Ana Sayfa Blog Sayfa 842

Bursaspor, Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk edildi

Bursaspor, Amedspor’a yönelik ırkçı saldırıları nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na sevk edildi

Bursaspor Kulübü ve bazı kulüp görevlileri, 5 Mart’ta TFF 2. Lig takımlarından Bursaspor ile Amedspor arasında oynanan maç sırasında ve sonrasında Amedspor’a yönelik gerçekleştirilen ırkçı saldırıları nedeniyle Profesyonel Futbol Disiplin Kurulu’na (PFDK) sevk edildi.

PFDK’nin sevk kararları şöyle:

“Bursaspor Kulübü’nün 05.03.2023 tarihinde oynanan BURSASPOR-AMED SPORTİF FAALİYETLER TFF 2. Lig Beyaz Grup müsabakasındaki “çirkin ve kötü tezahüratı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 53. maddesi uyarınca, “saha olayları” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 52. maddesi uyarınca, “ merdiven boşluklarının boş bırakılmaması” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 49. maddesi uyarınca ve “ talimatlara aykırı hareketi” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 46. maddesi ile 2022-2023 Sezonu TFF 2. Lig Müsabakaları Statüsü’nün 8/12 maddesi uyarınca PFDK’ya sevkine,

Bursaspor Kulübü görevlisi AŞKIN DEĞİRMENCİ’nin aynı müsabakadaki “saldırısı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 44. maddesi uyarınca 07.03.2023 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine,

Bursaspor Kulübü görevlisi AYBARS TÜRKKAN’ın aynı müsabakadaki “saldırısı” nedeniyle Futbol Disiplin Talimatı’nın 44. maddesi uyarınca 07.03.2023 tarihinden itibaren tedbirli olarak PFDK’ya sevkine karar verilmiştir.”

HABER MERKEZİ

#Bursaspor #Profesyonel #Futbol #Disiplin #Kuruluna #sevk #edildi

Akşener: CHP, HDP ile görüşebilir ama masaya getiremez

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, ittifakı genişletme görüşmelerine dair, ‘CHP, HDP ile görüşebilir bu net. Ama bize asla getiremez’ dedi

İYİ Parti Genel Başkanı Meral Akşener, katıldığı canlı yayında gündeme ilişkin sorulara yanıt verdi.

Millet İttifakı’ndan ayrıldıktan sonra tekrar Altılı Masa’ya dönen Akşener, merak edilenleri ve yaşanan gelişmeleri aktardı.

Akşener’in açıklamalarından öne çıkanlar şöyle:

Altılı masa toplantısının ardından Kılıçdaroğlu’nun Cumhurbaşkanı adaylığının açıklandığı anda verdiği görüntü hakkında konuşan Akşener, “O görüntüleri incelettim, arkadaşlara baktırdım. Tuhaf bir ışık gelmiş, bir tarafım yok gibi görünüyor. Ama sonra diğer fotoğrafta bir sorun yok. Ben aslında mutsuz değildim, öyle bir durum yok. İmza koymuşum ben, öyle bir şey olur mu. Eşim dahil oğlum hariç bana hiç kimse zorla bir şey yaptıramaz.

Bir gece evvel ben hiç uyumadım. İnsanlar geldi gitti evime. Mansur ve Ekrem Bey evime geldi, gece 02.15 gibi. Sıfır uykuylaydım. Hareketleriniz ağırlaşıyor uykusuzluktan. Başka bir şey yoktu. Uzlaşı, mutabakat sağlandı. İki metnin altına biz imza attık. Bununla ilgili mutsuzluk söz konusu değil. Doğru bulmadığımız kararın altına niye imza atasınız. Yemek yiyecektik, Temel Bey’e ‘beni affedin, eve gideyim dinleneyim’ dedim.

‘Masada oturmaya devam ettim’

Müzakereye kapalı bir ortam olmuştu. Siz bir teklif ortaya koyuyorsunuz, diğer 5 kişi tek bir konuda karar almış ve geri gitmiyor. Siz de bunun tartışmasını arz ediyorsunuz. Dolayısıyla, bana herkes masadan kalktı diyor ama, masa kalktı, masada oturmaya devam ettim.

Her birimizin hayata bakışı, gördüğümüz problemlere çözüm arayışımız, beğendiğimiz, temsil ettiğimiz kitle farklı. Türkiye’nin büyük bir sosyal ve siyasal alanını temsil etmesi en önemlisi o masanın. Öncelikle farklılıklara saygı duymayı öğreniyorsunuz.

İsim hiç konuşmadık

Kemal Bey ile buluşmadık. Toplantının önce gündemini yazıyoruz. Sonra genel başkanları dolaşıyorum. Ekleme ve çıkarma yapılıyor. Sonra kendi arkadaşlarımızla basına söyleyeceklerimizi planlıyoruz. Yazılan metni tüm siyasi partilere yolluyoruz. Geri dönüyor, yeniden düzenleniyor, sonra bizim masada tekrar kontrol ediliyor. Perşembe günkü toplantıda, başkanlık konuşmasını öne almada katkım olduğunu düşünüyorum. Parlamenter sisteme geçişle ilgili yol haritasını yazdık. Sonra ona bağlı olarak kanun ve Anayasa değişiklik metnini yazdık. Şu anda adayımızın elinde her şey var. Bunlar çalışılırken aynı zamanda akademisyenlerin de katkısı var. Geniş kitleye de gitti. Son haline geldikten sonra da tartışmaya açıldı. İsim hiç konuşmadık.

Biz dedik ki, ‘seçim tarihini açıkla, adayımızı açıklayacağız’ ve öyle de oldu. Erdoğan tarihi ilan etti, biz de adayımızı açıkladık. Kemal Bey’in aday olacağı partisinden gelenlerden dolayı belli oluyordu. Herkesin aday olma hakkı var. Ben 2018’de bazı olaylar yaşadım dersler çıkardım. Aday olmadığımı ilan ettim, hiç pişman olmadım.

Perşembe’den Pazartesi’ye taş yağmuruna tutulduysam da ‘kendine bir şey yontuyor’ duygusunun olmamasını sağlamaya çalıştım, o bir feregâttı.

O metni kendim yazdım

Evet sertti, sert olmalıydı. O metni kendim yazdım. Sert olarak algılanabilir ama net olmasına dikkat ettim. Aşırı netlikler sinir bozar. Oradan çıkan sonuç şu: Böyle düşünüyoruz, senin önerilerin herhangi bir takdire uygun değil gibi bir tutum alınırsa, o zaman net olursunuz. Çünkü ben, kişisel olarak hiçbir şeyin talibi değilim. Adaylıktan vazgeçmemiş olsaydım, 5 erkeğin arasında tek kadınım. Bugünkü sistemi oluşturabilmek için bir gayretim oldu.

Belediye başkanları

Şu anda Kılıçdaroğlu Cumhurbaşkanı adayı. Başından beri destekleyeceğiz orada sorunumuz yok. Ama milletin ‘hadi hadi’ dediği iki büyükşehir belediye başkanını da onun koşu partneri haline getirdi masa.Bugün itibariyle çok net söylüyorum: 13. Cumhurbaşkanı, Sayın Kılıçdaroğlu olacak. Koşu partneri, üçü birden en önde Kılıçdaroğlu seçtirmek için.

Dengemi kaybetmiş değildim. Nettim Ben. Ben kalbi açık insanım, hesabım kitabım yok. O masada uzunca dönem geçtikten sonra aday işine doğru yavaş yavaş gittik ama, alan sıkıştığı andan itibaren şunlar konuşmaya başlandı; Meral Akşener birinci başkan yardımcısı olmak istiyor, kazanacak aday onun için diyor. Bu külliyen yalan. Başta sayın Kılıçdaroğlu olmak üzere, diğer 4 arkadaş dahil olmak üzere bir kişiyle buna dair tek bir harf konuşmuşsam, bu arkadaşlar derlerse ki Meral Hanım bununla bizimle konuştu derlerse, şu programdan hemen çıkışta, politikayı bırakmaya hazırım.

Sonra dedim ki, ne olur ne olmaz size bir arkadaşımı göndereyim, onların arabasıyla gelin, en azından görünmeyin ne olur ne olmaz. Benim amacım bu ülkenin feraha çıkması. Geldiler, bazı seçenekler ileri sürdüler. İzin almadığım için söyleyemem. Kazanmaya odaklandığım için, bu iki arkadaşımızın popülaritesi benden fazla, doğrusunu konuşalım. Dolayısıyla bu arkadaşlarımızın mutlaka o süreçte aktif olmaları gerekiyor. Belediye başkanı görevi üzerinden yardım başka bir şey, ama bu işin içinde bu kampanyada ve sonrasında, kazanma halinden sonra taşın altına ellerini, gövdelerini koyacaklarının da ispatı lazımdı. Orada uzlaştık. Önce üçümüz uzlaştık.

Bu konuşurken ortaya çıkan bir şeydi. Ancak bu kadar anlatabilirim. Dolayısıyla onlar gittiler Kemal Bey’e. Yanlış anlaşılmasın, onlar Kemal Bey’in bilgisi dahilinde geldiler. Sonra saat 21.30’da Kemal Bey beni aradı. İki arkadaşımız sizi ziyaret edecekler, bilginiz olsun, dediler. Ben de dedim ki, dün iki belediye başkanımız, sizin bilginiz dahilinde geldiler, konuşma yaptık. Bazı şeyleri yazıya döküyorum, belli süre geçince insanlar unutabiliyor. Yazı haline döktüm ve her iki arkadaşımıza gönderdim dedim.

Bu bilgiler size geldi mi dedim, evet bana geldi dedi. Benim görüşlerimi getirecekler dedi. Yeniden geldiler ve el sıkıştık. Partiye gittim sonra. Buna kimse inanamıyor. Başarı öyküsü olan yöneticilerden bir kadromuz var bizim. Enteresan bir yapıyız. Ben kendimi sadece operasyonu yöneten bir kişi gibiyim. Orkestra şefi diyebilirsiniz. Habire imza atmak gerektiği zaman, o tür imzalar için yetki alıyorum, gerisini vallahi almadım bugüne kadar.

Hakkını helal etsin herkes

Perşembe günü şu kişileri şöyle getir bana dendi. Söz kesmem, başlangıçta fikrimi söylemem, herkes fikrini söyler, ben de GİK’te son sözlerimi söylerim. Oylamaya katılmam. Evet çıkar, hayır çıkar. Masadan kalkma gibi kavram yok, orada önerimizin arkasında durma kararı çıktı. Tekrar gidip yetki almam gerekiyordu. Jet hızıyla giyinip, genel merkeze gittim. Bütün arkadaşlar milletvekilleri, GİK üyeleri, divan üyelerini topladık. GİK’le zoom üzerinden kayda alınmak kaydıyla genel sekreterimiz görevlendirildi. Bu yetkiyi bana aldı.

Bunu nasıl kamuoyuyla paylaşacağız. İki belediye başkanımız geldiler, son durum oldu. Sonra ben masaya katılacağımı ilan ettim Kürşad Zorlu beyefendi üzerinden. Amma uzun şeyler yaşamışız, kalbim yoruldu anlatırken. Hakkını helal etsin herkes, iyi bir şey oldu.

Tayyip Bey’le gizli saklı hiçbir görüşmem olmadı

Her şeyim açıktır. Bugüne kadar Tayyip Bey benimle konuşmak için hiçbir şey yapmadı. Benim de Tayyip Bey’le gizli saklı hiçbir görüşmem olmadı. Hatta deprem zamanında nasıl görüşme yaptığımı televizyondan anlattım. Bugünün dijital dünyasında gizli bir şey olabilir mi? Olsa söylerim. Böyle bir karar verdim derim, peşimden gelen olur, gelmeyen olur. Tayyip Bey’e de ayıp! En ufak bir görüşme inanın yok. Sanki ben göz kırpıyorum, Tayyip Bey koşuyor, böyle bir durum yok. Hatta en sert kavgayı ikimiz yapıyoruz.

Milletvekili adayı olmayacağız

Milletvekili adayı olmayacağız. Cumhurbaşkanı yardımcısı olacağız dedik. Aday olsam bu işe inanmıyorum demektir. Sayın Yavaş ile İmamoğlu’nun yaptığı iş bizden farklı. Başkan Yardımcılığını Kılıçdaroğlu atayacak. Hepimiz atanacağız aslında. Buradaki iddialı olmamızın nedeni milletvekili adayı olmayacağımızdır. Birçok arkadaşımız milletvekili seçilecek, CHP’den bizden, diğerlerinden. Bazı yerlerde iş birliği yapılacak.

Bakanlık konuşmadık, ben hiç itiraz etmedim. O kadar insan bir arada, sen büyüksün ben küçüğüm denemez, ayıptır. Kader birliği yapılmış, hepimizin sosyal çevresi var. Ben başka türlü diğerleri başka türlü eleştiri alır, kader birliği önemli. Her siyasi partiye seçim öncesi söz, şu bakanlık değil ama birer bakanlık… Altı siyasi partinin birer bakanlığı var şu anda…

HDP ile görüşebilir ama masaya getiremez

Türkiye’de siyasi partililerin birbiriyle olan ilişkilerine her parti saygı duymak zorundadır. Bakanlık gibi alışveriş olması mümkün değil. Diyalog başka bir şeydir, CHP diyebilir, anlayışla karşılardım. ‘Sizin oy oranınızla HDP’nin oyu farklı hadi size güle güle’ deselerdi o masadan kalkardık. Alengirli işe karşıyım, dürüstlük ve açıklıktan yanayım. CHP, HDP ile görüşebilir bu net. Ama bize asla getiremez.”

#Akşener #CHP #HDP #ile #görüşebilir #ama #masaya #getiremez

8 Mart’ta il il eylem merkezleri

Kadınlar, 8 Mart’ta Türkiye ve Kurdistan’ın dört bir yanında alanlara çıkacak

8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla Türkiye ve Kurdistan kentlerinde kadınlar sokağa çıkacak.

Deprem bölgesiyle dayanışma etkinlikleri düzenleyecek olan kadınların il il 8 Mart eylemleri şöyle:

Adana

17.30-İnönü Parkı

Ankara

19.00-Sakarya Meydanı

Antalya

17.00-Kışlahan önü

Aydın

18.30-Sevgi Yolu

Kuşadası

18.00-Bülent Ecevit Parkı

Artvin

Hopa

17.30-Hopa Parkı

Balıkesir

Merkez

17.30-Salih Tozan Kültür Merkezi önü

Ayvalık

18.00-Ayvalık Cumhuriyet Meydanı

Bandırma

17.00-İDO önü

Burhaniye

12.30-Cumhuriyet Meydanı

Edremit

17.30-Edremit Cumhuriyet Meydanı

Bolu

17.30-Kardelen Meydanı

Bursa

18.30-Fomara Meydanı

Çanakkale

17.30-Golf Çay Bahçesi yanı

Çewlêk

14.00- Hacı Hıdır Camii güzergahından PTT kavşağına yürüyüş. Saat kulesi önünde basın açıklaması.

Dersim

17.00-Sanat Sokağı

Dîlok

18.00-Yeşilsu Parkı

Eskişehir

18.30-Espark Bağlar kapısı

İstanbul

19.30-Taksim

İzmir

18.30-Alsancak Kıbrıs Şehitleri Caddesi

Narlıdere

12.00-Narlıdere Poliklinik önü

Kayseri

17.30-Cumhuriyet Meydanı

Kocaeli

18.30-Belediye İş Hanı önü

Gebze

Gebze Kadın Platformu-18.30-Gebze Eski Çarşı

Manisa

18.00-Manolya Meydanı

Muğla

17.30-Akyol Parkı

Bodrum

18.30-Turgutreis Sabancı Parkı

Milas

18.00-Atapark

Ortaca

12.00-Tayfa Restoran önü

Meleti

Meleti Ekmek ve Gül

15.00-Cemal Gürsel Mahallesi Dere Oyun Salonu

Mêrdîn

13.00- Artuklu Karayolları Parkı

Riha

12.30-Topçu Meydanı

Samsun

18.00-Eski Vergi Daire önü

Tekirdağ

13.00- Ereğli

Yalova

17.00- basın açıklaması

Wan

12.00-Semaver KavşağıFgebze

Xarpêt(Elazığ)

17.00-Hozat Garajı

#Martta #eylem #merkezleri

Suriye’de deprem: Siyasallaştırılmış felaket

İbrahim Murad*

Milyonlarca Suriyeli ve Türkiyeli, 50.000’den fazla insanı öldüren büyük depremin arkalarında bıraktığı yıkımı görmek için 6 Şubat’ta şafak vakti uyandı. Suriye’de birçokları için yıkımın boyutu, iç savaşın neden olduğu yıkımla karşılaştırılabilir.

Sonuçları ve etkileri önümüzdeki yıllarda da devam edecek olan insani acil duruma rağmen, hem Suriye diktatörü Esad hem de Türkiye destekli Suriye muhalefeti, siyasi olarak kazanç sağlamak için bu felaketten yararlanıyor. Esad, kendisini sıkıntı içinde bir kurtarıcı olarak sunarak, tüm ülkenin yardımına koşmaya çalıştığı görüntüsüyle kişisel ve siyasi kazanç arıyor. Üstelik de başarıyla: ABD şimdi Suriye’ye yönelik yaptırımları hafifletti, böylece yardımlar işe yarayabilir. İngiltere ve AB de aynı şeyi yaptı ve yaptırımları hafifletti, yaptırım uygulanan kuruluşların ve bireylerin insani yardım almasına izin verdi – Esad için bir prestij kazanımı.

Ancak ‘İyi Samiriyeli’ imajında büyük bir çatlak var: Böyle bir durumda bile Esad rejiminin gerçekte ne kadar gaddar ve vicdansız olduğunu gösteriyor. Rejim kontrolündeki, depremin vurduğu Halep’teki Kürt mahalleleri ve köyleri, Suriye hükümet birlikleri tarafından kuşatıldı ve bloke edildi. Aynı zamanda depremzedelere ulaştırılan yardım malzemeleri rejime bağlı silahlı gruplar tarafından çalınarak pazarlarda depremzedelere satılıyor.

Deprem, özellikle birçok Arap devletinin doğrudan Suriye hükümetiyle acil yardım koordine edip Şam’a göndermesinden sonra, Esad’ın Arap dünyasıyla normalleşme sürecini hızlandırması için bir fırsat gibi görünüyor. Esad’ın Mısır Dışişleri Bakanı Sameh Shoukry ve Ürdün Dışişleri Bakanı Ayman Safadi’nin ziyaretleri ile 2011’den bu yana ilk kez bu iki devletten üst düzey diplomat almasıyla daha da somutlaştı. Esad’ın kendisi de geçtiğimiz günlerde Körfez ülkesi Umman’a resmi bir devlet ziyareti yaptı – 2011’den bu yana bir Arap ülkesine yaptığı ikinci ziyaret. Arap dünyasıyla ilişkilerin normalleştiğine dair işaretler var.

İç savaş yıllarında Esad, Rusya ve İran dışında diplomatik sahnede tecrit edilmişti. Şimdi depremden sonra en azından Arap dünyasıyla ilişkiler yeniden ilerliyor gibi görünüyor. Rusya ve İran’ın desteklediği Suriye ile Türkiye arasındaki yakınlaşma sürecinin, deprem sonrası yaşanan ortak zorluklar nedeniyle yoğunlaşması da düşünülebilir. Ankara, son yıllarda Suriye muhalefetinin önemli bir destekçisi oldu.

Dolayısıyla Esad, bölgesel ve uluslararası ambargo engelini aşmayı başarıyor gibi görünüyor. Aynı zamanda rejiminin meşruiyetini kanıtlamaya çalışıyor. Suriye muhalefetine ve “müttefik olmayan” ülkelere rejiminin kalacağını ve ülkedeki işleri kontrol etmeye devam edeceğini belirten mesajlar gönderdi.

Ancak depremi sadece Esad kendisi için kullanmıyor. Ülkedeki siyasi muadillerinde, kuzeybatı Suriye’de, Ankara’ya sadık silahlı gruplar da sağlanan yardımı paylaşmak ve çalmakla meşgul. Türk işgali altındaki Afrin bölgesinden gelen raporlar ve videolar, silahlı grupların yurt dışından gönderilen yardım malzemelerine el koyduğunu ve bunları pazarlarda yeniden sattığını ortaya çıkardı.

Bir zamanlar ağırlıklı olarak Kürtlerin yaşadığı Afrin’de kalan Kürtler, bu felakete rağmen Ankara ve silahlı muhalefet tarafından sistematik olarak ayrımcılığa uğruyor ve yardım malzemelerinin dağıtımında baypas ediliyor. Siyasi olarak hoş karşılanmayan ve özellikle Kürt olan depremden etkilenenlere karşı da bu şekilde önlem alınmaktadır.

Ankara’nın desteklediği Suriye muhalefeti, Kuzey ve Doğu Suriye Kürt Özyönetimi’nin, Suriye’nin kuzeybatısındaki bölgelere gönderdiği yardım konvoylarının geçmesine de izin vermedi. Belli ki Ankara buna izin vermedi. Yaşanan insani felaketin boyutlarına rağmen, ülkedeki çatışmanın tarafları hala zamana karşı yarışıyor. Deprem felaketi milyonlarca Suriyelinin zararına olacak şekilde siyasileştiriliyor.

El Kaide uzantısı deprem yardımı alıyor

Peki, Suriye’deki felaketin artık siyasi olarak istismar edilmemesini sağlamak için şimdi ne yapılması gerekiyor? Ülke siyasi ve askeri bir kaos içindeyken, uluslararası toplum ve yardım yapan taraflar, yardımların sahada dağıtımını izlemek için çalışmalı ve rejimden çok Suriyelilerin gerçek temsilcileriyle iletişim kurmalıdır.

Çözüm, yardımı yalnızca şüpheli Esad hükümetinin veya Afrin’i ortak yöneten El Kaide’nin bir kolu olan Heyet Tahrir El Şam (HTŞ) gibi şüpheli muhalif grupların ellerine bırakmak olamaz. Deprem felaketi, Esad rejiminin ve Ankara’ya sadık muhalefetin meşruiyet kazanmasına yol açmamalıdır. Esad ve Ankara’nın uzattığı kolun rolü, insani yardımla ilgili uluslararası bağlayıcı kararlarla sınırlandırılabilir.

Son olarak, AB ve ABD’nin Esad’ın ana müttefiki olan Rusya’ya, sadece Ukrayna’ya değil, Suriye’ye de daha fazla baskı yapması gerekiyor. Aynı şey, kuzeybatı Suriye’nin büyük bir bölümünde fiilen askeri ve siyasi egemenlik uygulayan Ankara’daki sözde batılı rejim için de geçerli.

*Bu yazı 6.03.2023 tarihli taz’da (Tageszeitung) yayımlanmıştır.

Çeviren: Meriç Gök

 

#Suriyede #deprem #Siyasallaştırılmış #felaket

HDP’nin ‘Amedspor’a ırkçı saldırı araştırılsın’ önergesi reddedildi

HDP’nin, Bursaspor-Amedspor müsabakasındaki ırkçı saldırıların araştırılmasına ilişkin önergesi, AKP ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi

HDP’nin “Bursaspor-Amedspor müsabakasında yaşanan olayların araştırılması ve sporda şiddetin önlenmesi” amacıyla verdiği Meclis araştırması önergesinin diğer önergelerin önüne alınarak bugün Meclis Genel Kurulu’nda görüşülmesine ilişkin grup önerisi, AK Parti ve MHP’li milletvekillerinin oylarıyla reddedildi.

HABER MERKEZİ

#HDPnin #Amedspora #ırkçı #saldırı #araştırılsın #önergesi #reddedildi

Paylan kürsüye Amedspor formasıyla çıktı: Amed de vardır, Amedspor da

Meclis kürsüsüne Amedspor’un formasıyla çıkan HDP’li Garo Paylan, saldırıyı örgütlü bir provakasyon olarak değerlendirip Bahçeliye de yanıt verdi: Amed de vardır, Amedspor da. Diyarbakır da bizimdir, Amed de bizimdir

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Garo Paylan, Meclis Genel Kurulu’nda Bursa’da Amedspor’a yönelik ırkçı saldırıya ilişkin konuştu.

Depremden dolayı yasta olunduğunu ifade eden Paylan, Bursaspor-Amedspor maçında bu yasa örgütlü bir provokasyonla halel getirildiğini belirtti. Paylan devamla, “Bursaspor’un irfanı, Bursa’nın irfanı depremzede Amedspor’u ‘Geçmiş olsun!’ pankartıyla karşılardı ama orada örgütlü bir provokasyon devreye geçti. 1990’lı yılların sembolü olan Beyaz Toros’un pankartını açtılar ve Amedsporlu futbolculara bıçaklar atıldı, mermiler atıldı, binlerce yabancı madde atıldı. Maçtan bir önceki gece sabaha kadar da otelin önünde örgütlü bir provokasyon sahneye konuldu” dedi.

‘Arkasında karanlık güçler var’

Kimsenin “efendim bir grup milliyetçi genç bir araya gelmişler, böyle bir şey yapmışlar” sözüne inandıramayacağını dile getiren Paylan, “Kesinlikle bu işin arkasında karanlık güçler var ve bu karanlık güçleri ortaya çıkarmak için de harekete geçmeyen bir iktidar anlayışı var. Bursa’da gece otelin önüne güruh geliyor, protesto gösterileri yapıyor, ırkçı sloganlar atıyor. Bursa Valisi nerede? Bursa Emniyet Müdürü ne yapıyor? Biz bir basın açıklaması yapmaya kalksak binlerce polisi oraya gönderen valiler, emniyet müdürleri ne yapıyor? Yol veriyorlar. Emniyet araçları orada olduğu hâlde müdahale etmiyorlar” ifadelerini kullandı.

Provakasyon önsesi yetkilileri aramışlar

İçişleri Bakanı, Spor Bakanlığı ve federasyon yetkililerini arayarak olası provokasyona karşı harekete geçmelerini istediklerini söyleyen Paylan, “Hiçbir şey yapmadılar. Kimse harekete geçmedi. ‘Yastayız’ diyorum ama yası bile saymayanlar… Bir de seçime gidiyoruz. Biliyorsunuz seçim dönemlerinde bu tip provokasyonlara yol verilir, karanlık odaklar yol verir. Hep böyle olmuştur, 7 Haziran-1 Kasım arasında da oldu. Uyardık, ‘Bu bir darbe dinamiğidir’ dedik, bize inanmadınız. Evet, 1 Kasım’da belki gücü ele geçirdiniz ama 15 Temmuz günü gördük hep beraber o darbe dinamiğini. O karanlık elleri 15 Temmuz günü gördük. Şimdi de kanlı bir tezgâh sahneye konulmuş durumda yas günümüzde” diye aktardı.

Bahçeli konuştu, failler sebest kaldı

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’nin “Bursaspor taraftarlarını millî duruşlarından dolayı tebrik ediyorum” sözlerine ilişkin ise Paylan, “Ülkücü hareket de 1980 darbesinden önce millî bir duruş sergilediklerini zannediyordu. Ülkücüler ve devrimciler birbirlerine girmişti. 12 Eylül zindanlarında buluştukları gün anladılar, karanlık bir tezgâh içinde birbirlerini öldürdüklerini anladılar. Böyle karanlık tezgâhlara yol vermek, bu örgütlü provokasyonlara yol vermektir. Bunu yalnızca kınamak yetmez AKP Grubu, gereğini yapmalısınız. 9 kişi gözaltına alındı, sayın Devlet Bahçeli’nin açıklamasından sonra bir baktı ki 9’u birden bırakıldı. Diyorsunuz ki, ‘yargı bunun üzerine gidecek’ Yargı gidebiliyor mu? Gidemiyor. Önerge verdik burada, önergeyi reddettirdiniz. Gelin, bu oyunu bozalım, bunlar karanlık tezgâhlardır. Bunun için bir siyasi iradeye ihtiyaç var. Bu karanlık, örgütlü provokasyonun üzerine gitmeye ihtiyaç var” dedi

‘Amed de vardır, Amedspor da’

Paylan, Bahçeli’nin sözlerine karşı “Amedspor Amed’in gururudur. Ben bir Amed milletvekiliyim ve Amed de vardır, Amedspor da vardır. Diyarbakır da bizimdir, Amed de bizimdir. Gelin, bu oyunları bozalım, bu tezgâhları bozalım ve sporun kardeşlik hukuku içinde yürümesini sağlayalım ve seçim öncesi bu karanlık tezgâhları boşa çıkaralım” vurgusu yaptı.

HABER MERKEZİ

#Paylan #kürsüye #Amedspor #formasıyla #çıktı #Amed #vardır #Amedspor

Demokratik Modernite çalışanı Dişarı tahliye oldu

Demokratik Modernite dergisinin tutuklu dağıtımcısı Ramazan Dişarı, 5 buçuk ayın ardından tahliye oldu

Demokratik Modernite dergisi çalışanı Ramazan Dişarı, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Tekirdağ İl Örgütü’nün 25 Eylül 2022’de yaptığı kongrede Demokratik Modernite dergisi dağıttığı sırada gözaltına alındı. Tekirdağ İl Emniyet Müdürlüğü’nde tutulan ve “Örgüt üyeliği” , “Örgüt propagandası”, “Örgüte finans sağlama” iddialarıyla suçlanan Dişarı, 26 Eylül’de aynı iddialarla tutuklandı. Tekirdağ 2 No’lu T Tipi Cezaevi’nde tutuklu bulunan Dişarı hakkında 10 Ocak’ta iddianame düzenlendi.

Suçlamalar

İddianamede, Dişarı’nın dağıttığı derginin “Devlet ve Türkçülük” ile “Politika ve Özgürlük” sayıları suçlama konusu yapıldı. İddianamede, Dişarı’nın HDP Bahçelievler İlçe Örgütü’nde ırkçı Muhammed Eren Sütçü’nün silahlı saldırısına uğraması ve yapılan haberlerde isminin yer alması da suçlamalar arasında yer aldı. Suçlamalar arasından özellikle Mezopotamya Ajansı’nın (MA) yaptığı haberlerin yer alması ve sorulması dikkat çekti. İddianame, Tekirdağ 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi’ne sunuldu. Bunun üzerine ilk duruşma görüldü.

Tutulduğu cezaevinden mahkeme getirilen Dişarı’nın ayakkabı bağcıklarının söküldüğü görüldü. Suçlamayı reddeden Dişarı, iddia makamının Demokratik Modernite dergisinin dağıtımcıları için hazırladığı basın kartının taklit olup olmadığı yönündeki iddialarına da yanıt vererek, derginin satış için hazırladığı kart olduğunu ve taklit olmadığını söyledi. İddia makamı, Dişarı hakkında öne sürülen iddialara ilişkin delillerin toplanmadığını ileri sürerek, tutukluluk halinin devamına karar verilmesini istedi.

Tahliye kararı

Söz alan Avukat Özcan Kılıç ise, derginin hala çıkarılmaya devam ettiğini ve yayınevlerinden satışının da olduğunu belirterek, bir suç unsurunun olmadığını söyledi. Ayrıca müvekkilinin dergiden sorumlu olmadığını Sorumlu Yazı İşlerinin belli olduğunu ve bu nedenle müvekkilinin suçlanmasının doğru olmadığını ifade eden Kılıç, ayrıca MASAK raporuna da işaret etti. Kılıç, “finansman” sağladığına dair iddiaya herhangi somut bir delilin olmadığını kaydederek, “Raporda yer alan para transferleri sosyal çevresi ile yaptığı paylaşımlardır” dedi. Kılıç, tahliye talebinde bulundu.

Ara kararını oluşturan mahkeme, dosya kapsamına, delil durumu ve tutuklulukta geçirilen süreye işaret ederek, tutukluluğun ölçüsüz olacağı yönünde karar verdi. Mahkeme, duruşmayı ise 25 Mayıs’a erteledi.

HABER MERKEZİ

#Demokratik #Modernite #çalışanı #Dişarı #tahliye #oldu

Taksim 8 Mart öncesi ablıkaya alındı

8 Mart Kadınlar Günü’nde yürüyüş yapılacak olan Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi’ne çıkan ara sokaklara polis bariyerleri ile kapatılmaya başlandı

İstanbul’da, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü nedeniyle Beyoğlu’nda “Feminist Gece Yürüyüşü” yapılacak.

Bu yıl 21’incisi yapılacak yürüyüşün çağrısında, “Gece Yürüyüşü, her yıl yine hepimizin mücadelesiyle mümkün oluyor, hepimizin isyanının ifadesi oluyor. Yani bu yürüyüşü meydana getiren tek tek bizler, katılan herkes o gecenin nasıl şekilleneceğini belirliyoruz. Ama bu yıl durumumuz bir başka. Depremin ardından hiçbirimiz iyi değiliz. Birbirimizi iyi etmeye, birlikte iyi olmaya çalışıyoruz. Yarın Feminist Gece Yürüyüşü’nde yan yana olma düşüncesi bize güç ve umut veriyor” denildi.

Yürüyüşün yapılacağı Taksim Meydanı ve İstiklal Caddesi’nde çıkan ara sokaklara polis bariyerleri yerleştirilmeye başlandı.

HABER MERKEZİ

#Taksim #Mart #öncesi #ablıkaya #alındı

HDP’den Amedspor’a yönelik saldırıya suç duyurusu

HDP, Bursa’da Amedspor’a yönelik ırkçı saldırıya ilişkin yaptığı suç duyurusu yaparak sorumlular hakkında işlem yapılmasını istedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Hukuk ve İnsan Hakları Komisyonu, Bursa’da Amedspor’a yönelik yapılan ırkçı saldırılara ilişkin sorumlular hakkında suç duyurusunda bulundu.

Bursa Valisi ve yardımcıları, Bursa Emniyet Müdürlüğü yetkilileri, maçta görev alan polisler, özel güvenlik personelleri, Türkiye Futbol Federasyonu yetkilileri, Bursaspor yöneticileri, oyuncular ve görevli hakemler hakkında yapılan suç duyurusunda “6222 Sayılı Kanunda düzenlenen, tehdit, hakaret, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma, halkı kin ve düşmanlığa tahrik, kasten yaralama, genel güvenliğin tehlikeye sokulması, görevi kötüye kullanma ve savcılıkça re’sen tespit edilecek diğer suçlar” bakımından işlem yapılması istendi.

Bursaspor yöneticileri ve taraftar grupları tarafından Amedspor’un hedef gösterilmesinden sonra saldırıların başladığı şehirde adeta linç havası estirildiği belirtilen suç duyurusunda şu görüşlere yer verildi: “Maçtan önce haftalarca süren linç çağrıları sonrasında stadyumda Bursasporlu taraftar grupları tarafından 90’lı yıllarda Diyarbakır ve bölge illerinde kontrgerilla tarafından yargısız infazlarda kullanılan ‘Beyaz Toros’ ve ‘Yeşil’ kod isimli tetikçinin fotoğrafları taşınmıştır. Böylece maça gelen Amedsporlu kulüp yöneticileri, teknik ekip ve oyuncular ile taraftarlara doğrudan ölüm tehdidi göndermesi yapılmış, tribünlerde atılan sloganlarla tüm takım baskı altına alınmaya çalışılmıştır.”

Delil, fotoğraf ve görüntülere yer verilen suç duyurusunda, ilgililer hakkında işlem yapılması talep edildi.

HABER MERKEZİ

#HDPden #Amedspora #yönelik #saldırıya #suç #duyurusu

Kadınların deprem bölgesinde dayanışması sürüyor

TJA, HDP, HDK ve KESK’li kadınlar, deprem bölgelerinde başlattıkları dayanışma kampanyası kapsamında, Amed ve Mereş’te depremzede kadınlarlarla bir araya geldi

Özgür Kadın Hareketi (TJA), Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi ve Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Kadın Meclisi üyesi kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü kapsamında deprem bölgelerinde başlattıkları ziyaretleri Amed’in Farqîn yolu üzerinde bulunan çadır kentte sürdürdü.

Burada konuşan HDP Amed Milletvekili Remziye Tosun, ziyaret ettikleri çadır kente ‘nazi kampı’ benzetmesi yaparak, “Bu yıl 8 Mart’ı miting şeklinde büyük bir coşkuyla kutlamadık. Bugün 8 Mart sebebiyle kadın ihtiyaçlarını, hijyen malzemelerini çadır kentte dağıtıyoruz. Bugün de çalışmamız buradadır. Her yerde söylüyoruz, biz 8 Mart kutlu olsun demiyor, yaşasın kadınların birliği diyoruz” dedi.

Dayanışma için çadır kente gelen kadınlar burada kalan kadınlara hijyen kitleri ulaştırdı. Hijyen kitlerinde; iç çamaşır, ped, tarak, fırça, lif, tırnak makası, sabun ve şampuan gibi birçok temel gereksinim ürünü yer aldı.

Kadınlar, hijyen kitlerini dağıttıkları çadır kente uzun müzakereler sonucu iki grup halinde alındı. Basın ise engellemelere maruz kalarak alana alınmadı.

Mereş

TJA aktivistleri, Halkların Demokratik Kongresi (HDK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Kadın Zamanı Derneği üyelerinde oluşan ekip de, Mereş’te “Kadın dayanışması yaşatır” şiarıyla 8 Mart dolayısıyla depremzede kadınlarla bir araya geldi. HDP Milletvekilleri Oya Ersoy, Dişad Canbaz ve HDP İstanbul İl Eşbaşkanı İlknur Birol’un da aralarında olduğu kadınlar Bazarcix’ın köylerine giderek, kadınlarla buluştu.

8 Mart kapsamında Bazarcix’te dayanışma ziyaretlerini sürdüren kadınlar, depremzede kadınlarla sohbet ederek onların dertlerini ve sıkıntılarını dinledi. Deprem anında ve sonrasına yaşadıklarını anlatan depremzede kadınlar, yine bu sıkıntılara karşı HDP’liler dışında hiç kimseyi yanlarında göremediğini kaydetti. Ziyaretler sırasında depremzede kadınlara konuşma gerçekleştiren Canbaz, Birol ve Ersoy, 8 Mart Dünya Kadınlar günü dolayısıyla kendilerini ziyaret ettiklerini söyleyerek, kadın dayanışmasının önemine vurgu yaptı.

‘Yeniden kuracağız’

HDP, HDK ve TJA olarak kadınlara bundan sonraki süreçte de yeni yaşamı inşa etmek için yanlarında olma sözü veren HDP’li Dilşat Canbaz, tüm kadınların 8 Mart’ını kutladı. HDP İstanbul İl Eşbaşkanı Birol ise, yaraları iyileştirmede en önemli işin kadınlara düştüğünü söyleyerek, “Her zaman kadınlar bu kadar yorulsun istemiyoruz ama… Yaranın üstüne kadın eli değdiği zaman o yara iyileşebiliyor ve yepyeni bir hayat kurulabiliyor. Biz umudu yitirmeyelim” diye konuştu.

“Dayanışma yaşatır” diyen HDP’li Oya Ersoy ise, “Bu çok büyük bir felaket ama bu ‘Asrın felaketi’ denen şeyi gerçekten bizim için felaket haline getiren iktidarın kendisi oldu” diyerek, bilim insanlarının “Deprem değil, bina öldürür” sözlerini hatırlattı. HDP ve demokrasi güçleri olarak depremin ilk gününden beri alanlarda oldukları hatırlatan Ersoy, “Halklarımız müthiş bir dayanışma örneği gösterdi. Bu dayanışmayla yıkılan şehirleri yeniden kuracağımız inancıyla sizleri selamlıyorum” dedi.

Kadınlardan mektup

Ziyaretler sırasında kadınlara, hijyen ürünlerinin yer aldığı ve üzerinde “Kadın dayanışması yaşatır” yazılı paketler dağıtıldı. Aynı zamanda İstanbul’daki kadınların, depremzede kadınlar için yazdığı ve dayanışma dileklerini ilettiği mektuplarda depremzede kadınlara verildi. Çocuklar için de içerisinde boya kalemleri ve defterin yer aldığı ayrı paketler hazırlayan kadınlar, depremzede çocuklarla oynayarak, eğlendirdi.

HABER MERKEZİ

#Kadınların #deprem #bölgesinde #dayanışması #sürüyor