Ana Sayfa Blog Sayfa 889

Başaran: 8 Mart’ta birbirimizin yaralarını sarmak için alanda olacağız

HDP Kadın Meclisi üyeleri 8 Mart’ın startını Kadıköy’de yaptıkları açıklama ile verdi. Açıklamada konuşan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, 8 Mart dolayısıyla kadınların dayanışma ve öz güçleri ile birbirlerinin yaralarını saracağını vurguladı

Dünya Kadınlar Günü olan 8 Mart’a az bir zaman kala kadın örgütleri de tek tek çalışmalarının startını veriyor. Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi üyeleri de, “Yalnız değil, birlikteyiz!” ve “Jin jiyan azadî” şiarıyla Kadıköy’de bulunan Beşiktaş İskelesi önünde bir araya gelerek, 8 Mart Dünya Kadınlar Günü’ne ilişkin eylem ve etkinliklerin startını verdi.

Çok sayıda kadın katıldı

“Birlikteyiz” yazılı pankartın açıldığı eyleme Halkların Demokratik Kongresi (HDK) Eş Sözcüsü Esengül Demir, HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) Eş Genel Başkanı Saliha Aydeniz, Yeşil Sol Parti Eş Sözcüsü Çiğdem Kılıçgün Uçar, Barış Anneleri Meclisi üyeleri ve çok sayıda kadın katıldı.

Öz gücümüzle 8 Mart’ta alanda olacağız

Grup adına açıklamayı yapan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, devletin deprem bölgesine yardım ulaştırmadığını belirterek, ortaya çıkan dayanışmaya dikkat çekti. Başaran, “Bu süreçte de yalnız olmadığımızı, birlikte öz gücümüzle ayağa kalkacağımızı ve örgütlülüğümüzle 8 Mart’ta alanlarda olacağız. Bütün toplum bu süreçten etkilendi. Ama her defasında olduğu gibi bu kriz anından da en fazla kadınların, çocukların ve diğer dezavantajlı grupların etkilendiğini gördük” dedi.

‘Birbirimizin yaralarını saracağız’

Kadınların en temel ihtiyaçlarına ulaşamadığını belirten Başaran, “Kadınlar, şiddetle yüz yüze bırakılıyor. Kadınlar, toplu yaşam alanlarında taciz ve tecavüz riskiyle karşı karşıya kalıyor. Çünkü kadınlar için herhangi bir güvenli alan oluşturulmamış. Altını ısrarla çiziyorum; hala tuvalet, banyo ihtiyaçları karşılanmamış. Bunun faturası kadınlara çıkartılacak. Tam da bu nedenle dayanışmamızı büyüteceğimiz bir 8 Mart ilan ettik. Kapitalist erkek egemen sisteme karşı öz gücümüzü örgütleyeceğimiz, kadın dayanışmasını büyüteceğimiz, tıpkı ‘yalnız değiliz, birlikteyiz ve birlikte güçlüyüz’ yola çıktığımız gibi bu süreçte de birbirimizin yaralarını saracağız” diye konuştu.

En başında kadınlar hesap soracak

8 Mart’ta giderken deprem bölgesine gidip kadınlarla dayanışacaklarını belirten Başaran, “Adıyaman’dan Maraş’a, Antep’ten Hatay’a ve oradan ise Malatya’ya kadar her yerde bulunan kadın arkadaşımızın elini tutarak, orada yalnız olmadıklarını ve bu iktidarın insafına hiç kimseyi terk etmeyeceğimizi ifade edeceğiz. Hiç kadere, asrın felaketi söylemine sığınmasınlar. Bu yaratığı büyük felaketin hesabını verecek. Hesap soranların en başında da kadınlar olacak. Tıpkı dayanışmamızı büyüttüğümüz gibi hesap soranlar da bizler olacağız” diye belirtti.

İSTANBUL

#Başaran #Martta #birbirimizin #yaralarını #sarmak #için #alanda #olacağız

Nurdağı ve İslahiye için uyarı: Şebeke suyu kullanmayın

Dîlok’ta çalışmalarda bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca, Nurdağı ve İslahiye için şebek suyu kullanmama uyarısında bulundu. Koca deprem bölgelerinde salgın tehdidi olmadığını da savundu

Mereş’te (Maraş) 6 Şubat’ta yaşanan depremin ardından depremzedelerin sağlık sorunları henüz çözülmezken, salgın tehlikesi de devam ediyor. Barınma sorunun devam ettiği deprem kentlerinde özellikle şebeke suları da büyük bir tehlike içeriyor.

Dîlok’ta (Antep) bakanlığının afet bölgesindeki çalışmalarına ilişkin açıklamalarda bulunan Sağlık Bakanı Fahrettin Koca da Nurdağı ve İslahiye için şebeke suyu kullanmama uyarısında bulundu.

Dîlok’ta 3 bin 897 ölüm

Dîlok’ta can kaybının 3 bin 897 olduğunu savunan Bakan Koca, Osmaniye, Nurdağı ve İslahiye’de çalışmaları yerinde incelediklerini belirterek, birçok yaralının da tedavisinin devam ettiği bilgisini verdi.

Koca konuşmasının devamında ise şu uyarıyı yaptı: “Bugüne kadar 730 su örneği alınmış, 512’si sağlık açısından uygun, 103 ise uygun bulunmamıştır. Antep’te Nurdağı ve İslahiye haricinde şehir merkezindeki şebeke suyu, içme suyu olarak kullanılabilir.”

Salgın tehdidi yok dedi

Semsûr’da (Adıyaman) uyuz salgının başlamasına rağmen Bakan Koca, deprem bölgesinde herhangi bir salın hastalık tehdidi olmadığını belirterek, “Deprem bölgesinde halk sağlığını tehdit edecek herhangi bir salgın hastalık bugün itibarıyla saptanmadı” diye konuştu.

DÎLOK

 

#Nurdağı #İslahiye #için #uyarı #Şebeke #suyu #kullanmayın

İran’da kadın aktiviste hapis ve 40 kırbaç cezası

Jîna eylemlerine katıldığı için tutuklanan Yasujlu sivil aktivist Anahita Ramzanian, 7 ay hapis ve 40 kırbaç cezasına çarptırıldı

İran’da “Ahlak polisi” tarafından Kürt kadın Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından başlayan halk ayaklanması beraberinde rejim güçlerinin baskısını da getirdi. Özellikle kadınların hedef alındığı ülkede eylemlerde şiddet, gözaltı, tutuklama ve işkenceyle protestolar bastırılmaya çalışılıyor.

“Jin, Jiyan, Azadi” isyanına katılanlardan ve daha sonra tutuklananlardan Yasujlu sivil aktivist Anahita Ramzanian, 7 ay hapis ve 40 kırbaç cezasına çarptırıldı. Ramzanian, “halkın düzenini bozmak” ve “Kamu rahatını bozmak” iddiasıyla 7 ay hapis ve 40 kırbaç cezasına çarptırıldı.

Kefaletle serbest bırakılmıştı

Ramzanian, 10 Ekim 2022 tarihinde rejim güçleri tarafından tutuklanırken, 25 gün tutuklu kaldıktan sonra 5 Kasım’da, yargılaması sonuçlanan kadar geçici kefaletle serbest bırakılmıştı.

DIŞ HABERLER

#İranda #kadın #aktiviste #hapis #kırbaç #cezası

Antakya’da polis işkencesi: Şikayetçi oldular

ÇHD İşkenceyle Mücadele Komisyonu, Antakya’da ikamet eden Ö.T. ve 2 yeğeninin özel harekat polisleri tarafından işkenceye maruz kaldığını belirtti

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İşkenceyle Mücadele Komisyonu, Hatay’ın Antakya ilçesinde Ö.T. ile beraberindeki 2 yeğeninin 24 Şubat gecesi evlerinin bulunduğu sokakta özel harekat polisleri tarafından işkenceye maruz kaldığını açıkladı. Komisyon, konuya dair sanal medya hesabından şu açıklamada bulundu:

“Müvekkiller silah kabzalarıyla kafalarına vurularak, sokak ortasında dakikalarca işkence görmüş, telefonları zorla alınıp karıştırılmış, ardından bırakılmışlardır. Müvekkil Ö.T., maruz kaldığı işkence sonrasında kısa süreli bilinç kaybı yaşamıştır. Müvekkilin hala travmaya bağlı kısmi hafıza kaybı sürmektedir. Gece boyunca süren sağlık tetkikleri ardından 25.02.2023 tarihinde müvekkiller, üyelerimiz eşliğinde ifadelerini vererek, kendilerine işkence uygulayan özel harekat polislerinden şikayetçi olmuşlardır.”

Ayrıca komisyon, şiddete maruz kalan Ö.T.’nin polisler tarafından çağırıldığını ve bizzat İlçe Emniyet Müdürü tarafından şikayetinden vazgeçtirilmeye çalışıldığını aktararak, şöyle dedi: “İşkenceyi yapan da işkencenin üstünü kapatmaya çalışan da bu suçtan sorumludur. Tüm sorumlular hakkında derhal soruşturma başlatılmalıdır.”

İSTANBUL

#Antakyada #polis #işkencesi #Şikayetçi #oldular

‘Bir yılda yeni kentler’ sözü veren iktidar İzmir’de 3 yılda 2 bina yaptı

3 yıl önce meydana gelen depremden sonra yıkılan evlerden sade 2’sinin yapıldığını belirteren İzmirli depremzedeler verilen sözlerin tutulmamasına tepki göstererek, faizsiz deprem kredisi talep etti

İzmir Depremzedeleri Dayanışma Derneği (İZDEDA), 30 Ekim 2020 tarihinde yaşanan depremin ardından geçen 3 yıla rağmen çözülmeyen sorunlara ilişkin dernek binası önünde açıklama gerçekleştirdi. Siyasi parti ve sivil toplum örgütü temsilcilerinin yanı sıra çok sayıda depremzedenin katıldığı açıklamada, “Tek derdimiz evimiz” ve “İzmir depremzedeleri unutma” dövizleri taşındı.

Açıklamayı yapan İZDEDA Yönetim Kurulu Başkanı Haydar Özkan, 30 Ekim 2020’den bu yana Bayraklı ilçesinde sadece 2 apartmanın inşaatının bittiği ve 75 ruhsatın alındığını belirterek, Buca ve diğer ilçelerde ise 10 inşaatın devam ettiğini aktardı. Özkan, “Bize çözümle gelin başımızın üstüne gelin. Ütopik fikirler popülist söylemlerle gelmeyin. Sizlerle masaya oturmaya her türlü fikre, görüş alışverişine, dertlerimizi ilk ağızdan anlatmaya ve ortak çözüm yolu bulmaya hazırız. Artık yorulduk, tükendik, yaşama ümidimizi kaybettik. Bir an önce siyasilerimiz İzmir depremzedelerine kulak vermeli ve bizleri de diğer illerde olduğu gibi afetzede olarak görmelidir” ifadelerini kullandı.

Çözüm üretilsin

Özkan, devamında taleplerini şu şekilde sıraladı:

“* Ağır hasarlılara yapıldığı gibi orta ve az hasarlılarımıza da gerekirse ücreti mukabilinde evleri yapılmalı, ağır hasarlı depremzede kiracılarımız da çözüm üretilerek, kira derdinden kurtarılmalıdır.

* Rezerv alan bölgesine şu anda 3 bin 600 konut yapılmıştır, daha önce söylendiği gibi 8 bin 500 konut yapımı tamamlanmalıdır.

* Orta hasarlılarımıza rezerv alan bölgesinden söz verildiği gibi konutları verilmeli, bölgeye İzmir Depremzedesi hariç kimse sokulmamalıdır.

* Afet bölgesinde olduğu gibi evler yapılana kadar 5 bin TL kira desteği sağlanmalıdır.

* O yer kavramıyla mağdur olan vatandaşlarımızın sorunlarının çözümü için TBMM’de çözüm üretilmelidir.

* Bizlere 0 faizli 2 yıl ödemesiz 20 yıl ödemeli deprem destek kredisi tanımlanmalı, kentsel dönüşüm kredisi sarmalından çıkartılmalıdır.”

HABER MERKEZİ

#Bir #yılda #yeni #kentler #sözü #veren #iktidar #İzmirde #yılda #bina #yaptı

Yurttaş can derdinde, DEDAŞ soygun peşinde!

DEDAŞ yüksek faturalarla halkı adeta soyarken, diğer yandan çiftçilerin tarımsal desteklerine el koymaya devam ediyor. Halkın can derdine düştüğü günlerde soygun peşinde olan DEDAŞ’a tepki artıyor

Amed, Riha, Mêrdîn, Êlih, Şirnex ve Sêrt’te adeta başkesen konumunda olan DEDAŞ, bölgede halkı baskı altına almanın bir aracı haline getirildi. Halka adeta zulüm uygulayan ve her yıl verilen teşviklerle vergi ödemeyen, yatırımları devletçe karşılanan, SGK ödemeyen DEDAŞ bölgede hukuksuz uygulamalara imza atmayı sürdürüyor. DEDAŞ’ın uygulamalarına tepki gösteren ‘Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu’, 11 kenti etkileyen depreme rağmen kesilen yüksek faturalara tepki göstererek, “DEDAŞ’ın bu tutumunu kınıyoruz. Yetkilileri bu süreci takip etmeye davet ediyoruz” açıklamasında bulundu.

Erteleme uygulanmıyor

Mereş merkezli deprem nedeniyle 11 kentte depremzedeler manevi ve maddi büyük mağduriyetler yaşarken, bu mağduriyetlere bir de elektrik ve doğalgaz faturaları eklendi. Deprem nedeniyle Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı Fatih Dönmez’in 9 Şubat’ta yaptığı açıklamada yaşanan olağanüstü hal sebebiyle elektrik ve doğalgaz faturalarının tahsilatını ertelediklerini açıklamış olmasına rağmen deprem bölgesi olan Amed’de Dicle Elektrik Dağıtım A.Ş. (DEDAŞ) yüksek elektrik faturası kesmeye devam ediyor.

‘DEDAŞ’ı kınıyoruz’

Diyarbakır Kent Koruma ve Dayanışma Platformu, sanal medya hesabından DEDAŞ’ın yüksek faturalarına yaptıkları açıklamayla tepki gösterdi. Platform, açıklamasında, “Depremin ekonomik açıdan yaralarını sarmak için vergi, kredi ve borç ödemeleri konusunda birçok düzenleme yapılırken; deprem sürecinde evde bulunulmamasına rağmen DEDAŞ tarafından önceki aylara göre ikiye katlanmış faturaları anlamak mümkün değildir! Bu süreçte birçok kurum ve halkımız olağanüstü bir dayanışma örneği ortaya koyarak depremin yaralarını sarmaya çalışırken, DEDAŞ’ın bu tutumunu kınıyoruz. Bu anlayışınızı tarihe not düşerek unutmayacağımızı belirtiyor; yetkilileri, bu süreci takip etmeye davet ediyoruz!” ifadelerine yer verdi.

DEDAŞ’a kıyakta sınır yok

Yaşanan büyük depremden bir hafta önce Dicle Elektrik Dağıtım AŞ’nin (DEDAŞ) enerji sattığı illerde 4 milyar 480 milyon 500 bin TL tutarında teşvik verildi. Teşvik paketinde faiz desteği, KDV istisnası, 10 yıllık sigorta primi desteği, 10 yıllık sigorta primi işveren hissesi desteği, yüzde 50 vergi indirimi ve yüzde 15 yatırıma katkı oranı bulunurken, halka ve özellikle çiftçilere DEDAŞ’ın gönderdiği yüksek ve haksız faturalarla halk soyguna uğratılıyor. Bu soygunu ise AKP ikidarının kolaylaştırıcılığı ve ortaklığı ile gerçekleştiriyor olması ise dikkat çekiyor.

DEDAŞ politik bir sorun

2022 yılı sonuna kadar suya ve elektriğe gelen anormal zamlardan sonra bölgede özellikle küçük çiftçinin üretim yapması adeta yasaklandı. İktidarın sınırsız desteğine sahip DEDAŞ, halkın zaten ödeyemediği elektrik fiyatının aşırı artmasıyla birlikte bölgede başkesen edasıyla faturaları halka yollarken, üretimin önünde büyük bir engel olarak duruyor. Kürt halkının yaşadığı bu bölgede HDP’nin yüzde 80’lere varan oylar alıyor olması bu uygulamanın en temel nedeni olarak öne çıkıyor. Türkiye’nin başka hiçbir bölgesinde yaşanmayan sorunlar, bölgenin gündelik yaşamı haline gelirken, DEDAŞ sorunu ekonomik sorun olmaktan çıkmış ve politik bir sorun haline gelmiş durumda.

Yüksel bedelli ödeme emirleri

Türkiye’nin Kürt coğrafyası dışında bulunan tüm su birlikleri enerji borç batağındayken hiçbirisinin enerjisi kesilmiyor. DEDAŞ’ın elektrik sattığı Riha, Mêrdîn, Amed, Sêrt ve Êlih’deki su birliklerinin, halkın ve çiftçilerin ise borçları nedeniyle enerjleri kesilerek üretimler darbeleniyor. Yetersiz olan kanaletlere sular barajlardan doğal akış biçiminde salınmaması sonucu su birlikleri kanaletlere suyu dev elektrik pompaları ile basıyor. Çok az sayıda çiftçiye ulaşabilen bu sular ise çıkarılan yüksek bedelli pusulalardan ibaret ödeme emirlerinden kaynaklı borç miktarları şişirilerek çiftçinin bu bedelleri ödeyememesi sonucu çiftçi üretim yapamaz hale getirilirken, çiftçi destekleri DEDAŞ’ın kasasına aktarılıyor.

Altyapıyı çiftçiler yapıyor

Çiftçiler suya erişmek için yeraltına sondaj vurdurarak enerji ile elde ettikleri suyu kullanmaya mahkumlar. İktidar 44.5 milyar lira yatırım dessteği verdiği DEDAŞ çiftçiye elektrik ulaştırmıyor. Sondaj kuyularından su çekmek için DEDAŞ’tan elektrik talebinde bulunan çiftçiye elektrik vermiyor. DEDAŞ, elektrik talep eden çiftçiye elektriği kendisinin inşa edeceği direkleri temin edip dikmesi gerektiğini ve kendi trafo tesisi ile enerji nakil hattını kendisinin inşa etmesini istiyor. DEDAŞ bu şekilde enerjiyi kilometrelerce uzaktan getirmeleri halinde çiftçilere elektrik abonesi yapmayı taahhüt ediyor. Çok büyük masraflara katlanarak enerjiye ve suya ulaşan çiftçiler ise hükümetin tarım politikalarına takılarak ürettikleri ürünlerden kâr etmek bir yana büyük zararlarla yüz yüze kalıyor ve normalin 2-3 katı olan elektrik birim fiyatlarıyla DEDAŞ’ın pusulalara yazdığı (fatura değil) tutarları ödeyemediği için çiftçinin trafo, nakil hattı ve direklerine DEDAŞ tarafından el konuluyor.

DEDAŞ çiftçinin parasını hesabına aktardı

DEDAŞ bölge kentlerinde tarımın önündeki en büyük engel olarak öne çıkarken, çiftçi desteklerine el koyuyor. Diyarbakır Yenişehir Ziraat Odası Başkanı Süleyman İskenderoğlu, Tarım ve Orman Bakanlığı’nın çiftçi ve üreticilere mazot-gübre desteği olarak vermiş olduğu paraların, Dicle Elektrik A.Ş tarafından kendi hesaplarına aktardıklarını açıkladı. DEDAŞ’a borcu olduğu iddia edilen birçok çiftçinin desteğine şirket tarafından el konulduğunu ifade eden İskenderoğlu, “DEDAŞ’a borcu olan çiftçilerimizin parasına el konuldu. Buna tepkiliyiz, bunu kabul etmemiz söz konusu değil. Dicle Elektrik acilen kendine gelmeli, bu depremden ve olağan üstü halden dolayı acilen çiftçilerimizin parası hesaplarına yatırılmalı” dedi.

DEDAŞ kamulaştırılmalı

İktidara ve iktidar organlarına seslenen İskenderroğlu, “Afet bölgesine gönderilen paralara DEDAŞ el koydu. Birçok çiftçimiz depremden etkilendi, yapılır mı bu? Siyasetçiler nerede? Bu çiftçinin hakkını kim koruyacak? DEDAŞ’a kayyum atanmalı, DEDAŞ kamulaştırılmalı. Yurttaşların bu şirketten kurtulması lazım. Her kesimi perişan etti bu şirket. İlgili siyasilere, yetkililere sesleniyorum, DEDAŞ bir an önce kamulaştırılmalı” diye belirtti.

EKOLOJİ SERVİSİ

#Yurttaş #derdinde #DEDAŞ #soygun #peşinde

HDP: Depremzede çocuklar üzerinden sansasyonel yayınlar yapmayın

HDP Çocuk Komisyonu, depremden sonra iktidarın ve medyanın çocukları kendi siyasal anlayışının malzemesi haline getirdiğini söyleyerek ‘Depremzede çocuk görselleri üzerinden ajitatif, sansasyonel yayınlar yapmayın’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Çocuk komisyonu Eş Sözcüleri Nuray Türkmen ve Hüseyin Kaçmaz, Mereş merkezli depremler sonrası medyada çocukların kullanılmasına ilişkin “Depremzede çocukları siyasal propagandanıza alet etmeyin” başlıklı açıklama yaptı.

Depremin yaşandığı ilk gün itibariyle HDP ve sivil toplum örgütlerinin depremzede çocukların medyadaki temsili konusunda uyarıda bulunulduğunun hatırlatıldığı açıklamada, “İktidarın, yandaş medyanın depremden önce de sonra da çocukları kendi siyasal anlayışının malzemesi haline getiren yaklaşımına, iktidara muhalif medya kuruluşlarının da katkı sağladığını görüyoruz” denildi.

‘Çocuk görselleri üzerinden ajitatif yayın yapmayın’

“Sorumluluk gereği yeniden hatırlatıyoruz ve uyarıyoruz” diyen eş sözcüler, şu ifadeleri kullanıldı: “Depremzede çocuk görselleri ve videoları üzerinden ajitatif, sansasyonel yayınlar yapmayın, kendi siyasal propagandanıza alet etmeyin. Çocuklar, toplumsal dayanışmanın toplumsal özneleridir. Bu konuda tüm yazılı ve basılı medyayı duyarlı olmaya ve sorumluluğa davet ediyoruz.”

HABER MERKEZİ

#HDP #Depremzede #çocuklar #üzerinden #sansasyonel #yayınlar #yapmayın

Pakistan’da pazar alanına bombalı saldırı

Pakistan’ın Belucistan eyaletinde bulunan pazar alanında patlama meydana geldi. Patlamada 4 kişi hayatını kaybetti, 14 kişi de yaralandı

Pakistan’ın Belucistan eyaletindeki Barkhan kentinde bulunan pazar alanında patlama meydana geldi. Patlayıcının bir motosiklete yüklendiği ifade edildi.

Pakistan medyasında yer alan habere göre, saldırıda 4 kişinin hayatını kaybetti, 14 kişinin de yaralandı. Pakistan Devlet Başkanı Arif Alvi, saldırıyı kınadı.

Paksitan’ın Peşaver kentinde, 30 Ocak’ta camiye düzenlenen bombalı saldırıda 100’den fazla kişi yaşamını yitirmişti.

DIŞ HABERLER

#Pakistanda #pazar #alanına #bombalı #saldırı

Taliban’dan peçesiz kadınlara ‘kırbaç’ tehdidi

Taliban’ın Herat’taki yetkilileri, peçe takmayan kadınları halka açık yerlerde kırbaçlamakla tehdit etti

Afganistan’da Ağustos 2021’de Taliban’ın yönetimi yeniden ele geçirmesinden sonra kadınların yaşam koşulları daha da ağırlaştı. Yönetime geldikten sonra ilk günlerde kadın haklarına ‘islami koşullar çerçevesinde’ saygı duyacaklarını söyleyen Taliban yönetimi, kadınlar üzerindeki insanlık dışı baskıya her gün bir yenisini ekliyor.

Taliban’ın Herat’taki Halkla İlişkiler Departmanı, peçe takmayan kadınları halka açık yerlerde kırbaçlamakla tehdit etti.

Medya kuruluşlarına göre, Afganistan’ın Herat kentinde Taliban yetkilileri, peçesiz bir kadın görülürse, hem kadının hem de o yörenin ileri gelenlerinin cezalandırılacağı konusunda tehdit etti.

Taliban, kadınları yüzleri görünmeyecek şekilde burka veya siyah peçe takmaya zorluyor.

DIŞ HABERLER

#Talibandan #peçesiz #kadınlara #kırbaç #tehdidi

DFG’den depremde gazeteciler raporu: 25 gazeteci yaşamını yitirdi

Depremde gazetecilere yönelik hak ihlalleri raporunu açıklayan DFG, depremde 25 gazetecinin yaşamını yitirdiğini, ilan edilen OHAL ile de ilk olarak gazetecilerin hedef alındığını aktardı

Dicle Fırat Gazeteciler Derneği (DFG), depremde gazetecilere yönelik hak ihlalleri raporunu açıkladı. Derneğin internet sitesinde yayımlanan raporda, Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremde resmi rakamlara göre, 44 binde fazla kişinin yaşamını yitirdiği hatırlatıldı.

Depremden etkilenen gazetecilerinde ilk şokun ardından sahada yer alarak, gelişmeleri dünyaya duyurduğu belirtilen raporda, Semsûr’da (Adıyaman) gazeteciler Burak Alkuş, Hidayet Özdemir, İskender Korkut, Kemal Öner, Muhammed Akan, Ruhi Akan, Yunus Emre Doğan, Zübeyir Pektaş, İsmail Hakkı Koçak, Fatih Bayın, Barış Can Tabakçı, Hatay’da gazeteciler Ayşe Figen Arl, Burak Milli, Gökhan Aklan, İzzet Nazlı, Neşet Alkan, Erhan Yılmaz, Mehmet Tekin, Hasan Seid Okay ve Berkay Akay, Mereş’te gazeteciler Mustafa Yüzbaşıoğlu, Aziz Çevlik, Fatih Nalbantbaşı, Adana’da Meltem Özgen ile Dîlok’ta (Antep) Fatma Erdoğan’ın depremde yaşamlarını yitirdikleri aktarıldı.

Depremde 25 gazetecinin “kurtarma çalışmalarının geç başlaması nedeniyle yaşamlarını yitirdiği” vurgulanan raporda, gazetecilerin arşiv ve büro malzemelerini kaybettikleri ifade edildi.

OHAL ile ilk gazeteciler engellendi

Böylesi bir yıkıma gecikmeli müdahale eden iktidarın Olağanüstü Hal (OHAL) ilan etmekte gecikmediği kaydedilen raporda, “OHAL ile birlikte de ilk iş olarak sahada, enkaz başlarında yaşananları görüntüleyen gazeteciler engellendi. Yapılan itirazlar üzerine ise gazetecilerin ya iktidar yandaşları dışında kimseye verilemeyen ‘turkuaz kart’ taşımaları istendi ya da valiliklerden izin almaları istendi. Gözaltına alınan gazeteciler ‘sahtecilikle’ ya da haber kaynaklarının kullandığı ve henüz yayınlanmayan ifadeleri nedeniyle ‘yanlış bilgi yaymak’ iddiasıyla suçlandı. DFG olarak diğer meslek örgütleriyle birlikte karşı çıktığımız ‘Sansür Yasası’ da bu süreçte devreye konuldu” ifadelerine yer verildi.

340 URL’ye erişim engeli

Sahada engellemelerin yanı sıra sansür ve erişim engellerinin getirildiği belirtilen raporda, “Ankara 4’üncü Ağır Ceza Mahkemesi tarafından aralarında internet siteleri ve Youtube kanallarının da olduğu 340 URL’ye erişim engeli getirildi. Türkiye’de baskılı yayın yapan tek Kürtçe gazete olan Xwebûn gazetesi ile Ortadoğu merkezli kadın yayıncılığı yapan NuJİNHA’nın Twitter adresleri kapatıldı. Tüm bu engelleme, baskı ve sansüre rağmen gazeteciler sahada olmaya devam etti. Deprem, yıkım, savaş ne olursa olsun hakikat arayışçısı olarak sahadan ayrılmayacağız, kalemimizi, fotoğraf makinemizi bırakmayacağız. DFG olarak da zor şartlarda çalışan meslektaşlarımızla dayanışma içinde olmaya devam edeceğiz” diye belirtildi.

Saldırı, ekran karartma

Gazeteciliğin suç olmadığının altı çizilen raporda, Şubat ayında 14 gazetecinin saldırıya uğradığı, 4’ünün gözaltına alındığı, 5’nin kötü muameleye maruz kaldığı, 19’nun haber takibi sırasında fiili olarak engellendiği ve 6’sına soruşturma açıldığı aktarıldı.

Yayın kuruluşlarına yönelik baskı ve sansürlere de yer verilen raporda, RTÜK’ün 2 farklı yayın kuruluşuna ceza verdiği, bunlardan 2’sinin yayın yasağı olduğu, 4’ünün ise para cezası olduğu, bir televizyona ise 3 gün ekran karartma cezası verdiği kaydedildi. Raporda, Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’nun 2 internet sitesini kapattığı, 2’sine erişim engelli getirdiği, 345 sosyal medya içeriğine erişim engelli getirdiği belirtildi.

Kaynak: MA

#DFGden #depremde #gazeteciler #raporu #gazeteci #yaşamını #yitirdi