Ana Sayfa Blog Sayfa 766

Fransızlar emeklilik yasasına karşı greve çıktı: Hayat felç oldu

Fransa’da işçiler emeklilik yasasına karşı bugün genel greve gitti. Grevle birlikte ülkede akaryakıt sorunu başladı. Eylemciler barikatlar kurarak caddeleri kapattı

Fransa’da emeklilik reformuna karşı çıkan işçiler, ülke genelinde yine greve çıktı. Grev yüzünden, demiryolları ve havayollarında ulaşımın büyük ölçüde aksadı.

Akaryakıt sıkıntısı

Emeklilik reformuna karşı birçok sektörde olduğu gibi rafineri işçilerinin da iş bırakması nedeniyle ülkedeki akaryakıt istasyonlarının yüzde 13,1’inde hizmet verilemiyor.

Fransa genelinde 34 bölgede akaryakıt sıkıntısı yaşanıyor. Rafineri işçilerinin grevinden kaynaklanan akaryakıt kıtlığı nedeniyle istasyon girişlerinde uzun kuyruklar oluşmaya başladı.

Ülkedeki akaryakıt istasyonlarının üçte birine sahip TotalEnergies, benzin ve dizel sıkıntısını gidermek için harekete geçtiğini açıklasa da akaryakıt sıkıntısının grevlerin uzaması nedeniyle daha da artması öngörülüyor.

Fransızlar bugün grevde ve sokaklarda

Ülkede emeklilik reformuna karşı kitlesel greve milyonlarca insan katıldı.

Grev ve protestolar nedeniyle ulaşım ve enerji dahil birçok sektörde ciddi aksamaların yaşanıyor.

Başkent Paris’te temizlik işçileri de iki hafta önce grev başlatmıştı.

Paris’te dün akşam reform karşıtı gösterilerde 234 kişi gözaltına alındı. Polis, temizlik işçilerinin grevi yüzünden biriken çöpleri ateşe verenlere müdahale etti.

Emeklilik yasası oylama yapılmadan geçti

Fransa Başbakanı Elisabeth Borne 16 Mart’ta, bir yasa tasarısının Meclisten oylama yapılmadan geçmesini sağlayan anayasa maddesini tartışmalı emeklilik reformu tasarısı için uygulamaya koyduğunu açıklamıştı.

Karar sonrası ülkede protestolar ve gösteriler düzenlenirken sendikalar, birçok sektörde grevlerin devam etmesi kararı almıştı. Hükümet, reform kapsamında emeklilik yaşını kademeli olarak 64’e çıkarmayı hedefliyor. Reform karşıtı parlamenterler yasayı Anayasa Mahkemesi’ne götürecek

DIŞ HABERLER

#Fransızlar #emeklilik #yasasına #karşı #greve #çıktı #Hayat #felç #oldu

Mereş’te 5,3 büyüklüğünde deprem

Mereş’in Göksun ilçesi merkezli 5,3 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Saat 12.19’da meydana gelen deprem yerin 7 kilometre derinliğinde yaşandı.

AFAD Başkanı Yunus Sezer, “Kahramanmaraş ilimizin Göksun ilçesinde meydana gelen 5,3 büyüklüğündeki artçı deprem sonrasında, an itibarıyla, olumsuz bir durum bulunmamaktadır. Saha tarama çalışmaları devam etmektedir. Bölgedeki vatandaşlarımıza geçmiş olsun dileklerimi sunarım” açıklamasını yaptı.

Ayrıntılar gelecek…

#Mereşte #büyüklüğünde #deprem

Şenyaşar ailesi iftarı Urfa Adliyesi önünde yapacak

Ramazan ayını Urfa Adliyesi önünde karşılayan Şenyaşar ailesi, ilk iftar saatinde orucunu burada açacak

Riha’nın Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti, 731’inci gününde devam ediyor.

Ramazan ayının ilk gününde Riha’nın Pirsûs ilçesindeki evlerinden Riha Adliyesi önüne gelerek “Şenyaşar ailesi için Adalet” pankartı önünde nöbetlerini sürdüren Şenyaşar ailesi, bu yıl da Ramazan’ın ilk gününü adliye önünde karşıladılar.

Adliye önünde nöbetlerini sürdüren Şenyaşar ailesi, sanal medya hesaplarından “Bugün Ramazan ayının 1’inci günü. Adalet Nöbeti’mizin 731’inci günü hâk, adalet yolunda mücadelemiz kararlılıkla devam ediyor. Ramazan ayının ülkemize adalet, huzur getirmesini diliyoruz.”

Aile, Ramazan ayının ilk iftar saatinde orucunu adliye önünde açacak.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #iftarı #Urfa #Adliyesi #önünde #yapacak

İran bir Kürt gencini katletti, halk kontrol noktasını ateşe verdi

İran rejim güçleri Bane kentinde bir genci işkence ile katletti. Bu vahşete tepki gösteren halk, kentteki bir kontrol noktasını ateşe verdi

Rojhilat’ta 22 Mart akşamı Bane’ye bağlı Derga Şêxan köyünden 19 yaşındaki Behzad Ezizi isimli genç, İran Devrim Muhafızları tarafından bir kontrol noktasında durdurularak işkenceye maruz kaldı.

İşkenceye direnen Behzad Ezizi, başından vuruldu. Ağır yaralanan genç, halk tarafından hastaneye kaldırılırken yolda yaşamını yitirdi. Bane halkı olay yerine giderek, kontrol noktasını ateşe verdi.

Behzad Ezizi’nin cenazesi ise Bane’deki Selahaddin Hastanesine kaldırıldı. Gencin ailesi ve birçok aile yakını hastane önünde toplandı.

DIŞ HABERLER

 

#İran #bir #Kürt #gencini #katletti #halk #kontrol #noktasını #ateşe #verdi

AB Türkiye Sivil Komisyonu Başkanı Westrheim: Çözüm İmralı’da

Türkiye’de yaşanan sorunların çözümüne ilişkin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın rolüne dikkat çeken AB Türkiye Sivil Komisyonu Başkanı Prof. Kariane Westrheim, ‘Öcalan’ın değişen en ufak bir rolü Türkiye’deki tüm siyasi tabloyu değiştirebilir’ dedi

Belçika’nın başkenti Brüksel’de Avrupa Parlamentosu’nda (AP) 17’ncisi düzenlenen Uluslararası Kürt Konferansı 8-9 Mart tarihlerinde gerçekleştirildi. Avrupa Türkiye Yurttaş Komisyonu (EUTCC) tarafından Sol Grup, Greens-European Free Alliance (GREENS/EFA), Sosyalistler ve Demokratların Özgür İttifakı Grupları (S&D) ve Brüksel Kürt Enstitüsü ortaklığı ile düzenlenen konferans, sonuç bildirgesinde önemli çağrılar yer almıştı. Gerçekleştirilen konferansta tüm sorunların temelinde PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki tecridin yattığının belirtildiği bildirgede, aylardır haber alınamayan Abdullah Öcalan ile görüşme yolunun açılması ve serbest bırakılması çağrısı dile getirmişti.

Norveç Merkezli AB Türkiye Sivil Komisyonu Başkanı Kariane Westrheim, gerçekleşen konferans, açığa çıkan talepler ve çözüm önerilerini değerlendirdi.

En önemli konu İmralı

Konferansta tartışılan en önemli konulardan birinin İmralı’daki durum ve Abdullah Öcalan’ın tecrit edilme olduğunu ifade eden Westrheim, “Bugün Kürtlere uygulanan tüm fiziksel, psikolojik ve siyasi tacizlerle pek çok yönden bağlantılı olan en önemli konulardan biri. Bu nedenle avukatları tecride bir çözüm bulunması çağrısı yapıyor ve Öcalan’ın serbest bırakılması bu yüzden çok önemli” dedi.

‘Güçlü bir irade yok’

Konferansta Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Mahmut Şakar’ın tecrit hakkında bilgi verdiğini hatırlatan Westrheim, şöyle devam etti: “Avrupa Birliği, Avrupa Konseyi ve özellikle CPT’den İmralı’daki hukuksuzluğu sona erdirmek ve avukatların adaya sınırsız girişine izin vermek için tüm mekanizmaları tüketmesi istenmektedir…’ Bahsi geçen bu siyasi oluşumların birçoğunun konuyu tartışma biçimi bir sorun. Ancak Öcalan’ın tecrit durumunu değiştirmek için bir şeyler yapma ve uzun vadede serbest bırakılmasına yol açabilecek adımlar atma konusunda gerçek bir irade yok gibi görünüyor. Ancak gelişmeleri takip edenler biliyor ki şu anda tecridin kalkması ya da Öcalan’ın serbest bırakılması yönünde bir hareket yok.”

‘Yasadışı savaş yürütüyor’

Tartışılan bir diğer konunun da Türkiye’nin Kürt bölgelerindeki savaşı ve bölgede kimyasal silah kullandığı iddiası olduğunu dile getiren Westrheim, “Türkiye, sadece kendi sınırları içerisindeki Kürtlere karşı değil, Güney Kürdistan ve Suriye gibi diğer devletlerin topraklarında da insansız hava araçları, kimyasal silahlar ve sayısız başka yasadışı silah kullanarak bir savaş yürütüyor. Bu Türkiye ve Suriye’deki büyük depremden sonra da dâhil olmak üzere devam ediyor” diye konuştu.

Kimyasal silah konusu

Kimyasal silah konusunun Alman biyolog ve Nükleer Savaşın Önlenmesi İçin Uluslararası Doktorlar (IPPNW) Bilimsel Danışma Kurulu üyesi Jan van Aken tarafından ele alındığını belirten Westrheim. “Van Aken, bölgedeki fiziksel bulgulara dayanarak Türkiye’nin kimyasal silah kullandığına inanmak için nedenler olduğunu söylüyor. Kürtler ve çeşitli örgütler tarafından OPCW’ye soruşturma çağrıları yapıldı. Böyle bir soruşturmanın yapılmasını istemek OPCW’ye üye devletlerin elindedir. Asıl soru, bir üye devleti, Jan van Aken’e verilen rapor da dahil olmak üzere bulunan belgelerle bunu yazılı olarak OPCW’ye sunmaya ikna etmenin mümkün olup olmadığıdır” ifadelerini kullandı.

‘Öcalan özgür olmalı’

PKK Liderinin artık özgür olması gerektiğinin altını çizen Westrheim, “Öcalan’ın İmralı’daki tecridi ve hapishane koşulları ile Türkiye hapishanelerindeki tüm siyasi tutuklulara yönelik muamele arasında doğrudan bir bağlantı var. Aslında Öcalan’ın değişen en ufak bir rolü Türkiye’deki tüm siyasi tabloyu değiştirebilir. Çözümün anahtarı Öcalan’da. Bu nedenle, barış çerçevesinin inşasına katkıda bulunabilmesi ve Türk devleti ile PKK’nin de içinde bulunduğu Kürt hareketi arasında arabulucu rolünü üstlenebilmesi için serbest bırakılması hayati önem taşımaktadır” şeklinde konuştu.

Haber: Melek Avcı / Ankara-JINNEWS

#Türkiye #Sivil #Komisyonu #Başkanı #Westrheim #Çözüm #İmralıda

HSM: İktidar hazırlık içinde, seçim öncesi savaş başlatmak istiyor

HSM bir mesaj yayınlayarak, 14 Mayıs seçimleri öncesi iktidarın ‘bir takım hazırlıklar içinde olduğunu’ ve ‘seçimden önce bir savaş başlatılmak istendiğini’ vurguladı

Halk Savunma Merkezi (HSM) Karargah Komutanlığı, yayımladığı bir mesajla eylemsizlik kararına rağmen saldırıların sürdüğüne dair bir mesaj yayımladı.

Fırat Haber Ajansı’da (ANF) yer alan mesajda, 14 Mayıs’ta yapılacak seçimler öncesi bu saldırıların yoğunlaşabileceği uyarısına yer verildi. AKP-MHP’nin seçimler öncesi gerilimi tırmandırmak istediğine dikkat çekilen mesajda, “Önümüzdeki 2 ay içinde birçok karanlık olaylar, türlü oyunlar ve hileler geliştirmesi uzak bir ihtimal değil. Çünkü AKP-MHP rejimi gerilimi tırmandırarak ve suni bir kriz yaratarak seçime gitmek istiyor. Bunun için de bir takım hazırlıklar yapmış durumdalar” denildi.

6’lı masanın dağıtılması amacıyla İYİ Parti üzerinden bir “operasyon” gerçekleştirildiğini ancak bunun boşa çıktığının vurgulandığı mesajda, “ikinci operasyonun” devreye konulmak istendiği kaydedildi.

Mesajda, “İkinci operasyon da Kurdistan’ın özgürlük mücadelesine ve siyasi alana yapılacaktır. Önder Apo’ya daha fazla baskı yapacaklar. Daha büyük askeri saldırılar yapacaklardır. Hatta Rojava’ya veya Medya Savunma Alanları’na yeni saldırıların başlatılması bile mümkün. Yani bu önemli ve tarihi süreçte hiçbir arkadaşımız eylemsizlik kararımıza yanlış bir yaklaşımda bulunmamalı” ifadelerine yer verildi. Mesajda, ayrıca “Seçimden önce bir savaş başlatılmak isteniyor” uyarısı yapıldı.

Kaynak: MA

#HSM #İktidar #hazırlık #içinde #seçim #öncesi #savaş #başlatmak #istiyor

Siz hiç cenazenizi yağmur suyuyla yıkadınız mı?

‘Dört cenazemi kuyuda biriken yağmur suyu ile yıkadım’ sözlerinin hafızama kazınmasının ardından yüreğimde ve omuzlarımda biriktirdiğim acı ve ağırlıkla birlikte Ankara’ya dönüşümün kolay olmayacağını biliyordum

Dilan Babat*

Günlerdir yaşadığım acının ardından yeni rotam Dîlok ve Hatay oluyor. Dîlok’a vardığımda şehir merkezinde çok fazla bir yıkımın olmayışı, insanların normalleşmeye dönme çabaları gözüme çarpıyor. Daha önce geldiğim Dîlok’un gezdiğim ara sokaklarında buram buram tarihi olan birçok binanın ağır hasar alması da ayrı bir acıyı getiriyor.

“Keşke önceden buraları görmeseydim buraların bu hale gelmesi ne acı verici” sözlerimin karşılığında Nurdağı ve İslahiye’ye doğru yol alıyorum. Akşam saatlerinde vardığım İslahiye’de soğuk havaya karşı yakılan ateşin etrafından oturan ve depremin yıkıcı etkilerini konuşan insanların sohbetlerine dahil oluyorum. Ardından Nurdağı’nda büyüyen bir gazeteci arkadaşımla sohbet ediyoruz. “Bildiğim tüm sokaklar gitmiş, okul arkadaşlarım yaşamını yitirmiş” cümlelerini sıralarken, tek yapabildiğim şey arkadaşıma sarılmak oluyor. Arkadaşımı yolcularken, günün erken saatlerinde mahallelere doğru yol alıyorum. Sağlam tek bir binanın dahi kalmadığı İslahiye ve Nurdağı’nda uzun bir süredir aşina olduğum duygular yeniden beliriyor.

İhmaller yüzünden bize yaşatılanlar gerçekten geçecek mi?

Omuzlarıma yüklenen yükler, yüreğime işlenen acıların tarifsizliği içerisinde, 7 kimliğin yıllardır bir arada yaşadığı, görmek istediğim ama sürekli ertelediğim Hatay’a doğru yol alıyorum bir kez daha. Mereş’ten Dîlok’a, Hatay’a kadar binlerce hikayeye tanıklık etmenin ağırlığı içerisinde, bu ülkede yaşamın da ölümün de ne zor olduğunu kendime ara ara hatırlatıyorum. Dinlediğim her bir gerçeklik karşısında bitmeyen boğaz düğümleri, “Geçmiş olsun” sözlerini kullanırken, “Gerçekten geçecek mi? cevabı ile karşılaştığımda sözlerin anlamsızlığı yerini sessiz dakikalara bırakıyor.

Dayanışma yaşatıyor…

Soğuk ve kasvetli havanın sardığı Hatay’daki canlılık da enkazlarla beraber yok olmuştu sanki. Koordinasyon alanına indiğimde gözlerim sürekli tanıdık birilerini aradı. Tanıdık bir arkadaşıma sarılsam her şey geçecekmiş gibi düşünürken, daha önce Ankara’da birlikte çalıştığım ardından başka bir yere geçen bir kadın arkadaşımı görerek sarılıyoruz birbirimize. Birbirimizin durumunu sorup ardından Hatay’daki yıkımlardan söz ediyoruz. “Diğer yerlerde Hatay gibi mi?” sorusu karşısında bir anda sessizleşerek kafamı sallıyorum sadece. Ateşin önünde uzun uzun sohbet ettikten sonra ateşin önüne gelerek ısınmaya çalışan insanlarla tanışıyorum. Her biri ayrı bir şehirden gelmiş, kimi depremin ilk gününden bu yana Hatay’da, kimi ikinci günde, kimi üçüncü günde gelmiş Hatay’a. Hiç tanımadığımız insanlar için bir araya gelmenin verdiği dayanışma yitirmek üzere olduğum umudumu yeniden yeşertirken, “Dayanışma yaşatır” sloganının bir cümleden öte olduğunu bir kez daha anlıyorum. Her bir arkadaştan aldığım güçle insanlara en iyi şekilde nasıl yetişebiliriz tartışmaları da beraberinde geliyor.

Bitmeyen, bitmeyecek acılar…

Hatay’da kaldığım süre boyunca, Samandağ, Arsuz, İskenderun’da tablo hep aynıydı. Bitmeyen ihmaller silsilesi, insanların kaderine terk edilişi, lavabo bulamadığı için çadırda tuvaletini bir kutuya yaptığını ve akşamları dışarıya atabildiğini söyleyen insanların ağlayışları, “Oğlumun binasının hemen yanında başsavcılığın görümcesi vardı gelip onu kurtardılar ama iki oğlumun olduğu enkazda arama yapılsın diye yalvarışlarımız bile cevapsız bırakılarak çekip gittiler” feryatları bir saniye dahi dinmedi. Bir ay boyunca bulunduğum bölgede her ne kadar acı biriktirsek de umudu yeşertmek mücadelesi de verildi. Deprem boyunca herkes “insan olma gayreti gösterdi” peki ya devlet…

“Devlet nerede, devlet yok” cümlesinin bir saniye dahi dinmediği Hatay’ın Defne ilçesine bağlı Karaali Mahallesi’nde Nahide Doğruev’in 4 cenazesini kuyuda biriken yağmur suyu ile yıkamasını dinliyoruz.

4 kişi yaşamını yitirdi

Kentlerin büyükşehir olma düzenlenmesi ile birlikte önce köy olan ardından mahalle olan Karaali Mahallesi’nde herkes akraba. Depremin ilk gününden bu yana elektrik ve suya ulaşamayan Nahide ve ailesi geceyi bir naylon altında geçirmek zorunda kalmış. Evinin yakınında oturan 4 yeğenini enkaz altında kendi çabalarıyla kurtarmaya çalışan Nahide, yaşamını yitirenleri enkaz altında bırakmak zorunda kalıp yaşayanları kurtarmaya çalışmış. Nahide, “İki günden sonra ablamı canlı çıkardılar ama ilk gün gelinimi ve küçük bebeğini kendimiz kurtardık. Gelinim yolda öldü ama bebek şimdi yoğun bakımda. Aileden 5 kişiden sadece minik yavrumuz yaşıyor” diyor.

Soba zehirlenmesinden iki kişi yaşamını yitirdi

Nahide’nin enkaz altında kalan ablası ve eniştesinin üzerine soba devrilmiş. Eniştesi beş gün boyunca “kurtarın bizi” diye bağırırken, Nahide, beş gün boyunca eniştesi ve ablasına kâr suyunu eriterek, borudan onlara doğru ulaşması için suyu boruya dökerek yaşama tutunmalarını sağlamış. “Beşinci günün sonunda zehirlenmekten dolayı yaşamlarını yitirdi” diyen Nahide, “Çok zor günler geçirdik. Onları saracak kefen bulamadık. Enkazların altında ya da ağır hasarlı evlerin içine girerek çarşaf bulup öyle gömdük. O gün yağmur yağıyordu, ben dört cenazemi su kuyusunda biriken yağmur suyuyla yıkadım. Evin avlusunda dizip o yağmur suyunu damla damla üstlerine dökerek yıkadım” sözlerini kullanıyor.

Ölmek istemiyorum haykırışları

İki gün boyunca enkaz altında akrabalarını kurtarma çabaları sürerken, üçüncü günden sonra AFAD mahalleye gelerek yaşayanları kurtarmaya çalışmış. Geliniyle son güne kadar konuşan Nahide, kurtarılan bebeğin annesi tarafından korunduğunu belirtiyor. Yolda kalbi dayanamayan gelininin yaşamını yitirdiğini söyleyen Nahide, “Hala çadır ve su sorunu yaşıyoruz, beş gün sonra su bulduk. Serada kalıyoruz. Geçen fırtına çıktı, çadırlar uçtu. AFAD ve Kızılay’a çadır başvurusunda bulunduk sürekli ‘gelecek’ diyorlar. Ama kaç hafta geçti hala bekliyoruz. 4-5 güne kadar kendi cenazelerimizin derdindeydik. Devletten tek bir şey gelmedi biz görmedik. Erkenden gelselerdi ölenlerimiz dahi kurtulurdu. Eniştem sürekli ‘ölmek istemiyorum’ diye bağırıyordu” sözleriyle anlatmaya devam ediyor.

Ya cenazesini yıkayamayanlar…

Enkazlar için kepçeleri de kendi imkanlarıyla bulan Nahide, beşinci gün sabahında eniştesinin “Boğuluyoruz dumandan” bağırmalarını duyar. Yoldan geçen itfaiyenin önüne kollarını iki yandan açarak yardım isteyen Nahide’ye itfaiye görevlilerinin cevabı ise, “Su varsa su dökün bizim görevlendirilmemiz burası değil benim işim de değil” sözleri ile karşılaşır. Nahide şöyle ekliyor: “Sadece burası değil, yakınımızda bulunan mahallenin hepsi öyle. Çok şükür biz yıkadık ya yıkayamayanlar ne yapacak. Onlarca cenaze toplu bir şekilde gömüldü.”

*Bu izlenim JinNews’ten alınmıştır

#Siz #hiç #cenazenizi #yağmur #suyuyla #yıkadınız #mı

Newroz meydanları adresi gösterdi: Abdullah Öcalan

HDK Merkezi Kadın Koordinasyonu üyesi Çınar Çınar, yüz binlerin katıldığı İstanbul Newrozu’nu değerlendirdi

Bu yıl “Her der Newroz, her dem azadî” sloganıyla Mereş merkezli depremlerde yaşamını yitirenlere adanan Newroz, milyonların katılımıyla kutlandı. 2023 Newrozu’nun temel gündemleri ise 24 yıldır ağırlaştırılmış tecrit altında tutulan ve 2 yıldır da kendisinden hiçbir haber alınamayan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanması, Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta gerçekleşen ve 11 kenti etkileyen depremlerde yaşamını yitiren on binlerce depremzede için tutulan öfke ve yası ile AKP-MHP iktidarının seçimde gönderileceği oldu.

İmralı’ya selam

Yenikapı Miting Meydanı’nı akın akın dolduran yüz binler, farklı renklerden halkları da Newroz ateşi etrafında buluşturdu. Bayrakları, pankartları, flamaları, kesk û sor û zer renkleri, ulusal kıyafetleri ile alanı hınca hınç saran yüz binlerin dilinden bir kez olsun, “Selam sana ey Serok” “Bijî Serok Apo”, “Bê Serok jiyan nabe”, “Bijî berxwedana zindanan”, “Hükümet istifa”, “Deprem değil bu düzen öldürür”, “Newroz pîroz be”, “Bijî biratiya gelan” sloganları düşmedi. Yüz binler, tek ses olup gün boyu PKK Lideri’ne selam göndererek, AKP-MHP iktidarını göndereceğini, tecridi kırarak Abdullah Öcalan’ın fiziki özgürlüğünün sağlanacağını ve halkların kazanacağının mesajını verdi.

Görkemli İstanbul Newrozu’na ilişkin Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Merkezi Kadın Koordinasyonu üyesi Arife Çınar, değerlendirmelerde bulundu.

‘İsyan alanlara yansıdı’

İstanbul Newrozu’na gençlerin katılımının yoğun olduğunu söyleyen Çınar, “Tüm halkların renklerini biz bu Newroz’da daha yoğun bir şekilde gördük. Ve aynı zamanda sözünü kuran bir yerden yaklaşılan da bir Newroz’du” şeklinde konuştu.

Mereş merkezli yaşanan depremde halkların karşılaştığı afetin felakete dönüştüğüne değinen Çınar, “Felakete dönüştüren de devletin kendisiydi. Depremin ilk 3 günü devletin orada görülmemesi Türkiye’deki tüm halklarda bir öfke yarattı. Özellikle depremle karşılaşan halkta çok daha büyük bir öfke yaratmış oldu. Tam da bu bağlamda bu öfke isyana dönüştü ve Newroz alanlarına yansıdı. İstanbul’da da özellikle ön plana çıkan hem bir yönüyle yas atmosferi vardı, bir yönüyle de öfke ve isyan vardı” dedi.

Gündem tecrit oldu

Newroz’da ön plana çıkan bir diğer önemli konunun ise tecrit olduğunun altını çizen Çınar, “Sayın Öcalan’ın tecrit altında tutulması, bugün Türkiye’deki tüm halkların özellikle tek adam ve bu sistem tarafından tecrit altında tutulmasının da getirmiş olduğu bir öfke vardı. Newroz’daki bir diğer önemli gündem de seçimdi. Halkların artık Türkiye’de savaş politikalarıyla değil, gerçekleşecek seçimle birlikte Türkiye’de tekçi anlayış kodlarının değişmesi, eşit ve barış koşullarında yaşayabileceği bir Türkiye ideali söz konusu. Tam da bu Newroz, bu 3 gündemi ele alarak seçimle de tek adam sistemine karşı bir isyanı ve öfkeyi ortaya koyan bir Newroz’du” diyerek Newroz’un temel gündemlerini sıraladı.

‘Adres Sayın Öcalan’

Halkların Newroz’da PKK Lideri’nin çözüm olduğunu haykırdığına işaret eden Çınar, “Sayın Öcalan’ın tecrit altında tutulması, bu yönüyle baktığımızda Kürt varlığını inkar eden bir Türkiye Cumhuriyeti’yle karşı karşıya kaldık. Ama 2023 yılı itibariyle de artık Kürtlerin statüsüz yaşamak istemediklerinin de bir haykırışıydı aslında bu Newroz. Sayın Öcalan üzerindeki tecridin kaldırılması, Kürt sorununun çözümünün ve Türkiye’de barışın, yeni yaşamın inşa edilmesi üzerinden sloganlarıyla birlikte adresin Sayın Öcalan olduğunu da gösteren bir Newroz’du” vurgusunu yaptı.

Birlikte inşa edilecek

Deprem bölgelerindeki gibi halkların dayanışmasıyla yeni yaşamı hep birlikte inşa edeceklerinin mesajını veren Çınar, “Halklar, inançları, kültürleri, çoğulcu kimlikleri üzerinden yaşayacakları bir Türkiye gerçeğini, hakikatini yaşatacaktır. Tam da seçime giderken bu dayanışmanın önemini gören ve sistemin topluma hizmet eden bir yerden bakılması gerekiyor” diye belirtti.

Haber: Marta Sömek / İstanbul-JINNEWS

#Newroz #meydanları #adresi #gösterdi #Abdullah #Öcalan

TTB ve SES kadınlar için deprem bölgesinde: Yaralar sarılana kadar buradayız

Semsûr’da TTB ve SES üyesi gönüllü sağlıkçılar ‘Kadın Sağlık Kabini’ni hayata geçirdi. Böylelikle gebe kadınlar ve çocuklar düzenli tedavi imkânına erişti

Mereş merkezli depremlerin üstünden 50 güne yakın zaman geçti ancak bölgedeki sorunlar bir türlü giderilmedi.

Halk yaralarını kendi öz dayanışmasıyla sarmaya çalışırken gönüllüler de yurttaşlar için ellerinden gelen her şeyi yapmaya devam ediyor.

İktidarın seçimleri kazanma telaşına düşmesiyle iyice yalnızlaşan halkla toplumsal muhalefet unsurları ve meslek odaları dayanışıyor.

NuJinha’dan Medine Mamedoğlu’nun haberine göre Türk Tabipler Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve gönüllü sağlık hizmeti veren sağlık çalışanları kadınlar, içinde ultrasonun da olduğu ‘Kadın Sağlık Kabini’ oluşturdu.

Semsûr’da (Adıyaman) oluşturulan kabinin diğer şehirlerde de hayata geçmesi bekleniyor.

Kadınlar ve çocuklar daha fazla etkilendi

Yürütülen çalışmalara dair bilgi veren Amed Tabip Odası Başkanı Elif Turan, bu felaketten de her zaman olduğu gibi en dezavantajlı kesim olan kadınlar ve çocukların en fazla etkilendiğini söyledi.

Kadın ve çocukların bu süreçte sağlığa erişim haklarının engellendiğine dikkat çeken Elif Turan, “Bu durum kadınlar ve çocuklar için ciddi sıkıntılar ortaya çıkarıyor. TTB ve SES olarak depremden hemen sonra organize olabildik. Sağlık alanındaki o örgütlenmeyi sağlayabildik” sözlerini kullandı.

Gebe kadınlar için tedavi

Önce revirlerini kurarak poliklinik hizmeti verdiklerini ardından sağlık kabinleri oluşturduklarını aktaran Turan, bu süreçte koruyucu sağlık hizmeti kapsamında çalışmalar yaptıklarını söyledi. Özellikle gebe kadınlar için ultrason cihazları ile muayene işlemlerine başladıklarını belirten Turan “Burada gebe kadınlar için kadın doğum uzmanımız gelip muayeneler yapıyor. Gönüllü ekiplerin verdiği ekipmanlarla tanı işlemi koyup ilaç veriyoruz. Kadınların bu şekilde daha sağlıklı bir gebelik geçirmesi için elimizden geleni yapıyoruz” ifadelerini kullandı.

Gönüllü ekipler bürokratik engellere takılıyor

Gönüllü ekiplerin bürokratik işlemlere takıldığına dikkat çeken Turan, yaralar sarılana kadar alanda olacakları sözü ile son olarak şunları söyledi: “Dediğim gibi önlemler alınmayınca felaketi yaşıyoruz. Bu felaketten hastanelerde, aile sağlığı merkezleri de etkilendi. Şu an burada 400 yataklı bir hastane hizmet veriyor ama tam kapasiteli bir hizmet vermiyor. Ayrıca burada depremden etkilenmiş sağlık çalışanı arkadaşlarımız da var. Onları da dinlendirmek için bizlerin de gönüllü olarak burada yer almamız gerekiyor. Yaralarımızı belli bir oranda sarana kadar burada olacağız. Dezavantajlı grup olan kadınlar için de ayrıyeten çalışmalarımız durmadan devam edecek.”

SEMSÛR

#TTB #SES #kadınlar #için #deprem #bölgesinde #Yaralar #sarılana #kadar #buradayız

Aydeniz, Başarır ve Türkkan’ın dokunulmazlık fezlekesi Meclis gündeminde

DBP Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz ile CHP’li Ali Mahir Başarır ve İYİ Parti’li Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlıkları, Meclis Genel Kurulu’nda görüşülecek

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Cumhuriyet Halk Partisi Milletvekili (CHP) Ali Mahir Başarır ve İYİ Parti Milletvekili Lütfü Türkkan’ın dokunulmazlıklarının kaldırılması, bugün Meclis Genel Kurulu gündemine taşınıyor.

Genel kurulda oylanacak

Meclis Anayasa ve Adalet Komisyonu üyelerinden oluşan Karma Komisyon yaklaşık üç hafta önce Başarır ve Türkkan’ın, 8 ay önce de Aydeniz’in dokunulmazlıklarının kaldırılmasına karar vermişti. Dokunulmazlık kaldırılması sürecinin tamamlanması için Karma Komisyon’un kararının Meclis Genel Kurulu’nda oylanması gerekiyor.

Yargılama yapılabilecek

Genel Kurul’da dokunulmazlıkların kaldırılmasına ilişkin oylamada, karar yeter sayısı olan 151 oy yeterli olacak. Her milletvekili için ayrı oylama yapılacak ve Genel Kurul oturumunda dokunulmazlıkların kaldırılması yönünde bir sonuç çıkarsa, üç milletvekilinin yargılanmasının önü açılacak. Milletvekilleri, yargılama süresince görevine devam edecek. Yargılama sonucunda milletvekili hakkındaki ceza kesinleşirse, milletvekilliğinin düşmesi söz konusu olacak.

Hazırlanan fezlekelerin içeriği

DBP’li Aydeniz hakkında açıklama yaptığı sırada kendisini engellemeye çalışan polise müdahalede bulunması gerekçesiyle fezleke düzenlenirken, CHP’li Başarır hakkında, görevden alınan CHP’li Yalova Belediye Başkanı Vefa Salman’ın yargılandığı Yalova 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ndeki davaya müdahalesi nedeniyle “duruşma hakimlerine alenen hakaret” ve “adil yargılamayı etkilemeye teşebbüs” nedeniyle fezleke düzenlenmişti.

İYİ Partili Türkkan hakkında ise Bingöl’de esnaf ziyareti sırasında hayatını kaybeden asker yakınına “hakaret” nedeniyle fezleke hazırlanmıştı.

ANKARA

#Aydeniz #Başarır #Türkkanın #dokunulmazlık #fezlekesi #Meclis #gündeminde