Ana Sayfa Blog Sayfa 744

Tutuklular yetersiz beslenmeden kaynaklı kilo kaybediyorlar

Ahlat T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan hasta tutuklular 6 aydır ilaç alamıyor. Samsun Kavak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde ise yeterli oranda yemek verilmediği için tutuklular kilo kaybediyor

Cezaevlerinde tutuklulara dönük işkence, saldırı, baskı ve kötü muamele her geçen gün artarak devam ediyor. Ahlat T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan hasta tutuklu Naif İşçi ve Samsun T Tipi Kapalı Cezaevi’nde bulunan Yaşar Savcı aileleriyle yaptıkları haftalık telefon görüşmesinde maruz kaldıkları hak ihlallerini aktardı.

 ‘Üzerlerinde yoğun bir baskı var’

Şirnex’ın Cizîr (Cizre) ilçesinde yaşayan Nebahat İşçi, 12 yıldır tutuklu olan oğlu Naif İşçi’nin yaşadığı hak ihlallerini anlattı. Anne İşçi, oğlunun bacağında platin olduğunu, tedavilerinin yapılmadığını belirtti. Oğlunun ilaç istediğini ancak 6 ay önce dilekçe vermesine rağmen ilaçlarının verilmediğin belirterek, “Oğlumla son görüşmemde son üç aydır üzerlerinde yoğun bir baskının olduğunu söyledi. Gardiyanlar gazete ve kitaplarına el koyup bir daha geri vermiyor. Oğlumun ve yanındaki arkadaşlarının ciddi sağlık sorunları var ona rağmen tedavi edilmiyorlar” dedi. Hasta tutukluların serbest bırakılmasını isteyen anne İşçi, “Oğlum zaten bacağından sakat, midesinde de rahatsız. Buna rağmen oğlum tedavi edilmiyor. Bu işkenceyi durdursunlar artık” diye konuştu.

Ayakta sayım ve saygı duruşu dayatması

Hezex (İdil) yaşayan Hanife Savcı ise 2 yıldır Samsun Kavak T Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu bulunan oğlu Yaşar Savcı’nın yaşadığı hak ihlallerinin son bulması için çağrıda bulundu.

Oğluyla 10 dakikalık bir telefon görüşmesi yaptığını belirten Savcı, “Gardiyanlar ayakta sayım dayatıyor ve saygı duruşunda bulunmalarını istiyor. Bunları kabul etmediklerinde de darp ediyorlar. Önceleri koğuşlarda 10 kişi kalıyorlardı, son uygulamalarla her bir koğuşta 4 kişi kalıyorlar. Tutuklara az yemek verildiğinden hepsinin zayıflama başlamış. Eskiden giydikleri kıyafetlerin iki beden küçüğünü gönderiyoruz ona rağmen büyük geliyor” ifadelerinde bulundu. Anne Savcı, kamuoyuna duyarlılık çağrısında bulunarak, cezaevlerine ses olunmasını istedi.

Kaynak: MA

#Tutuklular #yetersiz #beslenmeden #kaynaklı #kilo #kaybediyorlar

Askerlerin ifadeleri Şiban ve Turgut’ın helikopterden atıldığını doğruladı

Askerlerin ifadeleri Servet Turgut ve Osman Şiban’ın helikopterden atıldığını kanıtlıyor. Askerler ifadelerinde Şiban ve Turgut’un helikopterden düştüğünü iddia etti

Wan’ın Şax (Çatak) ilçesinde operasyona çıkan askerler tarafından gözaltına alındıktan sonra helikopterden atıldıkları belirtilen köylülerden Servet Turgut’un ölümü, Osman Şiban’ın da ağır yaralanmasına neden olan olayın üzerinden 2,5 yıl geçtikten sonra askerlerin o güne ilişkin ifadeleri ortaya çıktı.

MA’dan Adnan Bilen’in haberine olaya ilişkin heyet kurulduğu ve üst düzey askeri bir yetkili tarafından o gün operasyona çıkan 40 askerin ifadelerine başvurulduğu ortaya çıktı. 16 Eylül 2021 tarihinde alınan ifadeler üç bölümden oluşuyor.

Belgelerde, operasyonda yer alan, helikopter pistinde bulunan ve Şiban ile Turgut’la birlikte helikoptere binen askerlerin ifadeleri yer alıyor. İfadelerin neredeyse tümünde Şiban ve Turgut’un helikoptere sağlam bindirildikleri, helikopter piste inmeden orada bulunan askerlerin ifadelerine göre; yüzlerce askerin ortasına atıldıkları, o anda bir kargaşanın olduğu, askerler dağıldıktan sonra Turgut ile Şiban’ın pistte ağır yaralı bir şekilde yattıkları, yani ağır işkenceye uğradıkları anlatımlarla ortaya çıktı.

Operasyonu yöneten asker Turgut kayalığa düştü dedi

Operasyonu yöneten üst düzey bir askerin verdiği ifadede, çıkan çatışma sonrası bir kişinin kayalık bölgede kıyafetlerini değiştirerek şüpheli hareketlerde bulunduğunu savunarak, “Servet Turgut adlı şahıs temas sonrası kaçmaya çalıştı. Kaçarken Masîro Deresi’nde yer alan büyük kaya bloklarından düştüğü gözlemlendi. Kendisinin yanına gittiğimizde yaralandığı tespit edildi. Yaralıyı timin bir unsuru ile birlikte helikopterin inme-binme bölgesine gönderdik. Çatışma bölgesinde daha önceden işbirlikçi (milis) olarak bilinen hatta bir gün öncesinde evinde teröristlere görüşme yaptığı duyumu alınan Osman Şiban adlı işbirlikçinin gözaltına alınması için bir ekip gönderdim. Onunla beraber çatışma bölgesinden kaçarken, diğer şüpheli Servet Turgut ve bir örgüt üyesinin cesedi helikopter faaliyeti ile bölgeden tahliye edildi” iddiasında bulunarak, Turgut’un yaralı olduğunu iddia etti.

Helikoptere sağlam bindiriliyorlar

Yine ondan fazla askerin verdiği ifadelerden birinde Şiban ve Turgut’un helikoptere sağlam bindirildiği ancak içlerinden birinin yaraları olduğu söyleniyor.

İfadede ilgili bölüm ise şöyle: “Bölgede gözetleme yaparken aşağıda bulunan dere yatağında yaklaşık 500 metre ilerde bir şahıs gördük. Bir unsurumuz şahsı yakalamak için şahsın arkasından gitti. Biz şüpheli şahsı yakaladık. Şahsa herhangi bir darp, vurma, dövme, hakaret vb. bir girişimimiz kesinlikle olmadı. Uzaktan gördüğüm kadarı ile ikinci alınmış olan şahsın vücudunda herhangi bir yaralanma vb. bir durum olmadığını gördüm ama ilk alınan şahsın kollarında ve yüzünde yara izleri olduğunu gördüm”

Helikopterden düştüler

Helikopterin indiği Van İl Jandarma Komutanlığı pistinde o gün görevli olan ve yine o gün Turgut ve Şiban’ı helikopterle götüren askerlerin ortak ifadelerinde olayın iç yüzü de ortaya çıkıyor. “Helikopter yaklaştığı sırada iki şüpheli şahıs yere düştü” açıklaması ise Turgut ve Şiban’ın helikopter piste inmeden atıldıklarını anlatıyor.

İfadelerde şu dikkat çekici cümleler kullanılıyor: “Gözaltına aldığımız iki şahsı ve personellerle helikoptere bindik. Her iki şüpheli şahıs da yürüyerek kollarında iki personel olduğu halde helikoptere bindi. Helikopter içerisinde şahıslara karşı bir darp olmadı. Helikopterle İl Jandarma Komutanlığı’nın pistine indik. Helikopter yere indi. Biz çanta, silah ve diğer malzemelerimizi hazırlarken pistte bulunan ve bize yardım edecek personeller bizim yanımıza doğru yaklaşmaya başladı. Hava karanlıktı ve kimlerin geldiğini görmedik. Bu esnada helikopterden ilk olarak örgüt üyesinin cesedi indirildi. O esnada her iki şahıs da ‘yere’ düştü. Bu esnada Osman Şiban yaralandı. Bize yardıma gelen personel tarafından ezilme tehlikesi geçirildiler. Daha sonra iki şüpheli şahıs ambulansla hastaneye götürüldü.”

Bir başka askerin ifadesinde ise kargaşa çıktı iddiası var

O gün pistte bulunan bir asker daha yine Turgut ve Şiban’ın piste getirildikleri sırada bir kargaşanın olduğundan söz ediyor. İfade şöyle: “Olay günü operasyon bölgesinden gelen helikopter içerisindeki JÖH timini, etkisiz hale getirilen örgüt üyesi cesedi ve gözaltı işlemi yapılacak olan 2 şüpheli şahsı karşılamak amacıyla pistte bulunuyorduk. Helikopter piste indikten sonra, kapısının açılmasıyla ceset ve tim personeline ait çantaların tahliyesi esnasında helikopter etrafında bir kargaşa yaşandı. Pistte bulunan personel sayısının fazla olması ve havanın karanlık olması nedeniyle ne olduğunu görmedim. Daha sonra kalabalığın dağılmasıyla yerde yatan iki şahıs hazır bekleyen ambulanslarla hastaneye sevk edildi.”

‘Yerde yaralı iki sivil gördüm’

Aynı alanda bulunan bir başka asker de yine, “Helikopter piste indiği esnasında pervaneden gelen rüzgar sebebiyle o tarafa bakamıyordum. Helikopter durduktan sonra o tarafa kafamı çevirdiğimde orada bir kargaşanın olduğunu gördüm. Hava karanlık olduğundan dolayı kimlerin orada bulunduğunu görmedim. Kalabalık dağıldığında yerde iki sivil yaralı şahsı gördüm. Devamında bu iki yaralı şahıs hastaneye götürüldü” ifadelerini kullanıyor.

Ne olmuştu?

11 Eylül 2020 günü operasyona çıkan askerler, 7 çocuk babası Servet Turgut (55) ve 8 çocuk babası Osman Şiban’ı (50) gözaltına aldı. Helikoptere bindirilen iki yurttaşın, iki gün sonra Van Bölge ve Eğitim Araştırma Hastanesi yoğun bakımında olduklarını öğrenildi. Daha sonra Servet Turgut hayatını kaybetti.

Mezoptamya Ajansı’nın yaptığı haberlere göre Şiban ve Turgut helikopterden atılmış ve darp edildikleri ortaya çıkmıştı.

Haberler nedeniyle MA Muhabirleri Adnan Bilen ile Cemil Uğur, Jinnews muhabiri Şehriban Abi ile gazeteci Nazan Sala’nın evleri 6 Ekim tarihinde basıldı. Gözaltına alınan gazeteciler 9 Ekim’de çıkarıldıkları Sulh Ceza Hakimliği tarafından “Devlet aleyhine toplumsal haber yapmak” iddiasıyla tutuklanarak cezaevine gönderildi. 6 ay cezaevinde tutulan gazeteciler, 2 Nisan’da çıkarıldıkları mahkemece serbest bırakıldı. Yaşanan olaydan bir yıl sonra ise yargılandıkları davadan beraat etti.

Mahkeme süreci

Yaşamını yitiren Servet Turgut ile birlikte helikopterden atılan Osman Şiban, 9 ay sonra ifade verdi. Hakkında “örgüt üyeliği” iddiasıyla açılan soruşturma kapsamında Van Cumhuriyet Başsavcılığı’na ifade veren Şiban, olay günü yaşadıklarını anlattı. Daha sonra ise, Van Cumhuriyet Başsavcılığı Osman Şiban hakkında, “örgüt üyeliği” iddiasıyla iddianame hazırladı. Van 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi, Şiban’ın ikametgahı nedeniyle “yetkisizlik” kararı vererek, dosyayı Mersin’e gönderdi.

WAN

#Askerlerin #ifadeleri #Şiban #Turgutın #helikopterden #atıldığını #doğruladı

Wan’da barajlar kuruyor: Tüm Serhat etkilenecek

Uzmanlar Wan’daki barajların doluluk oranının kritik seviyelere indiğini söyleyerek kentteki kuraklığın tüm Serhat bölgesini etkileyebileceği konusunda uyardı

Devlet Su İşleri (DSİ) verilerine göre, Wan’da bulunan Sarımehmet Barajının doluluk oranı yüzde 12.7, Zernek Barajının doluluk oranı ise yüzde 29.1. Serhat bölgesinde başta Wan olmak üzere tüm kentlerde bu yıl yağış oranları normalin altında seyrederken, Meteoroloji Genel Müdürlüğü’nün 2022 yılı Yağış Değerlendirme Raporuna göre, Wan Gölü en az yağış alan bölge oldu.

Raporda, “En az yağış 335 mm ile Van Gölü, en fazla yağış 1122 mm ile Doğu Karadeniz Havzası’nda gerçekleşmiştir. Normaline göre en fazla azalma ise yüzde 33 ile Kuzey Ege Havzası’nda meydana gelmiş ve havza yıllık yağışları son 14 yılın en düşük seviyesine inmiştir. Wan’ın yağışlı olduğu gün sayısı ise 96” ifadelerine yer verildi.

MA’dan Berivan Kutlu’nun haberine göre kuraklığın boyutları tüm bölgeyi etkileyecek. Ziraat Yüksek Mühendisi Mehmet Şerif Kayalık, yetkilileri uyardı

Wan gölü kuruyor

Serhat bölgesinde yağışların ciddi oranda düşmesinden etkilenen Wan Gölü’nün bir kısmında su çekilmesi kilometreleri buluyor. Göldeki çekilmenin sonuncunda yer yer martı ve balık ölümleri de yaşandı. Suyun çekilmesiyle Edremit, Erciş ve Muradiye ilçelerindeki kıyılarda eski iskele, kale ve tarihi kalıntılar ile mikrobiyalitler ortaya çıktı. Yine göl suyuyla beslenen birçok dere ve küçük göl de ya kurudu ya da kuruma tehlikesi altında. Yağışların azalması, iklim odaklı projelerin geliştirilmemesi kentteki tarımı ve hayvancılığı da olumsuz etkiyor.

Zernek Barajı’nda su oranı yüzde 10

Zernek Barajı’nın tarım arazilerine sulama olanağı sunduğunu hatırlatan Kayalık, “Zernek Barajı içerisinde kafes balıkçılığı da yapılıyor. Gelinen noktada birçok unsurun etkisiyle barajdaki aktif olarak kullanabilecek su oranı yüzde 10 civarında. Bu da çok ciddi tehlike, barajımızın artık alarm verdiğini gösteriyor. Bununla birlikte içme suyu kaynaklarına, tarımsal alanlara bu suyun verilmemesi demek. Bu nedenle tarım arazilerine su verilmemesi demek, hayatın durması demek. İçme su kaynaklarının beslenememesi demektir” diye konuştu.

‘Balıkçılık sektörü zorlanacak

Kentteki tüm kuraklığın birbiriyle ilişkili olduğunu söyleyen Kayalık, “Wan’daki Sarımehmet Barajı da kritik seviyede. Son DSİ verilerine göre doluluk oranı çok yetersiz umut ediyoruz ki yağışlar olur” dedi. Zernek Barajında çok sayıda yurttaşın kafes balıkçılığı yaptığını hatırlatan Kayalık, “Barajdaki su seviyesinin düşmesi balıkçılık sektörünü de etkileyecek. Sudaki oksijen seviyesinin düşmesi hem balık ölümlerine hem de balıkların gelişimini etkiliyor. Balıkçılık sektörünü de zor günler bekliyor. Wan Gölü’nde de su çekilmelerinin olduğunu biliyoruz. Su seviyesi düşüyor. Bu gölde yaşayan inci kefali için önemli. Derelerdeki suların azalmasıyla birlikte İnci kefalin üreme göçünü etkileyecek” diye konuştu.

Tedbir alınmalı

DSİ verilerini hatırlatan Kayalık, “Korumaya yönelik tedbirler alınmalı. Bu tedbirlerin doğayla uyumlu ekolojik olması gerekiyor. Doğal çevreler oluşturulmalı, ormanlaştırılma artırılmalı ” ifadelerini kullandı.

WAN

#Wanda #barajlar #kuruyor #Tüm #Serhat #etkilenecek

Petrol davasında Türkiye’ye 1,4 milyar dolar ceza

Irak’ın kazandığı Uluslararası Tahkim davasında Türkiye’nin 1,4 milyar dolar tazminat ödemesine kararı verildi

Irak hükümeti, Türkiye’nin Kürdistan Bölgesel Yönetimi’yle (KBY) yaptığı petrol sevkiyat anlaşmasına karşı açtığı Uluslararası Tahkim davasını kazandı. Bağdat’ın 30 milyar dolar tazminat talebiyle açtığı davada mahkeme Irak’ı haklı buldu ve Türkiye’nin Irak hükümetine 1,4 milyar dolar ödemesine karar verdi.

Ankara ve Erbil  arasında 2014’te imzalanan Kerkük-Ceyhan boru hattından petrol sevkiyatı anlaşmasını Bağdat hükümeti, KBY’nin anlaşma yapmaya yetkisiz olduğu ve petrol sevkiyatı yapamayacağı gerekçesiyle uluslararası yargıya götürmüştü.

Mahkeme kararı 2014-18 arası dönemi kapsayan sevkiyatı kapsıyor, 2018-23 arası dönemle ilgili dava görülmeye devam edecek.  Karar üzerine Türkiye’nin istemiyle KYB’den petrol boru hatları üzerinden yapılan sevkiyat da durduruldu.

HABER MERKEZİ

#Petrol #davasında #Türkiyeye #milyar #dolar #ceza

Cumhurbaşkanı ‘Geçici Aday Listesi’ Resmi Gazete’de

14 Mayıs’ta yapılacak seçimlerde  Cumhurbaşkanlığı için “Geçici Aday Listesi” Resmi Gazete’de yayımlandı

Cumhurbaşkanlığı seçimleri için “Geçici Aday Listesi” Resmi Gazete’de yayımlandı. Buna göre 14 Mayıs’ta yapılacak seçim öncesi yayımlanan listede Millet İttifakı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Muharrem İnce, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve Sinan Oğan yer aldı.

HABER MEKEZİ

#Cumhurbaşkanı #Geçici #Aday #Listesi #Resmi #Gazetede

Y.D’ye işkence yapan amir ve bir polis tutuklandı

Licê’de 14 yaşındaki Y.D.’ye işkence edenler arasında olan emniyet amiri Aykut Oral ve bir polis itiraz üzerine tutuklandı

Amed’in Licê ilçesinde 21 Mart’ta 14 yaşındaki Y. D.’yi zırhlı araca bindirerek işkence yapıp, Kürtlere küfür etmesini isteyen, İstiklal Marşı, Mehmetçik Marşı ve Gençlik Hitabenin ezberlememesi halinde öldürülmekle tehdit ettikten sonra elleri ayaklarını bağlayarak bir dere bataklığında ölüme terk eden polislerden 2’si daha tutuklandı. Serbest bırakılan Emniyet Amiri Aykut Oral ve polis Hayrettin Çakmak, Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı’nın itirazı üzerine tutuklandı.

Daha önce tutuklanan polisler İsmail Akkuş, Emre Özcan ve Gökhan Bay’la birlikte tutuklu polis sayısı 5’e çıktı.

Kaynak:MA

#Y.Dye #işkence #yapan #amir #bir #polis #tutuklandı

Hizb-i Kontra Hizb-i AKP’ye dönüştü

AKP iktidarında cezaevlerinde bulunan Hizb-i Kontra elemanları tek tek serbest bırakıldı. Bunlar sivilleşme adı altında önce dernek sonra da partileşti. Bunlar her önemli dönemeçte AKP’yi destekleyerek Hizb-i AKP oldukları gösterdiler

Hüseyin Kalkan

Hür Dava Partisi (HÜDA PAR) seçimlerde R. Tayyip Erdoğan’ı destekleyeceğini açıkladı. Böylece bu partinin iki milletvekili karşılığında Cumhur İttifakı’na dahil olduğu öğrenildi. HÜDA PAR’in bu seçimi bir tesadüf değil. Bazı Kürdi söylemler de kullanılan bu hareket doksanlı yıllarda devletin Kürt hareketine karşı kullandığı önemli bir araçtı. 90’lar artık Kürt hareketinin kitleselleştiği ve serhildanlar çağının başladığı bir dönemdi. Devlet bütün resmi kuvvetlerini hareket geçirdiği halde bu güçlenmenin ve eylemselliğin önüne geçemedi. Yarı resmi ve paramiliter örgütler oluşturuldu. Koruculuk bunlardan biri idi. Ve resmiydi. Önemli bir örgütlenme ise JİTEM’di. JİTEM askeri kadroların yanında itirafçıları kadrosuna dahil etti. Hizb-i Kontra ise Amed’de Vadet Kitabevi etrafından örgütlenen bir İslamcı grubunun müdahale ile bölünmesiyle oluşturuldu. Birçok Kürt aydını, gazetecisi, kanaat önderi ve siyasetçi o zaman Hizb-i Kontra olarak adlandırılan bu grubun saldırısı sonucu yaşamını yitirdi. Daha çok arkadan yaklaşarak ateş eden bu tetikçilerin daha o zaman devlet tarafından eğitildiği ortaya çıkarıldı.

Kitap evinden çeteye

Bu grubun ilk kadroları 1979’da Amed’deki Vahdet Kitabevi’nden örgütlendi. Bu kitabevindeki toplantılar Fidan Güngör ve Hüseyin Velioğlu tarafından düzenlenmekteydi. 1981 yılında Fidan Güngör, Menzil Kitapçısı’nı kurarken, 1982 yılında Hüseyin Velioğlu ise İlim Kitapçısı’nı kurdu. 1987’de Hüseyin Velioğlu, İlim Kitapçısı’nı Batman’a taşıdığında, devlete karşı tutum konusunda farklı fikirler sonucu örgüt, iki kola ayrıldı. İlim kolu Hüseyin Velioğlu’nun liderliğindeydi. Anlaşmazlıklar, iki grup arasında geçen kanlı çatışmalarla sonuçlandı. Hüseyin Velioğlu liderliğinde İlim Grubu, Kürt hareketine karşı devletle işbirliğini savunurken, Fidan Güngör liderliğinde Menzil Grubu ise devletle işbirliğini reddediyordu. Kısa sürede tasfiye edilen Menzil’in lideri Fidan Güngör 11 Eylül 1994’te Hizb-i Kontra elemanları tarafından kaçırıldı ve bir daha kendisinden haber alınamadı. Güçlenen Hizb-i Kontra kendi kurallarına uymayan kişilere yönelik satırlı, asitli ve silahlı saldırılara başladı. 90’lı yılların ortalarına kadar 700 Kürt insanı Hizb-i Kontra’nın saldırıları sonucu yaşamını yitirdi.

Yeni Ülke ve Hizbul-Kontra

Şırnaklı Kürt gazeteci Halit Güngen, 16 Şubat 1992’de, ‘2000’e Doğru’ dergisinin kapağında  “Hizbullah, Çevik Kuvvet merkezinde eğitiliyor” başlığı ile devlet-Hizbullah ilişkisini deşifre ediyordu. Haber yayınlandıktan sonra Güngen bir faili meçhul cinayete kurban gitti. Daha sonra devlet bombardımanında yaşamını yitiren gazeteci Mehmet Şenol, Hizb-i Kontra’nın Hüseyin Velioğlu tarafından yönetildiğini ortaya çıkaran bir haber yaptı. Halit Güngen’den sonra Yeni Ülke muhabiri Cengiz Altun, Batman’da saldırıya uğradı. 24 Şubat 1992 günü Yeni Ülke bürosuna giderken saldırıya uğrayan Altun olay yerinde yaşamını yitirdi. Altun, o dönemde özellikle kırsal bölgelerde halk önderlerine yönelik cinayetleri ortaya çıkarmış ve bunların iç ve dış kamuoyunda duyulmasını sağlayan haberlere imza atmıştı. Altun’u öldüren tetikçi İsmail Emsen silahıyla birlikte yakalandı. Altun’un bu tabancayla öldürüldüğü belirlendi. Katil, “ruhsatsız silah bulundurmak”tan tutuklandı. Kısa süre sonra da serbest bırakıldı. Türkiye’deki yargı yollarının tüketilmesinden sonra AİHM’e götürülen davada mahkeme Türk Devleti’ni kusurlu buldu. Cengiz Altun’un katledilmesi ile ilgili Yeni Ülke’nin haber başlığı “Cengiz’i Hizb-i Kontra katletti’ idi. Hizb-i Kontra nitelemesi o güne kadar bir İslamcı grup olarak lanse edilmeye çalışılan grubun devlet tarafından Kürt hareketine karşı kullanılan bir çete olduğunu vurguluyordu. Devletle ilişki daha sonra devlet belgelerine girdi ve raporlaştırıldı.

Cengiz Altun vurulduğunda Hafız Akdemir ‘Gülüşün Özgürlüğümüzdür’ başlıklı bir yazı yazdı. Hafız, bu gibi saldırıların özgür basını yıldıramayacağın belirtiyor ve kitlesel cenaze törenini anlatıyordu. Ceniz’den sonra Hafız hedef alındı, 8 Haziran 1992’de Amed’de katledildi. Yine Yeni Ülke ve Özgür Gündem muhabiri Burhan Karadeniz saldırı sonucu ağır yaralandı. Hizb-i Kontra saldırısında yaşamını yitiren bir gazeteci de Gerçek Dergisinin Diyarbakır Temsilcisi Namık Tarancı oldu. Tarancı, 20 Kasım 1992’de işyerine giderken Hizb-i Kontra’nın saldırısı sonucu yaşamını yitirdi.

Devlet ve Hizb-i Kontra

JİTEM kurucusu Albay Arif Doğan, 17 Ocak 2011’de Ergenekon davaları kapsamında mahkemede ifade verirken; Hizbullah’ın cami manipülasyonlarına karşı fikirsel olarak savaşması için, Hizb-i Kontra isimli bir oluşum kurduğunu söyledi. Aynı isim bir televizyon programında Mehmet Ali Biran’a Hizb-i Kontra’nın kendisi tarafından kurulduğunu söyledi. İtirafçı Murat Demir 11 Şubat 1997’de Radikal gazetesine çıkan söyleşisinde, Hizb-i Kontra-JİTEM ilişkisine dair şunları anlatıyordu: “İlk başlarda Hizbullah diye bir örgüt yoktu. Hizbullah adını 1992 yılı sonuna kadar biz kullanıyorduk. Ardından iki örgüt arasında çatışma başladı. İki örgüt arasında provokasyon yaratmıştık. Fikir, Yeşil kod adlı (ve JİTEM) elemanı Mahmut Yıldırım’dan çıkmıştı. Hizbullah adıyla çok sayıda eylem yaptık.” Eski Bakan Fikri Sağlar, Siyah-Beyaz gazetesiyle yaptığı bir röportajda, ordunun Hizbullah’ı sadece kullanmakla kalmadığını, aynı zamanda bu örgütü kurup sponsorluğunu da yaptığını söylemiştir. Bu kararın 1985 yılında alındığından da söz eder. Yine Meclis Faili Meçhul Cinayetleri araştırma Komisyonu raporunda bu örgütlenmenin asker ve polis tarafından desteklendiğine ve eğitildiğine yer verilmiştir.

Susurluk ve Hizb-i Kontra

Bütün saldırılara rağmen hem JİTEM cinayetleri hem Hizb-i Kontra deşifre olmaktan kurtulamadı. Bunun sonucu olarak çeşitli kanatlar birbiri ile rekabet etmeye başladı. Tam bu dönemde Susurluk kazası meydana geldi. Bu kazanını oluşumu ve ortaya çıkan birleşim çözülmeyi hızlandırdı. Hizb-i Kontra’nın ipini elinde tutanlar hem zayıfladı hem birbirleri ile mücadele etmeye başladılar. Artık bu çete bir yük olmaya başlamıştı. Tam bu dönemde kendi hesabına cinayetler işlemeye başladı. 1998’de İslamcı feminist yazar Konca Kuriş ve 29 Aralık 1999’da Zehra Vakfı Başkanı İzzettin Yıldırım’ı öldürerek yeniden sahneye çıktı. Örgüt, 2000 yılında devlet içi çekişmeler sonucu polis operasyonlarının hedefi oldu. 17 Ocak 2000’de İstanbul’da düzenlenen operasyonda lideri Hüseyin Velioğlu öldürüldü, örgütün arşivi polisin eline geçti. Operasyonlarda örgütün lider kadrosu tutuklandı, bazı üyeleri polisle girdiği çatışmalarda öldürüldü. Türkiye, domuz bağı cinayetleri ve mezar evlerle bu dönemde tanıştı. Diyarbakır Emniyet Müdürü Gaffar Okkan, 24 Ocak 2001’de uğradığı suikast sonucunda 5 koruması ile birlikte hayatını kaybetti. Bu suikasttan sonra, Hizb-i Kontra’ya karşı operasyonlar başladı. Hüseyin Velioğlu İstanbul’da bir hücre evinde öldürüldü.

2000 yılından itibaren yakalanan Hizb-i Kontra yöneticileri, 2009 yılında ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. 2011’de tutukluluk sürelerinin 10 yıldan fazla olmayacağına dair yasal değişiklik, yönetim kadrosuna cezaevinden çıkma yolunu açtı. 4 Ocak 2011 günü üst düzey yöneticiler Edip Gümüş, Cemal Tutar ve Hacı İnan’ın da aralarında bulunduğu 34 mahkûm, cezaları kesinleşmediği için serbest bırakıldı. Edip Gümüş, İran’a kaçarak, örgütün liderliğini üstlendi. Anayasa Mahkemesi 2018 yılındaki bir kararında, Devlet Güvenlik Mahkemelerinde askeri hâkim bulunmasını yeniden yargılanma nedeni saymış, Hizb-i Kontra tutukluları da bu kararı emsal gösterip, yargılamalarının yenilenmesi talebinde bulunmuştu. AYM kararından sonra Türkiye’nin değişik mahkemeleri, Hizb-i Kontra’nın ağır suçlardan hükümlü üyelerini serbest bıraktı. Her ne kadar Hizb-i Kontra üyelerinin bırakılması bir yargı kararı gibi gözükse de bunun arkasında AKP iktidarının olduğu sır değil.

Dernekten partiye

Bundan sonraki dönemde bu hareketin imaj değiştirmeye çalıştığı dönem oldu. Zaten 2004 yılında Mustazaflarla Dayanışma Derneği’ni (Mustazaf-Der) kurarak sivil bir görünüm edinmeye çalıştı. Dernek, Kurdistan’da düzenlediği “kutlu doğum” etkinlikleri ile kendine bir kitle tabanı yaratmaya çalıştı. Ancak Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığı, 2008 yılında dernek hakkında “Hizbullah’ın devamı olduğu” gerekçesiyle kapatma davası açtı. Dernek, 2010 yılında mahkeme tarafından kanuna aykırı faaliyetler yürüttüğü gerekçesiyle feshedildi. Hizbullah, Mustazaf-Der’in kapatılmasının ardından HÜDA PAR’ı kuruldu. Kobanê protestoları sırasında MHP’lilerle birlikte devlet güçleri yanında yer alan HÜDA PAR’lılar Türkiye çapında 46 kişinin yaşamını yitirmesine yol açtı. Olayların bu gelişimine bakılırsa bu örgütün bu kritik aşamada AKP’nin yanında yer alması şaşırtıcı değil. Hizbullah olarak ortaya çıkan bu grup, Erdoğan’ın taşeronuna dönüştü.

Sincar cinayeti Hizbi-Kontra belgelerinde

Demokrasi Partisi (DEP) Mardin Milletvekili Mehmet Sincar, 4 Eylül 1993’te 6 milletvekili ile beraber faili meçhul cinayetleri araştırmak üzere Batman’a gitmiş, sık sık faili meçhul cinayetlerin işlendiği ve kaos ortamının hakim olduğu kentte inceleme yapan milletvekillerine sokak ortasında silahlı saldırı düzenlenmişti. Mehmet Sincar ile DEP yöneticisi Metin Özdemir bu saldırıda hayatını kaybetti. Mehmet Sincar cinayeti devlet-JİTEM ve Hizb-i Kontra’nın nasıl bir ilişki yumağı içinde bulunduğunu gösteren bir cinayettir. İlk önce cinayeti faşist Türk İntikam Tugayı üstlendi. 1996 yılında hazırlanan Susurluk Raporu’na göre, Sincar’in katillerinin “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım ve üç itirafçı olduğu belirlendi. Ancak raporda isimleri geçen kişilerle ilgili herhangi bir adım atılmadı. Dosya yeniden adliyenin tozlu raflarına kaldırıldı. Susurluk kazasından bir yıl sonra, yani 18 Kasım 1997’de Amed’de yapılan operasyonlarda Hizb-i Kontra’nın arşivi ele geçirildi ve lideri Hüseyin Velioğlu’nun İstanbul’da saklandığı yer tespit edildi. 17 Ocak 2000’de düzenlenen operasyonda Velioğlu öldürüldü ve binlerce sayfa evrak ele geçirildi. O evraklar Sincar cinayetini Hizb-i Kontra’nın işlediğine işaret ediyordu. Hizb-i Kontra belgelerinde ismi tespit edilen Hüseyin kod adlı Cihan Yıldız 2008’de Avusturya’da yakalanıp Türkiye’ye iade edildi. Yıldız iade edilince 15 yıldan sonra Sincar dosyası davaya dönüşebildi. Diyarbakır 6’ncı Ağır Ceza Mahkemesi 2013’te Yıldız’ı ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasına çarptırdı, Yargıtay da bu kararı 2014 yılında onadı. Bu süreçte AİHM’in bir Hizbullah hükümlüsü hakkında ihlal kararı vermesi üzerine Türkiye dostane çözüm yoluna gitti ve yeniden yargılama yolu açıldı. Serbest bırakılanlar arasında ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası alan ve 11 yıldır cezaevinde bulunan Cihan Yıldız da vardı. Altı cinayet ve iki yaralama suçundan 11 yıl cezaevinde kalan ve 2018’de serbest bırakılan Yıldız’ın davası ise 2019’da yeniden görülmeye başlandı. Yıldız, Diyarbakır 6. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen celselere sadece SEGBİS ile bağlanarak katılıyor. Üç yıldır devam eden yargılama sırasında Sincar Ailesi ve avukatlarının sanığın tutuklanması, “Yeşil” ve ekibi ile Mehmet Ağar hakkındaki suç duyurusu gibi birçok talebi ise reddedildi. Dava 2023 yılında sonuçlanmasa zamanaşımına uğrama riski bulunuyor. Mahkeme 4 Eylül 2023’e kadar karar vermezse zamanaşımı süresi dolacak.

#Hizbi #Kontra #Hizbi #AKPye #dönüştü

ABD’de ilkokula saldırı: 3’ü çocuk 6 kişi öldürüldü

ABD’nin Tennessee eyaletinde bir ilkokula düzenlenen silahlı saldırıda 3’ü çocuk 6 kişi hayatını kaybetti

Nashville şehrinde bulunan The Covenant adlı özel Hristiyan okulunda silahlı saldırı gerçekleşti.

Anaokulu ile 6. sınıf arasında yaklaşık 200 öğrencinin bulunduğu okula sabah saatlerinde giren saldırgan 3’ü çocuk 3’ü okul görevlisi 6 kişiyi öldürdü.

Polis yaptığı açıklamada, üzerinde 2 uzun namlulu silah ve bir tabanca bulunan saldırganın olay yerinde öldürüldüğünü bildirdi.

DIŞ HABERLER

#ABDde #ilkokula #saldırı #3ü #çocuk #kişi #öldürüldü

Macaristan Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğini onayladı

Macaristan Parlamentosu, Finlandiya’nın NATO’ya üyeliğini onayladı

Macaristan Parlamentosu’nda yapılan oylamada Finlandiya’nın NATO’ya katılımı 6’ya karşı 182 oyla kabul edildi.Finlandiya’nın NATO’ya katılması için Macaristan ve Türkiye’nin onayı gerekiyordu.

Finlandiya’nın NATO üyeliği Türkiye’de Meclis Dışişleri Komisyonu’nda kabul edildi ancak düzenleme henüz Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmedi.

DIŞ HABERLER

#Macaristan #Finlandiyanın #NATOya #üyeliğini #onayladı

KCK eylemsizlik kararını uzattı

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, deprem nedeniyle aldıkları eylemsizlik kararını seçime kadar sürdürme kararı aldıklarını açıkladı

Medya Haber TV’ye konuşan KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Besê Hozat, deprem nedeniyle ilan edilen ‘eylemsizlik kararını’ seçimlere kadar sürdürme kararı aldıklarını söyledi. Hozat açıklamasında “Askeri eylemleri seçim sonuçlanana kadar durdurma kararı aldık” ifadelerini kullandı.

KCK Yürütme Konseyi Eşbaşkanı Cemil Bayık, 0 Şubat’ta yaptığı bir basın açıklamasıyla deprem nedeniyle ‘askeri eylemleri’ durdurma çağrısı yapmıştı. Ancak ‘eylemsizlik’ kararına rağmen Türkiye Federe Kürdistan Bölgesi’ne yönelik birçok kez saldırı düzenledi.

KCK’den ‘askeri eylemleri durdurun’ ve ‘seferberlik’ çağrısı

HABER MERKEZİ

#KCK #eylemsizlik #kararını #uzattı