Ana Sayfa Blog Sayfa 671

Yeşil Sol Parti adayı gazeteci Hasan Cemal gazeteciliğe veda etti

Yeşil Sol Parti İstanbul Milletvekili adayı gazeteci Hasan Cemal, gazeteciliğe veda etti: Doğrudan elimi taşın altına sokuyorum

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) İstanbul 2’nci Bölge 3’üncü sıra milletvekili adayı olan gazeteci-yazar Hasan Cemal, 54 yıllık gazetecilik hayatını kapattığını belirtti.

T24’te “Hayata yeni bir başlangıç” başlığıyla yazdığı makalesinde, “Elimi bizzat taşın altına sokmak için 54 yıllık gazetecilik hayatımı kapatıyorum” dedi.

Cemal’in yazısının bir kısmı şöyle:

“Bugün bütün iktidar ipleri Saray’daki “tek adam”ın elinde. Rejimin adı bu yüzden “tek adam rejimi…” Eski zamanlarda Türkiye sabaha karşı “tank sesleri”yle gelen askeri darbe düzenlerinde yaşardı. Bugün ise “seçim sandığı”ndan çıkan, ama demokrasi ve hukukun üstünlüğünü askıya alan “sivil darbe düzeni”nde yaşıyoruz. Türkiye’nin zincirlerini kırması şart! Bunun için de ilk adım, “tek adamı”, Recep Tayyip Erdoğan’ı 14 Mayıs’ta halkın oylarıyla iktidardan indirmektir.

Sonra da Türkiye’de barış, demokrasi ve adalet yolunda yürümeye başlamaktır. İşte bunun için HDP’den yapılan milletvekilliği teklifini kabul ettim ve Yeşil Sol Parti listesinde İstanbul 2. Bölge 3. sıradan aday oldum. Böylece 54 yıldır çok severek yaptığım gazeteciliği, içim acıyarak da olsa, noktalıyorum. Şimdi de doğrudan elimi taşın altına sokarak, Türkiye’nin zincirlerini kırmasında bir rol üstlenmek istiyorum. Seçilirsem, gazeteciliğe başladığım Ankara’ya, 54 yıl sonra bu sefer siyasetçi olarak döneceğim”

HABER MERKEZİ

#Yeşil #Sol #Parti #adayı #gazeteci #Hasan #Cemal #gazeteciliğe #veda #etti

İşte AKP’nin aday listesi: Kayyumlar, torpilliler, silahla poz verenler

AKP aday listesini açıkladı, listede her yere kayyum olarak atanan Turan Bedirhanoğlu, HDP önüne getirilen Ayşegül Biçer ve ‘torpilliyim’ diyen Rümeysa Kadak’tan silahlarla poz veren Savcı Sayan’a kadar birçok isim yer alıyor

AKP, 14 Mayıs’ta yapılacak 28. Dönem Milletvekili Genel Seçimlerine katılacak milletvekili adaylarının listesini Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) sundu. AKP’nin 600 kişilik aday listesinde, sadece 113 kadın yer buldu.

Sağlık Bakanı Fahrettin Koca ile Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy dışındaki 15 bakan liste başından aday gösterildi.  Eski bakanlar Faruk Çelik Artvin’den, eski Adalet Bakanı Abdülhamit Gül de Dîlok’tan (Antep) aday gösterildi.

Ensarioğlu yine liste başı

Amed’de 24 ve 26. Dönem Milletvekili olan Galip Ensarioğlu, yeniden liste başından aday gösterildi. Ensarioğlu, 2012 Ocak ayında Meclis Genel Kurulu’nda, BDP Grup Başkanvekili Hasip Kaplan’ın “Roboskî’nin hesabını verin” sözlerine “Dobroski’nin hesabını kimse size vermeyecek, hesabını biz soracağız. İlk günden beri Dobroski’nin üstünün örtülmeyeceğini, Dobroski ile ilgili her türlü hadisenin araştırılacağına dair teminat veren Sayın Başbakandır” demişti.

Polis organizasyonuyla HDP önüne getirilen Biçer

İçişleri Bakanlığı’nın talimatı ve polisin organizasyonuyla Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed il binası önüne getirilen grupta yer alan Ayşegül Biçer, Amed 4’üncü sıradan aday gösterildi.

Saltanat babadan oğla

Ankara Büyükşehir Belediyesi eski Başkanı Melih Gökçek’in oğlu Osman Gökçek, Ankara 2. Bölge’de 5’inci sıradan aday gösterilirken, eski Meclis Başkanı Bülent Arınç’ın oğlu İstanbul Milletvekili Mücahit Arınç ise Manisa’da 3’üncü sıraya kaydırıldı. MHP’nin Kurucu Genel Başkanı Alparslan Türkeş’in halen Ankara Milletvekili olan oğlu Tuğrul Türkeş ise 1’inci Bölge’de liste başından aday gösterildi.

‘Milletvekiliyim torpilliyim’

Sanal medya hesabından fotoğraflarını “milletvekiliyim torpilliyim bence” diyerek paylaşan Rümeysa Kadak da İstanbul 3’üncü Bölge 6’ncı sıradan aday gösterildi.

Yandaşlık ödüllendirildi

İktidara yakınlaşan açıklamalarıyla son dönemde gündem olan “Ceviz Kabuğu” programını sunan Hulki Cevizoğlu, İstanbul 1’inci Bölge 6’ncı sıra adayı gösterildi.

Silahla poz veren Sayan İzmir adayı

Ağrı Belediye Başkanlığı görevinden istifa eden Savcı Sayan, AKP İzmir 8’inci sıradan listede yer aldı. Silahlı pozlarla gündeme gelen Sayan, geçtiğimiz yıl uzun namlulu silah taşıyan kişilerle birlikte kent sokaklarında yürümüştü. Birçok olayla gündeme gelen Sayan için Ağrı 1970 Spor Kulüp Başkanı Mehmet Yıldırım, yönetiminin kulüp adına topladığı parayı kendilerine aldıklarını belirtmişti.

 Yumruk savuran Özalan

Meclis Genel Kurulu’nda Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) milletvekillerine yumruk savuran Alpay Özalan da İzmir 2’inci bölgeden aday gösterildi.

Gezmediği parti kalmadı

Listede daha önce CHP’den istifa ederek Memleket Partisi’ne geçen, oradan da istifa ederek AKP’ye katılan İzmir Milletvekili Mehmet Ali Çelebi, İzmir 1’inci Bölge 4’ncü sıradan aday gösterildi. Erdoğan, Çelebi’nin eşi Kezban Merey Çelebi’ye “Bu işin kariyeri çocuk doğurmak, sayıları artırmak lazım. Bak PKK’nin 5, 10, 15 tane var” demişti.

‘Yeliz’ takma ismiyle anılan Çamlı tekrar aday

Sanal medyada “Yeliz” takma adıyla tanınan AKP İstanbul Milletvekili Ahmet Hamdi Çamlı, İstanbul 2’nci Bölge 16’ncı sıradan aday gösterildi. Erdoğan’ın şoförlüğünü yapan, daha sonra AKP’den vekil olan Çamlı, 2017’de Meclis Genel Kurulu’ndan “Yeliz” ismiyle canlı yayın yapınca, ifşa olmuştu.

 Millet aç değil diyen Tin’de listede

Meclis Genel Kurulu’nda 2020 bütçe görüşmelerinde, CHP Grup Başkanvekili Engin Altay’ın “Millet aç, midesine kuru ekmek giriyor” sözüne “o zaman aç değiller” yanıtını veren AKP Denizli Milletvekili Şahin Tin de yine listede aynı kentte 2’nci sırada yerini aldı.

Gülenle fotoğrafları olan Bursalı İzmir’den aday

ATV Ankara temsilcisi Şebnem Bursalı da İzmir 1’inci Bölge 3’üncü sıradan aday gösterildi. Bursalı’nın Pensilvanya’da Fethullah Gülen’e yaptığı ziyarette yan yana çektikleri fotoğrafla uzun süre gündem olmuştu.

Her yere kayyum oldu

Şirnex’te kayyum olarak atandığı 3 belediyenin kaynaklarını müftülük, cezaevi ve askeriyeye akıtarak, taşınmazları hibe eden Turan Bedirhanoğlu, Bedlis’te AKP’nin 1’inci sıra adayı oldu. 5 Kasım 2016 tarihinde dönemin Barış ve Demokrasi Partisi’nden (BDP) seçilen Serhat Kadırhan’ın yerine Şirnex Belediyesi’ne kayyum olarak atandı. Kayyum atandığı dönemde Vali Yardımcısı olan Bedirhanoğlu, ilk iş olarak kadın ve kültürel çalışma yürüten kurumların kapısına kilit vurdu. Bedirhanoğlu, daha sonraki süreçte Gundikê Melê (Balveren) ile Dêrgul (Kumçatı) belde belediyelerine de kayyum olarak atandı. Böylece uzun bir süre kentte beş görevi birden üstlenmiş oldu ve buna göre maaş aldı.

HABER MERKEZİ

#İşte #AKPnin #aday #listesi #Kayyumlar #torpilliler #silahla #poz #verenler

Êlih’te bir kadın katledildi

Arazi anlaşması yüzünden Heskif’de (Hasankeyf) Eyüp Yel, Emine Tunç isimli kadını katletti

Êlih’in (Batman) Heskif (Hasankeyf) ilçesinde Eyüp Yel (26), arazi anlaşmazlığı yaşadığı iddia edilen İzzet Tunç’un evini bastı. Fail, Tunç’un evde bulunan 77 yaşındaki annesi Emine Tunç’u ateşli silahla katletti. Fail ardından yaşamına son verdi. Silah seslerini duyanların bildirmesi üzerine olay yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi.

Yapılan ilk incelemenin ardından cenazeler Batman Eğitim ve Araştırma Hastanesi morguna kaldırıldı.

ÊLİH

#Êlihte #bir #kadın #katledildi

Enkaz başında elinde 5 yaşındaki torununun tişörtü: Devlet rahatlasın

Semsûr’da 6 Şubat’ta yaşanan depremde 5 yakını kaybeden Güle Akar, elinde 5 yaşındaki torununun tişörtü ile isyan ediyor: İlk gün hepsinin sesi geliyordu. Hükümet yoktu. 5 canı kaybettim. Çocuklarımı unutamıyorum

Depremin ardından enkazların hâlâ kaldırılmaya devam ettiği kentlerden Semsûr’da (Adıyaman) yıkık binalardan geriye dümdüz bir alanlar kaldı. Depremde yakınlarını kaybeden yurttaşların tuttukları yas öfkeye dönüşerek devam ediyor. Depremzedelerden Güle Akar da öfkesini dile getirenlerden. Akar, depremden 9 gün sonra çıkarılan çocukları için bir yandan ağıt yakarken bir yandan da hükümete tepkisini dile getiriyor.

Elinde 5 yaşındaki torununun tişörtü

Cumhuriyet Mahallesi’nde enkaza dönen evde kızı, damadı ve üç torununu kaybeden Güle Akar, elinde 5 yaşındaki torunun tişörtü ile geldiği enkaz başında deprem günü yaşadıklarını anlatıyor. Dört gün boyunca kimsenin yardıma gelmediğini ve getirdikleri kepçe ile de arama çalışması yapmalarına izin verilmediğini söyleyen Güle Akar, “O gün deprem olduktan sonra biz buraya geldik. Oğlum da Kanada’dan buraya geldi. İlk gün binadan çok ses duyuyorduk. Kepçe getirdik, ancak enkaza müdahale etmemize izin vermediler. Erken müdahale edilseydi benim çocuklarım kurtulabilirlerdi” dedi.

‘İlk gün hepsinin sesi geliyordu’

Yakınlarının 9 gün boyunca enkaz altında kaldığını dile getiren Güle Akar, sözlerine şöyle devam etti:

“Burada 3 blok yerle bir oldu. Oğlum bir günde Kanada’dan buraya gelebildi ama yetkililer 4 günde gelemedi. Erken gelselerdi belki birini kurtarabilirdik. 5 kişiyi kaybettim. Bağırdık, çağırdık ama kimseyi kurtaramadık. Ciğerimin hepsi kan doldu. Hükümet yoktu, herkes enkaz altında boğularak öldü. Direndik ama yine de bize izin vermediler. İlk gün hepsinin sesi geliyordu. Ama 9 gün kim dayanır bu enkaza, bu toza dumana…”

‘Çocuklarımı yan yana defnettim’

“Ciğerim yanıyor. Cenazelerimizi ‘toplu defnedilecek’ diyerek vermek istemediler. Bizler karşı çıktık ve cenazelerimizi alıp yan yana gömdük. Her beşinin mezarını yan yana yaptım ve şimdi devlet rahatlasın dedim. Kim gelip beni alıyorsa alsın benim ciğerim yanıyor. 5 canı kaybettim ve 5 canı kaybetmek öyle kolay değil. Çocuklarımı unutamıyorum ben. Hepsini yan yana uykuya bıraktım.”

Haber: Medine Mamedoğlu / NuJinha

#Enkaz #başında #elinde #yaşındaki #torununun #tişörtü #Devlet #rahatlasın

Seçimlerde 41 bin 614 tutuku oy kullancak

Seçimlerde cezaevlerinde 41 bin 614 tutuklu oy kullanacak. Geçtiğimiz seçimde cezaevlerindeki sandıklardan HDP birinci parti olarak çıkmıştı

14 Mayıs’ta, 195 bin 705 sandıkta toplam 64 milyon 191 bin 285 seçmen oy kullanacak. Yüksek Seçim Kurulu’nun (YSK) cezaevlerinde bulunan tutuklu ve hükümlülerin nasıl oy kullanacağına ilişkin kararı 14 Mart’ta Resmi Gazete’de yayımlandı. Karara göre, “kasıtlı” suçlardan dolayı cezaevlerinde bulunan hükümlüler oy kullanamayacak.

Tutuklular, hükümözlüler (cezası henüz onanarak kesinleşmemiş kişiler) ve “taksirli” fiillerden dolayı ceza almış hükümlüler ise 14 Mayıs’ta oy kullanabilecek.

Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği (CİSST) Savunuculuk Koordinatörü Berivan Korkut ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) İstanbul Şubesi Hapishane Komisyonu üyesi Avukat Bülent Aşa, cezaevlerindeki durumu MA’dan Rukiye Adıgüzel’e yorumladı.

41 bin tutuklu oy kullanacak

Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkif Evleri Genel Müdürlüğü’nün verilerine göre 1 Mart 2023 itibariyle cezaevlerinde 349 bin 893 tutuklu ve hükümlü oluğu bilgisini paylaşan Berivan Korkut, bunların 41 bin 614’ünün tutuklu olduğunu aktardı.

Şu ana kadar gerçekleştirilen seçimlerde kurulan sandıklarla ilgili herhangi bir hak ihlali bilgisinin gelmediğini söyleyen Korkut, “Sadece tutukluların tutuklu seçmen listesini kontrol etmesi, eğer listede yoksa bunlarla ilgili dışarıdaki gibi 2 Nisan’a kadar başvuru yapması, dilekçe vermesi ve kendilerini listeye aldırmaları gibi bir zorunluluk var. Basın ve diğer sivil toplum kuruluşlarının raporlarını da takip ettik. En azından bizim bildiğimiz kadarıyla yansıyan bir olumsuzluk olmadı” ifadelerini kullandı.

Cezaevlerinde sandık güvenliği

Cezaevlerinde oy kullanımının hakimlerin denetimi altında yapıldığını belirten Bülent Aşa, sandık güvenliği ile ilgili “Nasıl ki dışarıda oy kullanırken tutanaklara itiraz hakkı varsa, hapishanelerde bulunan tutuklular ve ‘taksirli’ suçlardan hükümlülerinde seçim sonuçlarına yani tutanaklara itiraz etme hakkı var. Hapishanede kurulan sandıkların döküm ve sayım işlemleri yapıldıktan sonra mühürlü torbayla oy toplama merkezlerine gidiyor. Orada tekrar sayıldığı için her hangi bir şaibe olduğu taktirde orada da itiraz edilebiliniyor” diye belirtti.

2018’de HDP birinci parti çıkmıştı

Yayımlanan 2018 seçim haritasında ortaya çıkan oy dökümlerinde Türkiye ve Kurdistan’daki cezaevlerinde Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) birinci parti olarak çıktığını aktaran Aşa, bu haritaya oranla cezaevlerindeki siyasi tutuklulara dikkat çekti. İktidarın korku politikasının cezaevlerinde pek etkili olmadığının altını çizen Aşa, şöyle devam etti: “Çünkü cezaevlerinde büyük bir direniş söz konusu. Oradaki tutsaklar ve mahpuslar ne pahasına olursa olsun seçim günü kendi oylarına sahip çıkıyorlar. Siyasi tutuklular seçim noktasında tecrübeli ve bu nedenle her hangi bir hak ihlali bilgisi bugüne kadar gelmedi.”

Aşan, son olarak ÖHD olarak seçim öncesi sandıkların nasıl kurulacağı ve tutukluların nasıl oy kullanacağı noktasına cezaevlerini ziyaret ederek, bilgilendirmede bulunduklarını aktardı.

İSTANBUL

#Seçimlerde #bin #tutuku #kullancak

Katledilen 8 çocuk babası Görgün ve Kahraman’a kitlesel uğurlama

Mêrdîn’de “PKK’li” denilerek öldürülen 8 çocuk babası Lokman Görgün ile HPG’li yeğeni Musa Kahraman’ın cenazeleri kitlesel bir şekilde defnedildi

Mêrdîn’in Omeriya (Ömeryan) bölgesinde bulunan Cinata kırsal mahallesinde “PKK’li” olduğu iddiasıyla askerler tarafından öldürülen 8 çocuk babası Lokman Görgün (53) ile HPG’li yeğeni Musa Kahraman’ın (Çiyager) cenazeleri aileleri tarafından alındı. Mardin Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nde otopsi işlemlerinin ardından gece geç saatlerinde alınan cenazeler, ambulans ile Cinata’ya götürüldü. Omuzlarda taşınan cenazeler, dini vecibelerinin yerine getirilmesinin ardından “Şehîd namirin” sloganıyla toprağa verildi. Görgün ve Kahraman için köyde taziye kuruldu.

İki ismin ailelerinin avukatları, “infaz” şüphesiyle İnsan Hakları Derneği (İHD) ve Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Mêrdîn şubelerine başvurucakları öğrenildi.

Ne olmuştu?

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, 8 Nisan gecesi sanal medya hesabından yaptığı açıklamada, Mêrdîn’in Omeriya (Ömeryan) bölgesinde 2 HPG’linin öldürüldüğünü öne sürmüştü. Hayatını kaybedenlerden birinin HPG’li Musa Kahraman (Çiyager) olduğu belirlenirken, diğer ismin Kahraman’ın dayısı, 53 yaşındaki 8 çocuk babası ve hayvancılık yapan Lokman Görgün olduğu ortaya çıkmıştı. Köylüler ve iki ismin yakınları, bölgede çatışma çıkmadığını belirterek, iki ismin bir araya gelmesinin ardından silahlarla taranarak öldürüldüğünden şüphelendiklerini dile getirmişti.

Kaynak: MA

#Katledilen #çocuk #babası #Görgün #Kahramana #kitlesel #uğurlama

Mızraklı’dan seçimlere ilişkin yorum: Abartılı gözüken yüzde 20 düşüktür

Seçimler ilişkin değerlendirmelerde bulunan Selçuk Mızraklı ‘Bir halk, halklar demokrasi, özgürlük ve barış için yola çıkmışsa hiçbir güç durduramaz, yol bulamazsa yol yapar ve menziline ulaşır’ dedi

Yerine kayyum atanarak tutuklanan Amed Büyükşehir Belediyesi Eşbaşkanı Selçuk Mızraklı seçimlere ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Edirne F Tipi Cezaevi’nde tutuklan Mızraklı, “İttifakın çekim alanında bulunan sosyolojiye baktığımızda doğru ilişkilenme, örgütlenme ve dayanışma zincirleri ile abartılı gözüken yüzde 20 düşüktür bile. Bunu şimdi yakalamasak bile önümüzdeki 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde 150 belediye ve 2028’de en az yüzde 25 hedefi ile yüklenmek gerekir.” ifadelerini kullandı.

MA’dan Mehmet Aslan’a konuşan Mızraklı öte yandan KCK’nin eylemsizlik kararını da değerlendirdi.  “KCK’nin eylemsizlik kararı hem ahlaki hem de politik bir tutumu işaret ediyor” diyen Mızraklı “Seçim süreci ve sonrasında da devam etmesi durduğu yerin iyice kavranması açısından yararlı olur kanaatindeyim” dedi.

Kürt siyasetinde yargılamalar tarihi

Türkiye’nin siyasi tarihini “darbeler tarihi” olarak nitelendiren Mızraklı, “Bir kısmı standart askeri ama diğer bir kısmı kravatlı, üniformalı, cübbeli bileşkenin yaptığı darbeler. Bu nedenle Meclis’in kapısından vekillerin alınmasından günümüze kadar merkezinde Kürt siyasetinin olduğu her yerde serbestçe hukuk dışına çıkılan çok sayıda örnek verilebilir. Hem kayyım hem tutuklama ise daha çok derin aklın bir tasarrufu gibi duruyor. Başka söze gerek yok sanırım” diye belirtti.

Cumhuriyet’in kuruluşunda günümüze değin hukukun üzerinden siyaset-iktidar gölgesinin hiç eksilmediğini kaydede Mızraklı, “Cumhuriyet’in kuruluşunda Şeyh Said Efendi ve arkadaşlarını güya yargılayan Ali’ler (Üç Ali) divanından 49’lara, 12 Mart’ta DDKD’yı yargılayanlardan günümüze hiç eksilmedi. Aynı durumlar Kasım Darbesi’nden bugünkü HDP kapatma ve Kobanê davasına kadar mevcut. Ne bizim tutuklama ne de salıverme kararımızı yargının vermediğini, tamamen organize bir şekilde yukarıdan aşağı her kademede karşılık bulan bir kumpas süreci olduğunu görüyoruz.” ifadelerini kullandı.

14 Mayıs seçimleri

Türkiye’de 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek seçimlere değinen Mızraklı, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın önemli ve değerli bir hamle, dönemin temel meselelerinin aşılmasında etkili siyaset buluşması olarak değerlendirdi. Mızraklı, devamında şunları belirtti: “Kurdistan’da Kurdi İttifak, ulusal birliğe ilişkin parçalardaki gelişmeler, Emek ve Özgürlük İttifakı, hepsi bileşke oluşturuyor. Türkiye’nin ileriye doğru yürüyüşe, özgürleşme, demokratikleşme, aydınlanma gibi fasılları ancak yüzyılın çözülmemiş, ertelenmiş meselenin çözülmesi ile mümkün olabilecek ve her çözüm sadece ülkeyi değil bölgeyi hatta daha geniş çeperleri etkiler niteliktedir. İttifak, özellikle 14 Mayıs seçim süreci atlatıldıktan sonra hem Meclis’teki varlığı ve etkinliği ile hem de Meclis dışında toplumun emek, kadın, ekoloji, gençlik mücadelesi safları ile de buluşacak, siyasal olarak da kazandığı güvenle hacmini ve etki çeperini genişletecektir.

Yüzde 20 hedef düşük

Siyaset sosyolojisinde çok kullanılan ‘dip dalgası’ kavramı var. Ben de bundan hareketle ‘dip dalgası’ Kürtler+emekçiler+ kadınlar+ kent ve kır yoksulları, genç dalgası, ülkeye olan umut ve güveni tüketen karanlık kötülük rejimine karşı ve son olarak ‘geç dalgası’ diyorum. ‘Geç dalgası’ da, gençliğinde ilerici-devrimci mücadelenin içinde olmuş şimdi 65+ olan ama ülkesi evlatlarının torunlarının geleceği için endişe taşıyan kesim diyelim. Aritmetik toplamlardan çok ittifakın çekim alanında bulunan sosyolojiye baktığımızda doğru ilişkilenme, örgütlenme ve dayanışma zincirleri ile abartılı gözüken yüzde 20 düşüktür bile. Bunu şimdi yakalamasak bile önümüzdeki 31 Mart 2024 yerel seçimlerinde 150 belediye ve 2028’de en az yüzde 25 hedefi ile yüklenmek gerekir.”

Kılıçdaroğlu ile görüşme

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun Halkların Demokratik Partisi (HDP) ile yaptığı görüşmeye ve görüşmede Kürt sorununun çözümünde Meclis’e işaret edilmesine dair Mızraklı, “Bilgece siyaseti kuranlar gelişme ve ilerleme fırsatlarının hepsini şaşmaz bir ustalıkla işlemeyi ve kazanmayı hedefler. İçinde bulunduğumuz moment Kürt siyasetini hem etkili aktör hem de moderatör pozisyonuna taşımıştır. Birçok hassas dengenin saatçi ustalığı ile gözetilmesini ve doğru takvimlendirilmesini, uygun dille seslendirilmesini gerektiriyor. Son 2-3 yıldır CHP içinde Kılıçdaroğlu’nun liderliğinde mutad CHP halinden bir çıkışı yine benzeri şekilde liberal ya da modern muhafazakar çizgilerde de değişim sancılarını görüyoruz. Şimdi bu kesimler ortak sancı odasında bir araya geldiler ve reformcu restoratif bir programın deklarasyonunda bulundular. Helalleşmeden ilerlemeye naif bir hatta ilerliyor. Bizlerde toplu iğne deliği kadar ışık görüyorsak bunu insan-toplum ve ülke bağlamında ivmelendirebileceksek yüzümüzü döneriz. Kürt sorununun çözümünde göbek taşının Meclis olacağı aşikar bir gerçekliktir. Bununla birlikte Meclis’te atılacak güven arttırıcı adımlarla birlikte sorunun doğası gereği sürece dahli olan ve çatışmasızlıktan barışa geçişi sağlayabilecek aktörlerin de katkısını zorunlu kılıyor” dedi.

KCK’nin ‘eylemsizlik’ kararı

KCK’nin Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerden sonra aldığı eylemsizlik kararına değinen Mızraklı, şöyle devam etti:  “KCK’nin eylemsizlik kararı hem ahlaki hem de politik bir tutumu işaret ediyor. Bu kadar büyük acı ve sıkıntıların yaşandığı bir ortamı ve toplumun seferberlik halini gözleyerek, bulanıklığı önleyecek doğru bir adım olmuştur. Seçim süreci ve sonrasında da devam etmesi durduğu yerin iyice kavranması açısından yararlı olur kanaatindeyim.”

İSTANBUL

#Mızraklıdan #seçimlere #ilişkin #yorum #Abartılı #gözüken #yüzde #düşüktür

Aryen Müzik Günleri sona erdi

Aryen Sanat Akademisi’nin Kürt kültürünü yaşatmak için düzenlediği  ‘Aryen Müzik Günleri’ sona erdi

Wan’da faaliyet yürüten Aryen Sanat Akademisi tarafından organize edilen “Aryen Müzik Günleri” sona erdi. Gelirlerin depremzedelere bağışlandığı etkinlik, dün akşam Colemerg Collective ekibinin sahne almasıyla son buldu.

Etkinliğin sona ermesinin ardından konuşan sanatçı Mizgin Turan, “Aryen Müzik Günleri etkinliğini depremde yaşamını yitirenlere adadık. Etkinlik boyunca bütün müzik grupları kendi şarkılarını seslendirdi. Bizler Aryen Sanat Akademisi olarak ilk defa böyle bir etkinlik düzenledik. Güçlü bir katılım oldu. Bu etkinlik birlikte olmamız ve birlikte kazanacağımızın mesajını veriyor” diye konuştu.

‘Sanatı topluma götüreceğiz’

Êlih’ten programa katılan Sorjiyan grubunun solisti Mizgin Irmak ise, “Bu çalışma bizler ve kültürümüz açısında çok anlamlı ve kutsaldır. Programın bir parçası olmaktan çok mutluyuz. Amacımıza ulaştığımıza inanıyorum. Bu şekilde çalışmaya devam etmek gerekiyor. Birbirimize yardım etmezsek kazanamayız. Kürt kültürünü yaşatmalıyız. Biz bu yardımlaşma dayanışma ağlarıyla sanatı topluma götüreceğiz. Bu yolda daha başarılı yürüyeceğimize inancımız

WAN

#Aryen #Müzik #Günleri #sona #erdi

Dîlok’ta hedef 3 vekil

Yeşil Sol Parti Dîlok Eş Sözcüsü Sultan Bayındır, kentte 3 milletvekili çıkarmayı hedeflediklerini söyledi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 2023 Cumhurbaşkanlığı ve Milletvekili Genel Seçimleri için çalışmalarını aralıksız bir şekilde sürdürüyor.

Dün isimleri açıklanan adaylar, kısa bir süre içerisinde seçim bölgesine geçecek. Dilok’ta aday karşılaması 12 Nisan’da yapılacak. Gazikent’te seçim irtibat bürosu açılışı sonrası 14 Nisan’da aday tanıtımı etkinliği ve Çiçek Plaza’da iftar yemeği verilecek. Çitsoruk ve Taşlıca’da büro açılışlarını 15 Nisan’da gerçekleştirecek Yeşil Sol Parti, 16 Nisan’da ise Düztepe’de büro açılışı yapacak.

Dîlok’taki seçim kampanyasının en görkemli etkinliği ise 17 Nisan’da Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın da yer aldığı heyetin katılımıyla 17 Nisan’da gerçekleşecek. Yeşil Sol Parti Dîlok Eş Sözcüsü Sultan Bayındır, kentte 3 milletvekili çıkarmayı hedeflediklerini aktardı.

‘Seçimler bir sürecin başlangıcı’

Seçimleri “tarihi bir sürecin başlangıcı” olarak değerlendiren Bayındır, “Emekçileri, kadınları, yoksulları, ötekileştirilmiş bütün kesimleri etkileyecek ve geleceğini belirleyecek bir seçim olarak görüyoruz. Çalışmalarımızı da bu yönde ciddiyetle, özveriyle götürüyoruz” dedi.

‘Hedefimiz 3 vekil’

Dîlok’ta Emek ve Özgürlük İttifakı ile birlikte güçlü bir mutabakat içerisinde çalışmalarını sürdürdüklerini ifade eden Bayındır, “Bu seçimde hedefimiz 3 vekil” dedi. Bayındır, “Büro açılışları için günde 2 ya da 3 tane hedef koyduk. Şu anda 5 tane büromuzun yeri hazır. Çalışmalarımızı halkımızın talepleri doğrultusunda yapacağız” diye kaydetti.

‘En az 100 vekil’

Bayındır, şunları söyledi: “Bu seçimde en az 100 vekille Meclis’te olacağız. Ağır bedellerle bu aşamaya gelmiş bir partiyiz. Biz bir kadın partisiyiz, gençlik partisiyiz. Biz yoksulların, emekçilerin partisiyiz. Yerelden demokrasiyi oluşturacağız. Mahalle Meclislerini oluşturacağız ve gerçekten burada tam demokratik bir uygulamanın önünü açacağız.”

Haber: Fırat Can Arslan / MA

 

#Dîlokta #hedef #vekil

Deştin’de halka saldırı ve çimento sanayi!

Deştin’de planlanan çimento fabrikasına karşı direnen 11 yurttaş, sabah 4.30’da yerlerde sürüklenerek gözaltına alındı. Çimento sanayisinin Avrupa’da 1. sırada ve bu durum saldırının devletle kol kola bir saldırıyı gösteriyor

Yusuf Gürsucu 

Mereş’te yaşanan 7,4 şiddetindeki depremin ardından Borsa İstanbul’da işlem gören inşaat ve çimento şirketlerinin hisseleri bir anda yükselerek tavan yapmıştı. Bu yükselişin nedeni yaşanan büyük yıkımdan yararlanacak sermaye sektörlerinin başında geliyor olmalarıydı. Diğer yandan bulundukları yerlerde toprakları kazıyıp fabrikalarına taşıyanlara her türden atığın yakılması sağlanarak büyük kârlar elde eden sektör haline gelmeleri hisse değerlerindeki artışın nedenleriydi. AKP iktidarının inşaat rantına dayalı ekonomi anlayışı çimento fabrika sayılarını sürekli arttırırken, tarım arazilerine el konulması ve doğada yıkım yaratılarak yurttaşların yaşam alanlarına el konulması sürmekte. Bu yağmalardan biride Muğla Deştin ve Bayır mahallelerinde jandarma desteği ve halka zulümle birlikte yaşanıyor.

‘Adli kontrol’

Muğla’nın Menteş ve Bayır mahallerinde inşa edilmek istenen çimento fabrikasına karşı yurttaşların sürdürdüğü direnişe jandarma saldırdı. Jandarmanın saldırısı ile gece sahur yemeğini yedikleri sırada darp edilip yerlerde sürüklenen 11 kişi gözaltına alındı. 11 kişiden Çağdaş Özdemir ve Görkem Çetinkaya yaşları 18 altı olduğu için sabah saatlerinde serbest bırakıldı. Hasan Sarı, Sadike Sarı, Seher Şener, Dilber Özdemir, Engin Uyan, Selahattin Tilkioğlu, Sevla Tilkioğlu, Ferah Gümüş, Hüsamettin Kaya, İl Jandarma Karakolu’nda ifadelerinin alınmasının ardından Muğla Adliyesine sevk edildi. Savcılık ifadeleri tamamlanan köylüler adli kontrol talebiyle mahkemeye sevk edildi. Mahkeme, köylüleri ayda 1 imza ve yurt dışı yasağı uygulamasına bağlayıp adli kontrol şartıyla serbest bıraktı. Adliye önünde bekleyen kitle, serbest bırakılan köylüleri, “Direne direne kazanacağız” sloganlarıyla karşıladı.

Yaşamı savunmak suç!

Yaşam alanlarının bir avuç sermaye kesimine peşkeş çekilmesine karşı direnen yurttaşlara jandarma saldırısı yetmezmiş gibi, mahkemenin de yurttaşlara suçlu muamelesi ile adli kontrol uygulanması devlet mekanizmasının nasıl işlediğini gözler önüne serdi. Saldırıyı ve gözaltıları kınayan Deştin Çevre Platformu, MUÇEP Menteşe Meclisi ile Bayır Çevre Komitesi, Muğla Adliyesi önünde kitlesel basın açıklaması yaptı. Açıklamayı yapan konuşan Gamze Çetinkaya, “Sabah 04:30 sıralarında köylüler sahur yemeğini yerken yapılan baskında 4’ü kadın, biri 17 diğeri 15 yaşında iki genç kardeşimizle birlikte 7 erkek arkadaşımız baskında darp edilmiş, yerlerde sürüklenerek gözaltına alınmış ve çimentocu şirketin bir haftadır direniş nedeniyle yoldan geçiremediği TIR’ları jandarma ve şirketin ortak operasyonuyla ‘başarıyla’ yoldan geçirilmiştir. 10’u Deştin köylüsü, 1’i Menteşe Belediye Meclis üyesi olan arkadaşlarımızın tek suçu yaşam alanlarına sahip çıkmak için direniş çadırında nöbet tutmaktır” dedi.

‘O baca tütmeyecek’

Deştin köylülerinin çimentocu firmaya karşı 2006 yılından beri direndiklerini söyleyen Çetinkaya, “Çimentocu şirketin ÇED raporu 2015 yılında, imar planları da 2017 yılında mahkeme kararıyla iptal ettirilmişti. Çimentocu firma bu davalar sürerken ikinci bir firma kurarak aynı yer için ikinci bir ÇED raporu hazırlatmış ve 2014 yılında halktan gizleyerek ÇED oluru almış. 2020 yılında Kent Çimento’ya satılan Muğla Çimento bu sahte ÇED raporunu kullanarak imar planlarını onaylatmış, Menteşe Belediyesi’nden de yapı ruhsat belgesini almıştır. Bu sahte ÇED raporu ve belediye ruhsatına dayanarak 2022 yılında inşaata başlayan çimentocu firmaya karşı 27 Ocak 2022 yılında Menteşe Kent Konseyi, Akdeniz Yeşilleri Derneği ve Deştin köylüleri tarafından ÇED ve ruhsat iptal davaları açılmıştır” diye belirtti. Çetinkaya, “Çimentocu şirket Muğla’dan kovulana kadar mücadelemiz sürecek. Tırları geçirmiş olabilirler ama o baca tütmeyecek. Çimentocular topraklarımızı işgal edemeyecek, Deştin çayı özgür akacak” diye konuştu.

Çimentocuların önlenemez büyümesi!

Türkiye Çimento Sanayicileri Birliği (TÜRKÇİMENTO) Yönetim Kurulu Başkanı Fatih Yücelik Mart ayında yaptığı açıklamada, “Sektör olarak 2022 rakamlarıyla Dünyanın 5. Büyük, Avrupa’nın ise lider üreticisiyiz. 119 milyon tonluk üretim kapasitesiyle Türkiye ve Dünya’ya yeteriz” sözleri çimento sanayisinin geldiği noktayı gösterdi. Fatih Yücelik, öncelikle 2023’ün ilk günlerinde 6 Şubat’ta yaşanan deprem felaketinin ardından TÜRKÇİMENTO olarak bölgeye her türlü desteği verdiklerini belirtmesi ise dikkat çekiciydi. Depremin ilk saatlerinde borsa da çimento fabrikalarının hisselerindeki anormal artış desteğin boyutta sürdüğünü göstermekte.

Sermayenin inancı

77 fabrikayla faaliyet gösteren çimento sektörünün yapılan yatırımlarla 2022 yılında 119 milyon ton kapasiteye ulaştığını belirten Yücelik, kapasite kullanım oranının ise yüzde 65 olduğunu belirterek, “2022 yılı kapasite kullanım oranımıza baktığımızda kurulu kapasite altında üretime devam ediyoruz. Gerek iç piyasa gerekse dış piyasadaki gelişmelerin gerçek potansiyelimizi halen yansıtmadığını görmekle beraber; önümüzdeki dönemde sektörümüzün daha büyük başarılara imza atacağına inanıyorum” sözleri, Mereş depremi ve olası İstanbul depremi hazırlığından nasıl kazanacaklarına olan inancını aktarıyordu.

Uluslararası ortaklık

TÇMB verilerine Türkiye’de 77 adet çimento ve öğütme, onlarca da beton fabrikası bulunuyor. Sektör yabancıların ya da yabancı ortakların kontrolü altında. Dünya çimento tekelleri arasında yer alan Fransız Vicat-Parficim, Ankara ve Konya’da 2 fabrika işletiyor. Taiwan Cement Corporation ile ortak olan Oyak Çimento ise 6 fabrika ile üretim yapıyor. Sektörün büyük üreticileri arasında bulunan ve Muğla Çimento’nun sahibi ADOÇİM Yunanistan merkezli Titan Çimento ile ortak. Akçansa se İngiliz HeidelbergCement ve Sabancı ortaklığı olan şirket, üç fabrikasında çimento ve klinker üretimi yapıyor. 12 ülkede faaliyet gösteren İspanya merkezli Votorantim şirketinin Türkiye’de 5 fabrikası ve 14 hazır beton tesisi var. İtalyan Cimentir ise 2001 yılında Çimentaş’ı satın alarak Türkiye’ye girin firma 5 fabrikada söz sahibi. 6 fabrika ve çok sayıda beton üretim tesisi olan Sabancı Gruba ait Çimsa’ya ise İngilizler ortak.

Toraks Derneği raporu

Türk Toraks Derneği Çevre Sorunları ve Akciğer Sağlığı Çalışma Grubu, Muğla’da yapılmak istenen çimento fabrikası ve hammadde tesisine ilişkin “Muğla Bayır/Deştin’de Kurulmak İstenen Entegre Çimento Fabrikası ve Hammadde Ocaklarının Çevre ve İnsan Sağlığına Etkileri” başlıklı bir rapor yayınlamıştı. Raporda, “Muğla Çimento San. ve Tic. A.Ş tarafından, tamamen orman alanı içinde, 13 adet kil ve kalker ocağı, bir beton santralı ve çimento fabrikası ile Bayır Ovası sulama sahasını, Kazan Göleti yağış havzasını ve yağışlı dönemlerde buraları besleyen sulu ve kuru dereleri, Bayır barajını, nitelikli tarım alanlarını, zeytinlikleri, arıcılık dahil bütün tarım ve hayvancılık faaliyetlerini ve o yörede yaşayan tüm canlıları olumsuz etkileyecek, hastalıklara ve dönüşü olmayan sonuçlara yol açacaktır” denildi. Çimento tozunda arsenik, kurşun, krom, kobalt, bakır, nikel, kalay, çinko, civa gibi metallerin bulunduğuna dikkat çekilen raporda, çimento üretiminde fosil yakıt yakmanın yanı sıra yakıt maliyetini düşürmek amacıyla alternatif yakıt olarak kullanılan sanayi atıkları ve lastik yakılması atmosfere daha çok ağır metaller, dioksin ve furan gibi kanserojen zehirli gazların çevreye yayıldığı vurgulanıyor.

 

#Deştinde #halka #saldırı #çimento #sanayi