Ana Sayfa Blog Sayfa 738

Enkazların molozları tarım arazisine dökülüyor

İskenderun’dan kaldırılan enkazlar, cezaevi önündeki tarım arazilerine ve ilçeye 13 kilometre uzaklıkta bulunan ekili alan ve seralara yakın yerlere dökülüyor

Mereş ( Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yerle bir olan kentlerden olan Hatay’ın İskenderun ilçesinde depremlerde yıkılan bina enkazlarının kaldırılma çalışmaları devam ediyor. İlçe merkezindeki molozlar İskenderun M Tipi Kapalı Cezaevi, Belen ilçe girişi ve ilçeye 13 kilometre mesafedeki Bitişik Yaylası civarında araziye dökülürken, molozlar, tarım alanları ve yayla için risk barındırıyor.

Ekili alanlar bulunuyor

Mezopotamya Ajansı’nda (MA) Müjdat Can’ın haberine göre, günde onlarca kamyonun enkaz taşıdığı alanda, branda ve sulama işlemi yapılmıyor. “Adalet Bakanlığı’na bağlıdır. Girilmesi yasaktır” levhası ve Jandarma araçlarının bulunduğu alanda, ekili buğday ve seralar da bulunuyor.

Polisler nöbet tutuyor

Yine ilçe merkezindeki Meydan Mahallesi’ne dökülen ilk enkazların ilçe merkezinden kepçeler ile kaldırıldığı görülürken, enkaz kaldırmada çalışan operatör ve yetkililer, molozları Bitişik Yaylası’ndaki bir uçuruma döktüklerini söyledi. Yayla, 7 Mayıs 2021 tarihinde Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi, 6831 sayılı Orman Kanunu’nun 16’ncı maddesi gereğince orman vasfından çıkarılmıştı.

İlçe merkezindeki molozların taşındığı bir diğer nokta ise, İskenderun’a en yakın ilçe olan Belen ilçesi Sarımazi Mahallesi. Bu bölgede de polisler nöbet tutuyor.

HATAY

#Enkazların #molozları #tarım #arazisine #dökülüyor

Çadırlar ilk yağmurda su aldı: Depremzedeler çadır istiyor

Hatay Erzin’de, evlerine ‘ağır hasarlı’ raporu verilen yurttaşlara çadır verilmiyor. Kaymakamlığın verdiği çadırlar ise ilk yağmurda su aldı

Hatay’da yıkımın yaşanmadığı tek merkez olan Erzin ilçesinde, evleri hasar alan halk, kendi imkanlarıyla kurdukları çadırlarda kalıyor.

MA’dan Müjdat Can’ın haberine göre Yıkımın olmama nedenini kaçak yapıya izin vermemek olarak belirten ve bununla övünen CHP’li Erzin Belediye Başkanı, 47 gündür evlerine giremeyen ilçe sakinlerine barınacakları çadır veremedi.

Çadırlar su alıyor

Neredeyse her mahallesinde yurttaşların sokak aralarına kurduğu çadırlarda kaldığı ilçede, “ağır hasarlı” raporu verilen evler mevcut. Evlerine “ağır hasarlı” raporu verilen Bahçelievler Mahallesi’nden Taylan ailesi, başka bir aile ile birlikte dışarıda kalıyor. Ağır hasara rağmen kendilerine bugüne kadar belediyeden çadır verilmeyen aileye, kaymakamlığın verdiği çadır ise su alıyor.

Engelli eşi ile kalıyor

Engelli eşi, oğlu ve kızının yanında 4 torunu için çadır talebine geçtiğimiz Cuma günü yanıt verildiğini belirten Ayşe Taylan, “Kaymakamlığın verdiği çadır su geçirdi. Eşim engelli, kızım ve 4 çocuğu yanımızda kalıyor. Elinizden gelen yardımı yapın” dedi.

Kaymakam ahkam kesti

Taylan, başkasının çadırında kalmak zorunda kaldıklarını söyledi. Kaymakamlığın verdiği çadırın su geçirdiği için kaldırmak zorunda kaldıklarını söyleyen Taylan, “Kaymakamlığın Cuma günü verdiği çadır, Cumartesi yağmur yağınca su geçirince başkasının çadırına girdik. Tekrar başvurduk. Kaymakam bey bize sert konuşarak, ‘Çadır geçmiş elinize, herkes çadır istiyor kimseye verilmiyor. Verilen çadıra mı itiraz ediyorsunuz’ dedi. Biz konteynır, çadır yada bir sığınma yeri istiyoruz” diye konuştu.

HATAY

#Çadırlar #ilk #yağmurda #aldı #Depremzedeler #çadır #istiyor

Bazid’te bir aileye gözaltı: Polis her yere ateş açtı

Bazîd ilçesinde dün akşam saatlerinde yapılan baskında Ergül ailesinden 5 kişi gözaltına alınırken, eve ateş açıldı

Agirî’nin (Ağrı) Bazîd (Doğubeyazıt) ilçesinde bulunan Uluyol Mahallesi’nde dün akşam saatlerinde polisler, Ergül ailesinin evine baskın düzenledi.

Baskında aile üyelerinden Beritan Ergül, Gülcan Ergül, Serhat Ergül, Leyla Ergül ve Harun Rojhat Ergül gözaltına alınırken, polislerin ateş açması sonucu evin birçok noktasına mermiler isabet etti. Polis aramalar sırasında evi tahribat ederken evin kapılarını da kırdı. Öte yandan polisin ayrıca evin bahçesinde kazı yaptığı da ifade edildi.

Gözaltına alınan aile üyelerinin ifade işlemleri hala devam ediyor.

AGIRÎ

#Bazidte #bir #aileye #gözaltı #Polis #yere #ateş #açtı

Mereş’te 4.5 büyüklüğünde deprem

Mereş’in Cela ilçesinde sabah saatlerinde 4.5 büyüklüğünde deprem medyada geldi

Mereş’in (Maraş) Cela (Ekinözü) ilçesinde saat 07.39’da 4.5 büyüklüğünde deprem meydana geldi. Depremin derinliği 7 kilometre olarak kaydedilirken, depremin, Riha, Dîlok, Kayseri ve Meletî gibi kentlerde de hissedildiği bildirildi.

MEREŞ

#Mereşte #büyüklüğünde #deprem

İHD: Hatay’da acil müdahale yetersizliğinden yüzlerce kişi öldü

İHD’nin yayınladığı raporda, depremlerde 5 bin 696 konut ile en çok yıkımın Hatay’da olduğu belirtilirken, kentte ilk üç gün arama kurtarma ekiplerinin gitmediği, acil müdahale yetersizliği nedeniyle yüzlerce kişinin öldüğü kaydedildi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Hatay Şubesi 6 Şubat tarihinde Mereş merkezli depremlerde yıkıma uğrayan Hatay’a ilişkin rapor hazırladı.

Raporda depremden etkilenen 11 ilde Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın 24 Şubat 2023 tarihli raporuna yer verilirken Hatay’ın 5 bin 696 konut ile en fazla yıkımın yaşandığı kent olduğu ifade edildi.

En fazla yıkım Hatay’da

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın raporuna göre depremin yaşandığı 11 ildeki toplam bina sayısının 717 bin 614 olarak açıklandığı, yaşanan afetin ardından yapılan çalışmalarda “ağır hasarlı ve yıkık” olarak belirlenen 90 bin 609 binanın acil olarak yıkılmasına karar verildiği bilgisi paylaşıldı. Afet bölgesindeki toplam yıkılan bina sayısının 18 bin 200 olarak açıklandığına yer verilen raporda, Hatay’da 5 bin 696 konut ile en fazla yıkımın meydana geldiği şehir olduğu bilgisi verildi.

Yıkımın en fazla olduğu ilçe Antakya

Hatay’da toplam bina sayısının 130 bini bulduğuna yer verilen İHD raporunda, 5 bin 696 konutun enkaza döndüğü, bu konutlardaki daire sayısı ise 23 bin 90 olarak açıklandığına değinildi. Hatay’da acil yıkılacak, ağır hasarlı ve yıkık bina sayısının 25 bin 822, daire sayısının ise 85 bin 724, ticarethane sayısının ise 19 bin 646, ahır sayısı 449 olduğu bilgisi yer aldı. En fazla yıkılan bina 3 bin 79 ile Antakya ilçesi olurken, ilçeler arasında Kırıkhan’da 893, Samandağ’da 351, Altınözü’nde 263, Hassa’da 258, Defne’de 227, İskenderun’da 216 binanın yıkıldığı belirtildi.

İlk hafta 700 bin kişi göç etti

Raporda, Hatay Büyükşehir Belediye Başkanı Lütfü Savaş’ın yaptığı açıklamada yaklaşık 1 milyon 700 bin nüfusu olan Hatay’da 700 bin kişinin ilk hafta itibariyle göç ettiği belirtildi.

İlk üç gün yardım gitmedi

İHD raporunda, yaptığı incelemelerde ilk 3 günü Antakya, Defne, Samandağ, Kırıkhan ve Altınözü İlçelerinde arama kurtarma ekiplerinin olmadığını ya da parmakla sayılacak düzeyde olduğunu tespit ettiklerine yer verdi.

Yüzlerce binada en kaz altındakiler teçhizatsızlık nedeniyle çıkarılamadı

Depremin ilk üç günü AFAD, Kızılay ve Askeriye başta olmak birçok devlet kurumunun yeterli düzeyde sahada yer almadığına değinilen raporda, aynı şekilde başta Hatay Valiliği ve Hatay Büyükşehir Belediyesi olmak üzere, Antakya, Defne, Samandağ, Kırıkhan ve Altınözü belediyelerinde de kriz masalarının koordinasyonsuz şekilde yürütüldüğüne, arama kurtarma çalışmalarında ve halkın diğer ihtiyaçlarını karşılamada yetersiz kaldıklarının tespit edildiği belirtildi. Raporda, “Arama kurtarma çalışmalarının çok yetersiz olduğuna şahit olmakla beraber, arama kurtarma çalışmalarına katılan gönüllüler ve halkın kendi imkânları doğrultusunda insanları enkaz altından çıkarmaya çalıştıklarını gözlemledik. Bu nedenle binlerce kişi AFAD’ı arayıp bilgilendirip yardım talep etmemize rağmen verilen adreslere hiç bir şekilde AFAD’ın gelmediğine de şahit olduk. Yüzlerce binada en kaz altında olan ve yardım isteyen kişileri, halk ve gönüllü ekipler ellerinde yeterli teçhizat ve ağır iş makineleri olmadığı için çıkaramadı” denildi.

İş makinaları kent girişinde bekletildi

İlk iki gün kentin her noktasına girilebilecek çevre yolunun depremin ilk gününden itibaren kullanılabilir halde olmasına rağmen ağır iş makinelerinden kepçe, ekskavatör gibi birçok ağır iş makinesinin kent girişinde bekletilerek kent merkezine sokulmadığına, arama ve kurtarma çalışmalarında kullanılmadıklarına yer verildiği raporda, “Uluslararası arama kurtarma ekiplerinin, AFAD, Kızılay ve Askeriye gibi devlet kurumlarından çok daha hızlı hareket ettiklerini ve arama kurtarma çalışmalarında yer aldıklarını da gözlemledik” denildi.

Acil müdahalenin yetersizliğinden yüzlerce insan öldü

Depremden etkilenen yerlerde barınma, sağlık gibi sorunların da giderilmediğine yer verilen raporda, “Başta Hatay Antakya Devlet Hastanesi’nin (Eski Devlet Hastanesi) tamamına yakınının yıkılmış olması, Hatay Eğitim ve Araştırma Hastanesi’nin (Yeni Devlet Hastanesi) kısmi kullanılır halde olması, Mustafa Kemal Üniversitesi Araştırma ve Uygulama Hastanesi’nin de kullanılamaz hale gelmesi sonucu kamuya ait tüm hastanelerde sağlık hizmetleri durma noktasına gelmiştir. Altınözü, Samandağ, Reyhanlı ve Kırıkhan devlet hastaneleri ile İskenderun Hastanesi de kısmi kullanım ile faaliyette bulunmaktaydı. Ayrıca Antakya merkezde bulunan Özel Defne Hastanesi ve Özel Akademi Hastanesinin de yıkılmış olmaları nedeniylede kent merkezinde sağlık hizmetlerine erişim daha da çıkılmaz hale gelmiştir. Hastanelerde Acil müdahale edilmesi gereken yüzlerce insana, müdahale edilemediği için hayatlarını kaybetmiştir” denildi.

Göçün önüne geçilmelidir

Göç durumuna ilişkinde bilgi verilen raporda, “Göç eden insanların tekrardan memleketlerine geri dönmesi için başta barınma sorunları olmak üzere eğitim sağlık istihdam gibi temel ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik ivedilikle çözümler üretilmeli, demografik yapının değişmesinin önüne geçilecek politikalar üretilmeli ve sonuç itibari ile kalıcı göçün önüne geçilmelidir” tavsiyesinde bulunuldu.

Eğitime dair bilgiler mevcut değil

Depremde Hatay’da kaç okulun yıkıldığı, kaç öğretmen ve öğrencinin yaşamını yitirdiği, okulların durumlarına ilişkin İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nden bir açıklama yapılmadığına işaret edilerek, 27 Mart tarihinde Dörtyol, Payas, Erzin, Arsuz ve Altınözü İlçelerinde okulların açılacağı bilgisini edindikleri, Altınözü’ndeki öğretmenlerin yüzde 70’inin ailesinin Antakya ve Defne ilçelerinde olduğu bilgisine yer verildi. Raporda, Altınözü ilçesinde görevli öğretmenlerle görüştüklerine ve görüştükleri öğretmenlerin eğitime hazır olmadığı, öğrencilerinde psikolojilerinin eğitim için uygun olmadığının aktarıldığı ifade edildi.

İletişim sorunu

Depremin ilk 2 günü GSM operatörlerinin asgari düzeyde bile kullanılamamasına değinilerek, bu durumunun arama kurtarma çalışmalarının aksamasına neden olduğuna yer verildi.

Mültecilere yönelik ayrımcılık

Depremde mültecilere yönelik bilgilere de yer verilen raporda, “İlk günden itibaren sahada yaptığımız gözlemlerde ve görüşmelerde Suriyeli Mültecilere yönelik yerel halkın ötekileştirici- ayırımcı söylemlerin depremle beraber ne yazık ki daha da artığını tespit ettik. Bu söylemler; Hatay da yaşanan yağma olaylarının sosyal medyada Suriyeli mülteciler tarafından yapıldığına yönelik kara propaganda, genelde ve yerel ölçekli ırkçı ve mezhepsel bakış açısı ve İl dışından gelen bazı grupların halkı içine karışarak Suriyeli mültecileri hedef gösteren asılsız söylemleri mültecilere yönelik ayırımcılığı ve ötekileştirmeyi tetiklemiştir” denildi.

Geç gelen güvenlik güçlerinden hak ihlalleri

Depremde Hatay’da halkın can ve mal güvenliğinin kolluğunda mağdur olması ve arama-kurtarma çalışmalarında bulunması nedeniyle sağlanmadığına işaret edilen raporda, hırsızlık ve yağma suçlarının yoğun yaşandığını belirtti. Raporda 3’üncü gün sonra kente gelen Jandarma Özel Harekat (JÖH) ekipleri tarafından güvenlik sağlanmaya çalışıldığını fakat, birçok hak ihlali de özellikle JÖH tarafından -halka ve dayanışma içerisinde yer alan Demokratik Kitle Örgütleri ile bazı siyasi partilere- uygulandığı belirtildi. Antakya ve Defne İlçelerinde geceleri plakasız Polis – Asker panzerleri ve Akrepleri, aynı şekilde içlerinde sivil giyimli plakasız transportular, minibüsler ve araçların olduğu bilgisi de raporda yer aldı.

İşkence ve kötü muamele

Depremden sonra yaşanan işkence ve kötü muamelenin de yer aldığı raporda, Depremin 2’inci gününde Yayladığı T Tipi Cezaevinde kalan tutuklu ve hükümlülerin yangın çıkararak isyan ettiği, firar edilirken yaşanan arbedede 12 tutuklunun MKÜ Hastanesine sevk edildiği bunlardan 3’ünün yaşamını yitirdiği bilgisi verildi. Yine raporda 390 hükümlü-tutuklunun başka cezaevlerine sevk edildiği ifade edildi.

Raporda Büyükburç Mahallesi’nde Ahmet ve Sabri Güreşçi’ye kolluğun şiddetine de yer verilerek, bunlardan Ahmet Güreşçi’nin yaşamını yitirdiği olayla ilgili basına yansıyan bilgilere yer verildi.

Yine Reyhanlı ilçesinde 11 Mart tarihinde Suriye’den Türkiye’ye yasa dışı yollarla geçiş yapmak isteyen Suriye uyruklu 8 kişi ile Türkiye’den çıkmak isteyen 1 kişinin Kavalcık Karakolu görevlileri tarafından yakalanarak gözaltına alınıp işkenceye ve kötü muameleye tabi tutulmaları sonucu 1 kişinin yaşamını yitirdiği bilgisi de yer aldı. Olayla ilgili 2 üst teğmen 1 teğmenin tutuklu yargılandığı, 3 memurun ise adli kontrolle bırakıldığı ve soruşturmanın sürdüğü bilgisine yer verildi.

Sonuç ve öneriler

Raporun sonuç ve öneriler kısmında ise şunlara yer verildi:

*Depremin ilk gününden itibaren sağlık çalışanlarının ve hekimlerin barınma, dinlenme ve diğer temel ihtiyaçlarının temininde ciddi sorunlar yaşadığı, çalışmaya zorlandıkları Sağlık çalışanları ile yaptığımız görüşmelerde tespit edilmiştir.

*En kaz altından çıkarılan insanların cesetleri yol kenarlarında, en kaz çevrelerinde hastane yetersizliğinden ve morglarda yer olmadığından hastane koridorlarında ve bahçelerinde battaniyelere sarılı halde yere bırakıldığı tarafımızca tespit edilmiştir.

*Geçici çözüm olarak ameliyatların da yapılabileceği gerçek sahra hastaneleri kurulmalı.

*Göç eden insanların tekrardan memleketlerine geri dönmesi için başta barınma sorunları olmak üzere eğitim sağlık istihdam gibi temel ihtiyaçlarının giderilmesine yönelik ivedilikle çözümler üretilmeli, demografik yapının değişmesinin önüne geçilecek politikalar üretilmeli ve sonuç itibari ile kalıcı göçün önüne geçilmelidir.

*İvedilikle uygun yer ve alanlara prefabrik okullar inşa edilmeli, İl dışında gönüllü olarak çalışmak isteyen öğretmenler göreve davet edilmeli, depremi yaşayan öğretmenler çalışmaya zorlanmamalıdır. Benzer uygulamalar ile başta sağlık çalışanları olmak üzere diğer kurum ve kuruluşlarda çalışanlar çalışmaya zorlanmamalıdır.

*İlk iki gün GSM operatörlerinin asgari düzeyde bile kullanılamaması, hatta günün büyük bir bölümünde kullanılamaz halde olması, arama kurtarma çalışmalarının aksamasına neden olduğundan GSM şirketlerine ciddi yaptırımların uygulanması için özelikle hukuksal anlamda adımlar atılmalıdır.

*Mültecilerin arama-kurtarma çalışmaları sırasında ayrımcılığa maruz bırakıldıkları, su, yemek, erzak, ısınma, barınma ihtiyacına yönelik bölgeye ulaştırılan yardım malzemelerinden eşit şekilde faydalanamadıkları ve nefret söylemleriyle yağmacı olarak hedef gösterildikleri için yardım istemeye

dahi çekinir hale geldikleri tespit edilmiştir. Bu ayırımcı ötekileştirici politikalar gündemleştirilmeli, mültecilerle dayanışma içerisine girilerek sorunları giderilmeye çalışılmalıdır.

*İnsanların can ve mal güvenliğinin sağlanması için başta üç aylığına ilan edilen OHAL derhal kaldırılmalı, JÖH kentten derhal gönderilmeli, basına da yansıyan insanlık dışı muameleler hakkında soruşturmalar açılmalı, halkın güvenliği şeffaf, sorgulanabilir ve denetlenebilir mekanizmalarla ilgili kurumlar tarafından yürütülmelidir.

*Kentin yeniden inşasında yerel yönetimlerin yanı sıra, meslek odalarının sendikaların STK’lar ve halkın her adımda sürece katılımı sağlanmalı, ortak konsensüs üzerinden ayırım yapılmaksızın maksimum düzeyde halkın ve çevrenin lehine kararlar alınmaya çalışılmalıdır.

*Acil yıkılması gereken binaların birçoğu hala şuana kadar yıkılmamış tehlike arz etmeye devam etmektedir.

*Bina yıkım ve enkaz kaldırma işlemleri profesyonellerce yapılmadığı için şehrin tamamı toz bulutu halinde sağlıksız bir ortamdadır. Uygunsuz ve aşırı toz çıkmasına yol açacak biçimde yapılan enkaz kaldırma çalışmaları engellenmelidir. Asbest tehlikesi görmezden gelinerek enkazlar yerleşim yerlerine yakın vadilere ve deniz kıyılarına dökülmektedir. Kaldırılan enkazın döküleceği yerler doğru ve merkezi bir planlama ile belirlenmeli, rastgele hafriyat dökülmesi engellenmelidir.

*Kentin dört bir yanında Ağır, orta ve az hasarlı binalarda eşya tahliyesi için vatandaşların eşyalarını asansör nakliye araçları ile çıkarmaya çalıştıkları gözlemlenmiştir.

*Hatay yerelinde ve tüm Türkiye’de deprem güvenli kentler, deprem güvenli konutlar, deprem güvenli yapılar inşa edilmesi için bilimsel şeffaf denetlenebilir mekanizmalar geliştirilmelidir.

*2012 yılında ülke genelinde kentsel dönüşüm uygulamalarının önündeki yasal engelleri kaldırmak ve dönüşümü hızlandırmak üzere 6306 Sayılı Afet Riski Altındaki Alanların Dönüştürülmesi Hakkında Kanun (Afet Yasası) iptal edilmelidir.

*Doğal afet halinde sivil toplum örgütlerinin ayırımsız olarak yardım toplaması ve yardımda bulunabilmesi için mevzuat değiştirilmelidir.

*Halkın barınma, beslenme ve sağlık koşularının maksimum düzeyde yaşanılır hale getirildiği, çevreye zarar verilmeyecek şekilde dizayn edildiği yerleşim alanları kurulmalıdır.

*Yaptığımız saha çalışmalarında Hatay Vali’liği İl Afet ve Acil Durum Müdürlüğü’nün 18.03.2023 tarihindeki “Barınma İhtiyacı Nedeniyle Geçici Olarak El Koyma Karar’ı” doğrultusunda taşınır ve taşınmaz mallar dolayısıyla hak sahiplerinin hak kaybına uğradığı tespit edilmiştir. Telafisi olmayan hak kayıplarının yaşanmaması için gerekli düzenlemeler ve uygulamalar ivedilikle yapılmalıdır.

*Toplumda en fazla dezavantaja sahip olan Kadın, çocuk ve LGBTİ+ bireylerin ivedilikle barınma, beslenme ve sağlık gibi tüm eksiklikleri giderilmeye çalışılmalı, pozitif ayrımcılığa tabi tutulmalıdırlar.

*Öncelikle işyerleri yıkılan ve yağmalanan işyeri sahiplerinin, işyerlerinin sigortalı olup olmadığına bakılmaksızın her türlü zararları maksimum düzeyde karşılanmaya çalışılmalıdır.

*Deprem bölgelerinde Özel sektörde çalışan kişilere verilen kısa çalışma ödeneğinin miktarı asgari ücrete eşitlenmeli, süresi 1 yıla çıkarılmalıdır.”

HABER MERKEZİ

#İHD #Hatayda #acil #müdahale #yetersizliğinden #yüzlerce #kişi #öldü

Mülteci teknesi battı, 34 kişi kayıp

Tunus açıklarında bir teknenin batması sonucunda 34 mültecinin kaybolduğu belirtildi

Tunus açıklarında İtalya’ya gitmek üzere yola çıkan mültecilerin teknesinin batması sonucu 4 kişi kurtarıldı, 34 kişi ise kayboldu.

Tunus’ta Sfaks Mahkemesi Adli Yetkilisi Fevzi Mesmudi, kayıp göçmenlere ilişkin yerel basına açıklamada bulundu. Mesmudi, “Bugün batan tekne son 48 saat içerisinde batan 5’inci tekne. Tekneden denize düşen 4 kişi Deniz Kuvvetlerine bağlı güvenlik güçlerince kurtarıldı. Teknede yolculuk yapan diğer 34 kişi için arama kurtarma çalışmaları devam ediyor” ifadelerini kullandı.

Öte yandan, Ulusal Güvenlik Kuvvetleri Sözcüsü Hüsameddin el-Cebabli 23 Mart’ta yaptığı yazılı açıklamada biri bebek, 7 mültecinin cansız bedenine ulaşıldığını ayrıca 3 bin 114 mültecinin ise gözaltına alındığını duyurmuştu.

HABER MERKEZİ

#Mülteci #teknesi #battı #kişi #kayıp

Batman Çayı ve Dicle Nehri petrolle zehirlendi

Küresel ısınmanın baş müsebbibi olarak nitelenen karbon yakıtlarda ısrar sürerken, petrol boru hatları ve petrol tankerleri yaşamı zehirliyor. Êlih’te boru hattından boşalan petrol Dicle Nehri’ne kadar ulaştı

Yusuf Gürsucu

Dünyanın dört bir yanında boru hatları ve tankerle taşınan petrol bir kaza ya da bir arıza durumunda büyük çevresel kirliliğe neden olurken, kirlenen bölgede birçok canlının ölümüne yol açmaktadır. Êlih’e (Batman) bağlı Balpınar beldesi kum ocağı mevkiinde petrol boru hattının patlaması sonucu tonlarca petrol nehirlere, yeraltı sularına ve toprağa karışmış durumda. Boru hattındaki petrol, Batman Çayı ve Dicle Nehri’ne akarak su siyah rengini aldı. Önceki gece saatlerinde Batman-Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı’nın yaklaşık 507. kilometresinde petrol akıntısı görüldü. Çevreye yayılan tonlarca ham petrolün Batman Çayı ve Dicle Nehri’ne ulaşması büyük bir kirliliğe yol açtı. 3 farklı noktada bariyer sistemleri oluşturularak petrolün yayılımı önlendiği iddia edilirken topraklar da petrolle zehirlendi.

Boru hattındaki akış durduruldu

Boru Hatları ile Petrol Taşıma AŞ (BOTAŞ), Batman-Dörtyol Ham Petrol Boru Hattı’nda meydana gelen petrol akıntısının ardından bölgeyi besleyen vanaların kapatıldığı duyuruldu. BOTAŞ, Acil Müdahale ekiplerinin olay yerine intikal ederek müdahale çalışmalarına başladığını bildirdiği açıklamasında, “Batman Valiliği, DSİ, AFAD ve Emniyet birimlerinin koordinasyonunda yapılan çalışmalarla 3 farklı noktada bariyer sistemleri oluşturularak petrolün yayılımı önlenmiştir. Barajlar, sulama kanalları, içme suyu altyapısı ile ilgili gerekli tüm çevresel tedbirler alınmıştır” denildi.

‘Suları içmeyin’

Balpınar Belde Belediyesi tarafından yapılan açıklamada, “Tedbir amaçlı belde sakinlerini su içmemeleri konusunda anonslarla uyardık” denildi. Belediye Başkanı Hüseyin Geylani, “Boru hattı hem Batman Çayı altında hem de beldemizin altından geçiyor. Akarsuyun altından geçen boru hattı büyük olasılıkla çürümüş. Petrol atıklarını içme suyu ile sulama kanallarına karışabileceği olasılığına karşılık beldede kimsenin içme suyunun içmemesi için uyarıda bulunduk. İçme suyu kuyuları atıkların toplanıldığı bölgeye çok yakın. BOTAŞ’ın su tahlil sonuçlarını açıklamasını bekliyoruz. Sızıntı, kuyularımıza yakın olması nedeniyle BOTAŞ’tan su tahlillerini düzenli olarak yapmasını talep ettik” diye konuştu.

Petrol öldürür

Türkiye coğrafyasının yeraltı petrol ve doğalgaz boru hatları ile doldurulmuş durumda. Hasarlı tankerlerin, boru hatlarının veya açık deniz petrol sondaj kulelerinin neden olduğu petrol sızıntıları on yıllar boyunca devam edebilecek acil ve uzun vadeli çevresel kirliliğe neden olurken, Êlih’teki ‘sızıntı’ kelimesiyle yaşananların küçümsenmeye çalışıldığı anlaşılıyor. Tonlarca petrolün nehirlerde, yeraltı sularında ve topraklarda yaratacağı kirliliğin uzun süre etkisi yaşanacak.

Bin ton da kirletir 1 lt de!

Petrol, çevreye yayılmasıyla birlikte değdiği her şeyi kaplar ve girdikleri her ekosistem için uzun vadeli kirletici özelliğe sahiptir. Bin ton petrolün yarattığı kirlilikten bir litre petrole kadar çevreye verdiği zarar yıkıcıdır. Petrol her şeyin üzerine yapışır ve tarım alanlarına, ormanlara veya sulak alanlara, bitkilere ve çimenlere ulaşarak bölgedeki yaban hayatı da yok eder. Petrol ilk süreçte su yüzeyinde yüzerek durur ancak zamanla balık ve diğer canlıları öldürür, suyu kullananları da zehirler.

Petrol kirliliği her yerde

Kuveyt’in petrol üretim şirketi, ülkenin batısında yer alan tesislerde petrol sızıntısı tespit edildiği için acil durum ilan etti. Ülke gelirinin neredeyse yüzde 90’ının petrolden elde edildiği Kuveyt’te Kuveyt Petrol Şirketi ülkenin batısında petrol sızıntısı olduğunu açıklayıp ‘acil durum’ ilan etti ama üretimde herhangi bir aksaklık yaşanmadığı ve yaralanma gibi bir durum olmadığı vurgulandı. Devlete bağlı kurumun sözcüsü Kusay el Amir zehirli gaz tespit edilmediğini, uzmanların sızıntının kaynağını tespit etmeye çalıştığını aktardı. Petrol İhraç Eden Ülkeler Örgütü’nün (OPEC) kilit ülkelerinden Kuveyt günde yaklaşık 2.7 milyon varil üretiyor. Kuveyt Petrol Şirketi 2020 ve 2016’da petrol sahalarında sızıntı bildirmişti.

Suriye’den Akdeniz’e

2021 yılı Ağustos ayında Suriye’nin kuzeybatısında Akdeniz kıyısında yer alan Banyas kentindeki bir rafineride yaşanan petrol boşalmasıyla büyük bir kirlilik yaşanmış ve İskenderun Körfezi ile Kıbrıs kıyılarına kadar kirlilik ulaşmıştı. Kuzey Kıbrıs haber ajansı TAK’a konuşan Çevre Mühendisleri Odası (ÇMO), “Deniz ekosistemi açısından tam bir felaket” diye belirtmişti.

Filipinlerde 800 bin litre petrol

Filipinler’in Oriental Mindoro eyaleti kıyılarında geçen hafta batan tankerden sızan petrolün yayıldığı bölgede çok sayıda kişide sağlık sorunları ortaya çıktı. 800 bin litre endüstriyel akaryakıt taşıdığı bildirilen “The MT Princess Empress” tankerinin geçen hafta Oriental Mindoro eyaleti kıyılarında batması, bölge sakinleri ve canlı yaşamı açısından ciddi risklere yol açtı. Yakındaki balıkçı köylerinin kıyılarına ulaşan sızıntı nedeniyle sahiller, siyah renkte tortulanmış yağla kaplandı. Yerel basındaki haberlerde, bölgedeki köylerin sakinlerinin kramp, kusma ve baş dönmesi şikâyetiyle sağlık kuruluşlarına başvurduğu belirtildi. Sızıntının temizlenmesi için Pola köyüne gönderilen işçilerde de sağlık sorunları ortaya çıktığı bildirildi.

Okyanuslarda 600 kaçak tanker

ABD ve Avrupa’nın Rusya’ya uyguladığı petrol ambargosu yine bu ülkelerin şirketleri tarafından delinirken, dünyada gölge tanker olarak nitelenen kayıt dışı tanker sayısı 600’lere ulaştı. Geçtiğimiz Ekim ayında Bloomberg’e konuşan Maersk Tankers CEO’su Christian Ingerslev, son altı ayda adı açıklanmayan alıcılara kaç gemi satıldığına bakıldığında, onları taşımak için bir filonun inşa edildiğinin belli olduğunu söyledi. 5 Aralık’tan önce Dubai, Hong Kong, Singapur ve Kıbrıs gibi ülkelerde bulunan ve ismi açıklanmayan kuruluşlardan tanker ticaretinin keskin bir şekilde arttığı söyleniyor.

Şirketler için her yol mubah

Yapılan açıklamalarda bir petrol tankeri Çin‘in doğusunda karaya oturup suya yakıt sızdırdığı, bir diğerinin Küba yakınlarında bir çarpışmada ortaya çıktığı belirtiliyor. Bu gemiler geçen yıl yaptırım uygulanan Rusya ve İran gibi ülkelerden petrol taşıyan tankerlerin olduğu ve “gölge” filoların parçası olduğu söyleniyor. Dünya çapında on milyonlarca varil petrol taşıyan gölge filolarının, Alaska‘da yıkıcı çevresel hasara neden olan 1989 Exxon Valdez sızıntısı gibi felaketlerin ardından nakliye güvenliğini artırmaya yönelik on yıllardır süren çabaları baltaladığı belirtilirken, bu filoları çalıştıranların ya da bu filolardan petrol tedarik edenlerin ambargocu ülkeler olduğu iddia ediliyor. Diğer yandan ambargo yaptırımlarını tanımayan İran, Venezuela ve Rusya’nın hükümet yetkililerinin, açıklama yapmaması dikkat çekiyor.

#Batman #Çayı #Dicle #Nehri #petrolle #zehirlendi

Ermeni Devrimci Federasyonu yayın organı Haratch gazetesinden Kürt direnişi

Cumhuriyet tarihinin 20’li yılların ilk yarısında başlayıp 30’lu yılların sonuna kadarki uzun dönem bir anlamda, devletin Kürtlerle sıcak ve kanlı savaşının tarihidir.

Bu uzun dönemdeki savaş ve direniş sürecinde Kürtlerin içeride ve dışarıda dostları ve destekleri olmamıştır.

İçeridekiler, direnişleri Cumhuriyete karşı bir “irticai hareket” olarak nitelemişler. Dışarıdakiler de yeni Cumhuriyet’i Kürtlere tercih etmişler ve Kürtlere hiç yanaşmamışlardır.

Bu süreçte Kürtlere destek şöyle dursun, birçok bakımdan devletle işbirliği içerisinde direnişlerin kırılması ve sönümlendirilmesinde önemli rol oynamışlardır; Sınırların açılması, sınırların değiştirilmesi, kara ve demiryollarının kullanılması da dahil olmak üzere birçok bakımdan açık destek sunmaktan çekinmemişlerdir.

Direniş sürecinde Kürtlerin baş başa kaldıkları bu asimetrik savaşta, seslerini duyurmada da büyük zorluk yaşamışlar, dünya kamuoyunda yer almada da büyük zorluk yaşamışlardır. Hatta dünya kamuoyunda hiç yer alamadıklarını söyleyebiliriz.

Ancak, bu süreçte kadim komşularından Ermenilerin Kürtlerin sorunlarını dünya kamuoyuna duyurmada yardımcı olduklarını görüyoruz.

Haber, direniş sürecinin ve niteliğinin dünya kamuoyunda yer alması bakımında önemli bir değere sahiptir.

Ermeni Devrimci Federasyonu’nun 1924’ten sonra Fransa’ya taşınan yayın organı Haratch Gazetesinin 24.11.1936 günlü sayısında “Kürtlere karşı yapılan vahşet” başlığıyla verilen haberde Garzan bölgesindeki çatışmalar sırasında yaşanan vahşet resmedilmektedir.

Geniş bir bölgede yaşanan çatışmalar, Kürtler ve Türk olmayan unsurlara karşı sürgün ve asimilasyonuna yönelik 1934’te çıkarılan Türk İskan Kanunu ya da bilinen adıyla Özel İskan Kanunu sonrasına denk gelmektedir. Kürtler sürgünlere karşı direnç göstermekte ve bu direnç silahlı çatışmalara evrilerek Kürtlere karşı vahşete dönüşmüştür.

Haber transcibi Başbakanlık Cumhuriyet Arşivi Siyasi Partiler Fonu’ndaki, Dahiliye vekaleti antetli kağıdına Matbuat Genel Müdürü imzasıyla Cumhuriyet Halk Fırkası (CHP) Genel Sekreterliği’ne gönderilen 9.11.1936 günlü belgenin ekinde bulunmaktadır.[1]

Bilindiği gibi o tarihte parti-devlet kurumlaşmış. CHF Genel Sekreteri aynı zamanda Dahiliye Vekili olan Şükrü Kaya’dır. Şükrü Kaya, Ermenilerin Soykırımı’nın ana aparatlarından tehciri sistemleştiren Aşair ve İskan Umum Müdürlüğü’nden de hatırladığımız önemli bir İttihatçıdır.

Tehcir sırası Kürtlere gelmiştir…

HARAÇ (Paris’te çıkan Taşnak partisi organı)

24.11.1936

(Kürtlere karşı yapılan vahşet) başlığı altında aşağıdaki satırları kaydediyor:

“Elde edilen son haberlere göre, Türkler Kürtlere karşı vahşiyane zulümlerde devam etmektedirler.

Telane mevkiinde Türk askerleri Kürtlere hücum etmişler ve bunlar da kendilerini müdafaaya mecbur olmuşlardır. Bu Hücum esnasında Kürtlerden telef olan dört kişinin kafaları türkler tarafından kesilip teşhir edilmek üzere siirde götürülmüştür. Türklerden de bir yüzbaşı ile 38 nefer ölmüştür.

Kürt halkının tehciri yolundaki teşebbüse devam olunmaktadır. Kürtlerin erkekleri bu tehcirden kurtulmak için Milan ve Gerdili mevkilerine toplanmışlardır.

Maya dağı civarında Türklerle Kürtler arasında çarpışmalar devam ediyor. Bışare Çeto’nun oğulları da bu dağda döğüşmektedirler.

[1] BCA 490 01 607 103 01

 

 

 

#Ermeni #Devrimci #Federasyonu #yayın #organı #Haratch #gazetesinden #Kürt #direnişi

Amed’de bir kadın şüpheli şekilde yaralandı

Amed’in Rêzan ilçesinde S.E. isimli kadın evinin balkonundan düzerek şüpheli şekilde yaralandı

Amed’in Rêzan (Bağlar) ilçesine bağlı Bağcılar Mahallesi’nde bulunan bir sitede S.E. isimli kadın şüpheli şekilde ağır yaralandı. Alınan bilgilere göre S.E.’nin evli olduğu erkekle tartıştı, tartışmanın ardından ise şüpheli şekilde 5’nci kattaki evinin balkonundan düştü.

Ağır yaralanan S.E.’nin olay yerine gelen ambulansla kentte bulunan bir hastaneye kaldırılarak, yoğun bakım servisinde tedavi altına alındığı öğrenildi.

HABER MERKEZİ

#Amedde #bir #kadın #şüpheli #şekilde #yaralandı

Mazlum Ebdi’den SİHA saldırısı açıklaması

Kuzey ve Doğu Suriye’de ABD askerinin bulunduğu binaya yapılan SİHA saldırısına ilişkin açıklama yapan DSG Genel Komutanı Mazlum Ebdi, IŞİD’e karşı ABD güçleriyle ortak mücadelelerinin devam edeceğini belirtti

Amerika CNN sitesinin haberine göre Amerika Birleşik Devletleri (ABD) Savunma Bakanlığı (Pentagon), Kuzey ve Doğu Suriye’de ABD askerinin yer aldığı bir binanın SİHA’larla bombalandığını ve saldırının İran bağlantılı bir grup tarafından gerçekleştirildiğini belirtti. Saldırı sonucunda bir Amerikan askeri ve 5 çalışanı yaşamını yitirdi.

DSG’den açıklama

Suriye Demokratik Güçleri (DSG) Genel Komutanı Mazlum Ebdi, Kuzey ve Doğu Suriye’de düzenlenen hava saldırısında yaşamını yitiren askerin ailesine başsağlığı dileyerek, yaralılara geçmiş olsun dileklerinde bulundu. Ebdi, mesajında şu ifadelere yer verdi: “Bu alçakça saldırıyı kınıyoruz. DAİŞ çetelerine karşı mücadelede Amerikan güçleriyle ortak mücadelemiz devam edecektir.”

HABER MERKEZİ

#Mazlum #Ebdiden #SİHA #saldırısı #açıklaması