Ana Sayfa Blog Sayfa 727

İşkenceci polisler kendilerini savundu: Kademeli güç kullandık!

Licê’de 14 yaşındaki çocuğa işkence eden polisler ifadelerinde işkenceyi ret ederken, çocuğun vücudundaki darbelerin taş atarken oluşmuş olabileceğini iddia etti

Amed’in Licê ilçesinde 21 Mart’ta 14 yaşındaki Y. D.’yi zırhlı araca bindirerek işkence yapan 5 polisten 3’ü tutuklanırken, Lice Sulh Ceza Hâkimliğine tutuklama istemiyle tutuklama istemiyle sevk edilen Emniyet Amiri Aykut Oral ve Hayrettin Çakmak serbest bırakıldı. Polisler İsmail Akkuş, Emre Özcan ve Gökhan Bay, “kasten silahla ve kamu görevlisinin sahip olduğu nüfus kötüye kullanmak suretiyle yaralama” suçundan tutuklanırken, olay sırasında polis grubuna amirlik yapan Emniyet Amiri Aykut Oral, ifadesinde suçlamaları reddetti.

Sadece araca almışlar!

Mağdur, Y. D.’nin kendisine yönelttiği “silah dipçiğiyle vurdu” suçlamasını kabul etmeyen Oral, aracın içinin darlığı nedeniyle bunun imkansız olduğunu savundu. Y. D. sebepsiz yere araca alması ve hürriyetten yoksun bırakmasına ilişkin hürriyeti tehdit gibi bir kasıtları olmadığını belirten Oral, “Mağduru araca aldıktan sonra mağdur serbest kalmak için ısrar etti. Önce annesinin vefat ettiğini, daha sonra işsiz olduğunu, babasının kanser hastası olduğunu, bu olayı duyarlarsa daha çok üzüleceklerini ve hakkında işlem yapıldığı zaman geleceğinin mahvolacağını, herhangi bir şekilde devlet memuru olamayacağını beyan etti. Ayrıca toplumsal olaylarda çocukların öne sürülmesi sebebiyle çocukların olay mahallinden alınmak suretiyle işlem yapmaksızın ailelerine teslim ya da olay yerinden uzaklaştırılması için ilçe güvenlik toplantısında kararlar almıştık. Bu toplantıyı Lice Kaymakamı Başkanlığında diğer Mal Müdürü, İlçe Nüfus Müdürü, İlçe Jandarma Komutanı ve diğer kurum müdürleri huzurunda alınmıştır. Söz konusu olayda da mağduru, Nevruz olaylarının çıkması sebebiyle olay mahallinden araca aldık. Mağdurun bize yalvarması ve ısrar annesi sebebiyle ayrıca ailesine kendisinin gideceğini söylemesine istinaden işlem yapmaksızın bıraktık, olayda tek kabahatimiz bu olabilir” diye savundu.

Teşhise ‘Beni herkes tanır’ dedi

Y. D’nin Newroz ateşine yakacak attığını bunun için aldıklarını söyleyen Emniyet Amiri Oral, herhangi bir işkencede bulunmadıklarını iddia etti. Y. D.’nin fotoğraflı teşhisini ise, “Mağdurun fotoğraftan beni göstermesi son derece normaldir çünkü ilçenin Emniyet Amiriyim ve herkes beni tanır” sözleriyle savundu.

Göz korkutmak için almışlar

Serbest bırakılan polis ve araç sürücüsü Hayrettin Çakmak da işkenceyi reddederek, Y. D.’yi Newroz kutlamasında aldıklarını, ailelerin çocuklarını çağırmaması üzerine birini alırsak aileler çocuklarını eve çağırır diye aldıklarını söyleyerek, bu amaçla Y.D.’yi araca aldıklarını iddia etti.

Aracı polis amiri kullanıyordu

Emniyet Amiri Oral gibi “tek hatalarının Y. D. hakkında işlem yapmadan serbest bırakmaları” olduğunu öne süren araç sürücüsü polis Hayrettin Çakmak, Y. D.’nin alınmasına ilişkin beyanında kendilerine taş atıldığını belirtmezken, aracın neresine oturduğu sorusu sorulunca “Mağduru araca bindirirken bizlere gruptan taş atıldı. Bizlere taş atılması sebebiyle mağduru araca bindirdikten sonra hızlıca araca bindik. Normalde ben zırhlı araç şoförüyüm, çok fazla taş atıldığı için Aykut Oral amirim hızlı bir şekilde araç şoför koltuğuna bindi. O araç şoför koltuğuna bindiği için ben de aracın ön tarafına onun yanına bindim” yanıtını verdi.

Kendilerini korumak istemişler

Kendisi hakkındaki iddiaları reddeden tutuklanan polis Gökhan Bay ise “Bahtiyar Aydın Caddesine geldiğimizde bir grubun ateş yaktığını gördük, daha sonra polis TOMA aracına ve bizim içinde bulunduğumuz araca taşlar atılmaya başladı. Daha sonra grup kaçışmaya başladı. Biz de olayı başlatan şahısların kimler olduğunu öğrenmek için kaçan şahıslardan birini durdurduk. Bu kişinin yüzü kapalıydı, o esnada tekrar bize doğru taşlar atılmaya başladı. Hem bu şahsı hem de kendimizi taşlardan korumak için hep beraber bu şahıs da içinde olmak üzere araca bindik. Aracın içerisinde bu şahsın yüzündeki bezi açınca çocuk olduğunu anladık. Araçla güvenlikli bölgeye gitmek için Kulp ilçesi istikametine doğru yöneldik, Kumluca bölgesine gelince durduk” yönünde beyanda bulundu.

Çocuk uzakta indirin demiş

Daha sonra İlçe Emniyet Müdürlüğüne döndüklerini, çocuğu Emniyet Müdürlüğü önünde bırakmak istedikleri, çocuğun, “Burası Lice beni burada polis aracından indirirseniz bana ajan derler. Beni uzakta indirin dedi” diye savunma yapan Gökhan Bay, bunun üzerine Y. D.’yi bir kilometre uzaklıkta bir yere indirdiklerini savundu.

‘Kademli güç’ kullanılmış

Tutuklanan polis İsmail Akkuş, Y. D.’yi kaçtığı esnada bir bahçe duvarı dibinde yakaladıklarını savunarak, kendilerine direnen. Y. D.’ye karşı kademeli güç kullandıklarını ileri sürdü. Diğer polisler gibi çocuğu neden Kulp ilçesi istikametine götürdüklerine açıklık getirmeyen Akkuş, daha sonra çocuğu Emniyet Amirliğine getirdiklerini, çocuğun annesi ve babasının rahatsız olduğunu söylemesiyle ona acıyıp çocuğu 900 metre ya da bir kilometre ötede olan hastanenin önünde bıraktıklarını iddia etti.

İşkence taş atarken olmuş dediler!

Y. D.’nin vücudundaki yaraların taş atmaktan kaynaklı olduğunu öne süren Akkuş, “Çocuğu araçtan indirdiğimizde herhangi bir şekilde eli ya da herhangi bir yeri bağlı değildi. Herhangi bir yaralanması yoktu. Yaralanması taş atıldığı esnada olmuş olabilir” dedi. Mağdurun silah dipçiğiyle kendisine vurduğu yönündeki fotoğraflı teşhis beyanı sorulan Akkuş, “Mağdur kesinlikle silahlarımızı görmemiştir. Ne ben ne de diğer arkadaşlarım mağdura silahla vurmuş değiliz” yanıtını verdi.

Kelepçe takılmamış

Tutuklanan polis Emre Özcan ise Y. D.’yi olay yerinde değil, olay yerinin yakınında yakaladıklarını ifade ederek, araca bindirilirken Y. D.’ye taş gelmiş olabileceğini savundu. Çocuğu kelepçelediklerini, yaşının 14 olduğunu söylemesi üzerine kelepçeyi çıkardıklarını ileri süren Özcan, Kumluca’ya doğru gittiklerini, daha sonra Emniyet Amirliğine döndüklerini, çocuğun yalvarmasıyla onu istedikleri yere bıraktığını öne sürdü.

HABER MERKEZİ

#İşkenceci #polisler #kendilerini #savundu #Kademeli #güç #kullandık

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon: Tecride son vermeden çözüm olmaz

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon Türkiye’nin demokratikleşmesi için Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün kaçınılmaz olduğunun söyledi

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik ağırlaştırılmış tecridi gözlemlemek için Siyasetçi, aydın, yazar, hukukçu ve gazetecilerin aralarında bulunduğu 7 ülkeden 36 kişiden oluşan Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon, 24-29 Ocak tarihlerinde İstanbul, Ankara ve Amed’de siyasi partiler, barolar ve sivil toplum örgütleriyle yaptığı görüşmelere dair hazırladığı raporu online basın toplantısıyla açıkladı.

Raporda, İmralı tecrit sisteminin tüm ülkeye yayılan yasal ve siyasi rejime evildiğine dikkat çekilerek, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın Kürt sorununda çözüm ve demokratikleşme için kaçınılmaz olduğu vurgulandı.

Raporu Delegasyon’da yer alan avukat Altamira Ana Guelbenzu Gonzalo ve avukat Sophie Jane Caseley açıkladı

AİHM kararları uygulanmıyor

Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış tecridin uluslararası insan haklarının açık ihlali olarak değerlendirilen raporda, “25 Mart 2023’te, dış dünyanın Abdullah Öcalan’dan en son yaşam belirtisi haberi almasının üzerinden iki yıl geçmiş olacak. 1999’da tutuklanması ve akabinde mahkûm edilmesinden bu yana, Kürt lider İmralı Adası’ndaki F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tutulmaktadır. Üç mahkum arkadaşı Ömer Hayri Konar, Hamili Yıldırım ve Veysi Aktaş ile birlikte katı bir tecrit rejimine tabi tutuluyor. PKK-Türkiye barış sürecinin 2015’te çökmesinden bu yana Türkiye’deki diğer cezaevleri için bir ‘örnek’ haline geldi. Hem ülke içinde (yargının bağımsız olmaması nedeniyle) hem de uluslararası düzeyde etkili bir iç hukuk yolunun bulunmaması tekrarlayan bir temaydı. Örneğin, Asrın Hukuk Bürosu’nun en son raporunda da belirtildiği gibi, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) kararlarını takiben Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi’nin (AK BK) tavsiyeleri defalarca göz ardı edilmiştir” denildi.

Siyasi bir sorun

Tecridin tüm topluma yayılan bir siyasi uygulama haline geldiğini belirtilen raporda, “İmralı Cezaevi’ne yaklaşım ve cezaevindeki hukuki ve siyasi uygulamalar, Türkiye’de demokrasi ve insan haklarının korunması açısından bir turnusol kağıdı niteliğindedir. Türkiye’deki sorumluları bir kez daha İmralı Cezaevi’nde hukukun üstünlüğünü acilen geri getirmeye çağırıyoruz. Dolayısıyla bu durumu sadece hukuki değil aynı zamanda siyasi bir sorun olarak algılamak zorunludur” tespitlerine yer verildi.

Tecride son vermeden çözüm olmaz

Tecridin sadece Abdullah Öcalan’a dönük olmadığı, Türkiye’deki tüm tutukluları ve toplumsal muhalefeti etkilediği kaydedilen raporda, “Bu düzeydeki siyasi baskılara maruz kalmış bir toplum temelindeki baskı ve sömürü düzeni, toplumsal yaşamın bütününe tesir etmektedir. Bu, hükümetin ve Türk devletinin politikalarına ve eylemlerine muhalefet eden ve karşı çıkanlara yönelik tutuklamalar ve tutuklamalar, keyfi mahkeme prosedürleri, mahkumiyetler ve doğrudan ve uzun süreli hapis cezaları dayatma yoluyla şiddetli baskı ve böyle insanla baskıda ifadesini buluyor. Bunun en kötü ifadesi, tecrit, yani hapishanelerde yıpratılan siyasi muhaliflerin ve muhalif grupların/partilerin ve liderlerinin toptan tecrit edilmesidir. Kürt sorunu ve beraberinde getirdiği yoksulluk, açlık, göç, mülteciler, toplumsal cinsiyete dayalı eşitsizlikler ve şiddet, kültürel erozyon ve savaşın yol açtığı çevre tahribatı, tüm bu sorunlara doğru bir yanıt üretilmeden ve esas olarak İmralı Cezaevi’ndeki hücre hapsine ve işkence yasağının sistematik ihlaline son verilmeden çözülemez. Bu kuşatma ancak her düzeyde hukuki, siyasi ve toplumsal ortak mücadele ile aşılabilir” diye belirtildi.

Tüm güçlere çağrı

Kürt sorununun bölgesel ve küresel ölçekle bir sorun haline geldiği belirtilen raporda, “Bu nedenle çözümüne yönelik çabalar, Ortadoğu ve tüm dünya üzerindeki etki ve sonuçları dikkate alınarak tartışılmalıdır. Bunun için dünyadaki tüm ilerici güçlerin inisiyatif alması ve seferber olması elzemdir. Son olarak, diğer sonuçlar kadar önemli olarak, heyet üyelerinin, sırf işlerini yaptıkları için avukatlara Türk devleti tarafından zulmedilmesinden ne kadar endişe duyduklarını ne kadar vurgulasak azdır. Tüm hakların askıya alındığı İmralı Cezaevi’nde tutuklulara yardımcı olmak için hukuki faaliyet yürüten avukatların ve insan hakları savunucularının görevlerini yapmalarının engellenmesi, soruşturma ve kovuşturmaya maruz kalması endişe vericidir” diye kaydedildi.

Raporun devamında şunlar kaydedildi:

“Avukatlar hukukun üstünlüğünün temelidir ve zulme uğrarlarsa tutuklular adil yargılanamaz veya kanun önünde eşitlik sağlanamaz. Ayrıca, tutukluların avukatlara herhangi bir engel olmaksızın erişme ve iletişimlerinin yasal ayrıcalıklarını ve gizliliğini koruma temel haklarına sahip olmaları gerekir. Devletlerin ayrıca, avukatların adil yargılanma hakkını ve yasal cezanın adil infazını güvence altına almadaki temel rolüne saygı gösterme ve hukukun üstünlüğü altında her devletin garanti etmesi gereken haklara ve belirli imtiyazlara aykırı hareket etmeme görevi vardır.

Tecrit uygulamalarının temel amacı, meşru demokratik mücadeleyi ve toplumsal muhalefetin bütünlüğünü bastırmak. Kürt sorununun barışçıl ve siyasi çözümü ve Türkiye’nin demokratikleşmesi için Öcalan’ın özgürlüğü kaçınılmazdır. Dolayısıyla tüm muhalif güçlerin, hukuk ve insan hakları savunucularının öncelikli ve asli hedefi hukuk dışı İmralı sisteminin tamamen ortadan kaldırılması olmalıdır.”

Öneriler şöyle sıralandı

Raporun öneri bölümünde Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi’ne 20-29 Eylül 2022 tarihlerinde İmralı Cezaevi’ne yaptığı ziyarete dair raporu açıklaması çağrısı yapılarak, “CPT raporunun yayınlanmamaya devam etmesi ışığında, İmralı ve diğer yüksek güvenlikli cezaevlerinde uygulanan zararlı politikaların kontrol ve denge olmaksızın devam etmesinden derin endişe duyuyoruz. Türkiye’nin CPT’nin önceki tavsiyelerine uymadığı göz önüne alındığında, CPT’yi Sözleşme’nin 10’uncu Maddesinden yararlanarak, raporlarını yayınlanması, özellikle İmralı’daki tutuklularla ilgili olarak bulgularının bir özetini ortaya koyan bir bildiri yayınlamaya çağırıyoruz. Türkiye hükümetini son raporunda CPT tarafından yapılan tavsiyeleri uygulamaya davet ediyoruz ve Avrupa Konseyi Bakanlar Konseyi’nden, özellikle Türkiye’nin geçmişte CPT tavsiyelerine uymadığı göz önüne alındığında, sonraki adımları tartışmasını istiyoruz” ifadelerine yer verildi.

AİHS maddesi hatırlatıldı

Türkiye’nin, CPT’nin 2019’daki ziyaret sonrası açıkladığı tavsiyeleri uygulaması gerektiği belirtilen raporda, “Bu, mahkumların bir arada olmasına izin verilmesini, avukatlara ve aileye erişim hakkını, cezaevi koşullarına itiraz etmek için etkili yasal çareleri ve AİHS 3. Maddeyi ihlal eden ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasının kaldırılmasını içermektedir. Tecrit, herhangi bir denetim mekanizması olmaksızın süresiz işletilemez” çağrısı yapıldı.

 

#Tecride #Karşı #Uluslararası #Delegasyon #Tecride #son #vermeden #çözüm #olmaz

Yeşil Sol Parti: Buradayız, Birlikte Kazanacağız!

Yeşil Sol Parti 26 Mart’ta gerçekleştirdiği Parti Meclisi’nin Sonuç Bildirgesi’ni açıkladı. Bildirgede, tarihsel bir süreçten geçildiğine işaret edilerek, ‘Faşizmi yenmeye ve demokratik cumhuriyeti birlikte inşa etmeye çağırıyoruz. Buradayız, Birlikte Kazanacağız!’ denildi

Yeşiller ve Sol Gelecek Partisi (Yeşil Sol Parti), 26 Mart’ta gerçekleştirilen Parti Meclisi’nin Sonuç Bildirgesi’ni açıkladı. Bildirgedeki kritik dönemlere girildiği belirtilerek, “tek adam rejiminden” kurtulmak ve Demokratik Cumhuriyet yolunda adım atmak için tarihi olanaklarla karşı karşıya olduğu vurgulandı.

Halkların Demokratik Partisi’nin (HDP) aldığı karar sonrası Yeşil Sol Parti ile seçime girildiğine vurgu yapılan açıklamada, “Toplumun eşitlik, özgürlük, barış, demokrasi ve adalet talepleri için HDP bileşenleriyle birlikte çalışacak, bu talepleri meclis çatısı altına savunacağız” sözlerine yer verildi.

Her türlü çabayı sarf edeceğiz

AKP-MHP iktidarının uyguladığı “rantçı ve inşaata dayalı büyüme politikalarının” son depremlerde de ortaya çıktığı aktarılan bildirgede, iktidarın topluma vaat edeceği br şey kalmadığı vurgulanarak, kadınlarla, gençlerle kentlerin hep birlikte inşa edileceğine vurgu yapıldı. Seçimlerde milyonlarca yeni seçmenin oy kullanacağına işaret edilen bildirgede, “Gençlerin söyleyecek sözü, verilecek oyu var” vurgusu yapılırken, yetersiz beslenme, eğitim hakkından yoksun kalma gibi mevcut ekonomik politikaların sonuçlarıyla yüz yüze kalan ve şiddete, istismara uğrayan çocukların hakları için her türlü çabanın sarf edileceği ifade edildi.

Bildirgede kadınların haklarına olan saldırılara dikkat çekilerek,” İstanbul Sözleşmesi’nden çekilen iktidar bugün de içinde bulunduğu ittifak ile 6284 sayılı yasayı tartışmaya açıyor. Yükseltilen LGBT+ düşmanlığı, kadına yönelik şiddetle mücadele araçlarının etkisizleştirilmesi ve tüm diğer cinsiyetçi politikalar karşısında yükselen bir ses olacağız” denildi.

Kalıcı barış için çalışacağız

Örgütlenme çalışmalarına vurgu yapılan bildirgede Kürt halkı başta olmak üzere, “İktidar tarafından sürdürülen güvenlikçi ve savaş yanlısı politikaların karşısında kalıcı barışı sağlamak için mücadele edeceğiz” denildi.

Doğa talanına karşı, yoksulluğa karşı insanca yaşamın savunulacağı belirtilen açıklamada, Yeşil Sol Parti’nin sadece parlementer siyasetin değil sokaklardan, meydanlara kadar mücadelenin bir parçası olduğu vurgulanarak, “8 Mart ve Newroz alanlarındaki iradeden aldığımız güçle bugün de bileşeni olduğumuz HDP’nin kapatılmasını engelleme mücadelesinin belirleyici dinamiği olacağız. Hapishanelere doldurulmuş tecrit altındaki binlerce politik tutsağın özgürleşmesi mücadelesinin taşıyıcısı olmakta tereddüt etmeyeceğiz” denildi.

Görevimiz tek adam rejimine son vermek

Seçimlere işaret edilen bildirgede, “Bu seçimden başarıyla çıkmak sadece bu ülkenin insanları için değil tüm bölge halkları için de önem taşıyor. Bölgenin barışa kavuşması, halkların ve savaştan kaçarak mülteci olan insanların geleceği için de kazanmak zorundayız” denildi.

Bildirgenin devamı şu şekilde: “Bugün için görevimiz tek adam rejimine son vermektir. Bu baskıcı ve tekçi düzeni yıkıp yerine her türlü dışlama ve ayrımcılığın ortadan kaldırıldığı, özgürlükçü, demokratik bir siyasal yaşamın temellerini atmaktır. Yarın için temel görevimiz, sözcüsü olduğumuz toplumsal kesimleri genişleterek, yan yana geldiğimiz demokrasi güçlerini çoğaltarak Demokratik Cumhuriyet yolunda mücadeleyi yükseltmektir. Bunun için Meclis’e en güçlü şekilde girerek parlamento zeminini toplumsal mücadelelerin sesi haline getirmekte kararlıyız.

Ortak mücadele vurgusu

Yeşil Sol Parti bütün organlarıyla, halklarımızın muazzam desteği ve iradesiyle bu görevleri yerine getirecektir. Tüm topluma, halklarımıza, kadınlara ve gençlere ve de özellikle depremden zarar görenlere bunun sözünü veriyoruz. İçinde bulunduğumuz sürecin sadece seçim ittifaklarıyla aşılamayacağını, toplumsal bir mücadeleyi gerektirdiğini biliyoruz. Bu mücadeleyi Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri ve dışında kalan tüm sol, sosyalist ve devrimci güçlerle birlikte örmekte kararlıyız.

Kürt sorununda demokratik yollar

Kürt meselesinin demokratik yollarla çözüleceği, kadınların şiddete uğramayacağı, gençlerin gelecek sahibi olacağı, halkların ve inançların özgürce yaşayabileceği, emek sömürüsüne son verildiği, toplumun kolonların altında can vermeyeceği ekolojik bir yaşam her zamankinden daha mümkündür.

Buradayız, birlikteyiz

Bu inanç ve kararlılıkla tüm halklarımızı Yeşil Sol Partiyi desteklemeye, faşizmi yenmeye ve demokratik cumhuriyeti birlikte inşa etmeye çağırıyoruz. Buradayız, Birlikte Kazanacağız!”

ANKARA

 

#Yeşil #Sol #Parti #Buradayız #Birlikte #Kazanacağız

Depremzedelerin kaldığı çadırda yangın

Depremde evi hasar gören depremzedenin Seyhan ilçesinde kurduğu çadırlarda yangın çıktı

Mereş merkezli depremden etkilenen illerden biri olan Adana’da evi zarar gören bir depremzede, Seyhan ilçesine bağlı Fevzipaşa Mahallesi’nde çadır kurdu. Depremzedelerin çadırında bilinmeyen bir nedenden ötürü yangın çıktı.

Kısa sürede çadırı saran yangın, çadırın hemen yanına kurulan pazarcı çadırına da sıçradı. Pazarcı esnafı kendi imkanlarıyla yangını söndürdü. Yangında maddi hasar meydana geldi.

ADANA

#Depremzedelerin #kaldığı #çadırda #yangın

69 gazeteci hakkında yürütülen soruşturmada 10 yıl sonra takipsizlik

İstanbul’da 69 gazeteci hakkında yürütülen soruşturmada 10 yıl sonra takipsizlik kararı verildi

İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 69 gazeteci ve Kürt basın kurumlarına yönelik 2014 yılında soruşturma başlatıldı. “Örgüte üye olmak” iddiasıyla başlatılan soruşturma kapsamında gazetecilerin telefonları dinlendi.

Yanı sıra ajans, gazete ve televizyonlara ait telefonlar dinlenerek, mailler takip edildi. Ancak söz konusu dinlemelerde ve toplanan delillerde herhangi bir suç unsuru tespit edilmemesi üzerine 13 Mart 2023’de dosyada takipsizlik kararı verildi.

İSTANBUL

#gazeteci #hakkında #yürütülen #soruşturmada #yıl #sonra #takipsizlik

Pamukkale’de bir kadın öz savunmasını kullandı

Emel Ener, Barış Selahattin Ener’in kendisine saldırması sonrası özsavunmasını kullandı.  Saldrıgan Selahattin Ener hayatını kaybetti

Denizli’nin Pamukkale ilçesinde Emel Ener (35) kendisine saldıran boşanma aşamasında olduğu Barış Selahattin Ener’i (55) özsavunmasını kullanarak öldürdü. Gürültüleri duyan komşuların haber vermesi üzerine olay yerine sağlık ve polis sevk edildi. Sağlık ekipleri, Barış Selahattin Ener’in hayatını kaybettiğini belirledi.

Gözaltına alınan Emel Ener ise ilk ifadesinde, Barış Selahattin Ener’in kendisine saldırması sonrası özsavunmada bulunmak zorunda kaldığını belirtti.

DENİZLİ

#Pamukkalede #bir #kadın #öz #savunmasını #kullandı

Tutuklu Barış Anneleri için özgürlük çağrısı

Mêrdîn Barış Anneleri Meclisi üyeleri, tutuklu Barış Anneleri’nin tahliye edilmesini istedi

Mêrdîn Barış Anneleri Meclisi, İzmir’de Barış Annesi Behiye Yalçın’ın da aralarında olduğu 6 kadının tutuklanması ve tutuklu Barış Annesi Hanse Bulut’un infazının yakılmasına yaptıkları açıklama ile tepki gösterdi.

Artuklu ve Nisêbîn (Nusaybin) ilçelerinde yapılan açıklamalarda, tutuklamalara tepki gösterildi.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Artuklu İlçe Örgütü binası önünde yapılan açıklamada konuşan Barış Annesi Besna Günay, “Biz eşitlik ve insanlığın anneleriyiz. Bu annelerin ellerini kelepçeleyip, cezaevlerine atıyorlar. Bunu kabul etmiyor, kınıyoruz” dedi.

HDP Nisêbîn İlçe Örgütü binasında yapılan açıklamada konuşan Barış Annesi Perihan Atuğ da, “Ne olursa olsun barış istemeye, Barış Anneleri olmaya devam edeceğiz. Derhal annelerimizin serbest bırakılmasını istiyoruz. Annelerimizin tutuklanmasını, gözaltına alınmasını kabul etmiyoruz” diye konuştu.

Barış Annesi Emine Koç da, tutuklamalar yerine barış taleplerinin yerine getirilmesini istediklerini belirtti.

MÊRDÎN

#Tutuklu #Barış #Anneleri #için #özgürlük #çağrısı

Akşener’e ‘Burası Kürdistan’ diyen Taşkesen milletvekili aday adayı oldu

İYİ Parti lideri Meral Akşener’e ‘Burası Kürdistan’ diyen Cemil Taşkesen, Yeşil Sol Parti’den Milletvekili aday adayı oldu

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in 28 Ekim 2021’de Siirt’in Kurtalan ilçesine yaptığı ziyaret sırasında “Burası Kürdistan’dır” diyerek dikkat çeken Cemil Taşkesen Yeşil Sol Parti’den Siirt Milletvekilliği için aday adayı oldu

Taşkesen, Akşener’e yönelik ‘Dilimiz inkar ediliyor, kimliğimiz inkar ediliyor, ‘Kürdistan’ inkar ediliyor. Biz buna karşıyız. Şu an sizin bulunduğunuz yer ‘Kürdistan’dır ama ne yazık ki Meclis’te bu ‘Kürdistan’ inkar ediliyor’ ifadelerini kullanmıştı.

Gözaltına alınan Taşkesen ifadesi alındıktan sonra serbest bırakılmıştı.

HABER MERKEZİ

#Akşenere #Burası #Kürdistan #diyen #Taşkesen #milletvekili #aday #adayı #oldu

Şenyaşarlar: Biliyorlar ki davamızda haklıyız

Adalet Nöbeti’ni sürdüren Emine Şenyaşar ‘Hakim de, savcı da Erdoğan da biliyor ki davamızda haklıyız’ dedi

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti, 735’inci gününde devam ediyor.

Pirsûs’tan Urfa Adliyesi önüne gelen Şenyaşar ailesi, “Şenyaşar ailesi için Adalet” yazılı pankart önünde nöbeti başlattı.

Adliye önünde konuşan Ferit Şenyaşar, mücadelelerinin ana temelinin adalet olduğunu, adaletin bir gün herkese lazım olacağını söyledi. Mücadelelerinin bireysellikten çıkıp toplumsal bir davaya dönüştüğünü söyleyen Şenyaşar, “Suruç Devlet hastanesinde ailemize karşı bir katliam gerçekleşmiştir. Bu katliamı yapan AKP içerisinde bulunan bir milletvekilidir. Bu milletvekiline hükümet ve Cumhurbaşkanı sahip çıkmıştır. Bundan dolayı yargı işlemedi, adalet sağlanmadı. Önümüzde seçim süreci var. Türkiye’nin her yerinde Erdoğan’ın başında olduğu AKP oy kaybediyor. Ama en büyük kaybı Urfa’da yaşayacaktır. Çünkü duyarlı Urfa halkı mücadelemize sahip çıkmıştır. Kararlıyız, adalet gelene kadar Urfa Adliyesi önünde mücadelemizi sürdüreceğiz” dedi.

Zulme karşı Adalet Nöbeti başlattıklarını aktaran Emine Şenyaşar da, “Hakim de, savcı da Erdoğan da biliyor ki davamızda haklıyız. Artık yeter, oğlumu cezaevinden bıraksınlar, bende evime gideyim. Yaptıkları zulmü dünya gördü” diye konuştu.

RIHA

 

#Şenyaşarlar #Biliyorlar #davamızda #haklıyız

Katledilen Osman daha önce de kaçırılıp işkence edilmiş

Cindirês’te Newroz ateşi yakarken katledilen dört kişiden biri olan Fereh El Dîn Mihemed Osman’ın 2018 yılında el konulan evini geri istediği için aynı gruplar tarafından kaçırılıp işkence gördüğü ortaya çıktı

Türkiye ve ona bağlı paramiliter güçlerinde denetiminde olan Efrîn’in Cindirêsê ilçesinde Newroz’u kutlamak isterken Türkiye’ye bağlı “Ehrar Şerqiyê” adlı paramiliterler tarafından 20 Mart’ta katledilen 4 kişiden biri olan Fereh El Dîn Mihemed Osman’ın, katledilmeden önce yine aynı gruplar tarafından kaçırılarak işkenceye uğradı ortaya çıktı.

Hawar Haber Ajansı’nın (ANHA) 2018’de yayınladığı “Bakın! Erdoğan’ın çeteleri evini isteyen Efrînlinin başına neler getirdi” başlıklı haberinde katledilen Osman’ın sırtındaki işkence izlerine yer verdi.

Fidye istenmiş

Cindirêsê’de katledilen Osman, “Ehrar Şerqiyê” para militier grubunun el koyduğu evini geri istediği için kaçırılarak işkence edilmişti. Cindirêsê katliamında hayatını kaybedenlerden birinin akrabası, Pêşmerg ailesinin daha önce aynı gruprlar tarafından kaçırıldığını ve serbest bırakılmaları karşılığında fidye istendiğini kaydetti.

HABER MERKEZİ

#Katledilen #Osman #daha #önce #kaçırılıp #işkence #edilmiş