Ana Sayfa Blog Sayfa 796

AKP grubu ‘Adayımız Erdoğan’ dedi: Hukukçular ‘Erdoğan aday olamaz’ diyor

AKP Meclis Grubu, Cumhurbaşkanı adayı olarak genel başkanları Recep Tayyip Erdoğan’ı gösterdi. Hukukçular ise Erdoğan’ın 3’ncü kez aday olamayacağını söylüyor

AKP Meclis Grubu, Genel Başkanları Recep Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanı adayı olarak gösterilmesine ilişkin grup kararı aldı.

Erdoğan’ın adaylığı ise kamuoyunda tartışılmaya devam ediyor. Muhalefet partileri, Erdoğan’ın yeniden aday olması halinde 3’ncü dönem için aday olacağını ve bu nedenle Anayasa’da belirlenen ‘2 dönem’ hükmünün çiğnendiğini söylüyor

AKP’lilerin savunması

AKP’liler ise Erdoğan’ın eski sistemde bir dönem, yeni sistemde ayrı bir dönem Cumhurbaşkanlığı görevini yürüttüğünü ve yeni sistemde 2’nci dönemi doldurmadığı için tekrar aday olabileceğini söylüyor.

Hukukçular ise bu durumu bir aldatmaca olarak tanımlıyor

Hukukçu Turgut Kazan yaptığı açıklamada AKP’liler yeni sistemde bir kez cumhurbaşkanı oldu açıklaması ile ilgili, “Bu yeni bir fıkra sayılabilir mi? Böyle bir hukuk anlayışı olabilir mi? Tam bir komiklik. ‘İki kez seçilebilir’ kuralı değişmediğine göre, böyle cambazlıklarla hukuk ayaklar altına alınamaz. Cumhurbaşkanı Erdoğan iki kez seçildi. Bir daha seçilemez. İstisnası var; erken seçim” yorumunu yapmıştı.

Kaboğlu: Anayasa’da hüküm kesin

İbrahim Kaboğlu, “Madde 101/2’ye göre bu sorunun yanıtı açık: Görevdeki Cumhurbaşkanı, 3. kez aday olamaz. Ancak, bu kesin kurala, 2017 Anayasa değişikliği sırasında ‘koşula bağlı’ bir istisna getirildi.” Dedi.

Kaboğlu’nun bahsettiği bu 3 koşul ise şöyle:

– Görev süresi erdiğinde.

– Cumhurbaşkanı seçimlerin yenilenmesine karar vermesi.

– Meclis’ in seçimlerin yenilenmesine karar vermesi.

HABER MERKEZİ

 

#AKP #grubu #Adayımız #Erdoğan #dedi #Hukukçular #Erdoğan #aday #olamaz #diyor

Halepçe anması hükümet boykotuna dönüştü

Halepçe Katliamı’nda yakınlarını kaybedenler hükümetin düzenlediği anmayı boykot ederek, ‘Bizlere tören değil hizmet etsinler’ dedi

Binlerce Kürdün Baas rejimi tarafından katledildiği 16 Mart 1988 Halepçe Katliamı’nın yıl dönümü dolayısıyla hükümetin düzenlediği anma törenine katılmayan yurttaşlar hükümeti boykot etti.

Hükümetin düzenlediği törene katılmayan yurttaşlar, Halepçe Şehitliğini ziyaret ederek katliamda katledilenleri andı. İsmini vermek istemeyen Halepçeli bir kadın yurttaş, şehitlik ziyaretinde bir konuşma yaparak, “Bizlere tören değil, hizmet yapılsın. Bu törenler yerine şehitlerimize ve gençlerimize hizmet edelim. Hizmetler kentimize yapılsın” diyerek hükümete tepkisini dile getirdi.

14 Mart’ta da Halepçeli yurttaşlar bir eylem yaparak, hükümetin hizmet yapmasını talep etmiş ve taleplerine cevap verilmemesi halinde Ramazan ayı sonunda eylemlere tekrar başlayacaklarını duyurmuşlardı.

Kaynak: Rojnews

#Halepçe #anması #hükümet #boykotuna #dönüştü

Soma Katliamı’nı protesto eden öğrencilere 102 yıl hapis

Soma Katliamı’nı protesto eden Ege Üniversitesi öğrencilerine mahkeme 9 yıl sonra ceza yağdırdı. 30 öğrenciye ‘Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi’ suçundan toplamda 102 yıl ceza verildi

Soma maden katliamını protesto eden öğrenciler hakkında, “Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi”, “Terör Örgütü Propagandası Yapmak”, “Görevi Yaptırmamak İçin Direnme”, “Kamu Malına Zarar Verme” ve “2911 sayılı Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na Muhalefet” suçlamalarıyla açılan davada 9 yıl sonra karar çıktı.

Davanın 15’inci duruşmasında kararını açıklayan İzmir 2’inci Ağır Ceza Mahkemesi, “Eğitim ve Öğretim Hakkının Engellenmesi” suçunun birden fazla kişiyle birlikte işlendiği gerekçesiyle 30 öğrenciye 4 yıl hapis cezası verdi. Gazete Duvar’da yer alan habere göre, daha sonra cezada “iyi hal” indirimine giden mahkeme, cezayı 3 yıl 4 aya düşürdü. İki öğrenciye ise ek olarak “Kamu malına zarar verme ” ve “Görevi yaptırmamak için direnme” suçlarından toplamda iki yıl ceza verildi. Öğrenciler hakkındaki diğer suçlamalar zaman aşımı gerekçesiyle düşürüldü.

Ne olmuştu?

22 Mayıs 2014 günü Ege Üniversitesinde katliamı protesto eden öğencilere, polis müdahale etmişti. Polis müdahalesiyle karşılaşan öğrenciler Yabancı Diller Bölümü ek binasına girdi. Binaya gece geç saatlerde düzenlenen helikopter destekli operasyonda gözaltına alınan 38 öğrenci hakkında dava açıldı.

HABER MERKEZİ

#Soma #Katliamını #protesto #eden #öğrencilere #yıl #hapis

Esad’tan görüşme öncesi açıklama: Türkiye Suriye’den çekilmeden görüşme olmaz

Türkiye-Suriye görüşmesi öncesi Suriye lideri Esad görüşmenin gerçekleşmesi için yeniden Türkiye’nin Suriye’den çekilmesi şartını koydu

Suriye rejimi lideri Beşar Esad geçtiğimiz gün Rusya’ya gelerek Rusya lideri Putin ile bir görüşme gerçekleştirildi.

Bu buluşma Türkiye ve Suriye arasında bakanlık düzeyinde yapılacak görüşme öncesi gerçekleştirildi. Görüşmeye dair detaylar henüz netleşmemişken Suriye lideri Esad Rusya medyasında konuştu. Esad, Erdoğan ile görüşmeye hazır olduğunu ancak bunun için Türkiye‘nin Suriye’den çekilmesi gerektiğini söyledi.

Suriye lideri Beşar Esad, Putin’le görüşmesinden bir gün sonra Rus ajansı Novosti’ye verdiği röportajda Erdoğan ile Türkiye’nin Suriye’den çekilmesi koşuluyla görüşmeye hazır olduğunu bildirdi.

Cihatçı guruplara verilen desteğe atıf

Türkiye’nin rejime karşı İdlib’te bulunan cihatçı gruplara verdiği desteğe atıfta bulunan Esad, Ankara’nın ayrıca “terörizme verdiği tüm desteği kesmesi” gerektiğini de sözlerine ekledi ve “Erdoğan’la görüşmenin gerçekleşebileceği tek durum budur,” diye konuştu.

Esad röportajda “Suriye’deki savaşın nihai bir sonuca ulaşmasını sağlamayacaksa böyle bir görüşmenin ne anlamı var ve neden düzenleniyor?” diye sordu.

Toplantı bekleniyor

Rusya Türkiye, Suriye ve İran’dan diplomatların bu hafta Moskova’da bir araya gelerek olası bir başkanlık zirvesi öncesinde dışişleri bakanları arasında bir toplantı hazırlığı yapmaları bekleniyor.

Esad daha öncede aynı açıklamayı yapmıştı

Geçtiğimiz Ocak ayında Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in Suriye Özel Temsilcisi Aleksandr Lavrentyev’le Şam’da bir araya gelen Esad yine Türkiye’nin, operasyonlara son vermesi gerektiğini ve ‘Suriye topraklarındaki işgalin sonra ermesi gerektiğini’ söylemişti.

Esad şartlarını açıkladı: Türkiye’nin işgali sona ermeli, teröre desteğini kesmeli

DIŞ HABERLER

#Esadtan #görüşme #öncesi #açıklama #Türkiye #Suriyeden #çekilmeden #görüşme #olmaz

İran’da tutuklu aktivist cezaevinden sloganlarla çıktı

İşçi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle 4 yıl 7 ay tutuklu kalan insan hakları ve işçi aktivisti Sepideh Qolian dün tahliye olurken, Qolian cezaevi çıkışı ‘Hamaney, ey zalim seni toprağa gömeceğiz’ sloganı attı

İşçi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle 4 yıl 7 ay hapis cezası alan insan hakları ve işçi aktivisti Sepideh Qolian, dün tutuklu bulunduğu Evin Cezaevi’nden tahliye edildi.

Qolian’ın tahliye haberini erkek kardeşi Mehdi Qolian sanal medya hesabından yayınladığı video ile duyurdu. Videoda Qolian cezaevinden çıkarken,”Hamaney, ey zalim seni toprağa gömeceğiz” sloganı atıyor.

‘Tüm tutukluların bırakılmasını diliyorum’

Qolian’ın sanal medya hesabından ise şu paylaşım yapıldı: “Dört yıl yedi ay sonra Haft Tappeh Şeker Kamışı Şirketi davasından tahliye oldum. Bu kez İran’ın özgürlüğü umuduyla çıktım. Arkadaşlarım Sepideh Kashani, Niloufar Bayani, Zahra Zatabji, Bahareh Hedayat, Jalrokh Iraei, Nahid Taqawi ve başta kadın mahkumlar olmak üzere tüm siyasi tutukluların serbest bırakılmasını diliyorum.”

İşçi eylemlerine katıldığı gerekçesiyle tutuklanan Qolian, Ahwaz’daki Evin, Bushehr ve Sepidar cezaevlerinde toplam 4 yıl 7 ay kaldı.

Kaynak: NUJİNHA

#İranda #tutuklu #aktivist #cezaevinden #sloganlarla #çıktı

Yeşil Sol: Üstümüze düşen sorumluluğu yerine getireceğiz

HDP’nin seçimlere Yeşil Sol ile girme kararı ve yaşanan süreci değerlendiren Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, ‘sorumluluk almaya hazır olduklarını’ ifade ederek, toplumdaki değişim talebine üçüncü yolun cevap olabileceğini söyledi

İttifak tartışmaları, Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve Halkların Demokratik Partisi’ne (HDP) açılan kapatma davası ile 14 Mayıs’ta yapılacak seçim için bütün partilerin çalışmaları, görüşmeleri devam ediyor.

Kapatılma davasına karşı B ve C planlarını devreye koyan HDP dün gerçekleştirdiği Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında Yeşil Sol Parti ile seçimlere girme kararı alırken, Yüksek Seçim Kurulu (YSK) seçime girme yeterliliği açıklanan Yeşil Sol Parti de bu karara ortak olduğunu açıkladı.

Partiler uzlaşırsa biz hazırız

Mezopotamya Ajansı’ndan Özgür Paksoy’a konuşan ve üçüncü Yol’un savunucusu olduklarını belirten Yeşil Sol Parti Eşsözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, HDP’nin bu kararı üzerine Emek ve Özgürlük İttifakı’nda yer alan partilerin uzlaşması durumunda seçimlerde sorumluluk almaya hazır olduklarını söyledi.

Dört adalet kavramını önemsiyoruz

Partilerinin dört adalet kavramı üzerinde siyaset yürüttüğünü belirterek, yaşanan ekonomik kriz, işsizlik ve yoksulluğa karşı iktisadi adaleti, iklim değişikliği ve ekosisteme yönelik çevre iklim adaletini, Türkiye’de farklı etnik ve inançsal kimliklerin tanınmasında da bir tanınma adaleti politikası ve yine en önemli başlıklardan birinin de katılım adaleti olduğunu dile getirdi.

Uçar, “Özellikle siyasal çoğunluğun önündeki yasal, kültürel, fiili bütün engeller kapsamında Türkiye’nin içinde barındırdığı bütün çoğulcu yapıların, farklı etnik kimliklerin siyasal hayata kavuşabilmesini sağlamak. Aslında demokratik siyasetin zemini, bu dört adalet bağlamı üzerinden Türkiye’de toplumsal adaletin zemini açısından çok kıymetli bir yerde duruyor. Biz de bütün politikalarımızı bu dört adalet kavramının hayata geçirilmesi üzerinden planlıyoruz” dedi.

50’ye yakın il 212 ilçede örgütlüyüz

Yeşil Sol Parti’nin 10 yıllık siyasi hayatında çalışmalarını HDP içerisinde belli bir konsensüs içerisinde yürüttüğünü dile getiren Uçar, “Son dönemlerde tek adam rejimiyle birlikte demokratik siyasete ciddi bir saldırı var. HDP başta olmak üzere demokratik siyaseti savunan bütün siyasi partiler, toplumsal kesimler ve çevreler bir abluka altına alınmaya çalışıldı. Bu süreç bağlamında bizler de bir buçuk yıl önce hem demokratik siyasetin daha güçlü hayat bulması hem de demokratik siyasetin olması gerektiği seviye açısından bir karar aldık. Bu karar çerçevesinde aslında yaygın bir örgütlenme gerçekleştirdik. Bugün itibariyle 50’ye yakın il ve 212 ilçede örgütlüyüz” diyerek seçimler için örgütsel yeterlilikleri olduğunu ifade etti.

HDP tek adam rejiminin ablukasında

HDP’ye açılan kapatma davasının Türkiye siyaseti açısından demokrasi ayıbı olduğunu belirten Uçar, “7 Haziran seçimlerinde HDP’nin Türkiye halkları, farklılıklar adına, çoğulcu ve katılımcı demokrasi adına kazanmış olduğu başarı, HDP’nin bugün karşılaşmış olduğu kapatma dahil bütün saldırıların temelini oluşturuyor. Bugün yaşamak zorunda bırakıldığımız tek adam rejimini engelleyen format aslında HDP 7 Haziran seçimlerinde yaşattı. Ama 1 Kasım seçimleriyle birlikte durum farklı bir hal aldı. Siyaset tek adam rejiminin her türlü saldırısıyla bir abluka altına girmiş oldu” diye konuştu.

HDP bileşeni olarak sorumluluğumuzu yapacağız

Seçim stratejisini bileşenleriyle belirleyen HDP’nin Yeşil Sol Parti ile seçimlere girme kararını değerlendiren Uçar, “Sadece bir seçim ittifakı değil, bir mücadele ittifakı olarak kendisini ifade eden Emek ve Özgürlük İttifakı var. Dolayısıyla ilgili bütün kurumların kararını önemli buluyoruz. Biz örgütsel yeterliliğimizi tamamladığımızda, HDP’nin bir bileşeni olarak eğer seçim sürecinde bir sorumluluk düşerse almaya hazır olduğumuzu ifade ettik” dedi.

‘Üçüncü yolla yeni bir yol mümkün’

Hem Türkiye hem dünya açısından yaşananların çoklu kriz olduğunu belirten Uçar, “Bu çoklu krizler karşısında sadece siyasi partilerin değil, bu krizlere maruz bırakılan bütün toplumsal kesimlerin de bir arayışı var. Bu arayışın kendisini Üçüncü Yol olarak tarif ettik. Bugün Türkiye toplumunun tek adam rejimiyle birlikte yaşamış olduğu ekonomik, ekolojik, hukuki şiddet, ister istemez hem siyasi partiler hem de toplumsal kesimler açısından yeni bir yolun mümkün olduğunu ifade etti. Mevcut sistemin dayattıklarına karşı sistem dışı bir arayışı ifade ediyor. Bizim açımızdan bir siyasetin yaşam bulması, onun ne kadar toplumla bütünleştiğiyle alakalı bir durum” diye konuştu.

Toplumun değişim talebi var

Saldırılara karşı toplumda ortak hareket etme motivasyonu oluştuğunu dile getiren Uçar şunları dile getirdi: “Türkiye’de toplumda en büyük talebin bir değişim talebi olduğunu gözlemleyebiliyoruz. Bu değişim talebi birinci aşamada mevcut iktidarın, tek adam rejiminin değişmesi, ikinci aşamada ise Türkiye’den nasıl bir siyasetin gerçekleşebileceği, hangi siyaset mekanizmalarla yer alabileceği, toplumun bu siyaset mekanizmalarıyla neresinde yer alacağı… Üçüncü Yol bir anlamda toplumun demokratik olmayan siyasete, demokratik bir biçimde müdahale etmesidir. Bunu yapabilme koşulumuz var. Toplumdaki değişim talebi bize hem rehberlik hem öncülük ediyor. Biz de bu sürecin bir anlamda sözcüsü, bir anlamda emekçisi, bir anlamda yürütücüsü olmaya çalışacağız.”

ANKARA

#Yeşil #Sol #Üstümüze #düşen #sorumluluğu #yerine #getireceğiz

İstanbul’da Newroz çalışmaları hız kazandı

Bu yıl ‘Her Der Newroz, Her Dem Azadî’ şiarıyla Yenikapı’da yapılacak olan İstanbul Newroz’u için çalışmalar tüm hızı ile devam ediyor

HDK ve HDP öncülüğünde “Her Der Newroz, Her Dem Azadî” şiarıyla İstanbul’da kutlanacak Newroz için hazırlıklar tüm hızı ile devam ediyor. Yenikapı Miting Alanı’nda saat 11’de yapılacak Newroz için kentin birçok noktasına pankart asıldı. Pazar esnafı başta olmak üzere, ev ev, esnaf esnaf gezen HDP’liler dağıttıkları bildiriler ile herkesi Newroz’a davet etti.

İSTANBUL

#İstanbulda #Newroz #çalışmaları #hız #kazandı

Günay: Genel eğilim tek parti ile seçime girmek

Partileri ve bileşenlerinin genel eğiliminin tek parti çatısı altında seçime girmek olduğunu vurgulayan HDP Parti Sözcüsü Günay Günay, muhalefetin Türkiye’nin sorunlarına çözüm üretmek yerine koltuk tartışması yaptığını söyledi

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın 14 Mayıs’ta milletvekili ve Cumhubaşkanlığı seçimlerinin yapılacağını açıklamasının ardından karar Resmi Gazete’de yayımlanırken, siyasi partiler de seçim çalışmaları hız kazandı. Mereş merkezli iki büyük depremin ardından yaşanan yıkımın olduğu kentlerde halkla dayanışma içerisinde olan Emek ve Özgürlük İttifakı da seçimlere dair hazırlıklarını sürdürüyor. Diğer yandan Millet İttifakı (Altılı Masa), adaylık tartışmaları süresince İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’in, masadan kısa süreliğine ayrılması ve sonrasında cumhurbaşkanı adayını açıklamak için tekrar bir araya gelmeleriyle yapılan tartışmalar sonucunda Altılı Masa Kemal Kılıçdaroğlu’nun adaylığında netleşirken, seçim takvimi de açıklandı. Emek ve Özgürlük İttifakı yaşanan deprem dolayısıyla cumhurbaşkanı adayı çıkarıp çıkarmama konusunu yeniden değerlendireceklerini açıklamıştı. Seçim takviminin belirlenmesiyle birlikte gündem yoğunlaşırken Emek ve Özgürlük İttifakı’nın seçim gündemli toplantıları da sürüyor.

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay seçim gündemine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Muhalefet çözüm olamadı

Altılı Masa’nın son bir yada bir buçuk yıllık sürecine bakıldığında sorunların çözümü için ciddi bir çaba sarf etmediklerini aktaran Günay, “Bir mutabakat metni yayınladılar ve onda bile ‘İstanbul Sözleşmesini imzalayacağız’ gibi bir ifadeye yer veremediler. Kadınların taleplerine rağmen açık yüreklilik ile bunu söyleyemediler ya da iktidarın yaptığı gibi kadını aile ve çocuk politikalarının içine, bu kavramlara sıkıştıran bir tablonun ötesine geçemediler. Bu bile aslında iktidarın belirlediği, o sınırlar içerisinde bir muhalefet halinin olduğunu gösteriyor. Özünde Türkiye halklarına, kadınlara ve gençlere çözüm vadeden, bu konuda demokratik bir gelecek vadeden bir çözüm bulmadıklarını gösterdi” ifadelerini kullandı.

Koltuk tartışması

Millet İttifakı’nda yaşanan son gelişmelerin demokrasinin inşasından ziyade bir koltuk hikayesi üzerinden yürüdüğünü söyleyen Günay, “Meseleyi demokrasi olarak değil, iktidarda nerede durdukları üzerinden tartışan ve değerlendiren bir tavır var. Muhalefetin iktidara göre pozisyon alma halini tekrardan doğruladı. Elbette Türkiye için ihtiyaç olan çok köklü değişikliklerin, doğrudan bir demokrasi hattını örmek, bir alternatif ve bir çözüm yolunu inşa etmek olarak görülebiliyor ama bir kez daha bu hattan uzaklaşıldığını ve bu hat olmadığını görmüş olduk” dedi.

HDP çözüm üretiyor

HDP’nin demokratik siyasetin birleşik hattı üzerinden yürüdüğünü aktaran Günay, bu hattın partileri olumlu anlamıyla etkilemesinin de mümkün olduğunu sözlerine ekledi. Günay, “Fakat biz kendi cephemizden kendi siyasi hattımız üzerinden bir tavır ve tutum sergiliyoruz. Bu tavır ve tutum elbette belki birilerini etkiliyor olabilir, demokratikleşme ve olumlu anlamıyla. Buna bir şey diyemem ama esas mesele HDP kendi yolunda yürümeye devam eden, Türkiye’deki sorunlara gerçekten çözümün nasıl geleceğini tanımlayan ve Türkiye halkları açısından demokratik siyaset zeminin nasıl olması gerektiğini her defasında vurgulayan ve bu hattı örmek için mücadele içerisinde olan bir parti. Bu hat üzerinden, demokratik siyasetin birleşik hattı üzerinden bir mücadele yürütüyor ve şu da bir hakikat; HDP sahada olan partilerden biri, halkıyla sokaklarda olan, bu konuda halkın nabzını çok doğru bir yerden tutan bir partidir. Kendi hattını da söylemini ve söylemini de hep bu halkın istemleri doğrultusunda bir yön verdi ve değerlendirdi” diye konuştu.

‘Tutumumuz açık ve nettir’

Kemal Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı Adayı olarak Millet İttifakı’nda belirlenmesinin ardından HDP’yi Cumartesi günü ziyaret edeceği ve HDP’nin bakanlık istediği iddialarına ilişkin ise Günay şunları ifade etti: “HDP atacağı her türlü stratejik adımı mutlaka halklar lehine kazanımlara dönüştüren bir partidir. Bundan sonraki tavrı da tutumu da halklar lehine kazanımlara dönüştürmek için olacak. Mesele koltuk meselesi değil, mesele bir makamın paylaşılma meselesi değil, iktidarın paylaşılma meselesi değil. HDP’nin alacağı tavır Türkiye halklarına, kadınlara ve gençlere ne kazandıracak; demokrasi adına, özgürlükler adına, temel hak ve özgürlükler adına ne kazandıracak meselesidir. HDP bu tavır ve tutumda olacak. Bugüne kadar HDP’nin devraldığı o siyasi mirası ve mücadele geçmişi çok büyük bedeller ödenerek bugüne taşındı. Bedel ödemek, direnmek ve mücadele etmek üzerine siyasi hattı olan bir parti ama her direnişiyle de halklar lehine kazanımlar elde etti. HDP için bu konuda esas olan ilkeleri ve halklar lehine kazanımlar elde etmektir. Yeniyi inşa ederken bu kazanımlar nasıl olacak, HDP kendi tavrını, tutumunu, stratejik aklını, politik tutumunu belirlerken Türkiye halkları ne kazanacak tartışması üzerinden yürütür. Fikriyatının temel noktalarından biridir. Biz bu süreci yönetirken de, seçim sürecine girerken de elbette kendi politik tutumumuz çok açık ortada.”

Politik tutumlarına ilişkin 27 Eylül’de yayınladıkları deklarasyonu hatırlatan Günay, “Hatırlarsanız 27 Eylül’de yayınladığımız deklarasyon HDP’nin tutumunu çok açık bir şekilde ifade etmişti. Bu konuda özellikle parlamento seçimlerini çok güçlü önemseyen, parlamento seçimlerinde en güçlü çoğunluk ve temsiliyet ile Meclis’te olup ve tek adam rejiminin anlamsız hale getirdiği, şekli bir mekanizmaya dönüştürdüğü parlamento iradesini yeniden en aktif bir şekilde işletmede elbette yer alacağız. Bu bir kader seçimi. Türkiye halkları cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken, demokratik bir cumhuriyetle mi yola devam edecek yoksa bu cumhuriyet otoriter ve bugüne kadar ötekileştirdiği, yok saydığı bir hatta devam mı edecek? Bu yeni gelecek olan için de geçerli dolayısıyla Türkiye halkları cumhuriyetin ikinci yüzyılına girerken HDP demokratik bir cumhuriyetin inşasının nasıl olacağı üzerinden tartışmalar ve mücadele hattı yürütecek. Bizim hattımız budur ki son yaşanan deprem felaketi de bunun ne kadar elzem olduğunu bir kez daha gösterdi. Mevcut tek adam rejiminin nasıl Türkiye toplumunun hayatına kast ettiğini gösterdi. Aşırı merkezileştirilmiş, içi boşaltılmış, liyakattan uzak kurumların nasıl halkların canına kast ettiğini ve yaşamlarına mal olduğunu gösterdi. Bu tek adam rejiminin sonucuydu. Bunu değiştirmek ve demokratikleştirmek, ikinci bir yüzyılda daha demokratik bir Türkiye mücadelesi yürütmek elbette ki HDP açısından önemlidir” dedi.

Tek listeyle seçime girecek

HDP ve bileşenlerinin tek parti çatısı altında seçime girmesine yönelik baskın bir eğilimin olduğunu kaydeden Günay, “Emek ve Özgürlük İttifakı’nın birkaç gün sonra tekrar toplantısı olacak ve tartışmalarımız sürüyor. Daha kapsamlı tartışmalar yürütülecek. Sonuçta Emek ve Özgürlük İttifakı, Türkiye’de gerçekten emeğin ve özgürlüklerin tanımlanması ve mücadele açısından çok önemli bir ittifak. Başka bir Türkiye’nin mümkün olduğunu söyleyen bir ittifak ama tartışmalar devam ettiği için yakın zamanda tekrar toplantılar gerçekleşecek. Ama özenle belirtmek gerekir ki bizim HDP ve bileşenlerimizin genel baskın eğilimi tek parti çatısı altında seçime girmektir. Bu faşizm koşullarında dar parti hesapları yapmak yerine demokrasi güçlerinin birlikte kazanacağı bir formül bulmak gerekir. Birlikte büyümemizin ön koşulu güçlü bir meclis grubu ile diğer iki ittifaka karşı kurucu siyaset yapmaktır” diye konuştu.

Haber: Melek Avcı / Ankara – JinNews

#Günay #Genel #eğilim #tek #parti #ile #seçime #girmek

HDP ‘iki dönem’ kuralını esnetmeyecek

17-25 Mart tarihleri arasında Genel Seçimler için milletvekili aday adayı başvurularını alınması beklenen HDP’de, Belediye eşbaşkanlarının aday olmayacağı ve iki dönem kuralının esnetilmeyeceği öğrenildi

Halkların Demokratik Partisi (HDP), 14 Mayıs’ta gerçekleştirilecek Cumhurbaşkanlığı ve Genel Seçimler için çalışmalarını sürdürüyor. Tüm kentlerde İl Seçim Koordinasyonu oluşturan HDP, partinin Merkez Yürütme Kurulu (MYK) ve Parti Meclisi (PM) üyeleriyle çalışmaların her aşamasını takip edecek.

İsim havuzu oluşturuldu

HDP, aday adayı başvurularını 17-25 Mart tarihleri arasında almaya başlayacak. Tüm kentlerde eğilim yoklaması çalışmalarını tamamlayan HDP, isim havuzu oluşturdu. HDP, sembol isimlere de adaylık teklifi götürecek.

Seçilmişler başvuramayacak

Yerel seçimlerde Belediye Eşbaşkanı, Belediye Meclis üyesi ve İl Genel Meclisi üyesi seçilenler, başvuru yapmayacak. HDP Merkez Yürütme Kurulu toplantısında da masaya yatırılan milletvekili adaylığı için iki dönem kuralının esnetilmemesinde görüş birliğine varıldı.

Haber: Özgür Paksoy / MA

#HDP #iki #dönem #kuralını #esnetmeyecek

Kontrolsüz ve kaçak nakiller şap hastalığını yaydı

Veteriner Hekim Çağdaş Topal, şap hastalığının yayılmasının önüne geçilmesinin endüstriyel hayvancılık ile değil, ekolojik tarım ve hayvancılık politikalarına dönüş ile olabileceğini söyledi

Türkiye genelinde hayvanlarda görülen SAT2 serotipi şap hastalığı nedeniyle birçok ilde canlı hayvan pazarları kapatılıp, karantina işlemi uygulanmaya başlandı. Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından tüm hayvan nakilleri durdurulurken, birçok ilde de valilikler tarafından süt ve et ürünlerinin satışı yasaklandı. 2 ay önce ilk vakaları görülen hastalık, alınmayan önlemler ve hayvan hareketliliğinin kısıtlanmaması nedeniyle neredeyse tüm illere yayıldı. Çift tırnaklı hayvanların akut seyirli, çok bulaşıcı ve zoonotik karaktere sahip viral bir enfeksiyon olan hastalığın bulaşma oranı da yüksek. Hayvan topluluklarında bulaşıcılığı yüzde 100’e kadar ulaşabilen hastalık için Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından aşı üretimi için çalışmalar başladı.

Mücadele edilmesi zor bir hastalık

Tarım, Hayvancılık Hizmet Kolu Kamu Emekçileri Sendikası (Tarım Orkam-Sen) İzmir Şube Başkanı Veteriner Hekim Çağdaş Topal, hastalığın yayılma hızı, etkileri ve nedenleri ile ilgili Mezopotamya Ajansı’ndan Tolga Güney’e konuştu.

Üretilen aşı denenmeden uygulanacak

Topal, hastalığın hava yolunun yanı sıra dışkı, idrar ve süt ile birlikte de bulaşabildiğini, 7 serotipi olan hastalığın serotipler arasında çapraz bağışıklığı olmadığı için mücadelesinin de zor olduğunu belirtti. Her serotip için ayrı bir aşı üretimi yapılması gerektiğini aktaran Topal, “SAT2 serotipi daha önce Türkiye’de görülmedi. Fakat Uzak Asya ve bazı Avrupa ülkelerinde görüldü. Şu an kullandığımız aşılar bu serotip için etkili değil. Bu nedenden dolayı Şap Enstitüsü tarafından bir aşı üretimi başlamış durumda. Ancak daha önce SAT2 ile ilgili aşı çalışması yapılmadığından dolayı üretilen aşının deneme aşaması yapılmadan uygulamaya konulacak. Umarım etkili bir aşı üretilebilir” dedi.

Hızlı bulaşıyor

Topal, “Hastalık ilk önce ağızda salya akıntılarına neden olur. Salya akıntısı tırnak, meme ve deriye de bulaşarak lezyonlar oluşturur. Yoğun ateşle başlar. Ölüm oranı daha önceki serotiplerde yüksek değilken, bu serotipte fazla. Hastalık toprakta uzun süre aktif olarak kalabiliyor. Yemlerde 5 aya kadar toprakta canlılığını koruyabiliyor. Bu nedenden dolayı özellikle hayvan hareketlerinin yoğun olduğu yerlerde, sürü arasında bulaşma yoğundur” diye belirtti.

Hastalığın tüm Türkiye’ye yayıldığını belirten Topal, hayvan hareketlerinin kısıtlanmasıyla mücadele edilebilecek bir hastalık olmadığını, hayvan sağlığı ve politikalarıyla ilgili yetkili kurumların daha bilimsel tabanda uygulamalar yapması gerektiğini ifade etti.

Kontrolsüz nakiller

Hastalığın yayılmasında kontrolsüz hayvan hareketlerinin etkili olduğunu belirten Topal, daha önce kaçak hayvan nakillerine büyük cezalar verilirken bu cezaların düşürüldüğünü söyledi. 800 lira olarak uygulanmaya başlayan cezanın bu yıl 150 lira olduğunu belirten Topal, “Hayvanlar iller arasında nakil yapılırken veteriner kontrolünden geçmiyor. Normal bir uygulamada veteriner kontrolü yapıldıktan ve araçlar dezenfekte edildikten sonra nakillere izin verilir. İdari yaptırımların azalmasıyla kaçak hayvan hareketleri daha kolay bir hale geldi. Aynı zamanda deprem felaketi ile birlikte hayvan geçişleri daha da arttı. O bölgede meralar, ağırlar kullanılamaz hale gelince, insanlar yok fiyatına hayvanlarını sattılar. Bu hayvanlar hiç bir kontrol olmadan Türkiye’nin her yerine yayıldı” diye aktardı.

Alternatif ekolojik tarım ve hayvancılık

Bir başka nedenin de endüstriyel hayvancılık olduğuna işaret eden Topal, “Ticari hayvancılıkla hayvanları bir araya getirildi, yoğun popülasyonlar şeklinde bir arada tutmak hastalıklarda mutasyonu hızlandırmaktadır” dedi. Topal, bunun alternatifini neoliberal politikalarla üretmenin mümkün olmadığını, tüketimin azaltılarak küçük popülasyonlar halinde üretim yapılabileceğini, tamamen önlenmesinin ciddi bir politika gerektirdiğini belirtti. Beslenme alışkanlıklarını değiştirmek gerektiğini vurgulayan Topal, alternatif ekolojik tarım ve hayvancılık yapılarak doğaya dönüş olması gerektiğini ifade etti.

HABER MERKEZİ

#Kontrolsüz #kaçak #nakiller #şap #hastalığını #yaydı