Ana Sayfa Blog Sayfa 65

Alevi toplumu Humus ve Lazkiye’de etnik temizlik tehlikesine karşı sokakta

Suriye’nin Humus, Lazkiye, Tartus, Hama ve Şam gibi kentlerinde Alevi yurttaşlara yönelik artan saldırılar, toplumda büyük bir infiale yol açtı. Alevi nüfusun yoğun olduğu mahallelerde binlerce kişi, güvenlik endişeleri ve “etnik temizlik” iddiaları nedeniyle sokaklara çıkarak protesto gerçekleştirdi. Yerel kaynaklar, birçok bölgede güvenlik güçlerinin devriye gezdiğini ve tansiyonun yüksek seyrini sürdürdüğünü aktardı.

Protestolar, Humus’ta Bani Halid aşiretine bağlı silahlı grupların düzenlediği baskınlarla başladı. Al-Abbasiyah ve Al-Sabeel mahallelerinde bir Alevi çiftin katledilmesi ve mezhepçi sloganların yazılması, gerilimi tırmandıran olaylar arasında yer aldı. Aynı gece, El-Firdus ve Bab el-Dreyb mahallelerinde birçok ev, işyeri ve araç kundaklandı. Bu olayların ardından güvenlik güçleri kent genelinde konuşlandırıldı ve Humus’ta sokağa çıkma yasağı ilan edildi.

Suriye Alevilerinin dini liderlerinden Gazal Gazal, yaşananları “etnik temizlik girişimi” olarak nitelendirerek, Alevi nüfusun yoğun olduğu bölgelerde eş zamanlı protesto çağrısında bulundu. Yüksek Alevi İslam Konseyi, uluslararası kamuoyuna iletilmek üzere dört ana talep belirledi: federalizm ve siyasi ademi merkeziyetçilik, Alevilere yönelik saldırıların sona ermesi, cezaevlerindeki Alevi tutukluların serbest bırakılması ve eylemlerin kayıt altına alınarak uluslararası kuruluşlara iletilmesi.

Gerginlik, Hama ve Lazkiye’de de devam ediyor. Bugün öğle saatlerinde Hama’nın doğu kırsalındaki Alevi nüfusun bulunduğu köylere silahlı gruplarca taciz ateşi açıldığı bildirildi. Lazkiye’nin Ceble ilçesinde de bazı evlere taş ve molotof kokteyli atıldığı aktarıldı. Suriye İnsan Hakları Gözlemevi, son bir yıl içinde mezhep temelli yaklaşık 90 ölüm, kayıp ve işkence vakası tespit ettiğini duyurdu.

Başkent Şam’da düzenlenen gösterilerde, yüzlerce kişi Alevilere yönelik saldırıları protesto etti. Göstericiler, “Artık sessizlik yok” ve “Halkımız hedefte” sloganları attı. Alevi dini liderleri ve diaspora temsilcileri, Birleşmiş Milletler ve uluslararası insan hakları kuruluşlarına acil gözlem ve müdahale çağrısı yaptı. Güvenlik önlemlerinin artırıldığı ülkede, saldırıların ve protestoların diğer bölgelere yayılması ihtimali nedeniyle tansiyonun yüksek seyretmesi bekleniyor.

Alevi Soykırımına Dur Deyin: FEDA ve DAKB’den Acil Çağrı!

Demokratik Alevi Federasyonu (FEDA) ve Demokratik Alevi Kadınlar Birliği (DAKB), Suriye’de Alevilere yönelik artan saldırılar nedeniyle uluslararası topluma ve demokratik kurumlara acil bir çağrıda bulundu. Yazılı açıklamada, Lazkiye, Tartus, Hama ve Humus’ta Alevi köylerinin sistematik bir şekilde hedef alındığı ve ateşe verildiği ifade edildi. HTŞ ve DAİŞ bağlantılı silahlı grupların köyleri kuşatarak “Alevi misin?” sorusuyla insanları hedef aldığı vurgulandı.

Açıklamada, Türk devletinin desteklediği DAİŞ çetelerinin bu saldırılarda aktif rol oynadığına dikkat çekildi. Suskun kalan çevrelerin bu suçun ortağı olduğu belirtilerek, “Kadim inancımızın rızalık, adalet ve insanlık değerleriyle; kadınların öncülüğünde ve halkların dayanışmasıyla bu zulme karşı insanlığı savunan herkesi mücadele etmeye çağırıyoruz” denildi.

FEDA ve DAKB, HTŞ ve DAİŞ çetelerine Alevi halka yönelik saldırıların derhâl durdurulması ve Arap Alevilerinin meşru-demokratik taleplerinin tanınması gerektiğini ifade etti. Her halkın eşit olduğu bir düzenin kurulmadıkça yaraların iyileşmeyeceği vurgulandı. “Zulüm büyürken susmak bu yangına ortak olmaktır” denilen açıklamada, tüm demokratik kurumlar ve kamuoyuna çağrı yapıldı.

Alevilere yönelik saldırıların durdurulması için birlikte mücadele edilmesi gerektiğini belirten FEDA ve DAKB, “Bu çağrı yalnızca Alevilerin değil; vicdanı olan herkesin çağrısıdır. Suriye’deki Alevi soykırımına karşı hep birlikte dur diyelim. Alevilik vardır, var olmaya devam edecektir” ifadeleriyle açıklamalarını sonlandırdı.

Alanya’da Alevilere Cem Evi müjdesi!

Alanya’da Alevi toplumu, uzun süredir beklediği Cem Evi’ne kavuşmanın mutluluğunu yaşıyor. Bu önemli yapı, Alevi inancının gerekliliklerini yerine getirebilmek ve toplumsal dayanışmayı artırmak amacıyla inşa edildi.

Cem Evi’nin açılışı, Alevi toplumu için bir milat niteliği taşıyor. İnanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık hakları açısından büyük bir adım olarak değerlendirilen bu gelişme, yerel halkın destekleriyle mümkün oldu. Yeni Cem Evi, Alevilerin ibadetlerinin yanı sıra sosyal etkinlikler ve kültürel faaliyetler için de önemli bir merkez olacak.

Alevi inançlarının tanıtılması ve toplum içindeki yerinin güçlendirilmesi amacıyla Cem Evi’nin açılışı, çeşitli etkinliklerle kutlandı. Topluluk üyeleri, bu yeni mekânda bir araya gelerek, birlik ve beraberliklerini pekiştirdi.

Alanya’daki Cem Evi, Alevi toplumunun haklarının korunması ve inançlarının yaşatılması açısından büyük bir öneme sahip. Bu yeni yapı, Alevi bireylerin kendilerini ifade edebilecekleri bir alan sunarak, toplumsal barışa katkı sağlamayı hedefliyor.

Alevi Toplumunun Bilimsel Işığı, Son Yolculuğuna Çıktı

Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF), Alevi toplumuna önemli katkılarda bulunan saygın bilim insanı Prof. Dr. Ursula Spuler-Stegemann’ın 22 Kasım 2025 tarihinde hayatını kaybettiğini büyük bir üzüntüyle duyurdu. Spuler-Stegemann, Almanya’da Alevilerin yasal olarak bir inanç toplumu olarak tanınması sürecinde hazırladığı bilirkişi raporu ile bu mücadelenin simgelerinden biri haline gelmiştir.

AABF, Spuler-Stegemann’ın bilimsel birikiminin yanı sıra, Alevi toplumuna olan sarsılmaz desteğinin de altını çizdi. Onun katkıları, akademik alanda kalmayıp, insani ve vicdani bir sorumlulukla örülmüştür. Bu yönüyle, tanınma mücadelesinde Spuler-Stegemann’ın bıraktığı kalıcı izlerin önemi vurgulandı.

Federasyon, Spuler-Stegemann’ın Alevi toplumuna sunduğu eşsiz katkılar ve insani duruşu için saygı duruşunda bulundu. AABF, onun ışığının Alevi toplumunun geleceğini aydınlatmaya devam edeceğini belirterek, bu değerli hocanın anısını yaşatacaklarını ifade etti.

Prof. Dr. Ursula Spuler-Stegemann’ın vefatı, Alevi toplumu için büyük bir kayıp olarak değerlendiriliyor. Onun mücadelesi, eşit yurttaşlık ve inanç özgürlüğü açısından önemli bir örnek teşkil etmeye devam edecektir.

Alanya’da Alevi Toplumu Cem Evi’ne Kavuşmanın Sevincini Yaşadı

Alanya’da Alevi toplumunun uzun zamandır beklediği Cem Evi, nihayet hizmete açıldı. Açılış törenine Alevi vatandaşlar yoğun ilgi gösterdi. Bu önemli yapının, Alevi inancının öğretilerinin yaşatılması ve toplumsal dayanışmanın güçlenmesi açısından büyük bir katkı sağlaması bekleniyor.

Cem Evi, Alevi bireylerin ibadetlerini gerçekleştirebileceği, kültürel etkinlikler düzenleyebileceği ve toplumsal meselelerde bir araya gelebileceği bir mekan olarak tasarlandı. Alevi inancının temel prensiplerini yaşatmak ve bu değerleri gelecek nesillere aktarmak amacıyla kurulan Cem Evi, inanç özgürlüğünün bir yansıması olarak da büyük önem taşıyor.

Açılışta konuşan yetkililer, bu tür yapıların Alevi toplumu açısından hayati olduğunu vurgulayarak, inançlarına saygı gösterilmesi gerektiğini belirtti. Cem Evi’nin, farklı inanç ve kültürlerden insanların bir araya gelerek hoşgörü içerisinde yaşamasına katkı sunacağı ifade edildi.

Alevi toplumunun temsilcileri, Cem Evi’nin açılışının kendilerine bir umut ve yeni bir başlangıç olduğunu dile getirerek, bu tür yerlerin toplumsal barış ve eşit yurttaşlık anlayışının pekişmesine yardımcı olacağına inanıyorlar.

İABF Tüzük Kurultayı, Alevi Birliği için önemli bir adım atıldı

İsviçre Alevi Birlikleri Federasyonu (İABF), dün Aargau Alevi Kültür Merkezi’nde geniş katılımla tüzük kurultayını gerçekleştirdi. Kurultayda, federasyonun gelecek dönemine dair önemli yapısal düzenlemeler ele alındı ve tüzükte çeşitli güncellemeler yapıldı.

Açılış konuşmasını İABF Genel Başkanı Esmender Çöçelli yaptı. Çöçelli, bu kurultayın sadece teknik bir güncelleme değil, aynı zamanda örgütsel birlikteliğin ve Alevi kurumlaşmasının güçlendirilmesi açısından kritik bir adım olduğunu vurguladı.

Kurultayın divan başkanlığını Yol TV Genel Müdürü ve Alevi Bektaşi Federasyonu Yönetim Kurulu Üyesi Özkan Lafatan üstlendi. Divan heyetinin diğer üyeleri ise Aargau Alevi Kültür Merkezi’nden Sehriban Çiftçi ile Basel ve Çevresi Alevi Kültür Merkezi’nden Özlem Karakaya oldu. Divan, kurultayın tüm aşamalarını düzenli ve şeffaf bir şekilde yürüttü.

İABF, kurultaya ev sahipliği yapan Aargau Alevi Kültür Merkezi’ne teşekkürlerini sunarak, emeği geçen herkese minnettar olduklarını belirtti. Kurultayın, İsviçre Alevi örgütlülüğünün kurumsal yapısını güçlendirmesi ve yeni dönemde daha etkili bir yol haritası oluşturulması açısından önemli bir adım olduğu ifade edildi.

Avrupa Arap Alevileri Federasyonu’ndan Humus’taki duruma sert tepki!

Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Humus’ta Alevi sivillere yönelik artan saldırılara karşı uluslararası topluma sert bir çağrıda bulundu. Federasyon, bu saldırıların uluslararası hukuka göre insanlığa karşı suç teşkil ettiğini belirterek, uluslararası toplumun süregelen sessizliğinin kabul edilemez olduğunu vurguladı. Saldırıların, Suriye’deki uzun süreli Alevi karşıtı nefret kampanyasının bir devamı olduğunu ifade eden federasyon, son 48 saat içinde Humus’un Hamah, Karam ve al-Qussur mahallelerinde meydana gelen olayların planlı ve örgütlü bir şiddet dalgasının parçası olduğunu açıkladı.

Federasyonun açıklamasında, “Bu sessizlik ahlaki bir çöküş, hukuki bir sorumluluk ihlali ve siyasi bir tercihtir” denildi. Alevilere yönelik saldırıların, kaçırma, işkence, toplu infaz ve zorla yerinden etme gibi ağır insan hakları ihlalleriyle sonuçlandığına dikkat çekildi. Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, uluslararası kuruluşların bu durumu görmezden gelmesini eleştirerek, Alevi halkının yok sayılma tehlikesiyle karşı karşıya kaldığını ifade etti.

Federasyon ayrıca, Birleşmiş Milletler’in bağımsız bir soruşturma mekanizması kurmasını, Avrupa Birliği’nin Alevi toplumunu “yüksek risk altındaki savunmasız topluluklar” kategorisine dahil etmesini ve uluslararası insan hakları kuruluşlarının saldırıları görünür kılmasını talep etti. Alevi toplumunun yaşananlara karşı sesini yükselteceğini belirten federasyon, “Bu halk yok olmayı beklemeyecek; kendi varlığını, kültürünü ve insan onurunu savunacaktır” dedi.

Humus’ta Alevi Sivilere Yönelik Mezhepsel Şiddet Artıyor: Sessizlik Suça Ortaklık!

Suriye’nin Humus kentinde Alevi sivillere yönelik mezhep temelli saldırılar son 48 saatte yeniden yoğunlaşarak, bölgede kimlik temelli şiddetin örgütlü bir biçimde devam ettiğini gösterdi. Saldırılarda evler ateşe verildi, siviller kaçırıldı ve yaralanmalar meydana geldi. Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, uluslararası topluma acil bir çağrı yaparak, sessizliği siyasi bir tercih olarak nitelendirdi.

Federasyonun açıklamasında, Humus’ta Alevi sivillere yönelik saldırıların sistematik Alevi karşıtı nefret kampanyalarının bir parçası olduğu vurgulandı. Son olaylarla birlikte, sivil silahlı gruplar ve mezhepçi milisler tarafından gerçekleştirilen saldırıların münferit değil, planlı ve örgütlü bir şiddet dalgası olduğu belirtildi. Uluslararası toplumun sessizliğinin bu durum karşısında kabul edilemez olduğu ifade edildi.

Alevilere yönelik saldırılar, zorla yerinden etme, işkence ve toplu infazlar gibi ağır insan hakları ihlalleri olarak tanımlanıyor. Ancak, bu suçların belgelenmesine rağmen uluslararası aktörlerden kayda değer bir yanıt gelmediği eleştirildi. Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, uluslararası toplumdan Birleşmiş Milletler aracılığıyla bağımsız bir soruşturma mekanizması kurulmasını ve Alevi toplumunun yüksek risk altındaki bir grup olarak tanınarak koruma programlarının devreye sokulmasını talep etti.

Federasyon, mezhepsel şiddeti teşvik eden yapılara karşı net ve yaptırıma dayalı bir politika benimsenmesi gerektiğini vurguladı. Alevi toplumu, varlığını ve insan onurunu savunma kararlılığında olduğunu belirterek, yaşananların yalnızca Alevilerin değil, insanlık onurunu savunan herkesin meselesi olduğunu ifade etti.

Arap Alevileri Federasyonu’ndan Humus’a sert yanıt!

Avrupa Arap Alevileri Federasyonu, Suriye’nin Humus kentinde Alevi sivillere yönelik artan saldırılara sert bir şekilde tepki gösterdi. Federasyon, uluslararası toplumun bu duruma karşı süregelen sessizliğinin artık kabul edilemez olduğunu vurgulayarak, “Bu sessizlik ahlaki bir çöküş, hukuki bir sorumluluk ihlali ve siyasi bir tercihtir” ifadelerini kullandı. Alevi ve Hristiyanlara yönelik saldırıların, uzun süredir devam eden Alevi karşıtı nefret kampanyasının bir parçası olduğu belirtildi.

Açıklamada, son 48 saat içinde Humus’un Hamah, Karam ve al-Qussur mahallelerinde yaşanan olayların, sivil silahlı gruplar ve mezhepçi milisler tarafından organize edilen planlı bir şiddet dalgası olduğu ifade edildi. Evlerin ateşe verilmesi, sivillerin kaçırılması, öldürülmesi ve yaralanması gibi olayların, sistematik bir şiddet anlayışının sonucu olduğu vurgulandı.

AAAF, uluslararası toplumdan acil önlemler talep etti. Birleşmiş Milletler’in bağımsız bir soruşturma mekanizması kurması, Avrupa Birliği’nin Alevi toplumunu yüksek risk altındaki gruplar arasına alarak koruma programları geliştirmesi gerektiği ifade edildi. Ayrıca, uluslararası insan hakları kuruluşlarının saldırıları görünür kılmak ve mağdurların tanıklıklarını raporlamak adına harekete geçmesi gerektiği belirtildi.

Federasyon, Alevi toplumunun yaşananlara karşı sessiz kalmayacağına dikkat çekerek, “Bu halk yok olmayı beklemeyecek; kendi varlığını, kültürünü ve insan onurunu savunacaktır” dedi. Humus’ta yaşanan her saldırının, sadece fiziksel bir yıkım değil, bir halkın tarihine ve hafızasına da zarar verdiği vurgulandı.

Alevi katliamına sessiz kalmak, toplumsal vicdanı yaralar!

Samandağ Emek ve Demokrasi Güçleri, Suriye’nin Humus kentinde Alevilere yönelik gerçekleştirilen katliamı kınamak amacıyla basın açıklaması yaptı. Açıklamada, “Alevi halkına yönelik katliamı kınıyoruz. Sessizlik suç ortaklığıdır!” ifadeleri kullanıldı. 23 Kasım’da yaşanan olay, Hatay’da protesto edilerek dikkat çekildi.

Cansel Aslan tarafından okunan metinde, Suriye’de meydana gelen katliamın insanlık tarihi için “kara bir leke” olduğu vurgulandı. Aslan, “İnsanlar yalnızca inançları nedeniyle hedef alınmış, evleri yakılmış ve aileleri dağıtılmıştır. Bu saldırılar, halklar arasında ayrımcılık ve düşmanlık yaratmayı amaçlayan karanlık güçlerin bir imha girişimidir” dedi.

Açıklamada, uluslararası topluma da çağrıda bulunularak, Birleşmiş Milletler ve Avrupa Birliği gibi kuruluşların acilen harekete geçmesi istendi. Katliamın durdurulması, bağımsız bir heyetin bölgeye gönderilmesi ve Alevilerin güvenliği için insani koridorlar oluşturulması gerektiği ifade edildi.

Türkiye’deki siyasi partilere ve inanç örgütlerine de çağrıda bulunularak, “Suriye’de Arap Alevilere yönelik gerçekleşen bu katliam karşısında kimse susmamalıdır” denildi. Ayrıca, Türkiye Büyük Millet Meclisi’nin bir heyet oluşturarak durumu yerinde incelemesi ve gerekli diplomatik adımları atması talep edildi.

Samandağ Emek ve Demokrasi Güçleri, Kuzey ve Doğu Suriye Yönetimi’ne de seslenerek, “Alevi halkına sahip çıkın, onları yalnız bırakmayın” çağrısını yaptı. Açıklama, insanların eşitlik ve özgürlük taleplerinin savunulması gerektiği vurgusuyla sona erdi.