Ana Sayfa Blog Sayfa 886

Suriyeli aileye çadır ve gıda verilmiyor: Hiç merhamet kalmadı mı?

Nurdağı’nda çadıra erişemeyen tek aile Suriyeli Halid ailesi. Irkçı söylemlere de maruz kalan Halid ailesi, ‘Hiç merhamet kalmadı mı?’ diye soruyor

Mereş merkezli depremlerde ağır hasar alan Dîlok’un Nurdağı ilçesinde yaşan Suriyeli Halid ailesi, depremin zorlu koşulların yanı sıra ırkçılıkla da mücadele etmek zorunda kalıyor.

Can kaybının olmadığı ancak neredeyse tüm evlerin hasar gördüğü Çakmak Mahallesi’ne 4 günün ardından çadırlar gönderildi. Burada yaşayan Suriyeli aileye AFAD tarafından gönderilen çadırlar verilmedi.

22 gündür çadıra erişemeyen tek aile olan Suriyeli Muhammed Halid ve eşi, “Hiç merhamet kalmadı mı?” diye sordu.

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Fırat Can Arslan’ın haberine göre, Halep’ten 2014 yılında Dîlok’un Nurdağı ilçesine bağlı Çakmak Mahallesi’ne yerleşti. Yıllardır köyde çobanlık yaparak geçimini sağlayan Halid ailesi, köylüler tarafından istenmediklerini ve zaman zaman ırkçı söylemlere maruz kaldıklarını anlattı.

Muhammed Halid, “Bize ‘cehennem olun gidin. Bu Araplar gitsin buradan’ diyorlar. Köy merkezindeki jeneratörde bu sabah telefonumu şarj etmeye gittim. Beni kovdular” dedi.

Çadır verilmediği için bahçede kendi imkanları ile kurduları çadırda yaşadıklarını söyleyen Halid, “Hiç merhamet kalmadı mı?” diye sordu. Gıda yardımı da alamadıklarını söyleyen sözlerine şöyle deva etti: “Yardımların dağıtıldığı yere gittiğimizde, mahalleli almamızı istemiyor. ‘Gelmeyin’ diyorlar. Biz 8-10 senedir buradayız. Kimin neyini çalmışız. Bir bardak su alamıyoruz.”

HABER MERKEZİ

#Suriyeli #aileye #çadır #gıda #verilmiyor #Hiç #merhamet #kalmadı #mı

Çadır ve konteyner kent kurumu hızlandı, yollar temizlendi: Erdoğan gelecek

AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın ziyareti öncesi Elbistan’da enkazlar hızla kaldırıldı, konteyner ve çadır kentler kuruluyor

Elbistan’da yaşanan depremde yaşamını yitirenlerin sayısı resmi verilere göre bini aşarken, ilçede 3 bine yakın bina yıkıldı. Depremin üzerinden 22 gün geçmesine rağmen depremzedelerin ihtiyaçlarının karşılanmasında yetersizlikler yaşanırken, yaklaşık bir haftadır da yıkılan binaların enkazları hızlı bir şekilde kaldırılıyor.

Yüzlerce kamyon ve iş makinesinin getirildiği ilçe adeta toz bulutu içerisinde. Bir haftadır yaşanan bu telaşın nedeni ise, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın yarın ilçeye gelecek olması. Erdoğan’ın geçeği güzergah ve inceleme yapacağı ilçe meydanındaki tüm enkazlar kaldırılırken, yollarda ise temizlik çalışması yapılıyor.

Son bir haftadır bir umutla enkaz başına giderek ziynet eşyalarını aramak isteyen yurttaşlara ise izin verilmiyor. Bir yurttaş, “Evimin enkazından değerli eşyalarımı almak istedim. Yalvardım yakardım ama izin vermediler. Kazıcının şoförü bana, ‘Erdoğan buraya gelecek ve hızlıca bu enkazları almamız istendi. Sizi bekleyemeyeceğiz. Çünkü saatlik iş yapıyoruz’ cevabını verdi” diye konuştu.

Bir başka yurttaş ise, “Yangından mal kaçırılıyor. İnsanların hiçbir şeyi kalmadı bari eşyalarını çıkarsınlar” diyerek tepki gösterdi.

Bir yandan ilçe merkezinde bu çalışmalar devam ederken, diğer yandan onlarca iş makinesi ve yüzlerce kişi, Erdoğan’ın gelişine yetiştirmek için çadır ve konteynır kent kuruyor. İlçede bir haftadır yaşanan bunca hengame ve ilçeye atanan Koordinatör Vali Gökmen Çiçek’in “Pazartesi bambaşka bir Elbistan’a uyanmak istiyoruz” sözünün ise, Erdoğan’ın gelişi ile ilgili olduğu anlaşıldı. Zira ilçede halen çadırların bile ulaşmadığı kırsal mahalleler bulunuyor.

Kaynak:MA

#Çadır #konteyner #kent #kurumu #hızlandı #yollar #temizlendi #Erdoğan #gelecek

Yangına dahi müdahale edilmedi: 40 yanmış beden çıkardık

Deprem’den sonra Mereş’in sahipsiz bırakıldığını ifade eden Ulaş Kabak, kimsenin yardıma gelmediğini gönüllülerle birlikte sadece bir binada 40 yanmış beden çıkardıklarını söyledi

Merkez üssü Bazarcix (Pazarcık) olan depremlerin ağır hasar bıraktığı Mereş merkez ve ilçelerinde binlerce kişi hayatını kaybederken, Onikişubat ile Dulkadiroğlu ilçelerinde enkaz kaldırma çalışmaları devam ediyor. Depremin 22’nci gününe rağmen halen enkaz altından cenazeler çıkan kette, moloz kaldırma çalışmaları ağırlıklı olarak şehir merkezinde sürdürülüyor. Depremin ilk gününde gönüllü olarak kurtarma çalışmalarına katılan, şimdi ise kent merkezi ile köylerinde yakınları ile arkadaşlarının sağladığı imkanlarla gönüllü olarak insanlara yardımcı olmaya çalışan Ulaş Kabak, tanık olduklarını ve yaşadıklarını anlattı.

1 iş makinesi vardı

Depremin ilk günü şehrin tamamının karanlıkta kaldığını, evinden çıkamayanların tamamının enkaz altında kaldığını dile getiren Kabak, ilk 4 gün iletişimin tamamen kesildiğini söyledi. Depremin ilk günü şehir merkezinde bir iş makinesi ve 8 özel harekat polisi dışında kimsenin olmadığını kaydeden Kabak, “Bütün binalar yıkılmış. Bir apartmanda yaşayan 50-100 kişi var. Bir iş makinesi ve 8 tane polisi bir arada tutup, bir şey yapamıyorlar. Onlar da ne yapacağını şaşırdı. İş makinesine para teklif edenler, askerin önünde ağlayanlar var, sinir krizi geçirenler var. İlk gün bu şekilde bitti zaten” ifadelerini kullandı.

‘48 saat şehir sahipsizdi’

İkinci deprem nedeniyle sabah saatlerinde Elbistan ve Bazarcix’a gönderilen elektrik şirketine ait iş makinelerinin yarı yoldan dönmek zorunda kaldığını kaydeden Kabak, “48 saat boyunca şehir sahipsizdi. Biz burada ailelerin feryatları arasında insanları kurtarmaya çalışıyoruz ama yanımızda kimse yok. Bu nedenle ilk 3 günümüz berbattı” dedi.

‘AFAD yoktu biz vardık’

Ekiplerin 72 saat sonra gelmeye başladığını ancak gelen ekiplerin düzensiz geldiğini kaydeden Kabak, enkaz altındaki 4 akrabasının hayatını kaybettiğini, amcasının oğlunun ise 72’nci saat sonra enkazdan sağ çıkardığını dile getirdi. 72 saat sonra enkaz çalışmalarının başlamasına rağmen ara sokaklarda halen bir çalışma olmadığını dile getiren Kabak, “Çalışmayı biz gönüllü ekiple yaptık. AFAD’a ulaşamıyoruz ya da bir ekip vermiyorlar” diye anlattı.

40 kişi yanarak can verdi

Azerbaycan Bulvarı üzerindeki bir enkazda arkadaşları kalan ve arkadaşlarını çıkarmak için çalışan Kabak, ilk gün yangın çıkan binada üçüncü gün ses aldıktan sonra Fransız kurtarma ekibinin enkaza geldiği ve cihazla kontrol yaptığını belirtti. Çalışmaya başladıkları sırada enkazda yeniden yangın çıktığını kaydeden Kabak, ” Biz totalde 4-5 saat itfaiyeyi bekledik. Gelen seste itfaiyeyi bekledik ama yine de itfaiye gelmedi. Sokaklar zaten dardı. İtfaiyeyi arıyoruz, ‘sadece sizin için mi çalışıyoruz. Bir sürü yerde yangın var’ gibi konuşmalar oldu. Bina 5 saat boyunca yandı. Bina zaten ilk günden itibaren yanıyordu. Ama en büyük yangın bizim en son çalışmayı yaptığımız gün oldu. Ondan sonra itfaiye geldi. Biz zaten cesetleri çıkarmıştık. Yanmış cesetleri. Binadan biz 40’a yakın yanmış ceset çıkardık. Tamamı yanmıştı. Yüzleri tanınmıyordu. Biz, 4 tane insan bedeninden kopmuş kafatası. Kafatasını bir tarafa diziyoruz, bedenleri arıyoruz. Bedenleri bulursak, hangisiyle uyumlu ise teşhise gönderelim şekilde” ifadelerini kullandı.

‘İnsanlar acılarını yaşayamadı’

Enkaz çalışmaları sırasında çok zor anlar yaşadıklarını kaydeden Kabak, kimi insanların bedenlerinin artık enkaz altında sabunlaşmaya başladığını, bir anneyi çocuğunun üzerine kapanmış şekilde enkazda bulduklarını söyledi. Bir spor salonunun cenaze toplama yeri haline getirildiğini ve çıkardıkları cenazeleri battaniyelere sararak, oraya götürdüklerini ifade eden Kabak, şunları söyledi: “İnsanlar cenazelerini yıkamayı, kefenlemesini yapamadılar. Namaz hızlı bir şekilde kılınıyor ama bunların hiçbirini yapamadılar. Aracı olmayan insanlara bir araç kiralamaları, cenazelerini alıp, mezarlığa götürüp defnetmeleri söylendi. Normalde cenaze araçlarını belediyenin tahsis etmesi gerekirken, belediyenin cenaze araçları şehir merkezinde toplanmış, sadece buradaki ceset torbasından aşağı kadar (spor salonuna) götürüyor, sonrasında ‘cesedinizi alın, götürün. Köyde ise köye götürün, şurada ise şuraya götürün’ denildi. Evlat babasını kendi kucağında götürüp mezarlığa gömüyordu. İmam hazır zaten. 3 kişiyle, 5 kişiyle hani sevenlerinin gelmesine vakit yok. Zaten toplu mezarlar açıldı. Cesetler çok fazla art arda geliyordu. Toplu bir şekilde bir kanal açılıyordu. O şekilde ceset torbaları yan yana bırakılıyordu ve gömülüyordu. Başına konulan tahtada isim yazarken, senin cenazen yan tarafta. İnsanlar gerçekten bu şehirde acılarını yaşayamadı.”

Kabak, depremin üzerinden 23 gün geçmesine rağmen Mereş’te çadır ve konteyner probleminin yaşandığını söyledi.

Haber: Ahmet Kanbal / Mereş – MA

#Yangına #dahi #müdahale #edilmedi #yanmış #beden #çıkardık

Almanya’dan Narlı’ya dayanışma köprüsü

Depremin 5’inci gününde Almanya’dan Bazarcix’in Narlı Mahallesi’ne gelen Hacı Çöçeli, KESK ve HDP’nin koordinasyonuyla hareket ederek aracıyla yaklaşık 100 kırsal mahalleye ihtiyaç malzemesi ulaştırdı

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen 7.7 ve 7.6 şiddetindeki depremlerde yaşamını yitirenlerin sayısı 45 bine yaklaşırken, on binlerce kişi de yaralandı. Tahribatın ağır olduğu merkezlerin başında depremin merkez üssü Bazarcix (Pazarcık) ilçesine bağlı Narlı Mahallesi ve bağlı köyler geldi. Devlet ve iktidar yetkililerinin gitmediği kırsal mahallelerde yaralar ise gönüllülerin dayanışmasıyla sarılmaya çalışılıyor.

Depremin 5’inci günü Almanya’dan ilçeye gelen Hacı Çöçeli de 15 gün süresince 100’den fazla kırsal mahalleyle kurulan dayanışma ağında yer aldı. Demokratik kitle örgütleri, Halkların Demokratik Partisi (HDP) ve Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) koordinasyonunda kurulan çadır kentteki çalışmalara katılan Çöçeli, aracıyla her gün onlarca köye temel gıda, giyim ve hijyen malzemesi ulaştırdı.

‘Devlete güvenim yok’

Narlı’ya geldiğinde büyük engellemelerle karşılaştığını belirten Çöçeli, “Devlet ‘ben varım, kimse yok’ mantığındaydı. Önümüze bentler koyarak, çadırlarımıza baskınlar düzenleyerek gelen yardımları aldı ve ‘biz yaptık havası’ oluşturmaya çalıştılar. Bu durumu kabul etmek mümkün değil. Eğer bir insan yardım etmek istiyorsa önünü açacaksınız. En az 100 köyü dolaştım ve neredeyse gitmediğim yer kalmadı. Ama oralarda hiçbir devlet görevlisini görmedim. Bize gelen yardımlarımıza da devlet el koydu. Buraya gelen çadırlara el koydular. ‘Bırakın yaparız’ diyorlar. Yardımlar bize gelmişse siz niye yapacaksınız? Halkıma yardım etmek için buradayım. Devlete güvenim yok. Gittiğim birçok yerde askerlerden başka kimseyi görmedim. Kızılay’ı veya diğer kurumları görmedim” diye belirtti.

Kırsal mahallelere gitti

Gittiği 100’den fazla kırsal mahallede birkaç Kızılay çadırı dışında yardım görmediğini ifade eden Çöçeli, buralara gönüllülerin ve yurt dışından gönderilen çadırların ulaştırıldığını söyledi. Çöçeli, “Yetkililerin yardım götürdüğü bir köye gittim. Gelen yardımlar rastgele yerlere atılmıştı. Çok dağınıktı. Gerçekten acınacak bir durumdayız. Ağlanacak halimizden daha çok ağlayacak hale getirdiler. Elimizden geldiği kadar toplumun her kesimine ayrım yapmaksızın ulaşmaya çalışıyoruz. Örneğin, kırsal mahallenin aşağısı ve yukarısı var ancak aşağı kısımdaki evlere her türlü yardım götürülmüş, yukarıdaki evlere kimse uğramamış. Orada 14 aile yaşıyordu. Bir kısmına yardım ulaştırdık, gerisini de ulaştıracağız” diye belirtti.

Devlet yetkililerine çağrı

Vicdanı el vermediği için Narlı’ya geldiğini söyleyen Çöçeli, şöyle dedi: “Elimden geldiğince yardımcı olmaya çalıştım. Devlet büyükleri, koordineli çalışın, oy hesabıyla çalışmayın. Bu bir felakettir, felaketten nemalanmak lanetliktir. Halkımızın bu şekilde ezilmesine vicdanım razı gelmiyor. Halkın buraya aç geldiğini gördük. Yardımları ulaştırırken önümüzü kesenleri kınıyorum. Bir insan yardım etmek istiyorsa eder. Devletin yardımları yerine ulaştıracağını bilsem niye vermeyeyim? Demek ki burada bir sorun var. Demek ki ya yetişmiyorsunuz ya da yetişemediğiniz yerlere birilerinin gitmesini engelliyorsunuz. Örneğin, gittiğim bazı yerlerde insanlar ‘Evimizde yiyecek yok’ diyor. Devlet büyüklerine sesleniyorum: Lütfen engel olmayın ve emek veren insanlara saygı gösterin.”

Dayanışmayı sürdürün

Çöçeli, son olarak herkesin bu koordinasyonlarda yer almasını isteyerek, “Herkesin bir şeyler yapması lazım. Elinizden geldiğince yardımcı olun. Gücünüz oranında koordinasyon çadırına gelin ve dayanışmada bulunun” çağrısında bulundu.

Haber: Dilgeş Ruvanas / Mereş-MA

#Almanyadan #Narlıya #dayanışma #köprüsü

‘Kar suyuna muhtaç bıraktılar, kızım açlıktan ölecekti’

İslahiye’nin Boğaziçi Mahallesi’nden depremzede Sibel Şahin, halkın yardımı ile ayakta kaldıklarını belirterek, 4 aylık bebeğinin ölmemesi için yıkık evden mamasını almak zorunda kaldığını, kar suyu eritip içtiklerini söyledi

Mereş’te meydana gelen depremlerin ağır bilançosu Dîlok’un (Antep) ilçelerinde daha çok ortaya çıkıyor. Dîlok’un İslahiye ilçesine bağlı Boğaziçi Mahallesi’nde (Cevizlidere) halk kendi imkanlarıyla enkazlardan çıkarken, dayanışma sonucu yapılan yardımlarla soğuktan korunmaya çalışılıyor. 21 hanenin bulunduğu Boğaziçi Mahallesi’nde 2 kişi yaşamını yitirdi. Mahallede evlerin tamamı yıkılırken, dağlardan düşen kayalar ise yolları ve mezarlıkları tahrip etti.

‘60 yıllık emeğimiz gitti’

Çadırları kendi imkanlarıyla yaptıklarını söyleyen depremzedelerden Sibel Şahin, devlet olmadığı için kendi başlarına çadırlarını yaptıklarını belirtti. Şahin, “Eşim ne bulduysa onunla çadır yapmaya çalıştı. 4 aylık bebeğim var ve sığınmak zorunda kaldım. Çadır istememize rağmen gelmedi. 60 yıllık emeğimiz bir anda gitti. Ben evimi bu halde görmek istemiyorum, sürekli ağlıyorum. Yapacak çok şey var ama yapan yok. Buraya hiçbir şey gelmiyor. İlk gün askeriye yanımızdan geçti, bizi soran bile olmadı” dedi.

‘Yetkililerden kimse gelmedi’

“Bütün cenazelerimizi çıkardık, kendi başımıza gömdük, yaralarımızı kendimiz sardık, neden?” diye soran Şahin, “Diğer köylere yardım yapılıyor, muhtar var diyorlar. Bizde muhtar görünmüyor. Yetkililerden gelen kimse yok, askeriyeyi geçtik, muhtarımız bile yok. Ben dilenerek, ağlayarak çadır aldım. Kimsenin çadırı yok, alan kendi imkanlarıyla alıyor. Çadır yaptık ama çocuklarım hâlâ ağlıyor ve korkuyorlar. Halkın getirdikleriyle yetiniyoruz. Yıkılmış eve girerek tuvalet ihtiyacımızı karşılıyoruz. 4 aylık bebeğime banyo yaptıramıyorum, hava soğuk nasıl yaptırayım?” şeklinde konuştu.

‘Kızım açlıktan ölecekti’

Köyde bulunan konteynerleri halkın kendi imkanlarıyla aldığına dikkat çeken Şahin, “Geçmeyecek, benim yaşadığım o günkü acı hiçbir zaman geçmeyecek. Bir yılda bitireceğiz diyorlar, ama bu acılar geçecek mi? Geçmiyor. 19 yaşında gözümün önünde genç bir çocuk öldü, geçer mi bu? Komşumu alıp ahırın içine attılar. Neden, niye yaptılar? Kimse uğramadı buraya bir iki gün boyunca. Kendi imkanlarımızla yaşadık. 112’yi arıyorum ‘Neresi?’ diyorlar. Ya nasıl neresi, deprem bölgesi. 4 aylık kızım açlıktan ölecekti, gidip o enkazın altında mamasını almak zorunda kaldım. Karı eritip su yaptım. Milletin yardımının dışında yardım yok” ifadelerini kullandı.

Haber: Dilan Babat / Mereş-JINNEWS

#Kar #suyuna #muhtaç #bıraktılar #kızım #açlıktan #ölecekti

O sokaklarda yine Feyruz’un sesi yükselecek

Sokaklarında buram buram limon, mandalina ve portakal kokan Hatay, depremle birlikte büyük bir toz kokusunun esareti altında. Yıkılan binalara yazılan duvar yazıları ise depremde yaşananların özeti gibi…

Selman Çiçek – Hatay

Depremin en çok etkilediği illerden biri olan Hatay’da bir duvar yazısı. Bu yazı, depremin ardından 3 haftadır yaşananların en özet hali gibi. Sokaklarında buram buram limon, mandalina ve portakal kokan kent şimdilerde büyük bir toz kokusunun esareti altında. Bu kokuya rağmen Hatay halkı, yeniden turunçgil ağaçlarının yeşereceğine ve sokaklarının limon ve mandalina kokacağına inanıyor. Ölüme ve yıkıma inat Asi nehri kenarında yeniden baharı karşılama inançlarını hiç yitirmeyen Hatay halkı, yeninden Armutlu sokaklarında devrimci yazılama yaparken Feyruz ve Ümmü Gülsüm dinleyeceklerine inanıyor. Bu inanç, Hatay halkını 3 haftadır ayakta tutuyor. Bu inanç ile örgütlü toplumun bilincinde yaşayarak ne topraklarını ne de toplumsal dayanışmayı bırakıyorlar.

Tarih de yok oldu

Önce Mereş ardından Hatay merkezli iki deprem kenti adeta yok ederken ayakta kalan evleri elle saymak mümkün. Geriye kalan ise viran olmuş bir şehir. Resmi rakamlara göre depremde 3 bine yakın tamamen yıkılan bina var. 20 bine yakın binada yan yatmış. Kolonları patlamış, kullanıma uygun olmayan 20 bine yakın bina, 10 bine yakın da kullanıma uygun olmayan orta hasarlı bina var. Tüm bu rakamlar toplandığında kentin yüzde 80’inin yok olduğunu açık bir şekilde gösteriyor. Sadece yıkılan binalar değil bir kentin tarihi de yok oldu. Medeniyetin başkenti olarak bilinen Hatay’da birçok tarihi-kültürel yapı yerle bir oldu. Antakya’da bulunan 14 asırlık Anadolu’nun ilk camisi Habib-i Neccar’ın yanı sıra, Hatay Meclis binası, Antakya Rum Ortodoks Kilisesi, İskenderun Latin Katolik Kilisesi, Ulu Cami ve yüzlerce yıllık tarihi binalar ya yıkıldı ya da hasar gördü.

Devletin varlığı askeri güç

Depremin ardından 3 hafta geçmesine rağmen halen ortada ne devlet var ne de devletin diğer kurumları. Devlet, sadece militarist güç olarak durmaya devam ediyor. Şırnak’tan getirilen korucular, asker olduğu belli olmayan üniformalı uzun sakallı halk arasında paramiliter denilen gruplar ve diğer güçler var. Sokaklarda, enkaz başlarında öylece duruyorlar. Ne bir taş kaldırdıklarına ne de bir yemek dağıttıklarını gördük. Yaptıkları tek iş, çekim yapan gazetecileri engellemek, akşam 18.00’dan sonra fiili bir sokağa çıkma yasağını uygulamak. Tüm baskıya rağmen yurtlarını terk etmeyen halk, her şeye rağmen ilmek ilmek toplumsal dayanışmayı örmeye devam ediyor.

30 bin kişi öldü

Hatay Belediye Başkanı’nın verdiği bilgilere göre kentte şu ana kadar 20 bin kişi öldü. Ancak kayıt dışı Suriyelileri de eklediğinde ve halen binlerce insanın enkaz altında olduğu düşünülüyor. Bunlar da eklendiğinde bu sayının 30 bine geçeceği düşünülüyor. Halen birçok enkaza dokunulmamış bile. Depremin 18’inci gününde Armutlu sokaklarında gezinirken 3 cenazenin çıkarılışına tanık olduk. Cenazelere artık arama kurtarma çalışması ile değil enkaz kaldırma çalışması ile çıkarılıyor. Kepçe rastgele taş bloklarını kaldırıyor, altında cenaze olup olmadığına bakılıyor. Arama kurtarma çalışmasının kepçe ile yapılmasını insan yaşamına aykırı olduğu gerekçesi ile İspanyol ve Yunan ekipler ülkeyi terk etmek zorunda kalmıştı.

Fatma Ana’nın hikayesi

Enkazların altında halen çıkarılamayan binlerce cenaze var. Bunlardan biri de Armutlu’da yıkılan binasının önünde oğlunun cenazesini bekleyen Fatma anne. Beklemekten bedeni bitap düşmüş, konuşmakta güçlük çekiyor. Çok geç anne olmuş Fatma anne. Yıllarca bir çocuk dünyaya getirmek için uğraşmış. Çabaları onu 40 yaşında anne yapmış. 40 yıl beklediği erkek çocuğunu 25 yaşında kendi tabiri ile “Çok geç kavuştum çok erken kaybettim” sözleri ile kaybettiğini anlatıyor. Belki de tek tesellisi cenazesine kavuşmak, ona son kez sarılmak ve gidebileceği bir mezarı olması.

Duvar yazılarındaki mesaj

Defne, Samandağ, Kırıkhan, Hassa, Belen, İskenderun yıkıldı ama Hatay halkına göre yıkılan sadece binalar oldu. Hatay’ın bir ruhu olduğuna ve bu ruhun halen ayakta olduğuna inanıyorlar. Bu ruhun yeniden Hatay’ı dirilteceklerine inançları var. Bu yüzden yıkıntılar arasında gezdiğinizde Hatay halkının bıraktığı mesajlara tanık olursunuz. O mesajlar ise şöyle:

“Gitmedik ki dönelim…”

“Her şey güzel olacak. Gitmedik, buradayız”

“Hatay’ı terk etmeyin”

“O sokaklarda yine Feyruz ve Ümmü Gülsüm’ün sesi yükselecek”

#sokaklarda #yine #Feyruzun #sesi #yükselecek

Hesekê’de patlama

Hesekê’de Refîde Okulu yakınlarında bir araçta patlama meydana geldi

Kuzey ve Doğu Suriye’nin Hesekê kentine bağlı Kelasê Mahallesi’nde Refîde Okulu yakınlarında bir araçta patlama meydana geldi. İlk bilgilere göre bir kadın yaralandı.

ANHA’da yer alan habere göre, Emîne Xelîl Derwêş (70) adlı bir kadın patlamada yaralandı. Patlamanın nedenine ilişkin ise henüz bir bilgi edinilemedi.

DIŞ HABERLER

#Hesekêde #patlama

Kızılay, Ahbap’a gıda da satmış

Mereş merkezli depremlerin ardından Kızılay’ın çadır sattığı Ahbap’ın kurucusu Haluk Levent, AFAD’ın da çadırları parayla aldığını, Kızılay’ın kendilerine gıda malzemesi de sattığını açıkladı

Mereş merkezli depremlerin ardından, ilk günlerde bölgeye çadır göndermemesiyle eleştirilerin hedefinde olan Kızılay’ın, deposundaki çadırları depremin üçüncü günü Ahbap Derneği’ne 46 milyon liraya sattığı ortaya çıkmıştı.

FOX TV’deki yayında konuşan Haluk Levent, 15 bin liraya 250 adet çadır aldıklarını 2 bin 50’sini Kızılay’dan aldıklarını aktardı ve “13 bin 200 tanesi de başka firmalardan alındı. 28 tanesinin faturasını yayınlayacaktık zaten. Arkadaşlar Kızılay’ın internet sitelerinden çadır sattığını görmüşler. Sitelerde var. Ankara Eczacılar Odası da almış, biz niye almayalım?” dedi.

Levent, Kızılay’ın çadırlar için ‘indirim’ yaptığını belirtirken KDV ödediklerini de bildirdi: ”Biraz indirim yaptırdık, 19 bin lira, KDV ve nakliye. Bunlar 22 bin liraya gelebiliyor.”

AFAD da Kızılay’dan çadır almış

AFAD’ın da Kızılay’dan çadır aldığını aktaran Levent, AFAD da çadırları parayla, faturalı alıyor Kızılay’dan. Buyurun AFAD yetkilileri yalanlasın” diyerek aynı zamanda Kızılay’dan gıda da aldıklarını söyledi: “Kızılay en başta besin kurumudur. Kızılay’dan kavurma almadık. Yaptığımız yemekler var ama onlar zaten ahlaki oluyor. Yemek üretiliyor. Karşılıklı işbirliğiyle bu yemeklerden satın alabiliyorsunuz. Konserveler yapabiliyorsunuz. Bunu biz ahlaki buluyoruz. Raporlara göre 100 liranın 7’siyle kuru fasulye, barbunya falan aldık. Sattılar. Onları almışız.” AFAD’la işbirliği protokollerinin de olduğunu aktarann Levent, “Biz 4 yıldır AFAD’la işbirliği halindeyiz. İstifa etmek istiyorum ama o kadar para gönderilmiş, onun sorumluluğundayım” dedi.

Mereş depremlerinin üçüncü gününde Kızılay’ın şarkıcı Haluk Levent’in yönettiği Ahbap Derneği’ne 46 milyon lira karşılığında çadır sattığı ortaya çıkmış, Kızılay Başkanı Kerem Kınık, yapılan alışverişin ‘ahlaki ve akılcı’ olduğunu öne sürmüştü.

Halk enkaz altındayken devlet tüccarlık yapmış

HABER MERKEZİ

#Kızılay #Ahbapa #gıda #satmış

Hasar tespit ekiplerinden hasarlı ev için ‘deprem olunca kaçın’ tavsiyesi

Bazarcix merkezdeki evi depremde hasar gören ve çatlaklar oluştuğunu söyleyen depremzede Sultan Yılmaz’a, hasar tespit ekipleri ‘Evde kalabilirsiniz deprem olduğunda dışarı kaçın’ tavsiyesi verdi

Mereş merkezli 6 Şubat günü gerçekleşen depremler sonrası krizi yönetemeyen iktidarın yönetemezliğine her geçen gün bir yenisi eklenirken, depremzedeler, gönüllüler ve sivil toplum örgütlerinin ulaştırdığı yardımlar ile yaşamlarını sürdürebiliyor.

Mereş’in Bazarcix (Pazarcık) ilçesine bağlı Narlı beldesinde yaşayan Sultan Yılmaz, depreme babasının Bazarcix’taki evinde yakalanarak enkaz altında kalanlardan biri.

Çocuğu Efkan Yılmaz tarafından enkaz altından çıkarılan Sultan Yılmaz, aradan geçen 3 haftaya rağmen hiçbir yardıma ulaşamadığını belirtiyor. Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu’nun (KESK) sivil toplum örgütleri ile birlikte Narlı’da oluşturduğu koordinasyon merkezine ulaşan Sultan Yılmaz, kar ve yağmur yağışı altında ayakkabısız eşofman ile üç gün geçirdiklerine ve Afet ve Acil Durum Başkanlığı (AFAD) ile devletten hiçbir yetkilinin yanlarına uğramadığına dikkat çekti.

Bazarcix’ten Narlı’ya yakınlarının yanına geldiği geldiğini belirten Yılmaz, Çevre, Şehircilik ve İklim Bakanlığı tarafından evinde hasar tespit çalışması yapıldığını söyledi. Evinde çatlaklar oluştuğunu ve hasar gördüğünü belirten Yılmaz, gelen tespit ekininin “Evde kalabilirsiniz ama deprem olduğunda dışarı kaçın, çadıra girin” diyerek evde kalınabilir raporu verdiğini anlattı.

Haber: Nişmiye Güler / JinNews

#Hasar #tespit #ekiplerinden #hasarlı #için #deprem #olunca #kaçın #tavsiyesi

Kızılay’ın çadır satışı Leman kapağında: Enkazda başka kimse var mı?

Leman dergisi, Kızılay’ın çadır satışını kapağına taşıyarak enkaz altında resmedildi

Leman dergisi, Kızılay’ın AHBAP’a çadır satışını kapağına taşıdı. Twitter hesabından kapak karikatürünü paylaşan dergi, “İnsanlar çadır diye inlerken KIZILAY depremzedelere ücretsiz çadır dağıtmak yerine depremin üçüncü günü AHBAP’a 46 Milyon TL ye çadır satmış!” ifadeleri yer aldı.

Söz konusu karikatürde enkazın üstündeki arama kurtarma görevlilerinin “Enkazda başka kimse var mı?” sorusuna karşılık “Biz varız Kızılay” yanıtıyla Kızılay enkaz altında resmedildi.

HABER MERKEZİ

#Kızılayın #çadır #satışı #Leman #kapağında #Enkazda #başka #kimse #var #mı