Ana Sayfa Blog Sayfa 820

Marmara Denizi’nde 3,9 büyüklüğünde deprem

Marmara Denizi’nde 3,9 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, Marmara Denizi’nde, Bursa’nın Karacabey ilçesinin 14,41 kilometre açıklarında 3,9 büyüklüğünde deprem kaydedildi.

Depremin 7 kilometre derinlikte olduğu belirlendi.

Sabah saatlerinde ise Samsun’da 3.8 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti.

HABER MERKEZİ

#Marmara #Denizinde #büyüklüğünde #deprem

Samsun’da 3.8 büyüklüğünde deprem

Samsun’da 3.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD) Samsun’un Bafra ilçesinde 3.8 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini duyurdu.

Saat 08.01’de gerçekleşen depremin derinliği 14.1 kilometre olarak ölçüldü.

SAMSUN

#Samsunda #büyüklüğünde #deprem

Jin Jiyan Azadî

Fatma İzol

Bir fısıltı kulaktan kulağa dolaşan, Kürt kadın hareketinin çığlığa dönüştürdüğü özgün kadın renginde yaşamın gizli saklı sırlarına ancak kadın gerçekliği ile ulaşılabileceğinin haykırışı: Jin Jiyan Azadî.

Kadın, yaşam, özgürlük mottosu piyanonun tuşlarında nasıl bir ezgiye dönüşür bilemiyorum doğrusu ama gerçek yaşamda melodisiz haliyle çok can yaktı. Kadın düşmanlığı güdenleri ürküttü. Kürt kadınlar hedef haline geldi. Onlarca eve baskınlar düzenlendi, kendi kimliğini bulma çabası içerisinde olan kadınların özgürlüğüne kısıtlama getirilerek kimi ev hapsine kimi tutukevlerine gönderildi. Ama yine de kadınlar “akıllanmayacağız” dedi.

Bir felsefe; özünden kopartılmış, kimliksiz kadının kimlik kazanma felsefesi. Belki önceleri bir statüymüş gibi toplumda övgü anlamında kullanılan “erkek gibi kadın” ucubeliğinden kurtulmanın anahtarı. Rengini koruma, kendisi olduğu için değerli ve biricik olma savaşımı.

Avrupa Parlamentosu üyesi Abir Al-Sahlani; İran ve Rojava kadınlarını desteklemek için Jin Jiyan Azadî sloganını kürsüden atarak elinde getirdiği makas ile saçlarını keserken, artık bu sözlerin uluslararası bir marka olmasının altına da imza atmıştır. Slogan Kürt kadınlarının özgürlük çığlığı olmaktan çıkmış, dünya kadınlarının, kadınların cins kırımına karşı yükselttikleri bir özgürleşme eyleminin adına dönüşmüştür. Jîna Mahsa Emînî’nin saç tellerinde bayraklaşan gerçeklik ise asıl namussuzların namus bekçileri olması, İran’da yaşanmakta olan karanlık bir çağın artık kapanacağını gösteren önemli verileri sunmuştur.

Jin Jiyan Azadî; dünyada kadınlarının yoksullaştırılmasına, savaşlarda ganimet olarak görülüp tecavüze uğramasına, konuştuğu dilin yasaklanarak kimliksizleştirilmesine, “çocuk gelin” olmasına, namus-töre cinayetlerine kurban gitmesine, kamusal alandan dışlanmasına, cinsiyetçi yaklaşımlara, işyerlerinde mobbinge uğramasına vb. durumlara maruz kalmasına güçlü karşı duruşun, itirazın açık ifadesidir.

Jin Jiyan Azadî; kadının bedeninin kendisine ait olduğunu anlatabilmenin açık kapısıdır. Herkesin namusu olan ancak kendisi bir hiç olan, kiminin eşi, kiminin kızı, kiminin kardeşi, kiminin sevgilisi olan kadının “em ne namusa tû kesi ne” bilincine ulaşmanın aynasıdır.

Jin Jiyan Azadî; varlığı inkâr edilen, kimliği, dili, kültürü yok sayılan, katliam, asimilasyon ve sürgünlerle bitirilmek istenen Kürt halkının özgür iradesinin ve yeniden onurlu bir yaşamın başatı olma isteminin ortaya çıkışı, kadın kurtuluş ideolojisinin kendisine kazandırdığı özgür kimlik ile öncü olma rolüne kavuşarak mücadelenin öznesi olma yeteneği ve yetkisidir.

Şairin deyimi ile “sofrada öküzden sonra yeri olan” kadının; parlamentoda mücadele yürüten kadına dönüşmesidir Jin Jiyan Azadî.

Ayrıca Kürt kadınının, cinsiyetçi egemen ve iktidarcı erkek zihniyetine karşı ortaya çıkardığı pratik ile Jin Jiyan Azadî sihirli formülü; ekolojik kadın özgürlükçü demokratik toplum paradigmasının ışığında, Ortadoğu ve dünya kadın hareketlerine özgün rol model oluşturarak enternasyonalist kimliğe bürünmesidir; buna bağlı olarak evrensel bir kimlik kazanmasıdır.

Jin Jiyan Azadî bilinç sıçramasıdır. Kobanê’de savaşçı kadınların DAİŞ erkeklerini cehenneme göndermesinin tılsımlı anahtarıdır. Şengal’de DAİŞ’in kadınlara yönelik pratiğine karşı kendini savunmak gerektiğinin, özsavunmanın bilinç uyanışıdır.

Hayata cinsiyet eşitliği temelinde bakarak, kadını yaşamın merkezine koyma aydınlanmasıdır, kadın olmazsa yaşamın olmayacağı fikrinin tohumlandığı yerlerin yeşermeğe başladığının müjdesidir. Hayatın ta kendisi ve direnişin öyküsüdür.

Sözleşmedir, toplumsal sözleşme…

Jin Jiyan Azadî doktrini artık cinsiyetsizleşmiş, kadınların, erkeklerin ve çocukların anayasasına dönüşmüş ve yalnızca Kürtlerin sahiplendiği bir ilke olmaktan öteye kazandığı evrensel kimlikle halkların özgürleşme yolunu açan itici güç olma rol ve misyonunu üstlenmiştir.

*Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) PM Üyesi

#Jin #Jiyan #Azadî

Barikatları aşan Ankarlı kadınlar: Afet değil cinayet, devlet hesap verecek

Ankara’da barikatları aşan kadınlar Feminist Gece Yürüyüşü’nü gerçekleştirdi. Depremler sonrası devletin harekete geçmediğine ve ölümlerden sorumlu olduğuna dikkat çeken kadınlar ‘Afet değil cinayet, devlet hesap verecek’ sloganları attı

Ankara Kadın Platformu ve Feminist Gece Yürüyüşü Örgütlenmesi öncülüğünde bir araya gelen binlerce kadın, her yıl 8 Mart Dünya Kadın Günü’nde gerçekleştirilen “Feminist Gece Yürüyüşü” için Sakarya Caddesi’nde bir araya geldi.

Yürüyüş için toplanan kadınların önüne ilk etapta barikat konularak engellenmeye çalışıldı. Polisin engellemelerine rağmen barikatları aşan kadınlar yürüyüşlerini, sloganlar eşliğinde gerçekleştirdi. Yürüyüşe birçok kadın örgütü ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Ankara Milletvekili Filiz Kerestecioğlu katıldı.

Sloganların ve yürüyüşün ardından gerçekleştirilen açıklamada, 6 Şubat’ta gerçekleşen depremler sonrası devletin harekete geçmediğine ve ölümlerden sorumlu olduğuna dikkat çekildi.

‘Yeniden filizlendireceğiz’

Depremlerde devletin ihmallerine değinilen açıklamada, “6 Şubat gecesi önce 7,7 şiddetinde ve aynı gün 7,6 şiddetinde başka bir depremle Suriye’de ve Türkiye’nin 11 ilinde on binlerce insan yaşamını yitirdi, yüz binlercesi göçük altında kaldı. Saray rejimi, arama-kurtarma çalışmalarında son derece kritik olan ilk 36 saatte harekete geçmeyerek, on binlerce insanın ihmal yüzünden hayatını kaybetmesine neden oldu. Suriye’deki sınır kapılarını kapatarak on binlerce insanı ölüme sürükledi, Suriyeli kadınlar, kız çocukları ve LGBTİ+’larla dayanışmamızı engellemeye çalıştı. Yüz binlerce insan eşini, çocuğunu, sevdiklerini, evini, köyünü, şehrini kaybetti. Devlet, bilim insanlarının uyarılarını dinlemediği gibi, kendi kurumlarının hazırladığı raporları da görmezden gelmeyi seçti, politik bir tercihle, yaşamdan ve yaşatmaktan yana bir tavır almadı. Bizler yönetenlerin, sermayenin çıkarları ve hırsları uğruna öldürülüyoruz. Ancak bilinsin ki yine bizler erkek egemen devletin bize dayattığı karanlığı dayanışmayla aydınlatacak eşit, özgür ve güvenceli bir yaşamı birbirine kenetlenen ellerimizde yeniden filizlendireceğiz” denildi.

İktidarın deprem sürecinde dayanışmayı örgütleyenleri kriminalize ettiğine vurgu yapılan açıklamada, “Yetmedi, dayanışmayı büyütenlere kayyum atayarak yok edebileceğini sandı. Biz kadınlar, unutmayacağız. Depremi katliama ve büyük bir yıkıma dönüştürenlerden hesap soracağız. Şehirler, köyler, kasabalar, başımıza yıkılırken, bu felaketten en çok kadınlar, çocuklar, LGBTİ+lar ve mülteciler zarar gördü. Her fırsatta LGBTİ+ları hedef göstererek nefreti ve cinsiyetçiliği körükleyenlerin, deprem bölgelerinde de aynı tekçi, ayrımcı anlayışta ısrar ederek tüm topluma kapsayıcı bir şekilde hizmet etmeyeceğini biliyoruz” ifadelerine yer verildi.

‘Kadına şiddet önlenmesi için önlemler alınsın’

Açıklamanın devamında şu sözlere yer verildi: “Kadınlar için mevcut durumda son derece yetersiz olan sığınaklar ve şiddet önleme mekanizmaları deprem gerekçesiyle devletin tamamen gündeminden çıkmış durumda. Yalnız kadınlar, LGBTİ+lar ve mülteci kadınlar ev ve sığınak bulamadıkları için daha fazla şiddete ve yaşam hakkı gaspına maruz bırakılıyor, sokaklarda can veriyor. Kadınlar deprem bölgesinde de göç edilen yerlerde de boşandıkları, şiddet gördükleri erkeklerle aynı yerde kalmak zorunda bırakılıyor, güvencesiz ortamlarda tacizle, erkek şiddetiyle baş başa kalıyor, çocuklara yönelik istismar haberleri gündeme geliyor. Yüzlerce çocuk yine devlet eli ile tarikatların himayesine teslim ediliyor. Bizler acil olarak kadın çadırları kurulmasını, sığınaklar ve şiddetle mücadele mekanizmalarının işlevsel hale gelmesini talep ediyoruz.

Kürt kadın siyasetçiler hapse konularak siyasetten uzaklaştırılıyor

Patriyarkal kapitalizmin yanında hükümetin yanlış kararlarıyla derinleşen ekonomik krizin etkilerini de kadınlar yükleniyor. İşsizlik, güvencesizlik, kayıt dışı istihdam ve yoksulluk artıyor. Kadın istihdamı günden güne azalırken ve kadın emeği görünmez hale gelirken, depremle beraber tüm kadınları çok daha zor günler bekliyor. Engelli kadınların var olma koşulları, en temel ihtiyaçları görmezden geliniyor. Yaşamak için yine en çok, yoksulluğu en derinden hisseden kadınlar mücadele etmek zorunda kalıyor. Kadınlar hedef gösterilerek demokratik siyasetten tasfiye ediliyor, Kürt kadın siyasetçiler hapse konularak siyasetten uzaklaştırılıyor. Politik tutsak kadınların, ailelerinden ve sevdiklerinden haber alması engelleniyor. Çok sayıda hasta kadın tutsak, sağlıklı yaşam hakları ihlal edilerek sağlıksız koşullarda cezaevlerinde ölüme terk ediliyor.

‘Erkek egemen zihniyete geçit vermeyeceğiz’

Bin bir emek ve bedelle elde ettiğimiz eş başkanlık, İstanbul Sözleşmesi, Kürtaj hakkı ve daha birçok kazanımımızı gasp etmek isteyen, saray ve kayyum rejimine karşı alanlardayız. Bedenimizin cinselliğimizin erkekler tarafından tahakküm altına alınmasına izin vermeyeceğiz. Çocuk, yaşlı, hasta bakımını üstümüze yıkan patriarka ve erkek devletle mücadele etmeye devam edeceğiz. Kadın mücadelesinin yarattığı tüm birikim ve değerleri ortadan kaldırıp yerine kendi gerici, erkek egemen zihniyetini kurumsallaştırmak isteyenlere geçit vermeyeceğiz.”

Gece yürüyüşü sloganlarla son buldu.

ANKARA

#Barikatları #aşan #Ankarlı #kadınlar #Afet #değil #cinayet #devlet #hesap #verecek

Katalonya’nın Barcelonası varsa Kürtlerin de Amedspor’u var

Katalonya’nın Barcelonası varsa Kürtlerin de Amedspor’u var diyen Direniş Taraftar Grubu Başkanı Tugay, Kürtlerin Amedspor’u milli takım olarak gördüğünü ve saldırılara karşı diz çökmeyeceklerini söyledi

Selman Çiçek

Bursaspor ve Amedspor arasında oynanan ikinci lig maçında yaşanan saldırı ve ırkçı pankartlara dair tartışmalar sürerken Bursaspor taraftarına en büyük destek MHP Lideri Devlet Bahçeli’den geldi. Amedspor’a ırkçı saldırılarda bulunan “Yeşil” kod adlı Mahmut Yıldırım ve faili meçhul cinayetlerin sembolü Beyaz Toros posterlerini açan Bursaspor’u tebrik eden Bahçeli Kürt düşmanlığı duruşunu tekrar belli ederken bu duruşa tepkiler çığ gibi büyüdü. Bu tepkilerden biri de Bursa’da maçı seyirciler arasından izleyen Direniş Taraftar Grubu Başkanı Ramazan Tugay ile yaşananları konuştuk.

O pankart nasıl açıldı?

Bursaspor maçını Bursa taraftarları içerisinde izlediğini söyleyen Direniş Taraftar Grubu Başkanı Ramazan Tugay, gördüklerinin anlatmakla eksik kalacağını işaret ederek durumun çokta vahim olduğunu söyledi. Maçta mermi, kesici alet, bıçak ve sapan vb. her türlü maddenin olduğunu ancak bunları bir kenara bıraktığımız da daha vahim olanın ırkçı söylem olduğuna dikkat çekti. Tugay, açılan beyaz toros ve Mahmut Yıldırım pankartlarına değinerek “O pankartın neden orada açıldığını sorgulamamız gerekir. Bunlar nasıl sahaya alındı. Biz taraftar dernekleri olarak, statta bir pankart açmak istediğimizde öncelik olarak Spor Şube’ye başvuruyoruz. Onlardan onay aldıktan sonra ancak açabiliyoruz” dedi. Tugay, “Bu milli bir duruş değil ırkçı bir duruştur. Ötekileştiren insanlar arasına nifak sokan bir duruştur. Halkı kin ve nefrete sürükleyen Devlet Bahçeli’dir” sözleri ile herkesi Bahçeli hakkında suç duyurusunda bulunmaya davet etti.

Amed ismi bir kültürdür

Devlet Bahçeli’nin “Amed diye bir yer yoktur” söylemini de değinen Tugay, Amed isminin on binlerce yıla dayanan bir kültür ve geleneğin ismi olduğunu hatırlattı. Tugay, “Bu ismi farklı bir noktaya taşımak istemesi kabul edilir değildir. Amedspor da bir spor kulübüdür. Türkiye liglerinde kaç takım varsa Amedspor’da bu takımlardan biridir. Futbol federasyonuna bağlıdır” diye konuştu.

Diz çökmeyeceğiz

Bursa’da yaşananların ardından Kürtlerin uyanması gerektiğini söyleyen Tugay, “Beyaz Torosların ve binlerce faili meçhul işlemiş bir şahsın fotoğraflarının açılması bu bölgeye bir mesajdı. Bu mesaj bütün Kürtlere verilmek istendi. Şiddete karşı biriyim, futbol güzel bir oyundur, bir seyri vardır. Orada yapılanlar sanki bir milli seferberlik ilan edilmiş ve Kürtlere savaşa gidiliyor gibiydi. İkinci ligde bugüne kadar 2 bin ortalama ile oynayan Bursaspor vatan kurtarma algısı ile stadı doldurmuştu. Bu tutum ve algı yanlıştı, burada karanlık eller vardı. Karanlık ellerde kendilerini gurup konuşması ile belli etti. Kimden güç aldıkları da açığa çıktı. Biz faili meçhullere de uğrasak beyaz Toroslara da binsek bugünlere kadar diz çökmedik, bugünden sonra da diz çökmeyeceğiz” diye konuştu.

Amedsporu milli takım olarak görüyorlar

“Katalonya’nın Barcelonası varsa Kürtlerin de Amedspor’u var” diyen Tugay, Amedspor’un dışlamak yerine kucak açarlarsa bir barış köprüsü olacağını, ancak barış köprüsü olarak kullanmak yerine dışlamayı tercih ettiklerini söyledi. Tugay, Kürtlerin Amedspor’u mili takım olarak gördüklerini işaret ederek; “Kürtler sempati duyuyor. Sadece Amed’te yaşayan insanlar değil. Kürtler sırf Amedspor’u seviyor diye bunu farklı mecralara taşımak yanlıştır. Nasıl diğer takımların milyonlarca taraftarı varsa Amedspor’un da taraftarı vardır” ifadelerini kullandı.

 

#Katalonyanın #Barcelonası #varsa #Kürtlerin #Amedsporu #var

Yasa tasarısı ile orman katliamları yasallaştırılıyor

AKP iktidarı giderayak sermaye yağmasını genişleterek doğa yıkımlarına yol açacak adımları hızlandırdı. Hazırlanan tasarı ile orman katliamlarına bakanlık eliyle izin verileceği düzenlenirken, kenevir ekimi ve sözleşmeli tarıma yol veriliyor

Yusuf Gürsucu

AKP iktidarı bugüne kadar 2 milyon hektara yakın ormanı maden, enerji, inşaatlar vb. faaliyet için şirketlere peşkeş çekmeyi aralıksız sürdürüyor. Türkiye’de uzun yıllardır sermayenin her talebi hemen karşılık bulurken, doğal alanlar ve halklar adeta yok oluşa sürüklenirken, AKP iktidarı yeni bir doğa yağmasına daha imza atmaya hazırlanıyor. AKP’den bir grup milletvekili tarafından, ‘Orman Kanunu ve Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi’ hazırlandı. Hazırlanan teklif Meclis Başkanlığı’na sunulurken, teklifte “Madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her türlü yer, yol, bina ile tesislerin hükmi şahsiyeti haiz amme müesseselerine (Kamu kurumlarına) ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilebilecek” deniliyor.

Ormanları koruma kalkıyor

Devlet ormanları içinde maden aranması ve işletilmesi ile madencilik faaliyeti için zorunlu olduğunu iddiasıyla; tesis, yol, enerji, su, haberleşme ve altyapı tesislerine, fon bedelleri dışında bedeli alınarak Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilmek isteniyor. Devlet ormanları sınırları içindeki tohum meşcereleri, gen koruma alanları, muhafaza ormanları, verimli orman alanları, orman parkları, endemik ve korunması gereken nadir ekosistemlerin bulunduğu alanlarda da, maden aranması ve işletilmesi Tarım ve Orman Bakanlığı’nın muvafakatine bırakılıyor. Genel bütçe kapsamındaki kamu idarelerinin; baraj, gölet, liman ve yol gibi yapılarda dolgu amaçlı kullanacağı her türlü yapı hammaddesi üretimi için yapacağı madencilik faaliyetleri ile zorunlu tesislerinden ise bedel alınmayacağı tasarıda yer alıyor.

Ormanlar tehdit altnda

Madencilik faaliyetlerinin ve faaliyetlerle ilgili her türlü yer, yol, bina ile tesislerin amme müesseselerine (kamu işletmeleri) ait ormanlarda veya özel ormanlarda yapılmak istenmesi halinde Tarım ve Orman Bakanlığınca izin verilebilecek olması bugüne kadar atılan yağma adımlarının en kapsamlı girişim olduğunu ortaya koyuyor. İstanbul’un akciğeri olan Kuzey Ormanları başta olmak üzere bugüne kadar yapılaşma izni verilmeyen tüm özel ormanların imara açılması amaçlanıyor.

Ormanlar ifrazla parçalanacak

Yasa teklifiyle ayrıca ormanda kesilecek ağaçları damgalama yetkisi ilk kez özel şirketlere verilmesi sağlanmak istenirken, ormandan izin verilenin yüzde 10’un üzerinde ağaç kesilmesine de parası alınarak izin verilecek. Tasarıda 3 hektardan küçük ormanlarda her türlü işin yapılmasının önü açılıyor. Mevcut yasaya göre küçük parçalar halinde dahi olsa bu ormanlar bir bütün sayıldığı için imar izni verilmiyordu ancak yeni yasa taslağına göre örneğin  20 hektar bir ormanın 7 parsele bölünmesiyle 3 hektar alanın altına düşürülen parseller yoluyla tüm orman varlığı sermaye yararına katledilebilecek.

Tarımda yeni ayak oyunları

Çiftçiyi kendi toprağında köleleştirecek olan sözleşmeli tarım yasa tasarısında düzenleniyor. Hazırlanan tasarıda, tarım sektörüyle ilgili politikaların tespit edilmesi, planlanması ve koordinasyonuyla ilgili kurum ve kuruluşlarla işbirliği yapılarak uygulanmasında Tarım ve Orman Bakanlığı yetkili olacak. Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenen ürün veya ürün gruplarının üretimine başlanmadan önce bakanlıktan izin alınacak. Bakanlık, arz ve talep miktarı ile yeterlilik derecesini dikkate alarak hangi ürün veya ürün gruplarının üretileceği ile tarım havzası veya işletme bazında asgari ve azami üretim miktarlarını belirleyecek. Belirlenen miktar ve ürün çeşidiyle ilgili olarak, ilk kez aykırı faaliyette bulunduğu tespit edilenler hükümlerine uygun şekilde faaliyet göstermeleri için yazılı uyarılacak.

Tarım desteğiyle tehdit

Yapılan uyarı tarihinden itibaren 12 ay içinde uygun faaliyette bulunmayanlar, uyarı tarihinden itibaren 5 yıl süreyle hiçbir destekleme programından yararlandırılmayacak olması bir tehdit içeriyor. Tarım sektöründe sözleşmeli üretimin geliştirilmesi ve yaygınlaştırılması için gerekli düzenlemeler yapılacak. Bakanlık, sözleşmeli üretimin geliştirilmesi, izlenmesi ve kontrol edilmesi için sözleşmenin taraflarını ve kapsamını içeren kayıt sistemleri oluşturacak ve sözleşmeler bu kayıt sistemleri kullanılarak da düzenlenebilecek. Ayrıca tarımsal üretim sözleşmesine tabi ürünlere veya üretim varlıklarına sigorta yaptırılması zorunlu olacak.

Bakanlık planıyla uyumlu

Tarım Bakanlığı tarımı desteklemek için 4 başlıktan oluşan eylem planında yer alan sözleşmeli tarımın bu taslakla yasalaştırma adımı torba içinde sulunuluyor. Bakanlığın planına göre, çiftçiler ne ekeceğini belirledikten sonra üretime geçmeden bakanlıktan izin alarak üretim yapacağı ürünü bildirecek ve izin çıkarsa ekim yapabilecek. Bakanlık çiftçinin başvurusunu uygun bulmazsa, çiftçiye ne ekeceği bakanlık tarafından dikta edilecek. Bu yolla ürünlerin planlı bir biçimde üretilmesinin sağlanacağı iddia ediliyor. Bakanlık planında, çiftçiye üretimden önce ve sonra olmak üzere iki bölümde destek sunulacak. Ekim öncesi yapılacak destek ayni olacak ve bakanlık istediği tohumu, gübreyi üreticiye destek adı altında verecek. Üretim sonunda ise nakti verilecek olan destekten ayni olarak verilen her neyse onun parası kesilecek. Planın bir diğer başlığında ise; Çay, toprak koruma ve arazi kullanımı, su ve mera kanununda değişikliğe gidileceği yer alıyor.

Kenevir merakı

Meclis Başkanlığı’na sunulan teklifte kenevir üretimiyle ilgili düzenleme yapılmak isteniyor. Teklifte, “Lif, tohum ve sap üretimi ile ilaç etken maddesi elde etmeye yönelik çiçek ve yaprak üretimi amaçlı kenevir yetiştiriciliği, Tarım ve Orman Bakanlığının iznine tabi olacak. İlaç etken maddesi üretimi amaçlı kenevir yetiştiriciliği veya işlenmesi, Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) Genel Müdürlüğünce yapılacak ya da yaptırılacak” diye belirtilirken, devamında ise, “Gerektiğinde ülke arz ve talep durumuna göre Cumhurbaşkanınca belirlenen kota doğrultusunda TMO kontrolünde gerçek veya tüzel kişilere yaptırılabilecek” vurgusuyla öne çıkıyor.

Görüş İçişleri’nden

Tarımsal üretimlerde en temel gıda ihtiyaçlarına dahi yanıt veremeyen üretim politikaları terk edilmezken ithalat sürekli destekleniyor. Bu durum büyük bir gıda krizinin nedeni olarak öne çıkarken yapılan düzenleme ile gıda ihtiyacını temel alan üretimlerin desteklenmesi yerine tekstil üretiminde yararlanılacağı iddia edilen kenevir üretiminin tasarıda yer alması dikkat çekici. Tasarıda, “Kenevir yetiştiriciliğinde, münhasıran esrar elde edilmesini engelleyecek her türlü tedbirin alınması, kenevirin hasadı, işlenmesi, ihzarı, ihracı veya satışına ilişkin usul ve esaslar, İçişleri Bakanlığının görüşü alınmak suretiyle Tarım ve Orman Bakanlığınca belirlenecek” ifadeleri ise birçok soru işaretini içinde barındırıyor.

#Yasa #tasarısı #ile #orman #katliamları #yasallaştırılıyor

CHP’li Özel: Kılıçdaroğlu HDP’yi ziyaret edecek

CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Kemal Kılıçdaroğlu’nun, HDP’yi ziyaret edeceğini söyledi

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Halkların Demokratik Partisi’ni ziyaret edecek. CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, katıldığı bir televizyon programında Kılıçdaroğlu’nun HDP ve diğer siyasi partileri ziyaret edeceğini söyledi.

Özel, şunları söyledi: “Sayın genel başkan hiçbir partiyi ötekileştirmeden hepsini ziyaret edecek. HDP’yi de ziyaret edecek. Diğer partilere de ziyaret edecek. İki liderin Türkiye’de 2023 yılında, bir tanesinin hapiste olması olacak iş değil. Sayın Demirtaş çok iyi iletişim yürütüyor. Sayın Akşener ile sayın Demirtaş’ın nezaket dilini terk etmeden. Bahçeli ve Erdoğan diliyle değil, Demirtaş dili ve Meral hanım diliyle konuşulursa, buradan Türkiye kazanır. Masada olanlar bakanlıkları paylaşır. HDP’ye bakan verilemez demem. Bu ittifakın nasıl bakan çıkaracaklarını yazdık. HDP’nin yetkili kurulları var, demokrasi ittifakları var. AK Parti’ye helal olan CHP’ye haram olamaz. Bunlar yapınca aferin, biz yapınca şey. O Türkiye geride kaldı.”

HABER MERKEZİ

#CHPli #Özel #Kılıçdaroğlu #HDPyi #ziyaret #edecek

Rojava kentlerinde 8 Mart coşkuyla kutlandı

Kuzey ve Doğu Suriye’nin bir çok kentinde 8 Mart, binlerce kadının katıldığı yürüyüşlerle kutlandı

8 Mart Dünya Kadınlar Günü eylem ve etkinliklerinin görkemli geçtiği merkezlerden biri de Kuzey ve Doğu Suriye kentleri oldu. Qamişlo, Kobanê, Minbic ve Tebqa’da kadınlar, “Jin, jiyan, azadî ile kadın devrimine doğru” sloganıyla kitlesel yürüyüş gerçekleştirdi. Eylemlere binlerce Arap, Kürt, Süryani, Çerkez ve Ermeni kadın, sivil toplum kuruluşu, kadın örgütü, siyasi parti, Özerk Yönetim, askeri ve güvenlik güçlerinin temsilcileri ile yüzlerce erkek katıldı.

Kobanê

Kobanê’de kadınlar, Şehir Hastanesi önünden kent merkezine yürüdü. Kadın kurum ve kuruluşların ortak gerçekleştirdiği yürüyüş, mitinge dönüştü. Burada konuşan Kongra Star Fırat Koordinasyonu üyesi Emine Bekir, “DAİŞ’e karşı kadınların kazandığı direniş kentinden tüm dünya kadınlarına sesleniyoruz, susmayın, bugün senin günün. Bu gün tüm kadınlar için tarihi bir gündür. Özellikle Kuzey ve Doğu Suriye’de kadınlar büyük mesafe kat etti. Bu dönem kadınların özgürlük dönemi olacaktır. Kadınların tam özgürlüğü sağlanana kadar mücadeleye devam edeceğiz” dedi.

Minbic

Minbic’de kadınlar, Fırat Hastanesi önünden Wadi Caddesi’ne yürüdü. Yürüyüşün ardından Minbic Demokratik Sivil Yönetimi Yürütme Meclisi Eşbaşkan Yardımcısı Nura El Hamid konuştu. Kuzey ve Doğu Suriye’deki Kadın Devrimi’nin dünya kadınları üzerindeki etkisine dikkat çeken Hamid, “Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadınlar tüm dünyaya örnek oldu ve ‘Jin, jiyan, azadî’ ile sembol oldu. İran’daki Kadın Devrimi’nin ruhunu ‘jin, jiyan, azadî’ oluşturuyor. Kuzey ve Doğu Suriye kadınları, İran yönetimine karşı Rojhilat ve İran kadınlarını destekliyor” diye belirtti.

Demokratik Birlik Partisi (PYD) Eş Başkanlık Divanı Üyesi Foza Yusif de, “Bugün sadece kadınların özgürlük günü değil, tüm özgürlük savaşçılarının günüdür. Kadınların özgürlüğü için çağrıda bulunan demokrat erkekleri ve başta kadınların en yakın dostu olan, felsefesi ve fikirleriyle Kuzey ve Doğu Suriye’de yeni bir tarih yazılmasına öncülük eden Önder Abdullah Öcalan’ı selamlıyoruz. Kuzey ve Doğu Suriye’deki kadınlar, kadın devrimiyle küresel bir devrime öncülük ediyor. Mücadelemizle hiçbir öldürme, hedef alma, saldırı bizi devrim ve kadın özgürlüğü yolundan geri adım attıramayacağını gösterdik” ifadelerini kullandı.

Tebqa

Tebqa’da kitle, kentin kuzeyindeki ilk mahalleden yürümeye başladı. Yürüyüş, 2. bölgede bulunan Kültür Sanat Merkezi önünde sona erdi. Yürüyüşün ardından konuşan Tebqa Demokratik Sivil Yönetimi Danışmanı Eylem Çerkes, tüm kadınların 8 Mart’ını kutladı.

Yürüyüş ve konuşmalar, “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla sona erdi.

Qamişlo

Qamişlo kentinde ise, Siyahi Meydanı’nda başlayan yürüyüş, 12 Mart Şehitler Stadı’nda mitinge dönüştü. Yürüyüşte, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın fotoğrafları, Kongra Star ile “Jin, jiyan, azadî” yazılı bayraklar taşındı.

Saygı duruşunun ardından konuşan Kuzey ve Doğu Suriye Özer Yönetimi Meclisi Eşbaşkanı Berivan Xalid, kadınların 8 Mart’ını kutlayarak Rojhilat’ta devam eden eylemleri selamladı. Kuzey ve Doğu Suriye Devrimi’ne öncülük eden kadınların kapitalist sistemin soykırım saldırılarına karşı kazanımlarını koruyacaklarını belirten Xalid, “Kimse Kuzey ve Doğu Suriye kadınlarının iradelerini kıramaz. Hep birlikte kadın özgürlük sosyolojisini koruyarak şehitlerimizin takipçisi olacağız” dedi.

Yürüyüşe katılan kurum temsilcilerinin konuşmalarının ardından eylem, sloganlarla sona erdi.

Ayrıca Qamişlo’nun Amûde, Çilaxa, Tirbespîyê, Girkê Legê, Derîk, Til Koçer, Til Hemîs ve Til Birak, ilçe ile bölgelerinde de 8 Mart dolayısıyla kitlesel eylem ve etkinlikler gerçekleştirildi.

HABER MERKEZİ

#Rojava #kentlerinde #Mart #coşkuyla #kutlandı

RSF: 73 kadın gazeteci 8 Mart’ı cezaevinde karşıladı

RSF, 73 kadın gazetecinin 8 Mart’ı cezaevinde geçirdiğine işaret ederek, serbest bırakılmaları çağrısı yaptı

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF), 8 Mart dolayısıyla dünya çapında tutuklu kadın gazetecilerin derhal ve koşulsuz olarak serbest bırakılması çağrısında bulundu.

RSF’nin basın özgürlüğü barometresine göre, şu anda dünya çapında cezaevinde olan 550 gazeteci ve medya çalışanından 73’ü, yani yüzde 13’ten fazlası kadınken, bu oran son 5 yılda ikiye katlandı.

İran’da 12 kadın kazeteci tutuklu

RSF’nin internet sayfasında yer alan açıklamada, İran’da şu anda tutuklu 12 kadın gazeteciden 11’inin Kürt kadını Jîna Emînî katledilmesinin ardından yaşanan protestolar sonrası tutuklandığı belirtildi.

Afganistan

Afganistan’da durumun, 2 yıldan kısa bir süre içinde tanınmayacak kadar değişti kaydedilen açıklamada, “2021 yazına kadar var olan 526 medya kuruluşunun yarısı kapanmak zorunda kaldı ve kadın gazetecilerin neredeyse tamamı işini bırakmak zorunda kaldı. Kaç tanesinin kaçmayı başardığı tam olarak bilinmese de bazıları ülkeyi terk etti.

HABER MERKEZİ

#RSF #kadın #gazeteci #Martı #cezaevinde #karşıladı

İstanbul’da Feminist Gece Yürüyüşü: Kadınlar yasak dinlemiyor

8 Mart Dünya kadınlar günü dolayısıyla her yıl Taksim’de düzenlenen Feminist Gece Yürüyüşü, bu sene de Beyoğlu Kaymakamlığınca yasaklandı. Kararı tanımayan kadınlar yasağa rağmen Beyoğlu sokaklarında toplanıyor

8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında bu yıl 21’nci kez düzenlenecek olan Feminist Gece Yürüyüşü, Beyoğlu Kaymakamlığınca yasaklandı.

Taksim’de ara sokaklar da dahil olmak üzere tüm alanlar polis bariyerleri ile kapatıldı, metro seferleri durduruldu. Kararı tanımayan kadınlar ise Taksim’de düzenlenecek Feminist Gece Yürüyüşü için toplanmaya başladı.

Cihangir Caddesi’nde toplanmaya başlayan kadınlar,”Bizi engellemek isteyenler bilsin ki biz patriyarkaya, kapitalizme, sırtınızı dayadığınız rant sistemine, heteroseksizme, transfobiye, ırkçılığa, milliyetçiliğe, dini baskıya, sömürüye, yoksullaştırmaya, hapsedilmelere, sınırlara, kuşatmalara, savaşa, erkek-devlet şiddetine karşı isyanımızla sokaklarda olmaya devam edeceğiz” diyor.

Ayrıntılar gelecek…

#İstanbulda #Feminist #Gece #Yürüyüşü #Kadınlar #yasak #dinlemiyor