Ana Sayfa Blog Sayfa 850

Sağcıların düellosuna karşılık Üçüncü Yol ve HDP Paradigması: Üçüncü Yol ne değildir?

Üçüncü yol ne aşırı sağcılarca istismar edilebilecek bir kavram, ne de yabancılaşmış siyasetin devamcısı olabilecek bir düşüncedir; ezilen, ötekileştirilmiş bütün toplumsal kesimlerin ortak mücadelesidir

Ilgar Akansel

Bir gerçekliği ifade edebilmek, gerçeklik üzerindeki sanal kişiliği, persona’yı yıkabilmekle başlar. Beş bin yıllık devletçi, iki yüz yıllık kapitalist toplumsal formasyon yalnızca fiili bir tahakküm kurmanın ötesinde, ideolojik bir hegemonya kurarak kitleleri kendi bünyesinde tutmayı başarabilmiştir. Kavramlar iktidarı, iktidarlarsa kavramları betimler, her söylem, retorik gücü aynı zamanda bir bilgi iktidarının ürünüdür. Bacon’ın “bilgi güçtür” özdeyişi esasında resmi ideolojinin zihinler üzerindeki tahakkümünü ve kitleleri bilinçsizleştirme metodunu ifade eder. Bu yazının nesnesi “üçüncü yol” bir fenomen olarak bu çerçevede ele alınacak, hâkim paradigmanın üçüncü yol üzerindeki hegemonyası kırılacaktır. Çünkü gerçekten de “üçüncü yol” kavramı, istismar edilmesi kolay ve tehlikeli bir kavramdır. Persona yıkılmadan hakikat de ele alınamaz.

Kapitalist modernite içerisindeki çelişki yumağında aşırı sağcılar üçüncü yol kavramını benimsemişler, ve topluma kutuplaşmış yapının ortadan kaldırılarak milli değerler etrafında birleşilmesini önermişlerdir. Yakın zaman diliminde Doğu Perinçek’in Vatan Partisi tarafından gündemleştirilen “Ne Ak Parti ne 6’lı Masa” retoriği bu açıdan değerli bir örnektir. Dünyada da aşırı sağın bu söylemi kullandığına, ve siyaset üstü mitolojik bir anlatıyla devleti tanımladığına şahitlik ediyoruz. Almanya’da AfD, Fransa’da Le Pen’in Ulusal Birlik’i, İtalya’da İtalya’nın Kardeşleri; Avrupa’da ekonomik krizin de etkisiyle yükselen bir aşırı sağın varlığından ve bu varlığın kendisini “üçüncü yol” doktrini üzerinden tanımladığından söz edebiliriz. Bu partilerin birçoğunun ortak paydası toplumu sınıflardan veyahut çelişkilerden arındırarak yekpare kabul etmesidir, büyük çoğunluğu sarı sendikacılığa dayanan bu anlayış ulus tanımlaması üzerinden sınıfları görmezden gelen bir yaklaşımla hareket eder. Bu sebepten ötürü üçüncü yol kavramını kullanır, zira “parlamentodaki partiler bürokratik çıkarlarını düşünüyordur, ülkeyi ‘ayrılıkçı’, ‘sınıfçı’ yaklaşımlarla bölüyordur, aslolan vatandır.” Türkiye özelinde Ümit Özdağ’ın Zafer Partisi’yle, Muharrem İnce’nin Memleket Partisi bahsedilen tanımlamayla büyük ölçüde paralellik arz etmektedir, bu siyasi akımda yer alacağı iddia edilen Tanju Özcan’ı da dahil edebiliriz. Bahsedilen kesim tarafından iktisadi kriz mültecilere, Kürtlere ve diğer azınlık sosyal gruplara mal edilir, Ümit Özdağ’ın LGBT aktivizminden nefret ettiğini beyan etmesinin yanında, siyasetini birçok kez yalan olduğu anlaşılan dezanformasyon bilgilerle mültecileri kriminalize etme üzerinden inşa edişi bu bahsedilen olgunun tezahürüdür, hatta öyle ki konut krizinin mültecilerin gönderilmesiyle çözüleceği dahi iddia edilebilmektedir. Almanya’da Üçüncü Yol adında neo-nazi bir siyasi parti mevcuttur. Bu partilerin ortak özelliği temsili demokrasiyi ve liberal demokrasiyi küçümsemek, sınıflardan özerk bir devlet anlatısı ortaya koymaktır. Piyasacı kapitalizm eleştirisi birçoğunda mevcuttur, fakat eleştirinin temelinde sermaye değil uluslar, kötü sermayedarlar vardır; cumhuriyetin kuruluşu bu açıdan gerçekten de değerli bir örnektir. İzmir İktisat Kongresi’nde işçilerin tek bir talebi kabul edilmiyor, Kongre’ye işçilerin temsilcilerinin katılımı engelleniyor, sendikalar ve grevler yasaklanıyor, işçiler günlük 13-14 saati aşkın çalışma koşullarına mahkûm ediliyor, devlet eliyle bir sermaye yaratılıyor; fakat kapitalist üretim ilişkilerinin bu şekilde ilerlediği bir rejim kendisine “anti-emperyalizm”, “üçüncü yol” nosyonunu çiziyor.

Üçüncü Yol nedir?

Buraya kadarki anlatının uzunluğunun sebebi üçüncü yolun büyük çoğunlukla aşırı sağ ve devlet kapitalizmi yanlıları tarafından kullanılmasıdır, neo liberalizm karşıtlığına dayandığı iddia edilen bu akımın temel arzusu kapitalizmin ulus devlet ve milli burjuvazi etrafında rejenere edilmesi, yeniden yaratılmasıdır. Yüzde 90’ının üzerinde bir oyla kendini başkan belleyen, iktidarı babasından alarak saltanatı kurumsallaştıran, Kürtleri kimlik haklarından mahrum bırakan Esad ailesinin; ABD desteğiyle İran’a karşı paravan olarak kullanılan, aynı ülkenin desteğiyle yüz binlerce Kürt’ü kimyasallarla katleden Saddam’ın; Batılı emperyalistlerin arzusu doğrultusunda komünist partileri kapatan, sosyalist aydınları cezaevine atan Mustafa Kemal’in Türkiyeli sosyalistler tarafından desteklenmesi bu durumun göstergesidir. Hatta bazı kendini “sol” addeden partilerin NATO askerleri tarafından gerçekleştirilen, Çevik Bir’in İsrail için gerçekleştirdiğini itiraf ettiği, başından sonuna kadar Batı medyasının ve Avrupa’nın desteklediği 28 Şubat Darbesi’ni destekleyecek kadar ileri gittiğini görüyoruz. Burada “sosyalistler”i faşistlerle birleştirilen temel husus aldanılan kapitalizme karşı üçüncü yol söylemi, statükoculuğu ve devlet kapitalizmini anti-emperyalizm olarak görmektir. Esad’ın LGBT karşıtı söylemleriyle, Erdoğan’ın, Orban’ın LGBT karşıtı söylemi arasında bir farklılık var mıdır, TKP’nin yayın organı Sol Haber’in Greta’yı kriminalize edişiyle Trump’ın iklim krizi karşıtı açıklamaları arasında bir farklılık var mıdır? Bizce cevap hayır olacaktır, üçüncü yol kavramı yanlış anlaşılıyor olacak ki bu kavramı kullanan güruha kanarak birçok “sol” parti statükoculuğu, kamucu kapitalizmi desteklemektedir.

“E o zaman gerçek üçüncü yol nedir?” sorusu sorulacaktır bu satırlardan sonra, gerçek üçüncü yol statükoculuğu ve kamucu kapitalizmi desteklemek değil, sıkışmış iki siyasete alternatif üretebilmektir. ABD’de Demokratlar ve Cumhuriyetçiler, Türkiye’de CHP-İYİP (otokratik milliyetçilik) ve AKP-MHP (Türk İslam Sentezi), Suriye’de otoriter Esad hükümetiyle ÖSO, Fransa’da Macron ve Le Pen; bu şekilde her ülkede ana iki akımdan bahsedilebilir. Çoğunlukla varolan iki çelişik akım üretim ilişkilerinden ötürü değil yalnızca retorik farklılıklarıyla ayrışmaktadır. Esad hükümetine özgürlük talebiyle karşı çıktığını iddia eden ÖSO Efrîn’i işgal ettiğinde ilk iş Kürtçe anadilde eğitimi yasaklamış, Kürt nüfusunu yüzde 90’lardan 20’lere indirmiş; Esad’sa YPG’nin iyi niyetini her koşulda suistimal ederek uzlaşmayı reddetmiş, kendisini yüzde 90’ının üzerinde oyla başkan ilan etmiştir; Türkiye’de otokratik milliyetçi akımların hâkim olduğu dönemlerde binlerce köy boşaltılmış, on binlerce insan katledilmiş, tek bir ulus tanımı üzerinden hareket edilerek Kürt, Arap, Ermeni raporları çıkartılarak asimilasyon sürecini perçinlenmiş, kamusal alanda farklı dillerin konuşulmasına engel olunmuştur, bugünkü AKP-MHP yönetimindeyse Kürt Dili ve Edebiyatı bölümünde Kürtçe tez yazmak yasaklanmış, Kürtçe mevlüt okuyan insanlar cezaevinde ölüme terk edilmiş, seçmeli ders talebinin çok az miktarında öğretmen atanmış, Kürt illerine kayyumlar atanmıştır.
Üçüncü yol statükoya ve devlet bürokrasisine veyahut piyasacılığa yenik düşmeden yeni bir alternatif geliştirebilmektir. Analoji kurmaya gerek duymadan ülkemizden, bölgemizden örnek vermek ve tezimizi somutlaştırmak daha doğru olacaktır. Türkiye özelinde 6’lı Masa’yla AKP-MHP-Vatan-Hüda Par ittifakı arasında reel bir farklılık yoktur, veyahut Suriye’de cihatçı muhalif gruplarla Esad arasında bir farklılık yoktur, üçüncü yol Suriye’de Rojava, Türkiye’de HDP olabilmektir. Suriye’de birden fazla resmi dilin ve eğitim dilinin, öz savunma örgütünün, kadın komünlerinin, kadın ordulaşmasının, doğrudan demokrasi mekanizmasını geliştirecek yerel meclislerin, ekonomi kooperatiflerinin olduğu Rojava her iki kapitalist modernitenin yüzüne karşı demokratik modernitede ısrar etmektedir. Türkiye’de de Emek ve Özgürlük İttifakı ve HDP paradigması İstanbul Sözleşmesi’nden, Kürt sorunundan, sermayenin yarattığı krizden bahsedemeyen 6’lı masaya ve AKP-MHP iktidarına karşı direnmek, üçüncü yol olabilmek demektir. HDP’nin tüzüğünde sınıfsız, sömürüsüz, imtiyazsız bir toplum arzu edilmekte, Çözüm Bütçesi Programı’nda elektrik, su, doğalgaz gibi temel ihtiyaçların, şehir içi ulaşımın, sağlık ve eğitim hizmetlerinin ücretsiz olmasından; şehir hastanelerinin, otoyolların, enerji kaynaklarının kamulaştırılmasından, zenginlere yönelik vergi imtiyazlarının ve aflarının son bulmasından, imara göre artan rant vergisinin getirilmesinden, zenginliğe göre oranı artan bir vergi sisteminin getirilmesinden bahsedilmektedir; ulusal soruna demokratik cumhuriyet perspektifiyle yaklaşılarak halkların anadilde eğitim ve kültür taleplerini karşılayan ortak bir vatan tanımından, doğrudan demokrasiden, LGBT haklarından, kadın meclislerinden söz edilmektedir. Türkiye’de üçüncü yol programını ve paradigmasını çizebilecek devrimci irade HDP’nin iradesidir, HDP ne statükoculuk ne piyasa diktatörlüğü bunlara karşılık ekolojik, emekten, kadından yana bir alternatifin geliştirilmesi demektir.

Üçüncü Yol esnekliktir

Üçüncü yol kolektif iradeyi inşa ederken toplumsal ve siyasal koşullara da adapte olmak demektir. Son zamanlarda yaygınlaşan ve manicilikten başka bir anlama tekabül etmeyen yaklaşımlar, özgün farklılıkları görmezden gelerek hareket etmeye çalışmakta. Dünyadaki hiçbir farklı siyasal parti ve akım ikiz kardeş değildir. Türkiye üzerinden herhangi bir analoji kurmadan ilerlemek gerekirse Millet İttifakı’nın askeri operasyonlara destek açıklaması57, dokunulmazlığın kaldırılmasına evet oyu verilmesi 58, af konusunda “terör” suçlarının muafiyetinden bahsedilmesi 5?, İyi Parti’nin HDP’ye bakanlık verilmesi durumunda masadan çekileceğini söylemesi6°, HDP’nin kapatılmasının hukuki mümkünatından bahseden söylemleri6¹, açıklanan son mutabakat metninde Kürt sorununa dair tek kelam edilmemesi tenkit edilebilir noktaların birkaçıdır; belediyelerindeki rant uygulamalarına, ve Kürt karşıtı faaliyetlere (müzik festivalinde Kürtçe şarkı söylenmesinin yasaklanması, Kürtçe tiyatroya onay veren kişinin görevden alınması, Atsız Parkı’nın yapılması 6²,6³,64) tam olarak değinilmeden birçok tenkit edilebilir nokta ortaya çıkıyor. Fakat mutabakat metninde barajın yüzde 3’e indirilmesi, kayyum uygulamalarının son bulması gibi görece demokratik vaatler de bulunmaktadır; dolayısıyla üçüncü yol perspektifini Türkiye somutunda gerçekleştirme bakımından yapılması gereken üçüncü yolun temsilcisi Emek ve Özgürlük İttifakı’nın baskısıyla Millet İttifakı’nı mutabakata zorlamak, emek, ulus, doğa, kadın hakları gibi meselelerde ezilenlerin ve ötekilerin lehine hamleleri topluma kazandırabilmektir. CHP-İYİP propagandasının ve iradesizce teslimiyetin kimseye faydası olmayacağı gibi, manici bir yaklaşımın da toplumsal bir yararı, dahası üçüncü yol açısından bir etkisi olmayacaktır.

Neler yapılmalı?

Üçüncü yolu büyütmek için temel yapılması gereken, ortak mücadele alanlarını büyütmek ve ortak mücadele alanlarını üçüncü yol perspektifiyle büyütürken yeni bir paradigma, toplumsal formasyon örebilmektir. Evrensel bir gerçeklik parametresiyle yurttaş olarak anılabilecek ve doğrudan demokrasi mekanizmasının birimleri olacak ulus, gençlik, doğa, kadın, emek, göçmen, azınlık dini kimlikler gibi konu başlıklarının kolektif mücadeleler etrafında birleştirilerek ezilenlerin ve ötekilerin sesini dillendirmek en elzem olan unsurdur. Bugüne kadar siyaset; erkeklerin, sermayedarların, heteroseksüellerin, baskın ulusal kimliklerin ve bir bütünen kapitalist modernitenin siyaseti olmuştur; üçüncü yolu ördüğünü deklare eden bir siyasal veyahut sivil toplum yapısı ezilen uluslara, emekçilere, LGBT bireylere, doğa aktivistlerine ve kapitalist modernitenin azınlık tahakkümüne karşı çoğunluk arz eden devlet dışı toplumsal kesimlere dayanmak zorundadır. İktidarların baskı aygıtları aracılığıyla ördükleri korku iklimi, ancak ezilenlerin, ötekilerin oluşturduğu majör iktidarla def edilebilir. Kapitalist modernite toplumsal mücadele alanlarını birbirinden kopararak iktidarını daha da sağlamlaştırmaya çalışmaktadır, ezilen ulusları emeğine, emekçileri kimliğine yabancılaştırarak ortak mücadele alanlarının örülmesini engellemektedir. Fakat bilinmelidir ki emeğin, kadının, etnik ve dini azınlığın, LGBT bireyin kolektif mücadelesi mevcut hiyerarşik siyasal yapılanmanın yıkılarak yeni bir toplumsal formasyonun oluşturulması neticesindeki yıkım ve yaratım gücüdür. Ortak mücadele alanlarını ulus (etno-sentrizm), sınıf ve emek (dar pozitivist yaklaşım), cinsiyet (cinsiyetçi yaklaşım) merkezli biçimde değerlendirmek verilecek mücadeleyi zayıflatacağı gibi yaratım noktasında da eksik kalacaktır, zira herkesin özgür olmadığı bir toplumsal yaşamda kimse özgür değildir.

Sonuç

Üçüncü yol, ezilenleri, ötekileri, bürokratik siyasi mekanizmanın barındırmadığı toplumsal grupları örgütleyebilmek; dikey hiyerarşik, otoriter, cinsiyetçi, emek ve doğa karşıtı yapının lağvedilmesi üzerine mutabakata varılarak ortak bir mücadelenin verilmesi, mevcut siyasal sistemin yapı söküme uğratılması demektir. Herhangi bir mücadele ayağının merkezi düsturu oluşturması sakıncalı bir yaklaşım olacağı gibi, mutabakatı bozacak, siyaseti bürokratikleştirecek ve toplumdan kopuk bir hâle getirecektir; bununla beraber yürütülen siyasetin kolektif irade inşasında esnek olması gerekmektedir. Üçüncü yol ne aşırı sağcılarca istismar edilebilecek bir kavram, ne de yabancılaşmış siyasetin devamcısı olabilecek bir düşüncedir; ezilen, ötekileştirilmiş bütün toplumsal kesimlerin ortak mücadelesidir.

#Sağcıların #düellosuna #karşılık #Üçüncü #Yol #HDP #Paradigması #Üçüncü #Yol #değildir

14 barodan Amedspor’a yönelik ırkçı saldırılara ilişkin açıklama

14 baro, Amedspor-Bursaspor maçındaki ırkçı saldırıların Amedspor şahsında Kürt halkı başta olmak üzere tüm toplumsal kesimlere karşı işlendiğini belirterek, ‘İhmali olan sorumlular ile faillerin cezalandırılmasını talep ediyoruz’ dedi

Bugün oynanan Amedspor maçında, Bursaspor taraftarlarının Amedsporlu futbolcularına gerçekleştirdiği organize ırkçı saldırılara karşı Agirî, Êlih,Çewlîg, Bedlîs, Dersîm, Amed, Çolamêrg, Qers, Mêrdîn, Mûş, Sêrt, Riha, Şirnax ve Wan baroları yazılı açıklama yaptı.

14 baronun açıklamasında, ırkçı saldırıların Amedspor kafilesinin kaldığı otel önünde başladığına işaret edilerek, “Bugün oynanan müsabaka esnasında da tribünlerde ırkçı taraftar grupları tarafından aynı nefret saldırıları devam etmiş, tribünlerde Kürtlere yönelik işlenen yoğun cinayetlerin faili olan JİTEM’cilerin posterleri ile 90’lı yıllarda gerçekleştirilen faili meçhul cinayetlerin ve zorla kaybettirilmelerin sembolü olan beyaz torosların pankartı açılmıştır. Bu saldırılar, içeriğinden de anlaşıldığı üzere sadece Amedspor’a karşı değil, Amedspor temsiliyetinde başta Kürt halkı olmak üzere tüm toplumsal kesimlere karşı işlenmiştir” ifadelerine yer verildi.

Sorumlular cezalandırılsın

Saldırıların nefret saldırıları olduğunun altı çizilen açıklamada, “Nefret saldırılarına maruz kalan Amedspor ile dayanışma içerisinde olduğumuzu, yetkililerin her türlü ırkçı ve ayrımcı yaklaşım ile nefret söylemine karşı önleyici tedbir almasını, toplumsal barışı zehirleyen bu fiillere karşı etkin bir soruşturmanın yürütülerek ihmali olan sorumlular ile faillerin cezalandırılmasını talep ediyoruz” denildi.

#barodan #Amedspora #yönelik #ırkçı #saldırılara #ilişkin #açıklama

Eş Genel Başkanlar: Her türlü faşizan siyasete karşı çıkalım

HDP Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, Amedspor’un Bursa’da uğradığı ırkçı saldırılara dair yaptığı açıklamada ‘Bugün kontra yapılara ve Beyaz Toroslara sığınan acziyete karşı da dimdik ayaktayız, mücadeledeyiz, buradayız’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanları Pervin Buldan ve Mithat Sancar, yaptıkları yazılı açıklama ile TFF 2. Ligi Beyaz Grup’ta mücadele eden Amedspor’un Bursa’da uğradığı ırkçı saldırılara tepki gösterdi.

Dünden bu yana TFF 2. Ligi Beyaz Grup’ta mücadele eden Amedspor’un Bursa’da organize linç edilme görüntüleriyle karşı karşıya kalındığını belirtildiği açıklamada, Öncelikle bu kabul edilemez örgütlü linç ve faşizme maruz kalan herkese geçmiş olsun dileklerimizi iletiyor, onların yanında olduğumuzu belirtiyoruz. Gece otel önünde kolluk güçlerinin gözü önünde ırkçı tezahüratlarla başlayan ve otele havai fişeklerle devam eden saldırılar, gündüz de durmamış, sahaya tüm yönleri ile yansımıştır. Irkçı slogan ve sözler yetmemiş olacak ki örneğine az rastlanır bir rezillik olarak tribünlerde Kürt sivillerin kaçırılıp katledilmesiyle bilinen Beyaz Toros aracı ile yine JİTEM tetikçilerinden “Yeşil” kod Mahmut Yıldırım’ın fotoğrafları açılmıştır” denildi.

JİTEM artıklarına da onların ağa babalarına da boyun eğmedik

Irkçı, kesif faşizm ve nefret ikliminin sıradan bir avuç taraftarın planı olmadığına vurgu yapılan açıklamada, şunlar kaydedildi: “Buna yol veren başta Valilik ve Emniyet olmak üzere, maçın oynanmasına izin veren TFF, o suç unsurlarının sahaya taşınmasına izin veren ve sahada dahi önlem almayan tüm görevliler açık şekilde suçludur, suça bulaşmıştır. Derhal istifa etmelidirler. Hükümet istifa seslerine bir kaşık suda fırtına koparanlar, açık ırkçılık karşısında sus pus olmuşlardır. Dün ‘Çocuklar Ölmesin, Maça da gelebilsinler’ dedikleri için bir takıma ceza yağdıranlar; bugün adeta sınıflandıran, insandışılaştırılan bir tedhiş pratiğinin sergilenmesine tek bir şey diyememektedirler. Bu nefret iklimi ve hamasî milliyetçi şovenizm mevcut iktidarın ve rejimin can suyudur. Arzuladıkları yegâne ortam budur. Tüm toplumu paramiliterleştirme girişimine asla müsaade etmeyeceğiz. Herkes iyi bilmelidir ki 90’ların JİTEM artıklarına da onların ağa babalarına da boyun eğen bir gelenek olmadık. Bugün kontra yapılara ve Beyaz Toroslara sığınan acziyete karşı da dimdik ayaktayız, mücadeledeyiz, buradayız.”

Açıklamanın sonunda kamuoyuna sağduyu çağrısı yapılarak, “Pervasızca yerleştirilmek istenen bu organize ırkçı ve kıyıcı ortamın normalleştirilmesine izin vermeyelim. Her türlü faşizan siyasete ve uygulamaya hep birlikte karşı çıkalım” ifadelerine yer verildi.

HABER MERKEZİ

#Eş #Genel #Başkanlar #türlü #faşizan #siyasete #karşı #çıkalım

Amedspor’un 4 oyuncu ve 3 yöneticisi darp raporu aldı

Amedspor- Bursaspor maçında ırkçı saldırıya maruz kalan Amedsporlu 4 sporcu ve 3 yönetici darp raporu aldı

Bursaspor deplasmanına çıkan ve Bursa’ya ayak basmasının ardından organize fiziki ırkçı saldırılara ve tehditlere maruz kalan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) 2. Ligi Beyaz Grup’ta mücadele eden Amedspor, maçtan 2-1 yenik ayrıldı. Irkçı sloganların susmadığı maç sonunda da Amedspor oyuncuları hem taraftarlar hem polis saldırısına maruz kaldı.

Amedspor Başkanı Selahattin Yıldırım, yaptı son açıklamada, stadyumdan uzun süre çıkamadıklarını belirterek, 4 sporcu ve 3 yönetici için darp raporu aldıklarını söyledi.

Amedspor’dan açıklama

Bursaspor’un 2-1’lik skorla kazandığı maçın ardından Amedspor’dan yeni bir açıklama daha yapıldı.

Kulüpten yapılan açıklamada, maç sonunda soyunma odası koridorlarında Bursaspor Özel Güvenlik Amiri, kulüp personelleri ve emniyet görevlileri tarafından, oyuncularına yönelik saldırı gerçekleştirildiği belirtildi.

Açıklamada ayrıca “Geçirdiğimiz bu zor günlerde Deprem bölgesinden gelip futbol oynamak istedik sadece ama saha dışı ve saha içi yaşanan olaylar ortada. Bu şekil gündeme geldiğimiz için çok üzgünüz insanlarımızın acısı hala bu kadar tazeyken” ifadelerine yer verildi.

HABER MERKEZİ

#Amedsporun #oyuncu #yöneticisi #darp #raporu #aldı

İBB Afet Koordinasyon Merkezi Amed’de

İBB Afet Koordinasyon Merkezi Başkanı ve beraberindeki heyet, hızlı ve planlı bir organizasyon sağlayarak depremzedelere ulaşan Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu’nu ziyaret ederek deneyimlerini dinledi

Olası bir depremin konuşulduğu İstanbul’dan bir heyet, Mereş merkezli depremden etkilenen 11 kent arasında bulunan Amed’in gösterdiği başarılı sivil dayanışma deneyimi paylaşmak için Amed’e geldi. İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Afet Koordinasyon Merkezi Başkanı Şahin Aslan, İstanbul Büyükşehir Belediyesi Başkanı Ekrem İmamoğlu’nun danışmanları Ahmet Özer, Baki Ay’ında aralarında bulunduğu bir heyet, Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu Kriz Merkezi yürütmesini ziyaret etti. Ziyaret sırasında, İBB heyetine, Kriz Merkezi yürütmesi tarafından deprem sırasında hızlı ve etkili sivil dayanışma örgütlenmesi deyimi aktarıldı.

İBB heyetinin depremin yaşandığı Amed ile dayanışma içinde olduklarını belirttikleri ziyarette, bundan sonraki süreçte neler yapılabileceği konusunda fikir alışverişinde bulunuldu.

Kent Koruma ve Dayanışma Platformu ziyareti Twitter hesabından “İstanbul Büyükşehir Belediyesi Afet Koordinasyon merkezi başkanı ve @istanbulbld danışmanlarından oluşan heyet Kent Koruma ve Dayanışma Platformu Kriz Merkezimizi ziyaret ederek yapılan çalışmalar ve bundan sonra yapılacak çalışmalar hakkında bilgi alışverişinde bulunuldu” ifadeleriyle duyurdu.

AMED

#İBB #Afet #Koordinasyon #Merkezi #Amedde

Deprem yardımlarını çalan emniyet müdürü açığa alındı

Depremlerin ardından Dîlok’un İslahiye ilçesinde görevlendirilen ve görev bitimi depremzedelere dağıtılan yardım malzemelerini resmi otobüse yükleyip evine götüren emniyet müdürü Yadigar I. açığa alındı

Mereş merkezli depremlerin ardından Dîlok’un (Antep) İslahiye ilçesinde görevlendirilen ve görev bitimi depremzedelere dağıtılan bazı yardım malzemelerini resmi otobüse yükleyip evine götüren emniyet müdürü Yadigar I. açığa alındı.

Tekirdağ Valiliği, 4’üncü sınıf emniyet müdürünün adli kontrolle serbest bırakılmasına itiraz edildiğini açıkladı.

Valilikten açıklama

Valilikten yapılan açıklamada, “06.02.2023 tarihinde Kahramanmaraş’ta yaşanan depremde görevlendirilen bir emniyet personelinin afet bölgesinden dönerken depremzedeler için gönderilen bazı yardım malzemelerini beraberinde getirerek ikametinde bulundurduğuna dair yapılan ihbar neticesinde ilgili personel hakkında idari soruşturma başlatılmış ve işten el çektirilerek açığa alınmıştır. Akabinde hemen Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığına sevk edilen personel, mahkemeye çıkarılmış ve adli kontrol şartıyla serbest bırakılmıştır. Ancak bu karara Tekirdağ Cumhuriyet Başsavcılığınca itirazda bulunulmuştur. Olay, Valiliğimiz ve Emniyetimiz tarafından yakinen takip edilmektedir. Devletimiz, şimdiye kadar olduğu gibi bundan sonra da bütün kurumlarıyla suç ve suç işleyenlerin üzerine kararlılıkla gitmeye devam edecektir. Kamuoyuna saygıyla duyurulur” denildi.

Bu arada Yadigar I.’nın deprem bölgesinden aldığı 2 kuşun kafes içinde fotoğrafını sosyal medya hesabından paylaşarak, ‘Deprem ve zede kuşlarım’ yazdığı görüldü.

HABER MERKEZİ

#Deprem #yardımlarını #çalan #emniyet #müdürü #açığa #alındı

Kadınlar alanlarda: Ankara’da ‘Hükümet istifa’ sloganına gözaltı

Kadınların Ankara’da gerçekleştirdiği eylemde yükselen ‘hükümet istifa’ sloganı ardından polis, kadınları darp ederek gözaltına aldı

Kadın Cinayetlerini Durduracağız Platformu (KCDP) ve Kadın Meclisleri Ankara Sakarya Caddesi’nde bir araya gelerek “Depremde ölümü de kadın cinayetlerini de durduracağız” pankartını açarak basın açıklaması gerçekleştirdi. “Depremde ölüm kader değildir” ve “Hükümet istifa” sloganı atıldığı sırada polis açıklama yapan kitleye saldırdı. Saldırıda en az 5 kadın gözaltına alındı.

Siyasi iktidarın boş binalar olmasına rağmen öğrencilerin yurtlarını boşalttırarak eğitimi gözden çıkarttığını belirten platform üyesi Süheyla Oğuz, “Yandaşlar çürük binalar yaparken siyasi iktidar da çürük bir eğitim sistemi yarattı. Bizi eğitimden mahrum edenleri göndereceğiz. İnsanlar enkaz altında günlerce yardım beklerken enkaz altındaki yurttaşlarımız kurtarmadılar. Kendi imkânları ile kurtulanlara da çadır sağlayamadılar” dedi.

‘O slogan depremzede halkın sesi’

Stadyumlarda taraftarların attığı sloganların tesadüf olmadığının altını çizen platform üyesi Tuana Gencer de, “O slogan depremde kazma kürekle kendi yakınlarını çıkarmaya çalışanların sesi. Orada bir suya muhtaç bırakılanların, aç bırakılanların sesi, 4 yıldır Ceren Damar için mücadele eden yakınlarının sesi. Oradaki yurttaşlarımızın hesabını sormak hepimizin sorumluluğu. 6 Şubat’tan beri aklımız deprem bölgesinde. Orada enkaz altında insanlar ölümü beklediler. İnsanlar orada enkazın altında yardım isterken öldüler” diye konuştu.

Gazetecilere engel

Açıklamanın sona ermesi ile kitlenin “Hükümet istifa” sloganı atması ardından polis, kadınlara saldırdı. Polisin saldırıya geçmesi ile basın alandan uzaklaştırılmaya çalışılarak polis şiddetinin görüntülenmesi engellendi. Polis, kadınları işkence ile gözaltına alırken, görüntü çeken Artı TV, Gazete Karınca ve Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirlerini fiziksel temasla alandan uzaklaştırarak görüntü çekmesine engel olmaya çalıştı. Edinilen bilgilere göre 5 kadın gözaltına alındı.

HABER MERKEZİ

#Kadınlar #alanlarda #Ankarada #Hükümet #istifa #sloganına #gözaltı

Amedspor’a yapılan ırkçı saldırılara soruşturma talebi

İHD ve Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, Bursaspor deplasmanında Amedspor’a yapılan ırkçı saldırılara karşı soruşturma açılmasını talep etti

İnsan Hakları Derneği Amed Şubesi ve Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, çıktığı Bursaspor deplasmanında, Bursaspor taraftarının organize ırkçı ve fiziki saldırılarına maruz kalan Amedsporlu futbolcularına yönelik saldırılarla ilgili soruşturma başlatılmasını istedi.

Failler hakkında soruşturma talebi

İHD Amed Şubesi Twitter hesabından yaptığı paylaşımda, “Kentimizin futbol kulübü Amedspor, kurulduğu tarihten beri maruz kaldığı sistematik saldırıların sonuncusuna Bursaspor ile deplasmanda oynadığı müsabakada maruz kalmaktadır. Önceki gece Amedspor takımının kaldığı otel önünde toplanan kalabalığın ortaya koyduğu ırkçı yaklaşım, maç önündeki saldırı girişimleri ve maç boyunca trübünlerde açılan; Kürtlerin hafızasında silinmeyen binlerce faili meçhul cinayet faillerini simgeleyen pankartlar, ırkçı ve ötekileştirici sloganlar ve küfürler, bu saldırıların kentimizin spor kulübüne yönelmiş münferit bir vaka olmaktan çıkıp tüm Kürtlere yönelik ırkçı bir saldırı olduğunu göstermektedir. İnsan Hakları Derneği olarak; bu ırkçı ve ayrımcı yaklaşım ile nefret söylemi ve saldırıların tüm failleri hakkında bir an önce soruşturma başlatılması gerektiğini belirtiyoruz” ifadelerine yer verdi.

Irkçı saldırılara karşı soruşturma başlatılmasını isteyen Kent Koruma ve Dayanışma Platformu ise Twitter hesabından yapılan paylaşımda, “Bugün oynanan Bursaspor-Amedspor karşılaşması öncesi yaşanan nefret saikli fiiller ile maç esnasında 90’lı yılların karanlığını sembolize eden ve tehdit unsurunu yansıtan eylemleri kınıyoruz. Yetkilileri etkin bir soruşturma için göreve davet ediyoruz” denildi.

#Amedspora #yapılan #ırkçı #saldırılara #soruşturma #talebi

‘Alevi iş insanlarına yapılan ayrımcılığa son’

PİRHA – Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Dernekler Federasyonu, iş insanı Fırat Önal’ın hedef gösterilerek ticari faaliyetlerinin engellemesine ilişkin açıklama yaptı. Paylaşılan ortak bildiride “Sessiz kalmayacağız” mesajı verildi.

İnşaat sektöründe faaliyet yürüten Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği üyesi Fırat Önal’ın hedef gösterildiğini belirten Alevi örgütleri, konuya ilişkin açıklama yaptı.

“İtibarsızlaştırma ve sindirme politikalarına sessiz kalmayacağız” denilen açıklamada Alevi yurttaşların ticari faaliyetlerinin engellemesinin hukuka aykırı olduğu vurgusu yapıldı.

“SAVCILARA ÇAĞRIMIZDIR”

Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği, Alevi Bektaşi Federasyonu ve Alevi Dernekler Federasyonu’nun İstanbul’da ortak yaptığı basın açıklamasında şu ifadelere yer verildi:

“Aleviler bu ülkede tüm vatandaşlık görevlerini yerine getiren, vergisini veren ve sorumluluklarını bilen bir toplumdur. Tüm bunlara rağmen yüzyıllardır bu topraklarda sırf kimliklerinden dolayı yaşam hakları elinden alınan katliamlara uğrayan ve ayrımcılığa maruz kalanlardır. 21. Yüzyılda bile bu anlayış ve zihniyetin devam ettiğini ayrımcılık yapanların cezasızlık politikası ile ödüllendirildiği örneklere halen şahit olmaktayız. Bu ülkenin cefasını eşit çekerken yurttaşlığı yaşamaya gelince Alevilere eşit yurttaşlık hakkının çok görüldüğü anlayışı yaşamın her alanına yansımaya başladı.

Alevi kimliği nedeniyle ayrımcılığa uğradığımız birçok konuya yenisi eklendi. Alevi iş insanları daha önce kimliklerinden dolayı ticari faaliyetlerinde birçok zorlukla karşılaşıyor idi. Bugün bu zorlukların alenen yapıldığına, hatta yerel basın üzerinden Alevi iş insanlarının kriminalize edilerek itibarsızlaştırma örneklerini yaşamaya başladık. Söz konusu Aleviler olunca ticari faaliyetlerinin önüne geçmek amacıyla her türlü yalan dolan haberleri yapmayı kendinde hak görenlere buradan bir daha sesleniyoruz. Bu ülkede her vatandaşın ticaret yapma hakkı olduğu kadar Alevilerin de hakkı olduğu bunun engellenmesine karşı Alevi toplumunun sessiz kalmayacağını bilin.

Balıkesir bölgesinde inşaat sektöründe faaliyet yürüten Hubyar Sultan Alevi Kültür Derneği üyesi Fırat Önal üzerinde uygulanmaya çalışılan itibarsızlaştırma ve sindirme politikalarına sessiz kalmayacağız. Yerel basın üzerinden hedef göstererek ticari faaliyetlerinin engellemesine sessiz kalmayacağız.

Konuyla ilgili olarak suç duyurusunda bulunduk. Buradan savcılara çağrımızdır, bu işin arkasında olanlar ve buna alet olanların yargı önünde hesap vermesini sağlamalıdırlar. İnancından dolayı hiç bir iş insanının ayrımcılığa uğramasına göz yummamalıdırlar.

Alevi iş insanlarına yapılan ayrımcılığa son…”

PİRHA/İSTANBUL

Irkçı saldırı altında gerçekleşen maç bitti: Amedspor 2-1 yenik ayrıldı

Amedspor, organize ırkçı saldırıların gölgesinde Bursaspor deplasmanından 2-1 yenik ayrıldı

Bursaspor deplasmanına çıkan ve Bursa’ya ayak basmasının ardından organize fiziki ırkçı saldırılara ve tehditlere maruz kalan Türkiye Futbol Federasyonu (TFF) 2. Ligi Beyaz Grup’ta mücadele eden Amedspor, maçtan 2-1 yenik ayrıldı. Ligin 23’üncü haftasında deplasmanda Bursaspor karşı karşıya geldiği maçta liderlikten 3’ün sıraya geriledi.

Konakladığı otel önünde toplanan ırkçı bir grubun Amedspor aleyhine ırkçı tezahüratlarıyla başlayan ve polisin izleyerek cesaretlendirdiği ırkçı saldırlar gölgesinde maça çıkan Amedspor’a yönelik saldırılar statta da devam etti. Bursa Büyükşehir Belediye Stadyumu’nda sahaya çıkan Amedspor’a karşı Bursasporlu futbolcular, “Ne mutlu Türk’üm diyene” sözlerinin yer aldığı bir şarkıyla çıktı.

Bursaspor taraftarları, maç öncesi ısınmak için sahaya inen Amedsporlu futbolcularına karşı “Şehitler ölmez vatan bölünmez”, “Ne mutlu Türk’üm diyene”, ırkçı, militarist ifadelerin bulunduğu “Ez oğul” şarkısının sözleri ile “İntikam” sloganlarını attı. Stattaki Bursaspor taraftarları, Kürt sivillerin kaçırılıp katledilmesiyle bilenen Beyaz Toros aracı ile yine JİTEM tetikçilerinden “Yeşil” kod Mahmut Yıldırım’ın fotoğraflarını açtı.

Bursaspor taraftarları, maç boyunca Amedsporlu futbolculara yabancı madde atmaya devam etti.

Saldırılar altında maça çıkan Amedspor’un kalesine ilk golü, maçın 27’nci dakikasında Çağatay Yılmaz kaydetti. İlk yarı Bursaspor’un 1-0 üstünlüğüyle sona erdi.

Maçın ikinci yarsında dakika 81’inci dakikada ev sahibi takım Enver Cenk Şahin’in attığı golle Amedspor karşısında 2 – 0 öne geçti.

Amedspor adına 89’uncu dakikada Gürkan Öztürk’le bulduğu golle, durumu 2-1 yaptı.

Başka gol olmayan maçta Amedspor deplasmandan 2-1 yenik ayrıldı.

Maç sonrası Amedsporlu futbolculara yönelik saldırılar durmadı.

HABER MERKEZİ

#Irkçı #saldırı #altında #gerçekleşen #maç #bitti #Amedspor #yenik #ayrıldı