Ana Sayfa Blog Sayfa 848

Ekolojistlerden ‘yeniden inşa’ kararına tepki

Erdoğan’ın deprem bölgelerini yeniden ‘inşa’ için çıkardığı kararnamenin ranta dayalı olduğuna dikkat çeken Ekoloji Örgütleri, AYM’ye taşıma çağrısı yaptı

Mereş’te (Maraş) yaşanan de 11 kentin etkilendiği depremlere dair AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın bir yıl içinde deprem bölgelerinin yeniden inşası sözlerine ve inşa için çıkarılan 126 sayılı Kararname karşı açıklama yapan Ekoloji Örgütleri, kararnamenin iptalini istedi.

Kar ve rantın sonucu

Yaşanan deprem felaketinin iktidarın rant politikasından kaynaklandığını aktaran ekoloji örgütleri açıklamalarında, “Ülkemizin her il ve ilçe merkezinin imar planlarının olduğunu ve bu imar planları yapılmadan önce planlanacak alanların yer bilimsel etüt raporlarının hazırlanması gerektiğini biliyoruz. Ülkemizde inşaat ruhsatı alınarak yapılan her bir binanın oturduğu alanda inşaat öncesinde zemin ve temel etüdü yapılması gerektiğini biliyoruz. Tüm bu bildiklerimize rağmen doğa olaylarının afete, felakete dönüşmesi bilimsel, ekolojik ilkelere, toplumsal yarara göre değil, kâr ve ranta göre davranılmasının sonucudur” diye belirtti.

Yaşanacaklar sıralandı

Ekoloji Örgütleri, çıkarılan bu kararnamenin de aynı mantıkla hazırlandığını yine bu anlayışla bölgede bir inşa programının hayata geçirilmesinin planlandığına dikkat çekerek, plan doğrultusunda yaşananları şöyle sıraladı:

*Kentlerin inşası ile ilgili yetkiler tek bir elde merkezileştirilerek Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’na veriliyor.

* Yürütülen işlemlere itiraz edilemeyecek, sürece halk katılımı hiçbir şekilde sağlanmayacak, yargısal denetim engellenecek, yargı devre dışı bırakılacak.

* Kurum görüşleri, detaylı analizler gibi planlama çalışmasına altlık olacak veriler olmaksızın yapılan yer seçimleriyle yeni afetlere, felaketlere zemin hazırlanacak.

* Deprem bölgesindeki tüm illerde orman ve mera alanları herhangi bir engelle karşılaşılmadan yapılaşmaya açılabilecek. Çoğunlukla tarım faaliyetiyle geçinen yurttaşların geçim kaynağı olan doğal alanlar da betona boğulacak

*Halkın dahil olmadığı, üstten, merkezi bir karar alma süreciyle üretilen tip proje bina yığınları üretilip bir kez daha yıkıma uğrayacak.

* Planlamayı devre dışı bırakan, mülkiyet hakkına sınırlamalar getiren, alelacele kararlarla yaşam alanları, doğal ve kültürel varlıklar telafisi mümkün olmayacak derecede tahribata uğratacak.

*Halkın dahil olmadığı, üstten, merkezi bir karar alma süreci ile üretilen tip proje bina yığınları üretilip bir kez daha yıkıma uğrayacak.

* Planlamayı devre dışı bırakan, mülkiyet hakkına sınırlamalar getiren, alelacele kararlarla yaşam alanları, doğal ve kültürel varlıklar telafisi mümkün olmayacak derecede tahribata uğratacak.”

Birleşik mücadeele çağrısı

Meclis’te grubu bulunan muhalefet partilerine de çağrı yapılan açıklamada “Bu kadar hukuksuzluk, pervasızlık ve umursamazlığa karşı emek, ekoloji ve kent hakları için mücadele eden tüm demokratik örgütler, partiler birleşik mücadeleyi büyütmelidir” denilerek, birleşik mücadele çağrısı yapıldı.

İmzacılar
Çağrıda imzası bulunan ekoloji örgütlerinin isimleri şöyle: Adana Ekoloji Platformu, Artur Çevre Platformu, Bakırtepe Çevre Platformu, Büyük Menderes İnisiyatifi, Çekerek Irmağı, Özgür Akacak Platformu, Çevre Mühendisleri Odası, DİSK, Dev Yapı-İş, Divriği Yaşam ve Doğa Platformu, Ekoloji Birliği, Gaia Dergi, İklim Adaleti Koalisyonu, Kuşadası Çevre Platformu, Mezopotamya Ekoloji Hareketi, Muğla Çevre Platformu, Munzur Çevre Derneği, Polen Ekoloji Kolektifi, Samandağ RES Karşıtı Mücadele, Turgutlu İşçi Hakları Derneği Ekoloji Komisyonu, Umut-Sen, Validebağ Gönüllüleri, Van Çevre Tarihi Eserleri Koruma Araştırma Ve Geliştirme Derneği, Yeryüzü Ekoloji Kolektifi, Yeşil Sol İklim Krizi Çalışma Grubu, Yeşilırmak Çevre Platformu.

İSTANBUL

#Ekolojistlerden #yeniden #inşa #kararına #tepki

Gazi ve Ümraniye katliamları paneli: Devlette cezasızlık kültürü var

Gazi ve Ümraniye katliamlarının 28. yılı dolayısıyla AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde panel düzenlendi. Panelde konuşan Avukat Efkan Bolaç, “Devlette cezasızlık kültürü var. Devlet için bir suç işliyorsan mutlaka seni koruyor. Bir şekilde Sünni-Alevi çatışmasını körüklemek istediler. Ama Gazi halkı faili doğru olarak tespit ederek, karakola doğru yürüyüşe geçti. Polisler hiçbir şey söylemeden insanların üzerine ateş açmaya başladılar” dedi.

Gazi ve Ümraniye katliamlarının 28. yıl dönümü yaklaşırken, Gazi ve Ümraniye Şehit Aileleri, Alevi kurumları ve Gazi halkı bugün bir panel düzenledi. “Gazi’den Ümraniye’ye adalet istiyoruz” başlığıyla düzenlenen panel Alevi Kültür Dernekleri (AKD) Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi’nde gerçekleştirildi.

Gazeteci Dilek Odabaş Bakır’ın moderatörlüğünde yapılan panelde Gazi Şehit Aileleri’nden Cemal Poyraz, Müşerref Bingöl, TAYAD’lı aileler, Avukat Keleş Öztürk, Av. Efkan Bolaç, dönemin Gazi Mahallesi Muhtarı Nevzat Altun, Yazar Bülent Felekoğlu ile 12 Mart Platformu adına Ali Dursun Ağdoğan konuşmacı olarak katıldı.

“GAZİ MAHALLESİ’NE YÖNELİK BASKI 28 YILDIR SÜRÜYOR”

Açılış konuşmasını yapan AKD Sultangazi Pir Sultan Abdal Cemevi Başkanı Zeynal Odabaş, “Gazi ve Ümraniye şehitlerini saygıyla anıyorum. Unutmayacağız. Unutturmayacağız. Unutursak başka katliamlar da yaşatacaklar. Deprem sürecinde de alanlardaydık. İnsanları ölüme terk edildiler. Birbirimizin Hızır’ı olduk” dedi.

Dönemin mahalle muhtarı Nevzat Altun katliamın yaşandığı güne ilişkin bilgiler verirken, şunları söyledi:

“Gazi Mahallesi sisteme muhalif olanların yerleştiği bir yer. Burada kolluk güçlerine güven hiç yoktu. Her insana düşman olarak bakıyorlardı. 1995’te kahvehaneler, iş yerleri tarandı. Emniyet güçleri ise tepki gösteren halkın önüne geçti. Gazi halkı, şehitlerine sahip çıktı. Emniyet güçlerinin bir kısmı olayların büyümesini istiyordu. 28 yıldır asıl sorumlular ortaya çıkmadı. Gazi Mahallesi’ne yönelik baskı 28 yıldır hala sürüyor.”

“HALA ADALET ARIYORUZ”

Gazi Şehit Aileleri’nden Cemal Poyraz ise dönemin Başbakanı Tansu Çiller’in sözlerini hatırlatırken, şöyle konuştu:

“Çocuklarımızı vurdurtan bence bellidir. Tansu Çiller ne demişti zamanında? “Bu devlet için kurşun atan da, yiyen de şereflidir” demişti. 28 senedir acı çekiyoruz. Hala adalet arıyoruz. Bu nasıl adalettir? Bilinçli olarak davamızı Trabzon’a sürdüler. Hangi hukuk devletinden bahsediyoruz?”

Gazi Şehit Aileleri’nden Müşerref Bingöl de Maraş merkezli depremlere değinerek, “On binlerce insanın hayatını kaybettiği bugünlerde kendi acımdan bahsetmeyi doğru bulmuyorum. Yaşanılan her felakette acımızı diri tutuyoruz. 12 Mart’ta herkesi alanlara bekliyoruz” dedi.

TAYAD’lı Aileler adına yapılan konuşmada “28 yıl boyunca Gazi halkı şehitlerine sahip çıkarak bugünlere geldi. Aleviler tarihin her döneminde katledilmiştir. Halklar ise zalimin zulmüne boyun eğmemiştir. 12 Mart’ta oligarşi Alevi ve Sünnileri birbirine kırdırmak istemiştir. Ama halklar buna izin vermemiştir. Gazi’nin devrimci ruhu yitirilmemiştir. Depremler konusuna geldiğimiz zaman ise gerekli önlemler alınmayarak halklar bilinçli olarak katledilmiştir” ifadeleri kullanıldı.

“CEZASIZLIK SÜRECİ HEP DEVAM ETMİŞTİR”

Avukat Keleş Öztürk de Gazi Katliamı’na ilişkin açılan davalara dair konuşurken, şunları kaydetti:

“Devletin cezasızlık süreci hep devam etmiştir. Her dönem kendi görevlilerini korumuştur. Gazi katliamı üç, beş kişinin yaptığı bir katliam değildir. Yaşananlar devletin planıydı. Faillerin ortaya çıkarılmasına yönelik bir çabası da olmadı. Katliama tepki gösterenler gözaltına alındı, tutuklandı. Tepki gösterenler cezalandırıldı. Burada 20 polise dava açıldı. Ümraniye’de ise hiç kimseye dava açılmadı. Takipsizlik verildi. Sonuç olarak bir devlet organizasyonuydu ve fail de doğrudan devletti. Bunu unutmamak gerekiyor.”

“ADALETİ DEVLET BİZE BAHŞETMİYOR, DİRENEREK ALACAĞIZ”

Dönemin tanıklarından Avukat Efkan Bolaç da devletin cezasızlık politikasına dikkat çekerek, şöyle konuştu:

“Devlette cezasızlık kültürü var. Devlet için bir suç işliyorsan mutlaka seni koruyor. Bir şekilde Sünni-Alevi çatışmasını körüklemek istediler. Ama Gazi halkı faili doğru olarak tespit ederek, karakola doğru yürüyüşe geçti. Polisler hiçbir şey söylemeden insanların üzerine ateş açmaya başladılar. Ortada bir çete vardı. Dönemin iktidar ortaklarına baktığımızda zaten bir katliamın çıkmaması şaşırtıcı olurdu. Cenazeler teslim edilmezken, insanlar sürekli provoke ediliyordu. Nihayetinde talepler kabul edildi. Asker geldiğinde, o da polisten farksızdı. Cenazeler morgdan alınıp, mezarlığa götürülürken yine insanlara saldırdılar. Ne ölümüz, ne de dirimize saygıları vardı. 15 Mart’ta bir haber daha geldi. Ümraniye’de de insanlar öldürüldü.

Şu anda da benzeri bir provokasyonun yapılmasının zemini var. Demokratik bir alanın açılmasını istemiyorlar. Maraş depremlerinde de gördük ki, devlet yoktu. İnsanlarımız katledildi. Devleti hiçbir zaman yanımızda görmedik, hissetmedik. Adalet her şeyin temelidir. Bunu bize devlet bahşetmiyor. Bunu ancak direnerek alacağız. Devletin ceberut bir yüzü var. Ne yaparsak kendimiz yapacağız. Yürüyecek yine biziz. Bir arada olduğumuz sürece bizi belki de provoke edemeyecekler. Dayanışma içerisinde olmalıyız.”

“YENİ BİR CUMHURİYET İNŞA EDEBİLİRİZ”

12 Mart Platformu adına konuşan Ali Dursun Ağdoğan ise “Devletlerin tarihi katliamlar tarihi. Devletin karşısındaki güç toplumun kendisi. Bu ülkede bu kadar çok katliam işleniyorsa toplum olarak bizim de suçumuz var. Katliamın amacı toplumu bölmekti. Katliam bir direniş ve ayaklanmaya dönüştü. Gösterilen direniş bu zamana kadar taşınamadı ne yazık ki. Bu nedenle AKP-MHP gibi faşistler tarafından yönetiliyoruz. Demokratik bir toplum yaratabiliriz. Koşulları yavaş yavaş oluşuyor. Toplumu bölmeden tüm kesimler ile birlikte yeni bir cumhuriyeti inşa edebiliriz” ifadelerini kullandı.

Panelde son olarak konuşan araştırmacı, yazar Bülent Felekoğlu da şunları dile getirdi:

“İnancımız tarih boyunca rıza toplumlarını örgütlemeye çalışmıştır. Bizi nereye sürerlerse orada bir nur açığa çıkarıyoruz. Çünkü bu iman etme tarzımızın bir sonucu. Yüzyıldır devşirme İslam, devşirme Türklük ve devşirilmiş sermaye ile mücadele ediyoruz. Bugün halkları bir araya getirmeye çalışan ruhumuz var. Dünya bizi görüyor. Bir eşikteyiz. Savunmamızı güçlendirmekle mükellefiz. Toplumların vicdanları sayesinde bu dünya çarkı pervaz ediyor.”

“GAZİ KATLİAMI’NI BU DEVLETİN KONTRGERİLLASI YAPTI”

Konuşmacıların ardından söz alan Alevi Bektaşi Federasyonu (ABF) Genel Başkan Yardımcısı Aydın Deniz ise “Gazi katliamını bu devletin kontrgerillası yaptı. Deprem bölgelerinde bile Alevileri ölüme terk ettiler. Burada bile ayrımcılık yaptılar. Demokratik bir toplumu yaratamadığımız sürece bu böyle devam edecek. Gereken çabayı harcamak zorundayız” dedi.

Panelin ardından yapılan açıklamada lokmaların deprem bölgesine gönderileceği ifade edilirken, Zeynal Odabaş’ın yargılandığı davanın 7 Mart Salı günü Gaziosmanpaşa Adliyesi’nde görülecek duruşmasına da katılım çağrısı yapıldı. Etkinlik, Grup Yorum’un seslendirdiği ağıt ile sona erdi.

PİRHA / İSTANBUL

Depremlerde Hakk’a yürüyenler için çerağ uyandırılıp deyişler okundu

Hacı Bektaş Veli Anadolu Kültür Vakfı (HBVAK) Antalya Şubesi’nde depremlerde yaşamını yitirenler için çerağ uyandırıldı. HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan her akşam saat 21.00’de “pencerene bir mum yak’ kampanyası oluşturulduğunu söyledi. 

Video eklenecek

HBVAKV Antalya Şubesi, 6 Şubat’ta başlayan depremlerde Hakk’a yürüyenler için çerağ uyandırdı.

Kızıl Arık Cemevinde yapılan anma töreninde konuşan HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Deprem bölgesinde yitirdiğimiz her can için ‘her akşam saat 21.00’de pencerene bir mum yak’ kampanyası oluşturuldu. Tüm sivil toplum örgütleri, bizim kurumlarımız, depremde Hakk’a yürüyen canları anmak için onlar adına siz de pencerelerinize bir mum yakıp çerağ uyandıralım. Depremde yaşamını yitiren tüm canların devirleri daim, ışıkları bol, yıldızlar yoldaşı olsun. Hızır yoldaşları olsun” dedi.

“UYANDIRDIĞIMIZ BU NUR HAKK’I TEMSİL EDİYOR”

HDP Antalya Milletvekili Kemal Bülbül de çerağın anlam ve içeriğine ilişki söz alarak şu konuşmayı yaptı:

“Aslında biz buna ‘kudrette kandil’ deriz. Kudret, kandil, Hakk’ın, hakikatin nurunu temsil eder. Bize göre kâinat, hakkın nurundan var olmuştur. Cümle canlar, cümle mahlukat, cümle kâinat, Hakk’ın nurundan var olmuştur. Bu nedenle biz yaptığımız muhabbetlerde, cemlerde, erkanlarda; burayı da küçük bir kâinat olarak değerlendirdiğimizde Hakk’ın nuru olsun, kâinat tamamlansın diye Hakk, Muhammed, Ali aşkına, Hakk’ın nurunu, yani çerağı uyandırırız. Çerağıdaki bildiğiniz o fitili yakmaya biz ‘uyandırma’ deriz. Erkan bittiğinde de sır ederiz. Onu bir tür kaybetme anlamında sır etme şeklinde kaldırırız. Yani erkan tamamlanmış olur. Bu daha çok gece yapılır. Çünkü gündüz Hakk’ın nuru zaten kâinatı aydınlatıyor. Biz burayı küçük kainat olarak değerlendiriyoruz. Bu küçük kainata bir nur olsun diye Hakk, Muhammed, Ali aşkına Hakk’ın nurunu canlandırıyor, uyandırıyoruz ve uyandırdığımız bu nur hem Hakk’ı temsil ediyor hem hakikati temsil ediyor hem de ortalığı aydınlatıyor.

Bize göre her yer kainattır, küçük bir izdüşümüdür. İnsan da öyledir. ‘İnsan küçük bir kâinat, kainat büyük bir insandır’ deriz. İnsanların oluşturduğu her bir muhabbet meclisini, bir varlık meclisi, Hakk’ın tecelli ettiği yer olarak gördüğümüz için özellikle çerağlarımızı uyandırıyor, sonra yapacağımız tüm hizmetleri ona göre yapıyoruz. Bir muhabbet hizmetinde, sadece arkadaşlarımız deyiş söyleyecek olabilir. Nefesleri, dilleri bülbül ola, o da bir hizmettir. Onun için de çerağ uyandırmak lazım.”

Kemal Bülbül’ün konuşmasının ardından gülbengler okundu ve ardından çerağ uyandırıldı.

Abdal Musa Tanıtma ve Yaşatma Derneği Eş Başkanı ve aynı zamanda zakirlik hizmeti yapan Süleyman Demir ile Kızıldeli Seyit Sultan Ocağı Yol Hizmetkarı Mustafa Sazcı’nın söylediği deyiş ve nefeslerle erkan tamamlandı.

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

ÖHD: Ağır hasta tutuklular tekli hücrede tutuluyor

ÖHD İzmir Şubesi’nin hazırladığı Ege bölgesindeki cezaevlerinde yaşanan hak ihlalleri raporunu açıklayan ÖHD Şubesi Eşbaşkanı Şükran Öztürk, ağır hasta tutukluların tekli hücrelerde tutulduğunu söyledi

Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD) İzmir Şubesi, Ege bölgesindeki cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerine yönelik hazırladığı raporunu açıkladı. Dernek binasında yapılan toplantıda İzmir Kadın Kapalı, İzmir 3 Nolu T Tipi Kapalı, İzmir 4 Nolu T Tipi Kapalı, İzmir 1 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli, İzmir 2 Nolu F Tipi Yüksek Güvenlikli, Menemen T Tipi Kapalı, Menemen R Tipi Kapalı, Ödemiş T Tipi Kapalı, Manisa T Tipi Kapalı ve Bodrum S Tipi Kapalı cezaevlerinde görüşmeler yapıldığı bilgisi verildi.

Her hak gasp edildi

Raporu açıklayan ÖHD Şubesi Eşbaşkanı Şükran Öztürk, keyfi uygulamaların arttığına vurgu yaparak, ziyaret ettikleri cezaevlerinde sağlığa erişim engeli, tecrit uygulaması, infaz yakma-denetimli serbestlik hakkından yararlandırılmama, sosyal faaliyet engeli ve yetersiz beslenme gibi birçok hak ihlalinin yaşandığını belirtti.

Tecrit ve izolasyon sürüyor

Öztürk, “Başta İmralı Hapishanesi’nde uzun zamandır sürdürülen ağır tecrit ve izolasyon olmak üzere bölgemiz hapishanelerinde de tecrit, çeşitli biçimlerde uygulanmaya devam ediyor. Pek çok hapishanede tecrit bir cezalandırma yöntemi olarak varlığını sürdürüyor” dedi. Cezaevlerinin yerleşim yerlerine uzak olması ve zorunlu sevklerin aileleri de cezalandırdığını belirten Öztürk, Kürtçe yazılan mektupların “anlaşılmayan dil denilerek” verilmediğini aktardı. 2022 yılında disiplin cezalarında artış olduğuna dikkati çeken Öztürk, yine tutukluların kantinlerde ciddi fahiş fiyatlara maruz kaldığını belirtti.

Hasta tutuklular tekli hücrede tutuluyor

Yine hasta tutukluların tedavilerinde sıkıntıların devam ettiğini kaydeden Öztürk, “Hastaneye gidiş gelişlerde çıplak arama, ağız içi araması gibi uygulamalar yapılmaktadır. Engelli, yaşlı ve ağır hasta mahpusların tekli hücrelerde tutulması neyi anlatmaktadır” diye tepki gösterdi. 2022 yılında onlarca tutuklunun yaşamını yitirdiğini sözlerine ekleyen Öztürk, “Yaşanan hak ihlallerinin yasal ve uygulamadaki sebeplerinin ortadan kaldırılmasını ve mahpuslar için bir an evvel insani yaşam koşullarının temin edilmesini istiyoruz” diye konuştu.

İZMİR

#ÖHD #Ağır #hasta #tutuklular #tekli #hücrede #tutuluyor

Amedspor’a destek açıklaması: Yaratılmak istenen korku ikliminin farkındayız

Bursaspor deplasman maçında ırkçı saldırıya uğrayan Amedspor’a destek veren sivil toplum örgütleri ve taraftarlar açıklama yaptı. Amed Baro Başkanı Nahit Eren, Yeşil ve Beyaz Toros pankartıyla yaratılmak istenen korku ikliminin farkında olduklarını söyledi

Amed’te deprem nedeniyle oluşturulan ve 80’i aşkın sivil toplum örgütünü bünyesinde barındıran Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu ile Amedspor taraftar grupları, dün Bursaspor deplasman maçında ırkçı saldırıya uğrayan Amedspor’a destek vermek için Şehmuz Özer Tesisleri’nde basın açıklaması yapıyor.

Tehditle korku salmak istiyorlar

Açıklamada konuşan Amed Baro Başkanı Nahit Eren şunları dile getirdi: “1990’lı yıllarda işlenen, faili meçhul cinayetler ve zorla kaybettirmelerle anılan, paramiliter güçlerin sembol isimleri ve yine zorla kaybettirmelerle bilinen Toros resimlerinin tribünlerde açılarak sergilenmesi organize dilen kötülüğü ve iradeyi açığa çıkarmıştır. Kürt toplumunun hafızasında bütün karanlığı ile yer edinen bu sembollerin bir futbol müsabakası esnasında sergilenmesi ile verilmek istenen mesaj ve tehditle yaratılmak istenen korku atmosferinin fakındayız”

Ayrıntılar geliyor…

#Amedspora #destek #açıklaması #Yaratılmak #istenen #korku #ikliminin #farkındayız

‘Çocuklara cinsel istismar’ videoları indiren fail tutuklandı

Mersin’de ‘çocuk istismarını içeren video’ indiren 2 failden biri tutuklandı

İnternetten “çocuk istismarı içeren” indiren bir kişi tutuklandı. Mersin’in Yenişehir ilçesinde internetten “çocuk istismarı içeren” video indirdikleri belirtilen 2 kişi gözaltına alınırken, faillerden biri tutuklandı.

İl Jandarma Komutanlığı’dan yapılan açıklamada baskın yapılan adreslerde, “çocuk istismarı içeren” video indirildiği belirlenen 6 hard disk, 2 cep telefonu, hafıza kartı ve flash bellek ele geçirildiği belirtildi.

MERSİN

 

#Çocuklara #cinsel #istismar #videoları #indiren #fail #tutuklandı

Şenyaşar ailesi: Haklı bir davamız var, hepsi de biliyor

Adalet Nöbet’leri 714’üncü güne giren Adalet Nöbeti Şenyaşar ailesi, ‘Haklı bir davamız var. Bu davada haklı olduğumuzu polis de, savcı da, Adalet Bakanlığı’ndaki yetkililer de kabul ediyor’ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ve saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 714’üncü güne girdi.

Bu bir zulümdür

Adliye önünde sürdürülen Adalet Nöbeti’nde konuşan Ferit Şenyaşar, “Haklı bir davamız var. Bu davada haklı olduğumuzu polis de, savcı da, Adalet Bakanlığı’ndaki yetkililer de kabul ediyor. Ama ‘hukuk işletilsin’ dediğimiz zaman adım atılmıyor. Savcılar çaresiz bırakılmış ve hukuk işlemiyor. Zaman zaman Ankara’dan bazı yetkililer adliyeye geliyor. Bu yetkililer ve başsavcı, annenin haklı mücadelesini görmemek için adliyenin arka tarafından giriş çıkış yapıyor. Bu bir zulümdür, haksızlıktır. Bu haksızlığın bir an önce giderilmesini istiyoruz. Bu haksızlık giderilene kadar burada mücadele etmeye devam edeceğiz” ifadelerini kullandı.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Haklı #bir #davamız #var #hepsi #biliyor

Kadınlardan yürüyüşe çağrı: Çok bedel ödedik, sessiz kalmayacağız

TJA üyesi kadınlar Silopiya’da 8 Mart’ta yapılacak yürüyüşe çağrı yaparak, ‘Çok bedel ödedi ve bu nedenle çok fazla öfke var. Kadınlar artık bu sisteme karşı sessiz kalmayacak ve özgürleşene kadar mücadelesinden geri adım atmayacaktır’ dedi

Bu yıl 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’nü “Dem Dema Jin Jiyan Azadiyê ye” (Zaman jin jiyan azadî zamanı) sloganıyla karşılan Tevgera Jinên Azad (TJA) üyesi kadınlar bir yandan dayanışma çalışmalarına hız verirken bir yandan da 8 Mart çalışmalarını yürütüyor.
Şirnex’te 8 Mart’ın startını veren TJA üyesi kadınlar 8 Mart günü Silopiya’da yapılacak yürüyüş için de hazırlıklarına devam ediyor.

Destek ağı oluşturuyoruz

JINNEWS’ten Sema Çağlak’a konuşan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Cizîr İlçe Eşbaşkanı Zilan Ecevit, deprem nedeniyle süren bir yas olduğunu belirterek, 8 Mart planını bu sürece uygun hazırladıklarını vurguladı. Zilan, “Bu yıl 8 Mart’a hüzünle girdik ama bu yıl bir yandan dayanışma ve yardımlaşma ruhunu büyütürken bir yandan da kadınların mücadele ve direniş ruhunu bir üst düzeye çıkarıyoruz. Deprem nedeniyle tüm programlarımızı iptal ettik ve sürece göre yeni bir planlama yaptık. Bu kapsamda kadın depremzedelerle bir araya gelerek destek ağı oluşturuyoruz. 8 Mart’a kadar depremin olduğu şehirlerden Şirnex’e gelen ailelerimizi ziyaret edeceğiz. Ayın 8’inde de Silopiya’da yürüyüş yapacağız” şeklinde konuştu.

Kadınlar artık sessiz kalmayacak

Ecevit, “Şirnex Cizîr’de Evîn Goyî’nin şahsında start verdik. Evîn Goyî, kadınlar için birçok önemli çalışmaya imza atan mücadeleci kadınlardan biridir. Kadın özgürlüğü için çalışan ve mücadele eden direnişçi kadınlar sistem tarafından hedef alınmaktadır. Evîn Goyî de Paris’te katledilen bu öncü kadınlardan biriydi. Bu yüzyılın kadınların özgürlük yüzyılı olacağını iddia ettik. Kadınlar gerçekten çok bedel ödedi ve bu nedenle çok fazla öfke var. Kadınlar artık bu sisteme karşı sessiz kalmayacak ve özgürleşene kadar mücadelesinden geri adım atmayacaktır” ifadelerini kullandı.

Elimden geleni yapacağız

Sözlerine “Kadın dayanışması yaşatır” kampanyasına dikkat çekerek başlayan Yeşil Sol Parti (YSP) Cizîr İlçe Eşbaşkanı Firdevs Poyraz da 8 Mart’ı dayanışma ile karşıladıklarını söyleyerek, “Tüm halk seferber oldu ve bir destek ağı kurdu. Bu destek şu anda da devam ediyor. Elimizden gelen her şeyi yapacağız. Kadınlara moral vermek ve kadınlar için burada olduğumuzu bilmelerini sağlamak istiyoruz” sözlerine yer verdi.

Katılım çağrısı

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Cizîr İlçe Eşbaşkanı Fidan Erkul ise 8 Mart yürüyüşüne katılım çağrısında bulunarak, şöyle dedi: “Acımız büyük, dayanışma ve mücadele ruhu ile depremzedeler için çalışmalarımıza devam edeceğiz. Tüm Şırnaklı kadınları yürüyüşe katılmaya çağırıyoruz.”

ŞIRNEX

#Kadınlardan #yürüyüşe #çağrı #Çok #bedel #ödedik #sessiz #kalmayacağız

Riha’da dayanışma sürüyor: Kadınları yalnız bırakmayacağız

Riha’da, Tevgera Jinên Azad (TJA) ve Barış Anneleri Meclisi, depremzede kadınlarla bir araya gelerek dayanışmayı büyütüyor

Her yıl büyük bir coşku ile alanlarda kutlanan 8 Mart Dünya Kadınlar Günü, bu yıl yaşanan depremden dolayı şölenler yerine dayanışmayı büyüterek karşılanıyor. İlk günden beri sahada olan Tevgera Jinên Azad (TJA) üyesi kadınlar da 8 Mart’ı dayanışmayla geçirecek.

Sistem kadınları yalnız bıraktı

Dayanışma çalışmalarının yoğun yürütüldüğü kentlerden olan Riha’da (Urfa) çalışma yürütün TJA aktivisiti Sema Aişeoğlu, geçmiş yıllarda 8 Martın günler öncesinden start verilerek büyük şenliklerle kutlamalar yapıldığını hatırlatarak, bu yıl yaşanılan büyük bir felakette sistemin kadınları yalnız bıraktığını, hükümetin, devletin insanları göçük altında bıraktığını ve yaşamlarını sürdürecek olanlarında ihtiyaçlarını karşılamadığını söyledi.

Kadınların özellikle hijyen ve sağlık konusunda sorun yaşadığını belirten Aişeoğlu, bu amaçla ihtiyaç paketleri hazırladıklarını söyledi.

Halk yaralarını kendi sarıyor

Riha Barış Anneleri Meclisi üyesi olan Adalet Çay ise, Kürt halkının göç etmek zorunda kaldığını, İnsanların evlerinin ve şehirlerin yıkıldığını belirterek, felaket yaşandığı zaman kimsenin onlara yardımcı olmadığını, halk kendi gücüyle cenazelerine sahip çıktığını, enkazdan yaralılarını çıkardığını ve yaralarını sarmaya çalışıtığını vurguladı.

Riha’daki kadınların bir kısmının depremin yaşandığı yere gidip yardım etmeye çalıştığını, bir kısmının da kentte kalarak hem yardım topladığını hem de gelen ailelerle dayanıştığını dile getiren Çay, özellikle Kürt halkının birbirine sahip çıktığını ve bu dayanışmanın devam etmesi gerektiğinin altını çizdi.

Kaynak: MA

#Rihada #dayanışma #sürüyor #Kadınları #yalnız #bırakmayacağız

Emek ve Özgürlük İttifak’ı aday için toplanacak

Temel gündemi deprem bölgesindeki çalışmalar olan HDP, Cumhurbaşkanlığı adayı çıkarma konusunda nihai kararını ise Emek ve Özgürlük İttifakı toplantısına bıraktı

Millet İttifakı’nın Cumhurbaşkanlığı adayı konusunda uzlaşmazlık sonrası yaşanan gelişmelerden sonra 4 Mart’ta olağanüstü toplanan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Merkez Yürütme Kurulu (MYK), kapsamlı tartışmalar yürüttü. Toplantıda Cumhurbaşkanlığı adaylığı ve seçime dair tartışmalar Emek ve Özgürlük İttifakı toplantısına bırakıldı.

Gündem deprem

Toplantıda temel gündemi Mereş merkezli depremlerde 11 kentte enkaz altında cenazelerin çıkarılması olan HDP, tüm yapı ve kurullarıyla bölgede sürdürülen çalışmalara yoğunluk verme kararını yineledi. İl ve ilçe örgütlerinin çalışmalarını konteynırlarda sürdüren HDP, Kadın Meclisi ve Gençlik Meclisi, milletvekilleri, parti kurulları ve gönüllülerle birlikte deprem bölgelerinde kalmaya devam edecek. Enkazın altında olan binlerce insanın cenazelerinin defnedilmesine öncelik veren HDP, yeniden inşa çalışmalarına ağırlık verecek.

Sahaya iniyor

Seçim gündemine dair de MYK’de kapsamlı tartışmamlar yürütüldü. İttifak yapısı, bileşenleri ve kurullarıyla seçim hazırlıklarını tamamlayan HDP, deprem bölgesinde çalışmalarını aksatmadan seçim startının verilmesinin ardından sahaya inecek.

Nihai karar

Millet İttifakı’nda yaşanan krizlerin de ele alındığı toplantıda, deprem nedeniyle ikinci plana alınan HDP’nin Cumhurbaşkanı adayı çıkarma yönündeki eğilimi de gözden geçirildi. HDP, yürütülen bu tartışmaları, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın önümüzdeki günlerde gerçekleştireceği toplantının gündemine taşıyacak. Son karar, Emek ve Özgürlük İttifakı’nın toplantısında verilecek.

Üçüncü Yol güçleniyor

Ancak HDP Üçüncü Yol’un güçlendirilmesi ve ittifak yapısının genişletilmesi kapsamında çalışmalarını da yürütmeye devam ediyor. Kimi siyasi partilerin Emek ve Özgürlük İttifakı’na katılma yönünde eğilimleri olduğu ve kimi görüşmelerin de yapıldığı öğrenildi.

Haber: Özgür Paksoy / MA

#Emek #Özgürlük #İttifakı #aday #için #toplanacak