Ana Sayfa Blog Sayfa 736

KASED deprem raporunu açıkladı: Kadınlar hijyenik malzemelere ulaşamıyor

Deprem bölgelerinde ki saha gözlem raporunu açıklayan KASED, kadınlar için çadırlarda güvenli ortam oluşturulmadığını, hijyenik malzemelere ve adli mercilere erişimin olmadığını belirtti

Kadın Kültür Sanat ve Edebiyat Derneği (KASED), 6 Şubat’ta Mereş merkezli meydana gelen ve 11 ili etkileyen depremlere ilişkin saha gözlem raporunu açıkladı. Raporda, “Kadınlara yönelik ihmal ve ihlaller öneriler” başlığı altında öneriler sıralandı.

Depremin ikinci gününden Amed başta olmak üzere Hatay, Mereş, Dilok, Semsur ve Meletî’de her ile 7-10 kadından oluşan ekiplerle gönderildiğini, 7-12 gün boyunca ilgili illerde barınma ve beslenme çalışmalarının koordinasyonu, temel ihtiyaç malzemelerinin tespiti ve dağıtımı, özellikle desteklerin ulaşamadığı köylere malzemelerin ulaştırılması gibi acil ihtiyaçların giderilmesine yönelik çalışmalar yürütüldüğü belirtildi

Barınma sorunu devam ediyor

Özellikle barınma alanlarındaki yetersizliklerin kadınlar açısından sorunlar yarattığına değinilen raporda, “Çadırların birbirine çok yakın ve mahremiyet alanını işgal eden düzende kurulması, çadırların güvensiz oluşu gibi sebepler bu ihlallerin yaşanmasına sebep olmaktadır. Azalmış güvenli alanlar kadınların yabancılardan gelecek şiddete daha açık olmalarına yol açmakla beraber cinsel şiddetin aile içinde daha bariz ortaya çıkmasına neden olmaktadır. 13 Mart itibariyle barınma probleminin çözülmediği ve halen birçok bölgede ve özellikle de köylerde başta temiz içme suyu, tuvalet ve duş olmak üzere temel ihtiyaçların karşılanmadığı, hijyen problemleri neticesinde salgın hastalıkların başladığı tespit edilmiştir. Yaşanılan bu kriz ortamından kadınlar ve çocuklar birincil dereceden etkilenmiş, önceden var olan toplumsal cinsiyet eşitsizliğinin etkileri daha da ağırlaşmıştır” diye belirtildi.

Raporun devamında gözlemlenen illerdeki kadınlara yönelik ihlal ve ihmaller şu şekilde sıralandı:

* Koruma tedbiri ve uzaklaştırma kararı olan, boşanan veya boşanma aşamasında olan kadınların can güvenliğine yönelik tedbirlerin alınmaması kadınları saldırılara açık hale getirmiştir. Güvenli alanların olmayışı kadınların eski eşleri veya tedbir kararına konu kişi veya kişiler tarafından şiddete uğramalarına yol açmıştır.

* Kadınların regl ürünlerine, temiz iç çamaşıra, hasta bezine erişememeleri ve bu ihtiyaçlarını hijyenik olmayan yöntemlerle sağlamak durumunda kalmaları mantar, sistik ve idrar yolu enfeksiyonları gibi sağlık problemlerine yol açmıştır. Cinsel sağlık ve üreme sağlığı ürünlerine erişimin olmaması cinsel yolla bulaşan hastalıklara yol açmakta, ileriki süreçlerde istenmeyen gebeliklerin yaşanma riskini artırmaktadır.

* BM Nüfus Fonu (UNFPA) verilerine göre afet bölgesinde 226 bin gebe bulunmakta, Mart ayı içerisinde 25 bin doğum beklenmektedir. Travma ve stres kadınların gebelik sürecini zorlu geçirmelerine, emziren annelerin sütten kesilmelerine yol açmaktadır. Hamile kadınların yeterli beslenememeleri ve diğer aile bireylerinin beslenme ihtiyaçlarını giderme noktasında yine bakım veren durumunda olmaları yaşadıkları gebelik sürecini daha da zorlaştırmakta ve çeşitli sağlık problemlerine yol açmaktadır.

* Baskın sosyal normların da etkisiyle kadınlar ve kız çocukları, yiyeceklerin kıt olduğu kriz ortamlarında tüketimlerini azaltmakta ve daha çok erkeklerin beslenme ihtiyaçlarını gidermeye çalışmaktadır.

* Perhiz, diyet, glütensiz beslenme, vejetaryen ve vegan beslenme gibi beslenme farklılıkları olan bireyler uygun gıdalara erişmekte güçlük yaşamaktadırlar.

* Çadır ve konteyner kentlerde çamaşır yıkama ve kurutma makinelerinin yetersizliği veya olmaması kadınların çamaşırları elde yıkamak zorunda kalmasına, kadınların yaşam alanlarının temizlik, bakım ve düzeninden sorumlu olması mevcut iş yüklerinin daha da artmasına sebep olmaktadır.

* Kadınların ve kız çocuklarının temiz su taşıma sorumluluğunu da yüklenmesi, çeşme vb. alanlara ulaşmak için uzun yol kat etmeleri fiziksel zorlanma dışında özellikle geceleri taciz veya saldırıya maruz kalma risklerinin artmasına yol açmaktadır. Mobil duş ve seyyar tuvaletlerin, temizlik malzemelerinin çok az bölgede olması özellikle çadır kentler dışında barınan kadınların bu ihtiyaçlarını giderememesine veya mahremiyet alanları dışında gidermek zorunda kalmasına sebep olmaktadır.

* Çadırlarda bulaşık yıkama alanlarının olmaması birçok alanın bu amaçla rastgele kullanılmasına, alanlardaki çöp konteynerlerinin yetersizliği ve çöplerin yaşam alanlarına yakın yerlerde birikmesi çevre kirliliğinden kaynaklı çeşitli hijyen problemleri ve salgın hastalıklara yol açmaktadır. Bunun neticesinde uyuz, bit gibi salgın ve bulaşıcı hastalıklar başlamış olmakta; kolera, tifo ve kuduz gibi diğer hastalıkların da başlama riski bulunmaktadır.

* Deprem bölgelerinde özellikle Pazarcık ve Elbistan’da genç nüfusun göç etmesi yaşlı nüfus oranının diğer ilçelere oranla yüksek olmasına sebep olmuştur. Yaşlı bireylerin öz bakımlarını sağlayamamaları ve birçok konuda desteğe ihtiyaç duymaları onlara özel bakım alanlarının oluşturulması ihtiyacını doğurmaktadır. Çadır kent ve diğer barınma alanlarının, tuvalet ve duşların, yemek dağıtım alanlarının yaşlı ve engelli bireyler için erişilebilir olmaması hak ihlallerine yol açmaktadır.

* Refakatsiz çocuk ve genç kadınların güvenliğine yönelik hem sahada hem de basında duyduğumuz endişe verici haberler, kayıp çocuklarla ilgili vahim iddialar gerekli güvenlik önlemlerin alınmadığını göstermektedir.

* Kadınların özellikle birinci derece yakınlarını kaybetmeleri psikolojik ve duygusal yıkım yaşamaları, yas tutma süreçlerinde bile bakım veren, kendi sağlığını öteleyen durumda olmaları yaşadıkları travmaları derinleştirmektedir.

İhmallere karşılık öneriler ise şu şekilde sıralandı:

* Cinsel şiddet başta olmak üzere toplumsal cinsiyete dayalı tüm şiddet biçimlerini önlenmek ve çalışmaların temel niteliği olmasını sağlamak, kadınları ve kız çocuklarını bu konuda bilgilendirmek bu ihlallerin engellenmesini sağlayacaktır.

* Üreme sağlığı ürünlerine erişimin olmaması istenmeyen ve yüksek riskli gebeliklere yol açabilir. Üreme sağlığı ve cinsel sağlık ürünlerine erişimin sağlanarak bireylerin dileğince aile planlamasını yapmasını ve cinsel yolla bulaşan hastalıkların önlenmesini sağlamak gerekir.

* Regl ürünleri, iç çamaşırı, hasta bezi, çocuk bezi ve mama gibi ihtiyaçlar düzenli destek gerektirmektedir.

* Gebe ve emziren kadınlar artan fizyolojik beslenme ihtiyaçları sebebiyle yetersiz beslenmeden daha fazla etkilenebilir. Bu noktada gebe ve emziren kadınlara, yeni doğan bebeklere beslenme ve diğer ihtiyaçları için düzenli destek sağlanmalıdır.

* Duş ve tuvaletlerin mahremiyet alanlarını gözetecek şekilde tasarlanması, sabun, şampuan ve havlu gibi ihtiyaçların karşılanması; kadın ve kız çocuklarındaki utanç ve korku duygularının azalmasına ve bu alanları rahat kullanmalarına yol açacaktır.

* Temiz su ihtiyacının giderileceği çeşme vb. yerlerin sayısının artırılması, barınma alanlarına yakın olması ve bu alanların yeterince aydınlatılması gerekmektedir.

* Anadilinde sağlık hizmetinin sağlanarak temel insan haklarından olan sağlık hakkının yeterli kalitede ve ortamda sunularak cinsiyet ve yaşla ilgili ihtiyaçların belirlenmesi; sağlık hizmeti faaliyetlerinin güvence altına alınması gerekmektedir. Kronik hasta, engelli ve yaşlıların sağlık durumları düzenli bir şekilde takip edilmelidir.

* Kayıp çocuklarla ilgili verilerin ilgili bakanlıklar tarafından tutarsız ve kamuoyunu tatmin etmeyecek şekilde verilmesi mevcut kaygıları daha da artırmaktadır. Özellikle çocukların bazı tarikat ve cemaatlerde kaldığı iddialarının açıklığa kavuşturulması; kimliği netleşmeyen ve kayıp çocukların verilerinin düzenli bir şekilde kamuoyu ve sivil toplumla paylaşılması olası vakaların da önüne geçilmesini sağlayacaktır.

* Koruyucu tedbir ve uzaklaştırma kararı bulunan kadınlara ve çocuklara güvenli alanlar sağlanmalıdır. Adli yardım mekanizmalarının herkes için ulaşılabilir olmalıdır.

* Acil durum barınma yerleri, süreli veya geçici barınma alanlarının insani yaşam standartlarında olmasının yanında uzun vadeli barınma çözümlerinin de geliştirilmesi gerekmektedir.

* Kadınlar ve çocuklar için psikososyal destek kapsamında yürütülecek sanatsal, eğitici ve destekleyici atölyelerin düzenlenmesi, çocuklar için güvenli oyun alanlarının inşa edilmesi gerekmektedir.

* Dayanışma faaliyeti yürüten sivil toplum kuruluşları, meslek örgütleri, siyasi parti, aktivist ve gönüllülerin çalışmaları engellenmemelidir.

* Temel hizmetlere erişim, güvenlik ve daha iyi bir yaşam sürme imkânlarının sağlanması; insan onuruna yaraşır yaşam alanlarının bütün toplumsal kesimlerin dâhil olmasıyla inşa edilmesi gerekmektedir.

HABER MERKEZİ

#KASED #deprem #raporunu #açıkladı #Kadınlar #hijyenik #malzemelere #ulaşamıyor

HDP Kadın Meclis’i: Gasp edilen tüm kazanımlarımızı geri alacağız

HDP Kadın Meclis’i yaptığı yazılı açıklama ile kadın haklarının hedef alan Cumhur İttifakı’na tepki göstererek, ‘Bütün kadınlara sözümüzdür: Gasp edilen tüm kazanımlarımızı geri alacağız, iktidarı biz kadınlar göndereceğiz, saltanatlarına biz kadınlar son vereceğiz!’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi, kadınların yaşam ve diğer tüm haklarını seçim pazarlığıyla gasp etmeye çalışan Cumhur İttifakı’na tepki gösteren yazılı bir açıklama yayınladı. Kadınlar açıklamalarında “Boyun eğemeyeceğiz” dedi.

6284 bir kazanımdı

AKP ile Yeniden Refah Partisi’nin imzaladığı ittifak deklarasyonunun basına yansıdığı belirtilen açıklamada, “Deklarasyon metninin yine kadın kazanımlarımızı hedef alması ise şaşırtmadı. Metinde 6284’e dair ‘ailenin bütünlüğünü bozucu maddelerin ayıklanması2 bir siyasi program olarak seçmene sunuluyor. Bir gece vakti meclise sunulmadan çıkılan İstanbul Sözleşmesi’nin ardından, etkin uygulanmayan 6284 de hedefte. Kadınların mücadelesi sonucu Anayasaya konulan 6284 bir haktır, bir kazanımdır” denildi.

Kadınlar hedefleniyor

“Değişiklik kadını hedef alıyor” denilen açıklamada, “Kanun fiziksel şiddetin yanı sıra, ekonomik, psikolojik, cinsel şiddet gibi farklı şiddet türlerini de kapsıyor. Yani bu kanun her yönüyle etkin uygulanması halinde birçok kadının yaşam hakkını koruyacak niteliğe sahip” denildi.

Kadın kazanımları gasp ediliyor

6284’ün de İstanbul Sözleşmesi gibi hedef hale getirildiği vurgulanan açıklamada, “AKP-MHP iktidarı kadına yönelik şiddeti önlemeye dair politika geliştirmemekle birlikte bugün kurdukları seçim ittifakı da biz kadınların kalan kazanımlarını gasp etme peşinde. İstanbul Sözleşmesi’nin iptalinin ardından en az 603 kadının katledildiği, 464 kadın ise şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği biliniyor” denilerek bu verilerin de sadece resmi veriler olduğu vurgulandı.

Kabul etmiyoruz

“İktidarın kadınlara insani yaşam koşulları sunmak gibi bir derdi hiçbir zaman yoktu” denilen açıklamada şunlar denildi: “Şimdi de erkekler için ‘refah’ yaratabilmek için kadının yaşam hakkından nafaka hakkına tüm kazanımlarına el uzatan, erkeklerin masa başında yaptığı anlaşmalar peşindeler. Hep söyledik, yine söylüyoruz: Kabul etmedik, etmiyoruz. Boyun eğmedik, eğmiyoruz. Bütün kadınlara sözümüzdür: Gasp edilen tüm kazanımlarımızı geri alacağız, iktidarı biz kadınlar göndereceğiz, saltanatlarına biz kadınlar son vereceğiz!”

ANKARA

#HDP #Kadın #Meclisi #Gasp #edilen #tüm #kazanımlarımızı #geri #alacağız

Cumartesi Anneleri’nden Hizbullah uyarısı çağrısı: Muhatapları dinleyin

Cumartesi Anneleri 939’uncu hafta açıklamasında ‘Erdoğan’ın HÜDA-PAR’a yönelik iddiaların uydurma olduğunu söylüyor. Erdoğan’ı muhatap almaya davet ediyoruz’ dedi

Cumartesi Anneleri/İnsanları kayıplarının akıbetini sormak ve faillerin yargılanması talebiyle sürdürdükleri eylemi 939’uncu haftasında online gerçekleştirdi. Bu haftaki açıklamada, AKP listelerinden seçime gireceğini açıklayan HÜDA PAR’la ilgili “Yerli ve milli yapı” diyen Erdoğan’a “gerçekleri muhatap alma” çağrısı yapıldı.

Açıklamanın tamamı şöyle:

“23 Mart 2023 tarihinde Cumhurbaşkanı Erdoğan, seçim ittifakı kurduğu HÜDA-PAR için: ‘HÜDA- PAR’la ilgili uydurma yaklaşımlar var, çirkinlikler var. HÜDA-PAR bunları kabul etmiyor, bizim terörle hiçbir ilgimiz olmaz diyor, tamamen yerli ve milli yapı’ olduğunu söyledi.

HÜDA-PAR’ın, adı tarifi imkansız vahşet uygulamalarıyla anılan Hizbullah örgütünün siyasi uzantısı olduğuna dair çok ciddi karineler varken, bu karinelerden bazıları AKP iktidarında Diyarbakır 2. Asliye Ceza Mahkemesi ve İstanbul 14. Ağır Ceza Mahkemesi’nin hükümlerinde yer almışken, Cumhurbaşkanı Erdoğan HÜDA-PAR’a yönelik iddiaların uydurma olduğunu söylüyor. Toplumu hakikatten uzaklaştırmayı amaçlayan bu yaklaşım, hakikati bilme hakkımıza yönelmiş bir saldırıdır, reddediyoruz. Ülkemizin selameti, bu topraklarda yaşayan herkesin huzuru için Erdoğan’ı ve tüm siyasetçileri gerçekleri muhatap almaya davet ediyoruz.

939’uncu haftamızda geçmişin hakikatine sahip çıkıyor; Batman’da Hizbullah tarafından evlerinden alınarak kaybedilen bir baba oğulun inkar ve cezasılıkla karanlıkta bırakılan akıbetlerini soruyoruz.

90’lı yıllarda Batman, özel harp stratejisi temelinde faaliyet gösteren Hizbullah’ın merkezi halindeydi. Devletle bağlantısı TBMM Faili Meçhul Cinayetleri Araştırma Komisyonu Raporunda da geçen Hizbullah, çok sayıda Batmanlıyı gündüz vakti herkesin gözü önünde infaz etti. Evlerinden aldıkları, sokaklardan kaçırdıkları insanları, kendilerine tahsis edilmiş işkence köylerinde vahşi yöntemlerle sorgulayıp katletti, kaybetti.

50 yaşındaki İbrahim Çelik Batman’ın Soğuksu Mezrasında yaşıyor ve tarımla uğraşıyordu. 10 Temmuz 1994 gecesi maskeli ve silahlı 4 kişi, Çelik Ailesinin kapısını çaldı. İbrahim Çelik’i yer göstermek bahanesiyle evinden alarak yanlarında götürdü. 19 yaşındaki Edip Çelik de babasını yalnız bırakmamak için onların peşlerinden gitti.

Baba- oğul eve dönmeyince endişelenen aile Jandarma’ya ve Emniyet’e başvurdu. Ardından olayla ilgili Hizbullahçıların isimlerini vererek savcılığa suç duyurusunda bulundu. Ancak ailenin bütün başvuruları sonuçsuz kaldı; İbrahim ve Edip Çelik’ten bir daha haber alınamadı.

Merese Çelik’in, oğlunun ve eşinin bulunması için yaptığı başvurular ile ilgili etkin bir araştırma ve soruşturma yürütülmedi. 29 yıldır İbrahim ve Edip Çelik’in akıbetleri karanlıkta bırakıldı, onları kaybedenler cezasız bırakıldı.

939. haftamızda bir kez daha devleti yönetenlere sesleniyoruz: İbrahim ve Edip Çelik’in akıbetlerini açıklama ve faillerini cezalandırma yükümlüğünüzü yerine getirin!

Kaç yıl geçerse geçsin İbrahim ve Edip Çelik için, tüm kayıplarımız için adalet istemekten, devletin evrensel hukuk normları içinde hareket etmek zorunda olduğunu hatırlatmaktan, 240 haftadır bize yasaklanan kayıplarımızla buluşma mekânımız Galatasaray’dan vazgeçmeyeceğiz.”

#Cumartesi #Annelerinden #Hizbullah #uyarısı #çağrısı #Muhatapları #dinleyin

ÖHD’den İmralı tecridi için açıklama

ÖHD Genel Merkezi PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan son olarak 25 Mart 2021’de haber alınmasının üzerinden iki yıl geçmesine dair basın toplantısı düzenliyor

Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Genel Merkezi tarafından PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik kesintisiz ağır tecrit koşullarının başladığı 25 Mart 2021 tarihinin ikinci yıldönümü dolayısıyla Amed Şubesi’nde basın toplantısı düzenleniyor.

Ayrıntılar geliyor…

#ÖHDden #İmralı #tecridi #için #açıklama

Şenyaşar ailesi: Hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz

Adalet Nöbet’leri 733’üncü günde olan Şenyaşar ailesi, adaletin doğru şekilde işlemesi için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceklerini söyledi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti, 733’üncü güne girdi.

Birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz

Hafta sonu adliyenin kapalı olmasından dolayı nöbetlerini Pirsûs’taki evlerinde sürdüren Şenyaşar ailesi, sanal medya hesaplarından şu paylaşımda bulundu: “Gidenleri geri getiremeyiz ama adaletin en erken sürede doğru şekilde işlemesi için hep birlikte mücadele etmeye devam edeceğiz.”

RIHA

 

#Şenyaşar #ailesi #Hep #birlikte #mücadele #etmeye #devam #edeceğiz

TJA’dan çağrı: Özgürlük mücadelesi tecride karşı durmakla verilebilir

TJA İmralı cezaevinde ağır tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan iki yıldır haber alınamamasına dair yapılan açıklamada, ‘Demokrasi ve özgürlük mücadelesi ancak İmralı tecrit sistemine karşı durularak verilebilir’ denildi

İmralı Cezaevi’nde ağır terit altında bulunan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan son olarak 25 Mart 2021’de haber alınmasının üzerinden 2 yıl geçti.
Özgür Kadın Hareketi (TJA), buna dair yazılı bir açıklama yaparak, tecride “dur” deme çağrısı yaptı. PKK Lideri’nden haber alınmasının üzerinden 2 yıl geçtiği belirtilen açıklamada, “Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan üzerinde çeyrek asra varan bu tecrit politikaları derinleştikçe başta kadın kırımı olmak üzere; siyasal, toplumsal, sosyal, ekonomik ve ekolojik sorunlar da aynı oranda derinleşmekte ve toplum, bir bütün olarak baskı altına alınmaktadır” denildi.

Tecrit altında tutulan kadınların özgürlüğüdür

Abdullah Öcalan’ın çözüm gücüyle tecrit politikalarını boşa çıkardığı belirtilen açıklamada, “Sayın Öcalan’ın İmralı Adası’nda geliştirdiği düşünsel, felsefik ve politik direniş; başta Kürdistan olmak üzere Türkiye ve Ortadoğu’daki halkların, gençlerin ve kadınların özgürlük, demokrasi ve kurtuluş mücadelesine büyük bir ivme kazandırmıştır. Biliyor ve görüyoruz; Sayın Öcalan’a yönelik ağır tecrit politikaları, halkların bu özgürlük ve demokrasi mücadelesine yapılan saldırılardan asla bağımsız değildir. Tam da bu sebeple bir kez daha belirtiyoruz; demokrasi ve özgürlük mücadelesi ancak İmralı tecrit sistemine karşı durularak verilebilir. Çünkü İmralı’da tecrit altında tutulan; başta Kürt kadınlar olmak üzere bütün kadınların ve halkların özgürlüğüdür” diye belirtildi.

Kadınların tecridi kırma iradesine vurgu yapılan açıklamada, “Sayın Öcalan’ın geliştirdiği ‘Demokratik, Ekolojik, Kadın Özgürlükçü’ toplum paradigması, ancak kendisinin fiziki özgürlüğü ile yaşam bulacaktır. Çünkü Kürt Kadınlar olarak bizler, özgürlüğümüzü bu paradigmada görüyoruz” denilerek Abdullah Öcalan ile Kürt halkı arasındaki bağın koparılamayacağı vurgulandı.

Açıklamanın devamında, ” Başta Kürt kadınlar olmak üzere bütün kadınları, barış özgürlük ve demokrasi isteyen bütün kamuoyunu, uluslararası kurum ve kuruluşları, İmralı işkence sistemine ‘Dur’ demeye ve tecride karşı mücadeleyi yükseltmeye, toplumsal kurtuluşu sağlamaya çağırıyoruz” denildi.

AMED

#TJAdan #çağrı #Özgürlük #mücadelesi #tecride #karşı #durmakla #verilebilir

Sêrt’e kavga silahlı çatışmaya dönüştü: 2 ölü

Sêrt’in Xezxêr ilçesinde husumetli iki aile arasında kavga silahlı çatışmaya dönüştü baba ve oğul yaşamını yitirdi

Sêrt’ın Xezxêr (Şirvan) ilçesi Demirkapı köyünde dün akşam saatlerinde husumetli akraba iki aile arasında çıkan tartışma, kısa süre sonra silahlı çatışmaya dönüştü. Çatışma sonucu Hasan Delbe olay yerinde yaşamını yitirdi. Hasan Delbe’nin çocukları Emrullah ve Eyüp Delbe ile husumetli oldukları Ömer, Sebahattin, Kazım ve Remzi Delbe ise yaralandı.

Yaralılar Siirt Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırıldı. Hastaneye kaldırılan Emrullah Delbe, bu sabah yaşamını yitirdi.

SİİRT

#Sêrte #kavga #silahlı #çatışmaya #dönüştü #ölü

EGM: Depremde bin 297 kişinin kimliği tespit edilemedi

Mereş merkezli depremlerin ardından EGM tarafından yapılan açıklamada hayatını kaybeden bin 297 yurttaşın kimliklerinin netleştirilemediği belirtildi

Mereş ( Maraş) merkezli yaşanan ve resmi kayıtlara göre en az 50 bin yurttaşın hayatını kaybettiği 6 Şubat depremlerinin ardından yaralar sarılmaya çalışılırken, Emniyet Genel Müdürlüğü (EGM), depremde hayatını kaybeden bin 297 yurttaşın kimliklerinin netleştirilemediğini açıkladı.

Açıklamada hastane ve yurtlarda bakım ve tedavileri süren 72’si çocuk 74 refakatsiz kişinin de kimliklerini belirleme çalışmalarının sürdüğü belirtildi. EGM Asayiş Daire Başkanı Vedat Mercan, “3 bin 755 cenazenin sadece parmak iziyle tespit edilmesi sağlanmıştır. Halen DNA örneği aldığımız, mezarlarını bildiğimiz ancak kimliklendiremediğimiz bin 297 vatandaşımız var, çalışmalar devam etmekte” dedi.

39 çocuğun tedavisi sürüyor

Mercan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı kurumlarında bakım ve gözetim altında 39 çocuk ve Sağlık Bakanlığı kurumlarında tedavisi devam eden 33 çocuk ve iki yetişkinin kimlik tespit çalışmasının devam ettiğini belirtti.

HABER MERKEZİ

#EGM #Depremde #bin #kişinin #kimliği #tespit #edilemedi

125 milyon boşa gitti

Amed’de evlerine oturulamaz raporu verilen bin 200 kişi Dicle Nehri yanındaki çadır kente yerleştirildi. Ancak çadır kenti su basması sonra depremzedeler tahliye edildi. Kamu kurumlarının bu çadır kente 125 milyon lira harcadığı ortaya çıktı

Mereş merkezli depremlerde hasar gören Amed’de, yedi bina yıkıldı. 407 yaşamını yitirdi. Evlerine oturulamaz raporu verilen bin 200 kişi çadır kente yerleştirildi. Sivil toplum örgütlerin uyarılarına rağmen Diyarbakır’da Dicle Nehri kenarına kurulan çadır kent, yağmurdan sonra boşaltıldı. Çadır kent için harcanan 125 milyon boşa gitti.

AFAD, depremzedelerin geçici barınması için içerisinde bin 900 çadırın yer aldığı çadır kent kurdu. Çadırlardan 400’üne evsiz kalan depremzedeler yerleştirildi. TMMOB başta olmak üzere, kentteki sivil toplum örgütleri, nehrin taşması, boğulma, su baskını gibi tehlikelere karşı günlerce Diyarbakır Valiliği ile yetkili kurumları uyardı, ancak uyarılar dikkate alınmadı. 15 Mart’taki sağanak yağmurda çadır kenti su bastı ve depremzedeler tahliye edildi.

Adeta soygun

Amida Haber’den İlyas Akengin’in haberine göre, çadır kentin elektrik şebekesi için DEDAŞ 100 milyon, su alt yapısı için DİSKİ 10 milyon, Büyükşehir Belediyesi 5 milyon, Yenişehir Belediyesi ise 10 milyona yakın harcama yaptı. Yetkili kurumların inadı nedeniyle 125 milyon TL’lik boşa gitmesi kentte tepkiye neden oldu.

AMED

#milyon #boşa #gitti

Mülteci teknesi battı: 34 kişi kayıp

Tunus açıklarında batan teknedeki 34 mülteci kayboldu

Tunus açıklarında İtalya’ya gitmek üzere yola çıkan mülteci teknesinin battığı öğrenildi. Teknenin batması sonucu 34 kişi kaybolurken, dört kişinin ise kurtarıldığı öğrenildi.

48 saat içinde 5’inci tekne battı

Tunus’ta Sfaks Mahkemesi Adli Yetkilisi Fevzi Mesmudi, yaptığı açıklamada “Bugün batan tekne son 48 saat içerisinde batan 5’inci tekne. Tekneden denize düşen 4 kişi Deniz Kuvvetlerine bağlı güvenlik güçlerince kurtarıldı. Teknede yolculuk yapan diğer 34 kişi için arama kurtarma çalışmaları devam ediyor” ifadelerini kullandı.

7 mülteci hayatını kaybetti

Öte yandan, Ulusal Güvenlik Kuvvetleri Sözcüsü Hüsameddin el-Cebabli 23 Mart’ta yaptığı yazılı açıklamada biri bebek, 7 mültecinin cansız bedenine ulaşıldığını ayrıca 3 bin 114 mültecinin ise gözaltına alındığını duyurmuştu.

TUNUS

#Mülteci #teknesi #battı #kişi #kayıp