Ana Sayfa Blog Sayfa 670

Şirnex’te kömür madeni genişletiliyor

Madenlerle kuşatılan Şirnex coğrafyası yerle bir edilmeye devam edilirken, onlarca kömür madeninin olduğu ilde bir kömür maden alanı genişletiliyor. Diğer Türkiye coğrafyasında ise termik santral sayısı giderek artıyor

Şirnex’in (Şırnak) Girkê Emo (Silopi) Belikan (Ballıkaya) köyü mevkiinde bir şirket tarafından işletilen kömür ocağında alan ve üretimde kapasite artışına gidileceği duyuruldu. 11 hektarlık alanın yaklaşık 14 hektar daha arttırılarak yaklaşık 25 hektara çıkarılacağı belirtildi. Maden alanında kademeli açık ocak işletme metodu ile üretim yapılacak. Proje kapsamında ocaktan yıllık 390.000 ton (pasa + cevher) üretim yapılacağı açıklanırken, çıkan kömür termik santrallere gönderilecek.

Şirnex zehirleniyor

Şirnex’te termik santraller; 405MW Ciner Gurubu, 270MW Galata Enerji, 182 MW Karadeniz enerji. Bu şirketlerin toplam enerji üretim gücü 860 MW ve bu enerjiyi üretebilmek için günlük yaklaşık 25.000 ton asfaltit adı verilen karbon kayaların ve kömürün yakılması gerekiyor. Asfaltitin kül oranı yüzde 35 ve bir günde yaklaşık 10 bin ton kül ile 9.000 ton kanserojen gazlar atmosfere salınıyor. Külün içeriğinde silisyum, alüminyum, demir oksitler yanı sıra toprağa, suya ve çevreye yayılabilecek kadmiyum, civa, kurşun, arsenik gibi ağır metaller, uranyum ve havaya dağılan radon gazı bulunuyor.

Enerji ve maden işgali

Şirketler Türkiye’nin her bölgesinde yaptığını Kürdistan coğrafyasında misliyle gerçekleştiriyor. Geçmiş yıllarda köyleri zorla boşaltılıp, binlerce insanın göçe zorlandığı Şirnex bugün de benzer baskılarla yüz yüze. Bugün yine dayatılan şey doğal alanların sermaye birikimine eklemlenerek bölgenin insansızlaştırılması süreci işletiliyor. Orman yangınları ve ağaç kesimleri ile köyler her yıl tehdit altına alınarak boşaltılmaya çalışılıyor. Öte yandan termik santraller, HES’ler ve maden işletmeleri her geçen gün genişlerken, sadece Qilaban’ın (Uludere) yüzölçümünün yaklaşık yüzde 75’i tek seferde yapılan ihaleyle sermayenin hizmetine koşulması dikkat çekiyor.

Şirnex sermaye ablukasında

Şirnex’ın Qilaban (Uludere) coğrafyasında 54 bin 009,77 hektar yani 540 bin 097,7 dönüm doğal alan, 250 bin ton kapasiteli kurşun ve çinko ile 2 milyon 400 bin ton bakır için şirketlere ihale yoluyla peşkeş çekildi. Qilaban’ın yüzölçümünün 73 bin 100 hektar olması ve 54 bin hektar alanın Qilaban coğrafyasının yüzde 75’inin maden sahası olarak işgal edilme adımları bölgeye dair birçok ipucu barındırmakta. Diğer yandan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın Şirnex’in merkez, Cizîra Botan (Cizre), Qilaban (Uludere), Hezex (İdil), Gundi Melayê Batê (Beytüşşebap) ve Girkê Emo (Silopi) ilçelerindeki 22 ayrı bölgede ÇED raporuna gerek görmeden maden arama izni vermiş olması bölgede açık bir yağma yaşandığının göstergesi.

Türkiye kömürde ilk üçte

Türkiye, yaklaşık 11 bin MW’lık kömürlü termik santral proje stoku ile dünyada en fazla kömür santrali projesi olan Çin ve Hindistan’ın ardından üçüncü ülke konumunda. Global Energy Monitor tarafından her yıl kömürlü termik santrallerin bir değerlendirmesini sunan ‘‘Yükseliş ve Çöküş 2023: Kömürlü Termik Santrallerin Küresel Takibi’’ raporunun dokuzuncusu dün yayınlandı. Türkiye özelinde bir incelemenin de sunulduğu raporda, finansman bulunamaması ve yasal sıkıntılara rağmen Türkiye’nin tüm dünyada planlanan kömürlü termik santral kapasitesi bakımından, Çin ve Hindistan’ın ardından üçüncü sırada yer aldığı belirtiliyor.

11 bin MW’lık proje var

2022 itibarıyla, Türkiye’nin proje stokunda yaklaşık 11 GW’lık kömürlü termik santral projesinin yer aldığı belirtilen raporda, bu projelerin tamamının finansman bulmakta zorlandığına ya da bir dizi yasal aksaklıkla karşılaştığına dikkat çekildi. Bu durumu kanıtlayan gelişmelerden biri de proje stokundaki 11 GW kömürlü termik santral kapasitesine karşılık Enerji Bakanlığı’nın Ulusal Enerji Planı’nda 2035 yılına kadar 3,2 GW’lık yeni kömürlü termik santral kapasitesi öngörmesi.

2022’de bir santral devreye alındı

Paris Anlaşması’nı onaylayan Türkiye’de 2022 yılında açılışı yapılan tek santral, 1,3 GW’lık kapasiteye sahip Adana’nın Yumurtalık ilçesi Sugözü sahilinde faaliyete geçen Çin finansmanlı Emba Hunutlu Kömür Santrali oldu.

Uludere’nin yüzde 75’i

Şirnex coğrafyası kömür ve asfaltit madenleri dışında her türden maden için abluka altına alınmış durumda. Uludere’nin yüzölçümü 73 bin 100 hektar ve bunun 54 bin hektar alanında Uludere coğrafyasının yüzde 75’inin maden sahası olarak ihale edildi. Diğer yandan Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Şırnak’ın merkez, Cizre, Uludere, İdil, Beytüşşebap ve Silopi ilçelerindeki 22 ayrı bölgede ÇED raporuna gerek görmeden maden arama izni vermiş olması bölgede açık bir yağma yaşandığını ortaya koymakta.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Şirnexte #kömür #madeni #genişletiliyor

Listede yer verilmeyen ve cinayetlerle anılan AKP’li 4 vekil yargılancak mı?

Cinayetlerle ismi anılan AKP’li 4 vekil yeni dönem için aday gösterilmedi. Vekillerin dokunulmazlık zırhı kalktıktan sonra yargılanıp yargılanmayacağı merak konusu 

14 Mayıs seçimlerinin hazırlıkları sürerken, siyasi partiler, aday listelerini dün Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sundu.

AKP’de Riha’nın Pirsus ilçesinde Şenyaşar ailesinden 3 kişinin ölümüne karışan İbrahim Halil Yıldız, Giresun’da Rabia Naz Vatan’ın ölüm olayına karışan Nurettin Canikli, Nadira Kadirova’nın evinde şüpheli olarak ölü bulunduğu Şirin Ünal ve Yeldana Kaharman’yı cinsel saldırı sonrasında öldürdüğü belirtilen Tolga Ağar, aday listesinde yer almadı.

Bu isimlerin dokunulmazlıkları kaldırıldıktan sonra yargılanıp yargılanmayacağı ise merak konusu.

Rabia Naz’ın ölümü

Giresun’un Eynesil ilçesinde Rabia Naz Vatan, 12 Nisan 2018’de şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Vatan’ın ölümünün intihar ya da yüksekten düşme olduğu öne sürülse de aile kızlarına siyah bir aracın çarptığını ve AKP Giresun Milletvekili Nurettin Canikli’nin devreye girerek olayı kapattığını söyledi. Vatan’ın şüpheli ölümünün araştırıldığı dosyada, 16 Temmuz 2020’de takipsizlik kararı verildi. Rabia Naz Vatan’ın babası Şaban Vatan ise yıllardır adalet mücadelesini sürdürüyor.

Nadira Kadirova’nın ölümü

Nadira Kadirova, 23 Eylül 2019’da AKP İstanbul Milletvekili Şirin Ünal’ın evinde şüpheli bir şekilde ölü bulundu. Türkiye’de hastalara bakan yardımcı personel olarak çalışan Kadirova, şüpheli bir şekilde hayatını kaybetmeden bir yıl önce Ünal’ın hasta eşine bakıyordu. Kadirova, Ünal’a ait tabanca ile hayatını kaybederken, Kadirova’nın intihar ettiği öne sürüldü.

Savcılık, şüpheli ölümün intihar olduğunu iddia ederek dosyayı kapattı. Ailenin avukatı ise konuya ilişkin Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) başvurdu. Daha sonra Kadirova’nın intihar ettiği iddia edilen olay yeri tutanağında, Kadirova’nın cesediyle silah arasında 153 santimetre olduğu kayda geçti. Daha sonra bilgisayarda hazırlanan krokide ise bu mesafe 57 santimetre olarak ölçüldü. Davaya bakan avukat İlyas Doğan ise  “Olay sırasında bir kavga yaşanmış. Normal bir intihar olayının çok uzağında” diye konuştu.

Yeldana Kaharman

Xarpet’teki (Elazığ) evinde 2019 yılında ölü bulunan Yeldana Kaharman’ın da Kadirova gibi intihar ettiği öne sürüldü. Fakat olaydan 2 yıl sonra devlet bağlantılı organize suç örgütü lideri Sedat Peker, şüpheli ölüme ilişkin Eski İçişleri Bakanı Mehmet Ağar’ın oğlu AKP Milletvekili Tolga Ağar’ı işaret etti. Peker, Ağar’ın Kaharman’a cinsel saldırıda bulunduğu ve şikayetçi olduktan sonra Kaharman’ın ölü bulunduğunu söyledi.

Peker, “Tolga Ağar’ın bir kız arkadaşı var Kırgız ya da Kazak uyruklu. Kızcağız jandarmaya gidiyor, ‘Tolga Ağar bana tecavüz etti’ diye. Kız şikâyet ediyor. Daha sonra kızı helikopterle aldırıyorlar. Kız ertesi gün ölü bulunuyor. Orada bir garipcağız öldü, herkes biliyor kimse sesini açmıyor” diye konuştu.

Rapor durumu yalanladı

Malatya Adli Tıp Grup Başkanlığı, Kaharman’ın ölümüne ilişkin otopsi ve toksikoloji raporunu yayınladı. Kaharman’ın çok alkol aldıktan sonra intihar ettiği öne sürülse de rapor durumu yalanladı. Raporda, Kaharman’ın kanında alkol bulunamadı. Yine raporda Kaharman’ın vücudunda ölümden önce vücudunun bazı bölgelerinde morluklar bulunurken kendini astığı ifade edilmesine rağmen boyundaki yumuşak doku, kemik ve kıkırdaktaki herhangi bir morluk bulunmadı. Yani dışarıdan bakıldığında görülen telem izi açıldığında içeride herhangi bir kanama, doku zedelenmesi veya kıkırdak, kemik hasarı yok. Bu da Yeldana’nın öldürüldükten sonra asıldığı şüphelerini akla getiren bir durum.

Şenyaşar ailesi katliamı

Riha’nın Pirsus ilçesinde 2018 seçimlerinde önce AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız seçim gezinde Hacı Esvet Şenyaşar’ın dükkanına gitti. Yurtsever olduğu bilinen Şenyaşar ailesi ziyaret sırasında “Size verecek oyumuz yok” sözleri üzerine Yıldız’ın akrabalarından oluşan korumalar aileye ateş etti. Saldırıda, Mehmet Şah Yıldız yaşamını yitirirken, yaralanan Celal, Adil ve Esvet Şenyaşar ise kaldırıldıkları hastanede İbrahim Halil Yıldız’ın da aralarında bulunduğu bir grup tarafından katledildi.

Saldırıda yararlanan Fadıl Şenyaşar ise tedavisi biter bitmez tutuklandı. Şenyaşar ailesinden Celal Şenyaşar’ı öldürmekten ve Adil Şenyaşar’ı yaralamak suçundan beş yıldır hakkında yakalama kararı bulunan İbrahim Yıldız tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi.

Kamu görevlileri ve AKP’li yetkililer açıklamalarıyla Yıldız ailesine sahip çıkarken, olayla ilgili soruşturmanın da savsaklanması üzerine Emine Şenyaşar, 8 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde Adalet Nöbeti başlattı.

Haber: MA / Berivan Kutlu

 

#Listede #yer #verilmeyen #cinayetlerle #anılan #AKPli #vekil #yargılancak #mı

Haksızlığa susmadı, isyankardı…

Üveyş Öcalan, 30 yıl önce bu dünyaya veda etti. Bir kadının katledilmesiyle ilk başkaldırısını gerçekleştiren, isyankar kişiliğiyle bilinen Üveyş Öcalan’ın, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın kadın özgürlükçü paradigmasında önemli rolü var

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, Kürt kadının kölelik-özgürlük sorununda derin çözümlemeler yapmasında önemli rolü olan annesi Üveyş Öcalan’ın yaşamını yitirmesinin üzerinden 30 yıl geçti. Üveyş Öcalan, 11 Nisan 1993’te hastalığı dolayısıyla tedavi gördüğü hastanede yaşamını yitirdi. 75 yaşında hayata veda eden Üveyş Öcalan, Kürt kadın özgürlük mücadelesine de ilham oldu.

Çocuk yaşta evlendirildi

Riha’nın (Urfa) Xelfetî (Halfeti) ilçesine bağlı Amara (Ömerli) köyünde, 26 Kasım 1918’de dünyaya geldi Üveyş Öcalan. Kürt bir baba ve Türkmen bir annenin çocuğuydu. Çocuk yaşta komşu Türkmen köyünden biri ile evlendirilir. Daha evliliğinin birinci yılında, evli olduğu erkek bir kadını kaçırmaya çalışır ve kaçmayı kabul etmeyen kadın katledilir. Yaşananlara tanık olan Üveyş Öcalan, evli olduğu erkek aleyhine ifade vererek, feodaliteye ilk başkaldırısını gerçekleştirir…

Bir çocuğunu yitirdi

Yaşananların ardından Ömer Öcalan ile evlendirilir Üveyş Öcalan ve onun ilk evliliğinden olan kızı Gülsüme’ye de annelik eder. Kendisinin de bu evlilikten 3 kız, 4 erkek çocuğu olur. Ancak son çocuğu Ali, beyninde oluşan tümör nedeniyle henüz 12 yaşındayken yaşamını yitirir.

Anneye başka bir hediye

Tarih 4 Nisan 1949’u gösterdiğinde Üveyş Öcalan, Abdullah Öcalan’ı dünyaya getirir. Abdullah Öcalan, annesiyle ilgili değerlendirmelerinde şunlara yer verir: “Biraz para kazanmama rağmen anama şöyle bir hediye alayım diye düşünmedim. Belki o bunu yadırgamıştır ama bana göre evlatlık farklı olmalıydı. Ona layık bir evlat olma bana göre Kurdistan için savaşma, düşünme ve değer yaratmaydı. Bitip tükenmiş bir ana oğul veya aile ilişkisini bir ülke ilişkisine, yurtseverlik ve ana toprak ilişkisine götürmek en anlamlısı, en yücesi oldu.”

Kimseye boyun eğmezdi

Annesinin isyankar karakterine dair de şu belirlemeyi yapar Abdullah Öcalan: “Kavga etmeyi bana erken yaşta öğretti. Hâlâ etkilerini taşıyorum. Anam bana şöyle bir duygu kazandırdı; bana sığınarak, hep benden destek alarak, yardım görerek, öyle ağlayıp sızlayarak, özellikle böyle davranarak yaşayamazsın, mutlaka bir cevabın olacak. Annem tam bir isyan tufanıydı. Kimseye boyun eğmezdi. Kadın-erkek fark etmezdi, üstüne yürür, hesabını sorardı.”

Üzerimde somut etkisi var

Kendi kişiliğinde annesinin etkisine de işaret eden Abdullah Öcalan, “Anamın etkisi olmasaydı, ben kadınlara böyle yaklaşır mıydım? Bu ilişkilerin benim üzerimdeki dolaylı etkileri, kadınlara dikkat etmeme yol açmıştır. Ana gücü, ananın savaşçılığı, bunun benim üzerimdeki etkisi beni kadın sorununa dikkat etmeye götürdü. Böyle bir kadının, öyle kolay erkek egemenliğine girmek istemeyen bir kadının etkisi zaten çok somuttur” der.

Bizim hayrımız mücadeledir

PKK Lideri, annesi Üveyş Öcalan’ın yaşamını yitirmeden önceki son sözlerine dair ise şunları söyler: “Anam son nefesini verirken ‘adıma çok hayır yapın, çok dua edin’ demiş. Bizim hayrımız ve duamız mücadeledir. Kurdistan’ın kendisini bir ana gerçeği gibi düşünmeliyiz. Kurdistan’ı ana toprak, anayurt gibi görüp değerlendirerek ve özgürleştirerek anlam vermeliyiz.”

Amara’da toprağa verildi

Üveyş Öcalan, oğlu Abdullah Öcalan’ın tüm halklarda yarattığı özgürlük ve direniş tutkusunu yaşamına nakşetmeye çalışırken, şeker hastalığına yakalanır ve bir bacağı kesilir. Kısa zaman sonra Adana’da kaldırıldığı hastanede tedavi görmeye başlar. Ancak, tedavi gördüğü hastanede 11 Nisan 1993 tarihinde hayata gözlerini yumar. Cenazesi ise daha sonra doğup büyüdüğü Amara’da toprağa verilir.

‘Hepimizin annesi Üveyş Öcalan’

Kürt Yazar ve Gazeteci Musa Anter “Hatıralarım” kitabında 1991’de Halkın Emek Partisi’nin (HEP) Ankara’da gerçekleşen kongresine Üveyş Öcalan’ın da katıldığını aktararak, atmosferi şu sözlerle paylaşır: “Anons şeref misafirleri ile yapıldı. Benim için şu, şu, şu dedemiz Musa Anter ve hepimizin annesi Üveyş Öcalan da aramızda dendi. Kıyametler koptu. Binlerce insan elimizi öpmek için sıraya girdi. Bu ara güzel nükteler de oldu… Cidden bu kongre hayatımın en renkli sahifelerinden biri oldu.”

‘Her zaman direnmemizi istedi’

Annesi Üveyş Öcalan’ı kızı Fatma Öcalan ise verdiği bir röportajda şöyle ifade eder: “Biz dışarıda birileri ile kavga ettiğimiz zaman annem her zaman direnmemizi istiyordu. Direnmekle kazanılacağını öğretiyordu. Annem bizi büyütmenin yanında sürekli tarla işleri ile uğraşıyordu, ev işlerini de yapıyordu. Abim Abdullah’ı çok seviyordu. Hastalandığı zaman da sürekli onu soruyor, onu bir gün görme umuduyla yaşıyordu…”

Haber: Gülşen Koçuk/Jinnews

#Haksızlığa #susmadı #isyankardı

Dina cinayeti: 3 kez serbest bırakılan kişi 4’ncü kez gözaltında

Karabük’te Gabonlu öğrenci Dina’nın ölümüyle ilgili başlatılan soruşturmada, daha önce üç kez gözaltına alınıp serbest bırakılan şüpheli bir kez daha gözaltına alındı

Karabük’te, Filyos Çayı’nda cansız bedeni bulunan Gabon uyruklu Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nun (17) ölümüyle ilgili yürütülen soruşturma kapsamında, 3 kez gözaltına alınıp, savcılığın tutuklama talebiyle mahkemeye sevk ettiği ve mahkemenin 3 kez serbest bıraktığı D.A., 4’üncü kez gözaltına alındı.

Ibouanga’nun Filyos Çayı’nda 26 Mart’ta cansız bedeni bulundu. Olayla ilgili yürütülen soruşturma kapsamında Dinabongho’nun ölümüyle ilgili bağlantısı olduğu düşünülen 3’ü yabancı, 8 kişi, farklı zamanlarda gözaltına alındı. Şüphelilerden 5’i savcılık ifadesinin ardından, 3’ü ise adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Dina’nın ölümünden önce otomobiline bindiği D.A. da geçtiğimiz hafta içinde 3 kez gözaltına alındı. Emniyetteki işlemlerinin ardından sevk edildiği savcılık tarafından tutuklama talebiyle 3 kez mahkemeye sevk edilen D.A. mahkeme tarafından 3’ünde de adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

D.A.’nın yeniden serbest kalmasına Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı itiraz etti. D.A., itiraz üzerine savcılığın talimatıyla polis tarafından 4’üncü kez gözaltına alındı. Olayla ilgili yeni bir delil bulunduğu iddia edilirken D.A.’nın  emniyetteki işlemleri sürüyor.

KARABÜK

#Dina #cinayeti #kez #serbest #bırakılan #kişi #4ncü #kez #gözaltında

Ev içi şiddet deprem çadırlarına da taşındı: Şikayetler işleme alınmıyor

Kırkyama Kadın Dayanışması üyesi Tülay Korkutan, çadırlarda şiddete maruz kalan kadınların maruz kaldığı şiddeti örnekleriyle anlattı ve şikayet edilecek bir merci bulunmamasını eleştirdi

Yaklaşık iki ay önce, 6 Şubat’ta Mereş merkezli yaşanan depremler 11 kentte büyük yıkımlara ve can kayıplarına yol açtı. Ev içinde artan erkek şiddetini önlemede tek bir adım atmayan AKP-MHP iktidarı, üstüne 6284 sayılı yasayı hedef aldı. Deprem bölgelerinde ise kadına yönelik şiddet çadırlara da taşındı. Karakollar, adliyeler ise işlem almıyor. Bu durum erkeklere daha da cesaret veriyor.

Kırkyama Kadın Dayanışması üyesi Tülay Korkutan, deprem bölgesinde kadınların yaşadığı sorunları Jinnews’ten Dilan Babat’a anlattı.

Temel ihtiyaçlar hala eksik

Kırkyama Kadın Dayanışması’nın 2018 tarihinden bu yana Hatay’da faaliyet yürüttüğünü söyleyen Tülay Korkutan, “Hala çok ciddi en temel ihtiyaçlar karşılanmış değil. Hijyen malzemeleri, iç çamaşırı ve pede ulaşım noktasında sıkıntılar devam ediyor. Bu 2 ayın sonunda dayanışma sınırlı seviyeye ulaştı. O yüzden hala pede ihtiyaç var” dedi.

Bütün yük kadınlarda

Tülay Korkutan

Kırıkyama Kadın Dayanışması olarak, hijyen kitlerini kadınlara ulaştırmaya çalıştıklarını dile getiren Korkutan, “Burada yaşamın her yerinde olduğu gibi çadırda yaşam çok zor. Orada yeniden üretim süreci, çocukların ve diğer ailelerin bakımı kadınların üzerinde. Suya ulaşım zor, hijyen ürünlerine ulaşım çok zor. Kadınlar kendi travmalarını yaşamıyor çünkü bakmak zorunda kaldıkları çocukları ve diğer aile üyeleri var” diye konuştu.

Pala ile çadır basıldı

Doğal afetler ve savaş koşullarında kadınlar ve çocuklar için güvenli alanların olmadığına vurgu yapan Korkutan, erkek şiddetine dikkat çekti. “Çadırda yaşayan evli olduğu erkekten boşanmış olan ya da hala evli olduğu erkek tarafından şiddete maruz kalmış kadınlar bize ulaşıyor” diyen Korkutan, “En son Hatay’da bir kadının çadırı boşanmak istediği erkek tarafından elinde palayla basıldı. O kadın bize ulaştı, biz de çeşitli kurumlara başvurduk, uzaklaştırma kararı aldık. Erkek şiddeti vardı ama depremde artmış durumda” sözlerini kullandı.

Erkeklere güç verildi

Deprem bölgesinde evi yıkılan kadınların şiddete maruz kaldığı erkeğin evine dönmek zorunda kaldığı için kadının üzerine kaynar su döküldüğünü de aktaran Korkutan, şunları ekledi: “6284 sayılı kanun tartışılıyor, bu da erkeklere güç veriyor. Deprem bölgesinde karakollar ve adliye işlem almıyor. Hatay’da devletin hiçbir yapısının halka dönük hizmeti hala söz konusu değil ve bu kadınlar için de böyle. Kadın örgütleri olarak ve toplumsal dinamikler açısından bu anlamda neler yapabileceğimizi konuşmamız lazım.”

Bir erkek çadırda kızını katletti

Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Serinyol’daki Mustafa Kemal Paşa Mahallesi’nde salı günü bir erkek, kendi kızını çadırda silahla vurarak katletti. Birgün’den İlay’da Kaya’nın haberine göre; erkeğin “Ava gidecektim yanlışlıkla oldu” diyerek kendini savunmasına tepki gösteren Antakya Mor Dayanışma üyesi Selver Büyükkeleş, “Önlem alınmazsa şiddetin, istismarın boyutu katlanarak artacak. Depremde evini kaybeden kadınlara süresiz barınma alanları sağlanmalı. Boşandığı erkekle aynı çadırda kalmak zorunda olan kadınlar var” dedi.

HATAY

#içi #şiddet #deprem #çadırlarına #taşındı #Şikayetler #işleme #alınmıyor

Gülüm, Dina Ibouaganga’ın ölümünü Meclis gündemine taşıdı

HDP Milletvekilli Gülüm, Filyos Çayı’nda ölü bulunan öğrenci Dina Ibouaganga’yı Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’a sordu

Gabon’dan 3 ay önce Türkiye’ye üniversite eğitimi için gelen 18 yaşındaki Karabük Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Enerji Sistemleri Mühendisliği bölümü hazırlık sınıfı öğrencisi Dina Ibouaganga, 26 Mart’ta Karabük’te Filyos Çayı’nda ölü bulunmuştu.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Züleyha Gülüm, Ibouaganga’nın ölümüne ilişkin yapılan soruşturmaya konulan gizlilik kararını ve Ibouaganga’nın ölümünü haberleştiren gazetecinin gözaltına alınma gerekçesini yanıtlaması için Cumhurbaşkanı Yardımcısı Fuat Oktay’ın yanıtlaması istemiyle Meclis’e soru önergesi verdi.

‘Annesine sesli mesajda öldürülebilirim dedi’

Gülüm “Basında çıkan haberlerde; Dina’nın ailesi için bir cep telefonu aldığı, bu telefonu göndermek için gittiği PTT’deki bazı görevlilerin Dina’nın iletişim bilgilerini alıp sonrasında taciz ettikleri bilgileri yer almaktadır. Dina’nın ailesine gönderdiği cep telefonu mesajlarında da Karabük’te siyahi öğrencilerin taciz edildiğini, ırkçı ve ayrımcı muamele gördüklerini ayrıca öldürülmeden birgün önce bulunduğu yerden ayrılmak için telefonda annesine yalvardığı ve ‘öldürülebilirim’ dediği sesli mesajlar gönderdiği ifade edilmiştir” dedi.

Haberi yapan Gazeteci gözaltında

Gülüm “Dina’nın cesedinin bulunmasından saatler önce bulunduğu evden çıplak ayakla koşarak uzaklaştığını ve şüpheli D.A.’nın arabasına bindiğini gösteren görüntüler ortaya çıkmıştır. Videoyu yayımlayan gazeteci ise gözaltına alınmıştır” dedi.

‘Doktor: Beyanda bulunamayız’

Ölü muayene ve otopsi tutanağında bilirkişi raporuna değinen Gülüm, “Doktorun ‘Şu anlık biz herhangi bir şekilde, ölümün nasıl gerçekleştiğine dair beyanda bulunamayız’ ifadesine rağmen Karabük Savcılığı tarafından Dina’nın suda boğulma sonucu öldüğü ifade edilmiştir” dedi.

Gözaltıların bırakılmasına değinen Gülüm “Dina’nın arabasına bindiği kamera görüntüleriyle tespit edilen ve verdiği çelişkili ifadeler nedeniyle 3 kez gözaltına alınan şüpheli D.A. dahil cinayete ilişkin gözaltına alınan 8 şüpheli serbest bırakılmıştır. Dosyaya da gizlilik kararı getirilmiştir” dedi.

Gülüm konuya dair verdiği soru önergesinde Fuat Oktay’ın cevaplaması için şu soruları yöneltti:

  • “Karabük Üniversitesi öğrencisi Dina’nın cinayetine ilişkin soruşturma hangi aşamadadır? Soruşturma dosyasına gizlilik kararı getirilmesinin nedeni nedir?
  • Ön otopsi raporunda suda boğulduğuna dair herhangi bir ifade olmamasına rağmen Karabük Savcılığı hangi kanıtlara dayanarak Dina’nın suda boğulma sonucu öldüğünü ifade etmiştir?
  • Karabük’te siyahi öğrencilerin taciz edildiği, ırkçı ve ayrımcı muameleye maruz kaldıkları ve Dina’nın ölümünün de bunlarla ilişkili olduğu iddiaları ortadayken Savcılık açıklamasıyla söz konusu iddiaların üstü mü örtülmeye çalışılmaktadır?
  • Dina’nın kamera görüntülerini yayınlayan gazetecinin gözaltına alınma gerekçesi nedir?
  • Dina’nın iletişim bilgilerini alıp sonrasında onu taciz ettikleri belirtilen PTT’de görevli kişilere ait telefon kayıtları araştırıldı mı? Arabasına bindiği kamera görüntüleriyle tespit edilen ve verdiği çelişkili ifadeler nedeniyle 3 kez gözaltına alınan şüpheli D.A. neden serbest bırakılmıştır?
  • İstanbul Sözleşmesi’nden çıkmanızın, kadın kazanımlarını ortadan kaldırmanızın, kadın katillerinin korunuyor olmasının ve mülteci düşmanlığının bu cinayete yol açtığını düşünüyor musunuz?
  • Karabük’te bulunan yabancı öğrencilerin çeteler tarafından tuzağa düşürüldüğü iddiaları doğru mudur? Bu çetelere karşı hangi önlemler alınmaktadır?

HABER MERKEZİ

#Gülüm #Dina #Ibouagangaın #ölümünü #Meclis #gündemine #taşıdı

Hüda-Par AKP ile anlaştı: 58 Hizbullah tetikçisi serbest bırakıldı

Hizbullah’ın silahlı yapılanmasında yer alan ve 183 yurttaşın ölümünden sorumlu olan 58 tetikçinin serbest bırakıldıkları ortaya çıktı

Hizbullah’ın silahlı yapılanmasında yer alan faili meçhul cinayetlerden sorumlu tutulan 58 tetikçinin serbest bırakıldığı ortaya çıktı.

Sözcü’den Özgür Cebe’nin haberine göre, farklı tarihlerde ve farklı mahkemelerde yargılanan 58 Hizbullahçı “Anayasal düzeni silah zoruyla yıkma” suçlarından ağırlaştırılmış müebbet hapisle cezalandırılmışlardı.

Kararları temyize taşıyan sanıklar hakkında Yargıtay Ceza Dairesi, toplanan delillerin hukuka uygun olduğunu, sanıkların gerek gözaltında, gerekse savcı huzurundaki ifadelerinde suçlarını itiraf ettikleri, görgü tanıkları ve dinlenen mağdur ifadeleri bir bütün olarak değerlendirildiğinde yerel mahkeme kararlarında isabetsizlik görülmediğinden sanıkların temyiz başvurularının esastan reddiyle hükmün ayrı ayrı onanmasına oy birliğiyle karar verdi.

Yeniden yargılama talebinde bulundular

Haklarındaki ömür boyu hapis cezası kesinleştiği için cezaların infazı aşamasına geçilen hükümlü Hizbullahçılar, kapatılan DGM’nin devamı niteliğindeki Ağır Ceza Mahkemelerine başvuruda bulunarak yeniden yargılanma talebinde bulundu.

Tahliye edildiler

Bu talepleri jet hızıyla kabul eden Ağır Ceza Mahkemeleri yeni esas numaralarıyla duruşma bile açmadan dosya üzerinden teker teker yargılamanın yenilenmesi talebini kabul ederek hükümlü Hizbullahçılar hakkında ayrı ayrı infazın durdurulması kararı verip serbest bırakılmalarına karar verdi.

AKP’yi destekledikleri tarihlere denk geldi

Hizbullah hükümlülerinin tahliyelerinin bundan önceki tahliyelerde olduğu gibi HÜDA PAR’ın 24 Haziran 2018’deki Cumhurbaşkanlığı seçimlerinde Recep Tayyip Erdoğan’ı destekleme kararı ile 31 Mart 2019 yerel seçimlerinde aday çıkarmayıp Kurdistan’da AKP’li adayları destekleyeceğini deklere ettiği tarihe denk gelmesi de dikkatlerden kaçmadı.

Hizbullah saldırılarında yaralandıkları için davada mağdur ve müşteki olarak yer alanlar ile yakınlarını kaybeden ailelere ise yasa gereği taraf oldukları için tebligat yapılması gerekirken, ailelere tebligat gönderilmeyerek tahliye kararlarına karşı üst mahkemeye itiraz etmelerinin de önüne geçildiği belirlendi.

İSTANBUL

#HüdaPar #AKP #ile #anlaştı #Hizbullah #tetikçisi #serbest #bırakıldı

YNK: Hükümet toplantılarına katılmıyoruz

Qubad Talabani’nin sözcüsü Samir Hewrami, YNK’nin hükümet toplantılarına dönmesine ilişkin yeni bir karar alınmadığını bildirdi

Kürdistan Bölgesi Hükümet Başkanı Yardımcısı Qubad Talabani’nin sözcüsü Samir Hewrami, partisine yakın medyaya YNK’nin hükümet toplantılarına geri döneceği söylentilerine ilişkin konuştu.

Samir Hewrami, YNK’nin hükümet toplantılarına dönmesine ilişkin yeni bir karar alınmadığını ve YNK’li bakanların Bakanlar Kurulu toplantılarına katılmadığını söyledi.

Samir Hewrami ayrıca YNK’li bakanların görevlerinden ayrılmadığını ve yurttaşlara hizmet etmeye devam ettiğini vurguladı.

YNK’li bakanlar, YNK ile KDP arasındaki sorunlar nedeniyle birkaç aydır hükümet toplantılarına katılmıyor.

Kaynak: RojNews

#YNK #Hükümet #toplantılarına #katılmıyoruz

Şule Çet’in faillerinin avukatı Zafer Partisi’nden milletvekili adayı oldu

Şule Çet’i öldüren Çağatay Aksu’nun avukatlığını yapan Paşa Büyükkayaer, Zafer Partisi’nden milletvekili adayı oldu. Büyükkayaer Ankara Adliyesi’nde silahlı bir kavgaya da karışmıştı

Şule Çet, Ankara’da, 2018 yılında, bir plazanın 20’inci katından düşerek hayatını kaybetti. Çet’in öldürüldüğü üzerine açılan soruşturma kapsamında Çağatay Aksu ve Berk Akand hakkında dava açıldı. Aksu ve Akand’ın avukatlığını yapan Paşa Büyükkayaer,  Zafer Partisi’nden Çorum 1’inci sıra milletvekili adayı oldu. Büyükkayaer’in Ankara Üniversitesi’nde okudğu dönem öğrencilere satırlarla saldırdığı iddialar arasında.

Ayrıca Büyükkayaer’in ismi Ankara Adliyesi’nde silahlı bir kavgada da geçmişti. Adliyede silahlı kavgaya karışan Avukat Paşa Büyükkayaer, adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştı.

Büyükkayaer, adaylığını sanal medyadan “2023 Genel Seçimleri Türk Milliyetçileri ve Atatürkçüler için tarihi bir varoluş referandumu niteliğindedir” ifadeleri ile duyurdu.

HABER MERKEZİ

#Şule #Çetin #faillerinin #avukatı #Zafer #Partisinden #milletvekili #adayı #oldu

Gar Katliamı 90’ıncı ayında: Gerçek sorumlular yargılanmadı

Ankara Gar Katliamının 90’ıncı ayı nedeniyle düzenlenen anmada ,‘90 aydır gerçek sorumluların yargılanmadığı bir sürecin içerisindeyiz’ denildi

DAİŞ’in bombalı saldırısı sonucunda 10 Ekim Gar Katliamında yaşamını yitiren 104 kişi, Ankara Garı önünde anıldı. 10 Ekim Barış Derneği’nin (10 Ekim-Der) yaptığı açıklamada, katliamda yaşamını yitirenlerin fotoğraflarının yer aldığı pankart açıldı, “10 Ekim’i unutma unutturma” sloganı atıldı. Katliamın 90’ıncı ayında yapılan anma, saygı duruşuyla başladı.

‘90 aydır bir cenderenin içindeyiz’ 

Açıklama yapan 10 Ekim-Der Başkanı Mehtap Sakinci Coşgun, katliamın üzerinden 90 ay geçmesine rağmen, faillerin yargılandığı bir kovuşturmanın yürütülmediğine dikkat çekerek, “90 aydır bir cenderenin içerisindeyiz. Her ay protestolarımızı yapıyoruz. Yine bir seçim dönemindeyiz. İki seçim arasında yakınlarımızı kaybettik. ‘İki seçim arasında olanları konuşursam yer yerinden oynar’ diyenlerin bu seçim sürecinde çok iyi yol aldığını görüyoruz. Oysa ki bizler 90 aydır gerçek sorumluların yargılanmadığı bir sürecin içerisindeyiz. Şimdi kimse bize boş vaatlerde bulunmasın. Bu ülkede gerçek demokrasiye sahip çıkan insanlar olarak bize verilen sözlerin tutulacağı günleri bekliyoruz” dedi.

‘İktidar değişse de adalet talebimiz devam edecek’

10 Ekim Katliamı aydınlatılmadığı sürece yurttaşların can güvenliğinin olmadığına ve Türkiye’de gerçek adalete ulaşılamayacağına dikkat çeken Coşgun, “Biz sistem nedeniyle en çok yok sayılan kesimlerden olduk. Sembolik bir anıt diktiler. Ankara’nın göbeğinde patlayan bir bombayı yok saydılar. 90 aydır gelmeyen bir baharla karşı karşıyayız. O yüzden vaatlere de karnımızı tok. Bu katliamda kimin parmağı varsa her birinin tek tek yargılandığı günlerin gelmesi hayali ile yaşıyoruz. İnsanlık için Türkiye’deki katliamlarla yüzleşilmesi gerekiyor. Bu ülkenin bize borcu var. Kimse yılgınlığa düşmeyecek, adalet talebini yükseltmeye devam edecek. İktidar değişse de değişmezse de biz adalet talebimizi sonuna kadar götürüp faillerin yargılandığı günlerden vazgeçmeyeceğiz” diye konuştu.

ANKARA

#Gar #Katliamı #90ıncı #ayında #Gerçek #sorumlular #yargılanmadı