33602

Toulouse
28 Aralık 14
Yer: demokratik alevi dergahı
Maraş Belgeseli
Saat:13:00

Paris
Tarih:21 aralık
Yer: Ahmet kaya Kürt kültür Merkezi
Saat: 14:00
Konuşmacılar: Fuat Kav, ismail göksüngür,
Maraş belgeseli
Düzenleyen: Demokratik Örgütler Platformu

Viyana
20 Aralık 14
Saat 14:00
Adres:wieland gasse 2-4
1100 wien
Program:panel
Maraş belgeseli
Düzenleyenler: Avusturya alevi kültür merkezi, ATİK, MKP, Alınteri, FEY-KOM

“Maraş 78-Kültürel Soykırım” Konferansı yapılıyor!

Maraş katliamının yıldönümünde, Levh-i Kalem Alevi Fikir Topluluğu / Sev-Der / Küreçik-Der / Hasanali-Der / Uzunpınar-Der / Uzunhasan-Der / Kaşan-Der / Güç-Der / Köşk-Der ve Avrupa Maraş Girişimi  “Maraş 78-Kültürel Soykırım” başlığıyla bir konferans düzenliyor. Maraş Katliamı ile Yüzleşmek ve Maraş’ta Kültürel Soykırım konularının mercek altına alınacak.

28 Aralık günü Okmeydanı Cemevi’nde yapılacak olan anma, “Memleketim Maraş-Birina Raş” isimli belgeselin gösterimi ile başlayacak.

Konferansın, “Maraş Katliamı ile yüzleşmek” başlıklı İlk oturumunda moderatörlüğü gazeteci Cemo Doğan yapacak. Dönemin tanıklarından, Elif Tabak, Ali Doğan, Şıxo Bakır ve Hüseyin Çapartaş’ın da konuşmacı olarak katılacağı konferansta Eğitimci Mustafa Mamaklı da yer alacak.

Konferansın, moderatörlüğünü Gazeteci-Yazar Şükrü Yıldız’ın yapacağı ikinci oturumunda ise, “Maraş’ta Kültürel Soykırım” konuşulacak. İkinci oturuma konuşmacı olarak ise, akademisyen Sema Özveren, Yönetmen Zeynel Doğan, Yazar Mehmet Kömür, Gazeteci Mazlum Doğan, Sanatçı Ali Üstünses ile barış ve doğa aktivisti İsmail Sakarat katılacak.

Konferansın ardından, Kantarma Sinemilli Dedeleri ile muhabbet cemi düzenlenecek. Muhabbet Cemi’ne, Şıxo Bakır, Ali Ekber Bakır, Tacım Bakır, Ali Soysüren ile Telli Ya Mado, Adıyaman’dan Ali Sizer  katılacak.

Yeşilkent Pir Sultan Maraş Katliamını protestoya hazırlanıyor

 

Yeşilkent Pir Sultan Kültür ve Dayanışma Derneği, Maraş katliamını protesto etmek amaçlı ilgili Yeşilkent cemevi önünden başlayan bir yürüyüş gerçekleştirecek.

“Maraş’ı Unutma, Unutturma” çağrısıyla yapılacak etkinli için yapılan açıklamada, Alevilerin maraş katliamcılarından hesap soracağı vurgulandı.

Açıklamada, “katliamın 36. yıldönümünde kaybettiğimiz canlarımızı unutmuyoruz. ‘’Unutmak ihanettir’’ bilinciyle katliamcı devletten hesap sormak için sokaklara çıkıyoruz” denildi.

Katliamın 12 Eylül darbesinin hazırlığını yapan devlet tarafından bizzat organize edildiği vurgulanan açıklamada, saldırılarda yüzlerce insanın katledildiği, kalanların ise sürgün edildiği belirtildi.

Açıklamada tüm Yeşilkent halkına yürüyüşe katılma çağrısı yapıldı.

Yürüyüş, 20 Aralık Cumartesi günü saat 18:00’de Yeşilkent Cemevi önünden başlayacak.

Yürüyüşün ardından ise Yeşilkent Pir sultan Derneğinde bir belgesel gösterimi yapılacak.