Ana Sayfa Blog Sayfa 885

Mısır’dan Şam’a 12 yıl sonra ilk ziyaret

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri, Mereş merkezli depremde çok sayıda kişinin de yaşamını Suriye’ye ziyaret gerçekleştirdi

Mısır Dışişleri Bakanı Samih Şukri iki ülkede 50 binden fazla kişinin ölümüne yol açan Mereş merkezli depremlerin ardından Suriye’yi ziyaret etti. Sabah saatlerinde Şam’a ulaşan Şukri, 2011’de Suriye savaşının başlamasından bu yana ülkeyi ziyaret eden ilk Mısır dışişleri bakanı oldu. Mısır Dışişleri’nden yapılan açıklamaya göre Şukri’yi Şam Havalimanı’nda Suriyeli mevkidaşı Faysal Mikdad karşıladı.

Mısır Cumhurbaşkanı Abdülfettah es-Sisi 7 Şubat’ta ilk kez Suriye Cumhurbaşkanı Beşar Esad ile telefonda görüşmüş ayrıca pazar günü Mısır Meclis Başkanı’nın da aralarında yer aldığı bölgeden parlamenterlerin bulunduğu bir heyet Şam’da Esad ile görüşmüştü.

Depremin ardından Ürdün’ün Dışişleri Bakanı da Suriye’yi ziyaret etmişti.

ŞAM

#Mısırdan #Şama #yıl #sonra #ilk #ziyaret

‘Hızla’ arama-kurtarma yapamayan devlet ‘hızla’ yapılaşma planı yapmış: Yandaşa yine rant kapısı açıldı

Depremlerde arama kurtarma çalışmalarında geç kalması ile eleştirilerin odağında olan AKP-MHP iktidarının, deprem konutlarını ‘hızla inşa etme’ planlarının ayrıntısı ortaya çıktı. Listede yandaş şirketlerin ismi dikkat çekiyor

Resmi verilere göre, yaklaşık 45 bin kişinin yaşamını yitirdiği, 11 ilde 14 milyon kişinin etkilendiği, artçı sarsıntıların iki yıl sürmesinin tahmin edildiği, resmi verilere göre 164 binden fazla binanın yıkıldığı veya acil olarak yıkılmasına karar verildiği 6 Şubat depremlerinin üzerinden sadece 21 gün geçti.

Üçüncü günde kentlerin bir yıl içinde yeniden inşasını taahhüt eden hükümet, ikinci haftada da sözleşme imzalamaya başladı. İktidarın depremin 18’inci gününde hazırlanan yeniden yapılaşma planlarında, Mereş, Meletî (Malatya), Osmaniye, Hatay, Adana’da toplam 23 milyon 426 bin metrekare alanda 85 bin 250 yeni daire yapılması öngörülüyor.

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı, TOKİ ve Gayrimenkul Yatırımcıları Derneği (GYODER) tarafından hazırlanan ‘Afet Bölgesi Tasarım Alanları Rehberi’nde, Kalyon, Kuzu Grup, Optimal gibi iktidara yakın dokuz şirket yüklenici firma, altı şirket ise müellif firma olarak belirlendi.

ANKA Haber Ajansı’nın ulaştığı rehberin öne çıkan ayrıntıları şöyle:

Rehberde; Mereş, Meletî, Osmaniye, Hatay, Adana illeri için ilçe ilçe proje alanları belirlendi, yeni üretilecek daire sayıları hesaplandı. Belgeye göre, projelerin hangi şirketler tarafından yürütüleceği de belirlendi. Rehbere göre; proje alanları, alanlar üzerinde üretilecek konut sayısı ve projeleri yürütecek ve projelerin müellifi olacak iktidara yakınlığı ile bilinen şirketler şöyle:

Mereş genelinde 4 milyon 9 bin metrekare alan üzerinde proje hazırlanacak. Toplamda 17 bin 250 adet daire üretilecek.

Afşin’de, Merkez Proje Alanı’nda; 750 adet yeni daire yapılacak. Bu proje Kalyon ve İki Design şirketleri tarafından yürütülecek.

Elbistan’da, Doğu Proje Alanı’nda; 2500 daire üretilecek. Bu projenin yürütücüsü NKY şirketi ve Mental Design olarak belirlendi.

Onikişubat İlçesi’nde, Önsen Proje Alanı’nda 10 bin adet daire yapılacak. Proje; NKY isimli şirket tarafından yürütülecek.

Türkoğlu Proje Alanı’nda; 2 bin adet daire üretilecek. Bu proje de Kalyon tarafından yürütülecek. Projenin müellifi ise ABOUTBLANK olacak.

Depremin merkez üssü Bazarcix (Pazarcık) ilçesinde, İncirli Proje Alanı’nda; 2 bin adet daire üretilecek. Projenin; ANT Yapı ve MKN Mimarlık tarafından yürütüleceği görüldü.

Meletî’de 8 milyon 600 bin metrekare alan üzerinde 30 bin adet daire yapılacak.

Battalgazi İlçesi’ndeki Çamurlu Proje Alanı’nda 15 bin adet daire üretilmesi planlandı. Çamurlu Projesi DOME şirketi tarafından inşa edilecek projenin müellifi DOME ve CROSS WORK şirketleri olacak.

Yeşilyurt İlçesi’ndeki İkizce Proje Alanı’nda 10 bin adet daire üretilmesi planlandı. İkizce Projesi’nin yürütücüsünün Kuzu Grup, müellifinin ise AGM Mühendislik olacağı görüldü.

Doğanşehir Proje Alanı’nda ise 5 bin adet daire üretilecek. Bu proje ise EGE Yapı ve Mimar Mimarlık’a verilecek.

Hatay genelinde 9 milyon 417 bin metrekare alan üzerinde 31 bin adet daire üretilecek.

Rehbere göre, Antakya’da 8 milyon 617 bin metrekare alan; 10 ayrı proje alanına ayrıldı. Bu alanlar üzerinde toplamda 27 bin yeni konut üretilecek. Antakya projeleri; Kalyon, NEF, Tahincioğlu ve Optimal şirketleri tarafından yürütülecek. Bazı projelerin yürütücüleri, aynı zamanda müellifleri olacak.

Belen Proje Alanında, 200 bin metrekare alan üzerinde 1000 adet konut üretilecek. Belen Projesi’nin yürütücüsü Tahincioğlu, müellifi Kayabay Mimarlık olacak.

Samandağ’da, Mağaracık Proje Alanı’nda; 600 bin metrekare alan üzerinde 3 bin adet daire ise Kalyon tarafından yapılacak.

Osmaniye’deki Merkez Proje Alanı’nda, toplamda 1 milyon metrekare alan üzerinde 5 bin adet konut üretilecek. Projeyi Ege Yapı üstlenecek.

Adana’da açılacak Çukurova Proje Alanı’nda, 400 bin metrekare arazi üzerinde 2 bin adet yeni daire üretilecek. Projenin hem yürütücüsü hem müellifi Optimal adlı şirket olacak.

“Afet Bölgesi Tasarım Alanları Rehberi İl Ölçeği” başlıklı planında belirlenen il il, ilçe ilçe belirlenen projelerin 9 yüklenici şirket ve 7 müellif şirket eliyle yürütülmesi planlanıyor.

Belgeye göre, projede Kalyon, Kuzu Grup, Ege Yapı, Nef, Tahincioğlu, Optimal, Dome, NKY ve ANT Yapı şirketleri yüklenici olarak belirlendi.

Kalyon İnşaat: Kalyon İnşaat, dünyada en çok kamu ihalesi alan 10 şirket arasında, beşinci sırada. Kalyon İnşaatın tek başına veya diğer hükümete yakın şirketlerle yürüttüğü projeler listesinde; İstanbul Havalimanı, Kuzey Marmara Otoyolu, Gaziantep Nurdağı-İslahiye Yolu, Marmaray, İstanbul Uluslararası Finans Merkezi Ziraat Kuleleri de var.

Kuzu Grup: Kuzu İnşaat’ın yürüttüğü projeler arasında; İstanbul Fetihtepe Kentsel Dönüşüm Projesi, Siirt Devlet Hastanesi, Mardin Devlet Hastanesi, Afyon Lisesi restorasyonu ve ek bina inşaatı, Afyonkarahisar Dinar’da 400 daireli afet konutu var.

Optimal: Şirketin yönetim kurulu başkanı Burhan Özdemir, aynı zamanda MÜSİAD İnşaat Sektörü Kurulu’nun başkanı. İnşaat yönetimi alanında pek çok proje yürüten şirketin; İçişleri Bakanlığı 112 Acil Çağrı Merkezi, İstanbul Çekmeköy, Ümraniye ve Silivri Kaymakamlık binaları, Kütahya Sağlık Entegre Yerleşkesi, Maltepe Huzurevi, Marmara Üniversitesi Spor Kompleksi, İstanbul Ticaret Üniversitesi tarihi binası öne çıkan projelerinden birkaçı…

NKY Mimarlık: Mimari proje hazırlanması alanında şirketin projeleri arasında, Rize Artvin Havalimanı Elektrik Uygulama Projesi, İstanbul Kartal Lütfi Kırdar Eğitim Araştırma Hastanesi Projesi, Necmettin Erbakan Üniversitesi Kampus Alanı Projesi, Trabzonspor Stadyumu var.

Ant Yapı: İnternet sitesinde yer alan bilgilere göre, şirket; Galataport İstanbul Projesi’nin betonarme inşaat işlerini ve kapalı alan ince inşaat işlerini yürütüyor. Ümraniye Kültür Merkezi ve Alaçatı Marina’nın portföyünde yer aldığı şirket ayrıca, Rusya’da Yakutistan Bölgesi’nin Mirny kentinde havalimanı inşa etti.

Kaynak: ANKA

#Hızla #aramakurtarma #yapamayan #devlet #hızla #yapılaşma #planı #yapmış #Yandaşa #yine #rant #kapısı #açıldı

Hasar tespiti neye göre belirleniyor: TOKİ istedi vermedik, depremi fırsat bildiler

Depremin ardından hasar tespit çalışmalarının da başlaması ile evlerin neye göre ‘hasarlı’ veya ‘hasarsız’ olarak belirlendiği tartışma konusu. Meletî’de Alevi-Kürt yurttaşların yaşadığı hasarsız evlere, ‘ağır’ hasarlı raporu verilirken Dîlok’ta enkaz eve ‘hasarsız’ raporu verildi

Mereş merkezli depremlerin ardından arama kurtarma çalışmalarında olduğu gibi enkaz kaldırma hasar tespit çalışmalarında da yetersilizlikler gündemde, evlerin neye göre ‘hasarlı’ veya ‘hasarsız’ olarak belirlendiği ise tartışma konusu.

Meletî (Malatya) ve ilçelerinde binlerce bina yıkılırken, depremden sonra 350-400 bin kişinin göç ettiği tahmin ediliyor. Meletî’nin Beydağı eteklerinde bulunan merkez Yeşilyurt ilçesine bağlı ve çoğunluğu Alevi-Kürt yurttaşların yaşadığı Cemal Gürsel Mahallesi de depremden en az etkilenen yerlerden biri.

Evlerin genelde tek katlı olduğu mahallede, yıkılan ev bulunmuyor. Ancak Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı ekiplerince birçok eve ‘ağır hasarlı’ raporlarının verildiğini belirtildi. Mahalle sakinleri, zarar görmeyen evlerine verilen ağır hasarlı raporlarla göçe zorlandıklarını aktardı. MA’dan Dilgeş Ruvanas’a konuşan yurttaşlar, alınan bu karara karşı hukuki yollara başvuracaklarını kaydetti.

Malatya

‘TOKİ istedi vermedik, depremi fırsat bildiler’

Mahalle sakinlerinden Ayhan Yıldırmaz, deprem esnasında ve sonrasında evlerinde yaşamayı sürdüklerini ifade ederek, evde tek bir çiziğin olduğunu ve bütün taşıyıcılar sağlam olmasına rağmen Çevre, Şehircilik Ve İklim Bakanlığı tarafından gelen hasar tespit heyetinin evlerine “ağır hasarlı” raporunu verdiğini söyledi

Alevi ve Kürt halkının yoğun yaşadığı bir mahalle olduğuna dikkat çeken Ayhan, depremden birkaç yıl önce de Cemal Gürsel Mahallesi için TOKİ’nin başvuru yaptığını söyledi. Ayhan, “Mahalleliyi buradan çıkartıp TOKİ yapmak istediler. Arsalar tapulu olduğu için mahalleli vermedi. Ancak adamlar böyle bir süreçte buraya gelip bir fotoğrafla karar verdiler. Eğer gerçekten ev hasarlıysa zaten bizler oturmayız” dedi.

Evlerine da ağır hasarlı raporunun verildiğini kaydeden Abuzer Sarıtaş, “Evimde tek bir çizik dahi yok ama evime ağır hasarlı raporu vermişler. Yetkililerden davacıyım. Böyle bir şey yokken nasıl karar verebiliyorlar. Evimiz hasarlı ve arızalı olsaydı içinde bir saniye duramazdık. Zaten buranın peşindelerdi. TOKİ girecek diye daha önce istediler ama bizler de davacı olup vermedik. Şimdi de depremi fırsat bilip faydalanmak istiyorlar” şeklinde konuştu.

Hasan Sarıtaş isimli yurttaş ise, evleri için verilen kararın ardından bir rant projesinin olduğunu ifade ederek, “25 yıldır toplulaştıracağız diye diye benim arazimi 340 metrekareden kese kese 130 metre kareye düşürdüler. Bunlar yine rant peşindeler. Tek bir çatlağın olmadığı eve ağır hasarlı raporunun verilmesi ya da kolunu patlamış eve de az hasarlı raporunun verilmesi şüphe uyandırıyor” dedi.

Antep

Enkaz eve ‘hasarsız’ raporu

Dîlok’un (Antep) Nurdağı ilçesinde ise tam tersi bir durum söz konusu. Depremde Nurdağı’na bağlı Sakçagözü kırsal Mahallesi’ndeki evi tamamen yıkılan 65 yaşındaki Yeter Çalışkan da, depremden 3 saat sonra çevredekilerin yardımıyla enkaz altından kurtarıldı. Eşini iki ay önce kaybeden ve çocukları şehir dışında yaşayan Çalışkan, enkazının önünde 15 gün boyunca tek başına, çadırsız ve gıda yardımı alamadan yaşama tutundu.

Çalışkan, enkaz haline dönen evine “hasarsız” raporu verildiğini öğrendi. Moloz yığınına dönüşen evine verilen rapora tepki gösteren Çalışkan’ın oğlu Abdullah Çalışkan, “Ev yıkık, annem enkaz altından çıktı ama biz e-Devlet’ten kontrol ettiğimizde ev hasarsız görünüyor. Biz de itiraz için gerekli mercilere başvurmaya çalışıyoruz ama ilgilenen yok, uğraşıyoruz” dedi.

Ayrıca aynı mahallede yan yana bulunan iki eve verilen hasar tespit raporları da dikkat çekti. Kolonları kullanılamaz halde olan bir eve “az hasarlı” raporu verildiği, hemen yanında bulunan ve herhangi bir hasar almayan müstakil eve ise “ağır hasarlı” raporu verildiği öğrenildi.

Kaynak: MA

#Hasar #tespiti #neye #göre #belirleniyor #TOKİ #istedi #vermedik #depremi #fırsat #bildiler

Biner biner ölürüz

İnsanlığın felaketi olmak için “nihai kötülük” bugünlerde yeniden kolları sıvadığını açıklıyor. Her şeyi tedbirden önce kadere bağlayan bu anlayış canımızla, kanımızla besleniyor. Bunu görmemek kaderine isyan değil, körlüktür

Mehmet Uçar

“Hayırseverlik dikeydir, aşağılar.

Dayanışma yataydır, yardım eder.”

Eduardo Galeano

“Bana İsmail deyin” cümlesiyle başlayan Moby Dick (Beyaz Balina) romanındaki hayata benziyor hayatlarımız. Varlığına inandığımız ama bir türlü yakalayamadığımız bir beyaz balinanın peşinde, dalgalardaki gemi gibi bata çıka yol alıyoruz.

Her zaman ölmeye hazırız, ama ölülere bakmaya yüreğimiz el vermiyor.

Kötülüğün en büyük yeteneği, cehennemi cennet olarak göstermesi ve bizi buna ikna etmesidir. Neo-liberal kapitalizmin böyle bir mahareti olduğu bilinir.

Topyekün kötülüğün ilacı da topyekün iyilik olabilir. Bilinmelidir ki Mehdi, bir şahıs değildir, bir ruhun (gücün) adıdır. Bu ruh, zulme direnmek, haktan, halktan yana olmak ve adalet için çalışmaktır. İyilik yapan herkes Mehdi’den bir parçadır.

Bu ruhtan da nasibini alan HDP, örgütlü olduğu her alanda deprem bölgeleri ile dayanışmasını göstermiştir.

Buna karşı kötülüğün safındaki herkes ise Deccal’in gölgesini taşır.

HDP’nin halkıyla dayanışmasını engellemek ve bu dayanışmanın başına kayyım yerleştirmek bu gölgenin ta kendisidir.

Bu gölgenin içinde onlar için şunlar gizlidir:

Dayanışma, dayanışmanın yarattığı örgütlülüğü, mutluluğu ve nezaketi hazmedememek.

Diğer taraftan, hazmedilemeyenler hayatın bize armağanıdır.

Yıldızlar, en karanlıkta daha güzel parlar. Bu ülkenin en zor ve karanlık günlerinde HDP ağacı içindeki yıldızlar her yerde parladı ve parlamaya devam ediyor.

Tarihsel olaylar, kalıcı özellikleriyle hafızalarda yer eder. Depremle birlikte gösterilen yeni yaşam dayanışması bu topraklara bir ütopyanın tohumlarını ekti.

Biri hariç herkes bir arada, herkes dayanışıyor. Herkes kendi rengince dayanışıyor. Bir kişinin mutluluğu herkesin mutluluğu oluyor.

Bu topraklarda dayanışma bir kez daha direnişin dili haline geliyor. Keskin sözler ağırlığını dayanışmanın yaratıcı o diline bırakıyor.

İktidar her türlü kirli savaşla yenebilir. Ama halk arasında yaşanılan bu dayanışmayı engelleyip yenecek bir silahı yok. O yüzden çaresizler. Yalanları işe yaramıyor.

İnsanlar dayanışma ile güzel bir şey işaret ediyor, parmağı ile gösteriyor.

Ama iktidar ve onun sözcüleri, işaret edilen yere değil parmağa bakıyorlar ve dayanışma içinde olanlara kara çalıyorlar. Onları tartıştırarak, zayıflatmaya niyet ediyorlar.

Onlar da ısrarla söylüyor: Parmağımıza değil işaret ettiğimiz yere bakın. Orada insanların aç ve açıkta kalmadığını göreceksiniz!

Şunu net gördük: Halk, yalnızken hiçbir şey, birleştiğinde her şeydir.

Onlar için tarih ya “çanak çömlek” ya da ranttan ibaret, paradan başka bir şeye iman etmiyorlar. İnsan müşteri değildir. Bu topraklarda bunu ve öncesini unutmamak, geleceğe bir hafıza yaratmak için 6 Şubat’ı kardeşlik ve dayanışma günü ilan edebiliriz.

Sermayenin korkusuna karşı, halkın birlik umududur bu.

Bu toprakların baskın inançlarından bir Müslüman için, iyilik ve kötülük, ilahidir.

Kötülük de bu bab içindedir, çünkü o olmadan iyiliğin varlığı ve mahiyeti anlaşılamaz.

AKP iktidarı bizler için artık budur. Mutlak kötülüğün semboller dünyasındaki adı olmuştur.

Bu kötülük, sömürü ve haksızlık, ülkenin her hücresine yayılmıştır.

Kurallara uymak yerine kuralları kendine uydurarak bunu her alanda yaygınlaştırmıştır.

Bunu beceremeyenlere de her türlü bağışlanma seçeneklerini sunmuştur.

İmar affı bunlardan sadece biridir.

On binlerin hayatlarını kaybetmesi, müteahhitlerin yayımlanan bina deprem yönetmeliğine uymamaları ile tek başına açıklanamaz. Aynı zamanda işini yapmayan her iktidar ve her belediye de vebal altındadır.

İşimizin, evimizin, ailemizin ve hayallerimizin depremle yerle bir olduğu bu sistemde, artık mevcut anlayışlar yönetemez. İnsanlığın felaketi olmak için “nihai kötülük” bugünlerde yeniden kolları sıvadığını açıklıyor. Her şeyi tedbirden önce kadere bağlayan bu anlayış canımızla, kanımızla besleniyor. Bunu görmemek kaderine isyan değil, körlüktür.

AKP-MHP iktidarı yola çıktıklarını yolda bulduklarına değiştirirken, yola çıktıklarını kontrol altına almak için kimi makam ve mevkilere getirmişti. Bu anlayışın yarattığı liyakatsizlik yetkin olmayan kişilerin kritik kurumların başına gelmesiyle sonuçlanmıştı. Ülkenin içinde bulunduğu karmaşanın bir başka boyutu da bu olmalı. Tabii ki tek adamın hakkını yemeyelim.  O her şeyi bilen adam bilenleri de bilgisizliğiyle bir kenara itebilmiştir.

Okyanusta bata çıka beyaz balinayı arayan o gemi gibiyiz. Ölüm hep başka bir yüzle gösteriyor kendini bizlere; o kadere isyan etmediğimiz sürece.

Halife Ömer, dilenci bir kadınla anlaşmış, her gün kapısına gelmesini ve “ölüm de var, ya Ömer!” diye bağırmasını istemiş. Uzun zaman sonra Ömer kadına, artık gelmesine gerek kalmadığını söyleyince, kadın merak edip nedenini sormuş. “Çünkü,” demiş Ömer, “artık saçlarıma ak düşmeye başladı, ölümü unutmam.”

Aynı kederdeyiz. O yüzden yaşanılan bu son acı artık kendi içinde bir son olmalı.

Bizlere bunları yaşatanları asla unutmamalıyız.

Moby Dick romanının sonunda, beyaz balinanın gazabıyla gemi batar, ulu kaptan Ahab ve iyi kalpli yardımcısı Bay Starbuck dahil herkes ölür. Sadece bir kişi sağ kalır.

Ölenlerin hikayesini anlatmak ve hesabını sorması için birinin geride kalması gerekir.

Yoksa neden bağışlansın ki hayat?

O geride kalanlarla Deccallara karşı mücadele etmeye devam edeceğiz.

Sevdiklerimizin adını anmaktan ve onların hatırasını taşımaktan başka yükler de var omzumuzda. İçinde yaşadığımız bu eğri düzeni düzeltecek olan güç bugün yoksulların ve mazlumların dilinde artık yeter demeyi bekliyor.

Biner biner ölmeden!

#Biner #biner #ölürüz

Zerya bebeğin ölüm tarihi değiştirildi: 9 Şubat deprem gününe çekildi

Bazarcix’ta depremde üzerine petek düşen ve hastaneye kaldırılan 9 aylık bebek, “iyi” denilerek evine gönderildikten 3 gün sonra 9 Şubat’ta yaşamını yitirdi. Ancak e-devlet kaydında ölüm tarihi 6 Şubat olarak geçiyor

Merkez üssü Mereş’in Elbistan ve Bazarcix (Pazarcık) ilçeleri olan 6 Şubat’taki depremlerde, geç müdahale ve ihmallerden kaynaklı çok sayıda insan yaşamını yitirdi.

Bazarcix’ta Memiş Özdağ Mahallesi’nde yaşayan Havva İsti de deprem sonrası ihmal sonucu çocuğunu kaybeden depremzedelerden. Deprem günü kalorifer peteğinin üzerine düşmesi sonucu fenalaşan ve hastaneye kaldırılan 28 Nisan 2022 doğumlu 9 aylık bebeği için “iyi” denilerek eve gönderildi. Ancak üç gün sonra bebek yaşamını yitirdi. Kayıtlara ise 9 Şubat yerine 6 Şubat’ta yaşamını yitirdiği not düşüldü. Aile, ihmalin üzerinin örtülmesi için ölüm tarihinin değiştirildiği görüşünde.

Mezopotamya Ajansı’dan Rukiye Adıgüzel’e konuşan anne Havva İsti, 9 aylık kızı Zerya’nın üzerine peteğin düştüğünü söyleyerek yaşananları şöyle anlattı: “Saat 04.30 gibi falan aşağıya indik. Hava çok soğuktu, arabada oturmaya başladık. Sabah saat 09.00- 09.30 gibi Pazarcık Hastanesi’ne gittik. Doktorlara, ‘Benim kızımın üstüne petek düştü, bir bakar mısınız?’ dedim. Benim kızımın yüzüne uzaktan bakıp, ‘Kızın iyi, bir şeyi yok’ dediler. Ben o an kızımın öleceğini hiç düşünmedim.”

Hastaneden sonra Kizirli Töreler köyüne gittiklerini söyleyen İsti, 2-3 gün boyunca hiçbir şey fark etmediğini, ancak 9 Şubat’ta bebeğin mamasını verip uyuttuktan sonra, nefes almadığını fark ettiklerini söyledi. Kızını alıp hemen Pazarcık Hastanesi’ne götürdüklerini ve doktorların yarım saat boyunca kalp masajıyla bebeğe müdahale ettiklerini dile getiren anne İsti, “Doktorlar ‘Başınız sağ olsun, kızınızı kaybettik’ dediler. Sonra kızımı alıp başka bir yere götürdüler. Ben kızımı nereye götürdüklerini merak ettiğim için peşlerinden gitmeye çalıştım. Kayınım engel oldu. Daha sonra beni kızımın cenazesini teşhis etmek için çağırdılar. Tabi yaklaşık 100 cenaze vardı ve o cenazelerin arasında kızımı teşhis etmemi istediler” diyerek neden kendi elleriyle hastaneye götürdüğü ve orada yaşamını yitiren kızının enkazdan çıkarılan cenazeler arasına alınarak kendisinden onu teşhis etmelerini istediğine anlam veremediğini kaydetti.

Kızı Zerya’nın 9 Şubat’ta yaşamını yitirdiğini fakat e-Devlet’e 6 Şubat diye geçtiğini söyleyen İsti, “İlk gün baksalardı belki kızım şu an yaşıyor olacaktı” diyerek, duruma tepki gösterdi.

Şu an yurt dışında olan baba Cuma İsti ise, kızının hastane doktorlarının ihmali yüzünden hayatını kaybettiğini dile getirerek, “Kızıma bakmış olsalardı, şu an yaşıyor olabilirdi” ifadelerini kullandı. Baba İsti, kızının 9 Şubat’ta yaşamını yitirmesine rağmen 6 Şubat’ta yaşamını yitirmiş gibi gösterilmesinin sebebinin ise, yaşanan ihmalin kamuoyuna yansımasının istenmemesinden kaynaklı olduğunu dile getirdi.

Ailenin verdiği bilgiler üzerine ulaşılan Pazarcık Cumhuriyet Başsavcılığı’nın tanzim ettiği ve 6 Şubat’ın üzeri çizilerek el yazısıyla 9 Şubat diye düzeltilen belgede şöyle deniliyor: “06.02.2023 günü saat 04.20 sıralarında ilçemizde meydana gelen çok şiddetli deprem nedeniyle göçük altında kalan şahıslar olay yerinde ölü muayene işlemleri yapılmıştır. Cesedin Zerya İsti şahıs olduğu tespit edilmiştir. Defin ruhsatı verilmesinde sakınca yoktur.”

Belgenin sonuna 6 Şubat 2023 diye yazıldıktan sonra 6’nın üzeri çizilerek altına el yazısıyla 9 diye düzeltildiği görülüyor.

Ancak E-Devlet’teki “Ölüm Kayıt Örneği’nde 9 aylık bebeğin ölüm tarihi ve yeri için “6 Şubat 2023 Pazarcık” deniliyor. Aile, ihmalin üzerinin örtülmesi için ölüm tarihinin deprem günü olarak yazıldığını düşünüyor.

HABER MERKEZİ

#Zerya #bebeğin #ölüm #tarihi #değiştirildi #Şubat #deprem #gününe #çekildi

Kızılay’ı siyah çelenkle protesto eden EHP’liler gözaltına alındı

EHP İstanbul İl Örgütü, çadır satan Kızılay’ın önüne siyah çelenk bırakarak, protesto etti

Emekçi Hareket Partisi (EHP) İstanbul İl Örgütü, deprem bölgesine gidecek çadırları para karşılığı satan Kızılay’ı Kadıköy’deki Kızılay Şube Müdürlüğü önüne protesto etti.

EHP’liler Kızılay önüne siyah çelenk bıraktı. Eylemde konuşan EHP Sözcüsü Özge Akman, depremin üzerinden 21 gün geçtiğini ve halkın hala çadır ihtiyacının karşılanmadığına dikkat çekti.

Akman, halkın çöken binaların altında kaldığını ancak depremin ikinci gününde Kızılay’ın çadır sattığını kaydetti. “İşte asrın rezaleti” diyen Akman, “Halkımıza bir çadırı çok görüp, o çadırları satmak için bir gün kaybetmeyen kamu kurum ve kuruluşları birer felakettir. Bu iktidar 50 bin insanımızı kaybetmemizden zere üzüntü duymuyor. Tıpkı 20 yıldır önlem almadığı gibi bundan sonrası için de önlem derdine düşmüyor. İşleri güçleri sadece itiraz edenleri susturmak” dedi.

Akman’ın açıklama yaptığı sırada polis partililere saldırdı. Bu sırada “hükümet istifa” sloganları atan partililer polis tarafından darp edilerek, gözaltına alındı. Gözaltına alınan Akman ve beraberindeki partililerin nereye götürüldüğü ise öğrenilemedi.

İSTANBUL

#Kızılayı #siyah #çelenkle #protesto #eden #EHPliler #gözaltına #alındı

Ferit Şenyaşar: ‘Adalet nerede’ çığlığı her yerden yükseliyor

Adalet Nöbeti’ni Urfa Adliyesi önünde sürdüren Ferit Şenyaşar, ‘Geldiğimiz noktada ülkenin her yerinde insanlar ‘devlet nerede’ diye haykırıyor’ dedi

Riha’nın (Urfa) Pirsûs (Suruç) ilçesinde, 14 Haziran 2018 tarihinde AKP Milletvekili İbrahim Halil Yıldız’ın koruma ve yakınları tarafından eşi ve iki oğlu katledilen Emine Şenyaşar ile saldırılardan yaralı kurtulan oğlu Ferit Şenyaşar’ın 9 Mart 2021’de Urfa Adliyesi önünde başlattığı Adalet Nöbeti 707’nci gününde devam ediyor.

Anne Emine Şenyaşar ve oğlu Ferit Şenyaşar, Pirsûs ilçesinden adliye önüne gelerek “Adalet” yazan pankartın önünde nöbeti başlattı.

Burada konuşan Ferit Şenyaşar, yaklaşık 2 yıldır eylemlerine devam ettiklerini belirterek, her gün gelerek “adalet nerede, devlet nerede” diye haykırdıklarını söyledi. Yaşanan depremden sonra bu çığlığın artık her yerden yükseldiğine dikkat çeken Şenyaşar, “Depreme dayanıklı evler inşa edilmediğinden dolayı büyük bir felaket yaşandı. Bugün geldiğimiz noktada ülkenin her yerinde insanlar ‘devlet nerede’ diye haykırıyor” dedi.

Davalarının hakikat olduğunun altını çizen Şenyaşar, şöyle devam etti: “Milyonlarca insan davamızı takip ediyor. Hakikatler ortaya çıkmasına rağmen yargı halen daha görevini yerine getirmiyor. Adalet tecelli edene kadar, tutuklu kardeşim serbest bırakılıncaya kadar adliye önünden ayrılmayacağız.”

RIHA

#Ferit #Şenyaşar #Adalet #nerede #çığlığı #yerden #yükseliyor

Semsûr’dan geriye molozlar kaldı

Depremden dolayı 30 bin 521 dairenin kullanılamaz hale geldiği Semsûr’da, bir molozlar birde molozlar başında nöbet tutan jandarmalar kaldı

Çevre, Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı’nın Semsûr’daki (Adıyaman) hasar tespit raporuna göre kentte 2 bin 349 bina yıkıldı. Bu yıkılan binalarda toplam 9 bin 844 daire bulunurken, acil yıkılacak, ağır hasarlı ve yıkılan toplam bina sayısı ise 10 bin 549 olarak açıklandı. Bu toplamda ise, 30 bin 521 daire bulunuyor. Bunun yanında 5 bin 54 ticarethane de ya yıkıldı ya da ağır hasarlı iken, 350 ahır da yıkıldı veya ağır hasar aldı.

Semsûr’da en fazla merkezde bina yıkılırken, 614 bina Sergolan (Gölbaşı), 168 bina Kolik (Kahta), 125 bina Besni de yıkıldı. Depremin 4-5’inci gününden itibaren kepçe ile yıkılan binalara girilirken, birçok binanın da enkazı toplanarak kentin içindeki dere yataklarına dökülmeye başlandı. Kentin genişlemesiyle kent içinde kalan Adıyaman Organize Sanayi Bölgesi (OSB) önünde bulunan Eğri Çay deresinin koluna dökülen molozlar, dere yatağını doldurmak üzere. Her gün yüzlerce kamyon kentin farklı noktalarından çıkan enkazı taşıdığı dere yatağında biriken molozlar devasa büyüklüğe erişti.

Moloz başında nöbet

Molozların döküldüğü noktada 7/24 saat nöbet tutan jandarma, bölgeye moloz dökenlerin haricinde kimsenin yaklaşmasına izin vermiyor. “Molozlar içinde çıkabilecek değerli eşyaları koruyor” gerekçesiyle bölgede nöbet tutan Jandarma, insanların bölgeye girişini yasakladı.

Kentteki en önemli sorunlardan bir diğeri ise, yıkılan binaların enkazlarının kaldırıldığı sırada ortaya çıkan toz bulutları. Enkazların susuz kaldırılma yöntemi nedeniyle ortaya çıkan tozlar, çok sayıda üst solunum yolu sorunlarının yaşanmasına neden oluyor. Aynı zamanda enkazların kaldırılması sırasında başta asbest olmak üzere radon gazı gibi kanserojen maddelerin havaya karışması ve bunların uzun süreli solunmasının akciğer kanseri ile akciğer zarı kanserine (mezotelyama) yol açabildiğini yönünde uyarılara rağmen, enkaz kaldırma uygulaması sürüyor.

SEMSÛR

#Semsûrdan #geriye #molozlar #kaldı

Şengal’e SİHA saldırısı

Şengal’de SİHA ile bir araca yönelik saldırı gerçekleştirildi

RojNews’in yerel kaynaklara dayandırdığı habere göre, Şengal’in Barawe köyü yakınlarında SİHA ile bir araca yönelik SİHA saldırı düzenlendi.

Ayrıntılar geliyor…

#Şengale #SİHA #saldırısı

Meletî’de 5.6 büyüklüğünde deprem

Meletî’de 5.6 büyüklüğünde deprem olduğu açıklandı

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), saat 12.04’te merkez üssü Meletî’nin (Malatya) Çermîktî (Yeşilyurt) ilçesi olan 5,6 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini açıkladı.

Deprem Amed (Diyarbakır), Riha (Urfa) ve Xarpet (Elazığ) gibi çevre illerde de hissedildi.

#Meletîde #büyüklüğünde #deprem