Ana Sayfa Blog Sayfa 821

Depremzede Suriyeliler çadır kentten çıkarıldı

Çadır kentten zorla çıkarılan depremzede Suriyeliler, uzak bir alanda kurulan çadırlara yerleştirildi

Depremin merkez üstü Elbistan’da Cumhuriyet Mahallesi’nde bulunan çadır kentte kalan depremzede Suriyeli 8 aile, bugün “çadır kent 15 gün sonra tamamen kaldırılacak” denilerek kaldıkları çadırlardan zorla çıkarıldı. Bulundukları alandan çıkarılan depremzedeler, Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi’ne gönderildi. Polislerin aileler ve gönüllülere, “Sizin çadırınız orda hazır” diyerek ikna etmeye çalışırken, ailelerin götürüldükleri çadırkentten uzak alanda, çadırlarının hazır olmadığı öğrenildi.

Recep Tayyip Erdoğan Millet Bahçesi’nde kurulan çadır kentte, daha önce 700 aileden 300’ü çıkarılmıştı. Birçok çadır boş olmasına rağmen Suriyeli aileler, çadır kentten uzak, ana yola yakın kısımda kurulmakta olan çadırlara yerleştiriliyor.

HABER MERKEZİ

#Depremzede #Suriyeliler #çadır #kentten #çıkarıldı

Rihalı kadınlar 8 Mart’ı Şenyaşar’a atfetti

Riha’da kadınlar 8 Mart açıklamasının ardından Adalet Nöbeti’ni sürdüren Şenyaşar ailesini ziyaret etti. Kadınlar Dünya Kadınlar Günü’nü Emine Şenyaşar’a atfettiklerini söyleyerek ‘yanında olacağız’ mesajı verdi

Riha’da Barış Anneleri, Kadın Platformu, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekilli Ayşe Sürücü, HDP Gençlik Meclisi ve Demokratik Öğrenci Meclisi üyeleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında, Topçu Meydanı’nda yaptıkları açıklamanın ardından Urfa Adliyesi önünde 3 yıldır Adalet Nöbeti’ni sürdüren Şenyaşar ailesini ziyaret etti.

Barış Anneleri öncülüğünde kadınlar, “Jin, jiyan, azadî” sloganıyla Urfa Adliyesi’ne kadar yürüyüş gerçekleştirdi. Ziyarette konuşan Barış Annesi Adalet Çay, Emine Şenyaşar’ın adalet talebiyle nöbet eyleminde olduğunu belirterek, “Ancak hala Emine annenin adalet talebi yerine gelmiş değil. Barış Anneleri olarak, adalet ve barış istiyoruz. Artık hiçbir anne ağlamasın. Sonuna kadar Emine annenin yanında olacağız” diye belirtti.

‘Artık yeter’
Kadınlara ziyaretleri dolayısıyla teşekkür edene Emine Şenyaşar, herkes için adalet istediğini ifade ederek, “Artık yeter adalet yerini bulsun. Oğlum kaç yıldır cezaevinde, artık serbest bırakılsın. Hastane de insanlar katledilmez. İktidar da onları koruyor” dedi.

Ziyarette konuşan HDP Gençlik Meclisi üyesi Senem Eriş ise, Dünya Kadınlar Günü’nü Emine Şenyaşar’a atfettiklerini söyleyerek, “Adalet talebi yerine gelinceye kadar ve gerçek katiller yargılanıncaya kadar Emine annenin yanında olacağız. Emine annenin mücadelesine sahip çıkarak, mücadeleyi daha da büyüteceğiz” ifadelerini kullandı.

RİHA

#Rihalı #kadınlar #Martı #Şenyaşara #atfetti

Kılıçdaroğlu, yüzde 55-60 bir oyla seçilebilir

İYİ Parti Lideri Meral Akşener’in CHP Lideri Kemal Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığı adaylığını reddederek Altılı Masa’dan kalkmasına İYİ Parti tabanı da dahil olmak üzere toplumdan yaygın ve sert tepki geldi. İYİ Parti’den üye düzeyinde istifalar saatler içinde yaygınlaştı. Toplum, Altılı Masa’nın bozulmaması, liderlerin hiçbirinin masadan kalkmaması mesajını verirken Millet İttifakı’na duyduğu güvenin, muhalefetin seçimi kazanacağına ilişkin umudunun ne kadar yüksek olduğunu gösterdi.

Akşener’in masadan kalkmasını onaylamadı.

Mesajı alan Akşener, hatasını anladı ve Altılı Masa’ya geri döndü. Diğer 5 lider de Akşener’i incitmeyecek ve masaya dönmesini sağlayacak ortamı sağladılar. Sonuçta Akşener, sert şekilde itiraz ettiği Kılıçdaroğlu’nun cumhurbaşkanlığını kabul etti. Karşılığında, cumhurbaşkanı adayı olmaları konusunda masadan kalkacak kadar ısrar ettiği İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı Mansur Yavaş’ın cumhurbaşkanı yardımcısı olmaları da bazıları kerhen de olsa 5 lider tarafından kabul edildi. Masadaki 5 genel başkanın cumhurbaşkanı yardımcısı olarak görev yapacakları da duyuruldu.

Ancak iki belediye başkanının cumhurbaşkanlığı yardımcılığına atanmalarının cumhurbaşkanının (Kemal Kılıçdaroğlu) uygun göreceği zamanda ve tanımı yapılmış görev alanıyla sınırlı olacağı mutabakat metninde kayda geçirildi. Akşener’in “yetkili ve icracı cumhurbaşkanı yardımcısı olsunlar” talebine diğer 5 liderin rezerv koydukları ve genel başkanlar gibi genel yetkili olmalarına onay vermedikleri, daha sınırlı bir yardımcılık tanımında uzlaştıkları anlaşılıyor.

Kriz çözüldü ve Altılı Masa’nın ortak cumhurbaşkanı adayının Kemal Kılıçdaroğlu olduğu Saadet Partisi Lideri Temel Karamollaoğlu tarafından ilân edildi. Ortak adayını belirleyen Altılı Masa, artık yeni bir aşamaya ulaşmış oldu. Bundan sonra Kılıçdaroğlu’nun seçimi kazanması ortak amaç olacak. Şimdi Kılıçdaroğlu’nun seçilme şansına ve nasıl bir cumhurbaşkanlığı yapacağı konusuna bakalım.

Kılıçdaroğlu’nun seçilme şansı oldukça yüksek.

Normal şartlar altında, sandık güvenliği sağlanmış, demokratik bir seçim yapılması halinde Kılıçdaroğlu önemli bir farkla seçimi kazanır. Masadaki 6 partinin samimiyetle Kılıçdaroğlu’nun arkasında durması halinde, anketlere göre yüzde 40-45 arasında bir ittifak oyunu alıyor. Ayrıca HDP sözcülerinin açıklamalarından HDP’nin de Kılıçdaroğlu’nun adaylığını destekleyeceği anlaşılıyor. HDP’nin ve aynı ittifakta yer alan sosyalist solun desteğiyle Kılıçdaroğlu, yüzde 55-60 bir oyla seçilebilir.

İmamoğlu ve Yavaş’ın seçimden sonra cumhurbaşkanı yardımcısı olarak atanacak olmaları da Kılıçdaroğlu’nun oyunu artıracak bir faktördür. İmamoğlu ve Yavaş’ın seçim kampanyası boyunca Kılıçdaroğlu’nun yanında olmaları, iki belediye başkanına destek veren, cumhurbaşkanı olmalarını isteyen seçmenlerin Kılıçdaroğlu’na oy vermelerini kolaylaştıracaktır.

Kılıçdaroğlu nasıl bir cumhurbaşkanı olacak?

Kılıçdaroğlu partili cumhurbaşkanı olarak değil, tarafsız bir cumhurbaşkanı olarak görev yapacağının işaretlerini dünden verdi. Partisinin grup toplantısında, bu toplantıya son kez katıldığını ve grup kürsüsüne veda ettiğini açıkladı. Bu veda ile sadece CHP’nin adayı olmadığını, 6 partinin ortak adayı olduğunu ve cumhurbaşkanı olduğunda da sadece 6 parti seçmeninin değil tüm Türkiye’nin
cumhurbaşkanı olarak hareket edeceğinin mesajını verdi. Kılıçdaroğlu’nun kucaklayıcı, kapsayıcı siyaset anlayışı, barışçıl, yumuşak üslubu, partizanlık yapmayacağının, Türkiye’yi yine uzlaşma içinde, parlamenter demokratik sisteme sağlıklı biçimde geçireceğinin göstergeleri. Dürüstlüğüyle bilinen Kılıçdaroğlu’nun çevresine ihale dağıtmayacağı da çok açık. Parayla pulla ilgisi olan bir lider olmadığı da biliniyor.

Ayrıca uzmanlık alanı olan denetim mekanizmalarını harekete geçirerek Hazine’den beslenen şirketleri, dev büyüklükte ihaleleri sırayla kazanan şirketlere ödenen paraları, hırsızlıkla, yolsuzlukla rüşvetle edinilmiş ve yurtdışına kaçırılmış servetleri mercek altına alacağı, bu paraların Türkiye’ye getirilmesini, sorumlulardan yargıda hesap sorulmasını sağlayacağına da kuşku yok. Yine bu sistemin verdiği yetkiyle, iktidarın liyakat yerine biat ve sadakate göre devlet kurumlarına yaptığı atamaları iptal edip yerlerine liyakate göre atamalar yaparak devlet kurumlarını yeniden bağımsız ve özerk hale getireceği de bir
gerçek.

Bu yönleriyle Kılıçdaroğlu, seçimi kazanacak, geçiş dönemini en iyi şekilde yönetip, Türkiye’yi yeniden demokrasiye kavuşturacak, demokratik, laik, sosyal hukuk devletinin yeniden inşa edilmesini sağlayacak bir cumhurbaşkanı olacaktır.

Demirtaş’tan Akşener’e: Demokratikleşmeye dair talepleri taviz olarak mı görüyorsunuz?

Demirtaş, Akşener’e yazdığı açık mektupta, İYİ Parti’nin Kürt sorununa yaklaşımına dair sorular yöneltti: ‘HDP ile diyaloğu CHP kurabilir ama taviz verilemez, talepleri de bu masaya getirilemez’ dediniz. Demokratikleşmeye dair talepleri taviz olarak mı görüyorsunuz?

Edirne F Tipi Cezaevi’nde 4 Kasım 2016 tarihinden bu yana tutuklu bulunan Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, “CHP, HDP ile görüşebilir ama masaya getiremez” diyen İyi Parti Genel Başkanı Meral Akşener’e sanal medya hesabı üzerinden açık mektup gönderdi. Demirtaş’ın “İyi Parti Genel Başkanı Sayın Meral Akşener’e açık mektubum” diyerek paylaştığı mektup şöyle:

“Sayın Meral Akşener,

İYİ Parti Genel Başkanı,

Sayın Genel Başkan, bu mektubu HDP seçmeni kimliğimle kaleme alıyorum. Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanı adayı Sayın Kemal Kılıçdaroğlu ile birlikte Millet İttifakı’ndaki partilerin genel başkanları ve iki belediye başkanı olarak tarihi bir dönemde zorlu bir görev üstlendiniz.

Öncelikle hayırlı olsun diyor, başarılar diliyorum.

İzleyebildiğim kadarıyla, Sayın Kılıçdaroğlu ile sizin dışınızdaki partilerin genel başkanları, HDP seçmeni dahil tüm seçmenleri demokratik dönüşüm umudu etrafında buluşturmak istiyorlar.

‘Hayır, biz de HDP seçmeninin oyuna ve desteğine talibiz ama HDP’yi kurumsal olarak muhatap almaya karşıyız’ diyorsanız hemen belirtmeliyim ki, tıpkı diğer partilerin seçmenlerinin yaptığı gibi ben de siyasi haklarımı koruma görevi ve sorumluluğunu HDP’ye vermiş bulunuyorum.

Dolayısıyla çok güvendiğim HDP yönetiminin kararı hangi yönde olursa benim de oy tercihim aynı yönde olacak, doğal olarak.

Partimiz HDP, aynen İYİ Parti gibi meşruiyetini halktan almıştır. Üstelik, halk HDP’ye partinizden daha fazla ilgi göstererek HDP’yi Türkiye’nin üçüncü partisi yapmıştır. Zaten Meclis sıralarında HDP ile yan yana olup komisyonlarda da aynı masada oturuyorsunuz. Ayrıca zaman zaman Meclisimizi, HDP Milletvekili Sayın Nimetullah Erdoğmuş yönettiğinden, Meclis’teki varlığımızı da biliyorsunuzdur.

Sayın Genel Başkan,

Bu tarihi seçim öncesinde toplumun büyük bölümü “birleşe birleşe kazanacağız” sloganlarıyla umudu büyütmeye çalışırken sizin, partimiz HDP’ye dönük bazı açıklama ve yaklaşımlarınızın bu amaca uygun olmadığını düşünüyorum.

HDP’li bir seçmen olarak sizi daha iyi anlayabilmek için bazı konuların netleşmesinde büyük yarar görüyorum.

Siz Millet İttifakının bir parçası olarak kendi ittifakınızdaki partilerle bile kıran kırana bir müzakere yürüttünüz. Size hak olan müzakere siyaseti, HDP için neden bir hak değil?

HDP seçmenini ikinci sınıf yurttaş, iradesiz vatandaş olarak görmediğinizden eminim. O halde HDP’nin, oy vereceği Cumhurbaşkanı adayı ile müzakere yapmasının nasıl bir sakıncası olabilir?

Kaldı ki HDP’nin defalarca açıkladığı gibi müzakere başlıkları da Eylül 2021’de HDP’nin ilan ettiği 11 maddelik tutum belgesidir, öyle gizli kapaklı şeyler de değil.

HDP destek kararı alırsa Sayın Kılıçdaroğlu çok yüksek olasılıkla Cumhurbaşkanı olacak ve siz de Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacaksınız. Ayrıca partiniz birkaç bakanlık görevi üstlenecek.

Sayın Genel Başkan, bu durumda açık açık sormam gerekiyor:

1- HDP’li seçmen olarak benim oyumu istiyor musunuz? Benim de oyumla Cumhurbaşkanlığı Yardımcılığı ve bakanlık koltuklarına oturacağınıza göre beni nasıl ikna etmeyi düşünüyorsunuz? Bu arada, yerel seçimlerde Millet İttifakının belediye başkanlarının kazanmasını sağlayan HDP oyları için “istemem” demediğinizi de hatırlatırım.

2- HDP’nin bakanlık isteği olmamasına rağmen bazı arkadaşlarınız “HDP’ye bakanlık vermeyiz” diyerek biz HDP’li seçmenleri incitmiş, ötekileştirmişti. Şimdi bu arkadaşlarınız HDP seçmeninin oylarıyla bakanlık koltuklarına oturmaya adaylarsa bizi ikna etmeniz gerekmez mi?

3- HDP demokratik ilkeler dışında herhangi bir talepte bulunmadığını açıklamasına rağmen “HDP ile diyaloğu CHP kurabilir ama taviz verilemez, talepleri de bu masaya getirilemez” dediniz. Demokratikleşmeye dair talepleri taviz olarak mı görüyorsunuz?

Eğer iktidar olursanız ve HDP’nin talepleri sizin masanıza gelmeyecekse bize hangi masayı öneriyorsunuz? Elli yıldır yapıldığı gibi bizi yine “terörle mücadele masasına” mı yönlendirmeyi düşünüyorsunuz?

4- HDP de HDP seçmeni de eşitler arası, omuz hizasında yapılacak bir müzakere dışında hiçbir üstenci, dayatmacı, egemen bakış açısıyla yaklaşımı asla kabul etmeyecektir.

Sorunlarımızın demokratik siyaset alanında, barış içinde, çağdaş şekilde konuşarak çözülmesi dışında herhangi bir yöntemi benimsemiyoruz. Sizin önerdiğiniz başka bir yöntem var mı?

Sayın Genel Başkan,

Tüm seçmenler gibi İYİ Parti ile HDP seçmenleri de sokakta yan yana yaşıyor, aynı ateşte kavruluyorlar. Seçmenler arasında bir arada durmakla ilgili hiçbir sorun yokken siyasi öncülerin de topluma layık olması gerektiğine inanıyorum.

Koşullarımız ve kararlarımız ne olursa olsun bir arada eşit, özgür ve refah içinde yaşayan Türkiye’yi var etmek zorundayız. Sizlerin de bu çabaya katkı sunacağınıza inanıyor, tekrardan hayırlı olsun diyor, başarılar diliyorum.

Peyva dawî, birêz Akşener bila tu zanibe ku em Kurd in. Em gelê Kurd xwedî nasname, ziman, çand, hûner û dîrok in. Em di doza xwe de jî mafdarin. Bila qet neyê ji bîr kirin!

Av. Selahattin Demirtaş

Edirne Hapishanesi”

#Demirtaştan #Akşenere #Demokratikleşmeye #dair #talepleri #taviz #olarak #mı #görüyorsunuz

‘Eşit ve özgür bir yaşamı hep birlikte kuracağız’

Türkiye’nin birçok yerinde alanlara çıkan kadınlar yaptıkları açıklama ve eylemlerde Eşit ve özgür bir yaşamı hep birlikte kuracağız’ dedi. Kadınlar depremde geçn kalan iktidardan hesap soracaklarını vurguladı

Kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle birçok kentte alanlara çıkan kadınlar, deprem ve yaşanan baskılara karşı öfkelerini dile getirdi. Kadınlar tüm saldırılara rağmen alanları terk etmeyeceklerini söyledi.

İstanbul

Devrimci İşçi Sendikaları Konfederasyonu ( DİSK) İstanbul Şubesi Kadın Meclisi, 8 Mart’a ilişkin Kadıköy’de bulunan Beşiktaş İskele Meydanı’nda kitlesel basın açıklaması gerçekleştirdi. Burada konuşan DİSK Genel Başkanı Arzu Çerkezoğlu, deprem sonrasında dahi bölgede bulunan kadınların durumuna dikkat çekerek, “Afet ve deprem gibi kriz dönemlerinde en ağır faturayı kadınlar ödüyor. Kadınların çalışma hayatı önündeki tüm engellerin kaldırılması, erkek işçilerle aynı haklara sahip olması, kadına yönelik şiddetin ortadan kaldırılması, İstanbul Sözleşmesi’nin uygulanması için çalışmalar yapılmalı. Bizde DİSK’li kadınlar olarak barış ve kardeşliği büyütmek bu 8 Mart’ta alanlarda kadın yaşamdır, kadın özgürlüktür diyeceğiz. Yaşasın kadın dayanışması diyoruz” dedi.

Kadınlar adına ortak açıklamayı okuyan DİSK’e bağlı Genel-İş Avrupa Yakası 2 No’lu Şube Yönetici Zuhal Kaynak da, hükümetin rantçı politikaları ve deprem sonrasındaki organizasyonsuzluğu nedeniyle depremin felakete dönüştüğüne işaret ederek, kadınların sorunlarının çözülmesi çağrısında bulundu.

İzmir

İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi, baro önünden Türkan Saylan Kültür Merkezi’ne yürüyüş gerçekleştirdi. Yürüyüşün ardından açıklamayı İzmir Barosu Kadın Hakları Merkezi üyeleri Büşra Marangozoğlu ve Gözde Önal okudu. Kadın cinayeti davalarında uygulanan “haksız tahrik” indirimi ve cezasızlığa dikkat çekilen açıklamada, “Bu zihniyetle mücadele etmekten vazgeçmeyeceğiz. Hep birlikte bir kez daha ‘Bizi susturamayacaksınız’ demek için Feminist Gece Yürüyüşü’nde el ele kol kola omuz omuza olalım. Tüm kadınları bu akşam gerçekleşecek gece yürüyüşüne katılmaya davet ediyoruz” denildi.

Kadınlara çağrı: Ayağa kalkın

CHP İzmir İl Kadın Kolları da, 8 Mart dolayısıyla parti binasında basın toplantısı düzenledi. Toplantıda konuşan CHP İzmir İl Kadın Kolları Başkanı Nurdan Şenkal Uçar, “Koltuk sevdasına düşenler, bu süreçte halkın yanında olmadı. İnsanlar, açlığa, sefalete ve yoksulluğa mahkûm edildi. En kritik saatlerde, enkaz altından gelen yardım çığlıkları karşılıksız bırakıldı. Buradan ülkemizin bütün kadınlarına çağrı yapıyoruz; ayağa kalkın” dedi.

Çiğli Kadın Platformu ve İHD İzmir Şubesi Kadın Komisyonu da 8 Mart dolayısıyla açıklama yaptı. İzmir’de ayrıca Narlıdere Kadın Platformu’nun açıklaması oldu.

Muğla

Muğla Barosu üyesi kadınlar, Bodrum Adliyesi önünde açıklama gerçekleştirdi. Açıklamayı yapan avukat Esra Soylu Gümrah, “Yerelde bulunan kadınlar ve hukukçular olarak, yerel yönetimlerin yasal zorunluklarını bilinçli bir şekilde geciktirmelerine izleyici kalmamaya kararlıyız” diye belirtti.

Çukurova’da açıklamalar yapıldı

Adana Barosu Kadın Hakları Merkezi, 8 Mart dolayısıyla Avukatlar Salonu’nda basın açıklaması gerçekleştirdi. Mersin’de ise Mersin Tabip Odası Genel Sekreteri Reyhangül Baloğlu, oda binasında yaptığı açıklamada, erkek egemen kapitalist sistemin rantı önceleyen, insanı, doğayı, kadını, çocuğu yok sayan politikaları sonucu yaşanan depremlerde on binlerce insanın yaşamdan koparan bir katliama dönüştüğünü vurguladı.
ÖHD Mersin Şubesi de 8 Mart dolayısıyla dernek binasında açıklama yaptı.

Hatay

İskenderun Kadın Platformu da, 8 Mart nedeniyle yazılı açıklama yaptı. Depremin yarattığı yıkıma dikkat çekilen açıklamada, “Öfkemizle isyanımızla kadın dayanışmasını örüyor yaşamı yeniden kuruyoruz” ifadelerine yer verildi. HDP İskenderun İlçe Örgütü de, Buluttepe Mahallesi’nde kadınlarla bir araya gelip açıklama yaptı. Açıklamada konuşan HDP Hatay İl Eşbaşkanı Hülya Ateş, “Kadınlar enkazın arasında filizlenen yeni toplumun mayası olacaktır” dedi.

Antakya’da da kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için Uğur Mumcu parkından, Sevgi parkına sloganlarla yürüdü. Yürüyüşte kadınlar ‘Bu kenti, yaşamı yeniden kuracağız’ pankartı açtı.

HABER MERKEZİ

#Eşit #özgür #bir #yaşamı #hep #birlikte #kuracağız

Oluç: HDP’siz demokrasi adımı gerçekçi değil

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, HDP’nin olmadığı bir denklemde demokrasinin yolunun açılmayacağını belirterek, HDP’siz demokrasi adımının gerçekçi olmadığının altını çizdi

“Biz bakanlık koltuğu pazarlığı veya bu gibi şeylerle uğraşan bir parti değiliz. Bugüne kadar böyle bir pazarlığımız olmadı, yarın da böyle bir pazarlık yapmayız” dedi.

Millet İttifakı’nın 13’üncü Cumhurbaşkanı adayı olan CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Altılı Masa’da yer alan partilerin genel başkanları ile Akşener’in masaya dönüş şartı olan İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu ve Mansur Yavaş’ın da Cumhurbaşkanı Yardımcısı olacağını açıkladı. Seçimlerde belirleyici konumunu koruyan Halkların Demokratik Partisi (HDP), gerçekleştirilen son Merkez Yürütme Kurulu (MYK) toplantısında Cumhurbaşkanı adayı çıkarma eğilimini yeniden gözden geçirdi. HDP, MYK toplantısında aldığı kararı Emek ve Özgürlük İttifakı’nın önümüzdeki günlerde gerçekleştirilecek toplantısına taşıyacak.

HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç Millet İttifakı adayı Kemal Kılıçdaroğlu ve HDP’nin izleyici yol haritasını Mezopotamya Ajansı’na değerlendirdi.

HDP’den oy istiyorsa görüşme doğaldır

Cumhurbaşkanlığı adayıyla ilgili olarak bir görüşmenin, bir değerlendirmenin önemli olduğunu hep söylediklerini hatırlatan Oluç, Bütün Cumhurbaşkanı adaylarının da bu görüşmeyi yapmasının önemli olduğunu söyledi. Oluç, Kılıçdaroğlu eğer Türkiye’deki bütün seçmenlerden oy istiyorsa, HDP seçmenlerinden oy istiyorsa, o zaman demokratik siyasetin bir gereği olarak HDP’nin önümüzdeki dönem için ne düşündüğünü, nasıl yaklaştığını, bir geçiş sürecinin nasıl olması gerektiğine dair fikirlerinin ne olduğunu öğrenmek, bunları konuşmak, değerlendirmek için bir görüşme yapmasının doğal olduğunu belirtti.

Bizim derdimiz adalet ve demokrasi

Bugüne kadar hiç kimse ile bir pazarlık yapmadıklarının altını çizen Oluç “Bizim derdimiz bir makam, bir koltuk elde etmek değil. Bizim derdimiz Türkiye’de tek adam yönetimi var, demokrasi, hukuk, anayasa, her şey askıya alınmış vaziyette. Büyük bir hukuksuzluk var, büyük bir baskı ve zulüm oluşmuş vaziyette. Türkiye çoklu bir kriz yaşıyor; hem sosyal hem ekonomik hem siyasal alanda. Kürt düşmanlığı artık bu iktidarın döneminde gerçekten zirveye ulaştı. Bizim derdimiz Türkiye’de yeni bir dönemin, Cumhuriyetin ikinci yüzyıla girerken yeni bir dönemin başlaması. Cumhuriyetin demokratikleşmesi ve Demokratik Cumhuriyet’e ulaşılması doğrultusunda adımların atılması, demokrasi ve hukuk alanında demokratik değişimin yolunun açılması için mücadele ediyoruz. Biz var olan düzenle, bir sistemle derde sahibiz. Bunun değişmesi için mücadele ediyoruz” diye konuştu.

Politika ve ilkelerle ilgileniyoruz

Meral Akşener’in söylediği sözleri ciddiye almadıklarını belirten Oluç, herkes kendi işine bakmalı, pazarlık yapmadıklarını politika ve mücadeleyle ilgilendiklerini söyledi. ilkelerle ilgili konuştuklarını belirten Oluç, “2021 yılının Eylül ayının sonundan itibaren bu politikamızı ortaya koyduk. O gün ne söylediysek, bugün de aynı noktada duruyoruz. Bu politikaların tartışılması gerektiğini söylüyoruz. Millet İttifakı’nın bileşenlerinin altına imza attıkları kağıtlara bakarsanız, bizim söylediklerimizin önemli bir kısmına kendilerinin geldiklerini görürsünüz. Dolayısıyla biz politika ve ilkelerle ilgileniyoruz” dedi.

HDP’siz demokrasi adımı gerçekçi değildir

“HDP’nin olmadığı bir denklemde mümkün değil” diyen Oluç, neden mümkün olmadığını şu sözlerle sıraldı: “Birincisi HDP herhangi bir parti değil. Şu anda 7 milyondan fazla oyu olan, milyonlarca insanı aileleriyle birlikte temsil eden bir partiden söz ediyoruz. Hem bir taraftan Kürt halkını hem de Türkiye demokrasi güçlerini temsil eden bir partiden söz ediyoruz. Türkiye’deki bütün farklılıkları, farklı inançları, kimlikleri, ana dilleri, kültürleri içinde barındıran ve bütün Türkiye’yi temsil eden bir partiden söz ediyoruz. Dolayısıyla HDP’nin içinde olmadığı bir demokrasi adımı gerçekçi değildir. İkincisi HDP şuanda Meclis’in üçüncü büyük partisidir. İddialıdır, önümüzdeki seçimde de yine güçlü bir grup kurma hedefine sahiptir. Eğer çoğulcu bir demokrasiye sahip olacaksa bu ülke, elbette HDP’nin de fikirleri, politikaları, önerileri dikkate alınacaktır. O nedenle HDP olmadan demokrasi olmaz, bu çok açık. Kürt sorunu çözülmeden demokrasi olmaz dediğimiz gibi, HDP olmadan demokrasi olmaz. Bu mücadelemizi sürdüreceğiz. Bu konuda kararlı duruşumuzda vazgeçmiş değiliz.”

Üçüncü Yol’u inşa etme konusunda kararlıyız

Depremden sonra Türkiye’nin yeni bir döneme girdiğini belirten Oluç, depremin iktidarın Türkiye’yi nasıl bir enkaza dönüştürdüğünü görmesini sağladığını, bu iktidarın toplumu ve halkı korumak için herhangi bir önlem almadığını dikkat çekti. Depremden önce bir ittifak adayı çıkartma kararı olduğunu ifade eden Oluç, “Öyle bir kararlığımız var. Orada bir fikir birliği oluşursa, hangi konuda olursa olsun açıklayacağız. Çok fazla sürmez, önümüzdeki günlerde bu konuda bir adım atılmış olur. Biz Üçüncü Yol’u inşa etme konusunda kararlıyız, Türkiye’de demokrasi mücadelesinin ve demokrasinin gerçekleşmesinin ancak Üçüncü Yol’un güçlü olmasıyla mümkün olacağını düşünüyoruz. Bizler de Üçüncü Yol’un bir parçasıyız HDP olarak, Emek ve Özgürlük İttifakı olarak. Bir taraftan bu mücadelemizi sürdüreceğiz, güçlü bir Üçüncü Yol mücadelesinin gerçekleşmesi için adımlar atacağız, öbür taraftan da Cumhurbaşkanlığı seçimiyle ilgili tutumumuzu birlikte değerlendirerek bir karara varacağız” diye konuştu.

Kaynak: MA-ÖZGÜR PAKSOY 

#Oluç #HDPsiz #demokrasi #adımı #gerçekçi #değil

Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanından Hewlêr’e ziyaret

Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Fayeq Zêdan, resmi temaslarda bulunmak üzere Hewlêr’e ziyarette bulundu

Irak Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Fayeq Zêdan, resmi temaslarda bulunmak üzere Federe Kurdistan Bölgesi’nin Hewlêr kentine geldi. Zêdan, Kürdistan Bölgesi Yüksek Yargı Konseyi Başkanı Abdulcebar Hasan tarafından karşılandı. Ziyarette, Hewlêr ve Bağdat arasındaki bazı sorunların ele alınacağı ifade ediliyor.

Kaynak: MA

#Irak #Yüksek #Yargı #Konseyi #Başkanından #Hewlêre #ziyaret

Adalet Nöbeti 716’ıncı günde: Bir kadın iki yıldır adalet arıyor

Katledilen ailesi için yarın ikinci yılını dolduracak anne Emine Şenyaşar ve oğlu Ferit Şenyaşar bugün ki Adalet Nöbeti’nde 8 Mart’a dikkat çekerek, ‘Bir kadın, bir anne iki yıldır Urfa Adliyesi önünde adalet bekliyor. Bu adaletsizliği herkes biliyor, herkes görüyor’ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ve saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti’nin yarın iki yılı oluyor.

Herke biliyor her şeyi

Aile 6 Şubat’ta yaşanan depremin adından hayatını kaybedenler için başlatılan “Sen de pencerende bir mum yak” eylemi kapsamında mum yakarak nöbete başladı. Adliye önünde konuşan Ferit Şenyaşar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne dikkat çekerek, “Bir kadın, bir anne iki yıldır Urfa Adliyesi önünde adalet bekliyor. Bu adaletsizliği herkes biliyor, herkes görüyor. Adaleti sağlamakla görevli yargı çaresiz bırakılmış, görevini yerine getiremiyor. Hastanede bu annenin iki evladını ve eşini katleden mevcut iktidarın milletvekillidir. Cumhurbaşkanının arkasına sığındığı için yargı görevini yerine getirmiyor” şeklinde konuştu.

İki yıl oldu

Adalet Nöbeti eylemlerinin yarın ikinci yılını dolduracağını ifade eden Şenyşar, “Annenin adalet mücadelesi kitaplaştırıldı, belgesele konu oldu. Bu belgesel uluslararası film festivallerinde gösterilmekte. Yarın da ikinci yıla özel olmak üzere Urfa Barosu Tahir Elçi konferans salonunda saat 14:00’da annenin mücadelesinin belgesel gösterimi yapılacak. Duyarlı olan bütün sivil toplum örgütlerini, yurttaşları bekliyoruz” çağrısında bulundu.

İki yıldır burada oturuyorum

Emine Şenyaşar da, “Herkes için adalet istiyoruz. 2 yıldır burada oturuyorum, zulme uğradım, kaç defa oğluma şiddet uyguladılar. Kayıtları çıkarsınlar, bütün dünya çocuklarımın nasıl katledildiğini görsün” dedi.

Öte yandan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Haliliye İlçe Başkanlığı da, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Emine Şenyaşar’ı ziyaret ederek, dayanışma mesajlarını ileti.

RIHA

#Adalet #Nöbeti #716ıncı #günde #Bir #kadın #iki #yıldır #adalet #arıyor

Kadınlar Wan’da 8 Mart için yürüyor

Wan’da TJA öncülüğünde bir araya gelen kadınlar 8 Mart’ı yürüyüşü düzenliyor

Wan’da Tevgera Jinen Azad (TJA), “Dem dema jin Jiyan azadiyê ye” şiarıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla yürüyüş düzenliyor. Semaver Kavşağı’nda başlayan yürüyüşte Kürtçe, Türkçe “Dem dema ‘jin Jiyan azadiyê ye” pankartı taşınırken, kadınlar 6 Şubat’ta 11 kentte meydana gelen deprem nedeniyle on binlerce kişinin yaşamını yitirmesi, on binlerin yaralanması ve binlerce kişinin devletin geç müdahalesi sonucu yaşamını yitirmesini protesto etmek amacıyla siyah kıyafet üzerine mor fular takarak protesto etti.

Yürüyüşte “Jin jiyan azadî”, “Jin na tirsin hesap bi pirsin”, “Korkmuyoruz, susmuyoruz, itaat etmiyoruz”, “Kadın yaşam özgürlük”, “Eşbaşkanlık mor çizgimizdir” lolipoplarını taşıdı.

Yürüyüşe, Baro Kadın Hakları Komisyonu, STAR Kadın Derneği, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) Kadın komisyonu, Van Kadın Platformu, KESK Kadın Meclisi, Barış Anneleri Meclisi’nin yanı sıra onlarca kadın yürüyüş alanına akıyor.

Ayrıntılar geliyor…

#Kadınlar #Wanda #Mart #için #yürüyor

Sosyo Politik erkek şiddetini raporlaştırdı

Sosyo Politik Saha Araştırma Merkezi, 1 Aralık 2022- 28 Şubat 2023 tarihlerini kapsayan zaman diliminde kadına yönelik gerçekleşen erkek şiddetinin medyaya yansıyan hallerini inceledi

Sosyo Politik Saha Araştırma Merkezi, Türkiye’de kadına ve çocuğa yönelik gerçekleşen erkek şiddetinin basına yansıyan hallerini tespit etmek ve bu konuda düzenli istatistikler sağlamak amacıyla 1 Aralık 2022- 28 Şubat 2023 tarihlerini kapsayan zaman diliminde kadına yönelik gerçekleşen erkek şiddetinin medyaya yansıyan hallerini inceledi. Sosyopolitik, bu araştırmayı yaparken Cinayetlerini Durduracağız Platformu, Bianet, Jin News, Mezopotamya Ajansı, Anıt Sayaç ve pek çok haber ajansı gönderileri taradı.

14 ayda 167 kadın yaşamını yitirdi

Derlenen tarihler arasında hazırlanan rapora göre; 79 kadın katledildi ve 88 kadın ise şüpheli bir şekilde öldü. 175 kadın ise, şiddet ve yaralanmaya maruz kalırken 19 kadın tacize, 10 kadın tehdide, 7 kadın ise cinsel saldırıya maruz kaldığı açıklanan raporda 29 çocuk ise istismara maruz kaldı. Derlenen veriler ile ayrıca mağdurun ve mağdurun kim tarafından şiddete maruz bırakıldığı ölçüldü. Cinayete maruz kalanların %35,4’ü “Eşi”, %12,7’si “Babası” ve %12,7’sinin ise kim veya kimler tarafından yapıldığı bilinmediğine dikkat çekilen raporda cinsel saldırıya maruz kalanların %14,3’ü “Babası”, %14,3’ü “Öğretmeni” ve %71,4’ünün ise kim veya kimler tarafından yapıldığı bilinmediği belirtildi.

Kadın cinayetlerinin en çok olduğu iller

Şiddete maruz kalan kadınların yaş aralığı da incelenen raporda; %48,2’si “Bilinmiyor”, %11,3’ü “0-17 Yaş”, %10,3’ü “18-24 Yaş”, %9,8’i “25-34 Yaş”, %7,9’u, “35-44 Yaş”, %5,9’u “65+Yaş”, %4,9’u “45-54 Yaş” %1,7’si “55-64 Yaş” arasını kapsadığı açıklandı. Yaşanılan Kadın Cinayetlerinin %16,5’i “İstanbul”, %8,9’u “İzmir”, %5,1’i “Denizli” ve %5,1’i ise “Antalya” olduğu görülmektedir. Ayrıca Cinsel Saldırıya uğrayanların %57,1’i “Balıkesir”, %14,3’ü “Ankara”, %14,3’ü “İstanbul” ve İstismara uğrayan çocukların ise %24,1’i “İstanbul”, %13,8’i “Diyarbakır”, %10,3’ü “Antalya” olduğu açılanan raorda Şiddet ve yaralamaya maruz kalanların %50,9’u “Edirne”, %12’si “İstanbul” olduğu görüldüğü açıklandı.

Yaşanılan şüpheli ölümlerin illere göre dağılımına baktığımızda; %20,5’i “İstanbul”, %5,7’si “Antalya”, %5,7’si “Denizli” olduğu ve tacize maruz kalanların %52,6’sı “İstanbul”, %15,8’i “Bursa” olduğu görülmektedir.

HABER MERKEZİ

 

 

 

#Sosyo #Politik #erkek #şiddetini #raporlaştırdı