Ana Sayfa Blog Sayfa 679

Korucuların yargılandığı tecavüz davasında 94 yıl hapis cezası

Şirnex’de korucular tarafından sistematik olarak tecavüz edilen ve üvey annesi tarafından da fuhuşa zorlanan S.A.’nın karar duruşmasında mahkeme, sanıklara toplam 94 yıl 15 gün hapis cezası verdi

Şirnex’in Qilêban (Uludere) ilçesine bağlı Dêrahînê (Uzungeçit) beldesinde S.A.’yı fuhuşa zorlayan tutuklu üvey annesi Berivan Aydemir ile tecavüz sanıkları tutuklu yargılanan korucu Cengiz Yıldız ve AKP’li Uzungeçit Belediyesi Başkanı’nın korumalarından Sami Aydemir ile tutuksuz yargılanan Metehan Bayram, Zahide Yıldırım hakkında açılan davanın karar duruşması Şırnak 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada tutuklu sanıklar Berivan Aydemir, Cengiz Aydemir ve Sami Aydemir ile mağdurun ailesi ile avukatları hazır bulundu.

Açıklanan mütalaada sanıklara ceza istenilerek, tutukluluk hallerinin devam etmesi talep edildi.
Ardından sanıklar Berivan Aydemir, Cengiz Aydemir ile Sami Yıldız dinlenildi. Sanıkların üçü de aynı savunmayı yaparak kendilerine iftira atıldığını iddia etti.

Cengiz Yıldız’ın avukatı İdris Tekas, müvekkili yerine sanıklardan Berivan Aydemir’in savunması dikkat çekti. Avukat, yargılanan sanıkların korucu olduğunu ve kaçma şüphelerinin olmadığının göz önünde bulundurarak, adli kontrol tedbiri ile tahliye edilmesini talep etti.

Ceza yağdı

Sanık avukatlarının savunmaları ardından mağdur avukatı ve Sosyal Politikalar Bakanlığı avukatı da sanıkların ayrı ayrı cezalandırılmasını talep etti.

Verilen ara ardından mahkeme heyeti sanıklardan Cengiz Aydemir’e nitelikli cinsel istismardan 13 yıl 4 ay ve kişiyi hürriyetinden mahrum bırakma suçlamasından 5 yıl hapis cezası, Berivan Aydemir’e zincirleme çocuğu nitelikli cinsel istismarından 25 yıl, kişiyi hürriyetinden mahrum bırakma ve fuhuşa zorlama suçundan 9 yıl 4 ay 15 gün hapis cezasına çarptırılmasına, Sami Yıldız’a da aynı suçlamadan 25 yıl ve kişiyi hürriyetinden bırakma suçlamasından 9 yıl 4 ay hapis cezasına çarptırılmasına, aynı dosyadan tutuksuz yargılanan Metahan Bayram’a kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlamasından 2 yıl 6 ay, sanıklardan tutuksuz yargılanan Zahide Yıldırım’a da çocuğun cinsel istismarı suçlamasından 3 yıl ve kişiyi hürriyetinden yoksun bırakma suçlamasından 1 yıl 6 ay hapis cezası verildi.

Öte yandan dosyada yargılanan Onur Yıldız dosyası ayrıldı.

Kaynak: MA

#Korucuların #yargılandığı #tecavüz #davasında #yıl #hapis #cezası

İHD: Ekinci ‘keyfi ve hedef alınarak’ katledildi

Amed’de askerler tarafından öldürülen Mikail Ekinci’ye dair rapor hazırlayan İHD, ailenin işkence, tehdit ve hakaretlere maruz kaldığını belirtti

İnsan Hakları Derneği (İHD) Amed Şubesi, Çêrmûg (Çermik) ilçesi Bistin (Aynalı) mahallesine bağlı Gulabaxça mezrasında “dur” ihtarına uymadığı iddiasıyla 1 Nisan’da askerler tarafından öldürülen Mikail Ekinci’nin yaşam hakkının ihlali ve aile fertlerine yönelik kötü muameleye dair hazırladığı raporu açıkladı. Dernek binasında yapılan açıklamada Şube Başkanı Abdullah Zeytun konuştu.

300 kolluk köyü bastı

Ekinci’nin yakınları ve görgü tanıklıklarının verdiği bilgileri paylaşan Zeytun, “Mağdur ve tanık beyanlarına göre köye gelen kolluk personeli sayısı 300 civarındadır. Köye gelen kolluk personelleri Ekinci aile bireylerinin ikamet ettiği yaklaşık 15 haneye eş zamanlı olarak baskın düzenlemiştir. Baskının başında Mikail Ekinci, ayağında ayakkabı ve çorap olmadan bir süre motosikletle kaçmaya teşebbüs etmiş, daha sonra motosikleti bırakıp yaya olarak devam etmek istemiş, kolluk personelinin bir kısmı onu kovalamaya çalışırken bir kısmı da farklı hanelerde yaşayan Ekinci aile fertlerine karşı, kadın, yaşlı ve çocuk ayırt etmeksizin aşırı güç kullanmış, darp ve hakaretlerde bulunmuş ve evlerde aramalar gerçekleştirmişlerdir. Yine mağdur beyanlarına göre Mikail Ekinci’nin ikametine gelen kolluk görevlileri çalışmakta olan kameranın fişini çekmiş ve ilgili kısımları silmişlerdir. Öte yandan meydana gelen işkence ve kötü muamele eylemlerini telefonla kayıt altına almaya çalışan çocukların telefonlarını alıp, ilgili görüntü kayıtlarını sildikten sonra telefonları kırdıklarını belirtmişlerdir. Mağdur yakınları Mikail’in polis tarafından kovalanması esnasında drone hava araçlarının kullanıldığına şahit olduklarını, yine olay yerinde bir helikopterin bulunduğunu belirtmişlerdir” dedi.

Keyfi ve hedef alınarak yaşam hakkı ihlal edildi

Zeytun, “Ön ölü muayene tutanağı, olay yeri coğrafik ve fiziki özellikler birlikte değerlendirildiğinde ve anlatıcıların da bilgileri tutarlı görülerek; 01 Nisan 2023 tarihinde Diyarbakır ili Çermik ilçesine bağlı Aynalı (Bîstîn) kırsal mahallesinin Gulabaxça mezrasında, Mikail Ekinci isimli yurttaşın yaşam hakkının; keyfi ve orantısız güç kullanılıp maktul hedef alınarak sırtına isabet eden silah mermisiyle ihlal edildiği ve kolluk görevlileri tarafından evlere yapılan baskın sırasında Ekinci ailesi fertlerine yönelik işkence, kötü muamele, tehdit ve hakarette bulunulduğu hususunda güçlü bir kanaat oluşmuştur” diye belirtti.

Serbest bırakıldılar

Zeytun, devamla şunları söyledi:

“Söz konusu olayda somut delil niteliğindeki müşteki ve görgü tanıklarına ait beyanlar, görüntü ve telsiz kayıtları, kriminal rapor, ölü muayene ve otopsi raporu gibi verilerin bir bütünen incelenmeden ve kuvvetli suç şüphesinin varlığı göz ardı edilerek, sadece şüpheli kolluk görevlilerinin ifadelerine davet edilmek suretiyle başvurulmuş ve bununla yetinilmiştir. Davet üzerine ifadeleri alınan kolluk görevlileri, haklarına herhangi bir tedbir kararına başvurulmaksızın serbest bırakılmışlardır. Bu durum, adli makamların adil ve hukuki bir işlem yapmadıkları ve yapamayacakları şüphesini görünür kılmıştır.”

Cezasızlıktan vazgeçin

Zeytun, raporda yapılması gerekenleri şöyle sıraladı:

“Olayda yer alan tüm kolluk görevlileri hakkında etkin ve şeffaf bir biçimde, Mikail Ekinci’nin öldürülmesi nedeni ile kasten insan öldürme; Ekinci aile üyelerine yapılan işkence, kötü muamele, hürriyetten yoksun kılma, tehdit ve hakarete maruz bırakıldıkları gerekçesi ile adli ve idari soruşturmanın yapılması, soruşturma sonucunun bütün detaylarının kamuoyuyla paylaşılması, şüphelilerin kolluk personeli olduğu göz önünde bulundurularak; benzer soruşturma ve kovuşturmalarda kolluğun suç delillerini karartma gerçekliğini deneyimlemiş ve fail kolluk görevlilerinin cezasız bırakıldığının bilincinde olan bir hak kurumu olarak şüphelilerin tutuklanmaları ve ilgili kolluk güçleri hakkında idari soruşturma başlatılarak, görevden el çektirilmeleri, olay yeri bilgilerinin ve delillerinin (Olaya ilişkin drone kayıtları, kolluk personellerine ait telsiz görüşme kayıtları, zırhlı ve güvenlik araçlarına ait kamera görüntü kayıtları, olay yerinde bulunan mermi kovanları, görgü tanıklarının beyanları) tespit edilmesi, toplanılması ve muhafaza edilmesi, yaşanan bu durumda kolluk kuvvetlerinin “devlet biziz” mantığıyla hareket ettikleri ve etkin bir adli ve idari soruşturma yürütülmeyeceğine dair olan cezasızlık sisteminden vazgeçilmesi, Türkiye’nin ulusal ve taraf olduğu uluslararası yükümlüklerine tam ve eksiksiz olarak uyması, bu konuda Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin açık tavsiyelerine uyularak kolluk güçlerine tanınan geniş yetkilerin sınırlandırılması için mevzuat düzenlemesinin yapılması, polis Vazife ve Salahiyet Kanunu’nun 16. maddesinin (ve başka mevzuatta yer alan aynı hükümlerin) ölümcül güç kullanımının sadece yaşamı korumak için mutlak suretle gerektiğinde son çare olarak kullanılmasına ilişkin ilgili uluslararası standartlarla uyumlu olmasının sağlanması önerilmektedir.”

Kaynak: MA

#İHD #Ekinci #keyfi #hedef #alınarak #katledildi

#FreedomForOcalanNow hashtagi 9 ülkede TT oldu

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için sanal medyada başlatılan #FreedomForOcalanNow hashtagi 9 ülkede TT oldu

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın doğum günü dolayısıyla 3 Nisan saat 20.00’de sanal medya ağlarında #FreedomForOcalanNow hashtagi ile bir kampanya başlatıldı. Kampanya Avrupa Demokratik Güçler Birliği’ne bağlı 51 kurum, örgüt ve parti tarafından başlatılan kampanya 2 gün (3 ve 4 Nisan) sürdü.

Kampanya kapsamında Abdullah Öcalan’ın resimleri ile farklı dillerde yazılan sözleri paylaşılarak, tecridin kaldırılması ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü talep edildi.

#FreedomForOcalanNow hashtagi Türkiye, Irak, Almanya, Fransa, İsviçre, Belçika, Avustralya, Avusturya ve Hollanda’daki Twitter ve Facebook hesaplarında Trend Topıc (TT) oldu.

Paylaşılan tweet sayısı 50 bine ulaştıktan sonra açılan hashtag, her iki platformda yasaklandı.

KaynakMA

#FreedomForOcalanNow #hashtagi #ülkede #oldu

HDP Gençlik Meclisi seçim gündemiyle toplanacak

HDP Gençlik Meclisi, yarın seçim gündemiyle toplanarak, yol haritasını açıklayacak

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Gençlik Meclisi, 14 Mayıs seçimlerinde yürütecekleri kampanya ve seçim güvenliği gündemiyle yarın Ankara’da bulunan genel merkez binasında toplanıyor. Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti) Gençlik Meclisi’nin de katılacağı toplantıda, seçim kampanyası kapsamında gençlik buluşmalarının gerçekleştirileceği kentler belirlenecek.

ANKARA

#HDP #Gençlik #Meclisi #seçim #gündemiyle #toplanacak

Şenyaşar ailesi Bakan Bozdağ’a seslendi: Sessiz kalanlar kaybedecek

Adalet Nöbeti’nde konuşan Ferit Şenyaşar, Adalaet Bakanı’na seslenerek ‘Bu zulmü kendi içlerinden biri yaptığı için haksızlığa sessiz kalıyor’ dedi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti, 744’üncü gününde devam ediyor.

Adliyeye arka kapıdan giriyorlar

Ferit Şenyaşar, iktidarla maddi çıkarı olmayan tüm kurumların kendilerine destek ziyaretinde bulunduğunu belirterek, dayanışmayla mücadelelerini sürdürdüklerini ifade etti. Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın Amed’te Halkların Demokratik Partisi (HDP) İl Örgütü binası önünde oturtulan ailelere destek açıklaması yapan sözlerine dikkat çeken Şenyaşar, “Adalet Bakanı Urfa Adliyesi’ne geldiğinde arka kapıdan içeriye giriyor. Adalet Bakanı annemin durumunu çok iyi biliyor. Ancak bakan bu anneyi görmüyor” diye belirtti.

Adaletsizliğe sessiz kaldılar

Şenyaşar, Millet İttifakı Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçtaroğlu’nun seccade üzerinden hedef gösterilmesine değinerek, “Annenin Adalet Nöbeti Türkiye ve Meclis gündeminde, ancak konuyla alakalı iktidar partisinden tek bir ses çıkmıyor. Adalet Bakanı seccadeyle ilgili basına açıklamalarda bulunuyor ama sorumlu olduğu adalet ve annenin mücadelesine ilişkin tek bir cümle kurmuyor. Bu zulmü kendi içlerinden biri yaptığı için haksızlığa sessiz kalıyor. Bu adaletsizliğe sessiz kalanlar da kaybedecektir” ifadelerini kullandı.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Bakan #Bozdağa #seslendi #Sessiz #kalanlar #kaybedecek

Dina’nın şüpheli ölümü: Savcılığın ‘doğal ölüm’ açıklaması kabul edilemez

Gabonlu Ibouanga’nın şüpheli ölümüne dair soruşturma sürerken avukat Şeker, savcılığın ‘Ölümün boğulma kaynaklı olduğu’ açıklamasının kabul edilemez olduğunu belirtti. Aile ise şüpheli ölümün aydınlatılmasından sonra cenazeyi teslim alabileceklerini söyledi

Karabük Filyos Çayı Yeşilköy mevkinde 26 Mart’ta, tren makinisti tarafından yerde yatan cansız bir kişinin cenazesi görüldü. Yapılan ihbar üzerine, bölgeye giden ekipler, kişinin Karabük Üniversitesi Makine Mühendisliği hazırlık sınıfı öğrencisi Gabonlu Jeannah Danys Dinabongho Ibouanga’nun olduğunu tespit etti. Olayla ilgili Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı soruşturma başlattı.

Savcılık: Doğal ölüm

Karabük Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ndeki ön otopsi raporunu açıklayan Cumhuriyet Başsavcılığı, Dinabongho’nun bedeninde cinsel istismar ve herhangi bir kesici, delici alet ile ateşli silah yarasına rastlanılmadığını, ölümünün suda boğularak meydana geldiğini açıkladı.

Şüpheli ölümle ilgili ayrıntılı bir inceleme yapılmazken, savcılığın bu açıklaması tepkilere neden oldu. Öte yandan jandarma ekipleri ise soruşturma kapsamında kentteki güvenlik kameralarını incelemeye aldı. Kamera görüntüleriyle, Dinabongho’nun ormana nasıl gittiği, çaya düştüyse hangi noktadan düştüğü belirlenmeye çalışıyor. Dinabongho’nun üzerindeki kıyafetler ve vücudundan alınan örnekler detaylı araştırma için kriminal incelemeye alındı.

Aile cenazeyi almadı

Dinabongho’nun öldürüldüğü üzerine duran ailesi cenazeyi teslim almadı. Dinabongho’nun ailesi, elçilik aracılığıyla ilettiği notta, “Sır ölümün aydınlatılmasından sonra cenazeyi teslim alabileceklerini” ifade ederek, yetkililerden kendilerine açıklama yapılmasını istedi.

Haber yapan gazeteciye gözaltı

Olayla ilgili ise ilk etapta 3’ü yabancı 6 kişi gözaltına alındı. Dün de, il dışında Dina’ya cinsel taciz içerikli mesajlar attığı saptanan bir kişi gözaltına alındı. Yine dün şüpheli ölümle ilgili güvenlik kameralarına dair haberi servis eden DHA muhabiri Ali Sencer Arslan ve Murat Özelci, gözaltına alınarak ifadeleri alındıktan sonra serbest bırakıldı.

Avukata kısıtlama

Yine dosyaya bakan Gabon Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği avukatı Kerim Bahadır Şeker’in dosyadan örnek alma ve dosyayı inceleme yetkisi savcılık tarafından kısıtlandı.

Dina: Beni öldürecekler

Ayrıca Dinabongho´nun ölmeden 1 gün önce annesine kendisine Karabük’te kötü davranıldığını ve öldürülebileceğini söylediği sesli mesajlar ortaya çıktı. Sesli mesajlarında, “Sınavı geçersem, Sakarya’da okumamın önünde hiçbir engel olmadığını söylediler. Neden korkuyorsun ki? Bırak gideyim sana yalvarıyorum anneciğim. Lütfen, yalvarıyorum. Burada bize nasıl davrandıklarını bilmiyorsun, bildiğin gibi değil. Burada kalmak istemiyorum, bırak gideyim. Babamdan da izin isteyeyim, bırakın buradan gideyim” ifadeleri yer aldı.

HDP meclise taşıdı: Kış günü neden gece nehre girsin?

HDP Kocaeli Milletvekili Ömer Faruk Gergerlioğlu da, Dinabongho’nun ölümünü Meclis Genel Kurulu’nda gündeme getirdi. Gergerlioğlu, “Karabük Üniversitesi’nde Gabonlu bir öğrencinin cesedi bulundu. Savcılık bunun doğal bir ölüm olduğunu açıkladı. Nehirde boğulmuştu bu öğrenci. Ve fakat Gabon Büyükelçiliği, kurbanın siyah olduğu için doğru dürüst bir soruşturma yapılmadan ‘doğal ölüm’ olarak açıklandığını söyledi ve buna itiraz ediyor. 17 yaşında olan bir öğrenci. Geceleyin nehre girdiği iddia ediliyor; fakat soğuk bir kış gecesinde bir kız öğrencinin nehre girmesi akla aykırı. Kamera görüntülerinde çıplak ayakla dışarıda koşturduğu ve Karabük Postanesinde iki görevli tarafından cinsel tacize uğradığı iddia edilen Dina’nın ölümü hakkında bir an evvel doğru dürüst bir araştırma yapılmalı” diye belirtti.

‘Ön rapor yeterli değil’

Gabon Cumhuriyeti Ankara Büyükelçiliği avukatı Kerim Bahadır Şeker de, Karabük Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yaptığı açıklamaya tepki göstererek, DHA’ya yaptığı açıklamada, ölü muayene ve otopsi tutanağında bilirkişi doktorunun, “Şu anlık biz herhangi bir şekilde, ölümün nasıl gerçekleştiğine dair beyanda bulunamayız. Yani ön rapor yeterli değildir. Asli raporun gelmesi gerekmektedir” dediğini aktardı.

‘Adalet istiyoruz’
Şeker, asli rapor çıkmadan ve suda boğulmayla alakalı bir mevzu olamadan, böyle bir açıklamanın Karabük Başsavcılığı tarafından yapılmasının kabul edilemez olduğunu kaydederek, “Bizim tek derdimiz, adalet, adalet, adalet. Bu olayın sorumlularının adaletin önüne çıkarılması ve cezalandırılması. Dina’nın sorumlularını adalete teslim etmek boynumuzun borcudur. Dili, dini, rengi, ırkı ne olursa olsun bu davanın takipçisi olup; bu davayla, altını çizerek söylüyorum; cinayetle alakalı bütün emarelerin aydınlığa kavuşturulması için elimizden geleni yapacağız” dedi.

HABER MERKEZİ

#Dinanın #şüpheli #ölümü #Savcılığın #doğal #ölüm #açıklaması #kabul #edilemez

Deprem için yapılaşma uyarısı yapan akademisyen görevden alındı

Mereş merkezli depremlerin ardından yapılaşmayla ilgili çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesine karşı ortak bildiri hazırlayarak bilimsel uyarılarda bulunan İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Yirmibeşoğlu görevden alındı

İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) yönetimi tarafından 23 Şubat 2023 tarih ve 126 No’lu Cumhurbaşkanlığı kararnamesi hakkında ortak bildiri hazırlayarak bilimsel uyarılarda bulunan üniversitenin Şehir ve Bölge Planlama Bölümü Başkanı Prof. Dr. Funda Yirmibeşoğlu’nu görevden aldı.

Bildiriye de soruşturma açıldı

Bildirinin bölümün internet sitesinde yayımlanmasına ilişkin de soruşturma başlatılırken, T24’te yer alan habere göre, üniversite yönetimi, Şehir ve Bölge Planlama Bölümünün Maraş ve Hatay merkezli 6 ve 20 Şubat depremlerinden sonra yerleşme ve yapılaşmayla ilgili çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnamesine karşı 28 Mart’ta yayımlayarak depremle ilgili bilimsel uyarılar yapılan ortak bildiriye ilişkin soruşturma süreci başlattı.

HABER MERKEZİ

 

#Deprem #için #yapılaşma #uyarısı #yapan #akademisyen #görevden #alındı

Azadiya Welat çalışanı Metin Alataş anıldı

Azadiya Welat gazetesi çalışanı Metin Alataş, katledilişinin 13’üncü yıl dönümünde mezarı başında anıldı

Adana’nın Seyhan ilçesinde 4 Nisan 2010 tarihinde katledildikten sonra bir ağaca asılı olarak cenazesi bulunan Azadiya Welat gazetesi dağıtımcısı Metin Alataş’ın ölümünün üzerinden 13 yıl geçti. Alataş, katledilmesinin 13’üncü yıl dönümünde Küçükoba Mezarlığı’nda bulunan mezarı başında anıldı.

Yapılan saygı duruşunun ardından konuşan AYKAY-DER Eşbaşkanı Nimet Tekin,  Alataş’ın mücadelesini sürdüreceklerini vurguladı. Alataş’ın annesi Hatun Alataş ise, Musa Anter ve Kadri Bağdu dosyalarında olduğu gibi oğlunun dosyasında da faillerin bulunmadığı ve yargılanmadığını ifade etti. Alataş, katiller bulunup yargılanan kadar mücadelelerinin süreceğini ifade etti.

Anmada Alataş’ın mezarına Yeni Yaşam gazetesi ve güller bırakıldı. Daha sonra katledilen Azadiya Welat dağıtımcısı Kadri Bağdu’nun mezarı ziyaret edildi.

ADANA

 

#Azadiya #Welat #çalışanı #Metin #Alataş #anıldı

 Depremde yaşamını yitirenler anısına fidan dikildi

Mereş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin anısına Wan’da ÇEVDER öncülüğünde fidan dikildi

Van Çevre Tarihi Eserleri Koruma Araştırma Ve Geliştirme Derneği (VAN ÇEVDER), Mereş ( Maraş) merkezli depremde yaşamını yitiren yurttaşların anısına Yalınağaç Mahallesi’nde fidan dikti. Fidan dikimiyle beraber yapılan açıklamaya, İnsan Hakları Derneği (İHD) Wan Şubesi, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Wan İl Örgütü temsilcileri ve Wan Barosu katıldı. Palamut ve çam fidanlarının ekiminden sonra basın metnini, avukat Jiyan Özkaplan okudu.

‘Yaşam tasfiye ediliyor’

Türkiye ve Kurdistan’da ormanların yok edildiğini dikkat çeken Jiyan, “Özellikle Kurdistan coğrafyasında ormansızlaştırma politikalarıyla bütünüyle yaşamın tasfiye edilmeye çalışılmasıyla karşı karşıyayız. Kurdistan’da yürütülen savaş süresince yok edilen ormanların yanında, son yıllarda ‘güvenlik’ bahanesiyle binlerce ağaç köklerinden sökülüyor, ormansızlaştırma  ve insansızlaştırma ile ‘yok etme’ politikaları devam ettiriliyor” dedi.

‘Depremde yaşamını yitirilenlere adıyoruz’

Mereş merkezli depremlerle beraber, sistemin ranta dayalı mekanizmaları nedeniyle depremin felakete dönüştüğünü söyleyen Jiyan, “Binlerce insan ve canlı yaşamını yitirmiş, yerleşim yerleri adeta yok olmuştur.  İktidarın, bu felaketin ardından yine aynı akılla, demokratik ve ekolojik olmayan yöntemlerle hızlıca bir yapılaşma sürecine girmesi, içerisinde yine aynı rant odaklı ve politik sebepleri barındırmaktadır. Fidan dikme etkinliğimizi bu sene depremde yaşamını yitiren canlara adıyoruz. 6 Şubat depreminde yaşamını yitirenlerin anısına fidan dikerek başlayacak olan fidan dikme etkinliğimizde tüm toplumu bizlerle ortaklaşmaya davet ediyoruz”  çağrısında bulundu.

WAN

#Depremde #yaşamını #yitirenler #anısına #fidan #dikildi

Af Örgütü ve HRW: Deprem Sonrası Kolluk Güçleri İşkence Yaptı

Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü hazırladıkları raporla, Türkiye’de depremden sonra polis ve askerlerin suça karıştığı iddia edilen kişilere işken ettiği, işkence edenlere müdahale etmediği ve OHAL’i cezasızlık zırhı olarak gördüğünü belirtti

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta peş peşe yaşanan depremlerin ardından kaldırılan enkazlarda hala cenazeler çıkarken, depremlerin ardından yaşanan hak ihlalleri hazırlanan raporlara da yansıyor.

İşkence yapıldı

Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) de bugün yayımladıkları ortak açıklamada, Türkiye’de deprem kentlerinde bölgeyi denetlemek üzere gönderilen kolluk güçlerinin “hırsızlık” ve “yağma” olaylarına karıştıklarından şüphelendikleri kişilere işkence yaptıklarını belirtti.

Polisler bilerek müdahale etmedi

Rapor açıklamasında, işkence uğrayan bir kişinin gözaltına hayatını kaybettiği ve yine bazı bölgelerde ise hırsızlık yaptıkları iddia edilen kişilere sivillerin yaptığı işkenceye polis ve askerlerin bilerek müdahale etmediği belirtildi.

Açıklamada İnsan Hakları İzleme Örgütü (HRW) Avrupa ve Orta Asya Direktörü Hugh Williamson’ın görüşlerine de yer verildi. Williamson deprem kentlerinde ilan edilen OHAL’e de değinerek, işkence yapan , hatta öldürmeye kadar varan uygulamalarda bulunan polis ve askerlerin doğal afet kapsamında ilan edilen olağanüstü hali cezadan muaf tutacak serbestlik olarak gördüğü belirtildi.

47 kişi ile görüşüldü

Açıklamada, Uluslararası Af Örgütü ve İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün bölgede görevlendirilen polis, jandarma ve askerlerin faili olduğu 34 erkek ve yine 13 işkenceye uğrayan kişi ile görüşme gerçekleştirdiği ifade edildi.

OHAL’i fırsat bildiler

Görüşülen kişiler arasında işkence ve diğer türde kötü muameleye maruz bırakılan 12 kişinin, jandarmaların başlarına silah dayayarak tehdit ettiği bilgilerine yer verilen açıklamada, Türkiyeli mağdurlardan biri, bir jandarma görevlisinin kendisini şu sözlerle tehdit ettiğini aktardı denilerek şu bilgiler verildi: “OHAL var, seni öldüreceğiz, seni öldürüp enkaz altına atacağız.” Görüşülen mağdurlardan Suriyeli bir erkek ise, yüzüne yumruk atan bir memuru şikayet ettiği üst rütbeli bir askerin kendisini, ‘OHAL var burada. O sizi öldürse bile kimseye hesap vermek zorunda değil. Kimse ona bir şey diyemez’ sözleriyle yanıtladığını belirtti.”

İşkenceye sıfır toleransmış

Araştırma yapan iki raporun elde ettikleri bilgiler ışığında 17 Mart’ta İçişleri ve Adalet Bakanlarına mektup yazdığı belirtilerek, Adalet Bakanlığı İnsan Hakları Dairesi Başkanlığı’nın Adalet Bakanlığı ve İçişleri Bakanlığı adına ilgili mektuba 29 Mart tarihinde gönderdiği cevapta, Türkiye Cumhuriyeti hükümetinin işkenceye sıfır tolerans gösterdiğini ve Uluslararası Af Örgütü ile İnsan Hakları İzleme Örgütü’nün suçlamalarının “olgusal temelden yoksun belirsiz iddialar” olduğu cevabını aldıklarını belirtti.

Aydınlatmak yerine depremi anlattılar

Bakanlıkların gönderdiği yanıtta ise , OHAL altındaki deprem bölgesindeki vakalara ilişkin hak örgütlerinin bulgularını ve polis ve askerlerin uygulaması hakkında sorulan sorularını ele almaktan ziyade depremin ölçeğine, gerçekleşen yıkıma ve yardım çabalarının anlatıldığı aktarıldı.

Soruşturma yürütülmeli

İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü’nün ortak açıklamasında, “Türkiye yetkilileri deprem bölgesinde, mağdurların suç teşkil eden eylemlerde bulunduklarından şüphelenip şüphelenmediklerine bakılmaksızın polis, jandarma ve askeri personelin insanlara işkence ve diğer türde kötü muamele yaptığına ilişkin tüm bildirimler hakkında eksiksiz ve tarafsız cezai ve idari soruşturmalar yürütmelidir” ifadelerine yer verildi.

Yaşananlar örtbas edilemez

Açıklamada, Uluslararası Af Örgütü Avrupa Bölgesel Ofisi Direktörü Nils Muiznieks’in görüşleri de aktarıldı. “Ülkenin bugüne kadar karşılaştığı en ağır doğal afetin ortasında yetkisini suistimal eden kolluk görevlilerinin uyguladığı kontrolsüz şiddetle ilgili korkunç tanıklıklar ve görüntüler öylece örtbas edilemez” diyen Muiznieks şunları ifade etti: “Mülteci olanlar da dahil tüm mağdurların, maruz bırakıldıkları şiddete karşılık adalet ve tazminat hakkı var. ”

HABER MERKEZİ

#Örgütü #HRW #Deprem #Sonrası #Kolluk #Güçleri #İşkence #Yaptı