Ana Sayfa Blog Sayfa 874

Türkiye’den Şengal’e hava saldırısı

Türkiye tarafından Şengal’e hava saldırı düzenlendi

Türkiye Şengal’e yönelik hava saldırısı düzenlendi.

Türkiye’nin 27 Şubat’ta da Kuzey ve Doğu Suriye’ye yönelik SİHA saldırısında YBŞ komutanları Pîr Çeko ve Agir Cefrî hayatlarını kaybetmiş ve bir savaşçı da yaralanmıştı.

Ayrıntılar geliyor…

#Türkiyeden #Şengale #hava #saldırısı

Devlet yoktu kepçeci Ali vardı: Havyanlar cenazeyi yemesin diye başında bekledim

Mereş merkezli yaşanan depremde evi yerle bir olan kepçe operatörü Ali İlter günlerce yardımın gitmediği mahallede tek başına çalıştı. İlter çıkardığı cenazeyi havyanlar yemesin diye başında bekledi

Günlerce herhangi bir yardımın ulaşmadığı ve resmi çalışmaların başlatılmadığı deprem kentlerinde onlarca insan enkazların altında hayatını kaybetti. Meletî’nin (Malatya) merkez ve kırsal bölgelerinde yıkılan binaların enkazları da henüz kaldırılmazken, Argan (Akçadağ) ilçesine bağlı 600 haneli Ören kırsal mahallesinin yüzde 80’e yakını yıkıldı. Ayakta kalan evlerin de çoğu kullanılamayacak durumda.

Kendi imkânlarıyla çabalıyorlar

Depremde 16 kişinin hayatını kaybettiği mahallede evlerin çoğu ikinci depremde yıkılırken, mahalleliler, ilk günden bu yana kendi yaralarını, kendi imkanlarıyla sarmaya çalışıyor.

Mahalleli olan Ali İlter isimli kepçe operatörü de enkazdan ikisi sağ olmak üzere toplamda 12 kişiyi çıkararak depremin ilk günden beri sahada olanlardan biri.

‘Her yerden Ali yetiş diye arıyorlardı’

Mezopotamya Ajansı’ndan Dilgeş Ruvanas’a konuşan depremde evi yerle bir olan İlter, depremden aile olarak sağ çıktıklarını belirterek, “Ardından kepçeye bindim. O sırada da insanlar sürekli beni arıyordu. ‘Ali buraya yetiş, Ali abi, şuraya yetiş, annem enkazın altında kaldı’ diyorlardı. Hepsine yetişemeyeceğimi anladım. O yüzden önce ses gelen enkazlara gittim. Elimden geleni yaptım. Enkazlardan üç kişiyi sağ çıkarttık. Araba ve ambulans olmadığı için biri yolda öldü” dedi.

5 gün uyumadım

Deprem sonrası çalışmaların yoğunluğundan 5 gün boyunca uyumadığını belirten İlter,  “Depremden sonra gelen yardım TIR’ları yolda kalıyordu, onların yolunu da ben açıyordum. Bugün (depremin 23’üncü günü) hala depremde kayısı ve traktörü enkaz altında kalan insanlara yardım ediyorum” diye belirtti.

Hayvanlar cenazeyi yemesin diye başında bekledi

Arama kurtarma ekiplerinin depremden iki gün sonra mahalleye geldiğini kaydeden İlter deprem sonrası gördüklerini ise şöyle anlattı: “Sadece bir binaya müdahale edemedim. O da çok büyük olduğu için. O yüzden çalışma ekipleri 40 tonluk bir makina getirerek o üç katlı enkazda çalışma başlattı. Cenazelerimiz yerlerde kaldı. Binadan çıkardığımız bir kadının cenazesi orada unutuldu. Çünkü herkes can derdine düşmüştü. Hayvanlar gelip bir şey yapmasın diye o cenazeyi de kepçenin ağzına aldım ve sabaha kadar kepçenin ağzında öyle kaldı. Gece boyunca ben de kepçede cenazenin başına bir şey gelmesin diye kaldım. Sabah olunca da cenazeyi hastane morguna götürdüm.”

Yaşadıklarını unutamayacağını belirten İlter,  “Enkazın altında insanlar vardı ama kimse yoktu. Tek başıma ölülerin arasındaydım. Unutamayacağım… ” dedi.

MELETÎ

#Devlet #yoktu #kepçeci #Ali #vardı #Havyanlar #cenazeyi #yemesin #diye #başında #bekledim

Ailenin geçimini sağlıyordu, bacağını kaybetti: Şimdi ne yapacağız

Ailenin geçimi birlikte sağladığı kız kardeşi Lorin’i depremde yitiren, kendisinin de sağ bacağı kesilen Suriyeli Sened Elşahade, ‘Bundan sonra ne yapacağımızı bilemiyoruz’ diyor

Mereş’in Bazarcix ilçesinde meydana gelen depremin hemen ardından bölgeye giden Mezopotamya Ajansı (MA) muhabirleri Abdurrahman Gök ve Rukiye Güzel, Bazarcix’ta ablası ve kız kardeşini kaybeden, kendisinin de bir bacağı kesilen Suriyeli Sened Elşahade’nin hikayesini kaleme aldı.

Osmandede Mahallesi’nde bir enkazın altında kalan motosikletini kurtarmaya çalışan Mihemed Elşahade’nin ailesi enkazın altından kalmış, baba Mihemed Elşahade, kendisi kurtulduktan sonra eşini ve 5 yaşındaki çocuğunu enkazın altından sağ salim çıkarmış.

Ancak kızları Fatma ve Lorin’i yaşamını yitirmiş ve oğlu Sened de bacağından yaralanmış. Yaşadıklarını anlatırken gözyaşlarını tutamayan baba Mihemed Elşahade, 8 yıl önce iç savaş nedeniyle Suriye’nin Es Sewra (Tebqa) kentinden Mereş’e geldiklerini söylüyor.

Mihemed Elşahade’nin kendisi çalışamayacak durumda ve küçük yaşta olan çocukları Sened ve Lorin köylülerin hayvanlarını yetiştirerek ailenin geçimini sağlıyordu.

Yaşamını yitiren Lorin 1 Eylül 2005, Fatma ise 27 Şubat 2013 doğumluydu. 14 yaşındaki Sened de ağır yaralı olarak Dîlok’ta (Antep) tedavi gördüğü hastaneden yeni taburcu edilmiş.

Sağ bacağını kaybeden Sened Elşahade yaşadıklarını ve duygularını şöyle anlatıyor:

“Bir hafta Antep’te tedavi gördüm. Sağ bacağımı kurtaramadılar. Tedavinin ardından beni taburcu ettiler ve ailemin kaldığı bu çadıra getirdiler. Tabi hastanedeyken verilen ağrı kesicilere rağmen dayanamayacak durumdaydım. Çadıra taşındıktan sonra ağrılarım daha da dayanılmaz oldu. İlk bir hafta benimle birlikte annemi, babamı ve küçük kız kardeşimi de uyutamadım. Bir gün acılarım o kadar dayanılmaz oldu ki ambulansı aradık ve beni hastaneye kaldırmalarını istedim. Maraş’ta Necip Fazıl Şehir Hastanesi’ne kaldırdılar. Ağrı kesicilerle acımı dindirmeye çalıştılar. Sonra beni kırık bir tekerlekli sandalyeye aldılar ve ben o sandalyenin üstünden düşünce dikiş yerlerinden bacağım tekrar zarar gördü, yaralarım açıldı, dikişler patladı. Bacağımdaki yara enfeksiyon kaptı. Hastanede dikişleri açtılar biraz kanama oldu. Sonra yeniden köye ailemin kaldığı çadıra getirdiler. Bacağıma her gün pansuman yapılması gerekiyor ve bana artık hastaneye gelmene gerek yok, evde sağlık hizmetinden faydalanabileceğimi söylediler. Ama çadırdayız ve nasıl yapacağımızı bilemiyoruz.

14 yaşındayım ama ailemin bütün yükü benim sırtımdaydı. Babam çalışacak durumda değil o yüzden köylünün hayvanlarına ben bakıyordum. Yine ablam Lorin de bana yardım ediyordu. Zaten diğer kardeşlerim de küçüktü. Lorin vefat etti ve ben de bacağımdan oldum. Bundan sonra ne yapacağımızı bilemiyoruz.”

Kızlarının bilgilerini benimle paylaşmak için bir çantadan “Geçici Koruma Kimlik Belgesi” kartlarını çıkaran baba ise gözyaşları içinde kızlarının fotoğraflarını öpüyor ve “Lorinim, Fatoşum” diyerek ağıt yakıyor. Baba Elşahade, “Kızım Lorin doğduğunda, babaannesi çok sevinmişti ve ona Lorin adını vermişti” diyor.

HABER MERKEZİ

#Ailenin #geçimini #sağlıyordu #bacağını #kaybetti #Şimdi #yapacağız

Yunanistan’da tren kazası : En az 29 ölü, 85 yaralı

Yunanistan’da yolcu treni ve yük treninin çarpışması sonucu en az 29 kişi hayatını kaybetti. 85 kişi de yaralandı

Yunanistan’ın Larissa şehrinde yolcu treni ile yük treninin çarpıştı. Çarpışma sonucu en az 29 hayatını kaybetti, 85 kişi de yaralandı.
İtfaiye Basın Sözcüsü Vasilis Vathrakoyannis, kaza sonucu 29 kişinin öldüğünü, 85 kişinin yaralandığını ve kurtarma çalışmalarının devam ettiğini bildirdi.

Gece yarısından hemen önce meydana gelen kazada, başkent Atina’dan Selanik kentine giden 350 yolculuk olduğu bir tren ile Selanik’ten Larissa’ya giden bir yük treni çarpıştı.

ATİNA

#Yunanistanda #tren #kazası #ölü #yaralı

Hatay’da 4,8 büyüklüğünde deprem

Hatay’da Kandilli Rasathanesi’ne göre, merkez üssü Karlısu ilçesi olan 4,8 büyüklüğünde deprem yaşandı

Hatay’ın Antakya ilçesinde saat 10.20’de 4,4 büyüklüğünde deprem meydana geldi Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığının (AFAD) internet sitesinde yer alan bilgiye göre, sarsıntı 11,06 kilometre derinlikte gerçekleşirken, Kandilli Rasathanesi, depremin büyüklüğünü 4,8 olarak açıkladı. Merkez üssünü ise Hatay’ın Karlısu ilçesi olarak duyurdu.

HATAY

#Hatayda #büyüklüğünde #deprem

Çadır kentte yangın: İki depremzede yaralandı

Mereş’te depremzedelerin kaldığı çadır kentte elektrikli sobadan yangın çıktı. Yangında iki depremzede yaralandı

Peş peşe yaşanan depremlerden en çok etkilenen kentlerden olan Mereş’te (Maraş) Dulkadiroğlu ilçesi Yenişehir Mahallesi’ndeki çadır kentte, sabah saatlerinde yangın çıktı.

Depremzedelerin kaldığı çadırların birinde elektrikli soba nedeniyle başlayan yangın, kısa sürede büyüyerek diğer çadırlara sıçradı. Çevredekilerin ihbarıyla bölgeye polis, sağlık ve itfaiye ekipleri sevk edildi.

2 depremzede yaralandı

Yangını söndürmek isteyen iki depremzede, vücutlarının çeşitli yerlerinden yaralandı. Yaralılar hastaneye kaldırıldı.

Yangında 7 çadır kullanılmaz hale geldi.

MEREŞ

 

#Çadır #kentte #yangın #İki #depremzede #yaralandı

Elif Torun Öneren yaşadıklarını yazdı: Sessizliğime son veriyorum

Mereş merkezli depremlerde kızı başta olmak üzere 24 yakınını kaybeden Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, ‘Sessizliğime Son Veriyorum’ diyerek yaşadıklarını kaleme aldı

Mereş merkezli depremlerde yakınlarıyla beraber enkaz altında kalan ve 17 saat sonra enkazdan kuzeninin yardımıyla sağ çıkan Devrimci Parti Genel Başkanı Elif Torun Öneren, depremlerin meydana geldiği günden 23 gün sonra ‘Sessizliğime Son Veriyorum’ diyerek yaşadıklarını kaleme aldı ve sanal medya hesabından paylaştı.

Öneren’in paylaşımı şöyle:

“Evet 23 gün oldu. İktidarın ‘asrın felaketi’ dediği ve yine iktidarın bilerek isteyerek göz yumduğu ‘asrın katliamı’ üzerinden tam 23 gün geçti. 17 saat göçük altıdaki yaşam mücadelem ile sonradan tanık olduğum insanlık dışı olayları hem politik kimliğim hem de bir anne, bir teyze, bir yeğen, bir insan olarak paylaşıyorum.

6 Şubat 2023 Pazartesi sabaha karşı deprem kokusuyla uyandık. Göz göze geldik dehşetin gözleriyle ve katliam yaşayacağımızdan habersizdik o an. Yaşananlar şu ana kadar çekilmemiş bir film sahnesiydi. 17. saatte kuzenimin yardımıyla enkazdan çıkarıldığımda anladım; ölümlerden ölüm beğeneceğimizi, yüzbinlerin ölüme terk edileceğini, katledileceğini, rant uğruna bize ölümü reva göreceklerini, sistemin kurguladığı, iktidarın senaryosunu yazdığı, yönetimini kimseye bırakmadığı bir ateş çemberinin içinde olduğumuzu…

Asıl bundan sonra adım adım, çığlık ata ata, enkazdan yan yana, susuz, uykusu, çadırsız, tuvaletsiz, dolu ve yağmur altında, yakılan ateşte ayaklarımız çıplak, enkaz altından gelen seslerle ve hiçbir şey yapamadan yüz yıllık bir geceyi omuzladık. Sıcak saraylarda oturanlar, yıllardır her geçen gün, faşizmin doğasında var olan açlığı, işsizliği, işkenceyi, ölümü halklara yaşatanlar, ilk üç gün asla harekete geçmediler.

Aksine ilk ve sonraki günler gelen tüm yardımları yasaklayarak engellediler. Ben sosyalist bir kadınım. İnsanların renk, din, dil, inanç farklılıkları karşısında selama dururum. İkinci gün gelen İHH önlüklü sözde görevliler, yüzlerce çığlığa kulaklarını tıkayıp elime Kur’an tutuşturmaya çalışırken ‘insanlık öldü bugün’ dedim.

İnsanlık öldü. Enkaz altında kuzenimin oğlu, iki teyzem, iki eniştem, 500 metre ileride göçük altında yanan, kemiklerini bulamadığımız kardeşim, can parçam kızım… 24 canımın ve yüzbinlerin o an öldüğünü, yaşasa bile yaşayan ölüler olacağını anladım. Çocuklara gelen çorbaları vermediklerinde, bu coğrafyayı nasıl cehenneme çevirdiklerini anladım. Bu cehennemde ilk yardıma gelenlerin devrimciler, sosyalistler, yurtseverler, sivil toplum örgütleri olduğunu gördüm. Hangi makamın beyanı olursa olsun, hangi güç kullanılarak söylenmiş olursa olsun, bunun dışında söylenenler gerçekleri değiştirmek içindir, yalandır!

İktidar tercihini; halkların toplu katline göz yummaktan, gelen yardımları kesmekten, sivil toplum örgütlerinin enkazdan kurtardıkları insanlarla, kendileri kurtarmış gibi fotoğraf çekerken, yetersiz, aciz AFAD’cıları korumaktan, enkaz altında kalanların ölümüne seyirci kalmaktan, açlıktan, hastalıktan, katledilenleri ceset torbası veya battaniyelerle toplu gömmekten yana kullandı. Bizi depremin, afetin değil yıllardır aldıkları vergilerle deprem bölgesindeki evleri sağlamlaştırmayan, imar afları çıkararak katliama zemin hazırlayan, utanmadan muhalefeti suçlayan ve buna ‘kader’ diyen iktidarın ölümlere neden olduğunu biliyoruz.

Ölümlerden ölüm beğendik. Yanarak ölen, kemiği bulunmayan kardeşimin, soğuk yanığı olan ve boynu kırılıp boyunluksuz kaldırıma konan ve bağırarak can veren iki teyzemin ve yüzbinlerin yanında, kızımı tek parça çıkardığım, sarıldığım, kokladığım, tabut bulduğum için ‘şanslıyım’ diye düşündüm. Cansız bedenine ulaşılabilen, ceset torbası ile gömülenler bile şanslıydı. Yüzbinleri canlı canlı enkazla beraber kaldırdılar.

Bizim bedenlerimiz enkaz altında kaldı, onların vicdansızlıkları!

İktidarın 21 yıl boyunca rantla, yağma ile hukuksuzlukla, zorbalıkla yönetip, öve öve bitiremedikleri sistemleri, istedikleri kadar kabul etmeyip, direnseler de enkaz altında kaldı.

Şimdi 21 yılın enkazını kaldırma zamanı

Yarattıkları korku toplumuna en sonunda cehennemi de yaşatanların sonları geldi. Gün, 21 yıllık enkazın içinden geleceğe dair güzel ne varsa çıkarmanın zamanı! Gün, bize cehennem ettikleri bu coğrafya için umudu kuşanmanın zamanı. Gün, ortak paydada birleşip, ortak mücadele hattında soğuk betonları son nefesine yorgan yapmak zorunda bırakılarak katledilenlerin hesabını sorma zamanı! Gün, sokaklara inme ve ‘faşizmi ezme, yerle bir etme’ zamanı. Ve gün asla unutmama ve asla affetmeme zamanı!

Son sözüm can özüme…

Eylemin, Eylem kuzum, kızım, canımdan can kattığım evladım. 44 yıl önce dayını yüreğimden koparıp alanlar; katmer katmer artırarak zulümlerini, aynı sistemleriyle seni de kucağımdan aldı. Şimdi canımızla bedel ödediğimiz topraklarda seni sarıp, sarmalayarak, koklayarak, içimdeki, öfkeyi daha da köklendirdim. Sana veda edemem. Etmem. Bir eylem daha kazırım yüreğime, yaşatırım seni. Artık alanlarda yüreğini, yüreğime katıp, isyanımı çoğaltacağım.

Sana söz veriyorum güzeller güzeli kızım, canımın parçası, beter böceğim, son açlığı biz yaşadık, son susuzluğu biz çektik. Senin adın ormanlarda, çocuk kütüphanelerinde, barınaklarda yaşayacak. Evlatları annelerinden önce ölmesin diye, dayından aldığım mücadele bayrağını nasıl şimdiye kadar onurla taşıdıysam, senin güzelliğinle harmanlayacağım mücadelemi.

Biliyorum ki; bu mücadele yolunun sonu yaşama çıkacak, güneşe çıkacak ve bir daha iliklerimize kadar üşümeyeceğiz soğuktan…”

Kaynak: Özgür Gelecek

#Elif #Torun #Öneren #yaşadıklarını #yazdı #Sessizliğime #son #veriyorum

Kadın dayanışması yaşatır: Kadın ihtiyaç malzemesi yüklü TIR Meletî’de

TJA ve HDP Kadın Meclisi üyesi kadınların ‘Kadın dayanışması yaşatır’ şiarıyla dün Serhat kentlerinden yola çıkardıkları dayanışma kolileri Meletî’ye ulaştı

Deprem bölgesinde özellikle kadınların sağlık sorunları artarken, Tevgera Jinên Azad (TJA) ve Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi de 8 Mart Dünya Kadınlar Günü dolayısıyla bu amaçla dayanışma çalışmalarına hız verdi.

Kadınlar, “Kadın dayanışması yaşatır” şiarı ile dün Serhat’ın birçok kentinde günlerdir hazırladıkları ihtiyaç malzemeleri yüklü TIR ile Meletî’ye (Malatya) doğru yola çıkmıştı. Kente ulaşan dayanışma kolileri HDP tarafından oluşturulan Kriz Koordinasyon Merkezi’nde ulaştırdı.

634 ihtiyaç paketi dağıtıldı

Serhat’ın Wan, Agirî (Ağrı), Îdir (Iğdır), Bedlîs (Bitlis), Erzirom, Mûş ve Colemêrg (Hakkari) kentlerinin topladığı hijyen malzemeleri ile kişisel bakım malzemelerinden oluşturulan bin 634 ihtiyaç paketi, 42 gönüllü kadın tarafından kentteki depremzede kadınlara verilecek.

MELETÎ

#Kadın #dayanışması #yaşatır #Kadın #ihtiyaç #malzemesi #yüklü #TIR #Meletîde

Baykara’nın faillerine beraat: Sınırdaki her ölüm bir Roboskidir

Wan Çaldıran’da sınır ticareti yapan İbrahim Baykara’yı katleden askerler hakkında verilen beraat kararını değerlendiren, Av. Şeber ‘Sınırdaki ölümlerin her biri birer Roboski’dir’ dedi

Wan’ın Çardêran (Çaldıran) ilçesine bağlı Çîllî Mahallesi’nde sınır ticareti yapan İbrahim Baykara, İran ve Türkiye sınırında askerlerin açtığı ateş sonucu 3 Ağustos 2020’de yaşamını yitirdi. Olaya dair Çaldıran Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından başlatılan soruşturma kapsamında askerler A.C.A ve R.İ. hakkında “olası kastla öldürme” gerekçesi ile iddianame hazırlandı. Soruşturmanın iddianameye dönüşmesinin ardından dava Erciş Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülmeye başlandı.

23 Şubat’ta görülen davanın duruşmasında mahkeme, sanık askerler hakkında “meşru müdafaa” gerekçesiyle beraat kararı verdi.

Cezasızlık politikası

Mahkeme kararını “cezasızlık politikası” ve “ödüllendirme” olarak değerlendiren Wan Barosu İnsan Hakları Merkezi (İHM) Eşsözcüsü avukat Burcu Şeber, gerekçeli karar yazıldıktan sonra yerel mahkeme kararını İstinaf Mahkemesi’ne götüreceklerini söyledi.

Şeber, Baykara’nın katledilme gününe dair dosyada yer alan bilgilere ilişkin, şunlara değindi: “İbrahim Baykara mazot almak için 3 Ağustos 2020’de Ergin ve Zülküf isimli iki yurttaşla İran’a geçiyorlar. Yine aynı gün dönüşte Türkiye İran sınırında Türk askerleri tarafından ateş altında kalmışlar. Ateş etmeyin demelerine rağmen, ateş hali devam etmiştir. İlk olarak İbrahim Baykara kasığından yaralanarak attan düşmüştür. Yanında bulunan tanıklar da Baykara’yı almak için hamle yapmışlardır ama onlara da ateş açılmıştır. Bu nedenle oradan gitmişler. Oradan belli bir mesafe uzaklaştıklarında bir ateş sesi daha duymuşlar ve iddia odur ki arkalarına dönüp baktıklarında Baykara’nın başında askerler vardır ve Baykara o gün orada infaz edilmiştir.”

‘İkaz ateşi değil, hedef alınarak ateş edildi’

Şeber, “Baykara’nın ateş ettiğine dair iddialar vardı ancak yapılan otopsi işlemlerinde elinde herhangi bir barut izine de rastlanılmadı” dedi. Baykara’nın silahsız olduğunun altını çizen Şeber, “Askerler kendi mahkemelerini kurup, ceza veremezler. İnsanların vücut bütünlüğünü ortadan kaldıracak şekilde nişan alıp kafasına ateş edemezsiniz, böyle bir hukuk sistemi yok. Buna dair ‘olası kastla öldürme’ şeklinde mütalaa hazırlandı. Ancak orada açılan ateş, bir ikaz ateşi değil, tamamen bir insanın ortadan kaldırmak suretiyle hedef edilen bir ateştir ve bu da kasten öldürmedir” şeklinde tepki gösterdi.

Mahkemenin askerlerin durumunu meşru müdafaa olarak değerlendirdiğini ve ayrı ayrı askerlere ceza verilmesine gerek görmediğini kaydeden Şeber, “Bizler buna yabancı değiliz. Bunun öncesinde ve sonrasında kısmi olarak yaşanan olaylar kesit kesit birer Roboski olayıdır” yorumunu yaptı.

Haber: Cengiz Özbasar / MA

#Baykaranın #faillerine #beraat #Sınırdaki #ölüm #bir #Roboskidir

Depremzelerden Erdoğan’a: 50 yakınımı kaybettim, ne helalliği

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ‘helallik’ istemine tepki gösteren ve depremde 50 yakınını kaybeden Yusuf Akgül, ‘O kadar insan yaşamını yitirdikten sonra, helallik istiyorsun. Erdoğan her zaman bunu yapıyor’ dedi

Resmi rakamlara göre 45 bin insanın hayatını kaybettiği depremlerin üzerinden 23 gün geçmesine rağmen birçok depremzede hala barınma sorunu yaşarken, geç kalındığı için eleştirilerine hedefinde AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan Semsûr’da ( Adıyaman) yurttaşlardan “helallik” istedi.

Erdoğan, depremin yerle bir ettiği kente 27 Şubat’ta yaptığı ziyaretinde, “Adıyaman’da depremin ardından ilk birkaç gün istediğimiz çalışmaları yapamadık. Bu yüzden sizden helallik istiyorum” sözlerini sarf etti.

Enkaz altında insanların sesi geliyordu

Erdoğan’ın “helallik” açıklamasına depremde 50 yakınını kaybeden Yusuf Akgül, “Acımız ve yükümüz çok ağır, hakkımı helal etmiyorum” diyerek tepki gösterdi.

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA)  Zerrin Sargut ve Mahmut Altıntaş’a konuşan Akgül, depremin ilk günü çaresizlikten bir şey yapamadıklarını vurgulayarak, “Dışarı çıktığımızda binalar yıkılmıştı ve insanlar feryat figan ağlıyordu. Elektrikler kesildi, telefonlar çalışmadı. Kar yağıyordu ve ne yapacağımızı bilmiyorduk. Binamız yıkıldı. Enkazların altından, insanların sesleri geliyordu” diye anlattı.

Cenazeler 15 gün sonra çıkarıldı

“Depremin hemen ardından insanlar enkaz altından çıkarılsaydı, bu kadar kişi yaşamını yitirmezdi” diye devam eden Akgül, enkaz alanlarında kimseye göremediklerini ve cenazelerinin 15 gün sonra çıkarıldığını belirtti. Erken müdahale yapılsaydı bu kadar can kaybı yaşanmayacağını vurgulayan Akgül, insanların gözlerinin önünde can verdiğini söyledi.

 ‘Ben hakkımı helal etmiyorum’

Akgül, Semsûrlular’dan helallik isteyen Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın sözlerine dikkat çekerek, “İnsanların haklarını helal etmesi çok zor. Ben hakkımı helal etmiyorum. O kadar insan yaşamını yitirdikten sonra, helallik istiyorsun. O canlar geri gelecek mi? Erdoğan her zaman bunu yapıyor. Cenazelerimiz günlerce enkaz altında kaldı. Enkaz altında tamamen hayatını kaybeden aileler oldu. Hala birçok insanın çadır ihtiyacı var. Büyük bir rezalet gördük, yemek, elektrik, su dahi yoktu. Şu anda bile dışarıda olan binlerce insan var” ifadelerinde bulundu.

Bize halk yardım etti

Sivil toplum örgütleri ve belli siyasi partilerin dayanışmasına da değinen Akgül, “Mûş’tan, Mêrdîn’den, Şırnex’tan, Amed’ten herkes buradaydı ve bize yardım ettiler. Cenazelerimizi onlar çıkardı. Cenazelerimizi kefensiz gömdük” diye belirtti.

SEMSÛR

#Depremzelerden #Erdoğana #yakınımı #kaybettim #helalliği