Ana Sayfa Blog Sayfa 682

Aleviler yıkılan evlerinin yeniden inşasında ayrımcılıktan endişe duyuyor

Topraklarını bırakmak istemediklerini belirten Bazarcix’a bağlı Musolar Mahallesi muhtarı Taylan Sapan, ‘Yapılar nasıl bir süreçte tamamlanacağı noktasın ciddi endişelerimiz var. Çünkü burası Alevi-Kürt köyü’ diyerek gelecek konusunda endişeleri olduğunu söyledi

Mereş’in Bazarcix ilçesi kırsal mahallelerinde enkaz kaldırma çalışmaları henüz başlamazken, depremzedeler hala birçok ihtiyacını karşılayamıyor. Bazarcix’a bağlı Musolar (Payamlıbağ) mahallesinde, 143 ev yıkıldı, bazı evler de ağır hasarlı. Depremzedeler, seyyar tuvalet ve duş getirilmemesi nedeniye ihtiyaçlarını ya çadırların etrafında ya da ağır hasarlı evlerine girerek karşılıyor.

Yardımlar STK’lardan geldi

Musolar Mahallesi’nde yaralar ilk elden dayanışma ile sarıldı. Mahalle Muhtarı Taylan Sapan, depremin olduğu ilk gün kötü hava koşulları yüzünden çok zorlandıklarını, ilk bir haftayı evlerde buldukları çadırlarla etrafını kapattıkları Cemevi’nde geçirdiklerini kaydetti. Çadırın geldiği 8’inci güne kadar tedarik ettikleri soba ve odunlarla 150 kişiyle cemevinde idare ettiklerini belirten Sapan, depremin 3’üncü gününden sonra gıda, giyim gibi temel ihtiyaçlarının sivil toplum örgütleri ve yardım kuruluşları tarafından gönderildiğini ve ihtiyaçlarının karşılandığını söyledi.

Yaşlı nüfusun çok olduğu mahallede var olan gençlerle ne yapabilecekleri konusunda toplantılar aldıklarını aktaran Sapan, gelen yardımların hepsini depremden kaynaklı depo olarak kullandıkları cemevinde istiflediklerini ve düzenli bir şekilde dağıttıklarını aktardı. Hala ilk günlerde yurttaşların gönderdiği yardımları tükettiklerini dile getiren Sapan, ellerinde gelen yardımlardan az bir miktar kaldığını belirtti.

‘Kaderimize mi terk edileceğiz?’

Çadırları olduğunu, konteynırların da gelebileceğini, fakat yapılar noktasında büyük endişeler taşıdıklarını kaydeden Sapan, yapıların inşasına ilişkin “Köylere ne zaman ulaşılacak?” diye sordu. Sapan, “İlçeleri görüyoruz. İnsanlar yurt dışına gidiyor. Ama köylerde böyle bir şansımız yok. Çünkü topraklarımız var, bu topraklarda büyüdük. Köylerde bağ, bahçe, ağaç. Bunlarda birer canlı olarak baktığımız zaman insanların burayı terk etmek, bırakmak gibi bir şansı yok. Gelecek açısından kaygılarımız var. Yapılar nasıl bir süreçte tamamlanacak, ya da yapılacak mı, olacak mı noktalarında ciddi endişelerimiz var. Çünkü burası Alevi-Kürt köyü. 350 yıllık bir geçmişi var ama hiç kimsenin bizi bu güne kadar kabul etmediği gibi bu günde yapayalnız kendi kaderine terk edilmiş bir şekilde mi bırakacak? Bu noktada çok ciddi endişelerimiz var” ifadelerini kullandı.

AKP’li belediyenin tutumu

Devlet tarafından çok sınırlı yardımın gittiği mahalle için Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı ve kaymakamla görüştüğünü belirten Sapan, bir çalışma planlandığı yönünde bilgiler aldığını, fakat pratikte henüz bir şey görmediğini kaydetti. AKP’li Belediye Başkanı’nın depremin üzerinden yaklaşık 2 ay geçmesine rağmen hala kendisini arayıp “Geçmiş olsun” dememesinden yakınan Sapan, “143 tane evi yıkılmış, yerle bir olmuş. Her zaman ayrımcılık yapabilirsiniz. Size oy çıkan mahallelere, köylere öncelik tanıyabilirsiniz ama böyle bir süreçte ben bunu kabul etmiyorum, hesap soracağım” diyerek ayrımcılığa karşı mücadele edeceğini ve köylülerin hakkını kimseye yedirmeyeceğini vurguladı.

Yaşlılar yalnız kaldı

Bundan sonraki süreçte kalıcı yöntemlere gidilmesi gerektiğinin altını çizen Sapan, “İnsanlar bu süreci ne kadar süre kaldırabilecek? Bu süreçte en ihtiyaç duyduğumuz ve bu sürecin üstesinden gelebilecek gençlerdir. Zaten burada yaşlı bir nüfus, kronik hastalığı olanlar var. 90’lardan itibaren ekmek davasıyla göçe maruz kalmış bir köyüz. Kimi Avrupa ülkelerinde yaşamını sürdürmek durumunda. Dolayısıyla burada yaşlılar yalnız. El atacak bir çocuğu, ihtiyacını giderebilecek hiç kimse yok. Dolayısıyla önümüzdeki yapı süreci insanları kaygılandırdı” şeklinde konuştu.

‘Topraklarımızı terk etmeyelim’

Depremzedelere kendi topraklarını ve köylerini terk etmemesi çağrısında bulunan Sapan, sözlerini şöyle tamamladı: “Hiçbir yer kendi topraklarımızdaki, kendi köyümüzdeki, evimizin önündeki çadır kadar huzurlu, mutlu etmeyecektir. Buradan gitmek sorunu çözmeyecektir. Kimsenin kendi köyünü terk etmesinden yana değilim. Bunun içinde mücadele etmeye çalışacağım. Bu önü karanlık süreci görmeyerek, burayı terk edersek büyük sıkıntı orada başlayacak. Sesimi duyabilen depremzedeler için bunu söyleyebilirim. Kendi topraklarımızı, emeklerimiz terk etmeyelim. Bu emekleri bırakmayalım. Mücadele edelim. Tekrardan evlerimizi yapalım, tekrardan burada bir hayat, yaşam sürdürme düşüncesiyle hareket edelim.”

Haber: Rukiye Adıgüzel/ MA

#Aleviler #yıkılan #evlerinin #yeniden #inşasında #ayrımcılıktan #endişe #duyuyor

3 ayda en az 700 doktor Türkiye’den gitmek için başvurdu

TTB yurtdışına gitmek için ‘İyi Hal Belgesi’ne başvuran doktor sayısını açıkladı buna göre 2023’ün ilk 3 ayında 700 doktorun yurt dışına gitmek için belge talep etti

Türkiye’de yaşanan ekonomik kriz ve baskı ortamıyla birlikte yurtdışına beyin göçü devam ediyor. Türk Tabipleri Birliği (TTB) yurt dışında çalışmaya gitmek isteyen doktorların almakla yükümlü olduğu İyi Hal Belgesi’ne başvuran hekim sayısını açıkladı. Buna göre, TTB’den yapılan paylaşımda, 2023’ün ilk üç ayında 700, mart ayında ise 235 doktorun başvuruda bulunduğu belirtildi.

En çok başvuru 2023’te

11 yılın ilk üç ayında belge için başvuru yapan doktor sayısına ait bir grakik de paylaşılırken, grafiğe göre en çok başvuru 2023’te yapıldı. TTB’nin Twitter hesabından yapılan paylaşımda şu ifadeler kullanıldı: “TTB’ye ‘İyi Hal Belgesi’ başvuru sayısı; Mart ayında 235, 2023’ün ilk üç ayında 700 oldu. Deprem bölgesinde görev alanlar başta olmak üzere, tüm meslektaşlarımızı tüketen ağır, güvensiz ve güvencesiz çalışma koşulları sona erdirilmelidir.”

HABER MERKEZİ

 

#ayda #doktor #Türkiyeden #gitmek #için #başvurdu

Sincan’a sevk edilen 25 yıllık tutuklu 3 aydır güneşe çıkarılmıyor

25 yıldır tutuklu bulunan Vahyettin Sarı, Patnos’tan sevk edildiği Sincan Cezaevi’de doktorun kemik erimesi nedeniyle güneş görmesi gerektiğini belirtmesine rağmen 3 aydır güneşe çıkarılmıyor

Wan’da 1997 yılında tutuklanan ve ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırılan 25 yıllık tutuklu Vahyettin Sarı, Patnos L Tipi Cezaevi’nden Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne sevk edildiği 31 Aralık 2022’den bu yana günün 23 saatini tek kişilik güneş görmeyen kör bir hücrede geçiriyor. Patnos Cezaevi’ndeyken neredeyse her hafta Wan’daki ailesiyle görüşebilen Sarı’nın, 1200 kilometre uzaklıktaki Ankara’ya sevk edilmesinden sonra ailesiyle görüşme imkanı da kısıtlandı.

Günün 23 saatini o tek kişilik hücrede

Aradan geçen 3 ayın ardından ilk defa kardeşini görebilme imkanı bulan Ahmet Sarı, kardeşi Vahyettin Sarı’nın bu üç ay içinde kendilerine yansıtmadığı birçok sorunla karşı karşıya kaldığını aktardı. Kardeşinin Sincan 1 Nolu Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tek kişilik hücresinde tutulduğunu ve aradan geçen 3 aya rağmen güneşi görmekten dahi mahrum bırakıldığını anlatan Ahmet Sarı, kardeşinin kimseye haber verilmeden hukuksuz bir şekilde sevk edildiğini ifade etti. Üç aylık süre içinde kardeşinin aile ile çok kısıtlı görüşebildiğini belirten Sarı, “Kardeşim hala tek kişilik bir hücrede tutuluyor. Bununla da kalmıyor temel haklarından da yoksun bırakılıyor. Günün 23 saatini o tek kişilik hücrede geçiriyor. Günde sadece bir saat bir-iki arkadaşıyla sohbet amacıyla havalandırmaya çıkarılıyor” dedi.

Doktor tavsiyesine rağmen güneş görmüyor

Kardeşinin Sincan’a sevk edilmesi ardından doktor muayenesinden geçirildiğini ve kemik erimesi kuşkusuyla sevk talep ettiğini anlatan ağabey Sarı, “Doktor kardeşime kemik erimesinden dolayı güneşi görebilen bir havalandırmada kalması ve hastaneye gitmesi gerektiğini söylemiş. Ancak üç aydır sevki yapılmadığı gibi hala güneş görmeyen ‘kör hücre’ diye tabir edilen bir odada tutuluyor” dedi.

Kardeşi Vahyettin Sarı’nın 25 yılı aşkın süredir cezaevinde bulunduğunu ve müebbet hapis cezası almasına rağmen ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alanlara uygulanan ağır şartlarda tutulduğunun altını çizen Ahmet Sarı, bu hukuksuzluğun bir an önce giderilmesini istedi.

Haber: Abdurrahman Gök/MA

#Sincana #sevk #edilen #yıllık #tutuklu #aydır #güneşe #çıkarılmıyor

TİP Genel Başkanı Erkan Baş: HDP’nin kazanımlarını koruyacağız

TİP Genel Başkanı Erkan Baş, kendilerine yönelik eleştirilere yanıt verdi: HDP’nin kazanımlarını koruyacağımız yerlerde seçime gireceğiz

Halkların Demokratik Partisi (HDP), Emek Partisi (EMEP), Toplumsal Özgürlük Partisi (TÖP), Emekçi Hareket Partisi (EHP) ve Sosyalist Meclisler Federasyonu’nun (SMF) listesinden gireceği Yeşil Sol Parti ile ittifak çatısı altında kendi logosuyla seçimlere girecek olan Türkiye İşçi Partisi (TİP) arasında “Daha çok kazanma” üzerine yürütülen seçim stratejisi şekilleniyor. Seçimlere tek listeyle girilmesi önerilerini özenle ele alan TİP, kendi logosuyla seçimlere girmeyi tercih etti ancak ittifakın zarar görmeyeceği stratejiyi formüle ediyor.

MA’dan Özgür Paksoy’un sorularını yanıtlayan TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Rakip değiliz yoldaşız” diyerek, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın güçlendirilmesi ve en iyi sonucu alması için yoğun bir çalışma içerisinde olduklarını söyledi.

Eleştirileri dikkate alıyoruz

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın tüm toplumsal tabanı son derece politik, duyarlı, dikkatli, özenli bir topluluk olduğunu ifade eden Erkan Baş, yapılan eleştirileri kıymetli bulduklarını ifade etti.

Baş Türk ve Kürt halklarının mücadele birliğini zedeleyemeye, bu birlikteliği bozmaya dönük yapılan girişimleri eleştiri kapsamına almadıklarını ifade ederken “Biz Kürt ve Türk halklarının mücadele birliğini en güçlü biçimde hayata geçirmek üzere tartışıyoruz” dedi.

Önemli olan Emek ve Özgürlük İttifakı  

Ne TİP’in ne de ittifak bileşeni başka bir partinin kendi çıkarını ittifakın önüne koymadığını söyleyen Erkan Baş, “Bu seçim aslında ikinci yüzyıla ilk adım seçimi ve bizim tartışmamız şu; Türkiye ikinci yüzyıla iki düzlem siyasetinin preslendiği, iki düzlem siyasetinin arasına sıkışmış bir ülke olarak mı girecek? Ya da Emek ve Özgürlük İttifakı eliyle Üçüncü Yol’u, Türkiye’de üçüncü bir seçeneği, halktan, emekten, demokrasiden, özgürlükten, barıştan yana bir seçeneği en güçlü biçimde nasıl taşıyacağız? Temel tartışma budur ve bakın bu seçimin en önemli sorunu budur” ifadelerini kullandı.

Faşist bloka karşı zafer

Kamuoyu önünde yapılan tartışmaların sevildiğini söyleyen Baş, “Bu süreçte basın önünde yapılacak herhangi bir konuşma, herhangi bir tartışma, başka yerlere çekilebiliyor, manipüle edilebiliyor. O yüzden yurttaşlarımız, halklarımız şunu bilsinler, biz birlikte bir değerlendirme süreci içerisindeyiz. Bizim siyaset tarzımız açısından da zaten halktan gizli, halka sorulmadan, tartışılmadan, müzakere edilmeden bir karar almak söz konusu değildir. Herkes kurullarını ve mekanizmalarını bu kapsamda işletiyor. Bizim esas hedefimiz, AKP-MHP iktidarına karşı, Cumhur İttifakı denilen faşist bloka karşı 20 yıldır hep birlikte sürdürdüğümüz o mücadeleyi şimdi zafere taşımak” şeklinde konuştu.

Seçimlerde TİP’in kararına ilişkin endişeler

Kaybetmeme üzeirne bir taktik geliştirdiklerini söyleyen TİP Genel Başkanı Erkan Baş, “Bakın emin olsun herkes, hem bugün HDP yönetimi hem ittifaktaki diğer güçler hem Türkiye İşçi Partisi yönetimi yapılan araştırmaları, saha araştırmaları, örgütlerimizden gelen verileri, halkla kurduğumuz temasları hep birer veri olarak önümüze koymuş durumdayız” dedi.

Kocaeli örneği veren baş, bizim açımızdan son derece önemli bir ildir ama Kocaeli’nde HDP’nin geçen seçimde kazandığı bir milletvekilliği var. Bunu büyütmek mümkün. Ama örneğin Kocaeli’nde Türkiye İşçi Partisi’nin seçime girdiğinde, bakın “kaybedilir” demiyorum, riske girme olasılığı bile olduğunda burada yeni bir düzenleme yapıyoruz. Kocaeli’nde hep beraber gideceğiz, Yeşil Sol Parti’ye oy isteyeceğiz” dedi.

HDP’nin kazanımlarını koruyacağımız yerlerde seçime gireceğiz

Baş daha sonra sözlerine devam etti:

“Ama nerelerde seçime giriyoruz, HDP’nin kazanımlarını koruyacağımız, onları güvence altına alacağımız ama bunun üstüne Türkiye İşçi Partisi aracılığıyla yeni birtakım kazanımlar ekleyebileceğimiz illeri ve seçim bölgelerini tayin etmeye çalışıyoruz. Biz halkımızın, halklarımızın nasıl bedeller ödediğini biliyoruz. Bu bedellerin sonucunda elde edilmiş kazanımları göz bebeğimiz gibi korumak konusunda da kararlıyız. Daha ileriye taşımanın arayışı içerisindeyiz. Bunun bilinmesini isterim. Daha ileriye taşımak mümkündür, biz bunu hep birlikte yapabileceğimizi düşünüyoruz. Bunu tartışıyoruz. En sonunda da bütün bu değerlendirmeler ışında en doğru kararları alıp, yolumuza devam edeceğiz. Herkesin gönlü ferah olsun demiştim. Herkesin gönlü ferah olsun. “

Erkan Baş kendisine sorulan sorulara şöyle cevap verdi:

  •  “Tek sosyalist parti biziz” açıklamanıza da eleştiriler geldi. Oysa HDP ve Kürt hareketi de kendisini sosyalist bir hareket olarak tanımlıyor. Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan diğer partiler de sosyalizmi savunuyorlar. 1980 darbesinde ve AKP’nin son 7 yıllık politikalarının siyasal bedellerini bugün tutuklu olarak ödeyen sosyalist bir kadın olan Gültan Kışanak’ın da eleştirileri oldu. Bu açıklamanız Emek ve Özgürlük İttifakı’na zarar vermez mi?  

Bizim siyasal kültürümüzde basın üzerinden yoldaşlarımızla tartışmak yoktur. İkincisi tümüyle haksız, hukuksuz bir biçimde cezaevinde olan çok kıymetli bir yoldaşımızın yaptığı bir değerlendirmeye benim basın üzerinden cevap vermem söz konusu olamaz. Bizim orada bir tek sorumluluğumuz var. Arkadaşlarımızın yeniden özgürlüklerini sağlamaktır. Bunu yapana kadar o arkadaşlarımızla, Gültan hanımla, Selahattin Demirtaş’la, onların nezdinde siyasi tutsakların tümünü kast ediyorum, biz tartışma yapmayacağız. Bizim onlara karşı bir sorumluluğumuz var. En kısa sürede arkadaşlarımızın haksız, hukuksuz tutuklamalarını bitirilmesini sağlamamız gerekiyor. Şimdi o açıklamalar kamuoyunda, bizle kamuoyunda belki de çok açık ayrıntılı bir biçimde bilgileri paylaşmadığımız için, birtakım kaygıların, birtakım merakların doğmasına neden oldu. Ben yaptığım açıklamalarda esas olarak buna ilişkin yaklaşımımızı paylaşmaya çalıştım. Arkadaşlarımıza cevap olarak değil, kamuoyunda oluşan algıyı kendi cephemizden değerlendirmeye çalıştım.

 Kendimiz dışındaki sosyalistleri görmeme gibi yaklaşımımız yok

‘Tek sosyalist biziz’ ya da benzeri açıklamalar için… Şimdi şöyle bir şey olabilir mi? Sosyalistler herhangi bir şeyin özel mülkiyetine karşılar. Dolayısıyla bu ülkedeki, bu coğrafyadaki sosyalistleri sadece Türkiye İşçi Partisi temsil ediyor gibi bir yaklaşım olamaz. Bu belki canlı yayın sırasında söylenmiş bir laftır. Asla kendimiz dışındaki sosyalistleri görmeme, kabul etmeme gibi bir yaklaşım olamaz. Ama gündelik siyaset içerisinde zaman zaman dilimiz, üslubumuz, tarzımız, belki yanlış yerlere çekilebilecek açıklamalar olur ancak kastımız asla böyle bir şey olamaz. Türkiye’de hem bugün HDP içerisinde mücadele eden hem ittifak güçlerimiz arasında olan, hatta “keşke ittifakımızda olsalar ama değiller” dediğimiz başka sosyalist güçler de elbette var. Bunların mücadelesine dönük de bir saygısızlığımız olamaz.

  • Bütün bu konulara ilişkin ilgili partilerle, ittifakınızla görüşmeleriniz sürüyor bildiğim kadarıyla. Nasıl bir sonuç beklemeliyiz?

Emek ve Özgürlük İttifakı bir bütün olarak bu seçimlerin gerçekten an itibariyle herkesin kabul ettiği anahtar gücüdür. Ama daha önemlisi Emek ve Özgürlük İttifakı bu sürecin sürpriz güçlerinden biri olacaktır. Beklenmedik bir başarı elde edecektir. Bizim alandan aldığımız veriler budur, artık bu görevimizi seçime kadar hiç ihmal etmeden, seçimlerden en büyük başarıyı elde etmeye odaklanacağız. En küçük bir gevşeme olmayacak. Son gün, son saate kadar bu ülkede yaşayan herkesi Emek ve Özgürlük İttifakı’nın parçası haline getirmeye, bu mücadeleye dahil etmeye çalışacağız.

Çok net söyleyeyim, bizim düşmanlarımız var, siyasi düşmanlarımız var. Büyük kararlılıkla mücadele edeceğiz. Rakiplerimiz var, Millet İttifakı’nı kast ediyorum. Rakiplerimize karşı daha büyük başarılar elde etmeye çalışacağız. Esas olan bizim dostlarımız, yoldaşlarımız var. Hep birlikte zafer kazanmaya odaklanacağız. Bakış açımız budur. Bunu geliştirmeye çalışacağız. Son derece önemli, bakın 90’lı yıllardan bu yana gittikçe gelişen bir mücadele birliğinin şu anda ulaştığı en ileri aşamadayız. Bunu geliştirerek, güçlendirerek, kalıcılaştırarak geleceğe taşımak istiyoruz. Bu seçimler bunun için bir sıçrama tahtası görevi görecektir.

ANKARA

#TİP #Genel #Başkanı #Erkan #Baş #HDPnin #kazanımlarını #koruyacağız

İran’da baş örtü protestosu yapan 2 erkek de tutuklandı

İran’da başörtüsü yasağına karşı çıkan kadınlarla birlikte, onlarla motosiklete bindikleri gerekçesiyle 2 erkek de tutuklandı

İran hükümetinin başörtüsü uygulamasına karşı çıkanlara yönelik baskıları sürüyor. Gilan Eyaletinde İslam Cumhuriyeti’nin yasalarına aykırı bir şekilde başörtüsü taktıkları gerekçesi ile iki kadın ayrıca motosiklet kullanan iki erkek tutuklandı.

Gilan Polisi Kültür ve Sosyal İşler Bürosu sorumlusunun yaptığı açıklamada, motosiklet sürerken saçları açık bir kadın ve erkeğin fotoğraflarının çekilip yayımlanmasının ardından gerekenlerin yapıldığı bildirildi. Kimlik tespiti yapılan kişilerin Reşt şehrindeki polisler tarafından gözaltına alındıktan sonra tutuklandığı belirtildi.

DIŞ HABERLER

#İranda #baş #örtü #protestosu #yapan #erkek #tutuklandı

İsrail polisi, Mescid-i Aksa’ya baskın düzenledi

İsrail polisi, Doğu Kudüs’te bulunan Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleyerek Kıble Mescidi’ne sığınanlara ses bombası ve kauçuk kaplı mermiyle saldırdı

Fanatik Yahudi yerleşimcilerin Yahudilerce kutsal Pesah Bayramı nedeniyle Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleme ve burada kurban kesme çağrıları üzerine teravih namazının ardından bir grup Filistinli Mescid-i Aksa içindeki Kıble Mescidi’ne sığındı. Aralarında kadın ve çocukların da yer aldığı grup, Kıble Mescidi’nin kapılarını kapattı. İsrail polisi, Mescid-i Aksa’nın avlusuna girerek temizlik görevlileri ve Müslümanları buradan güç kullanarak çıkardı, Aksa’nın kapılarını kapattı.

Kıble Mescidi’nin etrafını sararak mescidin çatısına çıkan İsrail polisi, mabedin camlarından bazılarını kırarak önce içeridekilere ses bombasıyla müdahale etti. Mescid’deki gruptan bazıları havai fişek atarak İsrail polisine direnmeye çalıştı. İsrail polisi, daha sonra Kıble Mescidi’ne girerek içeridekilere ses bombası, göz yaşartıcı gaz ve kauçuk kaplı mermilerle müdahale etti. İsrail polisinin, mescide sığınan aralarında kadınların da yer aldığı grubu coplarla darbettiği görüntüler sosyal medyada paylaşıldı.

‘Çok sayıda yaralı var’

Filistin Kızılayı, olayda çok sayıda kişinin yaralandığını ve yaralılara müdahale için sağlık ekiplerinin Aksa’ya doğru harekete geçtiğini bildirdi. Filistin Kızılayı, ikinci açıklamasında İsrail polisinin sağlık ekiplerinin yaralılara müdahale edilmesini engellediğini aktardı. Görgü tanıkları, olayda çok sayıda yaralı olduğunu aktardı.

İsrail polisi, olayda onlarca kişinin gözaltına alındığını açıkladı. İsrail polisi, Eski Şehir bölgesinde Mescid-i Aksa’ya çıkan yollarda demir barikatlar kurdu ve bölgeye çok sayıda takviye gönderdi.

Çağrılar gerilimi artırabilir

İsrail polisinin, Mescid-i Aksa’ya baskını üzerine Doğu Kudüs’teki bazı camilerden, Filistinlilere Aksa’ya gitmeleri için çağrılar yapıldı. İsrail vatandaşı Filistinlilerin yaşadığı İsrail’in kuzeyindeki bölgelerinde de sabah namazını Aksa’da kılmak üzere otobüslerin hareket ettiği bildirildi. İşgal altındaki Doğu Kudüs’te fanatik Yahudi yerleşimcilerin Yahudilerce kutsal Pesah Bayramı (Hamursuz Bayramı) nedeniyle Mescid-i Aksa’ya baskın düzenleme ve burada kurban kesme çağrıları nedeniyle Doğu Kudüs’te gerilimin tırmanmasından endişe ediliyor.

Gazze’den İsrail yönüne roket fırlatıldı

İsrail ordu sözcülüğünden yapılan açıklamada, abluka altındaki Gazze şeridi çevresindeki Sderot kentinde saldırı sirenlerinin çaldığı bildirildi. Gazze şeridinden Sderot kenti yönüne beş roket atıldığı, bunlardan dördünün hava savunma sistemleri tarafından imha edildiği aktarıldı. Bir roketin de açık araziye düştüğü belirtildi. Ayrıca Gazze şeridinden atılan 4 roketin de açık araziye düştüğü paylaşıldı.

İsrail’den hava saldırı

İsrail savaş uçakları, abluka altındaki Gazze Şeridi’nin batısında iki noktaya hava saldırısı düzenledi. İsrail basınının aktardığına göre, İsrail savaş uçakları, Gazze’nin batısında iki ayrı noktayı vurdu. Saldırıda yaralanma veya can kaybına ilişkin İsrail veya Filistin tarafından açıklama yapılmadı.

DIŞ HABERLER

 

 

#İsrail #polisi #Mescidi #Aksaya #baskın #düzenledi

Depremlerde can kaybı 50 bin 399’a yükseldi

İçişleri Bakanı Soylu, Mereş merkezli depremlerde yaşamını yitirenlerin sayısının 50 bin 399’a yükseldiğini açıkladı

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Mereş (Maraş) ve Hatay merkezli depremlerde can kaybının arttığını duyurdu.

CNN Türk’e konuşan Soylu, can kaybının 50 bin 399’a yükseldiğini söyledi. Kimliklendirme çalışmalarının sürdüğünü ve vefat sayısının güncelleneceğini söyleyen Soylu, “Ölü sayısı az açıklanıyor” sözleri için spekülasyon iddiasında bulundu.

HABER MERKEZİ

 

#Depremlerde #kaybı #bin #399a #yükseldi

Dr. Savary: Kimyasal silah kullanıldı ancak kanıt toplamamız engellendi

Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’ne yönelik saldırılarda kimyasal silah kullanmasını araştıran IPPNW İsviçre Başkanı Dr. Peppe Savary, ‘Kullanılan maddeler uluslararası anlaşmalarda kimyasal olarak kabul ediliyor. Bir köy vardı fakat yerel görevliler oraya gitmemize izin vermedi. Nedeninin ise kanıtların hala orada olması olduğunu düşünüyorum’ dedi

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye ile Federe Kurdistan Bölgesi’ne yönelik saldırıları sürerken, bu saldırılarda kimyasal silah kullanılması geçmişi ise 1990’lı yıllara kadar gidiyor.

11 Mayıs 1999’da Silopiya’ya bağlı Ballıkaya köyü, 2009’da Colemêrg’in Çelê (Çukurca) ilçesi, 31 Temmuz 2011’de Şemzînan (Şemdinli) ilçesinde TSK’nin kimyasal saldırıları kayıtlara geçti. Kuzey ve Doğu Suriye’nin Serêkaniyê bölgesine yönelik yapılan 2019’da yapılan saldırılarda da kimyasal silah kullanımı sonucunda çok sayıda sivil hayatını kaybetti.

Bir yıldan fazladır sürüyor

Türkiye’nin, Kürdistan Demokratik Partisi (KDP) ortaklığı ile 17 Nisan 2022’de Zap, Metîna ve Avaşîn bölgelerine dönük saldırılar başlattıktan sonra da çok sayıda kez kimyasal saldırı yaşandı. Saldırılar hala devam ederken, Halk Savunma Merkezi (HSM), 2022’nin Ağustos, Eylül ve Ekim aylarında kimyasal silah kullanımından kaynaklı 17 HPG ve YJA-Star üyesinin hayatını kaybettiği açıkladı. Kimyasal silaha maruz kaldıktan sonra yaşamını yitiren 2 HPG’linin görüntüleri de yayınlandı. Görüntülerin yayınlanmasından sonra Nükleer Savaşın Önlenmesi için Uluslararası Hekimler (IPPNW), kimyasal silah kullanımını incelemek için Federe Kürdistan Bölgesi’ne gitti.

Farklı zamanlarda Kurdistan’a giderek kimyasal silah kullanımına ilişkin açıklamalar yapan IPPNW İsviçre Başkanı ve aynı zamanda İsviçre Abdullah Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi Sözcüsü Dr. Peppe Savary,

Temas kurabileceğimiz bir devlet yoktu

Kimyasalların kullanıldığı bölgelere kimyasal uzmanı Hans Blix ile gittiğini belirten Savary, “Kimyasal silahların kullanıldığına dair kanıtları toplamak için bölgeye gittik, fakat bölgeye girişimiz KDP’nin valisi tarafından engellendi. Fakat yine de kimyasallardan dolayı vücudunda yanık oluşan köylü bir çocuğun ailesine ulaşabildik. Ulaştığımız bu çocuk ve köye ilişkin veriler dünyada ses getirdi. Öyle ki Türk ordusu bu silahları kullanırken açık olmamaya dikkat etti, çünkü onlara yaptırım uygulayabileceğimizi anladılar. Ne yazık ki diplomatik olarak temas kurabileceğimiz bir devlet yoktu. Ancak bir devletin OPCW’ye ya da Birleşmiş Milletlere başvurusu olursa kimyasal silah kullanımı araştırılır. Suriye’deki kimyasal silah kullanımı için ABD başvuru yaparak araştırma talep etmişti. Ne yazık ki Kürtlerin bir devleti yok bu yüzden de bunu sormak imkansız” ifadelerini kullandı.

KDP köylere girmemize izin vermedi

Bölgeye gittiklerinde yerel halkla iletişim içinde olduklarını belirten Savary, “Doğrudan bir kanıtımız yoktu. Elimizde bazı deliller olsa bile, delillerimiz bunu ispatlamaya yetmedi ama resmi olarak bunlar kimyasal silahlar. Kullanılan maddeler uluslararası anlaşmalarda kimyasal olarak kabul ediliyor. Kimyasalların kullanıldığı yere 20 kilometre uzaklıkta bir köy vardı fakat yerel görevliler oraya gitmemize izin vermedi. Bunun nedeninin ise kanıtların hala orada olması olduğunu düşünüyorum” şeklinde konuştu. PKK’nin kimyasal silahların kullanıldığına dair açıklamalar yaptığını hatırlatan Savary, “PKK’nin açıklamalarının doğru olduğunu düşünüyorum ama ne yazık ki dediğim gibi resmi olarak kanıtlayamıyoruz” diye konuştu.

Raporu Türkiye bile okumuştur

Bölgedeki incelemelerini rapor olarak sunduklarını hatırlatan Savary, “Raporumuz halka açık bir rapor ve tüm devletler okumuştur. Şuna inanıyorum ki Türk devleti bile okumuştur. Raporu hazırladık fakat devletler, Erdoğan’ın kimyasal silahları konusunda hiçbir şey yapmıyorlar. Saddam Hüseyin’in kimyasal silahları için gereken her şeyi yaptılar, çünkü o siyasi olarak güçsüz bir konumdaydı. Kimyasal silahların Rusya ve Suriye gibi birlikler tarafından kullanılmaması için de her şeyi yaptılar. Bu kimyasal silahların teknolojisinin sahibi olan Almanya, Kızılhaç konvansiyonu ülkesi olan İsviçre ama Erdoğan’ın elinde mülteci kozu olduğu için bir şey yapmıyorlar. Erdoğan, ordusunun NATO’nun en büyük dördüncü ordusu olduğunu söyledi. Yani şu an için kimse Erdoğan’ın kimyasal silah kullandığını araştırmak istemiyor” şeklinde konuştu.

Seçimler durumu değiştirebilir

Uluslararası güçlerin ancak Erdoğan’ın seçimi kaybetmesi durumunda araştırma yapabileceğini söyleyen Savary, “Türkiye’deki seçimin durumu değiştirebileceğini düşünüyorum. Ama belki hükümette bir değişiklik olursa, Türkiye’de yeni bir hükümetin kimyasal silah kullanmaya devam etmeyeceğini düşünüyorum, hatta belki de bu çatışma için barışçıl bir çözüm bulunur” ifadelerini kullandı.

‘Öcalan kurtuluşun anahtarıdır’

Seçimde sonraki ilk adımın PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğü olması gerektiğini söyleyen Savary, “Bir sonraki adım Öcalan’ın özgür olmasıdır. Onun özgürlüğü Kürt sorunun çözüm anahtarıdır. Demokratik Sosyalist Konfederalizm modeli adaletli ve sorunların çözümüdür ama Kürtlerin yaşadığı dört parçada dört diktatör var. Öcalan’ın özgürlüğü tüm Ortadoğu’nun kurtuluşunun anahtarıdır” şeklinde konuştu.

Kaynak: Berivan Kutlu / MA

#Savary #Kimyasal #silah #kullanıldı #ancak #kanıt #toplamamız #engellendi

DBP’li Kayataş: Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü bizim mücadele gündemimiz

DBP Ankara Danışma Bürosu Eşsözcüsü Murat Kayataş iktidarın, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ı toplumdan soyutlayarak Kürt halkını iradesizleştirmeye çalıştığını söyledi

İmralı Adası’nda 8 yıldır derinleştirilerek sürdürülen tecrit, Abdullah Öcalan’ın 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan ile yaptığı “kesintili” telefon görüşmesinden sonra haber alınamama haline dönüştürüldü. Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Ankara Danışma Bürosu Eşsözcüsü Murat Kayataş, İmralı tecrit sistemi ve haber alınamama halini değerlendirdi.

Abdullah Öcalan’a dönük uluslararası komployla Kürt halkının tarihten silinmek istendiğini ifade eden Kayataş, bu politikanın bugün ağırlaştırılmış tecritle uygulanmak istendiğini söyledi.

Tecrit topluma yayıldı

Abdullah Öcalan ve İmralı Cezaevi’nde bulunan diğer tutuklulardan haber alınamama halinin kamuoyunda endişelere neden olduğunu dile getiren Kayataş, “Sayın Öcalan’ın ve arkadaşlarının sağlıkları hakkında ciddi endişelerimiz, kaygılarımız mevcut. Sayın Öcalan şahsında uygulanan tecrit sadece İmralı Cezaevi ile sınırlı bir tecrit değildir. Dalga dalga bütün cezaevlerine yayılan, cezaevlerinden toplumun tümüne yayılan bir tecrit söz konusudur. Bu tecrit dar anlamıyla sadece bir bireyin toplumdan izole edilmesi olayı değildir. Bir düşünce sistematiğine, bir değerler toplamına yönelik bir uygulamadır” dedi.

Kayataş sözlerine şöyle devam etti;

“Sayın Öcalan’ın fiziki özgürlüğü bizim mücadele gündemimizin temelidir. Sayın Öcalan Kürt halkı için kırmızı çizgidir. Dolayısıyla biz şu an İmralı Cezaevi’nde uygulanan tecrit politikaları hem Türkiye hem Ortadoğu halklarının geleceğine yönelik çok ciddi bir tehdit oluşturuyor. Toplumsal muhalefeti, toplumsal dinamikleri, sol sosyalist, devrimci, yurtsever tüm kesimleri bu anlamda duyarlı olmaya, her türlü demokratik barışçıl mücadele yöntemi kapsamında da mücadeleye davet ediyoruz”

Kaynak: MA

#DBPli #Kayataş #Sayın #Öcalanın #fiziki #özgürlüğü #bizim #mücadele #gündemimiz

‘AKP-MHP iktidarı, kadının gücüyle kaybedecek’

Wan’da kadınların 14 Mayıs’ı heyacanla beklediğini söyleyen Yeşil Sol Parti Wan İl Eşbaşkanı Gönül Uzunay, ‘Bu seçimde inanıyoruz ki AKP-MHP iktidarı, kadının gücüyle kaybedecek’ dedi

Türkiye’de demokrasinin yeniden inşa edilmesi ve Kürt meselesinin çözüm yoluna girmesi bakımından tarihi bir fırsat oluşturan ve 14 Mayıs günü yapılacak Cumhurbaşkanlığı ve 28’inci Dönem Milletvekilliği Seçimleri öncesi, siyasi partilere aday başvuruları, tanıtım toplantıları ve seçim bildirgelerinin açıklanmaya başlandı.

Ankara’da 30 Mart günü, düzenlediği tanıtım toplantısıyla seçim bildirgesini açıklayan Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 2 Nisan’da ise Kadın Seçim Bildirgesini açıkladı. Ekonomiden siyasete, yargıdan ekolojiye kadar birçok konu başlığının öne çıktığı bildirgede “14 Mayıs’ta kadınlar açısından bir rejim oylaması yapılacaktır. Kadınlar olarak 3’üncü Yol’da birleşiyoruz. 3’üncü Yol’da yeni bir başlangıç, yeni bir yüzyıl diyoruz” mesajı verildi.

Öte yandan seçim çalışmalarının günler öncesinden başladığı kentlerden biri de Wan. Kentte kadınlar merkez ve dış ilçelerin yanı sıra mahallelerde kadınlarla buluşmaya devam ediyor. Yeşil Sol Parti Wan İl Eşbaşkanı Gönül Uzunay, partisinin kadın seçim bildirgesinde yer alan başlıklara ilişkin JinNews’e konuştu.

‘Gücü kadınlardan alıyoruz’

8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü ve 21 Mart Newroz Bayramı’nın Mereş merkezli depremlerde yaşamını yitirenlere adandığı ve direnişin öfkenin alanlara taşındığı bir süreçten geçildiğini anımsatan Gönül, Yeşil Sol Parti’nin Kurdistan ve Türkiye’de yeni bir oluşum olsa da HDP’nin izinde seçime girdiği için halkta büyük bir kabul gördüğünü söyledi. “İnancı ve gücü kadınlardan alıyoruz” diyen Gönül, halkların Cumhur ve Milet İttifakına mahkum olmadığını vurguladı. Uzunay, “Emek ve Özgürlük İttifakı’nın 3’üncü Yol’un parçası olarak görüyor ve yer alıyoruz” diye belirtti.

‘Hedeflerimizden biri İstanbul Sözleşmesi’ni geri getirmek’

AKP-MHP İttifakı’nın, uzun süredir hedef aldığı kadın kazanımlarından biri olan 6284 sayılı yasa üzerinden bir ittifak oluşturduğuna dikkat çeken Uzunay, şu sözleri kullandı: “Kadın kazanımları, evlerde şiddet gören ve katliamlardan geçen kadınların, psikolojik ve erkek şiddeti gören kadınların, yasa ile güvenceye alınan hakları hedef alınıyor. Ama biz diyoruz ki, kadınlar binlerce yıldır kutsal bir emek veriyor ve bu emeğin bir kazanımı olan İstanbul Sözleşmesi’dir. Sözleşme, kadınların büyük bedeller ile mücadelesiyle elde ettiği bir kazanımdı. Türkiye ‘tek adam’ rejimi ile bu sözleşmeyi kaldırdı. Bu kez 6284 sayılı yasanın kaldırılması ile kadını tamamen erkek tahakkümüne almak isteyen sisteme karşı Yeşil Sol Parti olarak beyannamemizde de belirttiğimiz gibi başlıca hedeflerimizden biri İstanbul Sözleşmesi’ni yeniden daha güçlü bir şekilde geri getirmek. Özellikle evlerde emek veren ve ekonomik olarak göz ardı edilen kadınlar için bir güvence oluşturmak istiyoruz.”

‘Erkek yargıyı kadınlar değiştirecek’

Bildirgede de yer alan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü kadınlar için resmi tatil yapacaklarını söyleyen Uzunay, “Kadınlar, yaşam içinde büyük bir emek sahibi ancak hiçbir şekilde bu emeklerinin karşılığını alamıyorlar. Yeşil Sol Parti olarak kadını, doğayı ve ekolojiyi bir bütün olarak görüyoruz. Sömürgecilik, dünyada kendini doğanın, kadının, kadın kazanımlarının sömürüsü üzerinden var etmiştir. İstatistiklerde İstanbul Sözleşmesi’nin iptali ile kadın katliamlarının daha da arttığını gösteriyor. Failler cezasızlıklarla ödüllendiriliyor. Bunu biz kadınlar değiştireceğiz” diye kaydetti.

Kadına özgü seçim çalışması

Wan’ın yanı sıra diğer kentlerde de kadına özgü örgütlemelerle seçimlere hazırlandıklarını, her mahalle ve sokakta ayrıca kadına dair çalışmalar yaptıklarını paylaşan Uzunay şöyle devam etti: “Özellikle kadınlarla bir araya geliyoruz. ‘Gündem değerlendirmesi, sürecin önemi, nasıl bir seçim geçireceğiz? Bu seçimde kadınların rol ve misyonu nedir, nasıl olmalıdır?’ konuları üzerine konuşuyoruz. Hem kadın arkadaşlarımızın değerlendirmelerini alıyoruz hem de fikirlerimizi dile getiriyoruz. Yine seçim çalışmaları kapsamında birkaç büyük ilçemizde kadın seçim büroları ile çalışmalarımızı sürdüreceğiz. Kadınların özel bir alanda bir araya gelerek duygu ve düşüncelerini dile getirebilmesi amacıyla çalışıyoruz. Bu sömürgeciliği değiştirecek güç, kadınların gücüdür. Tarihten aldığımız güçle, bu hakikati gün yüzüne çıkarıyoruz. Bu seçimde de inanıyoruz ki bu faşist AKP-MHP iktidarı, kadının gücüyle kaybedecek. Kadının emeği ve gücüyle demokratik eve eşit bir toplum yaratacağız.”

‘Kadınlar 14 Mayıs’ı heyecanla bekliyor’

Seçim hazırlıklarının kadınlarda büyük bir etki ve coşku yarattığını dile getiren Uzunay, kadınların öncelikli talebinin bu iktidarın gitmesi olduğunu vurguladı. Uzunay, “Kadınlar, 14 Mayıs’ı heyecanla bekliyor. Bu moral ve heyecanla bizi karşılıyor. Elbette bu heyecan ve moral, bizim de çalışmalarımıza yansıyor. Bizi güçlendiriyor ve başları günü olan seçim günü için motive ediyor” diye konuştu.

Hedef 8’de 8 milletvekili

AKP-MHP İttifakı’nın bu süreçte baskılarını sürdüreceğine dikkat çeken Uzunay, son olarak şöyle konuştu: “Sandık güvenliğini sağlamak adına çalışmalarımıza başladık son ana kadar da devam edeceğiz. Onların oyunlarına, hilelerine karşı tecrübeliyiz. Bugüne kadar da bu hile ve oyunları tecrübelerimiz ile boşa çıkardık. Wan’da hedefimiz 8’de 8 milletvekilini almak. Tüm halkımız özellikle de kadınlar ve gençler bu partinin doğal üyesidir ve bu temelde çalışmalar yürütebilirler. İddiamız büyük 8’de 8 çıkarmayı hedefliyoruz. Biz bu inançtayız. Halkımız da bu inançla partisine sahip çıkıyor.”

WAN

#AKPMHP #iktidarı #kadının #gücüyle #kaybedecek