Ana Sayfa Blog Sayfa 868

Fabrikada yangın: 1 ölü, 1 yaralı

Ankara’nın Kazan ilçesinde bir fabrikada çıkan yangında 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi de yaralandı

Ankara’nın Kazan ilçesinde ilçeye bağlı Saray Mahallesi’ndeki Saraykent Sitesi’nde, otomotiv ürünleri katkı maddesi üreten fabrikada yangın çıktı. Çok sayıda itfaiye ekibinin müdahale ederek kontrol altında aldığı yangında, 27 yaşındaki İsmet Doygun hayatını kaybetti.

Yangında yaralanan bir kişi de hastanede tedavi altına alındı.

ANKARA

#Fabrikada #yangın #ölü #yaralı

Erdoğan’ın yol verdiği Cargill’in imar planı iptal!

AKP’nin iktidara geldiği ilk yıllarda dönemin başbakanı olan Erdoğan’ın ABD Başkanı Bush’un ricası ile İznik Gölü kıyısına inşa edilen Cargill için yapılan imar planı 27 yıl sonra iptal edildi

2002 yılında AKP’nin iktidara geldiği ilk dönemde en önemli icraatı, ABD’nin ve dünyanın tarım tekeli olan Cargill firmasının tartışmalı olan ve 18 kez durdurulma, kapatılma kararlarına rağmen İznik Gölü sularını kullanan ve 1. Sınıf tarım arazisinin üzerinde fabrikanın inşa edilmesini sağlamasıydı. O dönem başbakan olan R. Tayyip Erdoğan ilk iktidar günlerinde ABD’ye bir ziyarette bulunmuştu. Dönemin ABD Başkanı G. W. Bush, Erdoğan’dan Cargill firmasına destek olunmasını rica ettiğini o günkü basın organlarında okumuştuk. ABD emperyalizminin sacayaklarından biri olan Cargill, halkları açlığa mahkûm eden ve gıda egemenliğini ortadan kaldırıp köleleştirmeye çalışan dev bir dünya tekeli.

Cargill Şeker Kurulu üyesiydi

2018 yılında kapatılana kadar şeker politikalarına karar veren ve resmi bir kurum olan Şeker Kurulu’nda yer alan Cargill eliyle, nişasta bazlı şekerlere (NBŞ) her yıl kota arttırımları sağlanmış ve bu nedeniyle toplam 407 bin hektar alanda pancar üretimleri yapılamamıştı. Pancardan şeker üreten ve kamunun elinde bulunan şeker fabrikaları 2018 yılıyla birlikte özelleştirildi. Bu fabrikaları alanların ise dertlerinin şeker üretmek olmadığı, birçoğunun fabrika arazilerini farklı amaçla değerlendirmeye başlamasından anlaşılıyordu. Pankobirlik yaptığı açıklamalarda NBŞ’ye karşı olduğunu ifade ederken, Şeker Kurulu’nda Cargill’le birlikte yer alıyor olması ise dikkat çekiyordu.

Kaçak tesis yıkılmalı

ABD’nin ‘ricası’ ile İznik Gölü kıyısında kurulan Cargill’e özel çıkarılan imar planları iptal edildi, ancak atı alan Üsküdar’ı çoktan geçmiş durumda. Bursa 3. İdare Mahkemesi, Bursa’nın Orhangazi ilçesinde birinci sınıf tarım arazisine kurulan Cargill tesislerinin ruhsatına dayanak oluşturan imar planlarını iptal etti. Bursa Barosu öncülüğündeki davacılar, karar gereği ‘kaçak’ durumuna düşen tesisin yıkılması için başvuru yaptı. Konuyla ilgili Bursa Akademik Odalar Birliği’nde basın toplantısında açıklamayı yapan Bursa Barosu Çevre ve Kent Hukuku Komisyonu Üyesi Av. Erol Çiçek, 1/25.000 ölçekli İznik Gölü Nazım İmar Planı ve 1/1000 ölçekli uygulama imar planlarının iptali üzerine, dava konusu edilen Cargill’e ait 3 adet ruhsatın, hukuki dayanağı kalmadığı gerekçesiyle iptal edildiğini duyurdu.

Kapatılmazsa AİHM’e gidilecek

Mevcut tesislerin de hiçbir hukuki dayanağının kalmadığını söyleyen Çiçek, “Bursa Valiliği ve Orhangazi Belediyesi’nden verilen yapı kullanım, çalışma izin ve ruhsatlarının iptaliyle hukuki dayanağı kalmayan tesisin mühürlenerek çalışmasının durdurulması ve yıkılması talep edilmiştir” dedi. Çiçek açıklamasının devamında, “AİHM Cargill kararında, sürecin tamamının hukuka aykırı olduğunu, yargı kararlarının uygulanmadığını, bunun da hukuk devleti ilkesine aykırı olduğu tespitini yapmıştır. Bu karar sonrası Cargill süreci Avrupa Konseyi Bakanlar Komitesi tarafından ‘yoğunlaştırılmış izleme’ye alınmıştır. Uzun dönemde Türkiye’nin kararları uygulamamakta ısrarcı olduğu kanaatine varılırsa, meselenin bir ‘ihlal’ prosedürü altında tekrar AİHM önüne getirilmesi mümkün olabilecektir” diye konuştu.

TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası, Ziraat Müh. Odası ile Bursa Barosu ve Doğader’in birlikte yaptığı basın açıklamasında Cargill’in yıkılması istendi

Yılda 1.5 milyon m3 su!

TMMOB’a bağlı Mimarlar Odası, Ziraat Müh. Odası ile Bursa Barosu ve DOĞADER’in birlikte yaptığı açıklamada, küresel ısınmanın biyoçeşitlilik kaybı, toprak ve su kirliliği ve kıtlığı ile gıda güvenliğini de tehdit ederken, DSİ verilerine göre Cargill’in yılda 1.458.000 m3 su kullandığı, bu suyun 120 ila 155 metre derinlikten, stratejik yer altı sularından çektiğine işaret edildi. Açıklamada, “Ülke genelinde su krizinin yaşandığı bir dönemde, stratejik yer altı su kaynaklarının üstelik bedavaya bu çok uluslu şirketin sömürüsüne teslim edilemez” denildi.

EKOLOJİ SERVİSİ

 

#Erdoğanın #yol #verdiği #Cargillin #imar #planı #iptal

Yağmada dur durak yok!

Bir yanda deprem nedeniyle büyük yıkım yaşanırken Phaselis Antik Kenti yapılaşmaya açılıyor

Mereş depremleri sonucunda on binlerce yurttaş yaşamını yitirirken yine on binlerce konutun yerle bir olduğu ve kültürel tarihsel yapıların da yıkılarak zarar gördüğü günlerde, örgütlü kötülük haline gelen AKP iktidarı tarafından Phaselis Antik Kenti yağmaya açıldı. Kültür ve Turizm Bakanlığı, Antalya’nın Kemer ilçesinde bulunan dünyaca ünlü Phaselis Antik Kenti’nin 1. Derece Arkeolojik Sit Alanı statüsündeki koruma alanı içerisinde iki ayrı plaj işletmesi yapmak için özel bir inşaat şirketine ihale verdi. Phaselis Antik Kenti’nin batı limanına bitişik Bostanlık Koyu ile kuzeydoğu kesiminde yer alan Cennet Koyu’nda toplam 85 bin metrekarelik alanda günübirlik tesisler, kafeterya, otopark, karşılama merkezi, duş ve tuvaletlerden oluşan çok sayıda yapı inşa edilecek.

Bakanlık iki yüzlü

İhale şartnamesine göre 60 günde tamamlanması planlanan proje için geçtiğimiz hafta sahaya inen iş makinelerinin arkeolojik sit alanı sınırları içindeki ormanlık alanda yol açması, ağaçları tahrip ederek doğal dokuya zarar vermesi tepkilere neden oldu. Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 2021 yılında Tarım ve Orman Bakanlığı tarafından özel bir firmaya 20 yıllığına kiralanan Cennet Koyu’ndaki yapılaşmaya karşı çıkarak, “Birinci derece arkeolojik sitlerde de yapılaşma mümkün değil. Biz gerekli uyarıları da yapıyoruz şu anda” ifadelerini kullanmıştı. Bakanlık, aynı koyda şimdi kendi projesiyle yapılaşmaya izin verecek. Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın ‘Phaselis Antik Kenti Ören Yeri ve Bütünleyici Kıyı Alanı Çevre Düzenlemesi’ projesine karşı Kemer Tekirova’da yaşayan 14 yurttaş ile TMMOB Mimarlar Odası Antalya Şubesi Ankara Nöbetçi İdare Mahkemesi’ne dava açtı.

Hukuk dışı kurul kararı!

Açılan dava dilekçesinde, projeyle ilgili 30 Ocak 2023 tarihli ihale kararı ile ilgili Bakanlık Olur’unun yürütmesinin durdurulması ve iptali talep edildi. Dava dilekçesinde, “İhaleye olur kararı verilmeden önce T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu’nun 16/10/2022 tarih ve 14708 sayılı kararı ile ve 15.11.2022 tarih 14780 Numaralı kararı ile izin vermiştir. Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulunun bu kararları da hukuk dışıdır” denildi. Antalya Kültür Varlıklarını Koruma Bölge Kurulu kararının iptali için Antalya Nöbetçi İdare Mahkemesi’nde ikinci bir dava daha açıldı.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Yağmada #dur #durak #yok

Aydeniz: Helalleşme yüzleşme ve hesap vermeyle olur

AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın ‘helallik’ istemesine tepki gösteren DBP Eş Genel Başkanı Aydeniz, ‘Siyasette helalleşme yüzleşme ve hesap vermeyle olur’ dedi

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin ardından devlet ve iktidar yetkililerinin ilk 3 gün sessizliğe bürünmesi, ardından halkın tepkilerine tehdit ve hakaretle yanıt verilmesi tepkilere neden olmuştu.

Deprem öncesi alınmayan önlemler ve hükümetin deprem sonrası yetersiz kalmasını kabul etmeyen AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, daha sonra depremin vurduğu Semsûr’da (Adıyaman) “helallik” istedi. Helallik isteyen Erdoğan’a toplumun farklı birçok kesiminden tepkiler de gecikmedi. Sanal medyada gündem olan söyleme halk #HelalEtmiyoruz etiketi ile tepki gösterirken muhalefet de iktidarı ‘helallik isteme istifa et’ sözleri ile eleştirdi.

Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz de, Erdoğan’ın sözlerine “Siyasette helalleşmeden önce halka hesap verme vardır” diyerek yanıt verdi.

‘Ölümlerin hesabını versin’

İktidarın deprem sonrası yaptığı ilk işin Olağanüstü Hal (OHAL) ilan etmek olduğunu hatırlatan Aydeniz, “Deprem ardından ilk 48 saat önemli süreçlerdir. Ancak devletin kendisi sahada yoktu. Sonrada kalkıp halktan helallik istiyor. Helallikten önce bu yaşanan ölümlerin ve geç müdahalenin hesabı halka verilsin. Bu kadar insanın ölmesi iktidarın savaş ve rant politikalarının sonucudur. Depremin kendisi doğal afettir. Ancak insanların günlerce enkaz altında kalmasından tutalım Kızılay’ın çadır satmasına kadar yürütülen politikalar sonucunda bu kadar fazla sayıda yurttaşın ölmesinden birinci derecede devlet ve iktidar sorumludur. Bunca şeye rağmen hesap verilmeden helalleşme istemek akıl tutulmasından başka bir şey değildir” diye belirtti.

Aydeniz sözlerine şöyle devam etti: “Siyasette helalleşme ancak yaptığın suçlarla ve yarattığın mağduriyetlerle yüzleşme ve hesap verme ile olabilir, başka yolu yok. Yani kısacası helalleşmenin şartlarını yerine getirmelisin.”

İktidarın yönetememe hali

Depremin ilk anından itibaren Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Halkların Demokratik Partisi (HDP), sivil toplum örgütleri, kurum ve kuruluşların bölgeye ulaştığını dile getiren Aydeniz, merkezi yönetimin ise sorunlara karşı çözümsüzlükte ısrar ettiğini söyledi. Yaşanan kaos ve krizin yönetememenin sonucu olduğunun altını çizen Aydeniz, “Bu nedenle devlet, tek adam rejimi ve iktidar, yönetme sistemi her zaman halkın önünde engel olmuştur. Depremde dolaştığımız yerlerde yurttaşlar, şunu belirtiyordu: ‘Çadır, var, kepçe var ancak valiliğin talimatı olmadan ne kepçe çalıştırabiliriz ne de çadır verebiliriz’ diyorlardı” diye belirtti.

Çözüm demokratik özerklik

Çözümün merkezi yönetime karşı demokratik özerklik seçeneği olduğunu belirten Aydeniz, şöyle devam etti: “Son olaylar bir daha demokratik özerklikle yerelden yönetimin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha bizlere gösterdi. Bir yandan devletin elindeki tüm kurumlar ve buna bağlı olarak belediyelere atanan kayyımlara rağmen bir şey yapılmaması diğer yandan sivil toplum örgütleri ve gönüllülerin oluşturduğu dayanışmaya yönelik tahammülsüzlük. Devlet buna dahi tahammül edemedi ve yardım depolarına kayyım atadı. Artık politikaları kayyım sistemiyle yürütülüyor. Yerelin kaderi merkeze bağlı olmamalıdır. İşte bir çadır dahi merkezin kararı olmadan verilmiyor. Bu nedenle yetkilerin merkezden alınarak yerele verilmesi gerekiyor.”

Kaynak: MA

#Aydeniz #Helalleşme #yüzleşme #hesap #vermeyle #olur

İmralı’dan aylardır haber yok: Avukatlar görüş başvurusunda bulundu

Asrın Hukuk Bürosu avukatları aylardır haber alamadıkları müvekkilleri PKK Lideri Abdullah Öcalan için görüş başvurusunda bulundu

İmralı Cezaevi’nde 25 yıldır ağır tecrit altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 22 aydır hiçbir şekilde haber alınamıyor. Asrın Hukuk Bürosu avukatları tecridi kırmak ve iletişim sağlamak amacıyla her hafta iki defa Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvuruda bulunuyor.
Adalet Bakanlığı, cezaevi yönetimi ve Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’nın sonuçsuz bıraktığı tüm başvurulara rağmen, Avrupa ve Ortadoğu’dan yüzlerce avukat da şimdiye kadar Abdullah Öcalan için görüş başvurusunda bulundu.

Avukatlara bilgi verilmiyor

Abdullah Öcalan ile görüşmek için haftada 2 kez yaptıkları başvurulara olumlu ya da olumsuz bir cevap verilmeyen avukatlar, bu nedenle 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulundu. Hakimlik, Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.
Aile görüş yasağı ise 18 Kasım 2021’de son buldu. Buna rağmen ailelerin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurulara herhangi bir yanıt verilmedi.

AYM taşındı ama cevap yok

Avukatlar, hakimliğin ret kararı sonrası 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar, AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”ya dikkat çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti.

Yasak üstüne yasak

Abdullah Öcalan’a, Bursa İnfaz Hakimliği tarafından da 12 Ekim 2021’de 6 aylık avukat görüş yasağı verilmişti. Görüş yasağı 22 Nisan’da sona ermesine rağmen müvekkilleriyle görüştürülmeyen avukatlar, görüş için yaptıkları tüm başvurulara herhangi bir yanıt alamadı. Bunun üzerine ise avukatlar, 29 Nisan’da bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. Hakimlik aynı gün avukatların başvurusuna yanıt vererek, görüşme talebini yine reddetti. Görüş talebinin reddedilmesine dair sunulan “gerekçe” ise, 13 Nisan’da hakimliğin verdiği 6 aylık avukat görüş yasağı gösterildi. Yasağın gerekçesi hakkında da yine avukatlara herhangi bir bilgi verilmedi.

İki yıl olmak üzere

Abdullah Öcalan, telefonla görüş hakkından ilk defa 27 Nisan 2020 tarihinde yararlandırıldı. Abdullah Öcalan, sanal medyada yer alan kimi iddiaların ardından kamuoyunda kaygıların büyümesi üzerine 25 Mart 2021’de kardeşi Mehmet Öcalan’la yine telefonla görüştü. Ancak Mehmet Öcalan, bu görüşmenin yarıda kesildiğini duyurdu.

BURSA

#İmralıdan #aylardır #haber #yok #Avukatlar #görüş #başvurusunda #bulundu

KDP Metîna’da 3 askeri üs kurdu

KDP, Federe Kurdistan Bölgesi’nin Metîna alanında 3 farklı askeri üs kurdu

Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’nin Zap, Metîna ve Avaşîn alanlarına yönelik 17 Nisan 2022’de başlattığı saldırılar devam ederken, Fırat Haber Ajansı’nın (ANF) haberine göre, KDP güçlerinin Metîna’nın Girê Hekarî’de (Hakkari Tepesi) bölgeye askeri üs kurduğu belirtildi.

Bölgedeki tüm alanlardan çekilmek zorunda kalarak Girê Hekarî’de kalan Türkiye askerleri için KDP güçleri tarafından 3 farklı tepeye askeri üs kuruldu. Askeri üslere de Federe Kurdistan Bölgesel Yönetimi bayrağı çekildi. Üs içerisinde kime ait askeri gücün bulunduğu ise bilinmiyor.

KDP, daha önce de Türkiye’nin kimyasal silah kullanımına karşı bölgeye giden gaz maskesi ve lojistik malzemelerine el koymuştu.

DIŞ HABERLER

#KDP #Metînada #askeri #üs #kurdu

Dêrazor’da mayın patlaması: 5 ölü, en az 40 yaralı

Dêrazor’un batı kırsalında bir kamyonun geçişi sırasında meydana gelen patlamada 5 kişi hayatını kaybetti, en az 40 kişi yaralandı

Dêrazor’un batı kırsalında IŞİD çetelerinden kalan mayın bir kamyonun geçişi sırasında patladı. Suriye medyasında, patlamada 5 kişinin hayatını kaybettiği, en az 40 kişi ise yaralandığı belirtildi.

Kamyondaki kişilerin Dêrazor’un güneybatısındaki Kebacib bölgesinde mantar toplamaya gittiği kaydedildi.

Suriye İnsan Hakları Gözlemevi (SOHR) ise patlamada 8 kişinin hayatını kaybettiğini, 35’ten fazla kişinin ise yaralandığını duyurdu.

SOHR verilerine göre, Suriye’de yılın başından bu yana savaş kalıntılarının patlamasından dolayı 18’i çocuk 57 kişi yaşamını yitirdi, 118 kişi ise yaralandı.

HABER MERKEZİ

#Dêrazorda #mayın #patlaması #ölü #yaralı

Şenyaşar ailesi: Adalet Bakanı arka kapıdan giriş yaptı

Adalet Nöbeti’ni sürdüren Ferit Şenyaşar, Bakan Bekir Bozdağ’ın dün Urfa Adliyesi’ne geldiğini ancak arka kapıdan giriş, çıkış yaptığını söyledi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) lçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ve saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 710’uncu gününde devam diyor.

Ferit Şenyaşar, mücadelelerinde haklı olduklarını ve bunu herkesin bildiğini ifade ederek, “Savcılar ‘sabredin bekleyin’ diyorlar. Bizim sabredecek gücümüz kalmadı. Bir an önce hastane görüntüleri ortaya çıksın. Kayıtların devlet arşivinde olduğunu, devlet yetkilileri de söylüyor” dedi.

Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın dün Urfa Adliyesi’ne geldiğini belirten Şenşayar, “Adalet Bakanı, adliye içinde başsavcılık ile görüşme gerçekleştirdi. Fakat adliye önündeki nöbeti görmemek için Urfa Adliyesi’nin giriş kapısından değil, arka kapısından girip, çıktı. Bu, Adalet Bakanı Bekir Bozdağ’ın samimiyetsizliğini ve korkaklığını gösteriyor. Burada bir anne var ve bu ülkenin vatandaşı. Bu anneyi görmeden AKP Urfa’da halk içine çıkamayacak. Bütün Urfa halkı, bu zulmü ve hukuksuzluğu takip ediyor. Buraya bakanlar geliyor. AKP’nin milletvekilleri geliyor ama hiçbiri halkın içine çıkamıyor” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

 

#Şenyaşar #ailesi #Adalet #Bakanı #arka #kapıdan #giriş #yaptı

Kızılay’ın giysi sattığı polis tutanaklarına da yansımış

Kızılay’ın depremzedelere gönderilen ikinci el giysileri 0,41 dolara sattığı polis tutanaklarına da yanısmış

Kızılay’ın depremlerin ardından çadır satmasına ve ikinci el giysileri de bir süredir sattığının ortaya çıkmasına dair tepkiler sürürken skandal bir iddia daha ortaya çıktı.

İddia göre Kızılay’ın, Mereş depremlerinden 12 gün sonra iki TIR dolusu giysi sattığı haberlere yanışımıştı. Bu giysilerin Mersin-Tarsus karayolunda tutulduğu depo, bir ihbar üzerine 22 Şubat günü polis tarafından basılmıştı.

Gazeteci Bahadır Özgür, polis baskınına dair tutanağı ve deponun sahibi şirketin, Kızılay ile sözleşmesini Twitter hesabından paylaştı. Özgür, “İşte Kızılay’ın 18 Şubat günü 2 TIR dolusu giysiyi sattığına dair polis tutanağı. İhbar üzerine depo basılıyor. Şirket Kızılay ile 2 yıl önce yaptığı sözleşmeyi ve satışa dair faturaları sunuyor. Sözleşmeye göre ayda en az 80 ton giysi, kilosu 0.41 $’dan verilecek” ifadelerini kullandı.

Giysiler Afrika’ya gönderilecek

Tutanakta, söz konusu şirketin Kızılay ile sözleşmesine istinaden “ikinci el tekstil ürünleri aldığı, burada bu ürünleri ayrıştırarak paketleyip Afrika ülkesine gönderdiği, diğer parçalanmış ve kullanılmayacak halde olanları ise gerek Türkiye içinde gerek Türkiye dışında değerlendirdiği” belirtildi.

Tutanakta şu ifadeler kullanıldı:

“KOM Şube Müdürlüğümüze 21.02.2023 tarihinde gelen ihbarda Mersin-Tarsun Kaarayolu üzerine Karacailyas yakınlarında Coca Cola fabrikası arkasında… fabrikasında depremden dolayı gönderilen yardım malzemelerinin Kızılay tarafından burada yabancı bir şirkete satıldığı, onların da, ucuz fiyattan piyasaya sürmeye çalıştıkları… şirketine ait depoda 7 konteyner sıfır malzemenin yurtdışından gelen depremzedeler için battaniye mont gibi giyim ürünlerini ve gıda malzemesi olduğu ihbarı alınan üzerine 22.02.2023 günü saat 09.00’da belirtilen adrese gelindiğinde bahse konu adreste geri dönüşüm işi yapan merkezinin İstanbul’da olduğu, şirketin Kızılay Lojistik ile 2 yıl süreli sözleşmelerinin bulunduğu bu sözleşmeye istinaden ikinci el tekstil ürünleri aldıkları, burada bu ürünleri ayıştıracak sağlam olanları ayrıştırarak paketleyip Afrika ülkesine gönderdikleri diğer parçalanmış ve kullanılmayacak halde olanları ise gerek Türkiye içinde gerek Türkiye dışında değerlendirdikleri, Kızılaydan en son 18.02.2023 günü fiyatlandırılan 2 tırın 19.02.2023 tarihinde tesise geldiği ve ayrıştırdığı kesinlikle tüm ürünlerin ikinci el olduğu ve gıda malzemesi almadığını beyan ederek Kızılay Lojistik tarafından kesilen faturayı ibraz etmiş…”

HABER MERKEZİ

#Kızılayın #giysi #sattığı #polis #tutanaklarına #yansımış

Günay: Savaş için ‘ansızın gelen’ iktidar depremde günlerce yoktu

HDP Parti Sözcüsü Ebru Günay, ‘Konu savaş olduğunda bir gece ansızın Atina’da, Şam’da veya Erivan’da olunabileceği tehditleri kolayca sıralanabilmektedir. Halbuki, depremden 48 saat sonra hiçbir devlet yetkilisi Antakya’ya veya Adıyaman’a ulaşamadı’ dedi

Partisinin Genel Merkezi’nde gündeme ilişkin basın toplantısı düzenleyen Halkların Demokratik Partisi (HDP) Sözcüsü Ebru Günay, iktidarın sorumluluktan kaçması ve ortaya çıkan dayanışmaya vurgu yaptı.

AKP-MHP iktidarının darbeci zihniyetine rağmen direnişin her alanda büyüdüğünü belirten Günay, 2 Mart 1994’te DEP milletvekillerinin dokunulmazlıklarının kaldırılmasını hatırlatarak, “1994’ten bu yana ne değişti? Aslında hiçbir şey değişmedi. AKP iktidarı hala darbeler yapmakta, demokratik siyasete yönelik zorunu, baskısını ve darbelerini devam ettirmekte” dedi.

Türkiye’nin 20 yıllık özeti o soruda gizli

İktidarın baskı yöntemlerine rağmen demokrasinin kazanacağını belirten Günay, son süreçte, partileri başta olmak üzere TİP ve Sol Parti’ye saldırıların arttığını vurguladı. Hırsızlık, yolsuzluk, mafya-bürokrasi ilişkilerinin ayyuka çıktığı bir Türkiye’nin gölgesinde depremi yaşadıklarını söyleyen Günay, “Gaziantep’te bir yurttaş AKP Genel Başkanı’na şu soruyu sordu depremden hemen sonra: “Burası bir sanayi şehri, depreme neden hazırlıksız yakalandık?” Bu soru cevaplanmadı. Üstüne üstlük sansürlendi ve sorunun sahibi oradan uzaklaştırıldı, görmezden gelindi. Türkiye’nin 20 yıllık AKP iktidarının özeti o soru sorulduktan sonraki 5 saniyenin içerisine sıkışmış durumdadır” diye konuştu.

Devlet yoktu halk vardı’

Daha önce yaşanan 2003 Çewlik (Bingöl), 2011 Wan, 2020 Xarpet (Elazığ), 2021 İzmir depremlerini hatırlatan Günay buna rağmen, önlem alınmadığını ve on binlerce insanın hayatını kaybettiğini belirtti. İktidarın depremde yurttaşlara geç kaldığını vurgulayan Günay, “AKP Genel Başkanı Erdoğan ve hükümeti helallik isteyeceğine bir an önce istifa etmesi gerekirken, koruma ordusuyla pişkince deprem bölgesine gidiyor, çocuklara para dağıtıyor, tehdit üstüne tehdit yağdırıp, sıcak ve konforlu Saray’ına geri dönüyor. Evet, İlk günden itibaren deprem sahasında olan biri olarak bunları çok net olarak söyleyebilirim. Devlet yoktu. Hükümet yoktu. AFAD yoktu, Kızılay yoktu. Kızılay belki de sattığı çadırların parasını saymak ile meşguldü. Ama halk vardı, dayanışma vardı. Ele ele verme, omuz omuza durma vardı. Ve bizler, gönüllülerle beraber hep oradaydık. Depremin ilk gününden itibaren Emek ve Özgürlük İttifakı bileşenleri olarak da her yerdeydik” diye belirtti.

869 çadır, 353 konteyner

Deprem bölgelerinde yaptıkları çalışma ve dağıttıkları yardımlara da değinen Günay, bin 500 ailenin barınma sorununu çözdüklerini, 896 büyük çadır, 353 konteyner, 14 aş evi ve mobil mutfak kurdukları bilgisini verdi. Günay, HDP’nin “Aileleri Buluşturuyoruz” kampanyasıyla deprem sonrası maddi zorluk çekecek olan ailelerle dayanıştığını, Gençlik Meclis’lerinin “Yaşam Zinciri” kampanyasıyla tüm alanlarda çalıştığını ve Kadın Meclisi’nin de 8 Mart haftasında mor TIR’larla “Yalnız değil, birlikteyiz!” diyerek yollara çıkmaya hazırlandığını vurguladı.

‘Bunların ki saf kötülük’

Dayanışmadan korkan iktidarın ortada büyük bir felaket olmasına rağmen partilerine yöneldiğini ve dayanışmaya kayyum atadığını ifade eden Günay, “Depremin yarattığı yıkım insanların yaşadığı tarifsiz acı ortadayken, kimin aklına gelir köylere yardım götüren bir köy evine kayyım atamak! İşte bu iktidarın aklına geliyor. Çalışan gönüllüleri engellemek, insanlar üşürken sobaları bekletmek, enkaz altında iken arama kurtarma ekiplerini bekletmek kimin aklına gelir? Bir zulüm makinesine dönüşmüş iktidarın aklına geliyor işte. Saf kötülük ve katıksız faşizmdir bu” dedi.

Depremde savaş siyaseti yürütüldü

HDP’li belediyelere kayyum atanmasaydı çalışmaların çok daha geniş çaplı olacağının altını çizen Günay, “Türkiye’de kayyım rejimi ile bitirilmeye çalışılan yerinden yönetim anlayışının önemi bir kez daha görüldü. Yerelin gücüne güvenmenin ve inanmanın ölüm kalım meselesi olduğunu herkesin artık görmesi lazım. Toplumu savunmak istiyorsak yerelden başlayacağız. Biz kendi mahallesinde, kendi şehrinde kendisine hızlıca koşabilecek, örgütlenmeler istiyoruz. Bu yaşamla ilgili bir meseledir. Bu iktidar yaşama düşmandır. Çünkü depremle ilgilenmediği gibi, deprem boyunca da savaş siyasetini sürdürdü” diye konuştu.

‘Hayat kurtarmak yerine savaşa odaklanmışlar’

Hulusi Akar’ın sarf ettiği savaş itirafı sözlerine de değinen Günay, “Savunma Bakanı Hulusi Akar depremin ilk günlerinde çok sınırlı sayıda TSK personelinin bulunduğunu itiraf etmişti. Savunma Bakanı’nın son mazereti ise aslında bir itiraftır. Askerin hayat kurtarmak yerine savaşa ve işgale odaklanmasını isteyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Asker, depremden hemen sonraki gün depremzedeleri enkazdan kurtarmak yerine, Suriye’de ve Irak’ta sınır ötesi operasyonlarına devam etmekteydi, bombardımanlarını sürdürmekteydi” diye konuştu. Günay, “Konu savaş olduğunda bir gece ansızın Atina’da, Şam’da veya Erivan’da olunabileceği tehditleri kolayca sıralanabilmektedir. Halbuki, depremden 48 saat sonra hiçbir devlet yetkilisi Antakya’ya veya Adıyaman’a ulaşamadı. Tüm bunları bizler HDP olarak not ediyoruz” diye vurguladı.

‘Gücümüze inanalım’

Günay son olarak yine yerel yönetimlere ve dayanışmaya vurgu yaparak, “Halkın bu iradesi ve kendi kendini örgütleme gücü AKP-MHP ittifakına verilen en doğru cevaptır. Evleri yıkılan halka harçlık dağıtan, depremzedeleri azarlayan bu iktidara düşen tek şey kaldı, o da pılını pırtını toplayıp gitmek. Acilen tüm görevlerinden istifa etmek. Gücümüze inanalım. HDP olarak çözüm ve inşa gücümüz, irademiz nettir. Yasımızı öfkeye, öfkemizi mücadeleye, mücadelemizi örgütlülüğe, örgütlülüğümüzü ise yeni yaşamı inşaya dönüştürelim” dedi.

ANKARA

 

#Günay #Savaş #için #ansızın #gelen #iktidar #depremde #günlerce #yoktu