Ana Sayfa Blog Sayfa 680

Dina’nın şüpheli ölümü: Savcılığın ‘doğal ölüm’ açıklaması kabul edilemez

Gabonlu Ibouanga’nın şüpheli ölümüne dair soruşturma sürerken avukat Şeker, savcılığın ‘Ölümün boğulma kaynaklı olduğu’ açıklamasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Aile ise şüpheli ölümün aydınlatılmasından sonra cenazeyi teslim alabileceklerini söyledi

Karabük Filyos Çayı Yeşilköy mevkinde 26 Mart’ta, tren makinisti tarafından yerde yatan cansız bir kişinin cenazesi görüldü. Yapılan ihbar üzerine, bölgeye giden ekipler, kişinin Karabük Üniversitesi Makine Mühendisliği hazırlık sınıfı öğrencisi Gabonlu Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nun olduğunu tespit etti. Olayla ilgili Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.

Savcılık: Doğal ölüm

Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki ön otopsi raporunu açıklayan Cumhuriyet Başsavcılığı, Dinabongho’nun bedeninde cinsel istismar ve herhangi bir kesici, delici alet ile ateşli silah yarasına rastlanılmadığını, ölümünün suda boğularak meydana geldiğini açıkladı.

Şüpheli ölümle ilgili ayrıntılı bir inceleme yapılmazken, savcılığın bu açıklaması tepkilere neden oldu. Öte yandan jandarma ekipleri ise soruşturma kapsamında kentteki güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Kamera görüntüleriyle, Dinabongho’nun ormana nasıl gittiği, çaya düştüyse hangi noktadan düştüğü belirlenmeye çalışıyor. Dinabongho’nun üzerindeki kıyafetler ve vücudundan alınan örnekler detaylı araştırma için kriminal incelemeye alındı.

Aile cenazeyi almadı

Dinabongho’nun öldürüldüğü üzerine duran ailesi cenazeyi teslim almadı. Dinabongho’nun ailesi, elçilik aracılığıyla ilettiği notta, “Sır ölümün aydınlatılmasından sonra cenazeyi teslim alabileceklerini” ifade ederek, yetkililerden kendilerine açıklama yapılmasını istedi.

Haber yapan gazeteciye gözaltı

Olayla ilgili ise ilk etapta 3’ü yabancı 6 kişi gözaltına alındı. Dün de, il dışında Dina’ya cinsel taciz içerikli mesajlar attığı saptanan bir kişi gözaltına alındı. Yine dün şüpheli ölümle ilgili güvenlik kameralarına dair haberi servis eden DHA muhabiri Ali Sencer Arslan ve Murat Özelci, gözaltına alınarak ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Avukata kısıtlama

Yine dosyaya bakan Gabon Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği avukatı Kerim Bahadır Şeker’in dosyadan örnek alma ve dosyayı inceleme yetkisi savcılık tarafından kısıtlandı.

Dina: Beni öldürecekler

Ayrıca Dinabongho´nun ölmeden 1 gün önce annesine kendisine Karabük’te kötü davranıldığını ve öldürülebileceğini söylediği sesli mesajlar ortaya çıktı. Sesli mesajlarında, “Sınavı geçersem, Sakarya’da okumamın önünde hiçbir engel olmadığını söylediler. Neden korkuyorsun ki? Bırak gideyim sana yalvarıyorum anneciğim. Lütfen, yalvarıyorum. Burada bize nasıl davrandıklarını bilmiyorsun, bildiğin gibi değil. Burada kalmak istemiyorum, bırak gideyim. Babamdan da izin isteyeyim, bırakın buradan gideyim” ifadeleri yer aldı.

HDP meclise taşıdı: Kış günü neden gece nehre girsin?

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da, Dinabongho’nun ölümünü Meclis Genel Kurulu’nda gündeme getirdi. Gergerlioğlu, “Karabük Üniversitesi’nde Gabonlu bir öğrencinin cesedi bulundu. Savcılık bunun doğal bir ölüm olduğunu açıkladı. Nehirde boğulmuştu bu öğrenci. Ve fakat Gabon Büyükelçiliği, kurbanın siyah olduğu için doğru dürüst bir soruşturma yapılmadan ‘doğal ölüm’ olarak açıklandığını söyledi ve buna itiraz ediyor. 17 yaşında olan bir öğrenci. Geceleyin nehre girdiği iddia ediliyor; fakat soğuk bir kış gecesinde bir kız öğrencinin nehre girmesi akla aykırı. Kamera görüntülerinde çıplak ayakla dışarıda koşturduğu ve Karabük Postanesinde iki görevli tarafından cinsel tacize uğradığı iddia edilen Dina’nın ölümü hakkında bir an evvel doğru dürüst bir araştırma yapılmalı” diye belirtti.

‘Ön rapor yeterli değil’

Gabon Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği avukatı Kerim Bahadır Şeker de, Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamaya tepki göstererek, DHA’ya yaptığı açıklamada, ölü muayene ve otopsi tutanağında bilirkişi doktorunun, “Şu anlık biz herhangi bir şekilde, ölümün nasıl gerçekleştiğine dair beyanda bulunamayız. Yani ön rapor yeterli değildir. Asli raporun gelmesi gerekmektedir” dediğini aktardı.

‘Adalet istiyoruz’
Şeker, asli rapor çıkmadan ve suda boğulmayla alakalı bir mevzu olamadan, böyle bir açıklamanın Karabük Başsavcılığı tarafından yapılmasının kabul edilemez olduğunu kaydederek, “Bizim tek derdimiz, adalet, adalet, adalet. Bu olayın sorumlularının adaletin önüne çıkarılması ve cezalandırılması. Dina’nın sorumlularını adalete teslim etmek boynumuzun borcudur. Dili, dini, rengi, ırkı ne olursa olsun bu davanın takipçisi olup; bu davayla, altını çizerek söylüyorum; cinayetle alakalı bütün emarelerin aydınlığa kavuşturulması için elimizden geleni yapacağız” dedi.

HABER MERKEZİ

#Dinanın #şüpheli #ölümü #Savcılığın #doğal #ölüm #açıklaması #kabul #edilemez

Deprem için yapılaşma uyarısı yapan akademisyen görevden alındı

Mereş merkezli depremlerin ardından yapılaşmayla ilgili çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesine karşı ortak bildiri hazırlayarak bilimsel uyarılarda bulunan İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Yirmibeşoğlu görevden alındı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) yönetimi tarafından 23 Şubat 2023 tarih ve 126 No’lu Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hakkında ortak bildiri hazırlayarak bilimsel uyarılarda bulunan üniversitenin Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Yirmibeşoğlu’nu görevden aldı.

Bildiriye de soruşturma açıldı

Bildirinin bölümün internet sitesinde yayımlanmasına ilişkin de soruşturma başlatılırken, T24’te yer alan habere göre, üniversite yönetimi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümünün Maraş ve Hatay merkezli 6 ve 20 Şubat depremlerinden sonra yerleşme ve yapılaşmayla ilgili çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesine karşı 28 Mart’ta yayımlayarak depremle ilgili bilimsel uyarılar yapılan ortak bildiriye ilişkin soruşturma süreci başlattı.

HABER MERKEZİ

 

#Deprem #için #yapılaşma #uyarısı #yapan #akademisyen #görevden #alındı

Azadiya Welat çalışanı Metin Alataş anıldı

Azadiya Welat gazetesi çalışanı Metin Alataş, katledilişinin 13’üncü yıl dönümünde mezarı başında anıldı

Adana’nın Seyhan ilçesinde 4 Nisan 2010 tarihinde katledildikten sonra bir ağaca asılı olarak cenazesi bulunan Azadiya Welat gazetesi dağıtımcısı Metin Alataş’ın ölümünün üzerinden 13 yıl geçti. Alataş, katledilmesinin 13’üncü yıl dönümünde Küçükoba Mezarlığı’nda bulunan mezarı başında anıldı.

Yapılan saygı duruşunun ardından konuşan AYKAY-DER Eşbaşkanı Nimet Tekin,  Alataş’ın mücadelesini sürdüreceklerini vurguladı. Alataş’ın annesi Hatun Alataş ise, Musa Anter ve Kadri Bağdu dosyalarında olduğu gibi oğlunun dosyasında da faillerin bulunmadığı ve yargılanmadığını ifade etti. Alataş, katiller bulunup yargılanan kadar mücadelelerinin süreceğini ifade etti.

Anmada Alataş’ın mezarına Yeni Yaşam gazetesi ve güller bırakıldı. Daha sonra katledilen Azadiya Welat dağıtımcısı Kadri Bağdu’nun mezarı ziyaret edildi.

ADANA

 

#Azadiya #Welat #çalışanı #Metin #Alataş #anıldı

 Depremde yaşamını yitirenler anısına fidan dikildi

Mereş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin anısına Wan’da ÇEVDER öncülüğünde fidan dikildi

Van Çevre Tarihi Eserleri Koruma Araştırma Ve Geliştirme Derneği (VAN ÇEVDER), Mereş ( Maraş) merkezli depremde yaşamını yitiren yurttaşların anısına Yalınağaç Mahallesi’nde fidan dikti. Fidan dikimiyle beraber yapılan açıklamaya, İnsan Hakları Derneği (İHD) Wan Şubesi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Wan İl Örgütü temsilcileri ve Wan Barosu katıldı. Palamut ve çam fidanlarının ekiminden sonra basın metnini, avukat Jiyan Özkaplan okudu.

‘Yaşam tasfiye ediliyor’

Türkiye ve Kurdistan’da ormanların yok edildiğini dikkat çeken Jiyan, “Özellikle Kurdistan coğrafyasında ormansızlaştırma politikalarıyla bütünüyle yaşamın tasfiye edilmeye çalışılmasıyla karşı karşıyayız. Kurdistan’da yürütülen savaş süresince yok edilen ormanların yanında, son yıllarda ‘güvenlik’ bahanesiyle binlerce ağaç köklerinden sökülüyor, ormansızlaştırma  ve insansızlaştırma ile ‘yok etme’ politikaları devam ettiriliyor” dedi.

‘Depremde yaşamını yitirilenlere adıyoruz’

Mereş merkezli depremlerle beraber, sistemin ranta dayalı mekanizmaları nedeniyle depremin felakete dönüştüğünü söyleyen Jiyan, “Binlerce insan ve canlı yaşamını yitirmiş, yerleşim yerleri adeta yok olmuştur.  İktidarın, bu felaketin ardından yine aynı akılla, demokratik ve ekolojik olmayan yöntemlerle hızlıca bir yapılaşma sürecine girmesi, içerisinde yine aynı rant odaklı ve politik sebepleri barındırmaktadır. Fidan dikme etkinliğimizi bu sene depremde yaşamını yitiren canlara adıyoruz. 6 Şubat depreminde yaşamını yitirenlerin anısına fidan dikerek başlayacak olan fidan dikme etkinliğimizde tüm toplumu bizlerle ortaklaşmaya davet ediyoruz”  çağrısında bulundu.

WAN

#Depremde #yaşamını #yitirenler #anısına #fidan #dikildi

Af Örgütü ve HRW: Deprem Sonrası Kolluk Güçleri İşkence Yaptı

Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü hazırladıkları raporla, Türkiye’de depremden sonra polis ve askerlerin suça karıştığı iddia edilen kişilere işken ettiği, işkence edenlere müdahale etmediği ve OHAL’i cezasızlık zırhı olarak gördüğünü belirtti

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta peş peşe yaşanan depremlerin ardından kaldırılan enkazlarda hala cenazeler çıkarken, depremlerin ardından yaşanan hak ihlalleri hazırlanan raporlara da yansıyor.

İşkence yapıldı

Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) de bugün yayımladıkları ortak açıklamada, Türkiye’de deprem kentlerinde bölgeyi denetlemek üzere gönderilen kolluk güçlerinin “hırsızlık” ve “yağma” olaylarına karıştıklarından şüphelendikleri kişilere işkence yaptıklarını belirtti.

Polisler bilerek müdahale etmedi

Rapor açıklamasında, işkence uğrayan bir kişinin gözaltına hayatını kaybettiği ve yine bazı bölgelerde ise hırsızlık yaptıkları iddia edilen kişilere sivillerin yaptığı işkenceye polis ve askerlerin bilerek müdahale etmediği belirtildi.

Açıklamada İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Avrupa ve Orta Asya Direktörü Hugh Williamson’ın görüşlerine de yer verildi. Williamson deprem kentlerinde ilan edilen OHAL’e de değinerek, işkence yapan , hatta öldürmeye kadar varan uygulamalarda bulunan polis ve askerlerin doğal afet kapsamında ilan edilen olağanüstü hali cezadan muaf tutacak serbestlik olarak gördüğü belirtildi.

47 kişi ile görüşüldü

Açıklamada, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün bölgede görevlendirilen polis, jandarma ve askerlerin faili olduğu 34 erkek ve yine 13 işkenceye uğrayan kişi ile görüşme gerçekleştirdiği ifade edildi.

OHAL’i fırsat bildiler

Görüşülen kişiler arasında işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bırakılan 12 kişinin, jandarmaların başlarına silah dayayarak tehdit ettiği bilgilerine yer verilen açıklamada, Türkiyeli mağdurlardan biri, bir jandarma görevlisinin kendisini şu sözlerle tehdit ettiğini aktardı denilerek şu bilgiler verildi: “OHAL var, seni öldüreceğiz, seni öldürüp enkaz altına atacağız.” Görüşülen mağdurlardan Suriyeli bir erkek ise, yüzüne yumruk atan bir memuru şikayet ettiği üst rütbeli bir askerin kendisini, ‘OHAL var burada. O sizi öldürse bile kimseye hesap vermek zorunda değil. Kimse ona bir şey diyemez’ sözleriyle yanıtladığını belirtti.”

İşkenceye sıfır toleransmış

Araştırma yapan iki raporun elde ettikleri bilgiler ışığında 17 Mart’ta İçişleri ve Adalet Bakanlarına mektup yazdığı belirtilerek, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı’nın Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı adına ilgili mektuba 29 Mart tarihinde gönderdiği cevapta, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin işkenceye sıfır tolerans gösterdiğini ve Uluslararası Af Örgütü ile İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün suçlamalarının “olgusal temelden yoksun belirsiz iddialar” olduğu cevabını aldıklarını belirtti.

Aydınlatmak yerine depremi anlattılar

Bakanlıkların gönderdiği yanıtta ise , OHAL altındaki deprem bölgesindeki vakalara ilişkin hak örgütlerinin bulgularını ve polis ve askerlerin uygulaması hakkında sorulan sorularını ele almaktan ziyade depremin ölçeğine, gerçekleşen yıkıma ve yardım çabalarının anlatıldığı aktarıldı.

Soruşturma yürütülmeli

İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü’nün ortak açıklamasında, “Türkiye yetkilileri deprem bölgesinde, mağdurların suç teşkil eden eylemlerde bulunduklarından şüphelenip şüphelenmediklerine bakılmaksızın polis, jandarma ve askeri personelin insanlara işkence ve diğer türde kötü muamele yaptığına ilişkin tüm bildirimler hakkında eksiksiz ve tarafsız cezai ve idari soruşturmalar yürütmelidir” ifadelerine yer verildi.

Yaşananlar örtbas edilemez

Açıklamada, Uluslararası Af Örgütü Avrupa Bölgesel Ofisi Direktörü Nils Muiznieks’in görüşleri de aktarıldı. “Ülkenin bugüne kadar karşılaştığı en ağır doğal afetin ortasında yetkisini suistimal eden kolluk görevlilerinin uyguladığı kontrolsüz şiddetle ilgili korkunç tanıklıklar ve görüntüler öylece örtbas edilemez” diyen Muiznieks şunları ifade etti: “Mülteci olanlar da dahil tüm mağdurların, maruz bırakıldıkları şiddete karşılık adalet ve tazminat hakkı var. ”

HABER MERKEZİ

#Örgütü #HRW #Deprem #Sonrası #Kolluk #Güçleri #İşkence #Yaptı

Özerk Yönetim Sağlık heyeti Katalonya’yı ziyaret etti

Özerk Yönetimi Sağlık Kurulu heyeti Katalonya’yı ziyaret etti. Katalonya parlamentosundaki vekillerle yapılan görüşmede bölgedeki sağlık durumunun iyileştirilmesi görüşüldü

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi Sağlık Kurulu heyeti, Bask ve Katalonya bölgeleri parlamentosundan gelen resmi davet üzerine 4 Nisan’da Katalonya’yı ziyaret etti.

Özerk Yönetimi Sağlık Kurulu Eş Başkanı Dr. Ciwan Mistefa ve Özerk Yönetim Belçika Temsilcisi Faiq Omer heyette yer aldı.

Özer Yönetimi heyeti, Cumhuriyet Sol Partisi Milletvekili Jordi Albert, Katalonya İçin Dayanışma Partisi milletvekili ve Katalan Parlamentosu Dış İlişkiler Sorumlusu Francis Damlasise, Sol CUP Partisi milletvekili Acarlis Riera ve Katalan Parlamentosu sağlık kurumu sorumlusu Laurie Lozano tarafından karşılandı.

Dr. Ciwan Mistafa’nın ANHA’ya verdiği bilgilere göre Barselona’da gerçekleştirilen görüşmede, Kuzey ve Doğu Suriye’deki sağlık durumu, şirket anlaşmaları aracılığıyla geliştirilmesi yolları ve yeni anlaşmalar ele alındı. Dr. Mistefa, Katalonya Parlamentosu’ndan olumlu sonuçlar aldıklarını ve bu sonucun gelecekte bölgedeki sağlık durumu üzerinde olumlu bir etki yaratacağın kaydetti.

Ciwan Mistefa’nın bugün Bask Parlamentosu ile görüşmesi bekleniyor.

HABER MERKEZİ

#Özerk #Yönetim #Sağlık #heyeti #Katalonyayı #ziyaret #etti

‘Eylemsizlik’ kararına rağmen 83 kez ağır silahlarla bombalama

Türkiye, Federe Kurdistan Bölgesi’ndeki bazı alanları ‘eylemsizlik’ kararına rağmen 83 kez ağır silahlarla bombaladı

Türkiye, deprem sonrası ilan edilen  “eylemsizlik” kararına rağmen Federe Kürdistan Bölgesi’ne dönük saldırılarını sürdürüyor. Fırat Haber Ajansı’nda (ANF) yer alan haberde, 4 Nisan’da Girê Bahar, Girê FM, Girê Cûdî, Xakurkê, Çemço ve Sîda alanları 83 kez ağır silahlarla bombalandı.

Kaynak: MA

#Eylemsizlik #kararına #rağmen #kez #ağır #silahlarla #bombalama

ÖHD’den sel raporu: Yurttaşlara barınma imkânları sunulmalı

ÖHD, IRAP’ın 2021 yılı raporunda Riha ve Semsûr’deki dereler için uyarılarda bulunduğunu ancak önlem alınmadığını belirterek, benzer durumların tekrar edilmemesi için öneriler sıraladı

Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Riha Şubesi Ekoloji Komisyonu, 15 Mart’ta sağanak yağışlar nedeniyle Riha ve Semsûr’de yaşanan sel baskınlarına ilişkin hazırladıkları raporu dernek binasında açıkladı. Rapor, Ekoloji Komisyonu Sözcüsü Ayşe Şehriban Demirel tarafından okundu.

Demirel, sel baskınlarında 21 kişinin yaşamını yitirdiğini hatırlatarak, 27 Mart’ta ise yağmur nedeniyle bir kez daha sel baskınlarının yaşandığı ve bu sel baskınlarından dolayı ciddi maddi zararların ortaya çıktığını belirtti. 2021 Afet Risk Azaltma Planı (IRAP) raporunda, sel olacak derelerin derecelendirildiğini belirten Demirel, planda belirtilen derelerden Cavşak Karakoyun, Akpınar Mance ve Sırrın’ın taştığına dikkat çekti. Tüm uyarılara rağmen belediye ve AFAD yetkililerinin hiçbir önlem almadıklarını sözlerine ekleyen Demirel, “Yetkililer sorumluluk almak yerine kendileri tarafından hazırlanan rapor da gözardı edilerek sağanak yağışın felakete dönüşmesine neden olmuştur. Hemen hemen bütün kentlerde plansız, çarpık yapılanma sonucu sel altında kalındığı biliniyor” dedi.

Öneriler

Demirel, benzer durumların yaşanmaması için şu önerileri sıraladı:

“*Gerekli tedbirlerin alınması ve ihtiyaçların karşılanabilmesi için bölgenin böyle durumlarda bir an önce ‘Afet Bölgesi’ kapsamına alınması gerekmektedir.

*Dere ıslah çalışmaları, dere yatağını değiştirme çalışmaları, dolgu alanları yaratma çalışmaları yapmaya, çarpık kentleşmeye yol açan imar izinleri vermeye yönelik politikalardan vazgeçilmeli; mevcut çalışmalar durdurulmalıdır.

*Sel sonrasında oluşabilecek salgın ve bulaşıcı hastalıklara karşı sağlık taraması yapılmalı, elektrik, su, telefon ve sağlık hizmetlerinin ücretsiz sağlanması gerekmektedir.

*Sel ve su baskının tekrar yaşanabileceği gerçeğinden hareketle, acil bir tespit ve tahliye çalışması yürütülmeli, yaşamını yitiren yurttaşların zararları kamu tarafından tazmin edilmelidir.

*Sel sonrasında evleri ‘oturulmaz’ hale gelen mülkiyet sahibi ve kiracı yurttaşlara barınma imkânları sunulmalı; zararları tazmin edilmeli, eşya ve kira yardımı yapılmalıdır.

*Kriz yönetimi açısından halkın ihtiyaçlarını karşılamaktan uzak olan idare konu ile ilgili uzmanlığı bulunan meslek kuruluşlarının, bilim insanlarının ve sivil platformların görüşleri doğrultusunda gerekli tedbirler alınmalıdır.

*İdari makamların sel felaketi öncesinde ve sonrasındaki eylemleri ve tesis ettiği işlemlerin öğrenilmesi için bireysel bilgi edinme başvurularının; zarar tespit tutanaklarının yurttaşlarla paylaşılmasının sağlanmasına ilişkin başvuruların örgütlenmesi gerekmektedir.

*Sel felaketi öncesi ve sonrasındaki ihmaller tespit edilerek ilgili kişi ve kurum yetkilileri hakkında suç duyurusunda bulunulmalıdır.

*İdarenin sorumluluğunun tespiti açısından, zarara uğrayan yurttaşlar adına zararın tazminine ilişkin idari dava süreçleri başlatılmalıdır.

*Sel sonrasında göllerde ve derelerde oluşan kirlilik tespit edilmeli, kirliliğin su canlıları üzerindeki etkileri raporlanmalıdır.

*Sel sonrasında yaşamını yitiren hayvanların envanteri çıkarılmalı, sokak hayvanlarının akıbeti araştırılmalıdır.

*Depremden etkilenen bölgelerde görülmesi beklenen yağışlar için acil tedbir alınmalı, güvenli konutlarda barınma sorunları çözülmelidir.

*Balıklı Göl gibi selden etkilenmiş ve etkilenme riski olan kültürel varlıkların zarar görmemesi için koruyucu önlemler alınmalıdır.

*Selden kaynaklı zarar gören tarım arazileri, ekinleri ve ağaçların hasar tespiti yapılması hasarların karşılanmasına yönelik çalışmalar yapılması gerekmektedir.”

HABER MERKEZİ

#ÖHDden #sel #raporu #Yurttaşlara #barınma #imkânları #sunulmalı

İran ve Doğu Kürdistan’da 200 günde 537 kişi katledildi

İran ve Doğu Kürdistan’daki protesto eylemleri 200 günü geride bırakırken, insan hakları savunucularına göre en az 537 kişi devlet güçlerince katledildi

İran’da protesto eylemleri 16 Eylül’de Tahran’da Kürt genç kadın Jina Emini’nin ahlak polislerince katledildiği gün başladı. Eylemler hızla ülke geneline yayılarak, benzeri görülmemiş bir boyut kazandı. “Jin jiyan azadî” devrimi olarak adlandırılan bu halk ayaklanmasında ölümlerin çoğunluğu ilk aylarda yaşandı.

İran’da İdam ve ölümler arttı

İran İnsan Hakları Örgütü’ne (İHR) göre geçen 200 gün içerisinde en az 537 kişi devlet güçleri tarafından öldürüldü. Göstermelik yargılamalarla 4 protestocu da idam edildi. Aynı dönem içerisinde 180’i uyuşturucu ile bağlantılı suçlardan olmak üzere 309 kişi idam edildi.

İHR, “İran Cumhuriyeti’nin idam cezasını bir korkutma aracı olarak kullandığı” tepkisinde bulunurken, uluslararası toplumun günlük olarak gerçekleşen bu infazlara tepki vermediğini belirtti. Protesto eylemleri sırasında en ölümcül ay, 223 kişinin katledilmesiyle eylül ayı oldu. Ekim ayında 100 kişi ve kasım ayında 173 kişi öldürüldü. Aralık ayında ise 25 kişinin katledildiği tespit edildi. İdamlar ise 17-30 eylül arasında 5 iken, ekimde 30’a, kasımda 57’ye ve aralıkta 72’ye yükseldi.

DIŞ HABERLER

#İran #Doğu #Kürdistanda200 #günde #kişi #katledildi

Amed’te yüzlerce kadın Yeşil Sol bürosu açılışına katıldı

Yeşil Sol Parti seçim çalışmalarına hız kesmeden devam ediyor Diclekent kadın seçim bürosu açılışında yüzlerce yurttaş sloganlarla destek verdi

Türkiye tarihinin en kritik seçimlerinden birine doğru giderken Halkların Demokratik Partisi kapatılma tehdidine karşı Yeşil Sol Parti ile sçeime girecek.

HDP’lilerin partiye katılması ise Yeşil Sol Parti’de seçim bürolarını Türkiye’nin dört bir yanında açmaya başladı.

Geçtiğimiz günlerde İstanbul, Wan ve Êlih’te yapılan açılışların ardından parti hız kesmeden çalışmalarına devam ediyor.

Amed’in Peyas (Kayapınar) ilçesi Diclekent Mahallesi’nde Yeşil Sol Parti’nin kadın bürosunun açılışı yapıldı. Yüzlerce kadının katıldığı açılışta sık sık Jin Jiyan Azadi sloganları atıldı. Açılışa Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Pervin Buldan ile Yeşiller ve Sol Gelecek Parti (Yeşil Sol Parti) Kadın Meclisi Sözcüsü Canan Çalağan da katıldı.

HABER MERKEZİ

#Amedte #yüzlerce #kadın #Yeşil #Sol #bürosu #açılışına #katıldı