Ana Sayfa Blog Sayfa 728

Türkiye Şera’yı bombaladı

Türkiye tarafından Efrîn’in ilçelerine bağlı köy bombalandı

Ajansa Nûçeyan a Hawar’nın (ANHA) geçtiği habere göre Türkiye, Efrîn’in Şera ilçesine bağlı Îrşadiyê köyünü bombaladı.

Yapılan saldırıda ölü veya yaralı olup olmadığı henüz bilinmiyor.

HABER MERKEZİ 

#Türkiye #Şerayı #bombaladı

AKP’nin felaketleri bitmiyor

Bakan Nebati, ‘Şehir bir haftada toparlandı, vatandaşımız teşekkür ediyor’ dedikten sadece iki gün sonra Rîha’da tekrar yağışlar nedeniyle taşkınlar meydana geldi. Şehrin altyapısına yönelik ihmaller ise hala tartışma konusu

Mereş (Maraş) merkezli yaşanan depremlerde etkilenen kentlerden olan Riha’da (Urfa) 14 Mart Salı akşamı başlayan ve 15 Mart Çarşamba günü sele neden olan sağanak yağış nedeniyle 21 yurttaş hayatını kaybetti. Dün öğlen saatlerinde etkili olmaya başlayan sağanak yağış sonrası ise yine bazı cadde ve sokaklarda su taşkınları meydana geldi. Eyyübiye ve Halilye ilçelerinde yaşanan su taşkınlarından sonra yurttaşlar zor anlar yaşadı. Bazı kaya parçaları koparak, suyla birlikte sokaklara saçıldı. AFAD, yağışlı havanın önümüzdeki günlerde de devam edeceği uyarısı yaptı.

Milyonlar harcandı

Antep Belediye Başkanı Zeynel Abidin Beyazgül’ün “Şehre nefes aldırdık” diye duyurduğu Abide Kavşağı’da 14 Mart’ta meydana gelen sel nedeniyle sular altında kalmıştı. Daha sonra Abide Kavşağı’nın ihalelerinde yaşanan skandallar bir bir ortaya çıktı. 21 can kaybı yaşanmasına rağmen hiçbir sorumluluk ve önlem almayan iktidar, açıklamalarıyla yaşanan seli yine kader planına, kavşakta biriken araçlara ve hatta sele attı.

Urfa’da Aralık 2022’de Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından resmi açılışı yapılan Abide Köprülü Kavşağı, yağışı kaldıramayarak sele teslim oldu. Çok sayıda yurttaşın mahsur kaldığı köprülü kavşağın yapımı için 105,2 milyon TL harcandığı ortaya çıkmıştı.

Nebati’nin hayal dünyası

Hazine ve Maliye Bakanı Nurettin Nebati ise üç gün önce can kayıplarını ve şehir plansızlığını umursamadan, “Bir haftada şehir toparlandı. Vatandaşımız da oldukça memnun. Bize teşekkür ediyorlar” açıklaması yaptı. Açıklamanın hemen ardından kentte tekrar sel oldu. Yurttaşlar sanal medya hesaplarından yayınladıkları videolarla caddelerin sular altında kaldığı belirterek önlem alınmamasına tepki gösterdi.

AFAD uyardı ama….

Öte yandan 2021 yılında AFAD ve Urfa Valiliği’nin “İl Afet Risk Azaltma Planı” tekrar gündeme gelmiş, raporda aşırı yağış olması durumunda yaşanılanlar yazılmıştı. Gazeteci Murat Ağırel’in sanal medya hesabından duyurduğu bilgilere göre; Cavşak, Karakoyun, Akpınar dereleri için “sel olacak” uyarısı verilmişti. Abide Kavşağı’ndan geçen bu dereler ise yağış nedeniyle sele döndü. 2021 yılında yayınlanan raporun dikkate alınmadığı da böylece ortaya çıkmış oldu.

HABER MERKEZİ

#AKPnin #felaketleri #bitmiyor

30 yıl yetmedi 3 ay daha infazları yakıldı!

30 yıldır tutuklu bulunan Sermin Demirdağ ve Medine Yaklav’ın tahliyesi ‘iyi halli olmadığı’  iddiasıyla 3 ay ertelenerek infazları yakıldı

AKP tarafından özellikle siyasi tutuklulara yönelik ayrımcı bir politikaya dönüştürülen 1 Ocak 2021’de İnfaz Yasası’nda yapılan değişiklik ile birlikte yürürlüğe giren İdare ve Gözlem Kurulu kararı gerekçe gösterilerek cezaevinde bulunan birçok tutuklunun tahliyesi engellendi. Tutukluların “iyi halli olmadığı” öne sürülerek, kurul kararları soyut gerekçeler ile oluşturuluyor. Kişisel görüşleri “suç” olarak raporlara yansıtılıyor.

Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan müebbet hapis cezası alan Sermin Demirdağ ve Medine Yaklav’ın tahliyesi “iyi halli olmadığı” iddiasıyla 3 ay ertelenerek infazları yakıldı.  Amed’de 1993 yılında tutuklanarak müebbet hapis cezası alan Demirdağ  birçok sürgünden sonra son olarak Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne sürgün edilen Sermin’in 7 Mart’ta tahliyesi gerçekleşmesi gerekirken İdare ve Gözlem Kurulu’nun 23 Şubat tarihli değerlendirme raporu gerekçe gösterilerek tahliyesi 3 ay ertelendi.

Disiplin soruşturmaları gerekçe gösterildi

Değerlendirme raporunda işlediği iddia edilen “suç” ve buna bağlı olarak açılan disiplin soruşturması tarihleri arasındaki çelişki dikkat çekti. “Örgüt üyesi olmak” ve “örgüt propagandası yapmak” iddialarıyla Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından 2021’de başlatılan soruşturma gerekçesindeki söz konusu suçun 7 Ekim 2022’de yapıldığı bilgisi yer aldı. İdare ve Gözlem Kurulu’nun kararına itiraz eden Sermin’in itirazı ise Ankara 2’nci İnfaz Hakimliği tarafından reddedildi.

Tutsak Medine Yaklav ise 1993’te Amed’de tutuklandı. 1 Nisan’da tahliye olması gereken Yaklav’ın da infazı İdare ve Gözlem Kurulu’nun kararı gerekçe gösterilerek yakıldı. Raporda, Medine’nin daha önce beraat ettiği disiplin soruşturması gerekçe olarak yer aldı.

 Kaynak: JINNEWS

 

#yıl #yetmedi #daha #infazları #yakıldı

İşkence gören çocuğun savcılık ifadesi: ‘Kürtlere küfür edeceksin’ diyerek darp ettiler

Newroz günü polis işkencesine maruz kalan Y.D.’nin yaşadıklarını savcılığa anlattı: Kürtlere, küfredeceksin. İstiklal Marşını, Mehmetçik şiirini söyle diyerek darp ettiler

Lîce’de Newroz günü evine dönerken 4 polisin işkencesine uğrayan 14 yaşındaki Y.D.’nin 22 Mart’ta Cumhuriyet Başsavcılığına verdiği ifade basına yansıdı. Gazeteci İsmail Saymaz’ın paylaştığı Y.D.’nin ifadesinde “Uzun namlulu silahın dipçiğiyle vücudumun farklı yerlerine vurdular. İki elimden, ellerim yüzümün önünde olacak şekilde boynumdaki puşiyle bağladılar. Arta kalan kısmı boynumun arka tarafından bağlayarak sıkıp beni boğmaya çalıştılar” dediği belirtildi.

MOBESE uyarısı

Y.D. ifadesinde şunları ifade etti: “Babam ekmek almamı istedi. Marketin bulunduğu caddede yürüyordum. Zırhlı polis aracı beni kovaladı. Kaçarak bir binaya girdim. Polisler binanın kapısını kırıp içeri girdiler. 10 yaşındaki çocuk hakkında ‘Bu küçüktür, diğerini alalım’ dediler. Beni sürükleyerek ve vurarak, zırhlı araca bindirdiler. Aralarında ‘Işığı kapat, MOBESE kamerasında görünmesin’ dediler. Kulp yolundaki Lice’nin çöplerinin döküldüğü bölgeye götürdüler.

Kürtlere küfredeceksin

Uzun namlulu silahın dipçiğiyle vücudumun farklı yerlerine vurdular. İki elimden, ellerim yüzümün önünde olacak şekilde boynumdaki puşiyle bağladılar. Arta kalan kısmı boynumun arka tarafından bağlayarak sıkıp beni boğmaya çalıştılar. Ayaklarıma kelepçe taktılar. Darp esnasında video çekerek, ‘Kürtlere, Öcalan’a küfredeceksin. İstiklal Marşını, Mehmetçik şiirini söyle. Şiiri sabaha kadar ezberlemezsen sırtına koyduğumuz GPS ile seni bulur ve öldürürüz’ dediler. Bu olaylar 40 dakika sürdü.

Ellerimi taşla çözdüm

Ellerim ve ayaklarım bağlı halde araca bindirerek, emniyet müdürlüğü giriş kısmının önündeki yola getirdiler. Burada bir kişi indi, başka araca bindi. Gelene kadar beni darp ettiler. Karahasan Mahallesi’nin kırsalına götürdüler. Beni çukur bir yere attılar. Ellerimi, ayaklarımı bağlamışlardı. Çukurdayken bir taşla ellerimi çözdüm. Sonra ayaklarımı çözerek, yukarı çıktım. Lice’ye yürüdüm. 3-4 dakika yürüdükten sonra 50 metre ileride bir abiyi gördüm ve yanına gittim. Beni sırtına alarak, Lice Devlet Hastanesi’ne getirdi.”

AMED

#İşkence #gören #çocuğun #savcılık #ifadesi #Kürtlere #küfür #edeceksin #diyerek #darp #ettiler

Amed’de açıklama: 4 Nisan’da Amara’dayız

DTK, TJA, DBP, HDP, MED TUHAD FED ve sivil toplum örgütü temsilcileri, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın doğum günü programına ilişkin açıklama yapıyor

İmralı Cezaevi’nde ağır tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın doğum günü olan Nisan için Demokratik Toplum Kongresi (DTK) Eşbaşkanı Berdan Öztürk, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Özgür Kadın Hareketi (TJA), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuk Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD FED) ve sivil toplum örgütleri temsilcileri program açıklaması yapılıyor.

MED TUHAD FED binasında yapılan açıklamada 4 Nisan’da Abdullah Öcalan’ın doğduğu köy olan Amara’da olunacağı belirtildi.

Ayrıntılar geliyor…

#Amedde #açıklama #Nisanda #Amaradayız

Abdullah Öcalan’dan 25 aydır haber alınamıyor: Ayrıcalık değil, hukuk uygulansın

2 yıldan fazla bir süredir kendisinden haber alınamayan Abdullah Öcalan, ayrıcalık değil, hukukun uygulanmasını istiyor

Uluslararası komployla getirildiği İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşullarında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan, 25 aydır haber alınamıyor.

‘Ayrıcalık değil hukuk’

İmralı’da kendisiyle yapılan görüşmelerde sürekli avukat görüşünün önemine vurgu yapan Abdullah Öcalan, ayrıcalık değil, hukuk istediğinin altını çizdi. PKK Lideri, avukatlarıyla 30 Nisan 2003’te yaptığı görüşmede, “Bana ayrımcılık yapın demiyorum. Sadece haklarım neyse onu uygulasınlar. Hukuku uygulasınlar. Benim üzerimden pazarlık yapıyor. Ben ayrıcalık istemiyorum. F tipi kuralları neyi gerektiriyorsa, onu yapsınlar. Yanlış bir politika Türkiye’yi felakete götürür. Benim itirazım bu. Ben bir saat, üç saat pazarlığı istemiyorum. Ben hukuku istiyorum. Ben ayrıcalık istemiyorum. Cezaevine tanınan hakları istiyorum. Pazarlık kötüdür. Doğru siyaset yaptırmaz” uyarısında bulundu.

‘Tecrit ağırlaşıyor’

Abdullah Öcalan, İmralı Adası’nda yasaların uygulanmadığını belirttiği 10 Eylül 2003 tarihinde, görüşmenin olmadığı her hafta tecrit sisteminin derinleştiğini ifade ederek, yasaların işletilmesi gerektiğini söyledi.

‘CPT ilkeleri uygulansın’

Avukat görüşünün önemine vurgu yapan Abdullah Öcalan, 24 Eylül 2003 tarihli görüşmede, “Haftada en az iki saat avukat görüşmesi olmalı. Eğer aile gelirse, bir saat aileye ayrılabilir, bir saati sizinle (avukat) olabilir. Ama gelmezse haftada en az iki saat sizlerle görüşmem sağlanmalı. Mektup ve yazışmalara kısıtlama konulmamalı, bazı şeyleri yazmak istiyorum, mektup alınıp verilmesi gerekiyor. Yayın hakkının da olması gerekiyor. Avrupa Konseyi’ni harekete geçirin. Adalet Bakanlığı’na gidin. Tecrit kaldırılsın, koşullar düzeltilsin. CPT’nin ilkeleri uygulansın” diye belirtti.

‘Bizi kandırmaya çalışmasınlar’

PKK Lideri, İmralı’nın Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) ve Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’nin (AİHM) önerisi olduğuna işaret ederek, 25 Kasım 2009 tarihli avukat görüşmesinde şunları söyledi: “Bu, onların projesidir. Benim buradaki koşullarımda da bu şekilde tutulmamda da sorumlu olanlar kendileridir. Burası onların bir projesidir. Benim buraya konulmam da onların bir projesiydi. Bu durum böyle bilinmeli. CPT sorumludur. Buraya gelmek zorundalar. Gelip burayı görüp, incelemek zorundadırlar. Yoksa olmaz. CPT kendisi geldi buraya incelemelerde bulundu. F tipine nakledilmem gerektiğini, F Tipi cezaevi inşaatının yapılması ve benim buraya nakledilmem gerektiğini CPT söyledi. Bütün bunları CPT istedi. Bana burada buradaki koşullarımın eskisine göre daha iyi olacağını belirttiler ama hiçbiri olmadı. Koşullarım daha da kötüye gitti. Buraya gelip kendi yarattıkları eserlerini görmeliler. Bizi kandıramazlar, kandırmaya çalışmasınlar.”

‘Taviz koparamazlar’

Abdullah Öcalan, 12 Ekim 2011’de ailesiyle yaptığı görüşmede, aile ve avukat görüş engellerinin taviz koparmaya yönelik olduğunu belirterek, “Sizi ve avukatları getirmiyorlar. Bu şekilde benden taviz koparacaklarını sanıyorlar! Burada 10 yılda tek başıma kalsam, bu şekilde benden taviz koparamazlar. Doğrulardan taviz vermem. Bütün haklarımızı gasp ediyorlar, ara sıra görüştürerek bunu örtbas etmeye çalışıyorlar” ifadelerini kullandı.

Hukuki değil

Abdullah Öcalan, kardeşi Mehmet Öcalan ile 25 Mart 2021’de gerçekleştirdiği “kesintili” telefon görüşmesinde de avukat görüş engeline tepki gösterdi. PKK Lideri, 4 buçuk dakika süren görüşmede, “Bu yapılanlar için hem sen hem de devlet yanlış yapıyor. Nedeni şudur; bir yıldır hiçbir şekilde görüşme yok. Bu yapılanlar ne devlet hukukunda ne de başka bir hukukta yer alıyor. Senin gelmen yanlış ve çok tehlikeli. Devlet de çok tehlikeli. Bu doğru bir şey değil. Bir görüşme olacaksa, hukuksal çerçevede olmalıdır. Bir yıl sonra kendi istekleri üzerine telefonla görüşmesi yaptırmak olmaz. Bu yaptığınız çok yanlış. Devlet de yanlış oynuyor, siz de. Bu hukuki değil, doğru da değil. Bu asla kabul edilemez. Bu aynı zamanda çok tehlikelidir. Siz ne yaptığınızın farkında mısınız? Avukatlarımın buraya gelerek benimle görüşme yapmasını istiyorum. Bu hukuki bir şeydir. 22 yıldır buradayım. Bu sorun gelecekte nasıl olacak? Bu sorun ancak hukukla çözüme kavuşturulabilir. Neden buraya gelmiyorlar? Şayet bir görüşme olacaksa, bu avukatlarla olmalıdır. Çünkü bu durum hem siyasi hem de hukukidir” dedi.

Kaynak Haber :MA / Özgür Paksoy

#Abdullah #Öcalandan #aydır #haber #alınamıyor #Ayrıcalık #değil #hukuk #uygulansın

‘HADİ Avrupa’: Seçimler için kesintisiz bir mücadele sürdürmeliyiz

Avrupa’da yaşayan HDP ve Yeşil Sol Parti gönüllüleri, 14 Mayıs seçim çalışmaları için  ‘HADİ Avrupa’ çalışma grubunu kurdu

Kurdistan ve Türkiye’de 14 Mayıs’ta yapılacak seçimin hazırlıkları sürerken, Avrupa’da da çalışmalar sürüyor.  Yurtdışında yaşayan Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Yeşil Sol Parti gönüllüleri, seçim çalışmalarına destek olmak için Halkların Demokratik İletişim Ağı (HADİ) Avrupa’yı kurdu. Sanal medya hesapları üzerinden yapılan canlı yayınla kuruluşunu deklere eden HADİ Avrupa’da, uzun süredir Avrupa’da yaşayanların yanı sıra, son süreçte yurtdışına çıkmak zorunda kalan HDP’li siyasetçiler, barış akademisyenleri, gazeteciler, aydınlar, gazeteciler, sanatçılar bulunuyor.

Kuruluş açıklamasını Almanya, İsveç, Fransa ve İsviçre’den canlı yayına bağlanan 9 farklı kişi okurken, Yunanistan, Hollanda, İtalya, Avusturya, Danimarka, İngiltere, Kuzey Kıbrıs’ta HADİ Avrupa Gönüllüleri olduğu belirtildi. Açıklamayı 68 Kuşağı devrimcilerinden Latife Fegan, Barış Akademisyenleri’nden Çetin Gürer, Alman siyasetçi Aynur Karlıklı (Die Linke), HDP Adana-Seyhan Belediye Meclisi eski Üyesi Leyla Uyar, feminist Perihan Baçaru, LGBTİ+ aktivisti Elefteria Taş, akademisyen Tuğçe Oklay ve Selim Eskiizmirli okudu.

Gönüllü olma çağrısı

HDP’yi kapatma girişimlerine karşı daha fazla HDP gönüllüsünün çalışmalara dahil olması gerektiğinin altı çizilen açıklamada, yurtdışındaki 3 milyon üzerindeki seçmenin büyük kısmının seçimlere katılmadığına dikkat çekilerek, ülkenin geleceği açısından tarihi önemdeki bu seçimde katılımın ve demokratik tercihin artması için herkesin sürece katkısının önemli olduğu vurgulandı.

‘Çürümüş iktidar’

Yapılan açıklamada, Türkiye de yapılacak seçimlerin önümüzdeki yıllarda toplum ve devlet ilişkisinin seyri üzerinde belirleyici olacağını, tek adam rejimine ve bu karanlık gidişata ya dur denileceği yada faşizmin kurumsallaşacağı ifade edildi. Açıklamada, “AKP-MHP iktidarı ceberut düzenlerinin ‘bekasını’ sağlayabilmek ve Kürt halkının eşit yurttaşlık mücadelesini bastırmak için, ülkeyi kimyasal silah kullanmaya kadar varan bir terör ve katliam siyasetine, sadece faşizme değil aynı zamanda telafisi on yılları alacak tam bir çürümeye mahkûm etmiş durumda. İnsanlar günlerce göçük altındaki yakınlarını kurtarmaya çalışırken, iktidar afeti felakete çeviren icraatlar peşindeydi” denildi.

 ‘Döviz ve oy deposu değiliz’

Yapılan açıklamada, devletin enkaz altında kaldığını ve dayanışmanın yanı başımızda olduğu vurgusu yapıldı. Açıklamada, ‘Döviz’ ve ‘Oy Deposu Değiliz’ diyerek seçim günü yaklaştıkça yurtdışında yaşayanların siyasetçilerin gündemine girdiklerinin altı çizildi.

Yapılan açıklamada, Kürt sorununun barışçıl, demokratik ve onurlu çözümü, Türkiye’de demokratikleşmenin anahtarını oluşturduğu vurgulanarak,  “Kadınlar her gün katledilir, şiddete uğrar, tahakküm altında tutulur ve emekleri karşılıksız bırakılır, LGBTİ+lar nefret suçlarının ortak hedefi haline gelirken, çocuklar cemaat yurtlarında, tarikat ortamlarında sistematik taciz, şiddet ve tecavüze maruz kalırken dünya kadın hareketinin ortak kazanımı olan İstanbul Sözleşmesi’nden çıkılmasını kabul etmiyoruz! Türkiye’deki, Rojava’daki, İran’daki kadınların her ne pahasına olursa olsun özgürlüklerine, bedenlerine, kararlarına, yaşama haklarına sahip çıkan onurlu duruşlarından öğreniyor, onların bu mücadelelerini kendi özgürlüğümüzün ayrılmaz bir parçası olarak görüyoruz” denildi.

Açıklamada, “ İkinci yüzyılında cumhuriyeti demokratik bir muhtevaya kavuşturmak için kesintisiz bir mücadeleyi sürdürmeliyiz” vurgusu yapıldı. HDP’nin kriminalize edildiğini, “Avrupa’da yaşayan HDP’liler olarak dayanışmayı büyütmenin, iletişimi arttırmanın, etkileşimi güçlendirmenin çok önemli olduğunu düşünüyoruz “ denildi.

‘HADİ Avrupa’

Açıklamada, “HADİ Avrupa diyoruz Yeşil Sol Parti’yle seçimlere girme kararı alan HDP’nin sesini Avrupa’da yaygınlaştırmak için Halkların Demokratik İletişim Ağı’nı (HADİ) kuruyoruz. HDP, Yeşil Sol Parti ile Emek ve Özgürlük İttifakı’nın dostları arasında kurulacak dayanışma, iletişim ve etkileşim ağının bu kritik süreçte bizi birbirimize ve hepimizi ülkedeki mücadeleye bağlayacak güzel ve önemli bir köprü olacağına inanıyoruz.  Yalnız değiliz, yan yanayız” denildi.

Kaynak: MA

#HADİ #Avrupa #Seçimler #için #kesintisiz #bir #mücadele #sürdürmeliyiz

Irak’ta tartışmalı vilayet encümenleri yasası kabul edildi

Irak Parlamentosu’nda tartışmalı vilayet ve parlamento encümenleri yasasını kabul etti

Irak Parlamentosu, dün akşam saatlerinde vilayet ve parlamento encümenleri yasasını görüşmek üzere bir oturum gerçekleştirdi. Oturum, yaşanan tartışmalardan dolayı sabah saatlerine dek devam etti.

Oturumda yapılan tartışmaların ardından vilayet ve parlamento encümenleri yasası oy birliğiyle kabul edildi. Parlamento Başkanlık Divanından yapılan açıklamada şunları belirtildi: “Kerkük vilayeti encümenlerinin seçimleri önündeki tüm engeller kaldırıldı” denildi.

Açıklamaya göre Araplaştırma politikaları çerçevesinde Kerkük’e yerleştirilenlerin isimleri silinmiş olup seçimlerde oy kullanma hakları da ellerinden alınmıştır.

DIŞ HABERLER

#Irakta #tartışmalı #vilayet #encümenleri #yasası #kabul #edildi

Demirtaş: Türkiye, Afganistan’a mı benzeyecek İsviçre’ye mi mühür sizde

Selahattin Demirtaş Hüda-Par ve YRP’nin Cumhur İttifakı’na katılmasını değerlendirdi: Taliban ittifakı

6 yılı aşkın süredir Edirne’de tutuklu bulunan eski HDP Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, son olarak Yeniden Refah Partisi’nin katıldığı ve HÜDA PAR’ın da destek vereceği AKP, MHP ve BBP’nin oluşturduğu Cumhur İttifakı için “Taliban ittifakı” nitelendirmesini yaptı.

Demirtaş, “Özellikle kadınların görüp görebileceği son seçim, bu olabilir. Çünkü Taliban İttifakı, ilk olarak kadınların haklarının gasp edilmesi için kolları sıvayacaktır. Kadınlar, bu seçimin öncü gücü olarak öne çıkmalı ve seçime renklerini, damgalarını vurmalı” dedi.

Demirtaş, Edirne Cezaevi’nden kaleme aldığı yazısında, 14 Mayıs akşamı muhalefetin iki sandıktan da zaferle çıkacağından emin olduğunu söylerken, “Ancak rehavet ve başıboşluk, önümüzde kalan günlerin en ciddi hatası olur” çağrısı yaptı

En sağcı en gerici blok

Demirtaş’ın Artı Gerçek’te yayımlanan, “Taliban İttifakı’na karşı hep birlikte kazanacağız” başlıklı yazısı şöyle:

“Cumhur İttifakı, Türkiye siyasi tarihinin en sağcı, en gerici bloku haline geldi. Bir tür Taliban İttifakı oluştu. Bu Taliban İttifakı, yüzde 50+1’i yakalamayı ve TBMM’de çoğunluğu almayı istiyor.

Ülkeyi her anlamda yıkıma sürüklediler. Yeni hikayeleri de yeni çözüm projeleri de yok. Buna rağmen halen seçim kazanma iddiaları varsa bunun tüm sorumluluğu muhalefettedir.

Muhalefetin tüm gücünü ve enerjisini şehirlerin yeniden inşası, ekonomi, demokrasi, adalet, tarım, hayvancılık, turizm, eğitim ve sağlık gibi temel konulardaki somut çözüm projelerine harcaması gerekir. Taliban İttifakının yol açacağı tehdit ve tehlikelere ilişkin toplumu uyarması, bilinçlendirmesi de önemli bir başlıktır.

HDP’yi düşman olarak seçtiler

Görünen o ki Taliban İttifakı, seçim kampanyasını sadece karalama çalışmaları ve algı operasyonlarıyla yürütecek. Bu kampanyalarının en önemli ayağı olarak da HDP’yi düşman olarak seçmiş durumdalar. HDP’nin de buna karşın dikkatli, duyarlı olması, kampanya süresince parti programını ve çözüm politikalarını sağduyuyu elden bırakmadan tüm Türkiye’ye en makul dille anlatması gerekiyor.

Taliban İttifakı dışında, bir de muhalif tarafta yer aldığı halde HDP’yi düşman kategorisinde gören bir kanat var. Ulusalcılık, ırkçılık ve faşizm arasında seyreden bu kafalar, Türkiye’yi babalarının mülkü sanıyorlar. Kürt sözünü duyduklarında tüyleri diken diken olan bu zihniyete kalsa Erdoğan’la devam etmeyi tercih ederler. Demokrat, barış isteyen, birlikte eşit yaşamı savunan bir Kürt yerine Taliban’ı tercih edecek kadar ırkçılığın zehrine bulanmış bu kafalar, seçimin en büyük kaybedeni olacaklarının henüz farkında değiller.

Sandık gönüllüsü olun çağrısı

14 Mayıs akşamı, her iki sandıktan da muhalefetin büyük bir zaferle çıkacağından eminim. Ancak rehavet ve başıboşluk, önümüzde kalan günlerin en ciddi hatası olur. Herkes seçim çalışmalarına canla başla katılmalı, şimdiden sandık gönüllüsü olmak üzere hazırlanmalıdır.

Özellikle kadınların görüp görebileceği son seçim, bu olabilir. Çünkü Taliban İttifakı, ilk olarak kadınların haklarının gasp edilmesi için kolları sıvayacaktır. Dolayısıyla kadınlar, bu seçimin öncü gücü olarak öne çıkmalı ve seçime renklerini, damgalarını vurmalıdırlar. Umarım tüm muhalefet listelerindeki seçilebilecek yerlerde en az yüzde 50 kadın aday da yer alır. Aksi durum, tam bir ikiyüzlülük olur.

Seçimlerin kazanılmasıyla birlikte, büyük bir demokratik değişim durumu belirecek. Bununla birlikte, 15 Mayıs sabahı tüm sorunlarımız çözülmüş olmayacak. Ama tersi durumda, hepimiz Taliban yönetimine uyanacağız.

Türkiye Cumhuriyeti, ikinci yüzyılında Afganistan’a mı benzeyecek İsviçre’ye mi? Bu sorunun yanıtını siz vereceksiniz çünkü mühür sizde.”

#Demirtaş #Türkiye #Afganistana #mı #benzeyecek #İsviçreye #mühür #sizde

İsimler değişti görüntü değişmedi: Fatma’nın da yanına silah bırakıldı

2016 yılında Hezex’te katledilen 13 yaşındaki Fatma Elarslan için açılan dosyaya konulan fotoğraflarda Erarslan’ın yanındaki silah görüntüsü, daha önce katledilip yanlarına silah bırakılan Fatma Erkan ve Uğur Kaymaz’ı hatırlattı

Kurdistan’da katledilen çocukların dosyalarında cezasızlık işletilirken, katledilen birçok çocuk ise açılan mahkemelerde, Türkiye Anayasası ve Ceza Kanunu’na göre; 15 yaşından küçük çocukların “örgüt üyesi” kabul edilemeyeceği açıkça belirtilmesine rağmen “örgüt üyesi” kabul ediliyor.

‘Kovuşturmaya yer yok’ kararı

Şirnex’in (Şırnak) Hezex (İdil) ilçesinde özel harekat polisleri tarafından katledilen 13 yaşındaki Fatma Elarslan, mahkeme tarafından “örgüt üyesi” olarak kabul edildi. Hezex’te sokağa çıkma yasağının başlamasının ardından kendisinden haber alınamayan ve yasakların devam ettiği 7 Mart 2016’da katledilmiş halde bulunan 13 yaşındaki Fatma Elarslan’a ilişkin ailesinin yaptığı başvuru üzerine soruşturma başlatıldı. Ancak Şırnak Cumhuriyet Başsavcılığı, Temmuz 2020’de Elarslan hakkında, “örgüt mensubu” olduğu iddiasıyla “kovuşturmaya yer olmadığı” yönünde karar verdi.

Emir yerine getirilmiş

Şırnak Cumhuriyet Savcılığı tarafından verilen kararda “Hilal” isimli “gizli tanık” beyanlarına dayanılarak, Elarslan’ın Hezex’te “Özyönetim talebiyle faaliyet yürüttüğü” savunuldu. Savcılık, “Güvenlik güçleri ile yapılan çatışmalara katıldığı, güvenlik güçlerine karşı silahlı faaliyet gösterdiği esnada güvenlik güçlerince öldürüldüğü değerlendirilmiştir” diyerek, özel harekat polislerinin aldıkları emri yerine getirdiği savunuldu.

Katletmek hukuka uygun sayıldı

Ardından 13 yaşındaki Elarslan’ın yaşam hakkının ihlal edildiği gerekçesiyle ailesinin Mardin 1’inci İdare Mahkemesi’nde açtığı tazminat davası da “örgüt mensubu olduğu” iddiasıyla reddedildi. Bunun üzerine aile avukatı Veysel Vesek’in başvurduğu Gaziantep Bölge İdare Mahkemesi de Elarslan’ın “örgüt mensubu olduğu” iddiasıyla yerel mahkemenin kararının “hukuka ve usule uygun” olduğunu savunarak talebi reddetti.

AYM’ye taşındı

Elarslan’ın annesi Guli Elarslan ve babası Mehmet Elarslan Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) çocukları için “Temel Hak ve Özgürlüklerin Kamu Gücü Tarafından İhlal Edildiği” yönünde başvuru yaptı. AYM’ye yapılan başvuru üzerine İçişleri Bakanlığı ve Adalet Bakanlığı’ndan konuya dair cevap savunma istendi. İçişleri Bakanlığı, Şırnak Valiliği’ne gönderdiği yazıda bilgi isterken, Şırnak Valiliği Hukuk İşleri Genel Müdürlüğü de İdil Kaymakamlığı’ndan bilgi istedi. İdil Kaymakamlığı İlçe Emniyet Müdürlüğü TEM şube tarafından hazırlanan dosya önce Kaymakamlığa oradan Valiliğe, Valilikten de İçişleri Bakanlığına iletildi.

Polis tutanaklara yer verildi

İçişleri Bakanlığı tarafından AYM’ye gönderilen yazıda Elarslan için doğrudan “örgüt üyesi” denilirken, polis tutanaklarına yer verilen dosyada; “(…) A/K Seydo sorumluluğundaki bir başka timde Fatma Elarslan kişinin olduğunu hatırlıyorum” şeklindeki “gizli tanık” beyanı ile üzerinde bulunduğu iddia edilen silah ve mermiler dayanak yapılarak, Elarslan’ın “örgüt saflarında faaliyet yürütmekte iken etkisiz hale getirildiği değerlendirilmiştir” denildi.

Adalet Bakanlığı ise, araştırma yapmak yerine İçişleri Bakanlığı’nın göndermiş olduğu cevaba atıf yapmakla yetindi.

Hepsinde silah olduğu iddia edildi

Dosyada Elarslan ile birlikte aynı alanda 10 kişinin cenazesi olduğu belirtilirken, Elarslan ile birlikte katledilen 10 ismin yanında uzun namlulu silah ve patlayıcı madde bulunduğu öne sürüldi. Diyarbakır Kriminal Polis Laboratuvarı Müdürlüğü tarafından hazırlanan raporda da, cenazelerin tamamının avuç içi ve el üstü ile elbiselerinde antimon maddesine rastlandığı savunuldu.

Aynı görüntüle aynı iddialar

Elasrlan’ın katledildikten sonra çekilen fotoğrafı da dosyaya eklenirken, ortaya çıkan fotoğraf Mêrdîn’in Mîdyad (Midyat) ilçesine bağlı Sîti (Çalpınar) köyünde 1995’ta katledilen 11 yaşındaki Fatma Erkan ile Qoser’de (Kızıltepe) 2004’te babası Ahmet Kaymaz ile birlikte katledilen 12 yaşındaki Uğur Kaymaz’ın katledildikten sonra çekilen fotoğraflarını hatırlattı. Aynı Fatma Erkan ve Uğur Kaymaz gibi yanına uzun namlulu kaleşnikof silah bırakıldığı görülen Elarslan’ın sırt üstü yattığı görülüyor.

Haber: Ahmet Kanbal / MA

#İsimler #değişti #görüntü #değişmedi #Fatmanın #yanına #silah #bırakıldı