Ana Sayfa Blog Sayfa 879

HDP Kızılay’a yürüyor

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın da aralarında bulunduğu heyet Kızılay Genel Merkezi’ne yürüyor

HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar’ın da aralarında bulunduğu heyet, çadır satışıyla gündeme gelen Kızılay Genel Merkezi’ne yürüyor. Kızılay’a girmek gitmek isteyen HDP’liler binanın bulunduğu sokağın girişinde polislerce engellendi. Sokak yüzlerce polis tarafından abluka alındı. Polis, HDP’lilerin gidişini engelliyor.

Medya Haber TV’ye bağlanan ve sokaktaki bekleyişi aktaran HDP İstanbul Milletvekili Züleyha Gülüm şunları söyledi: “Kızılay’a giden yol kesilmiş şekilde. Sokağa girişimiz engelleniyor. Eş Genel Başkanlarımızın önü kesilmiş durumda. Basın bizim olduğumuz noktaya dahi alınmadı. Kızılay bu kadar deşifre olmuş olmasına rağmen, bu derece yolsuzluğa batmış olmasına rağmen korunuyor.”

Ayrıntılar geliyor…

#HDP #Kızılaya #yürüyor

Kobanê davası: Siyasetçiler deprem nedeniyle duruşmaya katılmadı

Kobanê Davası’nda avukatlar ve ve siyasetçiler deprem nedeniyle duruşmaya katılmazken, mahkeme duruşmanın ertelenmesi talebini kabul etti

IŞİD’in Kobanê’ye yönelik saldırılarına karşı 6-8 Ekim 2014’te gerçekleştirilen eylemler gerekçe gösterilerek HDP eski Eş Genel Başkanları ve MYK üyelerinin de aralarında bulunduğu 17’si tutuklu 108 ismin yargılandığı Kobanê Davası’nın 22’nci duruşmasının 1’inci oturumu, Sincan Cezaevi Kampüsü Duruşma Salonu’nda görülmeye başlandı. Duruşmayı HDP Milletvekilleri Mahmut Celadet Gaydalı ve Erol Katırcıoğlu izledi.

Deprem nedeniyle mazeret sunuldu

Yargılanan siyasetçiler ve avukatlar, Mereş merkezli depremler nedeniyle mazeret sunarak duruşmaya katılmadı. Duruşmaya sadece Avukat Özgür Yıldız ve Ümit Can Akbulut katılarak taleplerini iletti. Söz alan Yaldız, meslektaşlarının deprem bölgesinde olduğunu belirtti. Meslektaşları ve yargılananların duruşmada olmadan mütalaanın okunmasının adil yargılanma ilkesine aykırı olacağını vurgulayan Yıldız, “Duruşmanın Nisan ayına ertelenmesini talep ediyoruz” dedi.

Mütalaa ertelendi

Talepleri değerlendiren mahkeme heyeti, depremin etkisinin halen devam etmesinin, bir kısım müdafinin henüz bürosuna girmediğini, depremin etkisi nedeniyle müdafilik görevini yerine getirmekte sıkıntı yaşadıkları” kanaatine varıldığını belirterek, iddia makamının sunacağı esas hakkındaki mütalaanın belirlenecek sonraki duruşma periyodunda alınmasına karar verdi.

Duruşmaya ara verildi

Ardından iddia makamı, tutuklu siyasetçilerin tutukluluk hallerinin devamını istedi. İddia makamına karşı söz alan avukatlar Akbulut ve Yıldız, tüm tutuklu siyasetçilerinin tahliyesini talep etti. Mahkeme heyeti, tutukluluk durumunun değerlendirilmesi ve kararın açıklanması için duruşmaya iki saat ara verdi.

ANKARA

#Kobanê #davası #Siyasetçiler #deprem #nedeniyle #duruşmaya #katılmadı

Bahçeli istedi, ilk taraftar yasağı geldi

‘Hükümet İstifa’ sloganları ile depremde yaşanan eksiklikleri sorumlu tuttukları hükümeti eleştiren Fenerbahçe taraftarına Kayserispor ile yapacağı deplasman maçında yasak geldi

Fenerbahçe ile Konyaspor arasında oynanan lig maçında Fenerbahçe taraftarın depremden dolayı hükümet aleyhine yaptığı “Hükümet İstifa” sloganlarının ardından MHP Lideri Devlet Bahçeli maçlarının seyircisiz oynanması için açıkama da bulunmuştu. Bahçeli’nin “maçlar seyircisiz oynansın” açıklamasının ardından ilk yasak Fenerbahçe taraftarına geldi.

Spor Toto Süper Lig’in 24. haftasında Kayserispor ile Fenerbahçe karşı karşıya geleceği maçta stada Fenerbahçe taraftarının alınmayacağı açıklandı.

Passolig’den yapılan açıklamada, karşılaşmaya Fenerbahçe seyircisinin alınmayacağı belirtildi. Açıklamada, “Kayseri il Güvenlik Kurulu kararı gereğince karşılaşmaya Fenerbahçe Misafir takım seyircisi alınmayacaktır. Kayseri İl Güvenlik Kurulu kararı gereğince son 20 gün içerisinde Fenerbahçe logolu Passolig kartını iptal eden kişiler ev sahibi tribünlerden bilet/transfer alamayacaklardır.” ifadeleri yer aldı.

4 Mart Cumartesi günü oynanacak Kayserispor-Fenerbahçe maçı 19.00’da başlayacak.

HABER MERKEZİ

#Bahçeli #istedi #ilk #taraftar #yasağı #geldi

Şenyaşar ailesi: Hakkımı helal etmiyorum

Adalet Nöbeti’ni Urfa Adliyesi önünde sürdüren Şenşayar ailesi, ‘Helallik isteyen var. Yargıyı elinde sopa olarak kullananlara hakkımı helal etmiyorum’ mesajı paylaştı

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattıkları Adalet Nöbeti 708’inci gününe girdi.

Anne Emine Şenyaşar sağlık sorunlarından dolayı bu gün adliye önüne gelmezken, Ferit Şenyaşar adliye önünde nöbeti sürdürüyor.

Aile, sanal medya hesabından “Bir anne 708 gündür adliye kapısında. Yetkililerden sadece adalet talep ediyor. İstifa yok! Özür dileyen yok! Utanç duyan yok! Helallik isteyen var. Yargıyı elinde sopa olarak kullananlara hakkımı helal etmiyorum” paylaşımında bulundu.

RIHA

#Şenyaşar #ailesi #Hakkımı #helal #etmiyorum

Cape Town’da ‘Öcalan’a Özgürlük’ konferansı

Kürt İnsan Hakları Çalışma Grubu ile Suriye ‘Önder Abdullah Öcalan’a Özgürlük Girişimi’, Güney Afrika’nın başkenti Cape Town’da 28 Şubat- 1 Mart tarihlerinde arasında ‘Abdullah Öcalan’a özgürlük, barış ve istikrar’ konulu konferans düzenliyor

PKK Lideri Abdullah Öcalan, 15 Şubat 1999’da Kenya’nın başkenti Nairobi’den Türkiye’ye getirilişinin üzerinden geçen 24 yılda, İmralı F tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tek kişilik hücrede mutlak tecrit altında tutuluyor.

Kürt İnsan Hakları Çalışma Grubu ile Suriye ‘Önder Abdullah Öcalan’a Özgürlük Girişimi’ Güney Afrika’nın başkenti Cape Town’da 28 Şubat- 1 Mart tarihlerinde arasında “Abdullah Öcalan’a özgürlük, barış ve istikrar” adıyla düzenleniyor.

Yapılacak konferansa, Güney Afrika’daki siyasi parti ve işçi sendikalarının temsilcileri, PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları Mazlum Dinç, Suriye Önder Abdullah Öcalan’a Özgürlük İnisiyatifi’nden bir heyet, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, Demokratik Birlik Partisi temsilcileri (PYD) ve Kongra Star konferansa katılacak.

Aktivist ve siyasiler katılacak

Konferansta Güney Afrika Ulusal Kongre Sözcüsü Cameron Dugmore, Güney Afrika Komünist Partisi Sözcüsü Sule Mbela, Cosatu Parti Sözcüsü Melvyn De Bruyne ve Güney Afrika Sendika Başkanı Barry Mitchell birer konuşma yapacak. Konferansa ayrıca Yargıç Albie Zaks da katılacak ve Abdullah Öcalan’ın kaçırılmasının hukuki boyutu hakkında konuşacak. Yargıç Albie Zaks bir insan hakları aktivisti ve Güney Afrika’nın apartheid’a karşı mücadelesinde önde gelen bir isim. Zaks, Nelson Mandela tarafından ülkenin ilk anayasa mahkemesinde yargıç olarak görevlendirildi.

Konferansın ilk gününde 7 başlık altında şu konular tartışılıyor:

“Demokratik ulus ve Önder Öcalan’a Güney Afrika partilerinin desteği, Önder Öcalan’ın tutulduğu tek kişilik hücre, İmralı sistemi ve Güney Afrikalıların tek kişilik hücrelerde yaşadıkları, dünyadaki ve bölgedeki çatışmaların nedenleri, gücü, ulus-devlet sistemi ve Ortadoğu devletlerinin sorunları, Halkların kurtuluş mücadelesi, özellikle Kürt halkının mücadelesi, Ortadoğu ve dünya için demokratik çözüm tartışılacak. Bununla bağlantılı olarak, kadınların özgürlük çabaları, siyasette kadın devrimi, model olarak Kuzey ve Doğu Suriye’de toplumun demokratikleşmesi, Arap ülkeleri, Türkiye ve Afrika’da kadın mücadelesi.

Demokratik ulus, özyönetim ve ekonomik kalkınma, Kuzey ve Doğu Suriye deneyimi ile Ortadoğu’da ve dünyada devrim ihtiyacı. Ortadoğu’da gelinen nokta, demokratik konfederalizm, demokratik Suriye’nin tesisi, Abdullah Öcalan’ın ve Türkiye cezaevlerindeki tüm siyasi tutsakların serbest bırakılmasının önemi ve demokrasiye giden yol haritası ve Kuzey ve Doğu Suriye, Kürdistan ve Güney Afrika’da Önder Öcalan’ın fiziki özgürlüğüne yönelik girişimler ve Önder Öcalan’ın avukatlarının bu konudaki çabaları.”

Konferansın ardından sonuç bildirgesi açıklanacak.

Kaynak: ANF

#Cape #Townda #Öcalana #Özgürlük #konferansı

Buldan’dan Erdoğan’a: İstifa edip hesap vereceksin

‘Hellalik’ isteyen Erdoğan’a seslenen HDP Eş Genel Başkanı Buldan, ‘Yüzsüzlükte sınır yok, dip yok. On binler enkaz altında çığlık atarak can verdi. AKP Genel Başkanı helallik istiyor. İstifa edeceksiniz, hesap vereceksiniz’ dedi

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, partisinin Meclis grup toplantısında konuştu. Güncel gelişmeleri değerlendiren Buldan, “Konuşmama başlarken depremde kaybettiğimiz bütün canlarımıza, insanlarımıza bir kez daha Allah’tan rahmet, yakınlarına, halkımıza, sevdiklerine bir kez daha başsağlığı ve büyük sabırlar diliyorum. Ayrıca yaşamını yitiren insanlarımızın anıları önünde saygıyla eğiliyorum” dedi.

Seferberliği büyüterek sürdüreceğiz

Buldan’ın konuşmasından bazı başlıklar şöyle:

“Hastanelerde tedavileri süren yaralılara acil şifalar diliyorum. Yine depremin en çok vurduğu Afrin başta olmak üzere Suriye’de hayatını kaybeden insanlarımıza Allah’tan rahmet, Suriye halkına da başsağlığı diliyorum. Ben ve Eş Başkanım Mithat Sancar başta olmak üzere bütün milletvekili ve yönetici arkadaşlarımız, MYK ve PM üyelerimiz, kadın ve gençlik meclisimiz, yerel yönetimlerimiz, il, ilçe, belde örgütü yöneticilerimiz en başından bu yana deprem bölgesinde olmaya devam ediyoruz. Başlattığımız insani seferberliği daha da büyüterek sürdüreceğiz. Kriz Koordinasyon Merkezimiz yardımların ulaştırılması, yaraların sarılması için gece gündüz çalışmalarını aralıksız sürdürmeye devam edecektir.

Kendinizi temize çıkaramazsınız

Siyasi iktidar üzerini kapatmaya çalışsa da halen yardımların yeterli oranda ihtiyaç sahiplerine ulaştırılmadığını hep birlikte görüyoruz. Yaraları sarmak bir yana, alelacele süreci normalleştirmek ve depremi hafızalardan silmek için uğraştıklarını biliyor ve görüyoruz. Buradan söylüyorum; öyle ilk bir-iki gün eksiklik yaşandı diyerek kendinizi temize çıkaramazsınız. Sorunlar ilk bir iki gün değil, 23 gündür devam etmektedir.

Şovlarla topladığınız paralar nerede?

Şovlarla bağış topladılar. Algı çalışması yaptılar. Aradan kaç gün geçti, bu bağışların deprem bölgesine ulaşmadığı hala ortadadır. Çünkü acil ihtiyaçlar günden güne büyümektedir. Buradan soruyoruz. Toplanan paralar nerededir? Neden deprem bölgesinde değildir? Çadır, soba, yiyecek, hijyen malzemeleri, ilaç, su ve diğer tüm ihtiyaçlar aciliyetini korumaya devam etmektedir.

Siz sorumlusunuz

Çadır kentler şehirlerden uzak yerlere kurulmuştur. Şartları halen uygun değildir. On binlerce insanın hala lavabo sorunu çözülebilmiş değildir. Sağlık sorunu giderek artmaktadır. Yardım dağıtım merkezleri halen yurttaşların ihtiyaçlarını tam anlamıyla karşılayacak düzeyde değildir. Büyük bir organizasyon sorununun yaşandığını kendimiz gittik gözlerimizle gördük. Enkazların altında halen cansız bedenler var. Bu bedenlerin vücut bütünlüğü dikkate alınmadan, ölüye saygı ilkesi gözetilmeden paldır küldür yürütülen enkaz kaldırma çalışması derhal durdurulmalı, önce cenazelere ulaşılmalıdır. İktidarı buradan bir kez daha uyarıyoruz, ortaya çıkartılmayan veya vücut bütünlüğü bozulan cenazelerden, kayıplardan bire bir siz sorumlusunuz. Deprem kayıplarının faili meçhule dönüşmesinden tarih karşısında siz sorumlu tutulacaksınız.

Kaygılar derinleşiyor

Evet, yurttaşların gelecek hakkındaki kaygı ve korkuları artarak devam etmektedir. Bilinmez bir gelecek konusunda çok ciddi endişelerin yaşandığını yerinde gördük. vardır. Çünkü iktidar toplumu büyük bir belirsizliğin içerisine sürükledi. Yine göç edenler gittikleri şehirlerde mağdurlar, geride bıraktıkları konusunda endişeliler. Kadınlar çocuklar, hastalar ve yaşlılar için bu mağduriyetler çok daha büyüktür. Bu depremin en büyük yıkımını kadınlar yaşadı.

Kadın meclisimiz başta olmak üzere tüm kadın örgütleri ihtiyaçların karşılanması için önemli bir dayanışmayı, mor dayanışmayı yürütmektedir. Buradan tüm kadınlara bu dayanışmayı daha fazla büyütme çağrısı yapıyorum.

Refakatsiz çocukların sorumlusu bakanlıktır

Yine Türkiye kamuoyu refakatsiz kalan çocuklarla ilgili çok ciddi endişe içerisindedir. Çocuklar nerededir? Bu sorunun cevabını vermek zorundalar. Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı başta olmak üzere ilgili kurumları özellikle uyarıyorum. Gözümüz üzerinizdedir. Bu çocuklar sizin sorumluluğunuz altındadır. Başlarına geleceklerden başta bakanlık sorumlu olacaktır. Biz de HDP olarak bu sürecin takipçisi olmaya devam edeceğiz. Tüm kamuoyu da bu konuda duyarlı olmalıdır. TBMM İnsan Haklarını İnceleme Komisyonu bünyesinde kurulan Çocuk Hakları Alt Komisyonun derhal toplanması için arkadaşlarımız dilekçe verdi. Meclis derhal çocukların durumunu gündemine almalı ve sorumluluğunu yerine getirmelidir.

Efrîn’den haber alınamıyor

Yine Türkiye’nin kontrolündeki Afrin’den deprem sonrası sağlıklı bilgi alınamamaktadır. Yardımların yağmacı-talancı çeteler tarafından alıkonulduğuna dair haberler kamuoyuna yansımaktadır. Buradan biz de çağrı yapıyoruz, Afrin kapıları derhal bağımsız, güvenilir yardım kuruluşlarına, basına ve izleme örgütlerine açılmalıdır. İnsanlığa kapıları kapatanları tarih de halkımız da affetmeyecektir.

Yardımlara ve çadırlara kayyum atadılar

Engellemede sınır tanımadılar. Kuzey İrlanda’dan, İtalya’ya; İsviçre’den Almanya ve İspanya’ya birçok Avrupa ülkesinde Türkiye halklarının dostları da gücü yettiği kadar dayanışma ağlarını örgütledi. Yüz binlerce depremzedeye verilmek üzere yollanan çadırlar, uyku tulumları, temel gıda ve ihtiyaçlar, sınırda bekleyen AFAD engeline takılmaktadır. AFAD’ı gönderilen çadırların başına kayyım yaptılar. Gelen yardımların üzerine çökerek kendileri yapmış gibi algı peşinde koşan bir iktidar, bu depremde organize kötülüğün kitabını yazdı. Bu asla unutulmayacak.

Yaralarımızı dayanışma ile saracağız

Evet, bu süreçte tüm yaraların sarılması için, toplumsal dayanışmayı biran bile aksatmadan daha da büyüterek sürdüreceğiz. Yıkım sadece 10 ilde yaşanmadı. Bütün ülkede yaşandı. Yaralar hepimizin ortak yarası, acılar ortak acımızdır. Sürdürülebilir bir dayanışma ağı için örgütlülüğümüzü de güçlendireceğiz. Bizi ancak bizler kurtarabiliriz. Gözyaşlarımızı birlikte sileceğiz, kanayan yaramızı birlikte onaracağız.

Öncelikleri koltuklarıdır

Yaşamlarımızı, geleceğimizi enkaz altında bırakan, depremler değil, bu çürümüş, yozlaşmış, insan yaşamını hiçe sayan talan düzenidir! AKP-MHP’nin ülkenin başına bela ettiği sistem yaşanan her bir felaketin de, krizin de temel sebebidir, çıkış noktasıdır. Deprem öncesi hazırlık, deprem sırasında acil müdahale ve deprem sonrasında insan odaklı hızlı çözümler, bir deprem ülkesi için olmazsa olmazdır. Ama bu önlemlerin hiç biri alınmadı. Çünkü iktidar için insan yaşamının bir kıymeti yoktur. İktidar için öncelikli olan; itibarlarıdır, bekalarıdır, koltuk sevdalarıdır.

Ülke yasta iktidar ihale peşinde

İtibardan tasarruf etmeyen, ama çadırdan, yardımlardan tasarruf eden bir anlayışın yol açtığı insani felaketi ve yıkımı ülke olarak birlikte yaşıyoruz. Yaşanan acılar yürekleri sızlatmaya devam ederken enkaz kaldırma ve seçim betonu dökme ihalesi peşindeler. Hepsinin farkındayız. OHAL kapsamında çıkardıkları bir kararnameyle çevre ve şehircilik bakanlığına ormanları, meraları, imara, inşaata açmaya yetkisi verdiler. Yeni bir doğa talanı, yağması başlatacaklar. İşte asıl yağma budur! OHAL kapsamında çıkarttıkları bütün kararlar, deprem fırsatçılığıdır.

Vergileri rant projelerine harcadılar

Halktan toplanan 40 milyar dolara yakın deprem vergileriyle deprem önlemleri alınabilirdi, yapılar depreme dayanıklı hale getirilebilirdi. Bu paraları halkın canını korumak ve kurtarmak için değil, rant projelerine harcadılar. Savaşa harcadılar, harcamaya da devam ediyorlar. Deprem felaketi sürerken Şengal’i bombalamaya devam ettiler. Halkın yaralarının sarılması için kullanılması gereken kaynakları savaşa harcayan bir iktidar, insanların soğukta donmasının, aç ve açıkta kalmasının, insani şartlardan uzak bir yaşama mahkûm edilmesinin bizzat sorumlusudur.

İmar affı paraları

İmar affı adı altında insanları çürük yapılarda ölüme terk ettiler. İmar aflarından topladıkları paraları da iktidarlarının siyasi kampanyalarında kullandılar. Görevi arama kurtarma olan AFAD’ın liyakatsız atamalarla amacı dışında kullanılan bir kuruma dönüştürdüler. Kurumun bütçesinin afet harcamalarından çok başka amaçlar için kullanıldığı ortaya çıkmaktadır. Afet harcaması 3 milyar lira, hizmet binası için yapılan harcama 2.5 milyar lira. Deprem cihazına ayrılması gereken kaynakları tanıtım faaliyetlerine çarçur eden bir kurum yarattılar. İşte bu yönetim zihniyetinin sonucu olarak AFAD’ın Hatay başta olmak üzere deprem bölgelerine ancak 3’üncü 4’üncü günde dâhil olabildiğini, onun da eksik personelle gerçekleştiğini gördük. Bunun sorumlusu tabi ki bağlı olduğu bakanlık ve doğrudan Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemidir. Halkı enkaz altında bırakan; ölüme, soğuğa, açlığa mahkûm eden bu iktidardır.

Üniversiteleri derhal açın!

Hızlı karar alan bir sistem diye allayıp pulladılar. Hızları görüldü. Deprem bölgesine 72 saatte gidebildiler. Ama ekranları karartmakta, yasakçılıkta, tehditte, sosyal medyayı engellemekte, dayanışmaya kayyım atamakta hiç geç kalmadılar. Hiç geri kalmadılar. Yaşamların kurtarılmasında yoklar. Ama düşmanlıkta, kutuplaştırmada tam bir organize haldeler. Üniversite öğrencileri dayanışma geliştirmesin, bir arada olmasın diye üniversiteleri eğitime kapattılar. Çünkü eğitime ve bilime düşmanlar. Üniversite öğrencileri günlerdir haykırıyor, üniversiteler açılsın diye. Biz de buradan çağrı yapıyoruz. Üniversiteleri derhal açın! Öğrencilerin geleceğiyle, hayatıyla oynamayın! Öğrencilerin üzerinden elinizi çekin! Çıkıp bir de hiçbir sorumlulukları yokmuş gibi pişkince konuşuyorlar. Ufak tefek sorunlar yaşandı, karışıklık yaşandı diye olayı geçiştirmeye çalışıyorlar.

Halk size hakkını asla helal etmez!

Bu depremde asrın yüzsüzlüğünü gördük, asrın utanmazlığına tanık olduk. Bunların en son ne zaman utandığını bilen ve hatırlayan yok. Çünkü utanma yok! Ölümler 50 bine dayandı. Binlerce cenaze daha halen enkaz altındadır. Ve hiçbir sorumluluk almadan çıkıp, bir yıl süre isteyebiliyorlar. Yüzsüzlükte sınır yok, dip yok. On binler enkaz altında çığlık atarak can verdi. AKP Genel Başkanı helallik istiyor. Bu halk size hakkını asla helal etmez! Etmeyecektir de! Halk sizin yüzünüzden canını verdi siz daha ne istiyorsunuz? Enkaz altında günlerce bekletilen canların sorumlusu sizsiniz! Devlete bağlı kurumların harekete geçmesini engelleyen, kilitleyen iktidarınızdır. Deprem vergilerini çarçur ederek, kentleri depremler karşısında savunmasız bırakan sizin iktidarınızdır. Denetimleri ortadan kaldıran, imar aflarını çıkartarak, konutları mezar evlere dönüştüren, ülkeyi imar ve rant çetelerine teslim eden sizsiniz. Belediyelere kayyım atayarak, yerel yönetimlerin halkın yanında olmasını engelleyen bizzat kayyımcı, gaspçı sisteminizdir. Yardımların insanlara ulaşmasını bizzat engelleyen sizsiniz! Çaresiz insanlara günlerce ‘Devlet nerede’ diye feryat ettiren sizin iktidarınızdır. İnsanlara “Ölümüze kefen, dirimize çadır bulamadık” dedirttiniz. Bundan ötesi var mıdır?

İstifa edeceksiniz

Arama kurtarmayı, yardımları değil hakareti, tehdidi, parmak sallamayı koordine eden bizzat sizin iktidarınızdır. Müteahhitleri tutuklayarak, siyasi sorumluluğunuzu gizleyemezsiniz, saklayamazsınız. Kaçamazsınız. Deprem suçlarınızı hasıraltı edemezsiniz. Felaketin siyasi ayağı tek adam sisteminizdir. Milyonları depremzede yapan sizin politikalarınızdır. Halkı, AKP-MHP zede yapan bir iktidar anlayışına sahipsiniz. Hangi yüzle halkın karşısına çıkıyorsunuz? Sizi bu siyasi enkazdan liyakatsız AFAD’ınız bile kurtaramaz. İstifa edeceksiniz ve hesap vereceksiniz! Siz halktan bir şey isteme konumunda değilsiniz. Halka hesap vermek zorundasınız! Hükümet istifa seslerine kulaklarınızı tıkayamazsınız. Yok sayamazsınız! Yapmanız gereken, sorumluğunuzu kabul ederek derhal istifa etmektir!

AKP ve MHP’siz bir Türkiye

Hükümetin küçük ortağı da çıkmış, maçlar seyircisiz yapılsın diyor. Tek bildikleri yasakçılıktır. Seyircisiz maç, uhalefetsiz siyaset, denetimsiz bina, seçmensiz seçim, öğrencisiz üniversite, ekransız medya. Biz de diyoruz ki, AKP ve MHP’siz bir Türkiye. Rantsız, sömürüsüz, yalansız, talansız, savaşsız bir Türkiye. Utanmazlardan, yüzsüzlerden kurtulan bir ülke! Bunu da hep birlikte gerçekleştireceğiz. Hep birlikte başaracağız.

Kayyum rejimi öldürdü

Bu felaketin sonuçlarını onarmaya bu iktidarı göndermekle başlayacağız. Depreme hazırlığın ön koşulu ağır hasarlı AKP-MHP iktidarından biran önce kurtulmaktır. Yaşamı hiçe sayan bir iktidarın yerine yaşatan bir sistemi, bir yönetim anlayışını bu ülkede hep birlikte hayata geçirmek zorundayız. Bunun yolu da açıktır. İnanın ki sahadaki bir vinç operatörü tek adamdan çok daha hayati bir role sahiptir. Çünkü yaşam kurtarmaktadır. Binlerce gönüllü kurtarma ekipleri, sivil dayanışma inisiyatifleri, yerel yönetimler, deprem bölgesinde boy gösterme yarışına giren bakanlardan çok daha büyük ve önemli bir işleve sahiptir. Çünkü yaraları sarıyorlar. HDP belediyelerine kayyım atanmasaydı, hem arama kurtarmada, hem de yardımların organizasyonunda çok daha hızlı ve etkili sonuçlar alınacaktı. Kayyım rejimi halkı enkaz altında ölüme sürükleyen bir rejimdir. Bu gaspçı, darbeci rejimden ülkeyi kurtarmak en acil ve hayati gündemlerden biridir.

Bu kabus düzeni bitecek

Tek adam sistemini aşan toplumsal dayanışma ağımız, sivil toplum örgütlülüğü ve yerel inisiyatifler, yeni bir sistemin inşası için önemli bir gücü ve enerjiyi ortaya koymaktadır.

Umut da, Türkiye’yi tek adam sisteminden çıkartacak güç de budur. Bu güçle, bu dayanışmayla hem yaralarımızı birlikte saracağız hem de ortak yaşamı birlikte kuracağız. Gücümüze, toplumsal örgütlülüğümüze, cesaretimize ve kararlılığımıza inanalım. Şurada az bir süre kaldı. Ülkenin üzerine musallat olan bu kabus düzeni bitecek! Yeni bir dönem kesinlikle başlayacaktır. Buradan bütün halkımıza sözümüzdür: Yaşanılır bir Türkiye’yi inşa etmek için gecemizi gündüzümüze katarak, el ele vererek, halka dayanan yeni bir yönetim anlayışını ve sistemini kesinlikle bu ülkede hayata geçireceğiz. Yolunuz ve yolumuz açık olsun. Son olarak, Kızılay’la ilgili görüşlerimizi birazdan Kızılay merkezinin önüne giderek orada açıklayacağız.”

HABER MERKEZİ

#Buldandan #Erdoğana #İstifa #edip #hesap #vereceksin

Evlerine ‘az hasarlı’ denilince çadırları ellerinden alındı

Oturdukları binaya ‘az hasarlı’ raporu verildikten sonra kaldıkları AFAD çadırından çıkarılan Kaçar ailesi, rapora ve binaya güvenmedikleri için sokakta kaldı

Mereş merkezli depremden etkilenen kentlerden Amed’te yaşayan 5’i çocuk 7 kişilik Kaçar ailesinin yaşadığı evin kolon ve kirişlerinde gözler görülür hasar meydana geldi. Kaçar Ailesi, depremin ardından AFAD’ın merkez Peyas ilçesi Kent Meydanı’nda kurduğu çadırlardan birine yerleşti. Ancak Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı Diyarbakır İl Müdürlüğü tarafından evlerine verilen “az hasarlı” raporun ardından aile, çadırdan çıkartıldı.

Aile, evlerinin yıkılma tehlikesi nedeniyle evlerine giremezken ellerinden çadırları alındığı için sokakta kaldı. Rapora itiraz eden bina sakinlerinin yeni inceleme talebine ise yanıt verilmiyor.

Bina yıkıldıktan sonra mı çare bulacaklar

İkram Kaçar, 20 günün ardından çadırdan çıkarıldıklarını ve gidecek yerleri olmadığı için geceyi evlerinin bulunduğu sokakta geçirdiklerini belirtti. Gözle görülen tahribat nedeniyle evlerine giremediklerini vurgulayan Kaçar, “Ya evimize girip, altında kalacağız ya da burada sokakta olacağız. Kendim için değil çocuklarım için burayım. Yetkililer sesimizi duysun” çağrısında bulundu.

Evlerinin ilk depremde hasar gördüğünü söyleyen Ali Kaçar da, “evdeki hasar nedeniyle çareyi sokağa çıkmakta bulduk. Bu bina oturulacak bir bina değil. Mecburen dışarda geçiyoruz. Bina yıkıldıktan sonra mı bir çare bulacaklar?” diye sordu.

Kaynak: MA

#Evlerine #hasarlı #denilince #çadırları #ellerinden #alındı

Defne’de koordinasyon merkezine ‘alanı boşaltın’ denildi

Hatay Valiliği, TİP, TTB, SES ve İBB veterinerlik kliniklerinin kurduğu koordinasyon merkezindeki gönüllülerin alanı boşaltmalarını istedi

TİP, Halkevleri, Halkın Gücü Komiteleri, Türk Tabipler Birliği (TTB), Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) ve İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Veterinerlik Kliniği gibi birçok kuruluşun, Hatay’ın Defne İlçesinde bulunan Sevgi Parkı’nda oluşturduğu Kriz Koordinasyon Merkezi’ne, Hatay Vali Yardımcısı Hatun Kaya’nın da içinde olduğu Valilik görevlileri sözlü tebliğde bulundu.

Koordinasyonda yer alan gönüllüler, yazılı tebliğ isterken, vali yardımcısı çelişkili ifadelerde bulundu.

Vali yardımcısı, önce Kızılay çadırı kuracaklarını, ardından da binaların yıkılma tehlikesi olduğu gerekçesiyle çadırların kaldırılmasını istedi.

Sendikacıların, “Bu kadar birimi ve çadırları nereye kuracağız” diye tepki göstermesi üzerine vali yardımcısı, “Biz size yer buluruz” yanıtını verdi.

Kaynak: JinNews

#Defnede #koordinasyon #merkezine #alanı #boşaltın #denildi

‘İyi çocuklara’ verilen beraat onandı: Vicdani kanı oluşmuş!

Şemdinli’de Umut Kitapevi saldırısını gerçekleştirdikten sonra kaçarken yakalanan astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş hakkında verilen beraat kararı Yargıtay tarafından onandı

Colemêrg’in (Hakkari) Şemzînan (Şemdinli) ilçesinde Umut Kitabevi’ni bombaladıktan sonra kaçarken suçüstü yakalanan astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş hakkında verilen beraat kararı Yargıtay tarafından onandı. “İnsan öldürmek”, “örgüt kurmak” ve “insan öldürmeye teşebbüs” suçlarından yargılanan 3 sanık hakkında Van 1’inci Ağır Mahkemesi’nce verilen kararı onaylayan Yargıtay 3. Ceza Dairesi, sanıkların ‘atılı suçu işlediklerine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığını’ iddia etti.

Yargıtay’ın kararında Kaya, İldeniz ve Ateş’in olay günü istihbari bilgi toplama amacıyla bölgede oldukları savunularak, “Şemdinli ilçesinde maktul ve katılanlara yönelik öldürme, öldürmeye teşebbüs ve yaralama eylemlerini gerçekleştirmelerini gerektirecek, olay öncesine dayalı ayrıca kişisel bir husumetlerinin de bulunmaması, soruşturma ve kovuşturma aşamasında dinlenen tanıkların bombanın atıldığı ana ve kişiye ilişkin doğrudan bir görgülerinin olmaması, iletişimin tespiti kayıtlarının içeriğinden görüleceği üzere, örgüte yakın olan şahısların sanıkların kullanımında olan araç üzerinde fiili hakimiyet kurdukları ancak saat 21.10 sıralarında adli makamlar tarafından güvenli bir şekilde aracın bulunduğu yerde keşif yapılabilmesi karşısında; Türk Silahlı Kuvvetlerinin envanterine kayıtlı olmayan, örgüt kullanılan Alman yapımı el bombalarının sonradan aracın bagajına konulduğuna ilişkin terörle mücadelede görevli olan sanıkların savunmalarına itibar edilmesi gerektiği” iddiaları yer aldı.

Vicdani kanı oluşmuş

Seferi Yılmaz’ın beyanları dışında sanıkların atılı suçu işlediklerine ilişkin her türlü şüpheden uzak, kesin, somut ve inandırıcı delil bulunmadığını ileri süren Yargıtay, mahkemenin verdiği beraat kararının hukuka uygun olduğunu savundu.

Kararda, “Yargılamanın yenilenmesi talebinin kabulü üzerine duruşmalı olarak gerçekleştirilen yargılama sürecindeki işlemlerin usûl ve kanuna uygun olarak yapıldığı, aşamalarda ileri sürülen iddia ve savunmaların toplanan tüm delillerle birlikte gerekçeli kararda gösterilip tartışıldığı, eylemin sanıklar tarafından gerçekleştirilmediğinin saptandığı, vicdanî kanının dosya içindeki belge ve bilgilerle uyumlu olarak kesin verilere dayandırıldığı anlaşıldığından, katılanlar vekillerinin yerinde görülmeyen diğer temyiz sebepleri reddedilmiştir” denildi.

Davanın geçmişi

9 Kasım 2005 tarihinde Umut Kitabevi’ne bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda 1 kişi hayatını kaybetti, 1 kişi de yaralandı. Saldırıyı gerçekleştiren astsubaylar Ali Kaya, Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş kaçarken çevredeki halk tarafından yakalandı ve üzerlerinde askeri kimlik çıktı. Faillere ait otomobilde, belgeler arasında 105 kişinin adının yazılı olduğu 3 liste ile içinde krokiler, haritalar, kimlik kartları ve izin kâğıtları olan 300 sayfalık 4 klasör bulundu. Kapatılan Demokratik Toplum Partisi’nin (DTP) 18 delege aday adayının fotoğraflarının bulunduğu bir başka belge de ortaya çıktı.

Saldırıyla ilgili 22 Kasım 2005’te Wan’da soruşturma başlatıldı. Ali Kaya, Özcan İldeniz ve itirafçı Veysel Ateş 28 Kasım’da tutuklandı. Astsubaylar Kaya ile İldeniz Askeri Cezaevi’ne konuldu. 19 Haziran 2006’da, Van 3. Ağır Ceza Mahkemesi Kaya ve İldeniz’e “İnsan öldürmek, çete kurmak ve insan öldürmeye teşebbüs etmek” suçundan 39 yıl 10 ay 27’şer gün hapis cezası verdi. Sanık avukatlarının itirazı üzerine temyiz incelemesini 16 Mayıs 2007’de tamamlayan Yargıtay 9’uncu Ceza Dairesi, 3 sanık hakkında verilen kararı, usul ve görev yönünden bozdu.

Yeniden görülmeye başlanan davanın 14 Eylül 2007’deki duruşmasında, mahkeme heyeti “görevsizlik” kararı vererek, dosyayı Van Askeri Mahkemesi’ne gönderdi ve 14 Aralık 2007 tarihindeki ilk duruşmada sanıkların tahliyesine karar verildi. Askeri mahkeme, 22 Ocak 2010 tarihinde dava dosyasını Hakkari Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderme kararı aldı. Müdahil avukatlarının itirazı üzerine dosyanın gönderildiği Uyuşmazlık Mahkemesi, Anayasa’nın bazı maddelerinde yapılan değişikliği göz önünde bulundurarak, 2 Mayıs 2011’de dava dosyasını yeniden Van 3’üncü Ağır Ceza Mahkemesi’ne gönderdi.

Dava dosyasının gönderilmesiyle sanıklar 9 Haziran 2011’de yeniden tutuklandı. 10 Ocak 2012’de görülen duruşmada, sanık astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz ile itirafçı Veysel Ateş’e “insan öldürmek”, “örgüt kurmak” ve “insan öldürmeye teşebbüs etmek” suçlarından 39 yıl 5 ay 10’ar gün hapis cezası verildi.

Darbe girişimi sonrası mahkum edilen sanıkların avukatları, dönemin Van Cumhuriyet Savcısı Ferhat Sarıkaya’nın davaya dönük itiraflarının ardından yargılamanın yenilenmesi amacıyla Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi’ne başvurdu. 11 Ekim 2017’de yeniden yargılama talebini kabul eden mahkeme, sanıkların tahliyesine karar verdi. Van 1. Ağır Ceza Mahkemesi’nde görülen son duruşmada ise, mahkeme önce tutuklu bulunan 3 sanığa “örgüt kurmak” suçundan beraat ardından ise 3 sanığın “İnsan öldürmek ve yaralamak” suçundan dosyanın tekrar görülmesine karar vererek, 3 sanığı da tahliye etti.

Dönemin Kara Kuvvetleri Komutanı Yaşar Büyükanıt, bombayı atan astsubaylar Ali Kaya ve Özcan İldeniz için “Tanıyorum, iyi çocuklar” demişti.

Kaynak: MA

#İyi #çocuklara #verilen #beraat #onandı #Vicdani #kanı #oluşmuş

Kızılay depremzedeler için toplanan eşyaları da satmış

Kızılay’ın AHBAP ve TEB’e çadır, konserve gıda satmasının ardından 2019 ve 2020 yılında depremzedeler için toplanan ikinci el eşyaları sattığı da ortaya çıktı

Gazeteci Murat Ağırel’in bugün yayımlanan “Kızılay skandalında ikinci perde: Yardımları da satmışlar” başlıklı yazsında Kızılay’ın sadece AHBAP ve Türk Eczacılar Birliği’ne çadır satmadığını, Kızılay’ın 2019 ve 2020 yıllarında ikinci el eşyaları da sattığını yazdı.

Ağırel yazının devamında “Kızılay başka ne satmış? Hani gönderdiğimiz ikinci el eşyalar var ya. İşte onları da satmış!” sözleri Kızılay’ın 2019 ve 2020 yılında ikinci el eşyaları sattığına dair detayları yazdı.

Ağırel yazısının devamında şu sözlere yer verdi:

“Kızılay’ın 2021 faaliyet raporuna göre 2019 yılında 1 milyon 2020 yılında 759 bin ikinci el eşya satmış! Yönetim kurulu üyeliği ile birlikte 98 bin TL maaş alan genel müdür ve 76 bin TL maaş alan genel müdür yardımcılarının yönettiği Kızılay! Çok yazık, çok… Yani AHBAP ya da başka bir yardım kuruluşu yana yakıla çadır aramasa veyahut bu paraları vermese demek ki Kızılay elindeki çadırları satmak için bekletecekti. Gidip kendi gözlerimle gördüğüm ağzı yüzü kanayarak öksüren çocukları umursamayıp çadır göndermeyecekti. Sadece Kızılay değil, dahası var. Hesap vereceksiniz derken şaka yapmıyordum.”

Kızılay’ın stoklarını tarikatlar kullanmış

Ağırel ayrıca, “Kızılay, elindeki stokları ve gönderilecek yardımları cemaat, tarikat vakıf ve derneklerine kullandırmış. Bu yardım kuruluşları tüm ihtiyacı Kızılay’dan ve AFAD’dan alıp duyarlı halktan da, ‘yardım yapıyoruz’ diyerek para topluyor” diye de aktardı.

HABER MERKEZİ

#Kızılay #depremzedeler #için #toplanan #eşyaları #satmış