Ana Sayfa Blog Sayfa 867

Millet İttifakı bugün cumhurbaşkanı adayını belirleyecek

Millet İttifakı bugün 13. kez toplandı. Deprem ve aday listeleri konularının da masaya yatırılacağı toplantıda cumhurbaşkanı adayı belirlenecek

Millet İttifakı çatısı altında bir araya gelen CHP, İYİ Parti, Saadet Partisi, DEVA, Demokrat Parti ve Gelecek Partisi, bugün saat 14.30’da 13. kez toplandı. 6 lider 12. toplantıyı Kahramanmaraş merkezli deprem felaketinin ardından afet gündemiyle gerçekleştirmişti. Liderler, Saadet Partisi Genel Merkezi’nde gerçekleşen bugünkü toplantıda cumhurbaşkanı adayını belirleyecek.

Deprem ve aday listeleri konularının da masaya yatırılacağı toplantıda, belirlenen cumhurbaşkanı adayının kamuoyuna hemen açıklanması beklenmiyor. Millet İttifakı’nın cumhurbaşkanı adayı olarak öne çıkan isim ise CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu.

HABER MERKEZİ

#Millet #İttifakı #bugün #cumhurbaşkanı #adayını #belirleyecek

Vartinis Davası: Firari sanık katılmadı, duruşma ertelendi

1993’de aynı aileden 9 kişinin yakılarak katledildiği Vartinis Davası duruşması, hakkında verilen yakalama kararına rağmen, sanığın duruşmaya katılmaması üzerine 30 Mart’a ertelendi

Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis (Altınova) Beldesi’nde 3 Ekim 1993 tarihinde evleri ateşe verilerek aynı aileden 9 kişinin yakılarak katledilmesiyle ilgili Yargıtay’ın bozma kararı sonrası yeniden başlayan Vartinis Davası’nın 12’nci duruşması Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Davanın avukatları duruşmaya Ses ve Görüntü Bilişim Sistemi (SEGBİS) aracılığıyla katıldı. 2021’in Eylül ayında davanın firari sanığı Bülent Karaoğlu hakkında verilen yakalama kararına rağmen, sanığın duruşmaya katılmaması üzerine duruşma 30 Mart’a ertelendi.

Ne olmuştu?

Mûş’un Têlî (Korkut) ilçesine bağlı Vartinis Beldesi (Altınova) kırsalında 2 Ekim 1993 tarafından yaşanan çatışmada bir astsubay yaşamını yitirdi. Çatışmadan sonra astsubayın cenazesini almaya gelen askerler, Vartinis’ten geçerken havaya ateş açtı ve “Bu gece gelip köyünüzü yakacağız” diyerek bölgeden ayrıldı. Olaydan bir gün sonra, yani 3 Ekim’ 1993’te beldeye gelen askerler “örgüte yardım ettikleri” iddiasıyla köyü ateşe verdi.

Evlerinin ateşe verilmesi sonucu Nasır ve Eşref Öğüt çifti, en büyüğü 12, en küçüğü ise henüz 3 yaşında olan 7 çocuklarıyla birlikte can verdi. Evden sağ kurtulan tek kişi olan Aysel Öğüt, daha sonra olaya ilişkin suç duyurusunda bulundu.

Dosya kapatıldı

Muş Cumhuriyet Başsavcılığı, “olayı PKK yaptı ve terör suçu” diyerek dosyayı görevsizlik kararıyla Diyarbakır Devlet Güvenlik Mahkemesi Başsavcılığı’na gönderdi. DGM Başsavcılığı, olayı “terör eylemi” olarak nitelendirdi ve “failleri belli olmadığı” gerekçesiyle dosyayı kapattı.

2003’te yeniden suç duyurusu

Öğüt, Avrupa Birliği’ne uyum sürecinde yapılan düzenlemelerle birlikte, 2003’te yeniden suç duyurusunda bulundu. Başsavcılık, bu kez olaya ilişkin soruşturma başlattı. Savcılık, iddialarda ismi geçen kişilerin askeri görevde oldukları gerekçesiyle Elazığ 8’inci Kolordu Komutanlığı Askeri Savcılığı’na suç duyurusunda bulundu. Dosya bu kez de 7 yıl askeri savcılıkta bekledi.

2011 yılında Öğüt ailesinin avukatları yeniden savcılığın yolunu tuttu. Muş Başsavcılığı, yasa değişiklerini de dikkate alarak soruşturmayı yürütüp tamamladı. Dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu, Hasköy İlçe Jandarma Komando Bölük Komutanı Üstteğmen Hanefi Akyıldız, Muş Emniyet Müdürlüğü Özel Harekat Şube Müdürü Şerafettin Uz ve Gökyazı Karakol Komutanı Başçavuş Turhan Nurdoğan hakkında “kasten ev yakmak suretiyle birden çok kişinin ölümüne sebebiyet vermek” suçundan dava açıldı.

Beraat kararı

“Güvenlik” gerekçesiyle Kırıkkale Ağır Ceza Mahkemesi’nde alınan davanın 1 Mart 2016 tarihindeki karar duruşmasında, dönemin Hasköy İlçe Jandarma Komutanı Bülent Karaoğlu ile diğer 3 sanık hakkında “delil yetersizliğinden” beraat kararı verildi. Karara, “yargılamanın eksik yürütüldüğü” gerekçesiyle itirazda edildi.

Karar 15 yıl sonra bozuldu

Dosya, 5 yıl Yargıtay’da bekletilmesi ardından karar çıktı. Yargıtay, katliamdan dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Yüzbaşı Bülent Karaoğlu’nun sorumlu olduğuna ve yerel mahkemenin Karaoğlu hakkında verdiği beraat kararını “köyün yakılması emrini Yüzbaşı Karaoğlu vermiştir” diyerek bozdu. Daire, ayrıca dava sanıkları arasında yer alan rütbeli 3 asker hakkındaki beraat kararını ise onadı. Kararın ardından Kırıkkale 1’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde 21 Eylül 2021 tarihinde görülen ilk duruşmada dönemin İlçe Jandarma Alay Komutanı Bülent Karaoğlu hakkında tutuklama kararı verildi. Ancak Karaoğlu Eylül 2021 tarihinden bu yana yakalanamadı.

HABER MERKEZİ

#Vartinis #Davası #Firari #sanık #katılmadı #duruşma #ertelendi

‘Sağlık ve barınma hizmetleri geciktiriliyor; amaç kentleri boşaltmak’

Gönüllülerin yardımlarının engellemeye çalışıldığını kaydeden KESK Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik: ‘Sağlık, barınma hizmetleri, konteynır kentlerinin geciktirilmesinin temel nedeni de bu kentleri boşaltma, insanları göçe teşvik etme politikası olduğunu düşünüyoruz’

Deprem bölgelerindeki ziyaretlerini sürdüren Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) Eş Genel Başkanı Mehmet Bozgeyik ve beraberindeki sendika yöneticileri, Hatay’da depremzedeler ile bir araya geldi. Samandağ’da depremzedeleri ziyaret eden heyet, Defne ilçesi Sevgi Parkı’ndaki dayanışma gönüllülerine destekte bulundu.

Ziyarette konuşan Bozgeyik, halk, sağlıkçılar ve dayanışma gönüllüleri ile görüştüklerini, arama-kurtarma faaliyetleri başta olmak üzere, sağlık hizmetleri, kamusal hizmetlerin yürütülmesi, halkın barınma, çadır, hijyen ve su ihtiyaçları gibi sorunların 25 gündür devam ettiğini gördüklerini söyledi.

‘Yürümeyen bir hizmet olduğu için buralardayız’

Halkın acılarının en aza indirilmesi ve dayanışmayı geliştirmek isteyen toplumsal kesimlerin, OHAL’den bu yana baskı süreci ile karşı karşıya olduklarını belirten Bozgeyik, gönüllülelerin Sevgi Parkı’ndan kaldırılmak istenmesini hatırlattı. AFAD’ı, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı ile alanda olmayan, kamusal hizmet götüremeyen devletin, tek adam rejiminin uygulamış olduğu otoriter politikalar ile gönüllülerin hizmetlerini engellemeye çalıştığını ifade eden Bozgeyik, amaçlarının devletin görevlerini yerine getirmesi olduğunu kaydetti. Bozgeyik, “Yürümeyen bir hizmet olduğu için buralardayız” dedi.

Göçe teşvik ediliyor

Bu hizmetlerin Samandağ ve Antakya’da bilerek geciktirildiğini ifade eden Bozgeyik, ayrımcı politikaların geliştiğini gördüklerini söyledi. Kentin demografik yapısının değiştirilmesi için halkın başka illere göçe teşvik edilmesine yönelikte adımlar olduğunu belirten Bozgeyik, “Sağlık hizmetleri, barınma hizmetleri, konteynır kentlerinin geciktirilmesinin temel nedeni de bu kentleri boşaltma, insanları göçe teşvik etme politikasından kaynaklı olduğunu düşünüyoruz. O açıdan bir an önce yaşanılabilir, temiz suya erişilebilir, sağlık hizmetlerinin, kamu hizmetlerinin yürütülebildiği güvenli, barınma merkezlerinin acilen oluşturulması gerekiyor. 25 gündür deprem alanında olmayan Kızılay’ın bugünlerde çeşitli merkezler oluşturarak yardım yapmaya çalıştığını gördük” dedi.

HATAY

#Sağlık #barınma #hizmetleri #geciktiriliyor #amaç #kentleri #boşaltmak

Paris Katliamı avukatları: Neden anti-terör savcılığı devreye girmedi?

İkinci Paris Katliamı’na ilişkin açıklama yapan dava avukatları, soruşturmayı yürüten polislerin Türkiye ile ilişkilerine işaret ederkerek ‘Adaletin işini yapmasına izin verilmesini istiyoruz’ dedi

Fransa’nın başkenti Paris’te 23 Aralık 2022’de Kürt kadın hareketi öncüsü Emine Kara, Kürt sanatçı Mîr Perwer ve Abdurrahman Kızıl’ın katledilmesinin ardından yürütülen soruşturmaya ilişkin Fransa Demokratik Kürt Konseyi (CDK-F) ile dava avukatları, Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’nde basın toplantısı düzenlendi. Toplantıya CDK-F Sözcüleri Berivan Fırat, Agit Polat ile avukatlar Christian Charrière-Bournazel, David Andic ve Jean-Louis Malterre katıldı.

Katilin ilişkileri araştırılmalı

Fransız avukat Christian Charrière-Bournazel, Türk devletinin Kürtlere yönelik bir düşmanlığının olduğunu belirterek, Kürtlere yönelik baskılardan örnekler verdi. Charrière-Bournazel, 2013’de yapılan Paris Katliamı’nı hatırlatarak, katilin geçmişteki tüm ilişkilerinin araştırılması gerektiğini söyledi. Charrière-Bournazel, “Artık kör olmamalıyız. Katilin Türk devleti tarafından yönlendirilip yönlendirilmediği araştırılmalı” dedi.

Neden anti-teröz devreye girmedi?

Avukat David Andic, geçmişte bazı davalara yaklaşım konusundaki farklılıklara işaret ederek, Kürt gençlerine yönelik davalarla anti-terör masasının ilgilendiğini ancak katliam davasında ise neden anti-terör savcılığı devreye girmediğini sordu. “Adaletin işini yapmasına izin verilmesini istiyoruz” diyen Andic, adaletin yerini bulması gerektiğini kaydetti.

Devlet sırrı

Avukat Jean Luis Malterre, Fransa’nın Kürtleri kabul etmesinden mutlu olduğunu ancak Türk devleti ile yaptığı bazı ortaklıkların ise rahatsız edici olduğunu aktardı. Birinci Paris katliamındaki devlet sırrının bugünkü dava üzerinde olumsuz etkide bulunduğuna işaret eden Malterre, 23 Aralık 2022’deki saldırının neden terör kapsamında ele alınmadığını anlayamadıklarını ifade etti. Malterre, Fransa’da soruşturmayı yürüten polislerin Türkiye ile ilişkilerinin zan altında olduğuna işaret etti.

CDK-F Dış İlişkiler Eş Sözcüsü Agit Polat, soruşturmanın çok yavaş ilerlediğini, hızlanması gerektiğini söyledi. Katilin evinin, yakalandıktan bir ay sonra arandığına dikkat çeken Polat, “Neden bu kadar geç gerekli görüldüğünü” sordu. Çok sayıda soru işaretleri olduğunu söyleyen Polat, soruşturmanın daha sağlıklı ve hızlı ilerlemesini istedi.

Siyasi bağlantı

Katilin susma hakkını kullanmaya devam ettiğini ancak psikiyatri seansında saldırıyı “Kürtler” ve “PKK” ile açıkça gerekçelendirdiğini söyleyen Polat, kendileri açısından bu saldırının “siyasi” ve “terörist karakterinin” açık olduğunu belirtti. Polat, “Psikiatri ile görüşmesinde kimse ona Kürtlerle ilgili bir şey sormuyor. Kendisi, Kürtleri ve PKK’yi sevmediğini, çünkü PKK’nin Türkiye’de saldırı düzenlediğini söylüyor. Burada açıkça bir siyasi bağlantı var. Şuna dikkat çekmek istiyorum. PKK Fransa’da hiçbir şekilde eylemde bulunmuyor katil de hiçbir şekilde bundan bahsetmiyor. Yani burada Erdoğan rejimin Kürtlere karşı olan motivasyonlarının aynısı var” ifadelerini kullandı.

Tetikçi William Malet’in ayrıca gözaltı sırasında açık bir şekilde Ahmet Kaya Kürt Kültür Merkezi’ni hedef aldığını söylediğini hatırlatan Polat, “William Malet’i kim görevlendirdi?” diye sordu.

HABER MERKEZİ

#Paris #Katliamı #avukatları #Neden #antiterör #savcılığı #devreye #girmedi

Zilan’dan çıkan kemikler ATK’ye gönderildi

Zilan Deresi’nde ortaya çıkan insan kemikleri, Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından toplatılıp yaş testinin belirlenebilmesi için ATK’ye gönderildi

Wan’ın Erciş ilçesinde bulunan ve 13 Temmuz 1930’da binlerce Kürt’ün toplu bir şekilde katledildiği Geliyê Zîlan’da (Zilan Vadisi) bulunan Zilan Deresi üzerine inşa edilen Koçköprü Barajı’nda su seviyesinin düşürülmesi üzerine, 12 Aralık 2022’de çok sayıda insan kemiği ortaya çıktı.

Wan Barosu İnsan Hakları Merkezi öncülüğünde İnsan Hakları Derneği (İHD), Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) Wan şubeleri, Türkiye İnsan Hakları Vakfı (TİHV) Wan Temsilciliği ve Wan Tarihi Eserleri Koruma Araştırma Geliştirme Derneği (Çev-Der), 22 Aralık 2022’de bölgeye giderek incelemelerde bulundu. Yapılan inceleme ve bulgular sonucunda avukatlar, kıyıya vuran kemiklerin toplatılması ve incelemesi için aynı gün Erciş Cumhuriyet Başsavcılığı’na başvuruda bulundu.

Yapılan başvuruların ardından dosyanın savcıya intikal etmesinin ardından, kemikler toplatıldı. Alınan bilgilere göre, alanda kafatası, kol ve bacak kemiklerinin de olduğu 60’a yakın kemik, yaş testi tespiti için Adli Tıp Kurumu’na gönderildi.

Soruşturma seyrinin, kemiklerin yaş testine bağlı olarak ilerleyeceği kaydedildi.

Haber: Cengiz Özbasar/MA

#Zilandan #çıkan #kemikler #ATKye #gönderildi

DFG’nin raporu: Tutuklu gazeteci sayısı 88’e çıktı

DFG’nin Şubat ayı gazetecilere yönelik hak ihlalleri raporuna göre tutuklu gazeteci sayısı 88’e yükseldi

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DGF), “2023 Şubat Ayı Gazetecilere Yönelik Hak İhlalleri” raporunu açıkladı. Derneğin internet sayfasında yayımlanan rapora göre, Şubat ayında 4 gazetecinin daha tutuklanmasıyla cezaevlerindeki tutuklu gazeteci sayısı 88’e yükseldi.

102 gazeteci yargılandı

Rapora göre, Şubat ayında 7 gazeteci saldırıya uğradı, 15’i kötü muameleye maruz kaldı, 11’i tehdit edildi, 24’ü haber takibi sırasında engellendi, 1’nin evine baskın düzenlendi, 8’i gözaltına alındı, 4’ü tutuklandı, 14’ü hakkında soruşturma açıldı, 1’ine 11 ay hapis cezası verildi, 38 dosyadan 102 gazetecinin yargılanmasına devam edildi.

RTÜK kararları

Yayınların ve yayın kuruluşlarının cezalandırılması yönünde Radyo ve Televizyon Üst Kurulu’nun (RTÜK) verdiği cezalara dair verilerin de yer aldığı raporda, Şubat ayında 10 yayın yasağı kararı alındığı, 4 televizyona üst sınırdan para cezası kesildiği, 1 televizyona 3 gün süreyle ekran karartma cezası verildiği yer aldı. Yine rapora göre, 4 internet sitesi kapatıldı, 19’una erişim engelli getirildi, 345 sosyal medya içeriği ise engellendi.

Gazeteciler şiddet gördü

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremde 25 gazetecinin yaşamını yitirdiği vurgulanan raporda, “Bütün toplum bu büyük acıya karşı ‘devlet nerede ve hükümet istifa’ diye haykırdı. Halk bunu sordu gazeteciler de haber yaptı. Enkaz altında kalanlar için geçen her saniye bile önemliyken, dışarda bekleyenler için zaman geçmek bilmedi ancak iktidarın odaklandığı şey yine gazeteciler oldu. Depremin ilk gününden beri; enkaz başında, halkın arasında, çadırlarda, yollarda, yıkıntıların arasında haber yapan birçok gazeteci ya gözaltına alındı, ya tehdit edildi, ya da şiddet gördü” ifadeleri kullanıldı.

Engelleme girişimleri

Deprem sonrası sahada haber peşinde olan gazetecileri, RTÜK Başkanı Ebubekir Şahin, “moral bozucu yayın yapmak kimsenin haddi değildir” diyerek hedef aldığı vurgulanan raporda, ay boyunca onlarca gazetecinin depremle ilgili haber yapmasının engellendiği kaydedildi. Depremde gazetecilerinin işlerini yaparken engellenmesi ve saldırıya uğraması ile ilgili verilerin paylaşıldığı raporda,  şu ifadelere yer verildi: “Diyarbakır’da enkaz alanlarında çekim yapmak için 8 Şubat’ta Türkiyeli gazetecilere Turkuaz Kart, yabancı gazetecilere ise akreditasyon şartı getirildi. Gazetecilerin İletişim Başkanlığı Bölge Müdürlüğüne başvurması istendi. Böylesi bir süreçte de akla gelebilecek türlü baskı yöntemiyle, gazeteciliği, basın ve ifade özgürlüğünü bastırmaya çalışan iktidar, gazetecilerle değil, halkın ihtiyaçlarıyla meşgul olmalıdır.”

9 aydır iddianame yok

Gazeteciler hakkındaki soruşturma ve yargılamalara dikkat çekilen raporda, “Gazeteciler için depremden farkı olmayan diğer yıkıcı gündem de devam eden davalar ve yargılamalar. 16 Haziran 2022’de Diyarbakır’da tutuklanan 16 gazeteci hakkında tam 9 aydır iddianame hazırlanmadı. Gazeteciler 9 aydır neyle suçlandıklarını, hangi iddialarla bu kadar uzun tutukluk süresine maruz kaldıklarını bilemeden içerdeler. Gazetecilerin avukatları ve meslektaşları iddianameye dair bugüne kadar ilgili makamlardan olumlu ya ada olumsuz bir yanıt alabilmiş değil, dolayısıyla bu uzun tutukluluk hali başlı başına bir cezalandırma yöntemine döndü. Buradan bir kez daha gazetecilere yönelik soruşturmanın tamamlanarak özgürlüklerine kavuşmalarını talep ediyoruz. Özgür Basın ve gazetecilik adına bir diğer önemli dava da 29 Ekim’de tutuklanan 9 gazetecinin davası. 3 buçuk ay sonra tamamlanan ve 210 sayfadan oluşan iddianamenin büyük bölümü, Mezopotamya Ajansı’nda yayınlanan 149 haberlerle ilgili. Yani iddianameden anlaşılacağı üzere gazeteciler haber yaptığı için tutuklu ve bu nedenle yargılanacaklar. Tüm meslek örgütlerini 16 Mayıs’ta görülecek duruşmada mahkemenin yargılamayan çalıştığı gazeteciliği savunmaya çağırıyoruz.”

#DFGnin #raporu #Tutuklu #gazeteci #sayısı #88e #çıktı

Koçyiğit: Okullara kilit vurarak sorunları çözemezsiniz

Depremden sonra üniversitelerin uzaktan eğitime geçilmesi ve yaşanan sorunlara karşı basın açıklaması yapan HDP Eğitim Politikaları Komisyonu Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit, hiçbir şeyin kalmadığı şehirlerde online eğitime geçilesinin insanlarla dalga geçmek olduğunu söyledi

Kurdistan ve Türkiye’de 10 kenti etkileyen depremlerin ardından üniversitelerde uzaktan eğitime geçilirken, birçok yurtta da depremzedeler için boşaltıldı. Öğreciler ve velilerinin tepkilerine rağmen karardan dönülmezken, uzun vadede bu durumun kalıcı sorunlar yaratacağı endişesi dile getiriliyor. HDP Eğitim Politikaları Komisyonu Eş Sözcüsü Gülistan Kılıç Koçyiğit de parti merkezinde yaptığı bası toplantısı ile duruma dikkat çekti.

2020’de güçlendirilen bina yıkıldı

Koçyiğit, 10 kentte 20 bin 688 eğitim kurumu binasının 23’ünün tamamen yıkıldığını, 83 binanın ise ağır hasarlı olduğunu ve Meletî’nin Akçadağ ilçesi Ören beldesinde bulunan bir okulun 2020 yılında güçlendirilmesine rağmen yıkıldığını belirti. Koçyiğit, 10 kentte 3,5 milyon öğrencinin olduğunu ve 200 bin öğretmenin görev yaptığı bilgisini paylaştı.

KYK ailelerin kalabileceği yerler değil

Öğrenci ve öğretmenlerin hakkının gasp edildiğini belirten Koçyiğit, yurtların boşaltılmasına da değinerek, KYK yurtlarının depremzedelerin barınmaları için uygun mekanlar olmadığının altını çizdi. Koçyiğit, “Ne ailelerin ne de depremzedelerin çocuklarının hastaların kalabileceği uygun mekanlar olmadığını ifade etmek gerekiyor. KYK yurtlarının sayı olarak üniversite öğrencilerine bile yetmediği, öğrencilerin barınamıyoruz diye kampanya yaptığı bir coğrafyada ki, en son açıklamada 800 bin kapasiteli KYK yurdu vardı. Bunları depremzedelere açan akıl şunu hiç düşünmedi. Sadece kendi turizm bakanının oteline 2,5 milyar TL teşvik veren bir hükümetten bahsediyoruz. Ülke genelindeki otellerin kapasitesi de 2 milyon, yani bu öğrencileri mağdur etmek yerine, eğitim ve öğretim sürecine ara vermek yerine, insanlar otellere yerleştirilebilirdi. Ama bu tercih edilmedi” ifadelerini kullandı.

Kira destekleri komik oranda

Sadece 50 bin depremzedenin okullarda misafir edildiğini aktaran Koçyiğit, “Saray’ın bir günlük harcaması 11 milyon lira iken, 4 kişilik bir aile için yoksulluk sınırı 28 bin liraya dayanmışken, depremzedeler için açıklanan yardım her hane başına taşınmak için 15 bin TL, 2 bin TL kiracılar için 5 bin lira da ev sahiplerine kira desteğine buluyor. Bu rakamların ne kadar komik olduğunu Türkiye hiper enflasyonun olduğu bir ülkede ifade etmek gerekiyor” diye konuştu.

Online eğitim dalga geçmektir

Online eğitime geçilmesini de eleştiren Koçyiğit, “Bugün online eğitim deniliyor ben size söyleyeyim, çadırın bile olmadığı deprem bölgelerinde insanlar öğrenciler nasıl online eğitime ulaşacaklar. Günlerce elektriğin suyun olmadığı en temel ihtiyaçların karşılanmadığı kentlerde öğrencilere online eğitim yapın demek aslında insanlarla, öğrencilerle dalga geçmektir” dedi.

Gönüllü eğitimciler olmalı

“Evleri yıkılan çadırda yaşamak zorunda kalan eğitim emekçilerinin bölgede kalması zorunluluğu devam ediyor” diyen Koçyiğit, onların da depremzede olduğunu vurgulayarak, yerlerine gönüllü eğitimcilerin gönderilmesi gerektiğini vurguladı.İkinci öğretimde olan öğrencilerin başlattığı harç ödememe kampanyasına da değinen Koçyiğit, kampanyayı desteklediklerini belirtti. Deprem kentlerde gerekli önlemlerin alınması gerektiği ve konteyner okullara geçilmesi önerisinde bulunan Koçyiğit, “Deprem bölgesindeki tüm üniversite öğrencilerinin geçici olarak güvenli bölgelerdeki üniversitelere alınmasının koşulları yaratılmalıdır” dedi.

Hakları gasp ederek bir yere ulaşamazsınız

“Günlerce enkaz altında kalmış ya da yakınlarını enkaz altında kaybetmiş eğitim emekçilerinin bu bölgelerde çalışmaya zorlanmaları ne insanı ne hukuki ne de vicdanidir. Ataması yapılmayan 700 bine yakın eğitim fakültesi mezunu öğretmen, hızla göreve çağrılmalı ve atamaları yapılmalıdır” diyen Koçyiğit devamında, “Ne online eğitim ne hibrit eğitim; yüz yüze eğitim temeldir. Buradan vazgeçmemek gerekiyor” dedi. Depremzedelerin de yurtlarda kalmak istemediğini vurgulayan Koçyiğit, “Korkunuz nedir? Öğrencilerin eğitim hakkını gasp gederek, stattaki taraftarın maç hakkını gasp ederek muhalefetin itiraz hakkını gasp ederek, depremzedenin çadır, gıda hakkını gasp ederek nereye ulaşacağınızı bir kez daha sormak istiyoruz” dedi.

Bu zihniyete razı değiliz

Savaş koşullarında yapılan eğitime değinen Koçyiğit, “Savaş koşullarında devam ederken, ki bunun en iyi örneği Filistin’dir. Yıllardır süren savaşa karşı eğitim devam ediyor. İlk afette okulları kapatmanın okulları kapatmanın zihinsel kodlarını çok iyi ifade edildiğini düşünüyoruz. Kindar ve dindar bir nesil yaratmanın yolu eğitimden geçmiyor. Üniversitelerin kapısına kilit vuran, en iyi üniversitelere kayyım atayan bir rejim ile karşı karşıyayız. Biz bu faşizmi karşı ne öğrenciler ne eğitim emekçileri ve ne de siyasetçiler olarak razı olamayız” dedi.

ANKARA

 

 

#Koçyiğit #Okullara #kilit #vurarak #sorunları #çözemezsiniz

Sürgün edilen Gökkan Sincan Cezaevi’ne götürüldü

Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nden tutulan ve dün sürgün edilen TJA Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürüldüğü öğrenildi

Diyarbakır Kadın Kapalı Cezaevi’nde tutulan ve sürgün edilen Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) Dönem Sözcüsü Ayşe Gökkan’ın Ankara Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne götürüldüğü öğrenildi.

4 kadının yeri belli değil

Gökkan ile birlikte tutuklu Dilan Dağ, Emine Abiş, Emine Erol, Beritan Yaşar, Zerife Can ve Rozerin Söyler de sürgün edilirken, İbiş’in Gökkan’la birlikte Sincan Kadın Kapalı Cezaevi’ne gönderildiği ancak diğer kadın tutukluların hangi cezaevlerine gönderildiği öğrenilemedi.

AMED

 

#Sürgün #edilen #Gökkan #Sincan #Cezaevine #götürüldü

Depremde yıkılan binanın fen işleri sorumlusu tutuklandı

Hatay’da yıkılan Kartopu Apartmanı’nın fen işleri sorumlusu Murat Göksel Dalkılıç, Tacikistan’dan iade edildi. Dalkılıç İstanbul Havalimanı’nda gözaltına alındıktan sonra tutuklandı

Hatay’da depremde yıkılan Kartopu Apartmanı’nın fen işleri sorumlusu Murat Göksel Dalkılıç, İstanbul’da gözaltına alındı.

İstanbul Havalimanı Şube Müdürlüğü ekipleri, Hatay Belen’de depremde yıkılan ve 20 kişinin hayatını kaybettiği Kartopu Apartmanı’nın fen işleri sorumlusu Dalkılıç’ın, hakkında yakalama kararı çıkmadan kısa süre önce Tacikistan uçağına bindiğini belirledi.

Hatay Cumhuriyet Başsavcılığınca çıkarılan yakalama kararı sonrası, ekipler Tacikistan yetkilileriyle görüşerek Dalkılıç’ın ülkeye alınmayıp INAD (ülkeye girişine izin verilmeyen yolcu) olarak geri gönderilmesi talebinde bulundu.

Görüşmelerin ardından talep kabul edildi ve Tacikistan’a alınmayarak aynı uçakla İstanbul Havalimanı’na gönderilen Dalkılıç, gözaltına alındı.

Dalkılıç, emniyetteki işlemlerin ardından sevk edildiği hakimlikçe “taksirle ölüme ve yaralanmaya neden olma” suçundan tutuklandı.

Meleti’de tutuklama

Malatya Cumhuriyet Başsavcılığından yapılan açıklamaya göre, Deprem Suçları Soruşturma Bürosunca yürütülen soruşturma kapsamında haklarında gözaltı kararı verilen 85 şüpheliden 82’si gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemlerinin ardından adliyeye sevk edilen şüphelilerden 33’ü çıkarıldıkları nöbetçi hakimlikçe tutuklandı, 44’ü adli kontrol şartıyla, 10’u ise savcılık sorgularının ardından serbest bırakıldı.

Malatya’da Kahramanmaraş merkezli 7,7 ve 7,6 büyüklüğündeki depremlerde yıkılan binalarla ilgili soruşturmalar kapsamında 61 şüpheli gözaltına alınmış, 28 zanlı tutuklanmıştı. Tutuklananların sayısı 33’e yükseldi.

HABER MERKEZİ

#Depremde #yıkılan #binanın #fen #işleri #sorumlusu #tutuklandı

Deprem kentlerinden 2 milyon insan göç etti

Mereş’te peş peşe yaşanan depremlerin ardından, depremden etkilenen ketlerden göç edenlerin sayısının 2 milyonu aştığı belirtiliyor

Mereş’te ( Maraş) yaşanan depremin üzerinden 25 gün geçmesine rağmen birçok kentte enkazlar yerde, ölüsü sayısı ise resmi verilere göre 45 bini buldu. Enazlardan sağ kurtulanlar ise yaşam mücadelesi veriyor. 13, 5 milyon insanın yaşadığı kentlerde deprem riskinin devam etmesi ve kalacak yerlerin olmaması ile de binlerce insan göç yollarında.

Milliyet Gazetesi’nde yer alan habere göre, tahliye edilenlerle kendi imkanlarıyla gittiği kentlerde valilik ve kaymakamlıklara başvurarak kayıt yaptıran kişi sayısı, 1 milyon 971 bin 589 kişi oldu.

Kayıt yaptırmayanlar ile bu sayının 2 milyonu aştığı tahmin ediliyor.

HABER MERKEZİ

#Deprem #kentlerinden #milyon #insan #göç #etti