Ana Sayfa Blog Sayfa 656

Girê Spî’ye 21 bin kişi dışardan getirildi demografisi değiştiriliyor

Türkiye’nin denetimindeki Girê Spî’nin demografik yapısı değiştiriliyor, göç etmek zorunda kalanlar yerine paramiliter gruplar ve aileleri yerleştiriliyor

Türkiye’nin paramiliter güçlerle birlikte 2019’da başlattığı saldırılar ardından denetimine aldığı kentlerden olan Girê Spî’nin demografik yapısı değiştiriliyor. Hawar Haber Ajansı’nın (ANHA) geçtiği habere göre Türkiye, Girê Spî’ye Nisan 2022’den bu yana 21 bin kişi, son 3 ayda da 9 bin 181 kişi yerleştirildi.

Kente yerleştirilen kişilerin ise paramiliter gruplar ve onların aileleri olduğu belirtildi. Nisan 2022’de Halep, İdlib, Humus ve Doğu Guta’dan gelen 12 bin 757 kişinin Girê Spî sınır kapısından geçirilerek buraya yerleştirildiği aktarılmıştı.

Haberde, Türkiye’nin Katar, Pakistan ve Afganistan’daki derneklerin finansmanıyla Girê Spî’nin batı yakası ile Eyn Eros beldesine evler inşa ettiği yer aldı.

Girê Spî Kantonu Meclisi’nin verilerine göre kentin Türkiye’nin denetimine girmesinin ardından 100 binden fazla insan kentten göç etmek zorunda kaldı.

DIŞ HABERLER

 

#Girê #Spîye #bin #kişi #dışardan #getirildi #demografisi #değiştiriliyor

DFG Eşbaşkanı Altan’ın iddianamasi: Musa Anter anması suç sayıldı

Tutuklu DFG Eşbaşkanı Serdar Altan’ın iddianamesinde, katledilen Musa Anter anması ‘örgütsel açıklama’ sayıldı

Diyarbakır’da 8 Haziran 2022’de gözaltına alındıktan 8 gün sonra çıkarıldıkları mahkemece tutuklanan gazeteciler Abdurrahman Öncü, Aziz Oruç, Elif Üngür, İbrahim Koyuncu, Lezgin Akdeniz, Mazlum Güler, Mehmet Ali Ertaş, Neşe Toprak, Ömer Çelik, Ramazan Geciken, Remziye Temel, Serdar Altan, Suat Doğuhan, Zeynel Abidin Bulut ve Mehmet Şahin ile serbest bırakılan Kadir Bayram, Esmer Tunç ve Mehmet Yalçin hakkında hazırlanan iddianame kabul edildi.

MA’dan Azad Altay’ın haberine göre 728 sayfadan oluşan iddianamede Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan’a ayrılan bölümde Musa Anter anması ‘örgütsel açıklama’ sayıldı.

Çıktığı programlar suç sayıldı

İddianamede Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG) Eşbaşkanı Serdar Altan’a dair bölümde dikkat çekici iddialara yer verildi. Altan’a dair suçlamaların yer aldığı bölümde, polislerin 32 gün boyunca “arama” yaptığı Ari Yapım Prodüksiyon şirketinden Sterk TV ve Medya Haber TV’nin uzak masa üstü serverlarına giriş yaparak indirdiği yayın dökümlerine yer verildi. Söz konusu dökümlerin Altan’a ve diğer meslektaşlarına aitmiş gibi gösterildiği iddianamede, Altan’ın her hafta sunduğu ve güncel gelişmelerin tartışıldığı “Nêrîn” programı en büyük suçlama oldu.

Söylemler cımbızlandı

İddianamede, Altan’ın söz konusu TV’lerden talimat aldığı ve TV’lerin de “örgüt propagandası” yaptığı iddia edildi. Özellikle 2021 yılında yapılan programlara yer verilen iddianamede, Altan’ın Newroz’a dair “Diyarbakır halkı dünya halkı Kürdistan halkı Diyarbakır’daki Newroz kutlamalarına sabah erkenden başladı” sözleri, “Türkiye Cumhuriyeti Devletinin Misakı milli sınırları içerisinde kalan bölgeden Kürdistan olarak bahsetti” şeklinde değerlendirildi.

Altan’ın “Gerçekten Kürdistan’ın dört bir yanından… Devletlerden misafirlerimiz vardı bugünkü Newroz’da” sözleri ile “PKK’nin konfedaral stratejisi” doğrultusunda hareket ettiğine işaret ettiği ileri sürüldü.

Musa Anter anması iddianameye girdi

Altan’ın dernek başkanı olarak katıldığı basın açıklamaları ve verdiği röportajlar suç sayıldı. Altan’ın 20 Eylül 2020 tarihinde Kürt Bilge Musa Anter’in 28’inci ölüm yıl dönümünde yapılan anma etkinliğindeki konuşması iddianamede “örgütsel basın açıklaması” sayıldı.

Gazeteciler günü kutlaması

Altan’ın 20 Haziran 2021’de Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan “320’yi aşkın gazeteci işgale karşı Kürt birliğine çağırdı” başlıklı haberde imzacılar arasında bulunması; 24 Şubat 2022 tarihinde katledilen gazeteci Cengiz Altun’un ölüm yıl dönümünde yaptığı açıklama; 22 Nisan 2022’de Kürt Gazeteciler Günü dolayısıyla yapılan kutlamadaki konuşması; 14 Nisan 2022 tarihli “Kürt gazeteciler: KDP, bu tutumundan derhal vazgeçmeli” başlığıyla yayınlanan haberdeki röportajı da suçlamalar arasında yer aldı.

Gizli tanık ifadeleri

Dosyada “CV23TY45UP78” adlı gizli tanığın, gazetecilerin program yaptığına ve prodüksiyon şirketlerinin çalışmalarına dair beyanları hakkında dava açılan gazetecilerin suçlamalarına dayanak yapıldı. Aynı gizli tanığın Altan’ın her hafta yaptığı programa dair “program yapıyordu” şeklindeki beyanları iddianamede yer aldı.

İddianamenin “delil değerlendirmesi” bölümünde Altan’a dair benzer suçlamalara yer verildi. Şirketlere dair bilgilerin yer aldığı bölümde, Altan’ın “Nêrîn” programı yaptığı, “Komisyona Siyasi” başlıklı uzaktan elde edilen bir dokümanda programına dair bilgilerin yer aldığı, “örgüt propagandası ve örgütün hiyerarşisine dahil olduğu, örgütün amacı doğrultusunda bilerek ve isteyerek hareket ettiği” iddia edildi.

AMED

 

#DFG #Eşbaşkanı #Altanın #iddianamasi #Musa #Anter #anması #suç #sayıldı

Karataş: Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit insanlık suçudur

İHD Wan Şube Başkanı Mehmet Karataş, PKK Lideri Abdullah Öcalan hakkındaki infazın tecritle sürdürülmesinin hukuka aykırı olduğunu söyledi

Uluslararası komployla 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirilen ve 24 yıldır İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 25 Mart 2021’den bu yana haber alınamıyor.

İnsan Hakları Derneği (İHD) Wan Şube Başkanı Mehmet Karataş, tecrit ile ilgili bugüne kadar birçok kişi, kurum veya sivil toplum örgütünün görüş belirtmesine rağmen, halen devlet tarafından tecritte ısrar edilmesinin kabul edilemez bir uygulama olduğunu söyledi.

‘Keyfi cezalandırma mekanlarına dönüştü’

Türkiye cezaevlerinin, 1980 darbesinden bugüne yoğun bir şekilde hak ihlalleriyle anıldığını belirten Karataş, “Muhaliflerin keyfi cezalandırılma mekanlarına dönüştürülen cezaevleri, katledilme, işkence, kötü muamele ve insanlık onuruna aykırı müdahalelerin olduğu yerler oldu. Bu uygulama devlet politikasının sistematik hali oldu. Cezaevlerinin insanlık onur ve haysiyetine aykırı mekanlar haline getirilmesi bir devlet politikası çerçevesinde oldu” dedi.

 

Tüm ihlallerin bu sürecin bir parçası olarak özel olarak PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerinde uygulandığını belirten Karataş, “Bu uygulama ulusal ve uluslararası tüm hükümlere aykırı bir durumdur. Ceza infaz kanununun giriş maddelerinde ‘cezanın infazı, insanlık onur ve haysiyetine aykırı olamayacağı’ hükmedilmekte” diye belirtti.

 ‘Öcalan’ın infazının bitirilmesi gerekir’

Tecridin insanlığa karşı işlenen bir suç olduğunu belirten Karataş, “Bu tür uygulamalar, ne insan hukuku, ne de ceza hukuku bakımından bir karşılığı bulunmayan, ağır insan hakkı ihlalidir. Hem ceza infaz kanununda, hem bu kanuna bağlı yönetmelik çerçevesinde her hükümlü mahpusun avukat görüş hakkı vardır. Ancak Abdullah Öcalan ve diğer mahpuslar üzerinde 2 yıllık kesintisiz tecrit sistematik bir uygulama ile hak ihlallerine sebep olunca ‘bu hak ihlalleri nasıl örtebiliriz’ mantığı ile sözde avukat görüş yasağı uygulamasına geçilmiştir. Bu kararların hukuk dünyasında hiçbir kabul edilirliği bulunmamaktadır. Zira bu kararlar, ne kamuoyu ile ne avukatlar ile ne de aile-vasi ile paylaşılmamaktadır. Böylelikle itiraz hakkı tanınmadan, kanun yoluna gitme hakkı engellenerek, aynı zamanda mahkemeye erişim hakkı da ihlal edilmektedir. Bu uygulama yasa yoluyla tecridin sistematik uygulandığının kanıtıdır. Öcalan hakkındaki ceza infazının bitirilmesi gerekirken, infazın cezalandırma boyutunda tecritle sürdürülmesi insan onur ve haysiyetine aykırıdır” diye konuştu.

WAN

#Karataş #Abdullah #Öcalan #üzerindeki #tecrit #insanlık #suçudur

Cizîr’de ev baskınında bir çocuk gözaltına alındı

Cizîr’de sabah saatlerinde yapılan ev baskınında bir çocuk gözaltına alındı

Şirnex’in (Şırnak) Cizîr (Cizre) ilçesine bağlı Nur Mahallesi’nde sabah saatlerinde özel harekat polisleri tarafından bir eve yapılan baskında 17 yaşındaki A.İ. isimli çocuk gözaltına alındı. Evde yapılan aramanın ardından A.İ.’nin İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldüğü öğrenildi.

İlçede 2 gün önce Cudi ve Nur mahallelerinde yapılan ev baskınlarında F.İ., 15 yaşındaki A.K. ile soy ismi öğrenilemeyen Diyar adlı çocuklar gözaltına alınmıştı.

ŞIRNEX

#Cizîrde #baskınında #bir #çocuk #gözaltına #alındı

HÜDA PAR’ın vizyon belgesi: Karma eğitim kalkacak, evlilik dışı ilişki suç sayılacak

Hizbullah’ın yasal alandaki temsilcisi olarak anılan Cumhur İttifakı ortağı HÜDA PAR seçim beyannamesini açıkladı: Karma eğitim kalkacak, nikahsız birliktelik suç sayılacak

Hizbullah’ın yasal partisi olarak anılan ve Cumhur İttifakı’nın yeni ortağı Hüda-Par Ankara’daki Genel Merkezi’nde düzenlediği basın toplantısıyla seçimlere ilişkin ‘vizyon belgesini’ paylaştı. HÜDA PAR Genel Başkan Yardımcısı Mahmut Şahin’in okuduğu vizyon belgesinde 6284 sayılı kanun, nafaka ve karma eğitim hedef alındı.

HÜDA PAR’ın metninde geçen ifadeler şöyle:

“Yeni nesillere bilgi ve becerinin yanında ahlak eğitiminin de verilmesi için, dinamik ve üretken bir mesleki eğitim sistemine geçilmesi için, karma eğitimin zorunlu olmaktan çıkarılması için, öğrencilerimize servis ve yemek desteği verilmesi için HÜDA PAR Meclis’te olmalıdır.

Zina, sapkınlık..

Kadına yönelik her türlü şiddetin ve istismarın önlenmesi için, şiddet ve istismar vakalarının sadece sonuçları ile değil, sebepleri ile de mücadele etmek için, kadının çalışma şartlarının fıtratına ve insan haysiyetine uygun hale getirilmesi için, aile kurumunun nesli ifsat eden zararlı akımlara karşı korunması ve güçlendirilmesi için, yuvaları dağıtan evlilik dışı ilişkilerin, nikâhsız birlikteliklerin ve zinanın yeniden suç sayılması için, sapıklığın propagandasının suç kapsamına alınarak yeni nesillerin zararlı akımlardan korunması için, 6284 Sayılı Kanun’un değiştirilmesi ve süresiz nafaka uygulamasına son verilmesi için, evlilikte 25 yılını tamamlayan kadınlara emekli maaşı bağlanması için HÜDA PAR Meclis’te olmalıdır.”

HABER MERKEZİ

#HÜDA #PARın #vizyon #belgesi #Karma #eğitim #kalkacak #evlilik #dışı #ilişki #suç #sayılacak

Görün ve Kahraman’ı kontralar mı infaz etti?

Mêrdîn’de geçtiğimiz hafta Soylu’nun PKK’liler diyerek ölümlerini doğruladığı 8 çocuk babası Lokman Görgün ve HPG’li Musa Kahraman’ın kontralar tarafından infaz edilmiş olabileceğini belirten yakınları, Görgün’ün kullandığı motosikletin ise kayıp olduğunu belirtti

Seçim sürecinin hızlanmasıyla birlikte yaşanan birçok hak ihlali gölgede kalırken, onlardan biri de geçtiğimiz hafta Mêrdîn’de yaşandı. İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun sanal medya hesabından PKK’li diyerek ölümlerini duyurduğu iki kişiden birinin 8 çocuk babası Lokman Görgün olduğu ortaya çıkarken, hayatını kaybeden diğer kişinin de HPG’li Musa Kahraman olduğu öğrenilmişti. Görün ve Kahraman’ın yakınları 2 ismin kontralar tarafından infaz edildiğinden şüphe ediyor.

İnfaz mı edildiler?

Mêrdîn’in Omeriya (Ömeryan) bölgesinde bulunan Cinata kırsal mahallesinde 8 Nisan’da Kahraman (Xebatkar/Çiyager) ile Görgün öldürülürken, olayı sanal medya hesabından duyuran Soylu, iki ismin “operasyon” sonucu öldürüldüğünü iddia ederek, sanal medya hesabından, “2 terörist, PÖH ve Emniyet İstihbarat Operasyonu ile Mardin Ömeryan’da ölü ele geçirildi” açıklaması yaptı. Ancak bölge sakinleri ile aileler, 2 ismin infaz edildiğini belirtiyor.

Çapraz ateşe tutuldular

Ancak aile ve bölge sakinlerinden edinilen bilgi hiç de Soylu’nun iddia ettiği gibi değil. Bilgilere göre; Olay günü bölgede herhangi bir çatışma yaşanmadı. İddiaya göre Görgün, olay günü bölgede yalnız kalan Kahraman’ı almak için motosikleti ile köyün kırsal alanına gitti. 2 isim, motosikletle köye dönerken ıssız bir alanda kimliği belirsiz kişiler tarafından kurulan pusu sonucu çapraz ateşe alındı ve öldürüldü.

Cenazelerin başında poz verdiler

Silah seslerinin yükselmesi üzerine bazı köylüler, bölgede bulunan karakoldaki askerler tarafından aranırken, bunun üzerine silah seslerinin geldiği yere hareket eden köylüler, sivil bir aracın bölgeden uzaklaştıklarını gördü. Kahraman ve Görgün’ün cansız bedenlerini gören köylülerin haber vermesi üzerine olay yerine askerler geldi. Askerler, cenazeleri torbalara bırakarak, başında silahlarla poz verdi. Söz konusu fotoğraflardan birisi Soylu tarafından da paylaşılmıştı.

Motosiklet kayıp

Olaya dair dikkat çeken bir başka ayrıntı ise, Görgün ve Kahraman’ın kullandıkları motosikletin akıbeti. Aileler ve köylüler, olaydan sonra motosikletin kaybolduğunu belirtti. 2 ismin kimler tarafından öldürüldüğü belirsizliğini korurken, aileler ve köylüler, bölgede 1990’lı yıllarda insan kaçırma, gasp, cinayet, işkence, cinsel saldırı ve çeşitli suçlara adları karışan “Hançer/Bıçak Timi” gibi kontrgerilla gruplarının 2 ismin öldürülmesinden sorumlu olduğunu belirtti.

Kaynak: MA

#Görün #Kahramanı #kontralar #mı #infaz #etti

Yeşil Sol Parti’de gündem sandık güvenliği: Botan’da hırsızlığa geçit vermeyeceğiz

Yeşil Sol Parti Şirnex Eşsözcüsü Ahmet Başak, sandık güvenliğinin önemine vurgu yaparak ‘Botan’da hırsızlığa geçit vermeyeceğiz’ dedi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 14 Mayıs’ta yapılacak olan genel seçim için Şirnex’te Newroz Uysal, Ayşegül Doğan, Zeki İrmez ve Bedirhan Osal’ı aday gösterdi.

Seçim çalışmalarını sürdüren Yeşil Sol Parti Şirnex İl Eşsözcüsü Ahmet Başak, seçimlerde sandık güvenliğinin önemine dikkat çekerek hırsızlıkları engelleyeceklerini söyledi.

Sandık güvenliği

4 adayı da Meclis’e göndereceklerini ifade eden Başak, “Bu seçimde en önemli unsurlardan biri de sandıkların güvenliğini sağlamaktır. Bundan önceki seçimde hile ile hırsızlık ile bir vekilimizi aldılar. Ama bizim temel amacımız bu seçimde Botan’da 4 adayımızı da meclise göndermektir. Bunun yanı sıra yapılacak seçimlerde her bir sandık başında olacak şekilde arkadaşlarımız görevlendirildi. Yeşil Sol Parti ilk kez seçimlere katılıyor. Bundan dolayı da sandık görevlisi görevlendiremiyor. Ama müşahit arkadaşlarımız görevlendirildi ve hala görevlendiriliyorlar. Aynı zamanda biz diğer partilerle de irtibattayız. Arkadaşlarımız bu şekilde sandık başında görevlendirilecek. Ama şu kesin ki çok ciddi bir sahiplenme olacak” diye belirtti

Cudi’de kesilen her ağacın hesabını soracağız

Halkın kesilen her ağacın hesabını da sandıkta soracağını aktaran Başak, şunları kaydetti: “Coğrafyamızın altı ve üstü yıllardır talan ediliyor. Rantla buranın doğasını yok ettiler. Botan’ın doğasını kendi yandaşlarına peşkeş çektiler. Cudi’de, Besta’da ve Gabar’da kesilen her bir ağacın, hesabını sormamız lazım. Türkiye’de bugün muhalefete yön veren Kürtlerdir. Nerede bir Kürt kazanımı varsa oraya saldırıyorlar. Bu yüzden belediyelerimiz gasp ettiler. Ancak bu politikalara karşı her geçen gün daha da güçleniyoruz. Bu halk iktidarın ertesi günün sabahında kayyım atacağını bilse de oyunu yine kendi partisine verecek. Halk bu seçimde gasp edilen iradesinin hesabını da soracak. Kesilen ağaçlarımızın, kirletilen suyumuzun, hırsızlık yapılarak elimizden alınan irademizin hesabını hep birlikte soracağız.”

ŞIRNEX

#Yeşil #Sol #Partide #gündem #sandık #güvenliği #Botanda #hırsızlığa #geçit #vermeyeceğiz

Şirnex’te eğitime bir gün ara

 Şirnex merkez, köy ve ilçelerinde  yoğun yağış nedeniyle okullara 1 gün ara verildi.

Şirnex’in Silopiya, Cizîr, Hezex, Qilêban ve Elkê ilçelerinde 2 gündür yağan yağmur hayatı olumsuz etkiledi. Yağıştan dolayı cadde ve sokaklar göle dönerken, bazı köy yollarında heyelan meydana geldi.

Şirnex’e bağlı kimi köylerde okullar tatil edilirken, Beytüşşebap Kaymakamlığı, “ 13 Nisan Perşembe günü eğitime 1 gün ara verildiğini duyurdu. Kaymakamlık açıklamasında, “İlçemizde etkili olan yağış nedeniyle 13.04.2023 Perşembe günü eğitime 1 gün ara verilmiştir” duyurdu.

HABER MERKEZİ

#Şirnexte #eğitime #bir #gün #ara

İpler hazır mı?

Bugün eğer seçim barajı anlamsız hale geldiyse bunu, oy verme kabininde koynunda taşıdığı o ipi çıkartarak, oy vereceği yeri bulan analarımıza borçluyuz. Analarımızı kocaman yüreğinden öpüyorum…

Gültan Kışanak*

Seçimlerin son otuz günlük maratonu başladı. Nasıl çıkış yapıldı, bugüne gelinceye kadar neler yaşandı, bunlar tabi ki önemli ama artık bütün bunları geride bırakarak başarıya odaklanmanın zamanı geldi. Şimdi her birimiz bütün enerjimizle sürece yüklenmeli ve en iyi sonuca ulaşmak için gece-gündüz demeden çalışmalıyız.

Demokratik siyaset, demokratik tartışma kültürünü de içinde barındırır. Farklı fikirler söylenir, güçlü bir tartışma yaşanır, sonunda alınan kararların hayata geçirilmesi için herkes elinden geleni yapmak için harekete geçer ve sonuca odaklanır. Seçimlere tek liste ile girme tartışması demokratik siyaset açısından faydalı bir tartışmaydı. Zira bu tartışmanın temelinde oyların boşa gitmesini önleme kaygısı vardı. Halk iradesinin sandığa tam olarak yansıması için seçim sisteminin iyi anlaşılması gerekiyordu. Bu tartışma sayesinde halk, yeni seçim sisteminin neler getirdiğini, içinde ne gibi riskler barındırdığını daha iyi anlamış oldu. Şimdi oyunu kullanırken bu riskleri de dikkate alarak tercihini yapacak. Emek ve Özgürlük İttifakı bileşen partilerin yönetimleri, toplumu da tartışmalara dahil ederek, bir kararlaşmaya gitti. Hayırlı olsun diyor, başarılar diliyorum.

Demokratik siyaset, demokratik tartışma kültürünü de içinde barındırır. Farklı fikirler söylenir, güçlü bir tartışma yaşanır, sonunda alınan kararların hayata geçirilmesi için herkes elinden geleni yapmak için harekete geçer

Seçim sistemiyle ilgili olarak şimdi halka doğru anlatmamız gereken bir konu daha var. Halk oyunu nasıl kullanacak? Seçmene iki oy pusulası verilecek Cumhurbaşkanlığı seçimi için verilen pusulada dört adayın resmi ve ismi yer alacağı için bu konuda tercih yapmak kolay olacak.

İkinci pusula ise milletvekilliği için. Bu pusulada seçmen ittifak içinde hangi partiyi tercih ediyorsa mührü o partinin amblemi altındaki yuvarlağa basacak. Örneğin pusulada Emek ve Özgürlük İttifakı’nın bulunduğu yeri bulup oraya ittifak çatısı altında seçime giden Yeşil Sol Parti veya TİP’ten hangisini tercih ediyorsa, o partinin ambleminin altına mührü basması gerekecek. Geçmişteki seçim deneyimlerimizden yola çıkarak bu konuda yaşanacak olası yanlışlıkların önüne geçmek için şimdiden bu konunun halka iyi anlatılması gerekir. Artık oyların çöpe gitmesi kadar, geçersiz oyların da seçim sonucunda etkili olduğunu tecrübelerimizden biliyoruz.

Bu konulara önemsiz ayrıntılar gözüyle bakılmamalı, zira bu ülkede 2019 seçimlerinde aynı zarfın içinden çıkan üç oy geçerli, biri geçersiz sayıldı. Mühürsüz oyların geçerli sayılması da bir YSK sihirbazlığıydı. YSK’nin her türlü belirsizliği, iktidar lehine yorumlayacağını bilmek için kahin olmaya gerek yok. Bize düşen halkın iradesinin sandığa yansıması ve sandığa atılan her bir oyun o sandıktan çıkması için alınması gereken tüm tedbirleri almaktır. Sadece bir oyla, kazanmak da kaybetmek de mümkün. Her bir yurttaşın oyu, tek başına kıymetlidir. Halklarımızın bu titizlikle sandık başına gideceğine, iradesini seçimlere yansıtacağına yürekten inanıyorum. Yeter ki biz doğru ve yeterli bilgiyi zamanında halka ulaştıralım.

Bize düşen halkın iradesinin sandığa yansıması ve sandığa atılan her bir oyun o sandıktan çıkması için alınması gereken tüm tedbirleri almaktır. Sadece bir oyla, kazanmak da kaybetmek de mümkün.

Bağımsız adaylarla seçime girdiğimiz 2007 ve 2011 seçimlerinde oy pusulası örneklerini büyüterek sokak sokak, köy köy halk toplantıları yaparak, pusuladaki yerimizi anlattık. Okuma yazması olmayanlar için de ip bağlayıp verdik. Bugün eğer seçim barajı anlamsız hale geldiyse bunu, oy verme kabininde koynunda taşıdığı o ipi çıkartarak, oy vereceği yeri bulan analarımıza borçluyuz. Analarımızı kocaman yüreğinden öpüyor, açtıkları yolda yürüyerek, mutlaka barışa ve demokrasiye ulaşacağımıza olan inancımı ifade ediyorum.

Aday arkadaşlarımızan her birine ayrı ayrı başarılar diliyor, deneyimlerimizin bize öğrettiği iki önemli ilkeye dikkat çekmek istiyorum. Biri yanlışlara karşı, ezen, ötekileştiren egemen zihniyete karşı net ve cesur olmak; diğeri de halka karşı mütevazi, samimi ve saygılı olmak. Savaşa, ölüme, zulme, adaletsizliğe, yoksulluğa karşı durmak için en önemli silahımız oyumuzdur, Şimdi oyumuzu kullanma zamanı.

*Kocaeli 1 Nolu F Tipi Cezaevi

#İpler #hazır #mı

Kürt halkının talepleri doğru okunmalı

Kürtler, bu tecrit politikasını barışı geliştirme önünde bir engel olarak görmekte ve buna son verilmesini istemektedirler. Elbette barışı sadece Kürtler talep etmemektedir. Bununla beraber Türkiye toplumu da benzer şekildeki barışı istemektedir.

Seyithan Akyüz

Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve milletvekili seçimlerine sayılı günlere kala, alanlardaki siyasi ısınma da yoğunluğunu yavaş yavaş hissettirmeye başladı. Bu minvalde parti ve ittifakların milletvekili aday listelerini Yüksek Seçim Kurulu’na sunmalarıyla, seçim süreci yeni bir aşamaya geçmiş durumda. Belki birkaç gün daha listelerle ilgili tartışmaları izleyeceğiz, ama bu uzun sürmeyecek ve siyaset, kendini alanların atmosferine teslim etmek zorunda kalacaktır. Dolayısıyla seçim günü yaklaştıkça, siyasi hararetin artacağını tahmin etmek hiç de zor değildir. Bu işin doğası gereğidir. Ama meselenin önemli kısmı ve kanımca kazanmanın püf noktası, bu atmosferi doğru okumayla olacaktır. Zira toplumun çözüm bekleyen yığınla sorunları bulunmakta ve toplum da bu sorunlarına çözüm talebini meydanlarda dile getirecektir. Burada da anormal bir durum yok. Çünkü toplumun kendini en iyi ve doğru ifade ettiği yer, her zaman olduğu gibi bugün de alanlar olacaktır. Toplum, sorun ve taleplerini bu alanlarda ortaya koyarak, siyaset kurumundan çözümünü isteyecektir. Henüz tam anlamıyla ısınmamış olmasına rağmen, partilerin açılış, toplantı ve veya gösterilerinde bunun işaretlerini görmek mümkün. Tabii toplumun bu talep ve yaşadığı sorunlara çözüm isteği, önümüzdeki günlerde daha yoğun bir şekilde dile getirilecektir. Dolayısıyla kim veya hangi parti-ittifak alanlarda toplumun dile getirdiği talep ve sorunları doğru okur; çözüm bulma irade ve perspektifini ortaya koyarsa, onun seçimleri kazanacağını kestirmek de zor olmayacaktır. Kısacası kazanmak isteyen, alanlarda haykıran toplulukların ne istediğine bakmak zorundadır.

Peki şu ana kadar alanlarda en çok öne çıkan talep ve sorunlar neler ve bu gerçek muhatapları tarafından duyuluyor mu? Birincisi nettir. Yani toplumun talepleri belli ve yüksek sesle dile getirilmektedir. Nedir bu talepler? Görünürde toplumun temel sorunu ekonomi olarak görülse de; işin özü bu değildir. Zira ekonomiyi de bozan nedenler vardır. Yani bir ekonomik sorun kendi kendine oluşmaz. Bu bozulmaya vesile olacak nedenler var ve öncelikli olarak bunun görülmesi gerekir. Elbette toplum şu an ekonomik sorunu derinden hissetmektedir. Bunu ıskalamıyor veya görmezden gelmiyoruz. Burada temas etmek istediğimiz şey, toplumu derinden etkileyen ve yaşamını oldukça zorlayan ekonomik sorunun da bir nedeni olduğunu ortaya koymaktır. Günümüzün tabiriyle belirtecek olursak, ekonomik sorun bir sonuçtur. Neden ise Türkiye’nin kendi iç barışını tesis edememiş olmasıdır. Bu nedenle şunu net vurgularla belirtmek gerekir ki, Türkiye toplumunun temel sorunu BARIŞTIR. Barış, aynı zamanda, Türkiye’de toplumun tüm kesimleri tarafında en çok dile getirilen ve her şeyden çok ihtiyaç duyulan şeydir. Çünkü dünyada hiçbir devlet veya toplum, kendi iç barışını geliştirmeden, ekonomik sorunlarını çözememiştir. Dünyadaki tüm çağdaş ülkeler, iç barışını tesis ederek ekonomilerini büyütmüş ve bu yönlü refahlarını sağlamışlardır.

Bunun için ilk başta yapılması gereken şey, barışa hizmet etmeyen politik ısrardan vazgeçmektir. Çünkü mevcut devlet ve hükümetin yürüttüğü anlamsız politika, barışa hizmet etmediği gibi ülkenin kaynaklarını tüketmekte ve bunun sonucu olarak toplumun fakirleşmesini beraberinde getirmektedir. Barışçıl bir politika ise, Kürt sorununun demokratik yollardan çözümünü sağlamakla olacaktır. Zira Kürt sorununun demokratik yollarla çözümü, ülkedeki birçok sorunun da çözümünü sağlayacaktır. Bu çerçevede yapılacakların başında gelen şey ise, uzun bir zamandır İmralı’da yürütülen tecrit politikasına son vermek olacaktır. Sene başından itibaren alanlarda barışı talep edip tecrit politikasına son verilmesini isteyen Kürtler, seçim süreciyle birlikte bunu devam ettirmektedir. Seçimlerde kilit bir role sahip olan Kürtlerin bu talepleri görülmeli ve gereği yerine getirilmelidir. Sürekli alanlarda olan Kürtlerin temel gündemi, barışın önünde engel olan İmralı’daki tecridin kırılmasıdır. Çünkü Kürt toplumunun büyük bir kesimi için İmralı’da Sayın Öcalan’a yönelik geliştirilen tecrit sıradan bir hak ihlalinin ötesinde bir anlam taşımaktadır. Kürtler, bu tecrit politikasını barışı geliştirme önünde bir engel olarak görmekte ve buna son verilmesini istemektedirler. Elbette barışı sadece Kürtler talep etmemektedir. Bununla beraber Türkiye toplumu da benzer şekildeki barışı istemektedir. Bu nedenle halkların ortak talebi olan barışı geliştirmek siyaset kurumunun temel görevidir. Bu görevi kim veya kimler yerine getirirse seçimlerde onlar başarı elde edeceklerdir. Bu nedenle meydanlarda ortaya konulan talepler duyulmalı ve yerine getirilmelidir. Bunun için herkesin alanları doğru okuması gerekir.

#Kürt #halkının #talepleri #doğru #okunmalı