Ana Sayfa Blog Sayfa 681

Öcalan’a Özgürlük Komitesi Sözcüsü İsviçre’de vekil seçildi

İsviçre’in Ticino kantonunda yapılan seçimde Abdullah Öcalan’a Özgürlük Komitesi Sözcüsü Dr. Josef Beppe Savary da vekil seçildi

İsviçre’in Ticino kantonunda haftasonu yapılan ve 14 listenin yarıştığı seçimlerde Sosyalist Parti (SP) ve Alternatif Forumu’nun (Forum Alternativo) ortak listesi oyların yüzde 27’sini alarak 90 kişilik Ticino Parlamentosu’na 12 vekil yolladı. Seçilen vekiller içinde Dr. Josef Beppe Savary de yer aldı.

Komite sekreteri

Savary, İsviçre Öcalan’a Özgürlük Komitesi Sekreteri ve aynı zamanda Nükleer Savaşın Önlenmesi için Uluslararası Hekimler (IPPNW) İsviçre sorumlusu. Savary, Alternatif Forumu’nun adayı olarak tercihli oyla seçilirken, Savary’nin yanı sıra Kürt dostu Lisa Boscolo da meclise girenler arasında yer aldı.

HABER MERKEZİ

 

#Öcalana #Özgürlük #Komitesi #Sözcüsü #İsviçrede #vekil #seçildi

Finlandiya Başbakanı Sanna Marin’den istifa kararı

Finlandiya’da seçimleri kaybeden Başbakan Sanna Marin, Sosyal Demokrat Parti liderliğinden istifa edeceğini açıkladı

Finlandiya’da görev süresi sona erecek olan Başbakan Sanna Marin, Sosyal Demokrat Parti liderliğinden istifa edeceğini duyurdu.

Marin, parlamentoda düzenlediği basın toplantısında kariyerine milletvekili olarak devam edeceğini ifade etti.

HABER MERKEZİ

#Finlandiya #Başbakanı #Sanna #Marinden #istifa #kararı

Arnavutköy Sazlıbosna barajına kimyasal atık karıştı

Arnavutköy’de yol kenarına dökülen ve kimyasal olduğu belirtilen atık, Sazlıbosna Barajı’na karıştı

Arnavutköy Hacımaşlı Mahallesi’nde yol kenarına dökülen ve kimyasal olduğu belirtilen atık, İstanbul’un su kaynaklarından Sazlıbosna Barajı’na karıştı. Kimyasal maddeden dolayı mahallede yaşayanlar da büyük tedirginlik yaşarken büyükbaş ve küçükbaş hayvanlarda zarar gördü.

Yapılan ihbar üzerine İstanbul Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’ne bağlı Çevre Denetim Ekipleri harekete geçti. Çevreye duman ve kötü koku yayan atıktan numune alınarak inceleme yapıldı. Yapılan çalışmalarda, atığın ısıl işlemden kaynaklanan dip külü, cüruf ve kazan tozu atıkları olduğu belirlendi.

Atıkları döken kişi ya da kişilerin yakalanması için çalışma başlatıldı. İstanbul Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü, ‘Çevreyi Kasten Kirletmek’ suçundan da suç duyurusunda bulunacağını duyurdu. Alandaki atıklar kaldırılarak bakanlık tarafından lisans verilmiş bertaraf tesislerine gönderilecek.

‘Geceleri kaçak döküm yapıyorlar’

Bölgedeki mera alanlarında küçükbaş hayvancılık yapan Celil Küçükkara, “Geceleri geliyorlar kaçak döküm yapıyorlar. Kimyasalları suyun içine, olur olmaz yerlere döküyorlar. Koyunların ayakları, ağızları yara oluyor. Döküp kaçıyorlar, kamyonlar yapıyor bunu. Önlem alınmasını istiyoruz. 3-4 sene önce de oldu. Bir hafta çalışma yapıp temizlediler ama yine ortada” dedi.

İSTANBUL

#Arnavutköy #Sazlıbosna #barajına #kimyasal #atık #karıştı

Yüksekdağ: Sorunların çözümü Emek ve Özgürlük İttifakı programında

14 Mayıs’ta gerçekjleşecek seçimleri değerlendiren Figen Yüksekdağ, 14 Mayıs’da halk iradesinin parlamentoya yansımasının öncelik sayılması gerektiğini söyledi

Kandıra 1 Nolu F Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan HDP eski Eş Genel Başkanı Figen Yüksekdağ, 14 Mayıs genel seçime ilişkin soruları yanıtladı.

Yüksekdağ, ittifakla ile birlikte kazanacaklarını ifade ederek “Kaybetmek kavramını lûgatımızdan çıkarmamız gereken hayati ve tarihi bir zamandayız” dedi.

Yüksekdağ ittifak içinde yaşanan tartışmalara ilişkin de soruları yanıtlayan Yüksekdağ, “biliyoruz ki memleketin köklü sorunlarının daha köklü ve demokratik, halkçı, emekçi, kadın özgürlükçü, programla çözülmesi mümkün. Emek ve Özgürlük İttifakı bu vaat ve bileşimle ortaya çıktı” ifadelerini kullanarak taleplerin dinlenmesi gerektiğini düşünüyor.

Yüksekdağ, NuJİNHA’nın kendisine yönelttiği sorulara şöyle yanıt verdi;

  • Seçim yaklaşıyor ve tarihi bir süreç olarak adlandırılıyor. Siz bu süreci özellikle yaşanan büyük depremle birlikte nasıl okuyorsunuz? Türkiye nasıl bir atmosferde seçimlere gidiyor? Türkiye halkları açısından bu seçimin anlamı nedir?

2023 Genel Seçimleri çürümüş ve haklarımıza ölümle yıkımdan başka bir şey getirmeyen iktidarın gidiş seçimidir. Ne yazık ki giderken de çok yıktılar. Çok acıya ve ölüme sebep oldular. Bütün Türkiye biliyor ki yitirdiğimiz 60 bine yakın canın yarıdan fazlası depremden ölmedi. Can kurtarmayı umursamayan başat amacı parasına para, zulmüne zulüm katmak isteyen siyasi iktidar nedeniyle öldü. Artık AKP ve Cumhur İttifakı’nın hiçbir seçim hamlesi bu ülke için yok edici hale geldiği hakikatini değiştiremez. Saray iktidarı gitmediği durumda Türkiye depremden kat kat büyük bir yıkımla yüz yüze kalacak. Herkese ayan olan bu ihtimali sıfırlamak için tüm gücümüz ve gövdemizle seferber olmak zorundayız.

  • HDP’ye dönük kapatma davasında erteleme talepleri reddedildi. Yıllardır tutuklu bir siyasetçi olarak bu baskı politikasına rağmen partinizin hala kilit parti olarak görülmesini nasıl değerlendirirsiniz?

İktidar seçim kampanyasını HDP karşıtlığı üzerinden düzenliyor, bu yeni bir durum değil. 2018-2019 seçimlerinde yoğun bir HDP düşmanlığı zemininde bina edildi. AKP- MHP iktidarı HDP antipropagandası yapmadan seçim propagandası yapamıyor. Ciddi bir acizlik durumu yaşıyorlar aslında. Bugün iktidarını kaybettirecek belirleyici gücün HDP olduğunu da biliyorlar. O nedenle saldırganlığın, tahammülsüzlüğün ve kumpasların dozu yükseliyor.

Yeşil Sol parti ile seçime girilmesi…

Kapatma saldırısının HDP’nin toplumsal politik misyonunu köreltemeyeceğini defalarca söylemiştik. Kanunun bir partiden, isimden, tabeladan ibaret olmadığını ülkenin geleceğine yön verecek, toplumsal politik gücün HDP hakikatini yarattığını daima göz ardı ettiler. Bu yılların deneyimini, birikimini, direnç motivasyonu ve kabiliyetini bağrında toplamış bir güçtür. Mutlaka yol bulacak demiştik. Buldu da. HDP’yi seçime giremez hale getirip paralize edeceklerini asıl politik özne olan HDP kitlesini haklarımızı afallatabileceklerini hesapladılar ama Yeşil Sol Gelecek çatısı altında seçime girme kararı ile birlikte çok hızlı bir odaklanma ve konsolidasyon sağlandı.  “Yol bir, sürek bin bir” demişler. Bu halk yola bakar yoldan ayrılmaz. Ayrılanı da sevmez. Tam da bu nedenle HDP, yani onunla var olan üçüncü yol kilit konumdadır. Bütün derdimiz devamız da bu yolu geliştirmek, hedefine ulaştırmak olmalı.

  • Seçimin ardından nasıl olacağından ve Türkiye için neler vaat ettiğinden çok isimler üzerinden tartışmalar yürütüldü. HDP’de aday çıkarmayacağını açıkladı. HDP’nin tutumu neden önemli? HDP stratejisi hakkında neler söylersiniz?

HDP’nin cumhurbaşkanı adayı çıkarmaması seçimin ilk turda bitmesi açısından önemli. Türkiye halklarının çoğunluğu için hayati önem atfedilen, Erdoğan ve AKP-MHP iktidarının gitmesi isteği bu kararda etkili oldu diyebiliriz. Mevcut iktidarın bir gün daha kalmasına kendisi dışında kimsenin tahammülü yok. Bugüne kadar iktidar karşısında en tutarlı ve en gözüpek mücadeleyi HDP yürüttü. Bu bir yanıyla da kendi mücadele çizgisine bağlılığının gereğidir.

  • Emek ve Özgürlük İttifakı nasıl bir rol oynayacak? Halklara neler vadediyor? Bu süreçte TİP’in ayrı listelerle girmesi sonucu nasıl etkiler?

Emek ve Özgürlük İttifakı kuruluş amacını tanımlarken ifade ettiği gibi gerçek bir değişim vadediyor. Genelde bütün muhalefet kesimleri değişim iddiasıyla ortaya çıktı ama daha çok AKP- MHP iktidarının gitmesi ağırlıklı bir değişim vurgusu bu. Ama biliyoruz ki memleketin köklü sorunlarının daha köklü ve demokratik, halkçı, emekçi, kadın özgürlükçü, programla çözülmesi mümkün. Emek ve Özgürlük İttifakı bu vaat ve bileşimle ortaya çıktı. Aynı zamanda çok kritik bir boşluğu doldurmaya aday oldu. Tabi bu büyük iddiaların altını dolduracak birleşik tutum ve pratik beklentisi çok yoğun. Umuyor ve diliyoruz ki ittifak bu ağırlığa ve tarihsel beklentiye uygun duruş sergileyecektir. Ayrı liste mevcut siyasi şartlarda tercih edilmemesi gereken bir yöntem. Bu konuda da geniş seçmen kitlesinin beklenti ve talepleri dikkate alınmalı. Halk iradesinin tekbir oya kadar parlamentoya doğrudan yansıması öncelik sayılmalı. Hepsinden önemlisi de “birlikte değiştireceğiz” sözünde ortaklaşanlar buna bağlı kalarak birleşik liste tavrında ortaklaşmalı.

  • Özel olarak Kürt seçmenlere yönelik yaklaşımı nasıl yorumlarsınız?

En son Newroz meydanlarına yansıdığı gibi Türkiye toplumunun en diri, en dinamik ve ağır bedeller göğüsleyerek barış ve demokrasi yolunda ısrar eden kesimi Kürt halkıdır. Ve bu halk samimi bir muhataplığı, yaralarının sarılmasını ve “ya bana düşmansın ya da bana mecbursun” zihniyetinden uzak bir siyasi yaklaşımı hak ediyor. İktidarın zaten Kürtlere sunabileceği hiçbir şey yok. Ama muhalefetin ve iktidar iddiası taşıyanların bu tarihi halk hakikatini aslı gibi görmemesi daha büyük bir sorun zeminine ve geçilmiş yolları dönüp tekrar çiğnemelerine neden olur.

İSTANBUL

#Yüksekdağ #Sorunların #çözümü #Emek #Özgürlük #İttifakı #programında

İran 7 yıl sonra BAE’ye büyükelçi atadı

İran yönetimi, geçen yıl BAE)ile diplomatik temsil seviyesini yükseltme kararı aldıktan sonra 7 yılın ardından BAE’ye yeni büyükelçisini atadı

Jîna Emînî eylemlerinin sürdüğü İran’da İran resmi haber ajansı IRNA’ya göre, Birleşik Arap Emirlikleri (BAE) ile diplomatik temsil seviyesini yükseltme kararı aldıktan sonra 7 yılın ardından BAE’ye yeni büyükelçisini atadı. Bazı haber kaynakları İran’ın BAE’deki yeni büyükelçisinin Yurtdışında İkamet Eden İranlılar İdaresi Genel Müdürü Rıza Ameri olduğunu ve daha önce Cezayir, Sudan ve Eritre büyükelçisi olarak görev aldığını belirtti. Ameri daha önce İran Dışişleri Bakanlığı’nda Körfez dosyasından sorumluydu.

İran ve BAE, geçen yıl iki ülke arasında varılan mutabakatlar gölgesinde diplomatik temsiliyetlerini konsolosluktan büyükelçiliğe yükseltme kararı aldı.

BAE, Tahran’daki Suudi büyükelçiliğine ve Meşhed’deki konsolosluğuna düzenlenen saldırıların ardından Ocak 2016’da diplomatik temsilcilik seviyesini düşürdü. Ağustos ayının sonunda BAE, İran ile diplomatik temsil seviyesini büyükelçi seviyesine yükselttiğini duyurdu ve böylece Büyükelçi Seyf el-Zaabi, Tahran’daki görevine geri döndü.

Geçen ay, İran Siyasi İşlerden Sorumlu Dışişleri Bakan Yardımcısı Ali Bakıri Kinni, İran’ın BAE büyükelçisini atanmasının idari çalışmaların son aşamasında olduğunu ve büyükelçinin yakın zamanda Abu Dabi’ye gönderileceğini belirtmişti.

DIŞ HABERLER

#İran #yıl #sonra #BAEye #büyükelçi #atadı

Antalya açıklarında gemi battı: 9 personel aranıyor

Antalya’nın Kumluca açıklarında batan gemide bulunan 5 personel kurtarılırken, 9 personeli arama çalışmaları devam ediyor

Antalya’nın ilçesi Kumluca ilçesi 22 mil açıklarında Suriyeli 14 mürettebatın bulunduğu yabancı bandıralı bir gemi battı. Bölgeye Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı arama kurtarma ekiplerinin yönlendirildi. Gemideki 5 personelin kurtarıldığı, gemide bulunan 9 personel için ise arama kurtarma çalışmalarının devam ettiği bildirildi.

Antalya Valisi Ersin Yazıcı, Kumluca açıklarında yabancı bandıralı “Joe 2” adlı ticari geminin battığı ihbarı sonrası bölgeye Sahil Güvenlik Komutanlığı’na bağlı arama-kurtarma ekiplerinin yönlendirildiğini açıkladı. 14 mürettebatın bulunduğu gemide; 2 personelin denizden Sahil Güvenlik helikopteriyle kurtarıldığını ve Finike Devlet Hastanesi’ne getirildiğini belirten Yazıcı, 3 personelin de diğer ticari gemilerce kurtarıldığını, 9 personelin arama-kurtarma çalışmalarının sürdüğünü söyledi.

HABER MERKEZİ

#Antalya #açıklarında #gemi #battı #personel #aranıyor

35 Arap aydını Lübnan’lı sanatçı Feyrouz’u kaleme aldı

Ortadoğu’nun ortak sesi Lübnanlı sanatçı Feyrouz’un 88’inci yaş günü için 35 Arap aydını ‘Feyrouz Adında Bir Vatan’ adlı kitapta sanatçının eserleri ve hayatını yazdı

Arap Düşüncesi Vakfı, 35 Arap aydının kaleme aldığı “Feyrouz Adında Bir Vatan” adlı kitap çıkardı. Kitap Lübnanlı sanatçı Feyrouz’un 88’inci yaş gününe özel hazırlandı. Feyrouz’un sanatını, sesini ve hayatını konu alan yazıların yer aldığı kitap, dünyaca ünlü sanatçının yaş günü vesilesiyle yeni nesille de Feyrouz’un sesini buluşturmayı amaçlıyor.

Sesi Lübnan’ın sınırlarını aşan ve Filistin’in özgürlüğü için haykıran Feyrouz, Ortadoğu halklarının ortak sesi, vicdanının bir parçası oldu. Vakıf Direktörü Dr. Henry Al-Awit’in gözetiminde ve meslektaşları Ahmed Farahat ve Dr. Rafif Reda Sidawi’den oluşan yayın kurulu ve Samia Al-Homsi’nin çizdiği Feyrouz’un çizimleri ile hazırlanan 350 sayfalık kitap, Vakfın web sitesinde de yerini aldı.

DIŞ HABERLER

#Arap #aydını #Lübnanlı #sanatçı #Feyrouzu #kaleme #aldı

KCDP’ye açılan kapatma davası başladı

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu hakkında açılan kapatma davası başladı

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu’na açılan kapatılma davası görülmeye başlandı. İstanbul Çağlayan Adliyesi 13. Asliye Hukuk Mahkemesi’nde başlayan duruşmayı katledilen kadınların aileleri başta olmak üzere çok sayıda sivil toplum kuruluşu da izliyor. Katledilen kadınların ailelerinin müdahillik talepleri önceki duruşmalarda reddedilmişti.

Duruşma öncesi açıklama

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu Derneğine yönelik, “ahlaka aykırı faaliyet yürütmek” suçlamasıyla açılan kapatma davasının üçüncü duruşması öncesinde adliye önünde açıklama yapıldı.

‘Bu anlayış İran’daki Molla rejimi anlayışıdır’

Derneğin Genel Sekreteri Fidan Ataselim, burada yaptığı konuşmada, “Bu dernek kadınlar öldürülüyor diye açıldı. Kadınlar eşit, özgür yaşasın diye mücadele ediyoruz. LGBT’liler ayrımcılığa uğramasın, nefret cinayetlerine kurban gitmesin diye mücadele ediyoruz. Bizler kim eşitsizliğe uğrarsa, kim haksızlığa uğrarsa onun yanında yer alıyoruz. Bütün eşitsizliklere karşı çıkıyoruz. Halkımız ile birlikte mücadele ediyoruz. Kadın cinayetlerini durdurmak isteyen derneği, hangi anlayış kapatmak isteyebilir? Kadınları ayakta tutan ve şiddetten kuruyan 6284 Kanunu hangi anlayış kaldırmak isteyebilir? İstanbul Sözleşmesi’nde hangi anlayış imzayı geri çekti? Bu anlayış Taliban anlayışıdır. İran’daki Molla rejimi anlayışıdır” dedi.

İSTANBUL

#KCDPye #açılan #kapatma #davası #başladı

Çimento fabrikasına karşı köylülerin direnişi sürüyor

Muğla’da yapımı devam eden çimento fabrikasına giden yolu kapatan köylülerin başlattığı nöbet eylemi 3’üncü güne girdi. Köylüler destek çağrısı yaptı

Muğla’nın Deştin ve Bayır mahallelerinde yapımı devam eden çimento fabrikasına giden yolu kapatan köylülerin, başlattığı nöbet eylemi 3’ncü güne girdi. Nöbet alanında yaktıkları ateşin etrafında sabahlayan köylüler, gece boyunca, “Havama suyuma toprağıma dokunma”, “Çimentocu şirket burayı terk et” sloganları attı.

Köylüler, ayrıca dün gece çimento fabrikasına giden klinker kazanı ve fırın yüklü TIR’ın önünü keserek, geçişine izin vermedi. Köylülerin direnişi sonucu TIR fabrikaya gidemeden geri döndü.

Eyleme destek çağrısı

Nöbet alanında konuşan Deştin Çevre Platformu üyesi Haluk Özsoy, 35 saatte klinker kazanı ve fırın yüklü TIR’ı durdurarak firmaya geri adım attırdıklarını söyledi. Çimento fabrikasının araçlarının geçişine izin vermeyeceklerini kaydeden Özsoy, herkesi eylemlerine destek vermeye çağırdı.

MUĞLA

 

#Çimento #fabrikasına #karşı #köylülerin #direnişi #sürüyor

Michela Arricale: Öcalan’a karşı acımasızlık Erdoğan’ın ondan korkmasının ölçüsüdür

Uluslararası Hukuki Müdahale Grubu Eşbaşkanı Michela Arricale, ‘Uluslararası toplum Öcalan’ın özgürlüğü için çağrıda bulunmalı ve harekete geçmeli’ çağrısında bulundu

24 yıldır İmralı’da ağırlaştırılmış tecrit altında tutulan PKK Lideri’nden 2 yıldır  hiçbir haber alınamıyor. Ailesi, avukatları, kamuoyu, uluslararası kamuoyu, hukuk örgütleri sayısız girişim ve başvuruda bulunsa da olumlu ya da olumsuz hiçbir dönüş yapılmadı. Mutlak iletişimsizlik (incommunicado) haline dönüşen ağırlaştırılmış tecridin son bulması ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması için dünyanın birçok yerinden hukukçular da Adalet Bakanlığı’na mektup gönderdi, Adalet Bakanlığı ve Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu, imza kampanyaları başlattı.

Tecride karşı 22 ülkeden 350 avukatın 14 Eylül 2022 tarihinde Adalet Bakanlığı’na gönderdiği mektubun imzacısı olan 350 avukat içerisinde yer alan İtalya Araştırma ve Detaylandırma ve Demokrasi Merkezi/Uluslararası Hukuki Müdahale Grubu Eşbaşkanı Michela Arricale da PKK Lideri’nin fiziki özgürlüğünü Ankara ziyaretlerini gerçekleştiren delegasyonda yer alan ve Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü için daimi bir çalışma yürüten Arricale, mutlak iletişimsizlik karşısında uluslararası toplumun neler yapması gerektiğine ilişkin JINNEWS’ten Marta Sömek’e konuştu.

‘Yaşamından endişe ediliyor’

PKK Lideri üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin herkesin gündeminde olması gerektiğine dikkat çeken Arricale, “Herhangi bir yasal ilke veya kurala tamamen aykırı olan tutukluluğuna, yasadışı ve cezai bir izolasyona odaklanılmalı. Bugün bu daha da önemli. Çünkü 2 yıldır sağlık durumundan dahi bir haber yok ve yaşamından dolayı endişe duyuluyor” dedi. Abdullah Öcalan’dan 2 yıldır haber alınamama haline ilişkin uluslararası mekanizmaların da “üç maymunu” oynadığını vurgulayan Arricale, “Bu önemli bilgiye bugüne kadar sadece Türk devleti ve Eylül 2022’de İmralı’ya sürpriz bir ziyarette bulunan ve inanılmaz bir şekilde hala bu konuda bir bilgi vermeyen CPT sahip” sözlerini kullandı.

‘Öcalan siyasi bir tutukludur’

Uluslararası toplumun her şeyden önce Abdullah Öcalan üzerinde uygulanan tecride son verilmesini talep etmesi gerektiğinin altını çizen Arricale, “Ve tutukluluk konusunu hukukun üstünlüğü çerçevesinde olağan düzenine geri getirmelidir. Öcalan siyasi bir tutukludur, yani tutukluluğu normların ihlaline değil, siyasi değerlendirmelere bağlıdır. Uluslararası toplum bunun farkına varmalı ve PKK’yi (birkaç kaynak tarafından asılsız olduğuna hükmedilen) terör örgütleri listesinden çıkararak depolitizasyon (siyasetten uzak tutma) sürecini başlatmalıdır.

‘Erdoğan’ın Demokrasi korkusu’

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın  Abdullah Öcalan’dan “korktuğunu” söyleyen Arricale, “Öcalan’a yönelik acımasızlık, Erdoğan’ın ondan korkmasının ölçüsüdür. ‘Padişah’, Marmara Denizi’nin ortasında onun için özel bir hapishane yaptırmış ve Öcalan’ı birkaç yıl öncesine kadar ağırlaştırılmış tecrit altında tek kişilik hücrede tutmuş. Kürt halkının lideriyle aynı kaderi paylaşan bir avuç mahkum ve Kürtler, uluslararası toplumun baskısı altında girdi. Şu an İmralı Adası’nda 4 mahkum var ve 25 Mart 2021’den bu yana hiçbirinden haber alınamıyor. Sadece tutuklular değil, Erdoğan’ın demokrasi korkusu da avukatların mağdur olmasına neden oluyor. Öcalan’ın tüm savunucuları terörle ilgili suçlamalarla suçlandı ve birçoğu hüküm giyerek tutuklandı. Abdullah Öcalan’ın yalnızca fiziki özgürlüğünün sağlanmasını, hatta tecride son verilmesini istemek bile terör propagandası suçlaması için yeterli” şeklinde konuştu.

‘Öcalan’ın özgürlüğü için harekete geçilmeli!’

Uluslararası toplumun görevinin hukukun üstünlüğünün uygulanması için tecride karşı daima çağrıda bulunmak olduğunu kaydeden Arricale, “Çünkü insan hakları herkes içindir. Aksi olarak bu yaşananların hukuk devleti ile hiçbir bağlantısı yoktur. Bu yüzden uluslararası toplum Öcalan’ın özgürlüğü için çağrıda bulunmalı ve harekete geçmeli” sözleriyle herkesi PKK Lideri’nin fiziki özgürlüğü için ses çıkarmaya çağırdı.

İSTANBUL

#Michela #Arricale #Öcalana #karşı #acımasızlık #Erdoğanın #ondan #korkmasının #ölçüsüdür