Ana Sayfa Blog Sayfa 892

Elbistan’da 16 bin depremzede için konteyner kent kuruluyor

0

Depremin merkez üssü Elbistan’da depremzedeler aşama aşama kurulan konteyner kentte yaşamaya başladı.

Depremin ardından evleri yıkılan ya da ağır hasar gören depremzedeler, ilçenin birçok noktasındaki çadır kentlerde barınıyor.

AFAD, depremzedelerin konteyner kentlerde yaşamlarını sürdürmeleri için hızla çalışma başlattı. Bu kapsamda Pınarbaşı Mahallesi’nde AFAD koordinasyonunda Hikmet Kiler Vakfınca konteyner kent kurulurken Saraykent Mahallesi’nde kurulan ikinci konteyner kentte de vatandaşlar yerleştirilmeye başlandı.

Elbistan Kaymakamı Hasan Hüseyin Vural, günlük yaşamı iyileştirme çalışmalarının hızla devam ettiğini söyledi.

Depremin yaralarını sarmak ve hayatın normale dönmesini sağlamak için çaba gösterdiklerini belirten Vural, “Konteyner kent çalışmalarımız bu kapsamda devam etmekte. Bununla ilgili ilk etapta 66 konteyneri açarak şehit aileleri, gaziler ve hastalar gibi öncelikli gruplarımızı hemen yerleştirdik. Pazartesi itibariyle de 330 konteynerimizi Cumhuriyet ve Yunus Emre mahallerimizde hizmete alacağız.” dedi.

Konteyner kent alanlarının hızla açılarak vatandaşların çadırlardan buraya alınacağını vurgulayan Vural, bu kapsamda çalışmaların 24 saat esasına göre devam ettiğini kaydetti.

Kaymakam Vural, kurulan konteyner kentlerde vatandaşların tüm ihtiyaçlarının karşılanarak onlar için yaşam ve sosyal donatı alanları oluşturulduğuna dikkati çekerek, şöyle konuştu:

“Elbistan Adliye Sarayı yanında belirlenen 3 bin konteynerlik alanın altyapı çalışmalarını tamamladık. Orayı da en kısa sürede vatandaşların hizmetine açacağız. Yaklaşık 16 bin vatandaşımızın konteyner kent şartlarında barınma ihtiyaçlarını karşılamış olacağız. Burada vatandaşlarımızın her türlü ihtiyacını karşılayacağı temel altyapısı hazır. İçinde çamaşırhanesi, sağlık hizmetleri, oyun ve etkinlik alanları gibi alanlarla vatandaşlarımıza en iyi hizmeti sunmak için gece gündüz demeden çalışıyoruz. Devletin tüm kurum ve birimleriyle yaraların en kısa sürede sarılması, vatandaşlarımızın evleri yapılıncaya kadar en rahat alana taşınması için çaba gösteriyoruz.”

ERDEM TAS LONDRA

 

Yardımlar 100 milyon sterlini aştı: İngiltere de Türkiye için seferber oldu

0

İngiltere’de Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından başlatılan yardım kampanyasında toplanan Bir çok Avrupa ülkesini geçti. Birleşik Krallık’ta 9 Şubat günü Disaster Emergency Committee (DEC) tarafından başlatılan yardım kampanyasında toplanan para bugün itibarı ile 100 milyon sterlini geçti. Kraliyet ailesinin de destek verdiği kampanyaya Birleşik Krallık hükümeti 5 milyon sterlin ile katkıda bulundu. Yardım fonunda bugün itibarı ile toplanan para 101.5 milyon sterlin.

İngiltere’de Kahramanmaraş merkezli depremlerin ardından başlatılan yardım kampanyasında toplanan para miktarı 100 milyon sterlini geçti BBC’nin geçtiği habere göre, Birleşik Krallık’ta 9 Şubat günü Disaster Emergency Committee (DEC) tarafından başlatılan yardım kampanyasında toplanan para bugün itibarı ile 100 milyon sterlini geçti.

44 binden fazla kaybın, 100 binden fazla yaralının olduğu belirtilen haberde Birleşik Milletler verilerine göre deprem bölgesinde 1,5 milyon insanın evsiz kaldığına yer veriliyor.

’10 NUMARADAN 5 MİLYON STERLİN’

Aralarında Daniel Craig, Tamsin Greig, Sir Michael Palin gibi ünlülerin de destek verdikleri yardım kampanyası halk tarafından yoğun şekilde destekleniyor. Geçtiğimiz hafta düzenlenen ve Oscar ödüllerinin habercisi sayılan BAFTA ödül töreninde Aftersun filmiyle En İyi Çıkış Yapan Sanatçı ödülünü alan İskoç yazar ve yönetmen Charlotte Wells de yaptığı ödül konuşmasında birlikte çalıştığı Türklere teşekkür ederken herkesi yardım kampanyasına davet etmeye çağırdı.Kraliyet ailesinin de destek verdiği kampanyaya Birleşik Krallık hükümeti 5 milyon sterlin ile katkıda bulundu. Yardım fonunda bugün itibarı ile toplanan para 101.5 milyon sterlin

ERDEM TAS LONDRA 

Levent Tüzel: Depremlerde toplu katliam yaşandı

0

PİRHA-Depremlerde toplu katliam yaşandığını belirten EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel, “Deprem siyaset üstü değil, deprem siyasetin kendisidir. Cumhuriyet dönemi boyunca yirmi defa imar affı çıkartılmış ve bunların son altısı AKP döneminde çıkartılmış. Bu iktidara ve halkın kaynaklarını har vurup harman savuranlara artık dur dememiz gerekiyor” dedi.

Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli depremlerin ardından on binlerce yurttaş yaşamını yitirirken, yüz binlercesi de evsiz kaldı.

EMEP Dersim İl Örgütü, ‘Deprem felaketi’ konulu halk toplantısı gerçekleştirdi. EMEP Genel Başkan Yardımcısı Levent Tüzel’in konuşmacı olduğu toplantıya çok sayıda yurttaş katıldı.

“İNSANLAR KENDİ KADERLERİYLE BAŞ BAŞA BIRAKILDI”

Depremlerde toplu katliam yaşandığını belirten Levent Tüzel, “Depremler mutlaka ölümlere yol açacak diye bir sonuç yok, hep söylendiği gibi binalar öldürüyor ama öldürmeyen binalar yapmak da mümkün. Depremin yarattığı sonuçlardan herkes etkileniyor ama dolaştığımız yerlerde gördüğümüz şu ki deprem öncelikle yoksulları vuruyor. Deprem sınıfsal, deprem siyaset üstü değil, deprem siyasetin kendisidir. Depremin büyük bir afete dönüşmesi sizin ülkeyi nasıl yönettiğinizle ve nasıl bir kent planı yürüttüğünüzle doğrudan bağlantılı. İnsanlar kendi kaderleriyle baş başa kalmış durumdalar. Deprem öncesinde, deprem anında ve deprem sonrasına dair çokça suç var” dedi.

“DEPREM SONRASINDA İNSANLARIN SORUNLARI HALEN ÇÖZÜLEBİLMİŞ DEĞİL”

Deprem bölgelerinde insanların devleti yanlarında görmediklierini ifade ettiklerini dile getiren Tüzel, “İnsanların deprem sonrasında barınma sorunu gibi birçok sorunu var ancak sorunlar halen çözülebilmiş değil. Cumhuriyet dönemi boyunca yirmi defa imar affı çıkartılmış ve bunların son altısı AKP döneminde çıkartılmış. Bu iktidara ve halkın kaynaklarını har vurup harman savuranlara artık dur dememiz gerekiyor. Yaşamak için, canımıza sahip çıkmak için, hayatta kalmak için dayanışacağız ama örgütlenmek zorundayız. Depremle başa edebilmek ve depremi felaket olmaktan çıkartmak için örgütlü müdahale şart. İnsanca yaşayabilmek ve çocuklarımızın bu topraklardan gitmemesi için bu iktidardan bir an önce kurtulmamız gerekiyor” diye konuştu.

PİRHA/DERSİM

Devleti görmek isteyenler, devletsiz toplumu gördüler

Herdem Fırat

“Hani devlet, hani hükümet!”

“3 gündür ortalıkta ne AFAD var ne Kızılay!”

“Hani cumhurbaşkanı, hani bakanlar!”

“Bize terörist dediklerimiz yardım ediyor.”

“Aynısı Diyarbakır’da yaşansa bu kadarını onlar için yapar mıydık, bilmiyorum.”

“Diyarbakır’ın yaptığını neden tüm Türkiye yapamasın?”

Bunlar Gurgum merkezli 10 ilin etkilendiği büyük deprem sonrası söylenen yüzlerce hatta binlercesinden sadece birkaç tanesi. Peki bu sözler neyi gösteriyor? Ortada devlet yok, devletsiz toplum var.

PKK Lideri Abdullah Öcalan ‘devletsiz toplum’ paradigmasını geliştirdiğinde birçokları hayal kırıklığına uğramıştı. Özellikle iktidar sevdasına tutulanlar için ‘anlamsız, ne olduğu belirsiz’ bir teori olarak önlerine çıkmıştı. Bu paradigma sonrası artık Kürtler için özgürlük mücadelesi bitti diyenler bile oldu. Hatta bazıları ‘devletsiz toplum’ yerine ideolojik olarak zıt olan kapitalizme dayalı bir devlete razı oldular ve uluslararası hegemonya ile iş tutmaya başladılar. Ne var ki kısa sürede görüldü ki, bunlar fikir fukaralığı yaşıyorlar ve kendilerine ait fikirleri olmadığı için kısa sürede bel bağladıkları güçler tarafından bile terk edildiler.

Demokratik Ekolojik Kadın Özgürlükçü Toplum paradigması yavaş yavaş anlaşılmaya başlandı ama etkisi bugün çok daha iyi görülüyor. Özellikle kadın özgürlük mücadelesinde tüm Ortadoğu için aydınlatıcı bir meşale oldu.

2012 yılında ‘Arap Baharı’ yaşandığında herkesi bir umut sardı. Özgürlük fırtınalarının Ortadoğu için estiği söylendi. Ne var ki kısa bir sürede özgürlük fırtınaları yerini iç savaşlara, eskisinden daha beter yönetimlere bıraktı. Bazı yerlerde darbeler ardı ardına sıralandı. Çünkü Arap isyanlarında sadece mevcut devletin varlığına karşı bir tepki vardı. Sonrası için bir şey yoktu. Arap Baharı’ndan maalesef birçok yerde DAİŞ yeşerdi.

Ortadoğu’da alternatif tek paradigmaya Kürtler öncülük ediyordu. Ve bu paradigma çöldeki vaha misali halklara umut oldu. Önce DAİŞ büyük oranda yenilgiye uğratıldı, sonrasında devletsiz toplum modeli hayata geçirildi. Özyönetime dayalı toplumun neler yapabileceği ortaya çıktı.

Korkuya kapılan bölge devletleri bu modeli boğmak için her şeyi yaptı ve hala da yapıyorlar. Ama sonuç nafile. Devletsiz toplumun tadına varanlar bir daha bundan vazgeçmek istemiyorlar. Rojava’da halkların birliği gittikçe daha da güçleniyor.

Gurgum merkezli deprem tam da bu toplum modelini ortadan kaldırmak için Türk devletinin yoğun bir saldırı hazırlığı yaptığı bir dönemde meydana geldi. Depremin ilk anından itibaren devletsiz toplum öncüleri depremin gerçekleştiği yerlere koştular. Devlet müdahale için etnik-dini-mezhebi ayrım hesapları yaparken, devletsiz toplumun öncüleri çoktan onlarca ilçe ve yüzlerce köye ulaşmışlardı. Ulaşmakla kalmayıp geride kalanları da harekete geçirmişlerdi. Devleti karşılarında görmek isteyenler bir anda başta kim olduklarını bilemedikleri kimseleri yanlarında gördüler. Şaşkındılar. Bu “teröristler” nasıl olur da bu kadar hızlı gelirler, nasıl olur da onlara yardım ederlerdi? Ama gerçekti. Fakat en büyük şaşkınlık devlet kanadındaydı.

Her zaman hazır ve nazır olan iktidarın hesapları yerle yeksan oldu. Hızlı bir şekilde ‘teröristler’in hakimiyet kurmaması için deprem bölgelerine koştu. Ama yardım için değil engellemek için. Ne var ki ilk gidenlerin amacı ‘hakimiyet’ kurmak değil ‘canları’ kurtarmaktı. Hakimiyet devlete özgü bir şeydi. Devlet candan önce hakimiyet düşündüğü için onbinlerce insan kurtarılabilecekken enkaz altında, soğuktan, devletin ‘hakimiyet’ inadından dolayı hayatlarını kaybetti.

Büyük acının tam ortasında suçüstü yakalanan devlet deprem bölgelerine can kurtarmak yerine savaşta ısrar etti. Deprem için yardıma hazır olduğunu ilk ifade eden Rojava Özerk Yönetimi’ne cevap niteliğinde SİHA ile saldırılar düzenledi. Diğer tarafta devletsiz toplum paradigmasının öncülerine her yerde saldırılarını aralıksız sürdürdü.

Deprem sonrası KCK, eylem yapmama kararını açıkladı. Ancak ona da cevap olarak kimyasal silahlarla sardırmayı seçti. Devlet suçüstü yakalanmasını bu şekilde kapatmak istiyor.

Peki Kürt özgürlük hareketi ve dostları nasıl bu kadar hızlı organize oldular? Önümüzdeki dönemde bu daha çok tartışılacak. Ama işin özü demokratik konfederal örgütlenmededir. Kürt halkı mücadele içinde yıllarca toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda farklı alanlarda özgün ve özerk bir şekilde kendini örgütledi. Ve bu farklı kurumlar demokratik bir bilinçle konfederal bir örgütleme modeli geliştirdiler. Her kurum kendi konusuyla ilgileniyor ama aynı zamanda ortak sorunlarda hızlıca bir araya gelip çözüm geliştiriyorlar. CHP lideri Kemal Kılıçdaroğlu Amed’de Kent Koruma ve Dayanışma Platformu Kriz Masası’nı ziyaret ettiğinde gördükleri karşısında şunu dedi: “Diyarbakır bunu yapabiliyorsa neden tüm Türkiye yapamasın?” Peki Amed ne yapmıştı? Farklı konularda çalışma yürüten 84 kurum, kuruluş bir araya gelerek bir platform kurmuştu. Tamamen toplumsal ihtiyaçlar doğrultusunda gerçekleşen bir örgütleme modeli ve devlet dışında, devlete yaslanmadan kocaman bir komün-meclis örneği inşa etmişti. Çözüm olma kapasitesi ve hızı kendini bu depremde kanıtladı.  Sonrasında bu platformun bir benzeri ve daha genişi Ankara’da Deprem Dayanışma Platformu adıyla kuruldu.

Daha önce birçok siyasetçi Amed’in Türkiye siyaseti için ne kadar önemli olduğunu görmüştü. Bu deprem Amed’in, Kürt Özgürlük Hareketi’nin, devletsiz toplum paradigmasının Türkiye’nin demokratik geleceğinde ne kadar önemli bir role sahip olduğunu daha çok görünür kıldı.

Şimdi devletsiz toplum paradigmasıyla yıkılan şehirleri yeniden halkların, inançların, dillerin, kadınların, gençlerin tüm devlet dışı birimlerin birliği olan Demokratik Konfederalizmle inşa etme zamanıdır.

 

#Devleti #görmek #isteyenler #devletsiz #toplumu #gördüler

Rohat Aktaş’sız geçen 7 yıl

Hasan Aksoy-Forum

Şehit gazeteci arkadaşlarımızdan Rohat Aktaş, 1997 yılında İstanbul’da doğdu. 1999 yılında yaşanan Gölcük-İzmit Depremi’nde ailenin İstanbul’daki evi yıkılınca, aile memleketleri olan Suruç’a geri dönmek zorunda kaldı. Rohat, bir yandan lisede okurken Kürtçe yayınlanan Azadiya Welat gazetesinin dağıtımında çalıştı. Liseden mezun olduktan sonra Azadiya Welat gazetesinin Yazı İşleri Müdürlüğü’nü üstlendi.

Şırnak’ın Cizre ilçesinde yerel yönetim direnişlerine karşı 14 Aralık 2015 tarihinde ilan edilen 79 günlük sokağa çıkma yasağının devam ettiği 7 Şubat 2016 günü, yüzü aşkın kişi mahsur kaldıkları 3 binanın bodrum katında yakılarak öldürüldü. Kamuoyunda büyük tepkiye neden olan bodrumların birincisinde 31, ikincisinde 62, üçüncüsünde ise 44 kişi katledildi.

Bodrumlarda katledilenler arasında Cizre Halk Meclisi Eşbaşkanları Mehmet Tunç ve Asya Yüksel, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) PM üyeleri, MKM sanatçıları, KJA üyeleri ve çok sayıda öğrencinin yanı sıra çocuklar da yer aldı. Bodrumlarda katledilenlerden Azadiya Welat gazetesi Yazı İşleri Müdürü Rohat Aktaş, DBP PM Üyesi Mehmet Yavuzel ile birlikte Urfa’nın Suruç ilçesinde 26 Şubat 2016 günü defnedildi.

Halk hayatı durdurdu

Aktaş ve Yavuzel ile birlikte bodruma sığınan yaralıların tahliye edilmesi ve hastanede tedavi edilmesi için yapılan girişimler, asker ve polislerce engellenmiş basın ve meslek örgütlerinin yaptığı çağrılar ile Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne (AİHM) yapılan acil tedbir başvurusu da sonuçsuz kalmıştı. Yakıldığı için teşhis edilemeyen cenazelerin belirlenmesi için ailenin verdiği kan örneği üzerinden yapılan DNA eşleşmesi sonucu Aktaş ve Yavuzel’in cenazeleri, Habur Sınır Kapısı’nda geçici olarak kurulan Adli Tıp Kurumu’na götürüldü. Aktaş ve Yavuzel’in cenazeleri, 26 Şubat 2016 tarihinde Urfa’nın Suruç ilçesindeki aile mezarlığında (Kobanê Şehitliği) yan yana defnedildi. Cenazeler defnedildiği gün ilçe sakinleri kepenkleri kapatarak yaşamı durdurdu ve binlerce kişi mezarlığa akın etti.

Aktaş ve Yavuzel’in de aralarında olduğu yüzü aşkın kişinin yakıldığı olayın üzerinden 7 yıl geçti. 14 Aralık 2015’te sokağa çıkma yasağı ilan edilen ilçeden haber geçen, katledildiğinde 19 yaşında bir gazeteci olan Aktaş, “geri dön” ısrarlarına rağmen “Eğer ben buradaki gerçekleri yansıtamazsan, benim bu mesleği yürütmemin bir anlamı kalmaz” diyerek bölgeyi terk etmedi. Çatışmaların birinci ayında kaldığı evin bombalanması sonucu yaralanan Aktaş’ın diğer yaralılarla birlikte hastaneye götürülmesine izin verilmedi.

Aktaş’a yakalama kararı

Katliama dair herhangi bir soruşturma başlatılmazken, Aktaş’ın kendisi ve ölümünü haberleştiren Azadiya Welat gazetesi çalışanları hakkında soruşturma açıldı. Aktaş hakkında Diyarbakır 4. Ağır Ceza Mahkemesi’nde 7.5 yıla kadar cezalandırılması istemiyle dava açan ve hakkında yakalama kararı çıkaran savcı, 22 ay sonra “Aktaş’ın ölümüne ikna olup” dosyanın düşürülmesini talep etti ve dosya mahkeme tarafından düşürüldü.

Oğlu yaralandığı sırada Aktaş’ın annesi Meliha Aktaş, Cizre-Nusaybin arasında sivillerin başlattığı nöbet eyleminde yer aldı. Aktaş, annesi ile yaptığı son telefon görüşmesinde, “Anne kendine iyi bak” dedi. Oğlunun yaralandığı haberini alan anne yaşanan vahşetten habersiz, yanına pijama, havlu alarak Cizre’ye doğru yola çıktığında bodrumlarda insanların yakılarak katledildiği haberini aldı.

Cenazeler öyle bir hal almıştı ki anne Aktaş, oğlunun cenazesine defalarca bakmasına rağmen onu tanıyamadı, ancak DNA testi sonucu cenaze teşhis edilebildi. Otopsi raporunda ise ölüm nedeni olarak, “Bilinmeyen bir sebep” yazılsa da “vahşet” bütün dünyanın gözü önünde yaşandı.

 

#Rohat #Aktaşsız #geçen #yıl

Semsûr ve Dîlok’ta 31 tutuklama

Mereş merkezli yaşanan depremin ardından başlatılan soruşturma kapsamında Semsûr ve Dîlok’ta 31 kişi tutuklandı

Mereş (Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan iki depremin ardından yıkımda sorumluluğu olanlara dair başlatılan soruşturmalarda tutuklu sayısı da artıyor.
Depremden en çok etkilenen yerlerden biri olan Dîlok (Antep) Nurdağı ve İslahiye ilçelerinde yıkılan bazı binalarla ilgili soruşturmalar kapsamında tutuklu sayısı 29’a çıktı.

Başlatılan soruşturmalar kapsamında bugüne kadar gözaltına alınan ve adliyeye sevk edilen Emine Erkenez, Ahmet Tekin, Ali Şahin, Halil Fatih Aksürmeli, İsa Atmaca, İsmet Yaltırık, Mehmet Ali Çakır, Muhammet Ali Akan, Muzaffer İymen, Oktay Nabioğlu, Seda Güner, Selahittin Şeyhismailoğlu, Seyfettin Kılıç, Seyfullah Orhan, Tuncay Kenvancıoğlu, Vedat Aşiroğlu, Veysi Tekin, Ersin Özay, Turan Şimşek, Nevzat Bol, Volkan Reşit Özcan, Hüseyin Erdoğan, Şahin Bozkurt, Şükrü Kan, Mehmet Fatih Sayar, Cafer Okuducu, Hamza Akar, Yunus Kaya ve Ökkeş Kavak tutuklandı.

Semsûr’da da iki tutuklama

Depremle yer bir olan kentlerden Semsûr’da (Adıyaman) da deprem nedeniyle yıkılan bir binayı inşa eden “2 Pusula İnşaat” şirketinin yetkilileri Nevzat Bozan ile Orhan Bilgiç tutuklandı.

10’dan fazla kişinin hayatını kaybettiği binayı inşa eden “2 Pusula İnşaat LTD ŞTİ”nin yetkilileri Bozan ile O Bilgiç, Semsûr il merkezinde gözaltına alındı.

Emniyetteki işlemleri ardından adliyeye sevk edilen Bozan ve Bilgiç, çıkarıldıkları nöbetçi sulh ceza hakimliğince tutuklandı.

HABER MERKEZİ

#Semsûr #Dîlokta #tutuklama

Kamerun’da dağ yürüyüşüne bombalı saldırı

Kamerun’da, 13 ülkeden 600 sporcunun katıldığı dağ yürüyüşüne bombalı saldırı düzenlendi. Saldırıda 19 sporcu yaralandı

Kamerun’un Güney-Batı bölgesinde bulunan Buea şehrinde dağ yürüyüşü yapan sporculara yönelik bombalı düzenlendi. Saldırıda 19 kişi yaralandı. Buea’da düzenlenen “Umut Yarışı” adlı dağ yürüyüşü sırasında sporcuların yoldan geçtiği esnada bombanın patlatılması sonucu, ilk belirlemelere göre 19 sporcu yaralandı.

Yaralılar Buea Bölge Hastanesi’nde tedavi altına alındı.

Dağ yürüyüşüne 13 ülkeden 600 sporcu katıldı.

DIŞ HABERLER

#Kamerunda #dağ #yürüyüşüne #bombalı #saldırı

HDP’den ‘Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Genel Faydaları’ videosu

HDP, Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemine dair video yayımladı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Genel Merkezi’nin sosyal medya hesabından “Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’nin Genel Faydaları” başlıklı bir video yayımlandı.

Videoda AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın Cumhurbaşkanlığı Hükümet Sistemi’ni anlattığı kesitlere ve Maraş Merkezli iki büyük depremde yıkıma uğrayan 11 ilden depremzedelerin isyanının yer aldığı görüntülere yer verildi.

ANKARA

#HDPden #Cumhurbaşkanlığı #Hükümet #Sisteminin #Genel #Faydaları #videosu

Depremzedeler kaza yaptı: 1 ölü, 5 yaralı

Hatay’da depremzede olan ailenin otomobilin kamyonetle çarpışması sonucu 1 kişi öldü, 5 kişi de yaralandı 

Manisa’nın Salihli ilçesinde, Hatay’dan gelen ve içerisinde depremzedelerin bulunduğu otomobil ile bir kamyonetin çarpışması sonucu 1 kişi hayatını kaybetti, 5 kişi de yaralandı.

Salihli- Gölmarmara karayolu Gördes Kavşağı’nda meydana gelen kazada, Gölmarmara’dan Alaşehir yönüne gitmekte olan otomobil, Gördes’ten Salihli yönüne ilerleyen kamyonet ile kavşakta çarpıştı. Kazada, kamyonet sürücüsü ile otomobildeki 5 kişi yaralandı.

Çevredekilerin ihbarı üzerine kaza yerine jandarma ve sağlık ekipleri sevk edildi. Yaralılar, sağlık ekiplerince Salihli Devlet Hastanesi ve ilçedeki özel hastanelere kaldırıldı. Tedaviye alınan yaralılardan durumu ağır olan Yusuf Gülen, doktorların tüm müdahalesine rağmen kurtarılamadı.

Öte yandan, kaza yapan otomobildeki 6 kişinin de depremzede oldukları ve Hatay’dan Akhisar’a gitmek üzere yola çıktıkları öğrenildi.

MANİSA

#Depremzedeler #kaza #yaptı #ölü #yaralı

9 yaşındaki depremzede Souksu’dan 20 gündür haber alınamıyor

Mereş’in onikişubat ilçesinde enkazdan hafif yaralı olarak çıkarılan 9 yaşındaki Erdem Souksu adlı çocuktan 20 gündür haber alınamıyor

Mereş’te (Maraş) 6 Şubat’ta yaşanan ve resmi rakamlara göre 40 binin üzerinde insanın hayatını kaybettiği depremin ardından onlarca kişi ise kayboldu. Özellikle çocukların kaybolduğu depremin ardından sayı her geçen gün artarken, o çocuklardan biri de 20 gündür haber alınamayan 2014 doğumlu Erdem Souksu.

Hafif yaralı çıkarıldı

JINNEWS’ten Nişmiye Güler’in haberine göre, Erdem ve ailesi 6 Şubat günü merkez Onikişubat ilçesinde bulunan Hayrullah Mahallesi Erciyes Apartmanı B blok adresinde enkaz altında kaldı. Saat 11.00 sıralarında dedesi tarafından enkaz altından çıkarılan Erdem, ambulansa baygın vaziyette konuldu. Yanağında yaralanma olan Erdem’in Kayseri Şehir Hastanesi’ne gönderildiği bilgisi verildi. Anne Sakine ve baba Hasan Hüseyin Souksu ise ağır yaralı olarak enkaz altından çıkarıldı. Erdem’in bir kardeşi ise enkaz altında kalarak hayatını kaybetti. Anne Sakine ve baba Hasan Hüseyin Konya’da bulunan bir hastaneye sevk edilip yoğun bakım servisinde tedavi altına alınırken, Erdem’den ise o günden bu yana haber alınamıyor.

Hayatından endişe ediyorlar

Kayseri’deki hastanede 9 yaşlarında isimsiz 4 çocuğun kayıtlı olduğu bilgisini edinen yakınlarına bu isimde bir çocuğun hastanede olmadığı aktarıldı. Akrabaları Erdem’in yaşamından endişe ediyor.
Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılan son açıklamada bin 453 çocuğun ailelerine teslim edildiği ve 83 depremzede çocuğun ise kimliğinin belirlenemediği ifade edilmişti.

HABER MERKEZİ

#yaşındaki #depremzede #Souksudan #gündür #haber #alınamıyor