Ana Sayfa Blog Sayfa 761

6 Şubat depreminden bu yana Zeliha ve 9 yaşındaki oğlu kayıp

Depremin ilk gününden beridir 45 yaşındaki Zeliha ile 9 yaşındaki oğlu Muhammed Enes Demir’den hiçbir haber alınamıyor

Mereş merkezli 6 Şubat’ta gerçekleşen depremlerde resmi rakamlara göre, 50 bini aşkın can kaybı yaşandı. AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’nın ‘helallik’ istediği Semsûr (Adıyaman) depremin en ağır yaşandığı kentlerin başında geliyor. Semsûr halkı kendi imkanlarıyla binlerce depremzedeyi toplu mezarlara kıyafetsiz ve kefensiz defnetmek zorunda kaldı. Birçok köyde de yeni mezarlıklar kuruldu. İktidar ve yetkililerden hiçbir beklentilerinin olmadığını vurgulayan Semsûr halkı, gönüllülerin dayanışması ile yaşam mücadelesi veriyor.

Deprem kayıplarından haber alınamıyor

Depremler nedeniyle çok sayıda çocuk da hayatını kaybetti. Sayısız kayıp ya da yaşamını yitiren çocuğun resmi kayıtlara geçirilmediği bildirilirken, birçok aile de depremin ilk gününden bu yana kayıp ya da kaçırıldığını düşündükleri çocuklarını aramayı sürdürüyor. Depremlerden bu yana kaybolan birçok çocuk ile birlikte ailelerinden de haber alınamıyor. Depremin ilk gününden beridir hiçbir haber alınamayan depremzede çocuklardan biri de 9 yaşındaki Muhammed Enes Demir ile 45 yaşındaki annesi Zeliha Demir.

6 Şubat’tan beridir kayıplar

Semsûr’un Merkez ilçesindeki Eski Saray Mahallesi’nde yaşayan Muhammed ile Zeliha, 6 Şubat günü 6 kişilik ailesi ile evlerindeydi. Yaşanan deprem ile 2 kardeşi yaşamını yitiren, babası ve bir kardeşi ise gönüllü yurttaşların yardımı ile kurtulan Muhammed ile annesi Zeliha’dan o günden beridir hiçbir haber alınamıyor. Zeliha Demir’in kuzeni Mithat Arslan, yaşadıklarına ilişkin JINNEWS’ten Marta Sömek‘e konuştu.

‘enkazı 5 defa kaldırdık bulamadık’

Zeliha Demir ve eşinin depremin ilk günü 4 çocuğu ile Eski Saray Mahallesi’ndeki evlerinde olduklarının bilgisini veren Mithat Arslan, “Deprem esnasında kardeşi, Muhammed’in odada kaldığını ve kaçmaya yöneldiğini söylüyor. Depremde Muhammed’in 2 kardeşi vefat ediyor. Babası ile bir diğer kardeşi kurtuluyor. Muhammed ile dayımın kızı Zeliha’ya ulaşamadık” dedi.

Bu süreçte hiçbir şekilde arama kurtarma ekiplerinin gelmediğini ve İstanbul’dan kendi arkadaşlarını yardıma çağırdıklarını söyleyen Arslan, “4 gün boyunca kendi imkanlarımızla enkazın tamamını 5 kere kaldırdık ama Muhammed ile Zeliha’yı bulamadık. 6 Şubat’tan beridir hiçbir haber alamıyoruz kendilerinden” şeklinde konuştu.

Aramalar sonuçsuz kaldı 

Polise ve savcılığa başvurduklarını ileten Arslan, DNA testi verdiklerini ama sonuçlarda bulunamadığını belirtti. Arslan, daha sonra Amed’e gönderilen DNA’lardan da sonuç alamadıklarını, savcılığa suç duyurusunda bulunduklarını ve DNA’ların kimsesizler mezarlığında eşleştirildiğini ama orada da bulunamadığını ifade etti. Arslan, Savcı’nın kendilerine ‘2 ay sürer’ dediğini belirtti.

Çok fazla sahipsiz çocuğun olduğunu ve akıbetlerinin de bilinmediğini belirten Arslan, “O çocuklar bir an önce bulunmalı. Sivil toplum örgütleri çocukları bu travmadan bir an önce kurtarıp rehabilite etmeli” diye konuştu.

Arslan, Zeliha Demir ile oğlu Muhammed’i gören veya bilgi edinenlerin, 0532 175 49 02 telefon numarasını arayarak kendisi ile iletişim kurmasını talep etti.

HABER MERKEZİ

#Şubat #depreminden #yana #Zeliha #yaşındaki #oğlu #kayıp

28 yıllık tutuklu istihbaratla görüşmeye zorlandı

Antalya S Tipi Kapalı Cezaevi’ndeki 28 yıllık tutuklu İdris Başaran, istihbarat ile görüşmeye zorlandığını belirterek savcılığa suç duyurusunda bulundu.

Antalya S Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutulan 28 yıllık tutuklu İdris Başaran, Jandarma istihbaratının görüşme dayatmasına karşı Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına başvurdu. “Devletin birliğini ve ülke bütünlüğü bozma” iddiasıyla müebbet hapis cezası alıp, 28 yıldır tutuklu bulunan Başaran, cezaevinde epilepsi ve FMF (Akdeniz Anemi Ateşi) hastalıklarına yakalandı.

Hastalıklarına rağmen tedavisi sağlanmayan Başaran, istihbaratla görüşmeye zorlandı. Antalya Cumhuriyet Başsavcılığı’na suç duyurusunda bulunan başaran, dilekçesinde, “15 Mart’ta herhangi bir mahkemem olmamasına rağmen gardiyanlar ‘mahkemen var SEGBİS’e çıkacaksın’ dedi. Ben de SEGBİS’e çıkacağım düşüncesiyle odadan çıktım. Ancak alt girişe götürüldüm. Pencereleri siyah poşetle bantlanmış, camları kapatılmış bir odanın kapısına götürüldüm. Oda kapısı açılınca oda içerisinde 3 sivil giyimli ve bir de cezaevinin tanımadığım 3 resmi giyimli personelinin olduğunu gördüm. Ben içeriye girerken sivil giyinenlerden biri ‘Biz jandarma istihbarattan geldik, seninle konuşmak istiyoruz’ dedi. Ben de, ‘sizi tanımıyorum, sizinle görüşeceğim herhangi bir şey yok. Sizinle görüşme talebim olmamış’ dedim” ifadelerinde bulundu.

‘Başıma geleceklerden cezaevi idaresi sorumludur’

Başaran, dilekçede görüşmeyi kabul etmeyip koğuşuna geri döndüğünü belirterek, “Bir kere bana ‘SEGBİS’in var’ denilerek kandırılıp MİT elemanlarıyla görüşmeye götürülmem hukuksuzdur. Bu bir sindirme politikasıdır. Bu andan itibaren başıma gelebilecek herhangi olumsuzluktan beni hukuksuzca istemim dışında yanıltarak görüşmeye götüren idare ve birlikte hareket edenler sorumludurlar. Ağır sağlık sorunları yaşayan biriyim. Bu yaklaşımla sağlığımla oynanmıştır. Bundan olayı şikayetçiyim. Savcılığa suç duyurusundan bulundum” dedi.

ANTALYA

#yıllık #tutuklu #istihbaratla #görüşmeye #zorlandı

Vakti seherde açıldı perde

Şu günlerde Hasret’in sazı, Kul Himmet’in dizeleri kulağımda çınlıyor. Karayazı’nın karlı, çamurlu sokaklarında, İdîr’in Pasarî’sinde, Amed Newroz Parkı’nda ve benim tam gözlerimin önünde. Seher kapıda ve açılıyor Dehak’ın suratımıza çektiği perde

Fırat Can Arslan

Katliamlar ülkesi Türkiye’nin yakın tarihinde hafızalara ve yüreklere kazınan Madımak Katliamı, 33 aydının, sanatçının çok sevdikleri halkından koparıldığı muazzam bir kötülük örneğiydi. 2 Temmuz 1993…

Bir otelin ve alevlerin içinde “Allahuekber” çığlıkları kulaklarını tırmalayarak katledilirken o güzel insanlar, dışarıda kini ve öfkesiyle yanıp kavrulan kalabalık (o anlara tanıklık eden bir annenin de söylediği gibi “çirkin terlikler, kirli suratlar”), vatanı da milleti de Sakarya’yı da hatta ümmeti kurtarmışçasına alevlerle ısıtıyordu içlerini.

İlk insanların ateş ilhamını güneşin yakıcı sıcaklığı, yıldırımlar, yanardağlar ve orman yangınlarından aldığı ifade ediliyor. Bununla beraber tarih boyunca ateşe dair pek çok de efsane ortaya atıldı. Isınırken, aydınlanırken ya da et pişirirken, insanlar için muazzam ilahi bir güç, kudret. İslam’da ise Allah’ın kudreti. O’nun emriyle kurtuldu Hz. İbrâhim yanmaktan. Cehennemin korkutucu demirbaşı, Kafirler için bir “azap”, Allah’ın ise sopası.

16’ncı yüzyılda yaşadığı tahmin edilen Kul Himmet’in dizeleri, Madımak’ta sakallıların “azabıyla” özgürlük hasreti 22 yaşında sonsuzlaşırken İbrahim’in kaderinden mahrum kalan Hasret Gültekin’in avazında duyuluyor günümüzde: “Vakti seherde açılır perde. Düştüğüm yerde, derman sendedir…”

Vakti henüz seherde dolan Hasret’in sesinden, Himmet’in bu dizesi şu günlerde kulağımda çınlıyor. Belki de günlerdir karşımda harlanarak yanan kor ateşler yüzündendir. Yalnız, bu ateş azaptan beslenmiyor, bu ateş salyaları akarken yüzünde çirkin gülücüklerin yayıldığı sakallıların ellerinden yükselmiyor. Sakallıları Kobanê’de, Heseke’de, Efrîn’de ateşe gönderen kadınların, Cizre bodrumlarına hapsedilenlerin, Çorum’da, Maraş’ta yitirilenlerin, Gül Kitap Evi’nde yırtılanların, Zap’ta ve Metina’da direnenlerin, Türkiye’yi demokratikleştirmeye baş koyanların ve Kürdistan’ın özgürlüğünde can verenlerin anısında, mücadelesinde yükseliyor.

Mart ayının 20’sini 21’ine bağlayan gece, zalim Dehak’a karşı direniş başlıyor gözlerimin önünde. Ve bu gecenin seher vaktinde Hürmüz’ün Ehriman’a karşı iyilik savaşı, milyonlarca Kawa’nın elindeki Gürz-ü Kember’ler, Kér’ler ile kazanılıyor. Sahne önüne kurulan jiletli telleri deviren çocukların isyanı, dolmuşta fistanı kırışmasın diye ayakta bekleyenlerin zerafeti ile buluşuyor, koca bir parkın tam ortasında. Yürek pür yâre haykırıyor: “Bijî serok Apo.”

Kul Himmet’in dizeleri, Hasret’in sazı öyle somutlaşıyor, öyle can buluyor ki bu Newroz Parkı’nda, ya da Karayazı’nın karlı, çamurlu sokaklarında, İdîr’in Pasarî’sinde ve benim tam gözlerimin önünde. Artık vakit geldi. Seher kapıda ve açılıyor Dehak’ın suratımıza çektiği perde. Bir halkın, bir umudun, 5 bin yıllık bir efsanenin ve bir türkünün eşliğinde yıkılıyor zalim Dehak…

Peki ya sonra?

Derman sendedir ey özgürlük!

#Vakti #seherde #açıldı #perde

Sol Parti kendi adıyla seçime girecek: Dayanışmamız sürecek

Sol Parti, Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer almayacaklarını ancak destek ve dayanışmalarını sürdüreceklerini açıkladı

Seçime katılma yeterliliği bulunan partilerin yer alacağı protokolün Yüksek Seçim Kurulu’na (YSK) son teslim tarihi bugün. Sol Parti’nin seçimlerdeki tutumuna dair tartışmalar ise Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer almayacaklarına dönük açıklamanın ardından netleşti. Artı Gerçek’e konuşan Sol Parti Başkanlar Kurulu Üyesi İsmail Hakkı Tombul, seçimlere Sol Parti olarak gireceklerini belirtirken, dayanışma vurgusu yaptı.

Seçimlere Sol Parti olarak girme kararı

Tombul, deprem sonrasında ortaya çıkan siyasal iklim ve sol değerlerin toplumsal bilince çıkmasıyla birlikte sosyalist yapıların bir arada olmasının önemini vurguladı. Emek ve Özgürlük İttifakı ile Sosyalist Güç Birliği’nin seçimde işbirliği yapabilmesi konusunda HDP ile üç kez görüştüklerini söyleyen Tombul, ittifaka, seçime Sol Parti olarak gireceklerini belirttiklerini söyledi. Seçim işbirliğinin önemine dikkat çeken Tombul, “Bu seçim işbirliğinin isminin, her iki bloku temsil eden bir isim olması gerektiğini söyledik” diye belirtti.

Dayanışma mesajı verdi

Tombul, dayanışmanın süreceğini vurgulayarak, şöyle konuştu: “Emek ve Özgürlük İttifakının üyesi değiliz. Bu ittifakın kendi üyelerine yaptığı öneriler bizi bağlamıyor. Bunlar ittifak içi tartışmalardır. Bugün itibariyle seçim işbirliği arayışımıza bir karşılık bulamadık. Ama şunu söylemek gerekir ki biz seçim sürecinde ve seçimden sonra da HDP ve Emek ve Özgürlük İttifakı’yla dayanışma ve işbirliğini sürdürmekte kararlıyız. Seçime kendi kimliğimizle, Sosyalist Güç Birliği olarak giriyoruz.”

Sol Parti’nin, önümüzdeki günlerde Emek ve Özgürlük İttifakı ile yapılan görüşmelerin yanı sıra seçimlerdeki tutumuna dair açıklama yapacağı öğrenildi.

İSTANBUL

#Sol #Parti #kendi #adıyla #seçime #girecek #Dayanışmamız #sürecek

Xwebûn gazetesinin kapatılan Twitter hesabı itiraz üzerine açıldı

Xwebûn gazetesinin kapatılan Twitter hesabı, (@rojnamexwebun) yapılan itiraz üzerine yeniden kullanıma açıldı

Twitter, 22 Şubat’ta Kürtçe haftalık yayın yapan Xwebûn gazetesinin hesabını (@rojnamexwebun) “kuralları ihlal etmek” iddiasıyla erişime kapatmıştı. Yapılan itiraz üzerine hesap yeniden kullanıma açıldı.

Twitter’dan verilen yanıtta, “Yapılan detaylı incelemeden sonra, Twitter Kuralları’nı ihlal etmediği anlaşıldığından hesabınızı yeniden kullanıma açtık. Verdiğimiz rahatsızlıktan dolayı özür dileriz” denildi.

HABER MERKEZİ

#Xwebûn #gazetesinin #kapatılan #Twitter #hesabı #itiraz #üzerine #açıldı

Hesap günü: 14 Mayıs

AKP’nin seçimler için birçok partiyle görüşmesini ‘çaresizliğin göstergesi’ olarak tanımlayan İHD Onursal Başkanı Akın Birdal, ‘Yoksulluktan kurtulmanın yolunun kapısı 14 Mayıs’ta açılacak. 14 Mayıs’ta cesaret ve güven ile sandığa gideceğiz’ dedi

Yadigar Aygün / İstanbul

14 Mayıs’ta yapılacak cumhurbaşkanlığı ve parlamento seçimine 50 gün kaldı. Seçim takvimi işlemeye devam ederken, ittifak tartışmalarının yanı sıra, sandık güvenliğine ilişkin tartışmalar ise devam ediyor. Millet İttifakı’nın adayı Kemal Kılıçdaroğlu, HDP başta olmak üzere ziyaretlerini sürdürürken, HDP’nin de içinde yer aldığı Emek ve Özgürlük İttifakı aday çıkarmayacaklarını duyurdu.

İHD Onursal Başkanı Akın Birdal ve HDP MYK üyesi Cihan Aydın yapılacak olan seçime ilişkin gazetemize konuştu.

Toplumu kutuplaştırdılar

AKP-MHP iktidarı sürecinde hak ihlallerinin arttığına dikkati çeken Birdal, AKP’nin toplumu ötekileştirdiğini belirtti. Türkiye’nin demokrasiden, barıştan uzaklaştığını söyleyen Birdal, “12 Eylül faşist darbesi sonrası oluşturulan bir anayasa ve sistem var. Bu sistem, emeğe, insan onuruna ve yaşam hakkına düşman olan ve karşı politikalar oluşturmak isteyenlere fırsat tanıyor. Bugün ki AKP iktidarı da bunu fırsata dönüştürdü. Demokrasiden, adaletten, barıştan, eşitlikten uzaklaştı. İnsan hakları konusunda başta yaşam hakkı olmak üzere her alanda haklar ihlal ediliyor. Toplumda bir kutuplaşma yaratıldı. Her alanda ayrımcılık yaratıldı. Bütün bu olup bitenler bu yasalar ve anayasal sistemden kaynaklanıyor. Yargının bağımsızlıktan uzaklaşması insana yönelik hak ihlallerini cesaretlendiriyor. İnsan hakları ihlalleri, AKP döneminde daha da arttı. Cumhuriyet tarihinde hak ihlalleri hiç bu kadar ağırlaşmamıştı. İnsan hakları yerlerde sürükleniyor” diye konuştu.

AKP çaresiz

Cumhur İttifakı’nın HÜDA PAR ile ittifakını değerlendiren Birdal, AKP’nin çaresiz kaldığını söyledi. Birdal, “Bölgede HÜDA PAR’ın ne olduğu biliniyor. Özgür basında çalışan gazetecileri katledilmesinden tanır. Bu ittifak, iktidarın çaresizliğinin sonucudur. İktidar, o çukurdan çıkamayacak. Ekonomik yaşamda, siyasal yaşamda öylesine obruklar oluştu ki bu çöküntünün altından ancak toplumsal siyasal muhalefetin birlikteliği ve dayanışması çıkarabilir. Bu bir fırsattır. Deprem felaketinde görülen dayanışma ile seçim sürecine de o ruh ile gidilirse halklarımızın hak ettiği yeni bir yaşam düzlemine girecektir” dedi.

Sonu yakındır

Emek ve Özgürlük İttifakı’nın önemli bir olanak sağladığına işaret eden Birdal, AKP’nin sonunun bu seçimlerde geldiğini belirtti. Yeni bir sürecin başladığını vurgulayan Birdal, “Halkımız çaresiz değil. Cumhurbaşkanı seçiminde HDP yöneticileri eğilimi belirlediler. Bu çok doğru bir tutum. Danışma kurulu olarak toplandık. Seçim bildirgemizi gözden geçirdik. Halkımızın beklentisine ve gereksinimine karşılık verecek bir bildirge açıklayacağız. Yeni bir heyecan yeni bir umut yeni bir güven yaratan bildirgemizle halklarımızla buluşacağız. Korkudan ve yoksulluktan kurtulmanın yolunun kapısı 14 Mayıs’ta açılacak. 14 Mayıs’ta cesaret ve güven ile sandığa gideceğiz. Halkımız o kapıyı açacak. Bu iktidar mutlaka gidecek. Bütün çabamız bunu öne almak. İnsanları korkudan, yoksulluktan, açlıktan kurtaracak bir Türkiye özlemimiz var. Ben varım diyen herkes ile o sonuca ulaşacağız” diye ifade etti.

Rejim değişmeli

Türkiye’de toplumsal baskı ve sansürün artığını belirten HDP MYK üyesi Cihan Aydın ise, bir an önce bu baskıların kaldırılması gerektiğini söyledi. Aydın, “21 yıldır bu ülkeyi otoriter bir şekilde yöneten faşizmi kurumsallaştırmaya çalışan bir iktidar pratiği ile karşı karşıyayız. Türkiye’de neredeyse tüm alanlarda despotik bir yönetim var. Hiçbir muhalefet odağına, ayrı sese tahammül göstermeyen bir rejim var. Bu rejimin mutlak suretle değişmesi gerekiyor. Muhalefetin en etkin parçalarından birisiyiz. Bu sistemi değiştirmek için elimizden geleni yapıyoruz. Seçimden sonraki süreç için planlarımız var. Örneğin, Türkiye’nin şuan da en büyük sorunlarından biri ifade özürlüğü meselesidir. İnsanlar, yaşamın bütün alanlarına ilişkin politikalarını eleştirildiklerinde yargı ile karşı karşıya kalıyorlar. Bu sağlanmadıkça ifade özgürlüğünün önü açılmadan iyileştirmeler yapılmadan Türkiye’nin yeni bir iktidarla yol alma imkanı yok. İfade özgürlüğünün sağlaması gerekiyor. Türkiye’deki yargı demokratikleşmeden uluslararası standartlara gelmeden yol almak çok mümkün değil” diye konuştu.

Varlık yokluk seçimi

14 Mayıs’ta yapılacak olan seçimlerin önemine değinen Aydın, AKP-MHP iktidarına karşı herkesi sorumluluk almaya davet etti. Aydın, “Asıl meselemiz AKP-MHP iktidarının faşizan uygulamalarına karşı mücadele etmek. Halk bunun hesabını sandıkta soracaktır. Bu seçim, Türkiye halkları için demokrasi için bu seçim bir varlık yokluk seçimi. Ya faşizm bir bütün olarak hayatımızda kurumsallaşacak, çok geniş yer kaplayacak ya da nispetinde olsa halkların daha fazla kendisini rahat ifade edebildiği ve nefes alabildiği bir sürece tanıklık edeceğiz. Bu sadece Kürtler için değil bütün Türkiye’de yaşayan, demokrasiden özgürlükten yana tavır belirleyen herkes için varlık ve yokluk seçimidir. Parti olarak da toplumsal olarak da meseleye bu ciddiyet ile hazırlanmak zorundayız. Armutun sapı üzümüm çöpü deme lüksümüz artık yok. Bütün bu rejime itirazı olan herkesi bu konuda sorumluluk almaya çağırıyoruz ve davet ediyoruz” diye konuştu.

Sandık çağrısı

Seçim sürecinde örgütlü ve kolektif çalışmak gerektiğini belirten Aydın, AKP-MHP iktidarına karşı ortak bir tutum alınması gerektiğini söyledi. Aydın, “Bütün seçmeleri, bu rejimden darbe yiyen herkesi ve gençleri seçimde sandığa bekliyoruz. Daha fazla örgütlenmeli, daha fazla mücadele etmeliyiz. Sandık güvenliği konusunda etkin bir şekilde çalışmalıyız. Herkes, sandık kurullarında görev alsınlar ve oylarına sahip çıksınlar. Herhangi bir dezenformasyona maruz kalmamak için birlikte hareket etmek ve kolektif şekilde çalışmak zorundayız” dedi.

#Hesap #günü #Mayıs

Qereyazî’de darp edilen seyyar satıcı ve çocuklarına gözaltı

Qereyazî’de seyyar satıcılık yapan Nuri Bayraktar ve 2 oğlu darp edilerek gözaltına alındı

Erzirom’un (Erzurum) Qereyazî (Karayazı) ilçesinde bulunan Cumhuriyet Caddesi’nde polisler, seyyar satıcılık yapan Nuri Bayraktar ve iki oğlunu darp etti. Edinilen bilgiye göre, caddede sakatat satan Bayraktar’ı tehdit den İlçe Tarım ve Orman Müdürlüğü ile polisler tezgahını kapatmasını istedi.

Oğulları da darp edildi

Bayraktar’ın tezgahını kapatmaması üzerine tartışma çıkarken, polisler bunun üzerine Bayraktar’ı darp etmeye başladı. Polislere karşı çıkan Bayraktar’ın Doğan ve Ömer adlı oğulları da darp edildi.

Bayraktar ailesi gözaltına alındı

Çevrede bulunan yurttaşlar, polislere tepki gösterirken, polisler bunun üzerine havaya ateş açtı. Bayraktar ile 2 oğlunun gözaltına alınarak, İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldükleri öğrenildi.

ERZIROM

#Qereyazîde #darp #edilen #seyyar #satıcı #çocuklarına #gözaltı

Jîna Emînî’nin annesi kızının fotoğrafını paylaştı: Daha iyi bir dünya için

İran’daki halk ayaklanmasının simgesi olan Jîna Emînî’nin annesi Müjgan Eftekhari, dijital medya hesabından paylaşım yaparak, ‘Masum Jîna kadın özgürlüğünün habercisi oldu’ dedi

İran’ın başkenti Tahran’da 16 Eylül 2022 tarihinde İran rejim güçleri tarafından katledilen Jîna Emînî’nin annesi Müjgan Eftekhari, dün dijital medya platformu Instagram hesabından Jîna’nın bir fotoğrafını paylaşarak, ayaklanmaya destek veren halka teşekkür etti.

Müjgan Eftekhari’nin yayınladığı mesajda şu ifadeler yer aldı:

“Yalnızlığı seninle baş başa bıraktık, sıcaklığınla ısındık, böylece insanlar için daha iyi bir dünya için Jîna’nın gizemi ve ölümsüzlüğü övülebilir. Masum Jina kadın özgürlüğünün habercisi, her erkeğin ve kadının süsü oldu.”

Jîna Emînî’nin ‘ahlak polisleri’ tarafından katledilmesinin ardından başlayan halk isyanı rejim güçlerinin idam, tutuklama, işkence gibi tüm baskı ve sulmüne rağmen devam ediyor.

Halk isyanında bugüne kadar binlerce kişi tutuklandı, onlaarcası ise rejim güçleri tarafından doğrudan hedef alınarak katledildi.

Kaynak: NuJinha

#Jîna #Emînînin #annesi #kızının #fotoğrafını #paylaştı #Daha #iyi #bir #dünya #için

Newroz’da katledilenlerin aileleri: Hesabı sorulmalı

Newroz ateşi yaktıkları için 20 Mart’ta Efrîn’in Cindirês ilçesinde katledilen aynı aileden 4 kişinin yakınları, uluslararsı güçlere ve DSG’ye ‘hesap sorulması’ çağrısında bulundu

Newroz ateşi yaktıkları için Türkiye’ye bağlı Ehrar El Şerqiye adlı paramiliter güçler tarafından 20 Mart’ta Efrîn’in Cindirês ilçesinde açılan ateşle aynı aileden 4 kişi katledildi, 3 kişi de yaralandı. Katledilenlerin yakınları saldırıların durması ve “intikam” çağrısı yaptı.

Türkiye’nin 2018 yılında başlattığı saldırılar yüzünden Şehba Kantonu’nun Ehdas ilçesine yerleşmek zorunda kalan katledilen Nezmî Osman’ın oğlu Ebdîn Osman, “Amcamın oğlu evin damında küçük bir kovada ateş yaktı. Sonra bir grup çete üyesi gelip babamı sıkıştırdı. Aralarında çıkan tartışmanın ardından çete üyeleri, babama 10’dan fazla el ateş etti. Ardından iki amcam geldi, onları da öldürdüler. Amcamın oğlunu da öldürdüler” diyerek olayı anlattı.

Uluslararası güçlere çağrı

Yapılan katliamla tüm Kürtlerin hedef alındığını vurgulayan Ebdîn, Uluslararası topluma ve insan hakları örgütlerine ise Türkiye ve bağlı paramiliter güçlerden “hesap sorma” çağrısı yaptı. Ebdîn, “Herkes serhildan düzeyini yükselterek, 2023 Newroz şehitlerine karşı sorumluluğunu yerine getirmeli ve işgalci Türk devletinin suçlarının önünü tutmalıdır” diye konuştu.

Aile hedef seçildi

Katledilen Osman’ın kız kardeşi Tolîn Osman ise, Demokratik Suriye Güçleri’ne (DSG) “intikam” çağrısı yaparak, “Bu aile, yurtsever olduğundan dolayı hedef alındı. Newroz ateşini kardeşimin ve yeğenimin bedeninde söndürmek istediler. Onların takipçisi olacağız, baskıya ve zulme karşı savaşacağız. Suçlulardan hesap sorulmasını talep ediyoruz” dedi.

Kaynak: ANHA

#Newrozda #katledilenlerin #aileleri #Hesabı #sorulmalı

Enkazdan çıkarıldığı iddia ediliyor: 3,5 yaşındaki çocuk günlerdir kayıp

Enkazdan sağ çıkartıldığı belirtilen 3,5 yaşındaki oğlu Furkan’dan günlerdir haber alamayan Uğur Alsan, oğlunun tarikatlar tarafından kaçırıldığından şüpheleniyor

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremler sonrası enkazdan çıkarılan çocukların akıbetine dair tartışmalar sürüyor.

Deprem bölgesinde tarikat ve cemaatlerin etkinliğinin devam etmesi de bu tartışmaların gündemde yerini korumasına neden oluyor. Bu çocuklardan biri olan Furkan Alp Alsan’ın ailesi çocuklarının deprem sonrası enkazdan sağ salim çıkartıldığına emin.

MA’dan Zerrin Sargut’un haberine göre aile çocuklarına günlerdir ulaşamadığını ifade ederek tarikatların Furkan’ı kaçırdığından şüpheleniyor. Semsûr’a bağlı Siteler Mahallesi’nde bulunan evin enkazında Furkan’dan haber alamayan baba Uğur Alsan,  tedirgin olduğunu söylüyor.

Feryatlarını duydu

Evlerinin depremin olduğu ilk saniyelerde yıkıldığını aktaran baba Alsan, o gün yaşananları şöyle anlattı:

“Furkan, deprem sırasında yanımızdaydı. Ben de diğer çocukları uyandırmak üzere koridora doğru yöneldim. Çocuk odasına geldiğimde oğlum İbrahim uyanmıştı. Yanıma gelmesiyle birlikte bina üzerimize yıkıldı. Saatlerce enkaz altında kaldık. Komşular ve akrabalar tarafından kurtarıldık,  AFAD yoktu. Enkaz altında sadece çocuklarımın sesini duyuyordum. Eşimin sesi gelmiyordu. Beni çıkardıklarından saatler sonra enkazdan Melih’i ve eşimi çıkardılar, ikisi de yaşamını yitirmişti. Enkaz altındayken, saatlerce çocuklarımın kurtarılmayı bekleyen feryatlarını duydum. Sürekli ağlıyorlardı. Her gece çocuklarımın feryatlarını duyuyorum. Eşim karnındaki bebekle öldü.”

Komşular Furkan’ın çıktığını söyledi

Alsan, 3,5 yaşındaki oğlu Furkan Alsan’dan depremden bu yana haber alamadığını, komşuların ve yakınlarının Furkan’ın enkazdan sağ çıkarıldığını kendisine aktardıklarını paylaştı.

Alsan, “Komşuların söylentilerine göre oğlum enkazdan çıktıktan sonra nefes alıyor ve nabzı atıyormuş. Beyaz bir Clio marka aracın Furkan’ı Adıyaman Çocuk Hastanesine götürdüğüne dair söylentiler var. Yeğenlerim de aynı hastaneye götürüldü. Onlara ulaşıldı. Furkan’ın refakatçisi olmadığı için ulaşamadık. Polisi, savcılığı, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı dahil bütün kurumları aradım. Hiçbir şekilde geri dönüş yapmadılar, hepsinden şikayetçiyim?” dedi.

Bulgu yok

Baba Alsan, çocuğunun durumuna dair tedirginliğinin her geçen gün daha da arttığına işaret ederek, “Sağlam olsam bütün kurumları gezer oğlumu bulmaya çalışırım. Ben nereyi arayacağım? Tanıdıkları gönderiyorum, ‘Birinci derece akraba olması gerekiyor’ diyorlar. Çocuğum kaçırıldı mı? Herhangi bir bulgu yok. Sağlık durumu iyiyse, bu çocuk nerede? İkinci depremden sonra da bütün personeller hastaneyi terk etti. 24 saat boyunca hastanede kimse yoktu. Ölüme terk edildik. Çocuğum şokun etkisiyle konuşamadığı için adı soyadı kimlik numarası da bilinmiyor, sorgulatamıyorlar”

Dini tarikatlar çocuğumu kaçırdı mı?  

Oğlunun bulunması için girişimlerinin devam ettiğini ifade eden Alsan, “Her gün Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’ndan oğlumu kimlik bilgileriyle aratıyorum. ‘İşleminiz devam ediyor’ uyarısıyla karşılaşıyorum. Başkasının çocuğunu, benim çocuğum gibi göstermeyecekleri ne malum? Dini tarikatlar çocuğumu kaçırdı mı? Bölge illerin hepsine sordum. Ankara, İstanbul, İzmir o yaştaki çocukları nereye götürmüşler bilmiyoruz” diye belirtti. Baba Alsan, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı’nın resmi sitesinde kayıp çocukların fotoğraflarının paylaşılması gerektiğini belirterek, çocuğunun bir an önce bulunması çağrısı yaptı.

HABER MERKEZİ

#Enkazdan #çıkarıldığı #iddia #ediliyor #yaşındaki #çocuk #günlerdir #kayıp