Ana Sayfa Blog Sayfa 66

Fransa Alevi Kadınlar Birliği: “Kadına Yönelik Şiddete Karşı Mücadeledeydik”

Fransa Alevi Kadınlar Birliği (UFAF), 25 Kasım Uluslararası Kadına Yönelik Şiddetle Mücadele Günü kapsamında Fransa’nın farklı şehirlerinde düzenlenen eylemlere katılarak kadına yönelik şiddete karşı güçlü bir duruş sergiledi. Birlik üyeleri, kadınlara yönelik her türlü şiddetin son bulması için eşitlik ve adalet taleplerini sokaklarda yüksek sesle dile getirdiler.

Alevi öğretisinin temel ilkelerinden biri olan “Kadın-Erkek eşittir” ilkesine vurgu yapan UFAF, tüm kadınların özgür, güvenli ve onurlu bir yaşam sürmesi için kararlılıkla mücadele edeceklerini belirtti. Açıklamada, kadınların canı, emeği ve sözünün kutsal olduğu ifade edildi.

UFAF, kadına yönelik şiddetin toplumsal bir yara olduğunun altını çizerken, şiddetsiz bir dünyanın mümkün olduğuna inandıklarını vurguladı. “Biz kadınlar yan yana geldiğimiz sürece daha da güçlü ve görünürüz” ifadesiyle birlik ve dayanışmanın önemine dikkat çekildi.

Hamm AKM Cemevi’nde Alevi Katliamları Üzerine Panel Gerçekleştirildi

Hamm AKM Cemevi, Alevi toplumunun tarihsel hafızasına ışık tutan “Geçmişten Günümüze Alevi Katliamları” başlıklı bir panel düzenledi. Yoğun katılımın olduğu etkinlikte, Alevilerin tarih boyunca karşılaştığı katliamlar ve bu süreçlerin günümüzdeki yansımaları ele alındı.

Panel, Cemevi Başkanı Cansel Kaplan ve Dedesi Cafer Kaplan Dede’nin açılış konuşmalarıyla başladı. Konuşmalarda Alevi toplumunun tarihsel direnci ve inanç değerlerinin korunmasına vurgu yapılarak birlik çağrısı yapıldı.

Araştırmacı-yazar Erdal Yıldırım, panelin ana sunumunu gerçekleştirdi. Yıldırım, Alevi katliamlarının tarihsel arka planını dönem dönem inceleyerek, bu olayların toplumsal hafızadaki yerini ve bugünkü etkilerini aktardı. Ayrıca, günümüz siyasi ortamının Alevi toplumu üzerindeki etkileri ve demokratik haklar bağlamında değerlendirmeler yaptı.

Panelde, Türkiye ve bölgedeki güncel siyasal gelişmelerin Alevi toplumu açısından taşıdığı riskler ve fırsatlar tartışıldı. Katılımcılar, içinde bulundukları dönemin kritik olduğunu belirterek, inanç ve toplumsal dayanışmanın önemine dikkat çekti.

Etkinlik sonunda, panelin düzenlenmesinde katkı sağlayan Hamm AKM Cemevi Yönetim Kurulu’na teşekkür edildi. Alevi toplumunun tarihsel gerçeklerle yüzleşmesi ve inanç değerlerinin korunması için bu tür çalışmaların devam edeceği vurgulandı.

Alevi Gençliği Coşkuyla Bir Araya Geldi: Kültür Merkezi Kurultayı Başarıyla Tamamlandı

Alevi Kültür Merkezi Gençlik Komisyonu Kurultayı, yeni oluşturulan komisyon üyelerinin katılımıyla büyük bir coşkuyla gerçekleştirildi. Kurultaya, Alevi Kültür Merkezi Genel Başkanı İbrahim Sezikli, Genel Merkez yöneticileri, şube başkanları ve çok sayıda gençlik komisyonu üyesi katıldı.

Kurultayda, önceki dönemlerde Şube Gençlik Kolları’nda görev alarak emek veren tüm canlara teşekkür edildi. Gençlerin katkısının önemine vurgu yapılarak, “Emekleri Hakk divanına yazıla” ifadesi kullanıldı.

Yeni dönemde, Aleviliğin doğru bir şekilde öğretilmesi ve Yol’un öz değerlerinin gençler arasında daha güçlü bir şekilde tanıtılması amacıyla yeni gençlik komisyonu üyeleri görevlerine başladı. Üyelere başarılar dilenirken, “Hızır yardımcıları olsun” mesajı verildi.

Yeni Gençlik Komisyonu yönetimi şu şekilde belirlendi: Başkan Yadigar Ateş, Başkan Yardımcıları Ali Eren Yardak ve Damla Erdem, Sayman Hasan Basri Arık, Sekreter Doğan Devran Dağlı, Sosyal Medya Sorumlusu Dicle Gözel, İnanç Sorumlusu Rojin Biltekin, Etkinlik Sorumluları Baran Barış Yalçın ve Mustafa Sıncı olarak atandı. Ayrıca, yedek üyeler arasında Barış Boztemir, Tahir Selen ve Dilan Okta yer aldı.

Dayanışmanın Gücü: Pir Sultan Abdal Derneği’nde Halk Buluşması

Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Etimesgut Şubesi, 7 Aralık’ta Alevi toplumunun katılımıyla geniş kapsamlı bir dayanışma yemeği düzenliyor. “Pir Sultan’ın yolunda, halkın sesiyle, dostluğun ve dayanışmanın gücüyle buluşuyoruz” temasıyla gerçekleştirilecek etkinlik, toplumsal dayanışmanın önemine vurgu yapacak.

Etkinlikte, Alevi müziğinin tanınmış isimleri Mustafa Özarslan, Dursun Baykal, Feyzullah Ceylan, Yusuf Sarıkaya ve Mustafa Demirel sahne alacak. Gecede deyişler, semahlar, halaylar ve türkülerin yer alacağı bir program ile katılımcılar bir araya gelecek.

Alevi yolunun birlik ve rızalık kültürüne dikkat çekilen etkinlik duyurusunda, “Birlikte söyleyelim bu türküyü… Gelin canlar, türkülerle birleşelim, gönül gönüle olalım” ifadeleri kullanıldı. Bu çağrı, dayanışmanın ve dostluğun önemini vurguluyor.

Ücretsiz ve halka açık olacak dayanışma yemeği, 7 Aralık Pazar günü saat 19.00’da Botanik Düğün Salonu’nda gerçekleştirilecek. Tüm canların katılımına açık olan etkinlik, Alevi toplumunun sosyal ve kültürel bağlarını güçlendirmeyi amaçlıyor.

Etkinliğin adresi: Botanik Düğün Salonu, Eryaman 3. Etap, Şeyh Şamil Mah., Nihat Öztay Cad. No: 9/B, Etimesgut – Ankara. İletişim için Lale Günay (0536 862 12 96) ve Murat Özer (0543 363 39 91) ile irtibat kurulabilir.

Şehriban Mutluer: Camiyle asimilasyon planlarınıza karşıyız!

Dersim’in Nazımiye ilçesine bağlı Alevi köyü Hakis’te (Büyükyurt) İlçe Müftülüğü tarafından cami yapılmak istenmesi, köy sakinleri arasında büyük tepkilere yol açtı. Arzuman Ocağı evlatlarından Yol Yürütücüsü Ana Şehriban Mutluer, bu duruma sert bir şekilde karşı çıkarak, “Bizi tanık sandalyesinden alıp sanık sandalyesine oturttunuz, kestiniz, astınız, bitiremediniz camiyle mi bitireceksiniz?” ifadelerini kullandı. Mutluer, Alevi köylerine cami yapmak yerine devletin mevcut sorunlarını çözmesi gerektiğini vurguladı.

“Aleviliği asimile edecek bir babayiğit dünyaya gelmiş olsaydı, Osmanlı’dan bu tarafa Alevilik yaşanmazdı” diyen Mutluer, Alevilik inancının köklerine vurgu yaptı. Alevi köylerine cami yapmanın Aleviliği dönüştürmeyeceğinin altını çizen Mutluer, “Bize ait olanı yok sayarak, inancımızı değiştiremezsiniz” dedi.

Alevilik inancının yürütücülerinin, tarih boyunca bu inancı yaşatmak için çarıkla, sarıkla ve sazla yurtları dolaşarak taliplerini eğittiğini belirten Mutluer, “Devletin Alevi köylerine cami yapacağına önce diğer sorunları çözmesini bekliyoruz. 1800’lerde yaşayan bir ozanın sözleri hala geçerlidir; camiye gitmemek benim tercihimdir” şeklinde konuştu.

Mutluer, Alevi köylerine cami yapılmasının asimilasyona yol açmayacağını, geçmişte yaşananların da bunun kanıtı olduğunu ifade etti. “Camiye devletin memurunu atıyorsunuz. İnançta devletin memurunun arkasında namaz kılınıyor mu?” diyerek, inanç özgürlüğüne vurgu yaptı.

Son olarak, ibadetin kişisel bir tercih olduğunu belirten Mutluer, “Herkes kendi yolunun yolcusudur. Sen camine git, ben de cem evime giderim. İbadetimde özgürüm, sen de ibadetinde özgürsün. Boşa milletin parasını harcayıp Alevi köyüne cami yapma” dedi.

Düren’de Alevi Kültür Merkezi’nde Birlik Cemi Yapılıyor

Alevi Kültür Merkezi Düren, 22 Kasım 2025 Cumartesi günü saat 16.00’da Birlik Cemi düzenleyecek. Bu etkinlik, Alevi toplumunun birlik, dirlik ve muhabbet değerlerini güçlendirmeyi amaçlayan önemli bir buluşma olarak planlandı.

Merkez, tüm canlara birlik ve dayanışma çağrısında bulundu. Yapılan açıklamada, “Sevgili canlar, birliğimizi, dirliğimizi ve muhabbetimizi büyütmek için hep birlikte cem olalım” denildi. Bu sözler, cemlerin toplumsal dayanışma ve ortak değerlerde buluşmadaki önemini vurguluyor.

“Birlikteysek güçlüyüz, cemdeksek biriz” mesajı ile katılımcılara çağrıda bulunuldu. Birlik Cemi, Düren’de Alevi Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek ve etkinliğe katılım tüm canlara açık olacak.

Humus’ta Alevi gençlerin katledilmesi, acı gerçeği bir kez daha gözler önüne serdi.

Humus’ta Alevi iki genç, kaçırıldıktan sonra katledilmiş olarak bulundu. Wisam Dahir El Elî (23) ve Mihemed Salih El Elî (24) isimli gençler, sabah saatlerinde işlerine gitmek üzereyken Humus’un El Zehra mahallesinde kaçırıldılar.

Her iki gencin de Hekfa köyünden olduğu ve amca çocukları oldukları belirtildi. Aileleri, gençlerin kaybolduğunu fark ettikten sonra yaptıkları aramalar sonucunda, cenazelerinin El Weir Mahallesi’ndeki hastanede bulunduğunu öğrendi. Bu olay, Suriye’deki Alevi toplumu içinde büyük bir üzüntü ve infial yarattı.

Kaçırılma ve cinayet olayları, Alevi topluluğunun güvenliğini tehdit eden ciddi bir sorun olarak ortaya çıkıyor. Alevi gençlerin hedef alınması, inançlarına yönelik ayrımcı ve nefret dolu bir tutumun sonucudur. Bu tür olaylar, inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık hakları açısından kaygı vericidir.

BİR HAYALİM VAR… NECATİ ŞAHİN

“Dünyanın gördüğü her büyük başarı önce bir hayaldi.
En büyük çınar bir tohumdu.
En büyük kuş bir yumurtada gizliydi…”
Allen’in bu özdeyişini rehber edinerek başlayayım mı?
Anadolu HÜMANİZMAsı üzerine kurulu, kültür, sanat, felsefe, teoloji, arkeloji ağırlıklı;
Köy Enstitüleri ilkeleri ile çalışan Uluslararası bir
AKADEMİ kuralım mı?
Yunus Emre’nin “Emre”liği,
Mevlana’nın Sevgisi,
Yesevi’nin Vicdanı,
Ahi’nin Terazisi,
Pir Sultan’ın Deyişi,
Hacı Bektaş’ın Düsturu
Işığımız olsun mu?
Aklın gücünü,
Bilimin Aydınlığını,
Erdemin yüceliğini rehber alarak
“ANADOLU BARIŞ AKADEMİSİ” kurup Aydınlanma YOLculuğuna çıkalım mı?
Bu soylu Yolculukta
Acemi, Horasanı, Mezopotamyayı, Makedonya’yı dolanarak
Anadolu’nun kadimliğine inelim mi?
Aklı rehber, bilimi inanç eyleyerek HAKK ile Hak olalım mı?
NASIL MI?
Hayalimin Özetidir.:
Mitolojinin beşiği, Homerus’un Ilyada Destanındaki,
Tanrılar yurdu
İDA- KAZ DAĞLARI’nda
bir Plato…
Bir yanı Sarıkız -Baba Dağı, Bir yanı Truva, Bir Yanı Aristo’nun Felsefe Okulu Assos…
Karşı yayla Midilli …
Etrafı,
çam oramanları;
Etrafı,
Börtü-Böcek, Gülü-Çemen,
Binbir Çiçekli Yaylalar…
Platonun ortasında
Dört kapılı,
Kırk sütunlu,
Taş ve Ağaçtan yapılı
bir ilim irfan Yuvası:
ANADOLU-MEZOPOTAMYA-BALKAN FELSEFE -SANAT – KÜLTÜR AKADEMİSİ …
Kapısı,
Yüreği Sevgi,
Dili Barış diyen
her inanca, her ırka, her renge açık…
Dünyanın dört bucağından gelen Felsefe, Sanat, Kültür İnsanlarını mihman eden, Onların bilgeliği ile gençlere irşat olma fırsatı veren bir OKUL …
Barış, evrensel insan hakları, kadın erkek eşitliği, doğa bilinci ile CEM olan bir Dergah…
Aşevi, Konferans Salonları,
Seminar odaları; Kütüphane, Felsefe, Edebiyat, Resim, Heykel, Müzik, Arkeoloji Atölyeleri…
Volter, Goethe, Victor Hugo, Shakespeare,
Bedreddin, Pir Sultan, Nesimi, Xani, Nazım, Yaşar Kemal;
Gandi, Martin Luther King;
Da Vinci, Mimar Sinan, Picasso, Abidin Dino ;
Beethoven, Mozart, Theodorakis, Livaneli, Say, Sağ, Veysel gibi Dünyanın ortak değerlerinin
Ete kemiğe bürüneceği EKOL…
BİR VAKIF:
ANADOLU FELSEFE, SANAT, KÜLTÜR VAKFI
(Adını Muhabbet ile verelim…)
40 kişilik Kurucu,
12 kişilik Rıza Heyeti..
Hakka yürüyen CAN’dan boşalan yere Kurucu Heyet’en en yaşlı üyenin gelmesi…
Tüm Kararların Rızalık ile alma ilkesi…
Kadın Erkek Dengesi…
Bilim ile donatılmış,
sevgi ile yoğrulmuş Erdemli Toplum Muhabbeti…
Olur mu…?
Necati Şahin
Altınoluk, 07.10. 2021
Köln, 21.11.2025
***
(Gezdim, Gördüm, Konuştum…
Böyle yerler var
İda/Kazdağları’nda,
Tahtacı köylerinde…
Böyle hayali hayata geçirecek bir kurumumuz yok ama…
Hayal devam etsin…
Hayal yaşamaktır..
Eyvallah…)

Tokat’ta 275 Cem Evi ve İktidarın Asimilasyon Oyunu MAHBİP DİLEK

13 yıldır Sesim Gazetesi olarak Alevi köylerinin sorunlarını, maruz kaldıkları ayrımcılığı ve yapılan haksızlıkları yerinde inceleyerek haberleştiriyorum. Köy köy dolaşıp halkı dinledim; yaşadıkları sorunları birebir gözlemledim. Ne yazık ki her gittiğim Alevi köyünden içim acıyarak geri döndüm. Çünkü karşılaştıklarım kabul edilemeyecek kadar ağırdı.

Geçen hafta Tokat’ta bir maden davasına gittim. Yine tanıdık bir manzara… Alevi köylerinin ve Alevi inanç merkezlerinin üzerine kurulmak istenen bir maden projesi. Ancak halkın kararlılığı sayesinde dava kazanıldı. Bu zafer, bölge halkının inancına, doğasına ve kimliğine sahip çıkma iradesinin sonucudur.

Dava sonrası köy muhtarlarının bir ricası oldu. Ertesi gün valiliğin Alevi köylerinin muhtarları ve Tokat’taki 275 Cem Evi başkanıyla büyük bir toplantı organize ettiğini söylediler. Katılmamı istediler ve ben de gittim.

Toplantıda Tokat Valisi ile iktidarın dünya genelindeki bağımsız Alevi örgütlenmelerini etkisizleştirmek amacıyla kurduğu Alevi Bektaşi Kültür ve Cemevi Başkanlığı vardı. Muhtarların ve Cem Evi başkanlarının talepleri tek tek dinleniyor, not ediliyordu. Ancak açık bir koşul vardı:

Bu talepler ancak bu yeni yapıya destek verilirse, üyelik sağlanırsa karşılık bulacaktı.

Bunu bizzat kendi kulağımla duydum.

Ve insan sormadan edemiyor:

Bu devlet Alevilere hiçbir şeyi karşılıksız vermez mi?

Yıllardır değişmeyen bir tabloyla karşı karşıyayız:
Aleviler hizmet istediğinde ya oy talep ediliyor,
Ya parti üyeliği şart koşuluyor,
Şimdi de AKP’nin kurdurduğu bu yeni yapıya destek dayatılıyor.

Bu gerçekten üzücü bir durum.

Oysa Aleviler bu ülkenin en dürüst vergi veren topluluklarının başında geliyor.
Devlete yük olmuyor; tam tersine katkı sağlıyor.
Ama hizmet talep ettiklerinde baskı, yönlendirme ve koşullandırma ile karşı karşıya kalıyorlar.

Aleviler eşit yurttaşlık istiyor.
Karşılıksız hizmet istiyor.
Başkaları gibi hak ettiği hizmeti siyasi bir bedelle satın almak zorunda kalmak istemiyor.

Tokat’ta yaşanan bu tablo, yıllardır süregelen asimilasyon politikalarının yeni bir yüzüdür.

Bizler tüm bu girişimlerin farkındayız.
Alevi halkı da farkında.
Ve artık kimse asimilasyonun ambalajlanmış, makyajlanmış haline kanmıyor.

Aşk ile…

Sesim Gazetesi ⌉ Alevi Haber Ağı

Dijital Çağda Yol’un Geleceği KENAN KÜÇÜK

Bugünün genç kuşağı artık yalnızca köylerdeki cemlerde büyüyen, pirlerin nefesiyle yetişen bir nesil değil; dijital dünyanın hızlı akışında şekillenen, bilgiye ve etkiye anında ulaşan bir kuşaktır. Kimliklerini, değerlerini ve meraklarını büyük ölçüde sosyal medya ve yapay zekâ üzerinden oluşturuyorlar. Bu nedenle Aleviliğin geleceğini korumak istiyorsak hem cemevlerinde hem de dijital dünyada gençlerle nasıl iletişim kuracağımızı yeniden düşünmek zorundayız.

Alevilik yüzyıllar boyunca sözlü kültürle aktarıldı. Cem meydanı, muhabbet, nefes ve pirlerin yol bilgeliği her zaman Yol’un temel direkleri oldu. Ancak bugün gençlerin çoğu Aleviliği önce cemevinde değil, YouTube, TikTok ve Instagram gibi platformlarda karşılarına çıkan içeriklerden öğreniyor. Bu alanlar boş bırakıldığında ise Aleviliği asimile etmeye çalışan kişiler tarafından üretilmiş eksik, çarpıtılmış ve yanlış bilgiler gençlerin zihnine yerleşiyor. Gençleri Alevilikten koparmaya yönelik girişimler, başka bir inanca ait ritüellerin Alevilikmiş gibi sunulması veya Aleviliğin başka bir dinin koluymuş gibi gösterilmesi, asimilasyon riskini doğrudan artırıyor. İşte bu, dijital çağın en görünmez ve en güçlü tehdididir.

Cemevlerinin rolü bugün her zamankinden daha belirleyicidir. Çünkü erkanların, öğretilerin ve Yol’un özünün farklı kuşakların anlayabileceği bir dille aktarılması gerekir. Gençler ağır, kapalı ve resmi anlatımlardan uzaklaşıyor; sade, açık ve yaşamla bağ kuran bir dili benimsiyor. Bu nedenle gençlere yönelik muhabbet ortamı onların dünyasına ve anlayacağı dile uygun şekilde oluşturulmalıdır. Gençlerin diliyle kurulan bu doğal ve samimi iletişim, Yol’un özünü geleceğe taşımada en etkili köprüdür.

Bugünün gençleri bilgiyi kitaplardan çok uygulama, deneyim, etkileşim ve yaratıcılık üzerinden öğreniyor. Sadece dinlemek değil; dokunmak, üretmek, tartışmak ve paylaşmak istiyorlar. Bu nedenle cemevlerinde genç kuşağa yönelik atölye çalışmaları düzenlemek, Yol’un geleceği açısından hayati bir ihtiyaçtır.

Geçmişte pirlerimiz, çağlarının olanaklarıyla gençleri sözlü kültür, muhabbet, görgü ve hizmet üzerinden yetiştiriyordu. Bugün ise bu öz korunarak çağın araçlarıyla güçlendirilmelidir. İşte atölyeler tam da bu noktada devreye girer.

Ancak cemevlerimizde yüz yüze eğitim tek başına yeterli değildir. Gençler günün büyük bölümünü dijital ortamda geçiriyor. Eğer cemevleri bu alanı boş bırakırsa dijital dünyadaki boşluğu başkaları doldurur ve gençler Aleviliği yanlış kaynaklardan öğrenmeye devam eder. Bu nedenle cemevlerinin sosyal medya hesapları yalnızca taziye, zengin menü, kahvaltı veya duyuru paylaşan sayfalar olmamalıdır. Asimilasyona karşı bilinçlendirici içerikler sunmalı; Yol’un özünü sade bir dille aktarmalı; cem, semah, rızalık, delil, lokma ve Yol’un felsefesini gençlere hitap eden kısa videolarla paylaşmalıdır. Genç pirler ve zakirlerin katılımıyla interaktif içerikler hazırlanmalı ve gençler sürece dahil edilmelidir.

Gençlerin Aleviliğe ilgisiz olduğu düşüncesi doğru değildir. Sorun ilgisizlik değil, gençlerin diliyle konuşmakta geç kalınmasıdır. Gençler cemlere geldiklerinde kendilerini anlayan, kabul eden ve yaşadıkları çağın diliyle konuşan bir ortam görmek istiyor. Onların beklentisi ağır ve kapalı ifadeler değil; sade, açık, samimi ve yaşamla bağ kuran bir anlatımdır.

Cem meydanına gelen gençler erkanın neden yapıldığını, her hizmetin anlamını ve rızalıkla görgünün yaşamla bağını duymak istiyor. Sadece izleyen değil; sürece dahil olan, soru sorabilen, kendini ifade edebilen bir ortam talep ediyorlar. Gençler için cem, sadece ritüellerin tekrarlandığı bir yer değil; Yol’un felsefesini anlayabildikleri ve kimlikleriyle bağ kurabildikleri bir alan olmalıdır. Bu nedenle genç pirlerin, genç zakirlerin ve gençlere yakın bir dil kullanabilen örnek kişilerin varlığı önemlidir.

Cemevlerimizde verilen yüz yüze eğitim muhabbet, sohbet, nefes, lokma ve rızalık üzerinden yürüdüğünde gençler kendilerini Yol’un bir parçası olarak hisseder. Gençlerin beklentisi cemde gördükleri her hizmetin neden yapıldığını bilmektir. Yol’un felsefesini, edebini ve özünü kendi anlayabildikleri dille duymaktır. Bu karşılandığında gençler Aleviliği benimser, içselleştirir ve gönüllü olarak taşır.

Gençlerin aidiyet hissetmesi için eğitim yalnızca bilgi aktarmakla sınırlı kalmamalıdır. Toplulukla bağ kurduklarını hissettiklerinde kimliklerini sahiplenir ve bilgiyi içselleştirirler. Bu nedenle cemevinde verilen eğitim ile dijital ortamda hazırlanan çalışmalar birbirini tamamlamalıdır.

Tüm bunları başarabilmek için kuşaklar arası çatışmaya yol açmadan, Aleviliğin temel kuralı olan “ele ele, el hakka” anlayışıyla cemevlerinde gençlere alan açmak, yönetimlerde söz sahibi olmalarını sağlamak ve en önemlisi onlara güvenmek gerekir. Çünkü yarının hakikatini koruyacak olanlar bugün doğru bir şekilde ulaştığımız gençlerdir.

Aşk ile

21.11.2025 Alevi Haber Ağı