Ana Sayfa Blog Sayfa 693

Kuran kursunda şüpheli şekilde ölen çocuk işkence ve istismara uğramış

Mûş’ta bir kuran kursunda 2021 yılında şüpheli şekilde hayatını kaybeden 12 yaşındaki çocuğun kapatılan dosyasında, çocuğun kuran kursundaki hoca tarafından işkenceye ve akranları tarafından cinsel saldırıya uğradığı ortaya çıktı

Mûş’ta 3 Temmuz 2021’de Muş İlim İrfan Yaptırma ve Yaşatma Derneği’ne ait bir kuran kursunda 12 yaşında bir çocuk nefessiz kalırken, kaldırıldığı Elazığ Medical Park Hastanesi’nde hayatını kaybetmişti.

Dosya takipsizlikle sonuçlandı

O dönem kamuoyunun gündemine giren olaya gösterilen yoğun tepkiler ardından Muş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından soruşturma başlatılmış ancak takipsizlikle sonuçlanırken, çocuğun kursta bulunan diğer çocuklar tarafından “Nitelikli cinsel istismara” uğradığı, yine kursta eğitmen olan E.E. tarafından ise defalarca şiddet gördüğü ortaya çıktı. Takipsizlikle sonuçlanan dosyada dernek yöneticilerinden kimse yargı önüne çıkarılmadı.

Cinsel istismara uğramış

NuJINHA’dan Medine Mamedoğlu’nun haberine göre, Amedli olduğu öğrenilen çocuk, olaydan kısa bir süre önce ailesi tarafından getirildiği kuran kursunda şüpheli bir şekilde hayatını kaybetti. Çocuğun cenazesine yapılan otopside kesin ölüm nedeni tespit edilemezken, çocuğun vücudunda cinsel saldırı izlerine rastlandı. Soruşturmayı kamuoyundan gizli yürüten Muş Cumhuriyet Başsavcılığı otopsi raporu üzerine, kuran kursunda bulunan çocukların ifadesine başvurdu. Kamera kayıtları da incelenirken hayatını kaybeden çocuğun kursta bulunan başka bir çocuk tarafından sistematik cinsel saldırıya maruz bırakıldığı öğrenildi. İfadesi alınan çocuk olayı doğrularken, hakkında soruşturma açılıp yargılaması yapılan çocuğa 7 yıl hapis cezası verildi.

Günlerce işkence görmüş

İstismarın yanı sıra soruşturma kapsamında kuran kursundan alınan kamera görüntülerinde hayatını kaybeden çocuğun kursta hocalık yapan E.E. tarafından birçok kez şiddete maruz bırakıldığı ortaya çıktı. Olayın yaşandığı Temmuz ayından günler önce 26, 27 ve 30 Haziran tarihlerindeki kamera görüntülerinde E.E.’nin çocuğa defalarca şiddet uygularken, 27 Haziran günü ise elektrik süpürgesinin borusuyla çocuğa işkence ettiği öğrenildi. Ortaya çıkan görüntülerin ardından ifadesi alınan E.E. hakkında “beden ve ruh sağlığı bakımından kendisini savunamayacak durumda bulunan kişiye karşı basit yaralama, silahla basit yaralama” suçundan soruşturma açıldı. Soruşturma davaya dönüşürken, görülen duruşmalar sonucunda fail E.E.’ye “basit yaralama” suçundan 3 bin 740 TL para cezası verildi. Verilen cezanın ise hükmü ise geri bırakıldı.

Dosya kaderine mi bırakıldı?

Bütün bunlar yaşanırken şüpheli ölüme dair açılan soruşturmaya ise ne aile ne de avukatlar uzun süre ulaşılamazken, soruşturmanın geçtiğimiz yılın Ekim ayında takipsizlik ile sonuçlandığı öğrenilirken, soruşturma kapsamında dernek yöneticilerinden kimsenin yargı karşısına çıkarılmadığı ve ifadelerinin alınmadığı da gelen bilgiler arasında bulunuyor. Verilen takipsizlik kararına avukatların herhangi bir itirazda bulunup bulunmadığı ise bilinmiyor.

MÛŞ

#Kuran #kursunda #şüpheli #şekilde #ölen #çocuk #işkence #istismara #uğramış

Kayyumdan seçim hazırlığı: Belediyenin 97 dönüm arsası satıldı

Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi kayyumu seçim öncesi 97 dönüm arsayı 600 milyon TL’ye sattı

Kayyum yönetimindeki Diyarbakır Büyükşehir Belediyesi, Peyas (Kayapınar) ilçesine bağlı Kayapınar Mahallesi’nde 5 adada toplam 97 dönüm arsayı, 27 Mart’ta saat 10.00’da yapılan ihaleye çıkardı.

İhaleye çıkarılan 25265 ada 1 nolu parsel, 25266 ada 1 nolu parsel, 25276 ada 1 nolu parsel, 25277 ada 1 nolu parsel ve 25278 ada 1 nolu parsellerin toplam 600 milyon TL’ye sattığı belirtildi.

AMED

#Kayyumdan #seçim #hazırlığı #Belediyenin #dönüm #arsası #satıldı

Köylülere işkence eden jandarmalar hakkında suç duyurusu

GES yapımına tepki gösteren 2 yurttaşın uzun bir süre yüzünü maskeli jandarmalar tarafından geçtiğimiz hafta işkence edilmesine dair konuşan avukat İbrahim Ekti Wêranşar suç duyurusunda bulunduklarını söyledi

Riha’nın Wêranşer (Viranşehir) ilçesi kırsal Kadıköy Mahallesi’ne bağlı Düzük Mezrası’nda yapılmak istenen Güneş Enerji Santrali’ne (GES) tepki gösteren yurttaşlara müdahale eden Jandarma, 9 kişiyi gözaltına almış, biber gazı sıkan ve havaya yüzlerce mermi sıkan Jandarmanın, gözaltına aldığı yurttaşlara işkence uygulanmıştı.

Gözaltında işkenceye maruz kalan yurttaşların avukatı olan Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Wêranşar temsilcisi İbrahim Ekti, 2 yıla yakın süredir bölgede GES projesinin yapılacağına dair söylentiler olduğunu, fakat bu güne kadar resmi bir bilginin hiçbir kurumda olmadığını belirtti. Ekti, “GES yapım ve işletme işini alan Kalyoncu şirketi, inşaat işini 5 alt yüklenici taşeron şirkete vermiş. Bunlarda yerleşim alanların hemen sınırından başlayarak bütün bölgeyi kapatmak için çalışmayı başlatıyor. Burada ilk olarak bir yol çalışması başlıyor. Buna karşı Kadıköy başka olmak üzere orada bulunan bütün köylülerin buna karşı ortak tepkisi başladı” dedi.

‘Olayları ateşleyen komando birliği’

Burada yaşayan yurttaşların sadece hayvancılık ile geçimlerini sağladığını söyleyen Ekti, “Köyüler, iş makinelerinin çalışmaması, alanda faaliyet yürütülmemesi ve bu durumun hukuki bir düzlemde netliğe kavuşmasını istediler. Köylülerin bu talebi ciddiye alınmadı. Şirket çalışmalarını yürütmeye devam etti. Halk buna karşı tepki gösterdi. Bunun üzerine alana önce jandarma getirildi. Daha sonra ise Demirci Karakolunda tutulan komando birlikleri getirildi. Köylülerin demokratik protesto hakkı elinden alındı. Müvekkillerimizin aktardığı bilgiye göre, alana gelen komando birlikleri alana geldiği gibi alandaki halka tekme tokat saldırmaya başladı. Birkaç kadına tokat atarak yurttaşlara cinsiyetçi küfürler etti. Bu durumda beraberinde bir kargaşaya sebep oldu. Aslında olayların fitilini ateşleyen olay yerine gelen komando birliğinin yapmış olduğu tavırlardan kaynaklandı. Daha sonra biber gazıyla müdahale başladı. Yüzlerce mermi ile havaya ateş edildi” diyerek olayı anlattı.

Ekti, “Olayların bitmesiyle birlikte jandarmalar kendilerince olaylar sırasında tespit ettikleri kişileri olaydan saatler sonra gözaltına almaya başladı. Özellikle Düzük mezrasına bir baskın düzenlenerek buradaki insanlar gözaltına alındı. Bu operasyon esnasında ilk etapta 7 kişi gözaltına alınıyor. 7 kişi gözaltı aracına bindirildikleri zaman askerler tarafından şiddete, tehdide ve ciddi hakaretlere maruz kaldıklarını söyledi.

‘Maskeli Jandarma’

Düzük mezrasında yaşanan olaylardan sonra iki yurttaşın farklı bir yerde gözaltına alındığını dile getiren Ekti, “Kadıköy mahallesinde Düzük mezrasına hasta ziyaretine gelen 2 kişi dönüş yolunda jandarma çevirmesine takılıyor. Jandarma da, ‘Aracınızın farı kırık. Bu şekilde trafiğe çıkamazsınız’ diye araçtan indiriliyor ve bu kişiler olay yerinde olan jandarmalar tarafından gözaltına alınıyor.

Jandarmalar, bu 2 kişiyi Jandarma aracına bindirdikleri andan itibaren darp etmeye başlıyor. Bu yurttaşlar darp edilerek tehdit ediliyor. Jandarma aracı içerisinde başlayan bu işkence olayı jandarma karakolunda da devam ediyor. Jandarma karakolunda getirilen bu 2 şahıstan biri yüzünün üst tarafına sert bir cisimle darbe almış. O yurttaşın görme yetisini etkileyebilecek düzeyde sert bir darbe almış. Bu iki yurttaşı darp eden jandarma, yüzünü maskeyle kapatmış ve uzun bir süre 2 yurttaşa da sistematik şiddet ve işkence uyguluyor” ifadelerini kullandı.

‘Suç duyursunda bulunduk’

Ekti, “Bu konulara ilişkin daha öncede hazırladığımız raporları adli makamlara bildirdik. Suç duyurularında bulunduk ve işkenceye bulaşmış olan kamu görevlileri hakkında suç duyurularında bulunduk. Dolayısıyla, ‘işkence yoktur, işkence yapılmıyor, her şey hukuksal bir düzlemde yürütülüyor’ yönündeki iddialar gerçeği yansıtmamaktadır. Özellikle bölgedeki bütün toplumsal olaylarda kolluk tarafından şiddetin çok rahat bir şekilde uygulandığını görebiliyoruz” şeklinde konuştu. Müvekkillerinin işkenceye maruz kaldığını hastane raporuyla da kayıt altına aldıklarını belirten Ekti, ÖHD Riha Şubesi olarak sürecin takipçisi olacaklarını söyledi.

 Ne olmuştu?

29 Mart’ta Düzük Mezrası’nda Kalyoncu Şirketinin ihalesini aldığı GES için iş makineleri mezraya geldi. 13 bin dönüme yakın bir bölgede Kalyoncu Şirketi, GES kurma çalışmaları başlattı. Tek geçim kaynaklarının hayvancılık olduğunu ve bu kadar büyüklükteki bir alanın kapatılmasıyla meralarının da yok olacağını belirten yurttaşlar, iş makinalarının durmasını istedi. Bunun üzerine Demirci Karakolundan jandarmalar geldi. Ardından bölgede daha önce konuşlandırılmış Komando birlikleri mezraya gelerek yurttaşlara müdahale etti. Yurttaşlarla jandarmalar arasında çıkan gerginlik bir süre sonra durdu. Bunun üzerine yurttaşlar bölgeden ayrılırken, daha sonra jandarmalar tekrar mezraya gelerek yurttaşları gözaltına aldı. Yurttaşları gözaltına alan jandarma maske takarak yurttaşlara fiziksel işkence uyguladı. Bir gün gözaltında tutulan yurttaşlar, Viranşehir Adliyesine sevk edildi. Adliyedeki ifade işlemlerinin ardından yurttaşlar adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

Haber: Ömer Akın / MA

 

#Köylülere #işkence #eden #jandarmalar #hakkında #suç #duyurusu

MKGP: Bedeli ne olursa olsun hakikat mücadelemiz sürecek

MKGP tarafından açıklanan 2023’ün ilk ‘Kadın Gazetecilere Yönelik 3 Aylık Hak İhlalleri Raporu’ ile gazetecilerin yaşadıkları hak ihlalleri sıralanarak, ‘Düşünü kurduğumuz güzel günler gelene kadar bizler de bedeli her ne olursa olsun hakikat mücadelemizden vazgeçemeyeceğiz’ denildi

Mezopotamya Kadın Gazeteciler Platformu (MKGP), Beyoğlu’nda bulunan İnsan Hakları Derneği (İHD) İstanbul Şube binasında “Kadın Gazetecilere Yönelik 3 Aylık Hak İhlalleri Raporu”nu açıkladı.

Saldırılar bugün dahi sürüyor

Raporun açıklanmasından önce söz alan gazeteci Saliha Aras, “Bu utanç raporuna her gün bir yenisi daha ekleniyor. İktidar, muhalif ve özgür basın medyasına saldırıyor, arkadaşlarımızı gözaltına alıyor, tutukluyor, kafalarına silah dayayarak tehdit ediyor. Haziran ayında 22 arkadaşımız gözaltına alındı, hiçbir gerekçe gösterilmeden. Bugün de sabah saatlerinde Demokratik Modernite çalışanı arkadaşımız Sema Korkmaz gözaltına alındı. Bizler Kürt kadın gazetecileri, özgür basın geleneğinin ardılları olarak baskıları boşa çıkartarak toplumu hakikate ve bilgiye ulaştırmaya devam edeceğiz” diye konuştu.

Ardından raporun ilk olarak Kürtçesini gazeteci Durket Süren, ardından Türkçesini ise gazeteci Meltem İnci okudu.

Gerçek çok daha karanlık

Türkiye’de basın ve ifade özgürlüğünün her geçen gün geriye düştüğünü belirten İnci, “Gazetecilere yönelik saldırılar ne yazık ki 2023 yılının ilk üç ayında da tekrar etti. Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) Örgütü’nün 2022 yılı verilerine göre, Türkiye basın ve ifade özgürlüğü sıralamasında 180 ülke arasında 149’uncu sırada yer alırken, biz gazeteciler ne yazık ki bunların sadece resmi veriler olduğunu ve gerçeğin çok daha korkunç olduğunun farkındayız. Meslektaşlarımız kadın olmaları, muhalif olmaları veya özellikle Kürt gazeteciler gibi kimliklerinden dolayı çok daha fazla baskıya maruz kalmaktadır” dedi.

Bizi koruyacak olan dayanışma

İktidarın yeni yılın ilk 3 ayında da kadınları hedef alarak kazanımları ve haklarına yönelik saldırılarını sürdürdüğünü söyleyen İnci, “Bizler bu saldırıların hem tanıkları hem de yaşayanları olarak, bir yandan mesleklerimize sahip çıkarken, bir yandan da kadınların görünürlüğü için mücadelemize devam ettik, ediyoruz. Ve ne yazık ki bu saldırıların ilk olmadığını bildiğimiz gibi son olmadığının da farkındayız. Ama buna karşı bizleri koruyacak ve büyütecek olanın da örgütlülüğümüz ve dayanışmamız olduğunun farkındayız” sözlerini kullandı.

İnci, raporlarına dair şunları kaydetti: “Hazırladığımız 3 aylık, Ocak-Şubat-Mart hak ihlali raporu ne kadar ağır görünse de sahadaki varlığımızın bir o kadar güçlü olduğunu da söylemek isteriz. Ve saldırılar ne kadar pervasız olursa olsun, buradayız ve burada olmaya devam edeceğimizi yeniden söylüyoruz.”

Gazetecilere çıplak arama

Ardından Ocak ayı verilerini paylaşan İnci, “Ocak ayında en az 14 kadın meslektaşımız haklarında açılan davalar sonucu hakim karşısına çıktı. 2 arkadaşımıza soruşturma açılırken, 1 arkadaşımız gözaltına alındı, 2 arkadaşımız ise sahada saldırıya uğradı. Yine 1 arkadaşımız işten çıkarılırken, 2 arkadaşımıza ise toplamda 4 yıl 10 gün hapis cezası verildi. Yine bu ayda, 25 Ekim 2022’de işkence ile gözaltına alınan ve 29 Ekim’de tutuklanan 9 gazeteciden olan kadın arkadaşlarımız JINNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznur Değer ile Mezopotamya Ajansı Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, muhabirleri Berivan Altan ve Ceylan Şahinli’ye tutuklu bulundukları Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde işkence devam etmiş ve 5 gazeteci çıplak arama saldırısına maruz kalmışlardır” dedi.

Gazeteciler saldırıların hedefinde oldu

Şubat ayı verilerini paylaşan İnci, “Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerle sarsıldığımız Şubat ayında sahada olan gazeteciler olarak saldırıların hedefinde olduk. Resmi verilere göre en az 50 bin yurttaşın hayatını kaybettiği ancak sahada olan gazetecilerin ise ölü sayının çok daha fazla olduğunu dile getirdiği Şubat ayında en az 25 gazeteci depremlerde hayatını kaybetti. 10 gazetecinin ise saldırı ve engellemelere maruz kaldığı bu ayda, 11 gazeteci ise hakim karşısına çıktı. Depremin olduğu gün bir gazeteci tutuklanırken, 2 gazeteci hakkında ise soruşturma açıldı. Yine Şubat ayında 2 gazeteci takip ettikleri eylemlerde gözaltına alınırken, 1 gazeteci ise depremlerden ders çıkarılmadığını ifade eden açıklamasının ardından işinden istifa etti. 1 gazeteci de işinden edildi” ifadelerini kullandı.

İnci, Mart ayı verilerini ise şu sözlerle sıraladı: “Bir yandan depremin enkazlarının kaldırıldığı, bir yandan 8 Mart ve Newroz etkinlik ve eylemlerinin olduğu Mart ayında ise 8 gazeteci hakim karşısına çıktı. 2 gazeteciye dava açıldı ve 2 gazeteci ise gözaltına alındı. Yine Mart ayında 1 gazeteciye ise 41 bin 666 TL para cezası kesildi. 1 arkadaşımız hakkında ise yaptığı deprem haberleri gerekçe gösterilerek “halkı kin ve düşmanlığa tahrik etme” iddiasıyla soruşturma açıldı. Bu ayda yaşanan bir diğer hak ihlali ise Sincan Kadın Cezaevi’nde 6 yıldır tutsak bulunan ve cezası bittiği halde tahliye edilmeyen gazeteci arkadaşımız Dilan Oynaş’ın infazı ise dördüncü kez yakılarak, tahliyesi 6 ay daha uzatılması oldu.”

‘Asla vazgeçemeyeceğiz’

İnci son olarak, “Başta da belirtiğimiz gibi, tablo çok ağır ve karanlık görünse de buradan bir kez daha tekrarlamak isteriz ki doğanın, kadının, halkların, çocukların, işçilerin, emekçilerin kısacası ‘öteki’ olarak anılan kim varsa onlara yönelik bir saldırı olduğu sürece ve düşünü kurduğumuz güzel günler gelene kadar bizler de bedeli her ne olursa olsun hakikat mücadelemizden vazgeçmeyeceğiz” dedi.

İSTANBUL

#MKGP #Bedeli #olursa #olsun #hakikat #mücadelemiz #sürecek

Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı seçim deklarasyonunu açıklıyor

 

Yeşil Sol Parti’nin, Kurdistan’daki partilerle kurduğu Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı, 14 Mayıs seçimlerine dair deklarasyon açıklıyor

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi’nin (Yeşil Sol Parti), Kurdistan’daki partilerle kurduğu Kürt Özgürlük ve Demokrasi İttifakı, 14 Mayıs seçimlerine dair deklarasyon açıklıyor.

Ayaz Elegence Düğün Salonu’nda düzenlenen toplantıya Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sincar, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ve Keskin Bayındır, Azadi Partisi Genel Başkanı Ayettullah Aşitî, İnsan ve Özgürlük Partisi (PİA) Genel Başkanı Mehmet Kamaç, Kürdistan Komünist Partisi (KKP) Genel Başkanı Sinan Çiftyürek, Kürdistan Sosyalist Partisi (PSK) Genel Başkanı Bayram Bozyel ve Devrimci Demokrat Kürt Derneği’nden (DDKD) Abdulhey Okumuş katıldı.

Deklarasyonun Türkçesi, DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz; Kürtçesi ise PSK Genel Başkanı Bayram Bozyel tarafından okunuyor.

#Kürt #Özgürlük #Demokrasi #İttifakı #seçim #deklarasyonunu #açıklıyor

Wan’da halk pazarında yangın çıktı

Wan’da çok sayıda iş yerinin bulunduğu halk pazarında yangın çıktı

Wan’ın Rêya hevrîşimê (İpekyolu) ilçesi Hastane Caddesi’ndeki halk pazarındaki iş yerlerinde henüz belirlenemeyen nedenle yangın çıktı. İhbar üzerine olay yerine sevk edilen itfaiye ekipleri yangına müdahale ederken, iş yeri sahipleri ve yurttaşlar da destek verdi.

Yangını söndürme çalışmaları sürüyor.

WAN

#Wanda #halk #pazarında #yangın #çıktı

Hatay’da enkaz altında hala cenazeler çıkıyor

Depremde büyük  yıkımın yaşandığı Antakya’da dar sokaklardan kaynaklı ulaşılamayan enkazların altında hala cenazelerin olduğu belirtiliyor

Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Kurtuluş Caddesi üzerinde bulunan dar sokaklara hala ulaşılamıyor. Kocaabdi, Dutdibi, İplik Pazarı, Orhanlı, Barbaros, Zenginler mahallelerinde enkaz altında hala cenazelerin olduğu belirtilirken, enkazlar kaldırılmadığı için cenazelere de ulaşılmıyor.

Son olarak depremin 52’nci gününde Zenginler Mahallesi’nde yer alan bir spor salonunda Ahmet Retip’in cansız bedenine ulaşılırken, birçok mahallede ise enkazlar olduğu gibi duruyor. Enkazlar nedeniyle kapanan sokaklardan biri de Şeyh Ali Mahallesi’ne çıkan sokaklar. Mahalleye, dar bir sokakta açılan koridorla ulaşım sağlanmış durumda. Camisi yıkılan, toplamda 22 cenazenin çıkarıldığı mahallede, hafriyatlar içinden açılan dar koridorda yurttaşlar evlerinden eşyalarını çıkarıyor.

Mahalledeki kadınlardan Fatma Uğraş, sadece caddelere değil, ara sokaklarda da çalışmaların yapılmasını istedi. Uğraş, “Halen cenazeler çıkıyor. Birçok kişiye ulaşamıyoruz” diye belirtti.

‘Sokaklarımızın açılmasını istiyoruz’

Şeyh Ali Mahalle Muhtarı Kemal Uğraş ise, şunları söyledi: “Şeyh Ali Mahallesi’nin bütün sokaklarında insanlar mağdur, eşyalarını alamıyorlar. Sağlam raporu olan evler var. Sokaklar açılırsa insanlar eşyalarını çıkarmış olacak. Denizciler, Dutdibi, İplik mahallesi, Barbaros mahallelerine girilmiyor. Çalışmalar başlayacaktı geri çekildi. Buralarda sokaklarımızın açılmasını istedik ama olmadı.”

Kaynak: MA

#Hatayda #enkaz #altında #hala #cenazeler #çıkıyor

Selim Adıyaman 8 gündür gözaltında

Hezex’te 27 Mart’tan bu yana gözaltında tutulan ve kötü muameleye maruz kaldığı öğrenilen HPG’li Selim Adıyaman’ın soruşturmasında ‘gizlilik’ kararı alındı

Şirnex’ın (Şırnak) Hezex (İdil) ilçesinde bulunan Zergûza Banê bölgesinde silahlı bir grup tarafından alı konulan ve şiddet uygulandığına dair görüntüleri ortaya çıkan ve 27 Mart’ta askerlere teslim edildiği belirtilen HPG’li Selim Adıyaman (Harun Elbak), günlerdir gözaltında tutuluyor.

Dosyada ‘gizlilik’

Adıyaman’ın 27 Mart’tan bu yana Şırnak 23’üncü Jandarma Sınır Tümen Komutanlığı’nda tutulduğu öğrenilirken, edinilen bilgilere göre Adıyaman, burada kötü muameleye maruz kaldı. Jandarma, Adıyaman için barodan herhangi bir avukat talep etmezken sadece aileye bilgi verdi. Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı ise, Adıyaman hakkında yürütülen soruşturmaya dair “gizlilik” kararı aldı.

Görüntüleri çeken serbest bırakıldı

Öte yandan Adıyaman’ın şiddet uygulanarak alıkonulduğuna dair görüntülerin sanal medya hesaplarından paylaşılması sonrası, görüntülerde yer alan kişilerin evlerinin bulunduğu bölgeler askerler tarafından ablukaya alındı. Jandarma, sanal medyaya düşen görüntüleri çeken kişi ya da kişilerin peşine düştü. Zergûz bölgesinde çok sayıda kişi kayıt dışı bir şekilde gözaltına alındı, muhtarlar ve köylüler tehdit edildi. Görüntüleri çektiği iddiasıyla gözaltına alınan A.G., avukatların devreye girmesi üzerine ifadesinin ardından serbest bırakıldı.

Hakkında “soruşturmanın gizliliğinin ihlali” iddiasıyla işlem yapılan A.G., verdiği ifadede hayvanlarını otlatmak için çıktığı sırada tesadüfen olay yerinde olduğunu ve görüntüleri kendisinin çekmediğini belirtti.

ŞIRNEX

 

#Selim #Adıyaman #gündür #gözaltında

Ekolojistler: 14 Mayıs’ta hayatımıza nasıl devam edeceğimize karar vereceğiz

Ekolojistler yaşanan doğa kırımına dikkat çekerek seçimlerde ‘yeşil’ politikaları programlarına alan ve hayata geçiren partilere oy verme çağrısında bulundu

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı eliyle talana açılan alanlar bir bir yok ediliyor. Yargı kararları ve bilirkişi raporlarına rağmen Akbelen Ormanı, Marmaris Milli Parkı başta olmak üzere birçok alana Çevresel Etki Değerlendirmesi (ÇED) olumlu kararları verildi. Bakanlık, 2023’ün ilk üç ayında 4 bin 362 proje için duyuru yaparken, bunların bin 567’si için ise “ÇED gerekli değil” kararı verdi. Bu süreçte hiçbir proje için “ÇED olumsuz” kararı çıkmazken, başta tarım ve ormanlık alanlar olmak üzere, yaşam alanları maden, enerji, konut, sanayi ve turizm gibi sektörlerin talanına açıldı.

Ekolojistler, 14 Mayıs seçimleri yaklaşırken oylarını doğayı önceleyen politikalardan yana kullanacaklarını belirtti.

‘Seçimle birlik de talana hız verildi’

Ekolojist Erhan İçöz, AKP’nin seçimler yaklaşırken ekolojik talana hız verdiğini belirterek, “Maden sahaları küresel ısınma başta olmak üzere birçok soruna neden oluyor. Bu doğa talanı 7 milyon küsur hektarın doğadan koparılarak yok edilmesine sebep oldu. Dolayısıyla milyonlarca canlının, yaşam alanlarının yok olmasına neden oldu” dedi.

‘Ekolojik yıkımı durduracağız’

Seçimlere giderken siyasi partilerin ekolojiyi öncelemesi gerektiğinin altını çizen İçöz, “Hep ekonomi konuşuluyor ama ekonomi bir şekilde yürütülebilir. Fakat ekoloji yok olduğu zaman bunun geri dönüşü olmaz. Ekolojik yıkımların etkisi bin yıllar sürer. Siyasi partilere çağrımız programlarına ‘Ekolojik yıkımı durduracağız’ sloganını koysunlar. ‘Yurttaş eko-kırım yasası yapıyor’ diye bir hareket başlatıldı. Partilerin buna kulak vermesini, eko-kırımın bir suç olmasını, programlarına alınmasını ve önümüzdeki dönem Meclis’te eko-kırım yasasının çıkarılmasını istiyoruz.

‘Doğayla uyumlu yaşam planlaması’

Ekolojist Derya Lim de, rant ve bazı grupların para kazanması uğruna doğanın yok edilmesine izin verildiğini kaydetti. ÇED raporları istenmemesi ve açılan davaların aleyhlerine sonuçlanmasının kabul edilemez olduğunu söyleyen Lim, “Yasaların bir an önce değişmesini istiyoruz. Betonlaşma ve şehirleşme anlayışı bir depremde ne kadar büyük acılar yaşattı gördük. Oysa doğaya uyumlu bir yaşam planlanması gerekiyor. Ormanların yok edilmesi, dere yataklarının kurutulup şehir kurulması, suların kirletilmesi gibi sayamayacağımız kadar tahribat var. Bunların hepsinin sonuçlarını yaşıyoruz ve yaşamaya devam edeceğiz” diye belirtti. Lim, “İktidar giderken de doğa talanına devam ediyor. Doğa savunucuları olarak bunları engellemeye çalışıyoruz. Ama bir an önce Meclis’te doğaya daha duyarlı vekillerin olması gerekiyor” şeklinde konuştu.

‘Mücadele  etmemiz gerekiyor’

Ekolojist ve Çevre Mühendisi Helil İnay Kınay ise 20 yıldır yürütülen AKP iktidarının politikalarının bilimden uzak olduğunu, enkaz altında kalan hayatlarla bir kez daha gördüklerini belirtti. Havanın, suyun, toprağın kirlendiği, gıda güvenliğinin ortadan kalktığına işaret eden Kınay, “Dolayısıyla kentleşmeden sanayiye, madencilikten enerjiye, turizmden toplumsal politikalara, eğitime, adalete kadarki çürümüşlük şu anda da karşımıza çıkmış durumda. 14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerle beraber hayatımızın nasıl devam edeceğine karar vereceğiz. Bu değerlendirmelere bilimden, kamudan, emekten, doğadan yana çözümler üretilmesi için mücadele etmemiz gerekiyor” ifadelerini kullandı.

‘Yeşil politikaların ilerlemesi lazım’

Kınay, “Ülkenin dününde de, bugününde de, yarınında da havasıyla, suyuyla, toprağıyla, tüm canlılarıyla beraber yaşadığı, her canlı için yaşam hakkının olduğu bir ülke hayal ediyorum. Bu ülkenin hayalini kurmaktan öte mücadelesini veriyorum. Seçimden sonra ki süreçte de bu kaygıyı taşıyan, liyakat sahibi, uzman, kamudan, doğadan yana çözümler üretecek, doğanın bir parçası olduğumuz gerçeğiyle kararlar verecek kişilerin yönetimde olması gerektiğini düşünüyorum. Yaşam sorunları hayatımızın temelindedir. Dolayısıyla siyasetin de attığı her adımda önceliğinin yaşam ve çevre sorunları olması gerekiyor. O yüzden de yeşil politikaların gerçek anlamıyla ilerlemesi lazım. Kamusal yönetimin etkin olduğu ve sektörlerin birbiriyle çatışan değil, üreten, doğadan yana politikalar üretmesi gerekiyor” diye konuştu.

Haber: Tolga Güney / MA

#Ekolojistler #Mayısta #hayatımıza #nasıl #devam #edeceğimize #karar #vereceğiz

Konca: Değişim için her bir oy çok değerli

Türkiye ve Kurdistan’da yapılacak seçimler için Avrupa’da da oy kullanma işlemi önümüzdeki haftalarda başlayacak. Avrupa seçimlerine dair konuşan Kürt siyasetçi Besime Konca, ‘Seçim aynı zamanda bir değişim seçimidir. Türkiye’deki bu değişimi hem ülke, hem de Avrupa istiyor’ diye konuştu

14 Mayıs’ta yapılacak seçim için takvim başlarken, yurt dışında ise oy verme işlemi 27 Nisan’da başlıyor. Yeşil Sol Parti’nin Seçim Beyannamesi’ni açıklamasıyla Türkiye ve Kurdistan kentlerinde seçim çalışmalarına hız verilirken, Avrupa’da da 3 milyondan fazla seçmen de sandığa gitmeye hazırlanıyor.
Kürt siyasetçi Besime Konca, 14 Mayıs seçimlerin başta kadınlar olmak üzere halklar için önemine vurgu yaparak, Avrupa’daki seçim çalışmaları hakkında bilgi verdi.

Değişim seçimidir

14 Mayıs seçimlerinin tarihi bir seçim olduğunu belirten Konca, “Yüzyıllık tekçi devlet anlayışı başta Kürtler olmak üzere tüm farklılıkları yok saydı. Bugün bu devlet anlayışının değişerek demokratikleşmesi gerektiğine dair bir süreç yaşanıyor. Bu nedenle seçim aynı zamanda bir değişim seçimidir. Türkiye’deki bu değişimi hem ülke, hem de Avrupa istiyor” diye belirtti.

Seçim güvenliği çok önemli

Yeşil Sol Parti’nin değişimin öncü gücü olduğunu kaydeden Konca, Avrupa’da seçmenin sandığa gitmesi için çalışmalar yürüttüklerini ifade etti. Konca, bu çalışmalarda kadınların öncü olduğunu belirterek, “Bu konuda ev ev dolaşma, stantlar açma, seçmenin sandığa gitmesi konusuna çalışmalar yapılıyor. Türkiye’de olduğu gibi burada insanlar faşizmin yıkılışı ve seçimin güvenliği sağlanması için büyük çabalar sarf ediyor. Cumhuriyetin ikinci yüzyılında halkların, inançların kültürlerin ve özellikle de kadınların daha özgür yaşayabileceği bir yaşamın inşası için Avrupa’daki yurttaşlar özellikle de kadınlar büyük bir çaba içerisinde” diye ifade etti.

Tecride karşı mücadele yürütmek gerek

Seçim çalışmalarında kadınların, PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecrittin kaldırılması ve fiziki özgürlüğünün sağlaması yönünde de çalışmalar yürüttüklerini ifade eden Konca, “Sayın Öcalan’ın mutlak özgürlüğünün sağlanması için kadınlar yıllarca mücadele yürüttü. Türkiye’deki kadın örgütleriyle buradaki kadınların talepleri arasında bir fark yok” dedi.

Güçlü katılım gerekiyor

Türkiye’nin demokratikleşmesi için Yeşil Sol Parti’nin mutlaka güçlü bir milletvekili sayısıyla parlamentoda yer alması gerektiğinin önemine dikkat çeken Konca, “Yeşil Sol Parti ‘Üçüncü Yol’ ve demokratik bir çizginin gelişmesi için önemli bir yerde duruyor. Bunun için Kürt halkının, kadınların, gençlerin, sol ve sosyalist mücadele yürüten kitlelerin, seçimlerde Yeşil Sol Parti etrafında birleşmeleri gerekiyor” diye aktardı.

Kadınlara mesaj veriliyor

Sandıktan Cumhur İttifakı’nın çıkması durumunda kadınlar başta olmak üzere, tüm halkları zorlu bir sürecin beklediğini ifade eden Konca, “Bu rejimin kadın yaşamına ne kadar zarar verdiğini herkes biliyor. AKP-MHP faşizmi kadınlara saldırının startını İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılarak verdi. Şimdi de HÜDA PAR ve Yeniden Refah Partisi’yle kurulan ilişkiler üzerinden kadınlara mesaj veriliyor. İran ve Afganistan’da ne yaşanıyorsa, bunu Türkiye’de de geliştirmek isteyen bir sistemle karşı karşıyayız” dedi.

“Kadınlar bütün ideolojik, etnik ve dini düşüncelerini bir kenara bırakarak, bu gerici zihniyete karşı birlikte mücadele etmeliler” diyen Konca, kadınların tercihini özgürlükten, demokrasiden ve kadın kurtuluşundan yana yapmaları gerektiğini söyledi.

HABER MERKEZİ

#Konca #Değişim #için #bir #çok #değerli