Ana Sayfa Blog Sayfa 836

İranlı lise öğrencisi gaz saldırılarını değerlendirdi: Okumamızı istemiyorlar

İran’da kız öğrencilerin eğitim gördüğü okullara yönelik zehirli gaz saldırıları devam ediyor. Lise öğrencisi Nazi Alamdari, hayatını kaybeden öğrencilerin sayının gizlendiğini söyledi

İran ve Rojhilat’ta kız çocuklarının eğitim gördüğü okullara yönelik 30 Kasım 2022’den beri zehirli gaz saldırıları sürüyor. Saldırılarda yüzlerce kız öğrencinin zehirlendiği ortaya çıktı.

MA’dan Berivan Kutlu’ya konuşan İranlı lise öğrencisi Nazi Alamdari sayıların gizlendiğini ve rejimin kız öğrencileri eğitimden uzaklaştırmak istediğini söyledi.

Bakanın açıklamaları

Zehirlenme vakalarının ardından İran Sağlık Bakanı Yunus Panahi bir açıklama yaptı. Bakan haberi doğrulayarak, soruşturma açtıklarını söyledi ve “Anlaşılan o ki bazıları tüm okulların, özellikle de kız okullarının kapatılmasını istiyor” dedi.

“Zehrin malzemelerin piyasada bulunabilen malzemelerden oluştuğunu” söyleyen Panahi, “Zehrin öldürücü olmadığını ve paniğe yer olmadığını” eklese de saldırılar sonucu 4 çocuğun yaşamını yitirdiği belirtildi.

Alamdari: Amaç kız çocuklarını eğitimden uzak tutmak

İran’da lise son sınıf öğrencisi olan Nazi Alamdari, okullara atılan zehirli gazlarla amaçlananın kız çocuklarını eğitimden uzak tutmak olduğunu söyledi.

Saldırının olduğu bir okulda müdürün çocukları bırakarak kaçtığını ifade eden Alamdari, “Müdür çocukların üzerine kapıyı kilitleyip kaçıyor. Daha sonra okuldan çıkarılan öğrenciler bu olayın ardından bir hafta okula gidemedi” dedi.

Olayın üstü kapatılıyor

Aynı sokakta bulunan bir diğer özel okula da kimyasal saldırı olduğunu ifade eden Alamdari, “Saldırı olduğu gün çok korktuk. Devlet okulunda okuyan bir arkadaşımız hayatını kaybetti fakat bu durum medyaya yansımadı. Olayın üzerini kapatmak istiyorlar” diye konuştu.

Alamdari, “Kim yapıyor bilmiyoruz ama bildiğimiz bir şey var yapanlar okumamızı istemiyor” diye devam ederek, tüm saldırılara rağmen kız öğrenciler olarak eğitim hayatına devam edeceklerini söyledi.

Rejimin politikası

Kimyasal gaza maruz kalmadığını ancak kalan arkadaşlarından bu durumu dinlediğini ifade eden Alamdari, “Arkadaşlarımız, ‘saldırıda önce okullarda hafif bir gaz kokusu oluyor. Olay günü ise farklı ve ağır kokulu bir gaz geliyor, iki gaz etkileşime girerek bizi zehirledi’ diye anlattı. Biz artık korkmuyoruz bu saldırılardan. Okuyan bütün öğrenciler olarak bu saldırıların rejim tarafından yapıldığına inanıyoruz, Rejim bizi okuldan uzaklaştırmak istiyor ama vazgeçmeyeceğiz” şeklinde konuştu.

DIŞ HABERLER

 

 

#İranlı #lise #öğrencisi #gaz #saldırılarını #değerlendirdi #Okumamızı #istemiyorlar

Kerkük’te yaşanan selde üç kişi hayatını kaybetti

Kerkük’te yaşanan sel nedeniyle çöken bir evde bir anne ve iki çocuğu hayatını kaybetti

Kerkük’te dün akşam saatlerinde Bacwani köyünde yoğun yağmur yağışı nedeniyle meydana gelen selde bir ev çöktü. Evin çökmesi sonucu bir anne ve iki çocuğu hayatını kaybetti.

Bu sabah saatlerinde bulunan anne ve 2 çocukların cenazeleri hastaneye kaldırıldı.

Kaynak: Rojnews

 

#Kerkükte #yaşanan #selde #üç #kişi #hayatını #kaybetti

AFAD karşı mahalleden 3 günde gelemedi!

Hatay’da yaşanan depremi anlatan depremzede ve dayanışma çalışmalarına katılan Mert Arslanyürek, ‘Serinyol Mahallesi, AFAD İl Koordinasyonu’nun hemen karşısında olan bir mahalle ancak buraya depremin 3’üncü gününe kadar kimse gelmedi’ dedi

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerde yerle bir olan Hatay’da enkazlar henüz tam olarak kaldırılmadığı gibi çadır sorunu da çözülebilmiş değil. Birçok kentte olduğu gibi Hatay’da da ilk günden beri sahada olanlar gönüllüler.

Yurttaşların çalışmaları geç başlatan AFAD’a tepkileri de dinmiyor. Hatay’ın Antakya ilçesine bağlı Serinyol Mahallesi’nde yaşayan ve birçok yakınını kaybeden Mert Arslanyürek, mahallelerinin karşısında AFAD İl Koordinasyonu’nun bulunmasına rağmen 3-4 gün mahalleye kimsenin gelmediğini belirterek tepkisi dile getirdi.

Haritadan silinen mahalleler var

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Eylem Akdağ‘a konuşan Arslanyürek, gönüllülerle arama kurtarma çalışmaları yürüttüklerini ve kentin yok oluşuna tanklık ettiklerini söyledi. Kendisi de depremzede olmasına rağmen Hatay Deprem Dayanışması’nda yer alan Arslanyürek, “Haritadan silinen mahalleler var. Bulunduğumuz mahallenin nüfusu 20 bin civarı, burada çok katlı binalar enkaza dönüştü. Evim gibi müstakil evler daha az hasar gördü” diye belirtti.

Su ve çadır yok

Depremin ardından yaşananları anlatan Arslanyürek şunları söyledi:

“Serinyol Mahallesi, AFAD İl Koordinasyonu’nun hemen karşında olan bir mahalle ancak buraya depremin 3, 4’üncü gününe kadar kimse gelmedi. Aileler AFAD önünde yalvararak, yardım istedi. Maalesef 3-4’üncü gününe kadar AFAD bulunamadı. Mahallemizde bir de askeri kışla var orada da göçükler oldu, o yüzden oradan da bir yardım göremedik. 4’üncü günden itibaren belli başlı mahallelere profesyonel ekipler gelmiş olmasına rağmen çok yetersiz kalındı. Bugün gelinen noktada hala insanlar su ve çadır bulamıyor. Şebeke suyunun geldiği mahalleler var ancak güvenilir değil. Belediye suların kullanımının tehlikeli olduğuna dair açıklama yaptı.”

Dayanışma çağrısı

Depremin 2’nci gününden bu yana Hatay Deprem Dayanışması Koordinasyonu’nda yer aldığını belirten Arslanyürek, ” Şimdi de mahallelerde yardımları ulaştırmaya devam ediyoruz, çocuklarla da etkinlikler yapıyoruz. Yine gönüllü avukatlarımızla hukuki süreç çalışmalarını yapıyoruz. Yardımlar gelmeye devam ediyor ama kısıtlı, azaldı. İçme suyu büyük bir sorun, bunun çağrısını yapıyoruz. Hem buradaki yerel halkımıza hem de Türkiye halklarına dayanışma çağrısında bulunuyoruz” dedi.

HATAY

#AFAD #karşı #mahalleden #günde #gelemedi

​​​​​​​Ölümünün 34. yılı: Mihemed Şêxo’nun hayalleri Rojava Üniversitesi’nde gerçekleşiyor

Baas Rejimi tarafından Kürt kültür ve sanatının yasaklandığı bir dönemde ürettiği Kürtçe şarkılar ile Mihemed Şêxo, Kürt sanat tarihine damgasını vurdu. Qamişlolu sanatçının hayalleri bugün Rojava Üniversitesi’nde gerçekleşiyor

Kürt müziğinin öenmli seslerinden Mihemed Şêxo, yıllarca eserleri ile Kürt halkının acılarını dile getirirdi. Ünlü Kürt dengbêjlerden biri olan Mihemed Şêxo, sanat deneyimini Beyrut, Bağdat, Federe Kürdistan ve Rojhilat (İran Kürdistanı) arasında yaşadı.

Kürt müziğini folklorik açıdan daha geniş düzeylere taşıyan Mihemed Şêxo, kendi imkanları ile bir müzik okulu kurdu ve Kürt müziği üzerinde büyük bir etki yarattı.

1948 yılında Rojava’nın Qamişlo kentine bağlı Xecokê köyünde 14 kişilik yoksul bir ailede büyüyen Mihemed Şêxo, ailenin en büyük erkek çocuğudur.

Ünlü Kürt sanatçı, Eman Dilo, Hebis ve Zîndan, Rabe ji Xewê Felek, Mahabad ve Nesrînê gibi 120 şarkıyı besteledi. Mihemed Şêxo, şarkılarını Taha Xelîl, Yûsif Berazî, Omer El Elî, Kemal Şemas ve Mistefa Cuma’nın aralarında bulunduğu 18 şairden aldı.

Bugün ölümünün üzerinden 34 yıl geçti ancak ses hâlâ kulaklarda ve yüreklerde.

Kürt sanat tarihine damga vurdu

ANHA’dan Silava Ebdurrahman’a konuşan Mihemed Şêxo’nun kardeşi Beha Şêxo, kardeşi ile ilgili “Bu hayattan erken ayrıldı. Ancak ardından büyük ve zengin bir miras bıraktı. Bu miras Kürt halkının acılarını ve tarihini ifade ediyor. Mihemed Şêxo, Kürt sanat tarihine mührünü vurdu. Bu nedenle Kürdistan sanatçısı olarak tanınıyor” sözlerini ifade etti.

Mihemed Şêxo’nun Kürdistan’ın birçok bölgesini gezdiğini hatırlatan Beha Şêxo, Mihemed Şêxo’nun kendisini bölgesel bir sanatçı olarak görmediğini ve bunun Kürdistan’ın tüm parçaları üzerine yaptığı konuşmalarında kendisini gösterdiğini belirtti.

‘Kürtçe Mihemed Şêxo gibi sanatçılar aracılığıyla korundu’

Mihemed Şêxo’nun sanatını klasik Kürt sanatından aldığını, Kürt sanatının ve gelişiminin okulu haline geldiğini belirten Beha Şêxo sözlerine şöyle devam etti:

“Mihemed Şêxo şarkılarını büyük bir özenle besteledi, halkına ve ülkesine sahip çıktığını gösterdi. Kürt dili o dönem yasak olduğundan dolayı ve Kürdistan’ı işgal eden rejimlerin baskıları nedeniyle Kürtçe okuma, konuşma ve eğitim zordu. Ancak bu dil Mihemed Şêxo gibi sanatçılar ve sanat aracılığıyla korundu.”

Mihemed Şêxo, şarkılarında aleni bir şekilde siyasi sözleri söylemese de özgün ve güçlü Kürtçe sözler seçiyordu. Ancak Şam hükümeti tarafından tutuklandı ve kendisine işkenceler edildi.

Kardeşinin Baas rejiminin baskıları sonucu Suriye’den ayırılarak Federe Kurdistan’a gittiğini sanatı ve silahıyla devrime katıldığını hatırlatan Beha Şêxo, ardından Rojhilat’a giderek orada devrimci ve sanat hayatını sürdürdüğünü belirtti.

Beha Şêxo şöyle devam etti: “Mihemed Şêxo’nun hayali de birçok savaşçı, siyasetçi ve devrimci sanatçıların hayali gibiydi. Bu hayalin gerçekleşmesine yaklaşmışız. Kürtlerin elde ettiği kazanımların zafere ve halkın özgürlüğüne vesile olmasını ve böylece Mihemed Şêxo’nun ve arkadaşlarının hayallerinin gerçekleşmesini diliyoruz.”

????????????????????????????????????

‘Rojava Üniversitesi’nde hayallerini gerçekleştiriyoruz’

Rojava Üniversitesi’nden Kürt Edebiyatı Bölümü Öğretim üyesi Beşîr Mela Newaf da Mihemed Şêxo ile ilgili şu sözleri ifade etti:

“Kürtçe nefes almak bile işgalci iktidarlar tarafından yasaklanmıştı. Mihemed Şêxo, Rojava’daki Kürt halkının yaşadığı karanlık ve zor bir süreçte yaşadı. Baas rejimi Suriye’de iktidara geldikten sonra, Kürtlerin dillerini ve tarihlerini asimile etmek için Kürtlere ve Kürt diline karşı savaş açtı. Mihemed Şêxo da karanlık dönemin yurttaşlarından biriydi ve Kürt dilinin ve sanatının gelişiminin öncüsü oldu. Mihemed Şêxo, Kürt folkloru için kendinden önceki ve kendinden sonraki sanatçıların mirası arasında bir köprü oldu. Şarkıları bugüne kadar Kürt halkının dilinde yankılanıyor. Mihemed Şêxo’nun şarkılarının çoğu Yûsif Berazî’nin ‘Bêbihar’ şiirlerinden ve sözlerinden oluşuyordu. Onun da sözleri Kürt halkının acısını dile getiriyordu ve bugüne kadar Mihemed Şêxo’nun şarkıları için canlı kaldılar. Kürt savaşçıları ve devrimcilerinin fedakarlıklarıyla kurduğumuz Rojava Üniversitesi’nde Mihemed Şêxo ve sanatçı arkadaşlarının eserlerini öğretiyoruz. Bu da onların hayaliydi.”

Mihemed Şêxo, Baas zindanlarında serbest bırakıldıktan sonra 6 Mart 1989’da kalp krizi geçirdi ve 9 Mart’ta Qamişlo’daki Wetanî Hastanesi’nde yaşamını yitirdi. Cenazesi Hilêliyê Mezarlığı’nda toprağa verildi. Mihemed Şêxo, her yıl 9 Mart’ta mezarı başında anılıyor.

KÜLTÜR SERVİSİ

#Ölümünün #yılı #Mihemed #Şêxonun #hayalleri #Rojava #Üniversitesinde #gerçekleşiyor

Şengal’e SİHA saldırıları: Irak uyanmazsa yarın sıra ona gelecek

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik devam eden saldırılarını değerlendiren Şengal Özerk Yönetim Kurulu Eşbaşkanı Azad Hisên, amacın Êzidî fermanını sürdürmek olduğunu ifade etti

Türkiye’nin Kuzey ve Doğu Suriye ile Federe Kurdistan Bölgesi’ne yönelik saldırıları, resmi verilere göre 45 bin insanın hayatını kaybettiği Mereş (Maraş) merkezli depremler sürecinde de devam etti.

Yine 27 Şubat’ta Şengal’in Behrava köyü yakınlarında Şengal Direniş Birlikleri’ne (YBŞ) ait bir araca İnsansız Hava Aracı (SİHA) tarafından düzenlenen saldırı sonucu YBŞ komutanları Pîr Çeko ve Agir Cefrî hayatını kaybetti, bir YBŞ’li de yaralandı.

Türkiye DAİŞ ile ittifak içinde

Yaşanan saldırıları değerlendiren Şengal Özerk Yönetim Kurulu Eşbaşkanı Azad Hisên, Êzidilerin yeni soykırımlarla karşı karşıya olduklarını ifade ederek, “Bu siyasi tabloda 3 Ağustos 2014 fermanının devam ettiğini görüyoruz. Çünkü 2014’te DAİŞ’e karşı silahlanan, Şengal’i savunanlar bugün hedef alınarak, şehit ediliyor. Bu da fermanın devam ettiği anlamına geliyor. KDP kamplarında her gün onlarca kişi öldürülüyor. Yaşadıkları çadırlar yakılıyor, o çadırlarda insanlar yakılıyor. Bu da soykırımının bir parçasıdır” dedi.

Çok yönlü saldırılara maruz kaldıklarını ifade eden Hisên, “Fermanda DAİŞ ile ittifak içinde olanlar, bugün de yine DAİŞ ile ittifak içindeler. Çünkü DAİŞ’i buraya getiren Türk devletiydi. DAİŞ’i güçlendiren de Türk devleti” dedi.

Sessizlik tehlikeyi arttırır

Hisen, Türkiye’nin saldırıları karşısında Irak hükümetinin sessizliğine dikkat çekerek, “Bugün Êzidîler üzerinde bir saldırı varsa yarın sıra Irak’a gelecektir. Türkiye’nin planı Kerkük’ten Musul ovası üzerine kurulu. Irak da Şengal’in bugün yaşadığı duruma düşebilir. Hedef gösterilerek katleden bu insanlar Irak topraklarının en önemli ve stratejik bir bölümünü korudu. İşte bu yüzden yetkililere diyoruz ki, bu sessizlik tehlikeyi getiriyor. Irak’ın uyanması gerekiyor ve bu saldırılara karşı sessizliğini bozmalıdır” dedi.

Êzidîler topraklarını terk etmeyecek

Hisên, saldırıların amacının Türkiye’nin Şengal’deki planlarını gerçekleştirmek olduğunu belirterek, “Birinci hedefleri Êzidîlerin Şengal’i terk etmesini ve bir daha geri dönmemesini sağlamaktır. 74 fermanda Êzidiliğin köklerini kurutup bitirmek istediler. Ancak Êzidîler Şengal’den çıkmayacak. Atalarımız bize hep, ‘Şengal’de kimse kalmasa bile, Şengal Dağı’nda yeşeren ağaçlar düşmanın Şengal üzerinde hakimiyet kurmasına izin vermeyecektir’ derdi. Bizler bu toprakları terk etmeyeceğiz. Êzidîlere çağrımız; saldırılara karşı ortak tutum alalım” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Şengale #SİHA #saldırıları #Irak #uyanmazsa #yarın #sıra #ona #gelecek

İsrail Filistin halkını katletmeye devam ediyor: 3 genç öldürüldü

İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin kentine düzenlediği saldırıda 3 Filistinliyi öldürdü

İsrail, işgal altındaki Batı Şeria’nın kuzeyindeki Cenin kentinde 3 Filistinliyi öldürdü.

Filistin resmi ajansı WAFA’nın görgü tanıklarına dayandırdığı habere göre, İsrail askerleri, Cenin kentine bağlı Caba beldesine baskın düzenledi. İsrail askerleri, Caba beldesi yakınlarındaki El-Favvara bölgesinde içinde üç gencin bulunduğu araca ateş açtı. Filistin Sağlık Bakanlığından yapılan açıklamada da İsrail askerlerinin Cenin’in Caba beldesi yakınlarında açtığı ateş sonucu 3 Filistinlinin hayatını kaybettiği belirtildi.

İsrail ordusu, yılbaşından bu yana Filistinli nüfusun yoğunlukta yaşadığı Batı Şeria’nın farklı noktalarında baskın ve gözaltı operasyonlarını artırdı. İsrail askerleri, baskınları protesto eden Filistinlilere plastik merminin yanı sıra sık sık gerçek mermi ile saldırıyor.

DIŞ HABERLER

#İsrail #Filistin #halkını #katletmeye #devam #ediyor #genç #öldürüldü

Sanatçı Ali Baran’a havaalanında gözaltı

Kürt sanatçı Ali Baran İstanbul’da gözaltına alındı

Yeni albüm çalışması için Almanya’dan İstanbul’a gelen Kürt sanatçı Ali Baran, havaalanında gözaltına alındı. Sabiha Gökçen Havalimanı’nda polis tarafından gözaltına alınan Baran’ın “propaganda yapma” iddiasıyla ifadesi alınmak üzere savcılığa götürüldüğü öğrenildi.

Baran’ın savcılıkta ifade vermesi bekleniyor.

İSTANBUL

#Sanatçı #Ali #Barana #havaalanında #gözaltı

Acının ortaklaştıran gücü ve bu güçle dayanışmak… – Leyla Güven yazdı

‘AKP-MHP faşist iktidarı, halkın dipten gelen öfke dalgasını gördüğü için çare arıyor. Acının ortaklaştıran gücünü ve başkaldırmanın bu güçten geleceğini fark eden iktidar, bildiği tüm yollardan toplumu susturmak istiyor. Ama artık çok geç’

Leyla Güven*

“Gittiler gecenin karanlığında ellerinde doğmamış güneşin izi” geride kalanlar ise ne ölü olacaklar ne de diri. Sonsuz bir yasa bürünüp “Neden ben değil onlar” sorusuyla yaşayacaklar besbelli. Acının tarifi yapılamaz kuşkusuz. Çünkü acı insanın ruhunda, her coğrafyada, her zeminde aynı hassasiyeti aynı tahribatı yaratır. Roboskî’de bombalarla katledilen çocuklarla enkaz altında kalan çocukların bir farkı olabilir mi? Taybet Anne’nin sokak ortasında 7 gün bekletilen cenazesi ile Hataylı annenin enkaz altındaki bedeni arasında bir fark olabilir mi? Ceylan Önkol’un, Uğur Kaymaz’ın bedenlerindeki yaralarla enkaz altındaki çocukların bedenlerindeki yaraların bir farkı olabilir mi? Enkaz kıyılarında çocuklarının kurtuluşu için çırpınan Hataylı, Maraşlı, Adıyamanlı, Malatyalı annelerin bir farkı olabilir mi?

Hep kavga olmadı mı yaşamları?

“Annem çok küçükken öldü beni öp, sonra doğur beni” diyor ya sevgili Cemal Süreya, işte bütün anneler evlatlarını, sevdiklerini 6 Şubat sabahı yeniden doğurmak istediler ama bu kez doğum sancıları çok farklıydı. Maalesef birçoğu ölü doğdu. Annelerin dizi boş kaldı. Annelerin acıları bununla da bitmedi. Bu kez de geride kalan çocukları için mücadeleye devam etmek zorundalar. Gerçeklik odur ki hayat sadece ölenler için duruyor. Geride kalanlar için ise devam ediyor. Bütün varlığı, hatıraları, umutları enkaz altında kalan anneler, bu kez de geride kalanlar için enkaz kıyılarında bir tas çorba, bir dilim ekmek, bir çadır, bir soba diye çırpınıyorlar. Zaten hep kavga değil midir kadınların yaşamı? Kadınlar yaşamak ve yaşatmak için sistemlerle, devletlerle, erkeklerle hep kavga etmek zorunda kalmadılar mı? Özdemir Asaf’ın “Siz hiç birikmiş bir özlemi, gelmeyecek bir gideni, olmayacak bir nedeni beklediniz mi?” dizelerini aklıma getirdi bütün bu yaşananlar.

Yaşamı anlatıyorlar…

Annelerimiz enkazın başında dokunuşlarıyla her şeye rağmen yapıcı, umut dolu sözleriyle, karşılıksız emekleriyle herkese moral ve yaşam kaynağı olmaya çalışıyorlar. Yaşamın devam ettiğini, yaşamanın aslında direnmek olduğunu anlatıyorlar. Maraş’ta, Sivas’ta, Dersim’de, Sur’da, Cizre’de öldürülüp tekrar dirilen halkının gerçekliğini anlatıyorlar. Yüreğimizin sızlayan yarası Dersim’in kayıp kızlarına Maraş’ın, Adıyaman’ın, Malatya’nın, Hatay’ın da kayıp kızlarının eklendiğini söylüyorlar. Annelerimiz çok dirençli olduklarını, nice badireler atlattıklarını, doğal afet de devlet afeti de gördüklerini anlatıyorlar. Van, Elazığ, Marmara depremlerini de gördük, kargo ile gelen evlatlarımızın cenazesini de gördük, Şırnak’ın Nusaybin’in, Yüksekova’nın kepçelerle yerle bir edildiğini de gördük. Dolayısıyla annelerin acıları da direnişleri de evrenseldir.

Kadınların öfkesi, onların kabusu olacak

Anneler Türkçe, Kürtçe, Arapça, Ermenice, Süryanice haykırdıkları ağıtlarda topluma halkların kardeşliğini anlatıyorlar. Bugün onların hawarları/çığlıkları dağlarda, ovalarda, vadilerde her dilde yankılanıyor. Nasıl ki Dersim Katliamı’na tanıklık eden kayalar ağlıyorsa depremi yaşayan illerimizin dağı, taşı, toprağı da bu hawarları/çığlıkları bağrında bir isyan olarak saklayacaktır. Charles Dickens “İnsan bedenini örten ne olursa olsun duygular onu deler geçer” diyor ya deprem meydanlarındaki insanların duyguları da başta devletin çürümüşlüğünü, riyakarı, arsızı, soysuzu delip geçiyor ama unutulmasın ki her şey halkın hafızasında kayıt altında. Hiç kimse hamasi nutuklarla bu sorumluluktan kurtulamaz. Annelerin, kadınların haklı ve meşru öfkesi onların kabusu olacaktır. Çünkü yaralayanlar ölene dek yaralanmışlardır.

Dayanışma 8 Mart’ı

Hiç kuşku yok ki 2023 yılının tüm etkinliklerinin tek gündemi deprem olacaktır. Ülkedeki bütün kadın hareketleri, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü etkinliklerini, felaketi yaşayan illerde kadınların, annelerin yaralarını sarmak, onların acılarına, kederlerini ortak olmak için değerlendiriyor. Çünkü bu doğal afet zaten zirvede olan yoksulluğu, sefaleti, kadına yönelik şiddeti ve her türlü imkansızlığı daha da büyütecektir. Bu nedenle de bütün kadınların görevi, enkaz altında, yanında, yakınındaki kadınların sessiz çığlığını yüksek sesle duyurmaktır.

Bu zihniyeti teşhir etmek önceliğimiz olmalı

Hayatın zaten hiçbir zaman normal olmadığı bu coğrafyada kadın olmanın dayanılmaz acılarına yenileri eklenince yük çok ağır oluyor. Çocukların evden ekmek almak için çıkıp “terörist” damgasıyla mezara girdiği, çocuk istismarının “münferit”, maden göçüğünde ölmenin “fıtrat”, erken müdahale edilmediği için enkazda donmanın “kader” olduğunu belirten zihniyeti teşhir etmek biz kadınların önceliği olmalıdır. Bu ülkede toprakların yüzde 93’ü, nüfusun ve sanayi kuruluşlarının yüzde 98’i, barajların yüzde 95’i ve enerji santrallerinin yüzde 50’sinden fazlası deprem bölgesi içinde kalıyor. Bu konuda hiçbir önlem almayan erk zihniyet Kürt’ün inkarı üzerinden kurduğu savaş konseptiyle sınır içinde ve sınır ötesinde ülkenin bütün kaynaklarını seferber ederek dağı, taşı bombalıyor.

Hesap soracağız

Tam da 8 Mart vesilesiyle yıkılan kentlerin kadınlarıyla bu konuda erkçi sistemden hesap soracağız. AKP-MHP faşist iktidarı, halkın dipten gelen öfke dalgasını gördüğü için çare arıyor. Acının ortaklaştıran gücünü ve başkaldırmanın bu güçten geleceğini fark eden iktidar, bildiği tüm yollardan toplumu susturmak istiyor. Ama artık çok geç. “Yoksul vahşilere” medeniyet götüren beyaz adam kibri ve pespayeliği ile ortaya koyduğu hiçbir projesi tutmayacaktır. Bu hayatta kalmaktan belki de utanan kalabalığın, cesedi korumak için battaniyeden yaptığı siperler ve yok oluşun sembolü ölüm torbasına aktarmış görüntüleri toplumu hiçbir noktaya saptırmadan direk iflas etmiş düzene, tükenmişlik yaşayan devlet olgusuna götürmektedir.

Biz kadınlar acılarımıza tutunup bu kadar büyük bir yıkımdan çıkmanın yeni bir başlangıç ile mümkün olacağını biliyoruz. En etkin protesto ışığın sızdığı çatlaktan bir isyan yaratmaktır. Acıya verilen ilk tepki kaynağını tespit edip bertaraf etmektir. Biz kadınlar günlerdir dinmeyen acımızın kaynağını biliyoruz. Artık dayanışma ile sevgi ile umut ile sorumlulardan hesap soracak ve hepsini tarihin çöp sepetine gönderecektir.

Yaralı yüreklerden öpüyoruz…

Bizler zindanlarda kısıtlı imkanlarla takip edebildiğimiz acı görüntülerde asılı kaldık. Her yurttaş gibi bizim de yüreğimiz enkaz başında bekleyenlerle, afetten etkilenenlerle birlikteydi. Elimizden gelebilecek tek şey belki de yanınızda olup elinizi tutabilmekti ama maalesef onu da yapamadık. Bizler tutsak kadınlar olarak, bu yıkımı yaşayan halkımızın yaralı yüreğinden öpüyoruz.

*Demokratik Toplum Kongresi Eşbaşkanı Leyla Güven’in Elazığ Kadın Kapalı Cezaevi’nden kaleme aldığı bu yazı JinNews’te yayınlanmıştır.

#Acının #ortaklaştıran #gücü #güçle #dayanışmak #Leyla #Güven #yazdı

Yine bir çift maaş vakası: İletişim Daire Başkanı, Bisiklet Federasyonu’nda

Türkiye Bisiklet Federasyonu, Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Yönetim ve Destek Hizmetleri Daire Başkanı Halil Cem Öztürk’ün yönetim kurulu üyeliğine getirildiğini duyurdu

Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığı Yönetim ve Destek Hizmetleri Daire Başkanı Halil Cem Öztürk, Türkiye Bisiklet Federasyonu Yönetim Kurulu Üyeliğine getirildi.

Federasyondan yapılan açıklamada, “Türkiye Bisiklet Federasyonu Yönetim Kurulu üyeliğine getirilen Halil Cem Öztürk’ü tebrik eder, yeni görevinde başarılar dileriz” denildi.

Bu karar sonrası Twitter’da halk çift maaş ve liyakatsiz atma değerlendirmesinde bulunarak duruma tepki gösterdi.

İşte o tweetlerden bazıları

HABER MERKEZİ

#Yine #bir #çift #maaş #vakası #İletişim #Daire #Başkanı #Bisiklet #Federasyonunda

2023 Newrozu depremzedelere adanıyor

Bu yıl ‘Her der Newroz, her dem azadî’ ve ‘Newroz ateşiyle özgürlüğe’ şiarıyla gerçekleştirilecek Newroz, depremde yaşamını yitirenlere adanacak

Bu yıl Mereş merkezli depremlerde yaşamını yitirenlere adanacak olan Newroz’un startı veriliyor. 2023 Newrozu’nun startı, Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) öncülüğünde 10 Mart’ta Amed’te, Halkların Demokratik Kongresi (HDK) ve HDP öncülüğünde 11 Mart’ta İstanbul’da açıklanacak Newroz Deklarasyonu ile verilecek.

Newroz meydanlarıdan seçime

Deprem bölgesinde 8 Mart etkinliklerine de yansıyan iktidara karşı öfke, Newroz meydanlarına taşınacak. Newroz meydanları, aynı zamanda seçim gündeminin de startı olacak.

Final Amed’de

2023 Newrozu’nun ilk ateşi, 15 Mart’ta Colemêrg’in (Hakkari ) Şemzînan (Şemdinli) ilçesinde yakılacak. 43 merkezi kutlamanın yanı sıra tüm ilçe, köy ve beldelerde kutlanacak Newroz’un final kutlaması ise 21 Mart’ta Amed’de olacak.

Ancak 16 Mart Halepçe Katliamı’nın yıldönümü, 17 Mart ise Mereş merkezli depremlerin 40’ıncı günü olması nedeniyle her iki günde kutlama gerçekleştirilmeyecek. Birçok merkezde ise 18 Mart Cumartesi ve 19 Mart Pazar günü kutlamalar gerçekleştirilmeyecek, anma etkinlikleri düzenlenecek.

Katılımcılar siyah giyinecek

Deprem ve seçim atmosferinde gerçekleştirilecek olan bu yıl ki Newroz, isyan havasında kutlanacak. Newroz’a katılacak konuşmacılar ve sanatçılar siyahlar giyinerek, depremde yaşamını yitirenleri anacak ve devletin depremdeki tutumunu protesto edecek.

43 merkezde kutlama ve anma

Kutlama ve anmaların gerçekleşeceği 43 merkez şöyle; Amed, Dêrsim, Çewlig (Bingöl), Êlih (Batman), Sêrt (Siirt), Qers (Kars), Îdir (Iğdır), Colemêrg (Hakkari), Wan, Agirî, Erdexan (Ardahan), Muş, Ankara, Mersin, Antalya, İzmir, Aydın, Muğla, Denizli, Manisa, Çanakkale, Bursa ve İstanbul kentleri ile Xarpêt’in (Elazığ) Dep (Karakoçan), Riha’nin Wêranşar (Viranşehir) ve Pirsûs (Suruç), Merdîn’in Nisêbin (Nusaybin) ve Qoser (Kızıltepe), Şirnex’in Cizîr (Cizre), Balıkesir’in Bandırma ve Ayvalık, Tekirdağ’ın Trakya, Kocaeli’nin Gebze, Agirî’nin Patnos ve Bazîd (Doğubeyazıt), Bêdlîs’in Tetwan (Tatvan), Mûş’un Kop (Bulanık), Erzirom’un Qereyazî (Karayazı), Colemêrg’in Gever (Yüksekova) ve Şemzînan (Şemdinli), Konya’nın Cihanbeyli, Wan’ın Erdîş (Erciş) ve Aydın’ın Ermencik ilçesi.

Haber: Özgür Paksoy / MA

#Newrozu #depremzedelere #adanıyor