Ana Sayfa Blog Sayfa 873

Kadınlar Birlikte Güçlü: Öfkemiz ve isyanımızla şehirleri yeniden kuracağız

Kadınlar Birlikte Güçlü üyesi kadınlar 8 Mart’ın Hatay’da yaptıkları açıklamada, ‘Şehirleri birbirimizden aldığımız isyanımız, öfkemiz, cüretimiz ve neşemizle kurmak için buradayız’ dedi

Depremin ardından özellikle kadın örgütlerinin sahadaki çalışmaları devam ederken, kadınlar 8 Mart Dünya Kadınlar Günü için eylem takvimlerini açıklamaya başladı.

Çalışmalarının startını veren Kadınlar Birlikte Güçlü, Hatay’ın Defne ilçesine bağlı Sevgi Parkı’nda açıklama yaparak, 8 Mart’ta dayanışmayı büyüteceklerini vurguladı.

Yaşımı yeniden kuracağız

Grup adına açıklamayı yapan Selver Büyükkeleş, yıkılan şehirleri ve yaşamı kadın dayanışmasıyla yeniden kuracaklarını, hiçbir yere gitmeyeceklerini söyledi. İktidarı şiddetin her türünü aklayan erkek adaletinden tanıdıklarını ifade eden Büyükkeleş, “Rant uğruna yaptığınız binalar binlerce insanın mezarı oldu. Biz kadınlar ise bu yıkıntıların arasında mücadelemizle, dayanışmamızla, isyanımızla yaşamı yeniden kuracağız. Bu şehirleri birbirimizden aldığımız isyanımız, öfkemiz, cüretimiz ve neşemizle kurmak için buradayız. İlk günden beri devletin üstlenmediği sorumluluğu il il, mahalle mahalle, üniversite üniversite ören biz feministler, sosyalistler, yurtseverler varız. Ne birbirimizden, ne örgütlü mücadelemizden vazgeçeriz” diye konuştu.

Talepler sıralandı

Büyükkeleş, devamında kadınların acil taleplerini şu şekilde sıraladı:

*Depremin 24’üncü günü olmasına rağmen şehirde hala elektrik ve su olmadığı için temel ihtiyaçlarımızı karşılayamıyoruz. Bu yüzden ivedi bir şekilde şehre elektrik ve su verilmelidir.

*Tuvalet ve banyoların depremin ilk gününden beri olmaması özellikle biz kadınların ve çocukların sağlığını tehlikeye atmaktadır. Acilen salgınların ve genital hastalıkların çoğalmaması için şehrin dört bir yanında güvenli ve temiz tuvalet, banyolar kurulmalıdır. Halkın erişebileceği hastaneler açılmalıdır.

*Bu süreçte en temel ihtiyaçlarımızdan olan hijyen kitleri yaygın ve sürekli sağlanmalıdır.

*Yıkımların sürmesine rağmen hala çadıra ulaşamayan binlerce insan var. Halkın çadır ihtiyacı acilen karşılanmalıdır. Tüm ilçelerde, köylerde, mahallelerde güvenli prefabrik evler, barınaklar kurulmalıdır. Sosyal-kültürel-politik dokusunu bozmadan bizlerin özneliği ile yaşam alanlarımız yeniden kurulmalıdır.

*Bir gecede tek adamın kararıyla kaldırılan İstanbul Sözleşmesi başta deprem bölgeleri olmak üzere tüm ülkede uygulansın. Kadınların yaşadıkları yerlerde erkek şiddetine karşı kolayca ulaşabileceği merkezler kurulmalıdır.

*Yaşanan depremle birlikte eğitimin fiili olarak durdurulması en çok kadınları ve çocukları etkiledi. Şehirlerde acilen eğitim birimleri kurulmalıdır.

*Akıbeti belli olmayan ve verilmeyen çocukların isimleri ve yerleri derhal açıklanmalıdır. Bu süreçte tarikatlara ve yurtlara teslim edilen çocuklar acilen halkın şeffaflıkla erişebileceği güvenli yerlere yerleştirilmelidir.

*Cinsiyetçi iş bölümü ile kadınlara yüklenen bakım emeği yükü depremle beraber daha da artmış durumdayken acilen kolektif mutfak, kolektif çamaşırhaneler kurulmalıdır. Kreş ve yaşlı bakım evleri ivedilikle inşa edilmelidir.

*Depremin ve kötü yaşam koşullarının yaratabileceği travma sebebi ile kadınlara her çadır yada konteynır şehirde bir psikososyal destek çadırı/konteynırı mutlaka tahsis edilmelidir.

*Bu depremi katliama dönüştüren sermaye egemenliği ve onun bugünkü temsilcisi AKP-MHP iktidarı acilen istifa etmeli ve tüm kurumlar yargılanmalıdır.”

Adana Kadın Platformu da, yaptığı açıklama ile 8 Mart çalışmalarının startını verdi.

HABER MERKEZİ

#Kadınlar #Birlikte #Güçlü #Öfkemiz #isyanımızla #şehirleri #yeniden #kuracağız

Cape Town’daki ‘Öcalan’a özgürlük, dünyaya barış’ konferansı sürüyor

Afrika’da düzenlenen “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Dünyaya Barış ve İstikrar” konferansı 2’nci gününde yoğun tartışmalarla sürüyor

Güney Afrika’nın Cape Town kentinde Kürt İnsan Hakları Çalışma Grubu ve Suriye Önder Apo’ya Özgürlük İnisiyatifi öncülüğünde, “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Dünyaya Barış ve İstikrar” konferansı ikinci gününde sürüyor.

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü, Kürt sorununun çözümü ve dünya barışına katkılarının tartışıldığı konferansın ikinci günkü bölümü “Kadınların Özgürlük Arayışı” başlıklı panelle başladı. “Demokratik Ulus”, “Ortadoğu ve Dünya’da Devrim İhtiyacı” konulu panellerle sürüyor. Gün sonunda konferansın sonuç bildirgesiyle sonlandırılması bekleniyor.

Konferansın sonunda ayrıca 26 Şubat 2016 yılında yaşamını yitiren Güney Afrikalı Kürt dostu, Kürt İnsan Hakları Eylem Grubu (KHRAG) kurucusu ve hukukçu Essa Moossa için bir anma etkinliğinin gerçekleştirilmesi de bekleniyor.

Kaynak: ANF

#Cape #Towndaki #Öcalana #özgürlük #dünyaya #barış #konferansı #sürüyor

Şirnex’te 8 Mart açıklaması: Mücadelemiz saltanatlarının yıkılma sebebidir

8 Mart’ın startını Şirnex’ten veren TJA ve HDP Kadın Meclisi basın açıklamasında depreme ve erkek egemenlikli sistemin yol açtığı yıkımlara dikkati çekerek, ‘Mücadelemiz saltanatlarının yıkılma sebebidir’ dedi

Özgür Kadın Hareketi’nin (Tevgera Jinên Azad-TJA) “Kadın Dayanışması Yaşatır” ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi’nin “Yalnız değil, birlikteyiz/Jin, jiyan, azadî” sloganıyla 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla gerçekleştirecekleri eylem ve etkinliklerin startı Şirnex’te verildi.

Kentteki Cumhuriyet Meydanı’nda gerçekleştirilen açıklamaya, HDP Şirnex Milletvekilli Nuran İmir, HDP il ve ilçe yöneticileri, Barış Anneleri Meclisi, HDP Mêrdîn İl Örgütü yöneticileri ile çok sayıda kadın katıldı.

Mereş merkezli deprem dolayısıyla siyah giyinen kadınlar, Fransa’nın başkenti Paris’te 23 Aralık 2022 tarihinde suikastla katledilen KCK Yürütme Konseyi Üyesi Emine Kara’nın (Evin Goyi) fotoğraflarını da taşıdı.

“Dem dema jin jiyan azadiyê ye” pankartının açıldığı açıklamada basın metnini TJA aktivisti Güler Tunç okudu.

Depremle birlikte devletin kadına yaklaşımının bir kez daha açığa çıktığını söyleyen Tunç, “6 Şubat’ta Kurdistan, Türkiye ve Suriye’yi etkisi altına alan Mereş depremini yaşadık. Bu felaket erkek egemenlikli sistemin sonucu olarak ortaya çıktı. Başta kadınlar olmak üzere toplumun ihtiyaçlarını karşılamak yerine medyaları aracılığıyla ilk saatlerden itibaren tüm imkanlarını iktidarları için kullandıklarını gördük” diye belirtti.

İran ve Rojhilat’ta kadınların öncülüğünde yükselen direnişe de dikkat çeken Tunç, şöyle dedi:

“Depremin sonuçlarının bu kadar ağır olmasının tek nedeni mevcut savaş gerçeğidir. Kurdistan, Ortadoğu ve dünyanın birçok yerinde yaşanan bu savaşlar beraberinde sömürü, yıkım, yoksulluk, ekolojik yıkım ve yerinden edilmeyi getirdi. Kürt kadını Jîna Emînî’yi katleden soykırımcı erkek egemen sisteme karşı ‘jin, jiyan, azadî’ felsefesi sadece Kürtlerin değil, tüm halkların ve tüm dünya kadınlarının en büyük umudu olmuştur. Bu umut bir kez daha özgür yaşamı korumanın yolunu açtı, açmaya da devam ediyor. Kadınların özgürlük mücadelesine dönüşen bu isyan, faşist iktidarların yarattığı yıkımları ve kadına yönelik her türlü şiddeti temelini sarsarak, özgür bir toplumu yeniden inşa edecektir. Soykırımcı ulus-devlet sistemi bilinçli olarak, devrimci ve öncü kadınları hedef alarak toplumun direncini, direnişini bu şekilde kırmaya çalışıyor.”

‘Mücadelemiz saltanatların yıkılma sebebidir’

Ardından konuşan HDP’li vekil Nuran İmir de, şunları belirtti: “Oldukça zor bir yıl geçirdik. Bu yıl mücadelemize karşı baskı ve saldırılar en üst düzeydeydi. Ülke ataerkil bir sistemle yönetildi. Ama kadınlar bir an olsun mücadele bayrağını indirmedi. Bugün kanunları ve sistemleriyle kadın katillerini koruyanlar, ağaçlarımızı, ormanlarımızı yakanlar, bu sistemi hayatın her alanına empoze edenler, mücadelemizle karşılaşacaktır. Mücadelemiz saltanatlarının yıkılmasının sebebidir.”

ŞIRNEX

#Şirnexte #Mart #açıklaması #Mücadelemiz #saltanatlarının #yıkılma #sebebidir

Halkevleri üyelerin polis saldırısı: 8 gözaltı

Deprem bölgesindeki STÖ’lere baskıları protesto eden Halkevleri’nin eylemin polis saldırdı. Saldırıda 8 kişi gözaltına alındı

Halkevi üyeleri Mereş (Maraş) merkezli yaşanan ve 11 kentte resmi verilere göre 45 bin kişinin öldüğü depremlerin ardından sahada olan sivil toplum örgütlerinin deprem bölgesinde kurduğu dayanışma ağına yönelik polis baskılarını protesto etmek istedi.

8 kişi gözaltına alındı

İstanbul Halkevleri binası önünde açıklama yapmak isteyen Halkevleri üyelerine polis saldırdı. Açıklama yapılmasına engel olan polis, Halkevleri binası önünde toplanan Halkevleri üye ve yöneticilerini darp ederek gözaltına aldı.

Saldırı 8 kişi gözaltına alındı.

İSTANBUL

 

#Halkevleri #üyelerin #polis #saldırısı #gözaltı

Şenyaşar ailesi: Susma zamanı değil…

Adalet Nöbet’leri 709’uncu günde olan Şenyaşar ailesi sanal medya hesaplarından, ‘Mücadelemiz adaleti getirecek, başka yolu yok! Susma zamanı değil…’ paylaşımında bulundu

Riha’nın (Urfa)Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattıkları Adalet Nöbeti 709’uncu gününde sürüyor.

Emine Şenyaşar, sağlık sorunlarından dolayı eyleme katılmazken, adliye önüne gelen Ferit Şenyaşar, eylemlerini sürdürdü.

Aile, sanal medya hesaplarından ise şu paylaşımda bulundu: “Adalet Nöbeti’miz 709’uncu günde devam ediyor. Adaleti tutsak ederek, hakikatlerin üstünü kapatamazsınız. Mücadelemiz adaleti getirecek, başka yolu yok! Susma zamanı değil…”

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Susma #zamanı #değil

KESK’li kadınlar 8 Mart için deprem bölgesinde olacak

KESK Kadın Meclisi üyesi kadınlar, 8 Mart Kadınlar Günü için yaptıkları açıklamada depremlerden kadın ve çocukların daha çok etkilendiğini belirterek örgütlenme ihtiyacına vurgu yaptı. Kadınlar deprem bölgelerinde alanda olacaklarını söyledi

Mereş ( Maraş) merkezli yaşanan depremlerin ardından sahada aktif çalışan gruplardan olan Kamu Emekçileri Sendikası Konfederasyonu (KESK) Kadın Meclisi üyesi kadınlar, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü eylem takvimlerini açıkladı.
Sendikanın Ankara’da bulunan genel merkez binasında yapılan açıklamada konuşan KESK Kadın Sekreteri Döne Gevher, İktidarın “doğal afet” diyerek sorumluluğunu görmezden geldiğini ve suçu doğaya attığını belirtti.

Kadın ve çocuklar daha ağır yaşadı

Yaşanan felaketin kapitalizmin insan ve doğa düşmanı politikalarından kaynaklandığını belirten Gevher, 8 Mart’ı kadınların öfke ve artan bir bilinçle karşıladıklarını ve yaşanan depremin sonuçlarını tıpkı savaşlarda olduğu gibi kadınların ve çocukların daha ağır yaşadığını belirtti. Gevher, “Başta AKP iktidarının kapitalist politikaları olmak üzere, sermayenin, kentsel rantın, liyakatsizliğin, insan hayatını hiçe sayan imar uygulamalarının sebep olduğu bu büyük yıkımın sonuçları, zaten yoksulluk kıskacında, etnik ve dinsel olarak ayrımcılığa uğrayan, bölgesel eşitsizliğe, savaşa, emek sömürüsüne ve ataerkil şiddete en çok maruz kalan kadınları daha derinden etkiliyor. Diyanet İşleri Başkanlığı depremzede çocukların evlat edinenle evlenme engeli bulunmadığına dair tecavüz ve istismarı meşrulaştıran fetvalar verirken, Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı, kimsesiz kalan çocukları yurtlarda ve okullarda adları taciz, tecavüz, istismar ve şiddet ile anılan tarikat ve cemaatlere teslim etmekten utanmıyor” ifadelerini kullandı.

Daha fazla örgütlenmemiz lazım

Yaşanan depremin halihazırda süren kadın işsizliğini de derinleştireceğine dikkat çeken Gevher, “Yaşanan deprem ile birlikte derinleşen eşitsizliklere eşlik eden yoksulluk, toplumsal cinsiyet eşitsizliğiyle de birleşince önümüzde ki sürecin kadınlar açısından yaşamın her alanında güvencesizliği, bakım yükünü, şiddeti arttıracağı aşikar. Bu süreç önümüze daha fazla örgütlenme, daha fazla mücadele etme ve daha fazla dayanışma sorumluluğunu bizlere yüklüyor” diye konuştu.

Deprem bölgelerinde olacaklar

AKP-MHP’ye karşı kadın mücadelesinin örgütlenerek devam edeceğini belirten Gevher, 2-5 Mart tarihlerinde Hatay, İskenderun, Semsûr (Adıyaman), Mereş’in (Maraş) Bazarcix ve Narlı ilçeleri, İslahiye, Meletî’de (Malatya) kadın dayanışmasını öreceklerini söyledi. Gevher, 8 Mart’ta tüm kentlerden kadın platformları ile iktidarın patriarkal politikalarına karşı alanlarda olacaklarını kaydetti.

ANKARA

#KESKli #kadınlar #Mart #için #deprem #bölgesinde #olacak

‘Öcalan’a özgürlük, dünyaya barış’ konferansı ikinci gününde

Afrika’da düzenlenen ‘Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Dünyaya Barış ve İstikrar’ konferansı 2’nci gününde

İmralı Cezaevi’nde 25’inci yılına giren ağır tecrit koşulları altında olan PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan 22 aydır haber alınmamasına karşı eylem ve etkinlikler sürüyor.
Bu amaçla Güney Afrika’nın Cape Town kentinde Kürt İnsan Hakları Çalışma Grubu ve Suriye Önder Apo’ya Özgürlük İnisiyatifi öncülüğünde, “Abdullah Öcalan’a Özgürlük, Dünyaya Barış ve İstikrar” konferansı ikinci gününde sürüyor.

Sonuç bildirgesi açıklanacak

Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü, Kürt sorununun çözümü ve dünya barışına katkılarının tartışıldığı konferansın ikinci günkü bölümü “Kadınların Özgürlük Arayışı” başlıklı panelle başladı.
“Demokratik Ulus”, “Ortadoğu ve Dünya’da Devrim İhtiyacı” konu başlıklarıyla devam edecek konferansın gün sonunda sonuç bildirgesiyle sonlandırılması bekleniyor.

Moossa için anma

Konferansın sonunda ayrıca 26 Şubat 2016’da hayatını kaybeden Güney Afrikalı Kürt dostu, Kürt İnsan Hakları Eylem Grubu (KHRAG) kurucusu ve hukukçu Essa Moossa için bir anma etkinliğinin gerçekleştirilmesi de bekleniyor.

HABER MERKEZİ

#Öcalana #özgürlük #dünyaya #barış #konferansı #ikinci #gününde

Erdoğan seçim için 14 Mayıs dedi

Partisinin grup toplantısında konuşan Erdoğan, seçimler için 14 Mayıs’ı işaret etti

Deprein ardından geç kalındığı için tepkilerin hedefin olan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan seçim tarihi ile ilgili açıklamalarda bulundu.

Partisinin Meclis grup toplantısında konuşan Erdoğan, “Bu millet 14 Mayıs’ta gereğini yapacaktır” diyen Erdoğan, deprem öncesi seçimler için işaret ettiği 14 Mayıs’ı bir kez daha yineledi.

Ayrıntılar geliyor…

#Erdoğan #seçim #için #Mayıs #dedi

Semsûr’a ağıt…

Ağabeyi ve yeğenlerini yitiren Kobanêli Abdulkadir Omerî, savaştan kurtardığı yakınlarını depremde kaybetti. Omerî, acılarını Semsûr’a ağıt yakarak dile getiriyor

Mereş merkezli yaşanan depremde ortaya çıkan yıkım bombalanmış şehirleri andırırken, bu yıkım Suriye’deki savaşın ardından topraklarını terk edip Türkiye ve Kurdistan kentlerine gelen mültecilerin travmasına daha da derinleştiriyor.

11 bin insanın hayatını kaybetmesine neden olan Semsûr’da (Adıyaman) binalar yerle bir oldu. Semsûr, şimdilerde adeta savaşın geçtiği bir kent gibi. Kriz Koordinasyon Çadırı’nda kalan ve 2014 yılında, IŞİD’in Kobanê saldırısında savaştan kaçarak Semsûr’a yerleşen Abdulkadir Omerî, savaştan kurtardığı yakınlarını depremde kaybetti.

Abdulkadir Omerî, depremde kardeşi Gelo Omerî ve çocukları Eyad ve Erich’i kaybetti.

Omerî deprem gününü şu sözlerle anlattı: “Deprem sırasında, şiddetli bir şekilde sallanmaya başladık. Dışarı çıktık daha sonra ağabeyim ve çocuklarına ulaşmaya çalıştık ama haber alamadık. Ağabeyim ve çocukları enkaz altında kalmıştı. Oğlumla birlikte, enkazın olduğu alana gittik, ağabeyim çocuğu hala yaşıyor ve ağlıyordu. Molozların altından, feryatları duyuluyordu. Enkazın kazmaya çalıştık fakat bacakları ve gövdesi enkazın altındaydı. 3 gün boyunca uğraştık ama kurtaramadık. Ağabeyim ve çocuklarını çıkaramadık.”

Polis ‘bu işlerden anlamayız’ dedi

Polisin 3 gün sonra enkaz alanına geldiğini ancak hazırlıkları olmadığı için müdahale etmediklerini vurgulayan Omerî, “Polisler geldi ve ‘bu işlerden anlamayız’ diyerek gittiler. Enkaz alanından cenazelerimizi çıkaramadık. Ağabeyim, oğlu Eyad ve kızı Erich enkaz altında kalarak yaşamını yitirdi. Ardından çok sayıda hayırsever, Amed’ten geldi ve cesetlerimizi çıkardı” ifadelerinde bulundu.

‘Sınırdan geçişimize izin vermediler’

Yaşamını yitiren ağabeyinin cenazesini sınırdan Kobanê’ye götürdüklerini söyleyen Omerî, “Ağabeyimin kızını, Semsûr’a defnettik. Ağabeyimin vasiyeti vardı. ‘Ölürsem beni topraklarıma götürün’ diye. Ağabeyimi ve oğlunu sınıra götürüp akrabalarımıza teslim ettik ve döndük. Çünkü sınırdan geçmemize izin vermediler. Akrabalarımız, ağabeyim ve oğlunu Kobanê’de defnetti” dedi.

‘AFAD gitmemizi istedi’

AFAD tarafından kurulan çadır kentten Suriyeli oldukları için kovulduklarını belirten Omerî, AFAD çadırından sonra Suriyelilerin bulunduğu çadırlara, ardından da Kriz Koordinasyon Merkezi Çadırı’na geçtiklerini söyledi. Omerî, “AFAD bize buradan gitmemizi söyledi. Biz de Suriyelilerin olduğu çadırlara gittik. Ama su, tuvalet, banyo dâhil hiçbir şey yoktu. Ondan sonra buraya yerleştik. Burada dayanışma çok büyük” diye konuştu.

Omerî son olarak, Kobanê’nin ardından geldiği Semsûr’un da yerle bir olmasıyla yaşadığı acıyı yaktığı ağıtla dile getirdi:

“Derdê min girane dê were lo,

Lo welatê xerîbiyê em perîşan in lo,

Bira bila ez bûma ne ciwanên te buna,

Li ser welatê me êriş hene em nikarin vegerin welatê xwe,

Agir bikeve mala zalim û dijminan top û bombe li ser welatê me hatin,

Bajarê Semsûrê tev hatiye xwarê qîr û hawara ciwan û xortan e,

Bajarê Semsûrê bajarekî şerîn e lê giran e heyfa xort û ciwanan…”

Haber: Zerrin Sargut – Mahmut Altıntaş / MA

#Semsûra #ağıt

Özerklik olsaydı deprem bölgelerinde bilonço bu kadar olur muydu?

HDK Eşsözcüsü Cengiz Çiçek, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın demokratik özerklik projesine dikkat çekerek, ‘Deprem bölgesinde yıllarca önerdiğimiz öz yönetim modelleri, dayanışma ağları ortaya çıktı’ dedi

Mereş (Maraş) Bazarcix merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen iki büyük deprem ile Hatay merkezli 20 Şubat’ta meydana gelen depremler 10 kentte büyük bir yıkıma neden olurken, resmi verilere göre şu ana kadar 45 bini aşkın kişi yaşamını yitirirken binlerde kişi ise yaralandı. Devlet ve iktidar yetkileri depremin ilk günleri deprem bölgelerine gitmek yerine sessizliğe bürünüp, kurumlar işlevsiz bırakılırdı, arama kurtarma çalışmalarında yetersizlikler yaşandı. Devletin olmadığı deprem bölgelerinde toplumun diğer dinamiklerinin harekete geçmesiyle büyük bir dayanışma örneği sergilendi.

İlk günden itibaren halkın yaralarını sarmak harekete geçen kurum ve kuruluşlardan biri de Halkların Demokratik Kongresi (HDK) oldu. Oluşturulan Kriz Koordinasyon Merkezi ile bölgede toplumsal yeniden inşa çalışmalarını sürdüren HDK Eşsözcüsü Cengiz Çiçek, deprem sonrası yaşananları değerlendirdi.

Deprem paraları savaş

Halkın vergilerinin Kürt halkına yönelik savaşta kullanıldığını söyleyen Çiçek, depremin 2’nci gününde Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik devam eden hava saldırılarını hatırlattı. Halktan toplanan vergilerin halk karşıtı politikaların hizmetine sunulduğunun altını çizen Çiçek, “Türkiye, devletçi ve iktidarcı gelenek bağlamında çok özel bir yer de oturuyor. Ulus devletin kendisini bir şiddet örgütü olarak değerlendirdik. Bu değerlendirmenin temelinde de toplumun, emekçilerin sömürülmesi yatıyor. Toplumun ‘güvenlik’ politikaları üzerinden rızasının almasının temel amacı gasp, talan, sömürü rejimlerinin üstünü örtmedir” dedi.

Devlet şiddeti ile var

Deprem bölgesindeki halkın “devlet yok” tepkilerine de değinen Çiçek, “Devlet, toplum için halk için yok. Kendisi, iktidarının sürekliliği için var. Toplum, ‘devlet yok’ diyerek tam da bu durumu kastediyor. Deprem alanında devlet var. Ancak şöyle var; kolluk, askeri ve silahlı gücüyle var. Bunu Hatay’da gördük. Sanki bir savaş, işgal alanında gibi hissediyorsunuz kendinizi. Dünyanın dört bir tarafından insanlar depremzedelerle dayanışmak gelmiş. Ancak devlet enkazın çevresinde toplumu sindirmek, korkutmak, yıldırmak, göçertmek için var. AKP iktidarının en temel özeliği Pazarcık’taki kayyım ile açıklanabilir. Kendi toplumsal meşruiyet zeminini zayıflatacak her girişime karşı çıkıyor” diye konuştu.

Demokratik özerklik projesi

Depremde ortaya çıkan yıkımın temel nedeninin “merkeziyetçi yönetim” olduğuna dikkat çeken Çiçek, buna karşı PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın demokratik özerklik projesine işaret etti. Özerkliğin olması durumunda halkın söz ve karar hakkına sahip olacağını söyleyen Çiçek, “Demokratik özerlik toplumun kendisini yerinde, yerelde öz sorunları üzerinden, öz ihtiyaçları üzerinden örgütlenmesi demektir. Ama bu topraklarda hep demokratik özerklik önermesine şu muamele yapıldı; ‘Kürtlerin önermesidir, Kürtler bölünmek, ayrılmak istiyor.’ Oysa demokratik özerklik tam tersi Türkiye ve Kurdistan halklarının, emekçilerinin, kadınların bir bütün olarak birleşme önerisidir. Demokratik özerlik modeli olsaydı; bugün herhangi deprem bölgesindeki bir mahalle, bir köy, bir ilçe olanaklarını, hazırlıklarını yapmış olacaktı. ”

Meclis ve komünler kurulmalı

Deprem bölgesinde ortaya çıkan toplumsal refleks ve dayanışmanın kalıcı hale gelmesi gerektiğinin altını çizen Çiçek,yerel meclis ve komünlerin kurulması önerisinde buludu. Çiçek, “Deprem bölgesinde bizim yıllarca arzu ettiğimiz, önerdiğimiz öz yönetim modelleri, dayanışma ağları ortaya çıktı. Birçok yapının orada depremzedelerle birlikte özel, özgün örgütlenmeler içerisine girdiğini gördük” ifadelerini kullandı.

Haber: Mehmet Aslan / MA

 

#Özerklik #olsaydı #deprem #bölgelerinde #bilonço #kadar #olur #muydu