Ana Sayfa Blog Sayfa 655

30 yıllık tutuklunun infazı ‘sudan’ sebeplerle ikinci kez yakıldı

30 yıllık tutuklu Hamit Babat’ın infazı ‘suyu tasarruflu kullanmama’ gibi absürt gerekçelerle ikinci kez yakıldı

AKP tarafından ayrımcı bir politikaya dönüştürülen infaz yakmalarla son üç yılda çok sayıda siyasi tutuklunun tahliyesinin öne geçildi. Onlardan biri de Bolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 30 yıllık tutuklu Hamit Babat oldu.

Ev baskınında tutuklandı

Babat, 1993’te Amed’in Rezan (Bağlar) ilçesine bağlı Asiyê (Doluçanak) köyünde ev baskınında gözaltına alındı. Babat, çıkarıldığı Devlet Güvenlik Mahkemesi’nde (DGM) “Devletin birliği ve bütünlüğü bozmak” iddiasıyla 36 yıl ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verildi.

3 ay daha rehin

İdare ve Gözlem Kurulu (İGK) tarafından, dayatılan pişmanlığı kabul etmediği için serbest bırakılmayan Babat, Ceza infaz süresini 13 Şubat’ta bitirmesine rağmen İGK’nin hazırladığı raporda, “Suyu tasarruflu kullanmama”, “Örgütten ayrılmama”, “Pişmanlık dilekçesi vermeme”, “Manevi etkinliklere katılmama” gibi gerekçelerle infazı 3 ay süreyle yakıldı.

Son dakikada hazırlandı

Dün serbest kalması gereken Babat hakkında son dakikada hazırlanan İGK raporu gerekçesiyle infazı ikinci kez 3 ay süreyle yakıldı. Amed’ten Bolu’ya giderek Babat’ı cezaevi kapısından bekleyen aile, İGK’in raporu sonucu geri dönmek zorunda kaldı.

AMED

#yıllık #tutuklunun #infazı #sudan #sebeplerle #ikinci #kez #yakıldı

Aydeniz: Bu sistemin kaybetmesi için savaşa ve tecride karşı çıkmalıyız

Yeşil Sol Parti Mêrdîn Milletvekili adayı Saliha Aydeniz, iktidarın ‘çözüm iradesine savaşla karşılık verdiğini’ vurgulayarak, seçim çalışmalarında temel gündemlerinden birinin ‘savaş ve tecrit’ olduğunu söyledi

14 Mayıs’ta yapılacak olan Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimlere bir ay kalırken, siyasi partilerin aday listeleri de netleşti. Halkların Demokratik Partisi (HDP) kapatılma tehdidi ile yüz yüze olduğu için bu seçimlere Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) ile girme kararı aldı.

Seçimlere sol-sosyalist ve Kurdistani partiler ile kurduğu ittifaklarla girecek olan Yeşil Sol Parti, birçok farklı kesimi ve rengi bünyesinde barındırıyor. Geri sayımın başladığı seçimlerde Yeşil Sol Parti Mêrdîn Milletvekili Adayı olan Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, JİNNEWS’ten Nişmiye Güler’e konuştu.

‘Türkiye 100’üncü yıla tekçilikle gidemez’

14 Mayıs seçimlerinin önemini değinen Aydeniz, AKP’nin 21 yıllık iktidarı döneminde yaptığı Kürt düşmanlığının son 8 yıldır da tüm kesimlere uygulandığını belirtti. 2017’de geçilen “Başkanlık” sisteminin “tek adam rejimi” olduğunu ifade eden Aydeniz, 2015’ten sonra AKP’nin MHP ile kurduğu ittifak ile Türkiye’nin çoklu krizlere girdiğini dile getirdi. Aydeniz, 2023 seçimlerinin Cumhuriyetin 100’üncü yılına denk geldiğini hatırlatarak, “100 yıllık cumhuriyet maalesef Türkiye halklarını kucaklayan, dillerini, kültürlerini gören bir Cumhuriyet olmadı. 100’üncü yılında Türkiye Cumhuriyeti’nin bu tekçilik ile gidemeyeceğinin gerçekliği var” dedi.

‘İstanbul Sözleşmesi tekrar hayat bulacak’

Seçimlerin kadınlar için olan önemine dikkat çeken Aydeniz şöyle devam etti:

“İstanbul Sözleşmesi’nin tek adam rejimi tarafından bir gecede feshedilmesi tam da budur. Bin bir emek ve mücadele ile elde edilmiş eşbaşkanlık sisteminin yargılanıyor olması bu sistemin toplumu nasıl dizayn etmek istediğinin göstergesi. Her gün kadın katliamlarının arttığı, katliamcıların cezasızlıkla ödüllendirildiklerini görüyoruz. Kadınlar kendi kendini örgütlüyor ve mücadele ediyor. Kadın mücadelesinin yaşamı birebir etkilediği bir ortamda bu seçim çok önemli. Yeşil Sol Parti’nin toplumu özgürleştirme noktasında nasıl kararı varsa kadınların da özgür toplum içerisinde kendi kendini var edebilmenin, özgün, özerk örgütlenebileceği vaadiyle kadınlara alan oluşturuyor. Toplumun yarısını oluşturan kadınların, katliamla, aileye sıkıştırmayla, erkeğin yedeği olarak sıkıştırılmaya çalıştırılmasını asla kabul etmeyen, bütün bunlara karşı kadının her alanda var olmasını siyaseten alan açabilmesini vadediyor. Kadın katliamlarının bu kadar arttığı bir dönemde kadının kendi rengi ve bakış açısıyla siyasette yer alması kadına karşı olan politik katliam yaklaşıma karşı siyasette de güçlü yer alarak bunlara karşı beraber mücadele etmeyi Yeşil Sol vadediyor. İstanbul Sözleşmesi, bir kişinin, bir sistemin, erkeklerin kadınlara bahşettiği bir sözleşme değil kadınlar bunu büyük bedeller vererek elde etmişti. Bu sözleşmenin tekrar hayat bulacağı vaadimiz var. Kadın mücadelesiyle toplumun özgürlüğünü elde edeceğine inanan bir gelenekten geliyoruz. Dolayısıyla Kürt kadın mücadelesinin yansımaları Türkiye kadın hareketleriyle buluşması Türkiye’nin demokratikleşmesinin önünü açacaktır.”

‘Çözüm iradesine savaşla karşılık verildi’

AKP-MHP ittifakının yürüttüğü savaş politikalarına ve PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış mutlak tecride de dikkat çeken Aydeniz, iktidarın deprem zamanı bile ‘bombalar yağdırdığını’ söyledi. “Bir çadırı insanlara yetiştiremedi ama milyon dolarlık bombaları Kürt halkının üstüne yağdırdı” diyen Aydeniz sözlerine şöyle devam etti:

“Bugün Türkiye’nin içine girmiş olduğu krizlerin asıl sebebi savaş gerçekliğinin kendisidir. Bu savaş gerçekliğinin dayandığı nokta tecrit politikasıdır. Tecrit politikası bir yönetim şekline dönüştürülmüştür, bu yönetim şekliyle bütün toplum tecrit altındadır. Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde başlayan tecrit söz konusu ama bugün bütün cezaevlerine yayılan tecrit, yargının nasıl demokrasinin sopası olarak kullanıldığı ortada, kadın katliamları ve cezasızlıklar ortada, depremdeki kayıpların sebebi ortada hepsinin dayandığı yer tecrit politikasıdır. Savaşta ısrar ediyorlar çünkü topluma verebilecek hiçbir şeyi yok. Sayın Abdullah Öcalan’ın Türkiye’nin demokratikleşmesi için Kürt sorununu demokratik yol ve yöntemlerle çözülmesi konusunda çok net bir irade beyanı var. Bu iradeye savaşla, tecridin derinleştirilmesi ile karşılık verildi.”

‘Savaş ve tecride karşı durmalıyız’

PKK’nin depremde ilan ettiği daha sonra ise seçim sonuna kadar uzattığı eylemsizlik kararını da hatırlatan Aydeniz, iktidarın ‘beka sorunu var’ söylemlerinin toplumu manipüle ettiğini söyledi. Aydeniz, “Bu eylemsizliğin bu süreçte çok önemli olduğunu, önce deprem için alındı sonra seçime kadar uzatılması aslında demokrasinin kimler tarafından savaşın kimler tarafından istendiğinin çok net ifadesidir. Asıl gündemimiz bütün bu sistemin kaybetmesi için savaşa, tecride karşı durmak gerekiyor. Sayın Abdullah Öcalan’ın onurlu barış ve demokrasi ısrarına inanmak gerekiyor. Biz de seçim çalışmalarımızı yaparken birinci gündemlerimizden biri de savaş ve tecrit politikası olacak. Biz halkımıza inanıyoruz, güveniyoruz. 15 Mayıs’ta büyük bir kazanım elde edeceğimizi biliyoruz” dedi.

HABER MERKEZİ

#Aydeniz #sistemin #kaybetmesi #için #savaşa #tecride #karşı #çıkmalıyız

KDP ve HÜDA PAR başkanları telefonla görüştü

AKP-MHP ortaklarından Hizbullah’a yakın HÜDA PAR’ın Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu ile KDP Başkanı Mesut Barzani telefonla görüştü

Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde AKP-MHP listelerinden girecek olan yüzlerce cinayetin faili olan Hizbullah’ın yasal temsilcisi Hür Dava Partisi’nin (HÜDA PAR) Genel Başkanı Zekeriya Yapıcıoğlu, KDP Başkanı Mesud Barzani ile görüştü.

HÜDA PAR’ın Twitter hesabından görüşmeye dair, “Genel Başkanımız Sayın Zekeriya Yapıcıoğlu ile KDP Başkanı Sayın Mesud Barzani telefonla görüştüler” notu paylaşıldı.

Görüşmenin içeriğine dair herhangi bir bilgi paylaşılmadı.

HABER MERKEZİ

#KDP #HÜDA #PAR #başkanları #telefonla #görüştü

Asrın Hukuk Bürosu’ndan Abdullah Öcalan ile görüşme başvurusu

Asrın Hukuk Bürosu avukatları, 2 yıldır haber alamadıkları müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşme talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Cezaevi Müdürlüğü’ne başvuruda bulundu

İmralı Cezaevi’nde 25’inci yılına giren ağır tecrit altında bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan ile görüşmek için Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca, Newroz Uysal, Mazlum Dinç ve Faik Özgür Erol Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu. Avukatlar, İmralı’da tutulan Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş için de hem savcılığa hem cezaevi müdürlüğüne başvurdu.

Görüşmeye ‘yasak’ engeli

Abdullah Öcalan ile görüşmek için haftada 2 kez yaptıkları başvurulara olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmeyen avukatlar, bu nedenle 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulundu. Hakimlik, Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.

Avukatlara bilgi verilmedi

Abdullah Öcalan’a, Bursa İnfaz Hakimliği tarafından da 12 Ekim 2021’de 6 aylık avukat görüş yasağı verilmişti. Görüş yasağı 22 Nisan’da sona ermesine rağmen müvekkilleriyle görüştürülmeyen avukatlar, görüş için yaptıkları tüm başvurulara herhangi bir yanıt alamadı. Bunun üzerine ise avukatlar, 29 Nisan’da bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. Hakimlik aynı gün avukatların başvurusuna yanıt vererek, görüşme talebini yine reddetti. Görüş talebinin reddedilmesine dair sunulan “gerekçe” ise, 13 Nisan’da hakimliğin verdiği 6 aylık avukat görüş yasağı gösterildi. Yasağın gerekçesi hakkında da yine avukatlara herhangi bir bilgi verilmedi.

Telefon görüşmesi kesildi

Abdullah Öcalan, telefonla görüş hakkından ilk defa 27 Nisan 2020 tarihinde yararlandırıldı. Abdullah Öcalan, sanal medyada yer alan kimi iddiaların ardından kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüştü. Ancak Mehmet Öcalan, bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurdu.

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

HABER MERKEZİ

#Asrın #Hukuk #Bürosundan #Abdullah #Öcalan #ile #görüşme #başvurusu

Ferhat Kurtay’ın ‘Mele Motor’u yaşamını yitirdi

Diyarbakır Cezaevi’nde yaşanan işkenceleri protesto etmek için bedenini ateşe veren PKK’nin öncü kadrolarından Ferhat Kurtay’ın ‘Mele Motor’ lakabını taktığı mele Mehmet İlhan hayatını kaybetti

Kürtlerin “Dörtler” olarak andığı ve Esat Oktay yönetimindeki Diyarbakır Cezaevi’ndeki işkenceleri protesto etmek için Eşref Anyık, Mahmut Zengin ve Necmi Öner’le birlikte bedenini ateşe veren Ferhat Kurtay’ın “Mele Motor” ismini verdiği Mehmet İlhan hayatını kaybetti. İlhan’ın 3 çocuğu da mücadele saflarında yer aldı.

ElÎh’te toprağa verildi

Kurdistan’daki ilk yurtsever meleler arasında bulunan 74 yaşındaki İlhan, Êlih’te (Batman)hayatını kaybetti. İlerleyen yaşı ve buna bağlı hastalıklar yüzünden hayatını kaybeden İlhan Êlih’te toprağa verilirken, aile Hazreti Musa Camisi’nde taziye kurdu.

Kürt hareketiyle tanıştı

İlk görev yeri Kurtay’ın memleketi Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ilçesi olan İlhan, burada Ferhat Kurtay ve Kürt siyasi hareketiyle tanışır. Hem namaz vakitlerinde motosikletle camiye gitmesi hem de diğer işlerini kendi motosikletiyle görmesi nedeniyle Kurtay’ın “Mele Motor” lakabını taktığı İlhan, çocuklarını da yurtseverlik duygusu ile yetişirdi.

İki oğlu Rojava’da hayatını kaybetti

Kendisi gibi mele olan oğlu Abdullah İlhan, 1992’de PKK’ye katılırken, Rojava’ya yönelik saldırılarda hayatını kaybetti. İlhan’ın ikinci oğlu Mele Necmettin İlhan ise DAİŞ’in 2014’te Kobanê’ye saldırısı sırasında Kobanê’ye geçti. İlhan, buradaki DAİŞ saldırılarında hayatını kaybetti.

İlhan’ın bir diğer oğlu Bahattin İlhan da 2007’de PKK’ye katıldı.

AMED

#Ferhat #Kurtayın #Mele #Motoru #yaşamını #yitirdi

İnsan hakları örgütleri: İran ‘ölüm makinesi’ni devreye koydu, idamlar yüzde 75 arttı

İki insan hakları örgütü, İran’da ‘korkutmak’ amacıyla adeta bir ‘ölüm makinesi’nin devreye konulduğunu belirterek 2022 yılında idamlarda yüzde 75 artış yaşandığını kaydetti

Norveç merkezli İran İnsan Hakları Örgütü (İHR) ile Paris merkezli İdam Cezasına Karşı Hep Birlikte (ECPM), 2022 yılında en az 582 kişinin asılarak idam edildiğini bildirdi.

Bu idamlar, 2015 yılından bu yana en yüksek seviyeyi ifade ediyor. Her iki örgüte göre 2023 yılında en az 333 kişi idam edildi.

Ortak raporda, ölüm cezasının “bir kez daha İran rejimi tarafından iktidarın istikrarını sürdürmek için nihai bir sindirme ve baskı aracı olarak kullanıldığı” belirtiliyor.

IHR Müdürü Mahmood Amiry Moghaddam, “Yetkililer, halk ve protestocu gençler arasında korku uyandırmak için siyasi nedenler dışında hüküm giymiş mahkumların infazlarını yoğunlaştırdı” dedi.

Moghaddam, “İran rejimi tarafından kurulan ölüm makinesini durdurmak için” uluslararası toplumu harekete geçmeye çağırdı.

Raporda ayrıca, yaklaşık 100 tutuklunun şu anda ya ölüm cezasına çarptırıldığı ya da idam suçlamasıyla yargılandığı kaydediliyor.

Jîna Emînî’nin katledilmesi ile başlayan protesto eylemlerine katılan iki kişinin halk önünde asılarak idam edildiğine de yer verilen raporda, ayrıca idam edilenlerden 3’ünün reşit olmadığı ve 16’sının kadın olduğu belirtildi.

DIŞ HABERLER

#İnsan #hakları #örgütleri #İran #ölüm #makinesini #devreye #koydu #idamlar #yüzde #arttı

Depremzede kadınlar yaşadıkları zorluğu anlattı: Çocuklarımı battaniyeye sararak ısıtıyorum

Deprem bölgesinde yağışlı hava devam ediyor. Kötü hava koşulları altında çadırda kalan depremzedelerin çadırlarını su basıyor. Çadır kentlerde elektrik kesintisi yaşanıyor ve ısınma sorunu devam ediyor

Mereş merkezli depremin ardından binlerce insanın yaşamını yitirdiği Semsûr’da (Adıyaman) kötü hava koşulları durumu daha da zorlaştırdı.

Sağanak yağış sonrası çadırlar su altında kaldı, fırtına çadırları yıktı.

NuJinha’dan Medine Mamedoğlu’na konuşan yurttaşlar, depremden bu yana neredeyse defalarca mağdur edildiklerini söylerken ne AFAD ne de belediyeden kimseyi görmediklerini ifade etti.

‘Çadırları su bastı’

Depremde evi yıkılan Star Gezer, ‘Her yağmurda bu çadır böyle oluyor. Soğuktan yağmurdan ne suyu boşaltabiliyoruz ne de bir şey yapabiliyoruz’ diyerek duruma isyan etti.

Soğuk havalarda çok zorlandıklarını ifa eden Gezer, “Çocuklarımızla bu soğukta çadırda oturuyoruz. Altımızdan da su geçiyor. Hiçbir sene böyle fırtına olmazdı başımıza gelmeyen şey kalmadı” dedi.

Soğukta yaşam

Depremzedelere küçük çadırlar verildiğini söyleyen Suna Gözek ise “Her yağmurda aynı rezaleti yaşıyoruz. Sabahtan beri bu çadırı temizliyorum çevresini düzeltiyorum ama yine de bir şey değişmiyor. Çadırda iki tane ikizim var bu soğukta orada kalıyorlar” şeklinde konuşarak içinde bulundukları durumu akatardı.

Çocuklarımı battaniyeye sararak ısıtıyorum

Bir başka depremzede Sevda Gezer ise 3 engelli çocuğuyla depremin ardından çadırda yaşam mücadelesi veriyor. “Çok zorlanıyoruz. Akşam çadırı su bastı. Ne yastık ne yorgan ne de bir şey kaldı; hepsi ıslandı. Her yer ıslandı. Zar zor çadıra giriyoruz. Ne kömür kaldı ne de odun” ifadelerini kullanan Gezer, “Çocuklarımı battaniyeye sarıyorum ki ıslanmasınlar. Sadece ben değil bütün komşularım bu halde hepsi bunu yaşıyor. Ne belediye ne devlet kimse uğramadı. Kimsenin uğradığını görmedik” dedi.

SEMSÛR

#Depremzede #kadınlar #yaşadıkları #zorluğu #anlattı #Çocuklarımı #battaniyeye #sararak #ısıtıyorum

Riyad ve Şam’dan ortak açıklama

Suudi Arabistan ile Şam hükümeti, Suriye krizine ve Şam’ın Arap dünyasından diplomatik tecridine son vermek için ‘gerekli tedbirleri’ tartıştıklarını açıkladı

Her iki ülkenin dışişleri bakanları tarafından yapılan ortak açıklamada hedefin Suriye’de, 2011’de iç savaşın başlamasından bu yana dışlanan Şam’ın Arap dünyasındaki yerini geri kazanmasına yardımcı olacak bir “ulusal uzlaşı” olduğu belirtildi.

Suudi Dışişleri Bakanlığı, iki bakanın “Suriye krizine tam bir siyasi çözüm sağlamak için gerekli adımları” görüştüklerini ifade etti.

Açıklamada hedefin “Suriye’yi yeniden Arap saflarına katmak ve Arap dünyasındaki doğal rolünü sürdürmek için ulusal bir uzlaşıya (…) varmak” olduğu belirtildi.

Şam yönetimi iç savaşın başlaması ardından diplomatik olarak tecrit edildi. Ancak giderek daha fazla Arap ülkesi diplomatik ilişkilerin tesisinden yana.

Suriye heyeti ile görüşmelerin yapıldığı sırada Riyadlı yöneticiler İranlı bir heyeti de kabul etti. İranlı heyet, Suudi Krallığı’ndaki diplomatik misyonlarını yeniden açmak için Riyad’da bulunuyor.

Birkaç gün önce İran ve Suudi dışişleri bakanları Pekin’de tarihi bir görüşme gerçekleştirmişlerdi. İki ülkenin diplomatik ilişkileri 2016’da kesilmişti. Pekin’deki görüşmede iki ülke ilişkilerinin yeniden başlaması için Çin’in müzakere ettiği bir anlaşmaya varıldı. Her iki ülkenin mayıs ayına kadar karşılıklı olarak büyükelçiliklerini yeniden açması, 20 yılı aşkın bir süre önce imzalanan ekonomik ve güvenlik anlaşmalarının hayata geçirilmesi gerekecek.

Öte yandan bölgenin dokuz ülkesi cuma günü Suriye’nin yeniden Arap Birliği’ne katılımını tartışmak için bir araya gelecek. 19 Mayıs’ta ile Suudi Krallığı’nda Arap Birliği’nin olağan zirvesi yapılacak.

DIŞ HABERLER

#Riyad #Şamdan #ortak #açıklama

Kubat Talabani: Süleymaniye Havalimanı uçuş sorunlarını çözmeye çalışıyoruz

Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani, İngiltere Kürdistan Bölgesi Başkonsolosu Rosy Cave ile bir araya geldi

Kürdistan Bölgesi Başbakan Yardımcısı Kubat Talabani, İngiltere Kürdistan Bölgesi Başkonsolosu Rose Cave ile bir araya geldi. Görüşmede Süleymaniye Uluslararası Havalimanındaki bazı uçuşların askıya alınmasına ilişkin sorunlar ele alındı.

Görüşmede ayrıca Kürdistan Bölgesi ile Bağdat arasında gerçekleştirilen anlaşmanın tartışıldığını belirten Kubat Talabani, her iki tarafın da anlaşmanın içeriğine uymasının gerekli olduğunu ifade etti.

Kubat Talabani ayrıca, anlaşmaya uyulmadığı takdirde asıl kaybedenin Federe Kürdistan yurttaşları olacağını vurguladı.

DIŞ HABERLER

#Kubat #Talabani #Süleymaniye #Havalimanı #uçuş #sorunlarını #çözmeye #çalışıyoruz

Êlih’te 15 bin ton petrol atığı!

Üç hafta önce petrol boru hattında yaşanan kaçak sonucu büyük bir kirlilik ortaya çıkmış, ancak kaçağın ufak bir sızıntı olduğu bildirilmişti. Yapılan bir duyuruda, 15 bin ton petrol atığının temizliği için ihaleye çıkılması dikkat çekti

Êlih coğrafyası uzun yıllardır petrol kirliliğine maruz kalıyor. En son 3 hafta önce BOTAŞ’ın Batman Çayı üzerinden geçen Batman-Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı’nda ‘sızıntı’ meydana geldiği duyurulmuştu. Sızıntının ardından bölgeyi besleyen vanaların kapatıldığı ve 3 farklı noktada bariyer sistemleri oluşturularak petrolün yayılımının önlendiği iddia edilmişti. Petrol ‘sızıntısı’ nedeniyle Batman Çayı simsiyah akmaya başladı. Sızıntı diye iddia edilen petrol kaçağının 15 bin olabileceği ortaya çıktı. Batman Çayı’na karışan kirlilik, Dicle Nehri’ne kadar taşındı.

15 bin ton ölüm demek!

Türkiye Petrolleri Anonim Ortaklığı’nın (TPAO), Batman Bölge Müdürlüğüne bağlı sahalarda bulunan ‘tehlikeli atıkların’ bertarafı ve geri kazanımı için düzenleyeceği ihale Resmi Gazete’de yayımlandı. TPAO Genel Müdürlüğü’nün konuya ilişkin Resmi Gazete ilanına göre, TPAO Batman Bölge Müdürlüğüne bağlı sahalarda bulunan tehlikeli maddeler içeren toprak ve taşların, tehlikeli maddeler içeren sondaj çamurları ve diğer sondaj atıklarının ve tank dibi çamurların oluşturduğu yaklaşık 15 bin ton tehlikeli atığın bertarafı ve geri kazanımı işi için ihaleye çıkılacağı ve ihalenin 25 Nisan Salı günü saat 14.00’te TPAO Genel Müdürlüğü’nde yapılacağı belirtildi. Bu miktarda bir kirlilik bölgeyi ekolojik bir yıkıma uğrattığı bir gerçek ve bugüne kadar atık suların yeraltına enjekte edilmesiyle bölge yeraltı ve yerüstüyle adeta katliama uğratıldı.

Açıklama yok ihale var!

Êlih’in Girêsîra (Balpınar) beldesinde ‘sızıntı’ yeraltı sularına sızdığı ve beldede bulunan su kuyularından su içilmemesi yönünde uyarılar yapıldı. BOTAŞ’tan yapılan açıklamada ise temizleme ve onarım çalışmalarının ardından boru hattının tekrar devreye alınacağı ifade edilerek, “Batman- Dörtyol ham petrol boru hattının yaklaşık 507’nci kilometresinde meydana gelmiştir. BOTAŞ acil müdahale ekiplerimiz olay yerine sevk edilmiş olup, ekiplerimiz tarafından gerekli çevre tedbirleri alınarak müdahale çalışmalarına ivedilikle başlanmıştır. Çalışmaların tamamlanmasına müteakip petrol boru hattı en kısa sürede devreye alınacaktır” ifadelerine yer alırken bu konuda yeni bir açıklama yapılmazken, duyurulan ihalenin bu kirlilikle olduğu belirtiliyor.

Qubîn ve Hezo yıllarca zehirlendi

Geçmiş yıllarda petrol kirliliği sürekli olarak yaşanırken, 2019 yılında Beşiri ve Kozluk’ta büyük bir kirlilik daha yaşanmıştı. TPAO Batman Bölge Müdürlüğü, Êlih’in Qubîn (Beşiri) ilçesine bağlı Barinç (Bahçeli) köyü yakınlarında bulunan TPAO’ya bağlı Silivanka Üretim Sahası ile Hezo’ya (Kozluk) bağlı Dırşane (Ünsaldı) köyü sınırlarında bulunan TPAO’ya ait petrol sahası bölgede yeraltı sularını ve toprakları kirlettiği ortaya çıkmıştı. TPAO tarafından yapılan açıklamada, “4 adedi (Silivanka 1,3,5 ve 9) Silivanka üretim istasyonunda petrolden ayrıştırılan atık suyun basılması için kullanılmaktadır. Silivanka sahası içinde bulunan Silivanka 1,3,5 ve 9 nolu kuyuların kapasiteleri yeterli gelmediği için sahadan yaklaşık 4 kilometre mesafede bulunan Güzeldere-6 kuyusuna da atık su basma zorunluluğu hâsıl olmuştur. Bu kuyu da TPAO’nun ruhsat sınırları içinde bulunan Güzeldere petrol üretim sahası içinde bulunmakta olup, atık su enjeksiyonu için Petrol İşleri Genel Müdürlüğü’nden enjeksiyon izni alınmıştır” denildi.

Garzan Çayı zehirlendi

Yine 2015 yılı ocak ayında, Êlih’te TPAO ve TPİC’e ait kuyuların etrafında petrol kirliliği tespit edilmişti. Hezo ilçesi yakınlarında bulunan petrol sahasında yıllarca toprağa gömülen zehirli kimyasal atıklar ortaya çıkarken, atıklar Garzan çayına bırakıldı. Hezo ilçesi yakınlarında bulunan Kuzey Arıkaya 2 petrol sahasında yapılan sondajların ardından ortaya çıkan zehirli kimyasal atıklar, kazılan çukurlara doldurularak üzeri toprakla örtüldü. Aradan geçen uzun yıllar sonra toprak örtüsünün bozulması sonrası atıklar gün yüzüne çıktı. Garzan Çayı’nda zaman zaman balık ölümlerinin yaşandığını belirten çevredeki köylüler, zehirli atıkların çocukları ve hayvanlar için büyük tehlike yarattığını belirterek isyan ediyorlardı.

EKOLOJİ SERVİSİ

 

#Êlihte #bin #ton #petrol #atığı