Ana Sayfa Blog Sayfa 841

Üç Alevi köyünün ortasına moloz dökülüyor: Halk tepkili

Meletî’nin deprem molozu üç Alevi köyünün bulunduğu Mamurek’e dökülüyor. Mahalleliler, bunun bilinçli bir tercih olduğunu düşünüyor

Meletî’nin deprem molozu Battalgazi İlçesine bağlı Mamurek mahallesinde üç Kürt Alevi köyünün yanı başına dökülüyor. Söğüt, Elmalı ve Balıklıdere köylerinden oluşan Mamurek’te yaklaşık 300 hane ve bin 500 nüfus bulunuyor.

MA’dan Sedat Yılmaz’ın haberine göre bölgede sadece üç Kürt Alevi köyü olduğu için sürekli baskı altında kendini hisseden mahalleliler, bu kez de asbest dolu deprem molozlarıyla göçertilmeye çalışıldıklarını dile getirdi

Taş ocağı açıldı

Mahallelilerin itirazına rağmen daha önce açılan taş ocağını protesto ve mahkeme yoluyla iptal ettiklerini ancak hemen ardından başka bir şirket adıyla faaliyetin sürdürüldüğünü anlatan köylüler, sürekli kendilerini taciz edici baskılarla karşı karşıya kaldıklarını söyledi. Kaysı, sebze ve meyvecilikle geçimlerini sağlayan mahalleliler, şimdi bir yandan taş ocağının toz dumanı bir yandan da asbest dolu deprem molozları arasında sıkışmış durumda.

MOBESE takıldı

Kürt Alevi ve azınlıkta oldukları için bilinçli bir şekilde göçertilme politikasının dayatıldığını ifade eden mahalleliler, etrafta 50’ye yakın köy olmasına rağmen girişine MOBESE kamera sistemi konulmuş tek köy olduklarına dikkati çekti. Mahalleli, deprem molozlarıyla birlikte tüm geçim kaynaklarının ellerinden alınacağını ve göç dışında bir şanslarının kalmayacağını belirterek, molozlar için başka bir alan bulunmasını istiyor.

Depremin üçüncü günü dökülmeye başladı

Molozlar evine 500 metre yakınlıkta dökülen Balıklıdere Mahallesi’nden Yusuf Özgün, depremin 3’üncü günü moloz dökümünün başlandığını, toz ve dumandan dolayı evlerinden çıkamadıklarını söyledi. Özgün, molozların döküldüğü alanın köyün merası olduğunu ve hayvanların burada otlatıldığını belirterek, asbest korkusu içinde yaşadığını söyledi. Büyükbaş hayvan besleyen Özgün, “Yaz geliyor, sıcaklar artacak, buradaki kokudan nasıl duracağız. Buğday, bağ-bahçe, kaysı yetiştiriyoruz, bunların hepsi mahvolacak” diye konuştu. Molozların köylerin ortasına dökülmesini yanlış bulan Özgün, buna bir çözüm bulunmasını diledi.

MELETİ

#Üç #Alevi #köyünün #ortasına #moloz #dökülüyor #Halk #tepkili

Valiliğin engeline karşı kadınlar kararlı: Taksim’deyiz

İstanbul Valiliği tarafından İstiklal caddesinde yapılacak olan 8 Mart Feminist Gece Yürüşü’ne karşı ilk engel geldi. Saat 14.00 itibari ile metro giriş çıkışları kapatılacak

İstanbul Valiliği Feminist Gece Yürüyüşü’ne ilişkin ilk engelleme kararı geldi. Valilik tarafından yapılan açıklamaya göre  M2 Yenikapı-Hacıosman Metro Hattı Taksim istasyonu, Şişhane istasyonu İstiklal Caddesi giriş-çıkışının ve F1 Taksim-Kabataş Füniküler Hattının8 Mart saat 14.00 itibarıyla işletmeye kapatılacağı duyuruldu.

Kadınlar Taksim’de kararlı

Valiliğin yaskalarına karşı ise kadınlar Taksim’e çıkmakta kararlı. 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bugün gece saatlerinde Taksim’de yapılması planlanan Feminist Gece Yürüyüşü öncesi kadınlar, 8 Mart Feminist Gece Yürüyüşü hesabı olan Twitter’dan, “Öfkemizle, isyanımızla her sene olduğu gibi bu gece de sokaklardayız. Sen de gel!” başlığıyla 22 saniyelik kadın mücadelesinin konu alan bir videoyla tüm kadınları bu yürüyüşe davet etti.

Videoda “Yaşasın örgütlü mücadelemiz”, “Jin, jiyan, azadî” ve “Feminist isyan” sloganları yer alırken, kadınlara şu çağrı yapıldı: “Sokaklar da, meydanlar da, geceler de bizim! Öfkemizle, yasımızla 8 Mart’ta Taksim’deyiz.”

HABER MERKEZİ

#Valiliğin #engeline #karşı #kadınlar #kararlı #Taksimdeyiz

Tuncel: Kadınlar artık uyandı ve yeni bir yaşamı kurmak için yürüyor

Tutuklu bulunan DBP eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel JINNEWS’e gönderdiği mektupla 8 Mart mücadelesine değinerek, ‘Kadınlar artık uyandı ve yeni bir yaşamı kurmak için yürüyor’ dedi

8 Mart Dünya Kadınlar Günü için kadınlar birçok deprem kentinde dayanışmada olurken, birçok kentte de yürüyüşler yapılacak. Sincan Cezaevi’nde tutuklu bulunan DBP eski Eş Genel Başkanı Sebahat Tuncel de JINNEWS’e gönderdiği mektupla kadınların mücadelesine dikkat çekti.

Bu yıl da 8 Mart’ı cezaevinde karşıladıklarını belirten Tuncel’in mektubu şu şekilde: “Kadınların erkek egemen, kapitalist sisteme karşı çığlığının, öfkesinin ve isyanın ne kadar büyük olduğunu biliyoruz. Kadına ölümü, şiddeti, katliamı reva gören bu düzene ‘Êdî bes e’ diyoruz. Olimpe de Gougegin 1791 yılında haykırdığı ‘Kadın uyan artık’ çağrısında ‘… Gerçeğin yanan meşalesi budalalık ve zorbalık bulutunu dağıttı çoktan… Yoksulluk dolu yüzyıllarda erkeğin zayıflığı üzerinde yönetildiniz, egemenliğiniz yıkılmış gitmiş geriye ne kaldı elinizde? Erkeğin iktidarı, adaletsizliği, yargıları ve doğanın yüce kararnamelerine dayalı bir şekilde sana ait olanı senden geri istiyor. Böylesi bir bağımlılıkta ne diye korkuyorsunuz ki? ‘diyor. Yüzyıllardır Olimpe de Gougegin bu çağrısına kadınlar cevap veriyor ve eşitlik, özgürlük, adalet için mücadele ediyor.

Kadınlar uyandı

Kadınlar uyandı, uyanıyor. Dünyanın her yerinde kadınlar erkek egemenliğine, kapitalist moderniteye, doğanın talanına, köleliğe itiraz ediyor. Kadınlar eşitlik, özgürlük, demokrasi, barış mücadelesinin ön safhalarında yerini almış durumda. Tarihin derinliklerinde mücadele eden, direnen kadınların sesine yeni sesler katılıyor. Rojava devrimine öncülük eden kadınların direnişi Türkiye ve Kürt kadın hareketinin, sosyalist, feminist kadın hareketlerinin İstanbul Sözleşmesi’ne sahip çıkan kadınlara ölümü, şiddeti, zulmü, köleliği reva gören tek adam rejimine karşı verdiği mücadele, cinsiyetçi, milliyetçi, dinci, militarist politikalara asılması kadın özgürlükçü, eşit, demokratik bir yaşamı kurma mücadelesi, İran’da Jina Mahsa’nın katledilmesinin ardından ‘jin,jiyan,azadî’ sloganı ile başlayan isyanın güçlü kadınların katledilmesine, erkek devlet işbirliğine dikkat çeken danslı isyan, Afganistan, Ukrayna, Rusya, Suriye, Filistin’de savaşa karşı çıkan, barış için mücadele eden kadınların özgürlük mücadelesini büyütüyor, kadın dayanışmasını güçlendiriyor.

Kadınlar kendi kaderlerini kendileri belirliyor

Kadınlar dünyanın her yerinde erkek egemen kapitalist düzenin kendilerine dayattığı zulme, neoliberal sömürü düzenine, savaşa, ırkçılığa, milliyetçi, dinci politikaların kadınların yaşamını ellerinden almasına, kadınları nefessiz bırakmasına hayır diyor. Kadınlar kendi kaderlerini kendilerinin belirlemesinin önemli olduğunu biliyor ve bunun için örgütlü kadın mücadelesini güçlendirmeye çalışıyor. Kadınlar artık uyandı ve yeni bir yaşamı kurmak için yürüyor.

İktidarın halka hesap verme zamanı geldi

Evet, sevgili kadınlar, bu yıl 8 Mart gündemimizden biri de Mereş merkezli depremin kentlerimizi yerle bir etmesi, on binlerce insanımızın yaşamını yitirmesi, yüz binden fazlasının yaralanması ve milyonlarca insanın depremden doğrudan etkilenmesi nedeniyle yaşanan tarifi imkansız acılar. Bu yaşananların bir kader olmadığı, kapitalist rant düzeni ile kötü yönetimin, tekçi, otoriter, faşizan rejimin olduğunu biliyoruz. Türkiye’nin deprem kuşağında olduğu bilindiği ve bu konuda bilim insanlarının defalarca uyarı yapmış olmasına rağmen gerekli önlemlerin alınmaması, fay hattına kentlerin kurulması, yıkımın asıl nedeniyken, deprem bölgesine 48 saat sonra hatta bazı yerlere hiç gidilmeyerek on binlerce insanın kurtarılabilme olanağını ortadan kaldıran siyası iktidarın halka hesap verme zamanı gelmiştir.

Depremin ortaya çıkardığı sorunları, deprem yaralarını hep birlikte kadın dayanışmasını büyüterek, deprem bölgesindeki kız kardeşlerimizle dayanışma içinde olarak saracağız, Bu zorlu süreci uzun soluklu, sürekli bir dayanışma ile aşabiliriz. Bu yıl 8 Mart alanları bu depremin etkilediği, yıkıma uğrattığı 11 ildeki kadınların, çocukların, halkın ihtiyaçlarını gidermek, yaşanan ağır durumun travmalarını atlatabilmenin nasıl mümkün olacağını ifade ederek, dayanışma ve mücadelenin sürekliliğini haykırılacaktır. Yaşasın kadın dayanışması.

Direnmenin gerekli olduğunun farkındayız

Evet, zor zamanlar geçirdik, geçiriyoruz. Önce Covid-19 nedeniyle yaşadığımız pandemi süreci, şimdi deprem nedeniyle yaşadığımız katliam, siyasi, ekonomik kriz nedeniyle yaşadığımız hayat pahalılığı halkın kadınların her geçen gün yoksullaşması, kadınlara yönelik katliama dönüşen şiddet, taciz, tecavüz, ayrımcılık; çocuklarımıza yaşatılanlar, istismar rezaleti, hayvanlara yapılan işkenceler, doğanın katledilmesi ve daha birçok sorunun farkındayız. Bunları kabul etmiyor, itiraz ediyoruz. Yeni bir yaşamı kurmak için örgütlenmenin, mücadele etmenin, direnmenin gerekli olduğunun farkındayız. Güzel, özgür, eşit, barış içinde bir yaşamı hak ediyoruz ve bunu kendi ellerimizle şekillendirmek için yaşamın her alanında mücadele ediyoruz. Jin,jiyan,azadî, 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günümüz kutlu olsun. Bijî 8 Adarê. “

ANKARA

#Tuncel #Kadınlar #artık #uyandı #yeni #bir #yaşamı #kurmak #için #yürüyor

HDP Bazarcix İlçe Eşbaşkanı İper hayatını kaybetti

HDP Bazarcix İlçe Eşbaşkanı Erdal İper, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi

Mereş’te Halkların Demokratik Partisi (HDP) Bazarcix (Pazarcık) İlçe Eşbaşkanı Erdal İper, geçirdiği kalp krizi sonucu yaşamını yitirdi. İper, yaşadığı Kizirli köyüne bağlı Törolar mezrasında sabaha karşı kalp krizi geçirdi. Ambulansla Pazarcık Devlet Hastanesi’ne kaldırılan İper, yapılan müdahalelere rağmen kurtarılamadı.

İper’in cenazesi, işlemlerin ardından köyünde defnedilecek.

Kaynak: MA

#HDP #Bazarcix #İlçe #Eşbaşkanı #İper #hayatını #kaybetti

Heyva Sor a Kurdistan’dan halka çağrı: Dayanışmayı büyütelim

Heyva Sor a Kurdistan deprezmedeler için yardım kampanyasını genişletti. Kurum sözcüsü Murat Vargün ‘Duyarlı ve vicdanlı herkesin yardımlarını sürdürme çağrısı yapıyoruz’ dedi

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen deprem 11 kenti etkiledi, 50 bine yakın insan yaşamını yitirdi, yüz binlercesi yaralandı. Kentlerin yerle bir edildiği deprem bölgeleri için dünyanın her yerinde dayanışma kampanyaları başlatıldı. Avrupa merkezli Heyva Sor a Kurdistan da yardım kampanyası başlattı.

1 milyon 800 bin euro yardım toplandı

MA’dan Delal Akyüz’e konuşan Heyva Sor a Kürdistan Sözcüsü Murat Vargün, Mereş merkezli gerçekleşen depremlerin ardından başlattıkları kampanya hakkında konuştu. Vargün, kampanyanın Kuzey Kürdistan, Suriye ve Türkiye merkezli olduğunu söyleyerek, bu minvalde maddi yardımlar topladıklarını kaydetti. Avrupa’daki kurumlarla ortaklaşa çalıştıklarını söyleyen Vargün, “Şimdiye kadar 1 milyon 800 bin euro maddi yardım ulaştırdık. 1 milyon 500 bin euroyu Kuzey Kürdistan ve Türkiye için, 300 bin euroyu ise Rojava ve Suriye için gönderdik. Bu yardımlar bölgelere ulaştı” dedi.

Uzun soluklu dayanışma

Kuzey illerinde komisyonları, Rojava’da ise derneklerinin olduğunu söyleyen Vargün, “Kuzey’de önce acil olan barınma ve beslenmeyi gidermeye çalıştık. Bu çalışmamız hala devam ediyor. Bölgedeki mağdurların çoğu farklı bölgelere dağılmışlar. Gittikleri bölgelere dair de arkadaşlarımız çalışma yürütüyor. Gittikleri yerlerde temel yaşamsal ihtiyaçlarını gidermeye çalışıyor. Biz de Avrupa’da yardım kampanyasını devam ettiriyoruz” diye belirtti.

Suriye’ye yardım

Vargün, öncelikle temel ihtiyaçları giderdiklerini söyleyerek, “İhtiyaçlar sürekli değişebiliyor. Bizde ona göre kendimizi konumlandırıyoruz. Suriye’de özelikle Efrin ve Halep bölgesi yıkıma uğradı. Buralara ilk günden gönderdiğimiz temel ihtiyaç TIR’ları işgalciler tarafından engellendi. O Nedenle bizde mecburen başka bölgelere yöneldik. Şu an Şehba, Efrin, Şeqmeqsud ve Eşrefiye bölgelerinden gelen insanların yerleştirilmesi ve ihtiyaçların karşılanmasına yönelik çalışmalar yapıyoruz. Yine özelikle yaralıların tedavisinin yapılması için çalışmalar yürütüyoruz” diye aktardı.

Kardeş aile kampanyası

Devletin Kürdistan illerine yönelik göçertme politikasına dikkati çeken ve bunun yeni olmadığını sözlerine ekleyen Vargün, “Depremin bu politikalara vesile olmaması için farklı çalışmalarımız da olacak. Özelikle Alevi ve Kürt illerinde insanların göçertmesi olacak. Bu nedenle yeniden inşa için özelikle evleri hasar görenlere konteyner kentler kurma, az hasarlı olanların evlerini tamir etme ve kardeş aile gibi farklı çalışmaları hayata geçireceğiz. Kardeş aile projesi Avrupa’dan bir ailenin depremzede bir aileye 2-3 yıl maddi yardım sağlayabilecek şekilde olacak” diye konuştu.

Dayanışma çağrısı yapıldı

Sadece Avrupa’dan değil, dünyanın dört bir tarafından kampanyaya destek olduğunu dile getiren Vargün, “Bu yardımları sadece Kürt halkı yapmıyor. Dünya halkları da destek veriyor. Heyva Sor olarak köprü görevi görüyoruz. Bize gelen yardımları doğru bir şekilde mağdurlara aktarıyoruz. Duyarlı ve vicdanlı herkesin yardımlarını sürdürme çağrısı yapıyoruz. Dayanışma ile yaraları sarabiliriz” şeklinde konuştu.

Yardım için hesap bilgileri şu şekilde:

Heyva Sor a Kurdistanê e. V.

Wilhelmstr. 12

53840 Troisdorf

Kreissparkasse Köln

IBAN: DE49 3705 0299 0004 0104 81

BIC/SWIFT: COKSDE33XXX

www.paypal.me/heyvasorakurdistane

Açıklamada, ortak kurumların banka hesapları ve adresleri de şöyle paylaşıldı:

Fransa

Association Humanitaire Soleil Rouge – RojaSor

Tel: +33 (0) 180 89 42 67

E-mail: contact@rojasorfrance.com

CIC TROYES HOTEL DE VILLE

IBAN: FR7630087335000002074770150

BIC/ SWIFT: CMCIFRPP

www.rojasorfrance.com

İsviçre

Kurdistan Roter Halbmond Schweiz (Croissant Rouge du Kurdistan Suisse)

Rue des Savoises 15, 1205 Genève

Banque Cantonale Vaudoise (Kantonalbank)

Konto N°: 10-725-4

IBAN: CH62 0076 7000 L543 3416 5

BIC/SWIFT: BCVLCH2LXXX

www.heyvasor.ch

Hollanda

Stichting Koerdische Rode Halve Maan (Heyva Sor a Kurdistanê)

Fokkerstraat 539 Links, 3125 BD Schiedam

Email: info@stichtingkrhm.nl

www.stichtingkrhm.nl

İsveç

Insamlingsstiftelsen Kurdiska Röda Solen

(Roja Sor a Kurdistanê)

Ankdammsgaten 33, 171 67 Solna

Tel.: +46 (08)-27 36 85

Email: info@rodasolen.se

Org nr. 802481-5782

SWISH:123 40 138 68

BANK GIRO: 5589-7672

IBAN: SE04 5000 0000 0537 4106 6753

BIC: ESSESESS

www.rodasolen.se

Avusturya

Roja Sor a Kurdistanê

Brünner Straße 130-134/3/8, 1210 Wien

Tel: 00 43 (0) 676 9126884

BAWAG

IBAN: AT751400003010314274

BIC : BAWAATWW

Konto No: 030 103 14 274

BLZ : 14 000

rojasor-osterreich.org

İngiltere

Kurdish Red Moon (Heyva Sor a Kurdistanê)

Fairfax Hall 11 Portland Gardens London N4 IHU

E-mail:heyvasorakurdistane2012@gmail.com

Registered Charity No: 10 93 741

Company No: 42 85 714

The Co-operative Bank

Bank Sort code: 089299

Bank Account No: 65863091

IBAN: GB55 CPBK 0892 9965 8630 91

BIC: CPBK GB22

www.heyvasoruk.org/

Norveç

Kurdiske Røde Halvmåne Norge (Heyva Sor a Kurdistanê)

Hausmanns gate 6 0186 Oslo / Norge

Tel: 0047 98 46 33 28

Organisasjonsnummer: 009124. 84734

VIPPS: 21957

DNB BANK ASA OSLO

Account/Hesap/Konto No: 1503 40 52953

IBAN: NO 15 1503 4052 953

BIC/ SWIFT: DNBANOKKXXX

İtalya

Mezzaluna Rossa Kurdistan Italia ETS (Heyva Sor a Kurdistanê)

Via Forte dei Cavalleggeri,53 Livorno

Banca Etica

IBAN: IT53 R050 1802 8000 0001 6990 236

BIC/ SWIFT: ETICIT22XXX

www.mezzalunarossakurdistan.org

Belçika

ASBL Croissant Rouge du Kurdistan-

Koerdische Rode Halve Maan VZW (Heyva Sor a Kurdistanê)

Gospertstr. 78

4700 Eupen

Tlf:0032 (0) 470 94 64 19

Numéro d’entreprise:465 073 725

BNP PARIBAS FORTIS

IBAN: BE04 0013 2448 9631

BIC/SWIFT : GEBABEBB

www.koerdischerodehalvemaan.be

Japonya

Kurdistan Red Moon – Heyva Sor a Kurdistanê

Saitama ken kawaguchi shi shiba shinmachi 8-22 Sanko build 501

Tlf: +81 90 2149 9979

JP BANK

Konto Nr:10100 – 56545271

https://www.facebook.com/Heyva.Sor

 

#Heyva #Sor #Kurdistandan #halka #çağrı #Dayanışmayı #büyütelim

Depremi kullanıp İstanbul’a çökecekler

99 depremi sonrası AKP iktidarıyla birlikte rant ekonomisi uygulamaya konurken, inşaat şirketleri havuzu oluşturuldu. Bugün de iktidar Mereş depremini inşaat rantına bağlamak ve İstanbul’u da bu yağmaya eklemek niyetinde

Yusuf Gürsucu / İstanbul

Türkiye’de kapitalistleşme sürecinde kentlerin planlanarak gelişmesi yerine rantın planlanması ile genişlemesi sonucu sağlıksız ve tehlikeli yapılarla dolu kentler ortaya çıkarıldı. Hisseli ifraz ile başlatılan tarım arazilerinin bölünerek arsaya dönüştürülmesiyle birlikte kentler yağma alanına çevrildi. 1960’larda başlatılan uygulamayla tüm kentlerde ve özellikle metropollerdeki tarım arazileri kentlerin en önemli yerleşim alanlarına dönüştü. 12 Eylül darbesi sonrası iktidara gelen Özal’ın çıkardığı 2981 sayılı İmar İslah Yasası ile hisseli ifraz alanlarında plan yapma yetkisi dönemin rantiyeci yerel yönetimlerine verildi. Merkezi yönetim ve ana belediyeler devreden çıkarılarak, plansız bir süreçle apartmanlarla ve apartman altı işyerleri ile dar sokaklardan oluşan şehirler ortaya çıktı.

12 Eylül’le rant büyüdü

12 Eylül sonrası büyük bir rant alanı yaratılırken arsa simsarlarıyla kol kola girmiş müteahhitler peydahlanmaya başladı. Kırsalın giderek yoksullaştırılmasının da yarattığı ortamda kentlere doğru büyük göçler yaşandı. Çıkarılan yasa ile ifraz edilmiş arsalarda apartmanlaşma vaat ediliyordu. Kentlerin merkezi bölgelerinde yüksek yapılar yoğunlaşırken yap-satçılık gelişti. Bu süreçte parsellerin küçülmesi adeta teşvik edilirken kıyılarda ise kıyı işgalleri turizm imarları ile yaygınlaştı. Öte yandan büyük kentler ve metropollerde tarım arazileri çıkarılan yasa ve yönetmeliklerle sanayi bölgeleri olarak adeta istila edildi.

Depremler rantın kaldıracı

Yaşanılan bu süreçlerin ardından özellikle 99 depremi sonrası kentsel dönüşüm iddiasıyla yeni rantsal amaçlı işgal süreçlerinin önü tamamen açıldı. Tüm kentler ve özelde İstanbul gibi büyük şehirler şantiyeye dönüşmeye başladı. AKP iktidarı inşaatçılık üzerinden kendi çeperinde topladığı ve 5’li çete olarak anılan şirketlerle birlikte birçok şirketle kol kola girerek, ülkenin ekonomi politikasını rantsal büyümeye taşıyarak ülkenin her yerinde yollar, köprüler, şehir hastaneleri, havalimanları, gökdelenler ve AVM’ler inşa ediyordu. 99 depremini bir kaldıraç olarak değerlendiren iktidar kentsel dönüşüm iddiasıyla birçok yurttaşı mülksüzleştirirken, birçok yurttaşı da bankalara borçlandırdı ve tüm kamusal gelir ve kamusal araziler ile işletmeler sermaye kesimine taşındı.

İhanet aralıksız sürüyor

AKP’li Cumhurbaşkanı R. Tayyip Erdoğan İstanbul ile ilgili yaptığı bir açıklamada, “40 kat, 100 kat binalar yapmak sizi medeni yapmıyor… Biz bu şehrin kıymetini bilmedik, biz bu şehre ihanet ettik, hâlâ da ihanet ediyoruz. Ben de bundan sorumluyum” sözleri hiçbir anlam içermezken, bu sözlerin arka planında Boğaziçi Kanunu’nu değiştirmeye soyunarak Boğaziçi’nde yatay olarak yeni bir yapılaşma hedefiyle adım atılıyordu. Bu bağlamda Boğaziçi Üniversistesi arazisine göz koyulduğu iddiaları öne sürüldü. Kayyum niteliğinde rektör atamalarıyla üniversite zayıflatılmaya çalışıldı. Ancak tüm baskılara rağmen henüz bu amaca ulaşılamadı. 2017’de İstanbul’a ihanet ettik sözleriyle günah çıkardığı günlerde Fikirtepe’de gökdelenlerin yükseldiği bir kentsel dönüşüme daha imza atılması ise ikiyüzlüğü ortaya koyuyordu.

Bilim devre dışı

Mereş’te yaşanan depremlerin ardından, 99 depremi sonrası ortaya konan yağma politikaları sürdürülmeye çalışılırken, kapalı kapılar ardında TOKİ eliyle şirketlere alelacele verilen inşaatlar başlatıldı. Yine aynı anlayış meraların, ormanların ve tarım arazilerinin işgaline soyundu. Bilim insanlarını, jeologları, ziraatçıları, ormancıları, iklim bilimcilerini, mimarları ve tarihçileri elinin tersiyle kenara iten iktidar, tek adam uygulamasıyla soyunduğu inşaatlarla, halkın ihtiyaçları değil şirketler için rant alanları yaratmayı amaçladığı anlaşılabiliyor. Mereş depremini de sermaye çıkarı için kullanacağı anlaşılan iktidar, yakın gelecekte iklim sorunlarıyla iç içe gelişen gıda krizine yol açacak olan tarımsal üretim sıkıntılarını hiç umursamadan rantın peşine düştü.

Her adım rantı gösteriyor

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın, deprem sonrası partisinin Merkez Yönetim Kurulu toplantısına Kalyon İnşaat’ın patronunu da davet etmiş olması dikkat çekiciydi. Erdoğan’ın, toplantıya katılan Cemal Kalyoncu’ya yardımda bulunması ve deprem bölgesindeki konteyner kent ve konutların inşasında aktif rol alması için davette bulunduğu öğrenildi. Bu davet sonrası Kalyoncu, TV’lerde yapılan ortak yayına bağlanarak yüklü bağışta bulundu. Bir süre sonra da kapalı kapılar ardında Kalyon’un başını çektiği bir grup müteahhite deprem bölgesinde 1796 adet deprem konutu ihalesiz olarak verildi. Tüm yaşananlar depremdeki yıkımın ranta bağlandığını işaretlerini ortaya koyuyordu.

İktidarın kirli basını

Mereş depremi sonrası, iktidarın kirli basınında abartılarak yer verilen haberlerde işyerlerine girilip güya soygun yapıldığı ve güvenlik sorunu oluştuğu gibi iddialar eşliğinde OHAL ilan edildi. Hemen ardından ‘OHAL Kapsamında Yerleşme ve Yapılaşmaya İlişkin Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’ yayınlandı. Bilimsel hiçbir dayanağı bulunmayan kararname ile meralar ve ormanlar katledilerek yerine deprem konutları inşası başlatıldı. Çıkarılan kararname ile tek adam modeli işletilmeye devam edilirken, yine bilim ve bilim insanları devre dışı bırakılarak ranta ve yağmaya dönüşen bir sürece başlandığı ortaya konuldu. Kararnamede, 4342 sayılı Mera Kanunu ile 6831 sayılı Orman Kanunu’nun ek 16. maddesinde belirtilen alanların yerleşime açılacağı ve belirlenen alanlarda vasıfların Çevre Bakanlığı eliyle resen değiştirilebilecek olması atılan adımın bir yağma adımı olduğunu ve büyük bir doğa yağmasının da beraberinde gelişeceğini gösteriyordu.

Afet Fonu!

Tüm bu süreç yaşanırken iktidar ‘Afet Yeniden İmar Fonu’ kurulacağını duyurdu. Bağış, yardım ve hibelerin bu fonda bir araya getirileceği ve afet bölgesinin imarı için kaynağın yönetilmesi ve aktarılması fonla sağlanacağı iddia edildi. Afet bölgesinin altyapı ve üstyapı çalışmalarının bu fondan karşılanacağı, bütçede fona özel bir ödenek ayrılacağı ve diğer fonlardan aktarım yapılabileceği açıklamalarda yer alırken, fonun yönetim kurulunun ilgili Bakanlardan oluşacağı vurgulandı. Kurulmak istenen fon teklifinin Meclis’e gelmesi beklenirken, fonun Meclisin denetimi dışında olması sürecin bir yağma süreci olacağını gösterdi. Öte yandan İstanbul merkezli büyük bir depremin yaşanacağına yönelik öngörüleri de kullanarak ranta bağlama sevdasına düşen iktidar, rantsal amaçla gündeme getirilen Kanal İstanbul hayaline ve Anadolu yakasında kamusal alanlara çökme hazırlıklarına girişti.

İktidar İstanbul’u istiyor

Çevre Bakanı Kurum, İstanbul’da riskli olduğu tespit edilen 1 milyon 500 bin konutun şehrin iki yakasında belirlenen rezerv alanlara taşınacağını açıkladı. Söz konusu alanların neresi olacağına ilişkin bilgi verilmedi ancak bakanlığın, Cumhurbaşkanlığı kararıyla ilan ettiği rezerv alanı, planlanan Kanal İstanbul ve çevresini kapsıyordu. Bakanın Anadolu Yakası’ndan söz ederken, işgal edilecek alanların askeri alanlar olduğu iddia edilirken, Kurum’un, “Bu çalışmaları 780 bin kilometrekare vatan toprağı içinde eş zamanlı yürüteceğiz” sözleri yaratılmak istenen rantın büyüklüğünün işaretiydi. Temelsiz ve uygulamaktan uzak olan bu hedefler duyurulurken, halka umut vaat edip gelecek seçimleri kazanma hayalini canlı tutma gayreti olarak göze çarpıyordu.

İstanbul rezerv alanları!

2019 ve 2020 yıllarında da Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle ‘Plan Değişikliği Açıklama Raporu‘nda İstanbul için rezerv alanlar açıklanmıştı. Belirlenen rezerv alan Kanal İstanbul çevresini gösteriyordu. Rezerv plan, 2021 yılı Mart ayında Cumhurbaşkanlığı’nca çıkarılan kararname ile duyurulurken, hemen ardından 2 kararname daha çıkarılarak Rezerv alanın yeni yerleşim alanı olarak kullanılmak üzere, Toplu Konut İdaresi Başkanlığının (TOKİ) veya Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nca belirlenen alanlar olarak tanımlandı. Bu adımlarla Kanal İstanbul ısrarını deprem korkusuna yaslanarak sürdürecekleri anlaşılırken, ranttan vazgeçmeyeceklerini gösteriyorlardı.

İBB devre dışı bırakılmak isteniyor

Bakan Kurum yaptığı açıklamada, Erdoğan’ın önümüzdeki günlerde önemli projelerini açıklayacağını söyleyerek, “Marmara Bölgesi’ne ilişkin kentsel dönüşüm hedefimizi, oluşturulacak yeni rezerv alanlardaki uydu kentlerimizle birlikte ilave nüfus getirmeden, örneğin İstanbul’da dönüşmesi gereken 1,5 milyon bağımsız bölüm var. Bunlardan acilen dönüşmesi gereken 300 bininin dönüşmesi için şu an İstanbul’da sadece bakanlığımızın devam ettirdiği 94 bin bağımsız bölümden oluşan projelerimiz var. O riskli 1,5 milyon konutu dönüştüreceğimiz rezerv alanları var. Şehrin içindeki 1,5 milyon riskli binayı belirlediğimiz iki rezerv alana, hem Avrupa hem Anadolu yakasına taşıyacağız” diye belirtti. Bu açıklama İstanbul Büyükşehir Belediyesi’ni (İBB) devre dışı bırakacaklarına işaret ederken, diğer yandan İBB’nin bu bağlamda hazırlık toplantıları başladı.

‘Deprem Bilim Üst Kurulu’

İBB tarafından oluşturulan İstanbul Deprem Bilim Kurulu Şubat ortasında İSKİ yerleşkesi içerisindeki AKOM’da bir toplantı gerçekleştirildi. Toplantıya çok sayıda bilim insanı ile İBB bürokratları katıldı. İBB 1 Mart tarihinde yaptığı çağrıda ise ‘Deprem Bilim Üst Kurulu’nun önerileri, tespitleri ve çözüm yolları doğrultusunda başlattığı seferberlik planınını duyurdu. Toplantıda konuşan İBB Başkanı Ekrem İmamoğlu, “Biz, bugün itibariyle İBB olarak inisiyatif alıyoruz, düzen değiştiriyoruz. İBB, 2019 Haziran’ından bugüne, ‘imar-rant-siyaset’ düzeninin bütünüyle dışındadır. Deprem dirençli İstanbul için, seferberlik başlatıyoruz” dedi. İmamoğlu yaptığı konuşmada, “İstanbul ve Marmara Deprem Konseyi’nin kurulması, İBB deprem bütçesinin revizyonunun yapılması ve buna destek sunulması, İstanbul’un depreme dirençli hale getirilmesi için mevzuat çalışmalarının hızlıca sonuçlanması” gibi noktalara dikkat çekti.

‘İstanbul’a özel yasa çıkarılmalı’

İmamoğlu konuşmasının devamında ise şunları söyledi: “Yapı güçlendirme konusuna ilişkin yasal düzenleme için, merkezi yönetimle iş birliği ve finans desteği sağlanması, Hızlı tarama yönteminin, mevzuata konarak yaygınlaştırılması, Boş konutların kullandırılması programına ilişkin yasal ve yönetsel düzenlemelerin hayata geçirilmesi, Deprem sonrası toplanma ve geçici barınma alanlarının tam donanımlı bir şekilde fiziki altyapılarının geliştirilmesi için merkezi yönetim ile eşgüdüm haline gelinmesi, İstanbul’un iletişim, elektrik, enerji gibi tüm altyapı sistemlerini depreme dirençli hale getirmek için ilgili aktörlerle ortak çalışacak ortamın sağlanması, İstanbul özelinde yasa çalışmasının yapılması.”

İBB ile iktidarın hedefi farklı

İBB ile iktidarın ortaya koyduğu hedefler ve çözümlerde bir paralellik oluşmaması ise İBB’nin çözüm önerilerinin birçoğunu boşa düşürür nitelikte. Bakanlığın rantsal amaçla hazırlığına giriştiği 1,5 milyon konut inşası ile İstanbul’da yeni yerleşim alanlarının açılmasının amaçlandığı iddia edilirken, kentsel dönüşümün yerinde ve halkın katılımıyla yapılması gündemlerinde bile yok. Tam bir yağma projesi olan Kanal İstanbul’u bu girişimle yeniden canlandırmak isteyen iktidar, bölgede el değiştirmiş on binlerce dekar arazinin yeni sahiplerine verdiği sözleri de yaşama geçirmek istiyor. Kanal İstanbul güzergâhında, 2014-2018 yılları arasında toplamda 26.7 milyon metrekare arazi el değiştirdi. Arazilerde en büyük alana sahip ilk 10 şahıs/şirketten 3 tanesi ise Körfez ülkelerinden kişi ve şirketler olurken, bu satışların Kanal İstanbul’un duyurulduğu 2015 yılından sonra yapılmış kanalın bir rant ve yağma planı olduğunu göstermeye yetiyor.

#Depremi #kullanıp #İstanbula #çökecekler

Suriye’de kolera vakaları yayılıyor

Mereş merkezli depremin etkilediği Suriye’de kolera vakası yayılıyor

Kurdistan, Türkiye ve Suriye’de etkili olan depremin ardından başlayan sağlık sorunları devam ediyor. Hollandalı yardım kuruluşları, Mereş (Maraş) depreminin etkilediği Suriye’nin kuzeyinde, giderek artan kolera vakalarının büyük bir salgına dönüşmek üzere olduğu uyarısında bulundu. Uyarıda bulunulan alanlar ise Türkiye’nin ve bağlı çetelerin kontrolü altında.

Buzdağının görünen kısmı

Dünya Doktorları Örgütü’nün Hollanda Direktörü Jasper Kuipers, bölgede son bir ayda en az 600 kolera vakasının tespit edildiğini ve iki kişinin de hastalık nedeniyle öldüğünü söyledi. Hollandalı yetkili, “Bu sadece buzdağının görünen kısmı” dedi.

Depremle durum kötüleşti

Hollanda Kızılhaçı’na göre, kirli su kaynakları, bölgedeki insan sağlığı açısından büyük bir tehdit.

Dünya Doktorları Hollanda Temsilciliği’nden yapılan açıklamaya göre, geçen Ağustos ayında ortaya çıkan kolera salgının yaşandığı bölgede, 6 Şubat’taki Mereş depremi sonrası durum yeniden kötüleşti.

HABER MERKEZİ

#Suriyede #kolera #vakaları #yayılıyor

İstismarla gündem olan cemaatin bir vakfı daha oldu

Çocuk istismarı ile gündeme gelen İsmailağa cemaatiyle bağlantılı vakıflara bir yenisi daha eklendi

Sık sık çocuklara yönelik istismarla gündeme gelen, son olarak refakatiz depremzede çocukların yurtlarına verildiğinin ortaya çıkmasıyla gündem olan İsmailağa cemaatiyle bağlantılı vakıflara bir yenisi daha eklendi.

Mal varlığı 200 bin TL

Vakıflar Genel Müdürlüğü’nün 3 Mart’ta Resmi Gazete ’de yayımlanan kararına göre Kardeş Eli Vakfı kuruldu. Merkezi İstanbul olan, amacı “dezavantajlı gruplar için fırsat eşitliğini sağlamak, bilim ve teknoloji alanlarında gençlerin girişimciliğini arttırmak, teknolojinin doğru kullanılması konusunda farkındalık oluşturmak” olarak belirtilen vakfın mal varlığı ise 200 bin lira olarak belirlendi.

Vakfın vakfedenleri arasında ise Kardeş Eli Derneği Genel Başkanı Ahmet Muhammedoğlu da bulunuyor. Söz konusu derneğin ve Muhammedoğlu’nun İsmailağa cemaatiyle bağlantılı olduğu da biliniyor.

HABER MERKEZİ

#İstismarla #gündem #olan #cemaatin #bir #vakfı #daha #oldu

Deprem kentleri için sağanak yağmur uyarısı

MGM, Mereş merkezli depremlerin yıkıma neden olduğu 11 ilin sağanak yağışlı geçeceği duyurdu

Meteoroloji Genel Müdürlüğü, günlük hava durumu tahmini açıkladı. Buna göre, deprem bölgesinde yer alan Mereş (Maraş), Dîlok (Antep), Semsûr (Adıyaman), Meletî (Malatya), Hatay, Kilis ve Osmaniye sağanak yağışlı geçecek.

Deprem bölgesinde yer alan illerin günlük hava durumu şöyle:

Adana °C, 22°C

Parçalı ve çok bulutlu

Hatay °C, 20°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde sağanak yağışlı

Mereş °C, 18°C

Parçalı ve çok bulutlu, öğle saatlerinde sağanak yağışlı

Xerpet (Elazığ) °C, 16°C

Parçalı ve az bulutlu zamanla çok bulutlu

HABER MERKEZİ

#Deprem #kentleri #için #sağanak #yağmur #uyarısı

Elbistan’da 53 yıllık ahşap tarihi ev yıkılacak: Koca bir tarih, onlarca anı

PİRHA- Deprem, ardında hatıralar ve unutması güç öyküler bıraktı. İnsanlar; hayatlarını, dostlarını, sevdiklerini ve anılarını kaybetti. Elbistan’ın Socax (Soğucak) köyündeki 53 yıllık tarihi ev de ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle yıkılmayı bekliyor.

Deprem, hatıralar ve unutması güç öyküler bıraktı geride. İnsanlar; hayatlarını, dostlarını, mallarını, mülklerini ve en önemlisi anılarını kaybettiler depremde.

Maraş Elbistan’a bağlı Soğucak (Socax) köyündeki 53 yıllık ahşap ve yığma taş evdeki geçmişe ait eşyalar ve dokuma halılar bir dönem odaları süslerken; şimdilerde ise ağır hasarlı olduğu gerekçesiyle yıkılmayı bekliyor.

“EVİNİ ADETA MÜZEYE ÇEVİRMİŞTİ”

2021 yılında PİRHA olarak gittiğimizde Soğucak köyünde yaşayan Fatma Polat, gelin olarak geldiği evinde geçmişe ait çok sayıda eşyayı manevi değer biçerek saklamış, ‘eskiler unutulmasın’ diyerek evini adeta müzeye çevirmişti. Polat, unutulmaya yüz tutmuş eski hatıraları canlandırıp, özlem gidermek için eskiye ait eşyaları ve aletleri oluşturduğu odada korumaya almıştı. Ayrıca tavanı ardıç ağacından yapılı odalarda el emeği ile yapmış olduğu kök halılar ve süslemeler görenleri büyülüyordu.

Koyun kırklığından kar küreğine, el dokuma halılardan taş silindire, oyma ceviz sandıktan işlemeli süslemelere kadar birçok eşyayı saklayan Fatma Polat, ‘Eskiden yaşam güzeldi. Yoksulluk vardı ama her şey daha samimi, güzel ve anlamlıydı’ diyerek geçmişe olan özlemini dile getirmişti.

Şubat’ta Maraş merkezli iki depremde hasar alan 53 yıllık bu tarihi ev, içerisindeki tüm süslemeler, halılar ve en önemlisi anılar alınarak yıkılmayı bekliyor.

Ersin ÖZGÜL/MARAŞ