Ana Sayfa Blog Sayfa 908

‘Ölüme terk edilmişliği yüzleşerek gördük’

Depremin ilk gününden bölgede olan EKA üyesi Delal Erol, ‘Halkın tamamı ölüme terk edilmişliği ile yüzleşerek, bir devletin bütün kurumlarının gözünde insanların değerinin olmadığını gördük’ dedi

İstanbul’da örgütlenen Emekçi Kadınlar (EKA) ve Mücadele Birliği Platformu, depremde yıkılan Hatay’ın Antakya ilçesine aralarında madenci, inşaatçı ve sağlık ekiplerinin de yer aldığı yaklaşık 40 kişiyi gönderdi. Ekip Antakya ilçesinde hem enkaz altında kalanları kurtarmayı hem de halkın yaralarını sarmak için sağlık yardımlarını sürdürüyor. 2 haftadır bölgede çalışan EKA ve platform üyeleri, bölgede halkın yaralarını sarmadan deprem bölgesinden çıkmayacaklarını vurguluyor.

EKA temsilcisi Delal Erol, oluşturdukları heyetlerin yardım çalışmalarını ve bölgeye dair izlenimlerini Mezopotamya Ajansı’na anlattı.

Deprem haberini alır almaz Antakya’ya yola çıktıklarını ifade eden Erol, oluşturdukları heyetin büyük bir çoğunluğunun Antakyalı olduğunu belirtti.

Bölgeye ilk vardıklarında “büyük bir yıkım ile karşılaştık” diyen Erol, “İndiğimiz noktada doğrudan arama kurtarma ekipleriyle çalışmaya başladık. Bu ekipler çevreden ulaşan birkaç insandan ibaretti. Profesyonel anlamda hiçbir ekip yoktu. Dolayısıyla neredeyse ekipmansız bir şekilde enkazların içerisinde gezerek yaşayan insanları çıkarmaya başladık. Hava karardığında ise dönmek zorunda kalıyorduk. Çünkü profesyonel ekipmanlarımız yoktu. Örneğin ışıklarımız yoktu, gece arama çalışmaları için yeterli malzemelerimiz yoktu. İş bölümü yapmıştık, inşaat ve maden işçisi olan arkadaşlarımız enkaz çalışmalarında, sağlık emekçisi arkadaşlarımız yaralıların pansumanlarıyla, tedavileriyle ilgilenmeye başladı. Bir kısmımız şehir hızla devasa bir çöplüğe dönüşmeye başlarken düzenli olarak temizlik faaliyetleri yürüttü” ifadelerini kullandı.

Halk ölüme terk edildi

Depremin ilk üç gününde devletin hiçbir yardım kurum ve kuruluşlarının olmadığını dile getiren Erol, halkın bu zaman diliminde birbirleriyle dayanışarak adeta seferberlik ilan ettiğini belirtti. Kendilerinin de canla başla yardımlarda bulunduğunu ifade eden Erol, enkaz çalışmalarına eldivensiz başladıklarını ve enkazları çıplak elleriyle kazıdıklarını vurguladı.

“Günleri, saatleri bulan bu sürecin tamamı bilfiil devletin kendisinin bölge halklarını ölüme terk etmesiyle sonuçlandı. İnsanların yaşadıkları tablo bu kadar acıydı aslında” diyen Erol, halkın devletin almadığı önlemler, geç gelen yardım ekipleri yüzünden ölüme terk edildiğini söyledi

Devletin gözünde insan

Antakya’nın yüzde 80’inini dolaştıklarını ifade eden Erol, bölgede bugüne kadar devletin gözünde insanın değerinin olmayışına çıplak gözlerle şahit olduklarının altını çizdi.

Erol, “Var olan enkazlara gelmeyen, zamanında yetişmeyen görevlilerin bankaların para kasalarını kurtarmak için hiç kimsenin altında olmadığı 2, 3 katlı enkazlara girmeye çalıştıklarını gördük. Bu bize sermayenin çıplak gerçek yüzünü en acı bir biçimde gösterdi. Sevdiklerimizi kaybederek, bir bölge halkının tamamını ölüme terk edilmişliği ile yüzleşerek, bir devletin bütün kurumlarının gözünde insanların bütün canlıların hiçbir değerinin olmadığını gördük” dedi.

Faşist çetelerle yardımlara engel

Devlet çalışanlarının depremin ilk günlerinde gönüllü çalışanları engellemediklerini ifade eden Erol, “İlk günlerde böyle bir şeye yeltenemiyorlardı. Çünkü kendileri de sayıca çok azdı” dedi. Erol, zamanla sivil faşist çeteleri bölgeye getirerek, sol sosyalist örgütlere karşı bir savaş süreci başlattıklarını dile getirdi.

Kadınların durumu

Depremde ilk etkilenen kadınlar ve çocuklar olduğunu dikkati çeken Erol, kadınların hijyen ürünlerine kavuşmada zorluklar yaşadıklarını ifade etti. Kadınların birçoğunda hijyen ürünlerine, temiz iç çamaşırlarına erişim zor olduğu için genital bölge rahatsızlıkları oluşmaya başladığını belirten Erol, toplumsal tabu ve baskılar yüzünden kadınların kendilerini rahat ifade edemediklerine dikkat çekti. Erol “Ayrıca bölgede 25 bin kadının gebe olduğu söyleniyor. Bu kadınlar için genetal muayyenlerin ve bir yandan da orada hayatına devam eden kadınlar için bu sağlık sorunlarının aşılabileceği ve doğum kontrol yöntemlerinin de ulaşılabilir olması gerekiyor. Bölgede uzun süreli bir çalışma yürütmemiz gerekiyor” ifadelerine yer verdi.

HABER MERKEZİ

#Ölüme #terk #edilmişliği #yüzleşerek #gördük

Çin-Tacikistan sınırında 7,2 büyüklüğünde deprem

Çin-Tacikistan sınırında sabah saatlerinde 7,2 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Kurdistan, Türkiye ve Suriye’de etkili olan 6 Şubat Mereş ( Maraş) merkezli depremin ardından sık sık artçı depremler olurken, bir deprem de Çin-Tacikistan sınırında yaşandı.

Çin Deprem Ağları Merkezi’nden (CENC) yapılan açıklamaya göre, depremin büyüklüğü 7,2 olarak verilirken, ABD Jeolojik Araştırma Merkezi ise depremin büyüklüğünü 6,8 olarak açıkladı.

Murghob kentine 67 kilometre mesafede yaşandı

CENC açıklamasında Çin’in kuzeybatısındaki Şincan Uygur Özerk Bölgesi ile Tacikistan’ın doğusunda Dağlık Badahşan Özerk Bölgesi arasındaki sınırın yakınlarında yaşandığını belirtirken, ABD Jeolojik Araştırma Merkezi (USGS) ise depremin büyüklüğünü 6,8 olarak ölçerken, merkez üssünün, sınırın Tacikistan tarafındaki Murghob şehrinin 67 kilometre batısı olduğunu belirtti.

Sabah saatlerinde oldu

Kırgızistan Acil Durumlar Bakanlığı’ndan yapılan açıklamada, Tacikistan’ın doğusunda yerel saat 06.37’de meydana gelen depremin Kırgızistan’ın Oş Bölgesi Alay İlçesi Bor-Dobo köyünde 4,5 büyüklüğünde, Nura ve Erkeştam köylerinde ise 4 büyüklüğünde hissedildiği belirtildi.

Ulusal Bilimler Akademisi Sismoloji Enstitüsü ise, merkez üssündeki depremin şiddetini 8 olarak duyurdu.

HABER MERKEZİ 

#ÇinTacikistan #sınırında #büyüklüğünde #deprem

Avukat Erol: İnsanlar cenazeleri için kapı kapı savcı aradı

Deprem bölgelerinde cenazelerin toplu gömülmesini değerlendiren Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi Eş Sözcüsü avukat Erol, ‘İnsanlar izin alabilmek için cenazelerini arabalarına koyup adliye adiye gezdirdi’ dedi

Mereş (Maraş) merkezli depremin üzerinden 18 gün geçmesine rağmen henüz enkazlar tam olarak kaldırılmadığı gibi cenazeler ise toplu defnediliyor. Öte yandan kepçelerle enkaz kaldırma çalışmalarının başlatılması hayatta olanların yaşamını yitirmesine, cenazelerin ise parçalanmasına neden oldu.

Cenazelerin yıkanmadan, kefensiz ve toplu defnedilmesine dair konuşan Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi Eşsözcüsü avukat Mahmut Erol, yaşamını yitirenlerin sokaklarda poşet içinde bekletildiklerini ve toplu olarak gömüldüklerini belirterek, bu görüntülerin cenaze sahiplerinde ve halkta travmaya neden olduğunu kaydetti.

Cenazeler çürüdü

Erol, ölü bedenlere saygı gösterilmesi gerektiğini vurgulayarak, “Sokakta bir battaniyenin altında veya bir poşetin içinde cenazeler bekletildi. İnsanlar ölüleri için gerekli izinleri alabilmek için arabalarına koyup adliye adiye gezdirerek, savcı aradı. Savcı ararken de, cenazeler çürüdü. Tüm bunlar, devletin organize olamama durumunu gösteriyor” dedi.

İnsanlar inançlarına göre defnedilmeli

Deprem bölgesinde farklı inançlara sahip etnik grupların olduğunu hatırlatan Erol, bu kişilerin kendi inançları gereği defnedilmesi gerektiğinin de altını çizdi.

Toplu definlerle yurttaşların yakınlarının mezarları başında dua etme hakkının ellerinden alındığını belirten Erol, “Bu pratiğin derhal son bulması gerekiyor. O bölgelerde yaşayan insanların çok farklı milletler olmakla beraber, dini inançları da farklı. Bunların her birinin yas tutma biçimi, ölüyü gömme biçimi farklıdır” ifadelerinde bulundu.

Deprem bölgesinde ilan edilen OHAL sonrası, enkaz altında hala binlerce insan olmasına rağmen enkaz kaldırma çalışması başlatmalarına değinen Erol, “Temel amaç suçu örtme gayreti” dedi.

İSTANBUL

#Avukat #Erol #İnsanlar #cenazeleri #için #kapı #kapı #savcı #aradı

Muhtar ısınmak için çadır kuran aileyi para cezası ile tehdit etti

Depremin ardından binlerce yurttaş için çadır bile temin edilmezken, kendi imkanları ile çadır kuranlar ise muhtarların tehdidi ile karşı karşıya

Mereş (Maraş) merkezli yaşanan depremin ardından enkazlardan sağ kurtulan yurttaşlar zorlu yaşam koşulları altında yaşamaya çalışıyor. Birçok yerde barınma sorunu henüz çözülmezken, onlarca yurttaş ise kendi imkanları ile sorunu çözmeye çalışıyor.

Muhtardan ailelere tehdit

Depremden en çok etkilenen şehirlerden biri de Dîlok. Kent merkezi ve ilçelerinin yanı sıra köylerde de yıkımın olmasından dolayı yurttaşlar, soğuk hava koşularına rağmen dışarıda kalmaya devam ediyor. Özellikle mülteci yurttaşların hedef gösterildiği bu süreçte Suriyeli aileler ayrımcılıkla karşı karşıya kalıyor. Etiler Mahallesi’nde yaşayan ve evlerine giremeyen, barınabilmek için çadır kurmak isteyen aileler, muhtar tarafından tehditlerle karşı karşıya kalıyor. Ailelere, kurdukları çadırları kaldırmadıkları takdirde 5 bin TL para cezası kesilebileceği belirtildi.

Evler başımıza yıkılı

JINNEWS’ten Rabia Önver ve Sema Çağlak’ın haberine göre, depremden dolayı evlerine giremeyen Emel Muhammed, ailesi ile kurduğu çadırın, mahalle muhtarı tarafından kaldırıldığını söyledi. Muhammed, “Biz 10 kişilik bir aileyiz. Eve girmeye korkuyoruz. Çadır kurduk, muhtar, ‘Eğer tekrar kurarsanız, para cezası keseceğiz’ dedi. Geceleri hava soğuk. Dışarıda ateş yakıp sabaha kadar kalıyoruz. Çocuklarım da korkuyor, eve gidemiyoruz, çadır kuramıyoruz, ne yapacağımızı bilmiyoruz” dedi.
Depremin etkisi geçene kadar bir çadırda yaşamak istediklerini dile getiren Muhammed, “Deprem sürekli oluyor, eve bu yüzden gidemiyoruz. Eve gidersek bir deprem olursa başımıza yıkılır. Bizlere çadır imkanları sunulsun” diye çağır yaptı.

DÎLOK

#Muhtar #ısınmak #için #çadır #kuran #aileyi #para #cezası #ile #tehdit #etti

RTÜK’ten TELE1’e karartma

RTÜK tarafından alınan kararla TELE1’in ekranı 3 günlüğüne karartıldı

İktidarın muhalif basına yönelik baskı aracına dönüşen Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) tarafından TELE1’in ekranı karartıldı.

Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Sera Kadıgil’in canlı yayındaki Diyanet’e yönelik eleştirisini suç olarak nitelendiren RTÜK, TELE1 ekranlarını 3 günlüğüne kararttı. Kararın ardından TELE1 canlı yayını dün gece itibariyle 3 günlüğüne durduruldu. TELE1’e 2 kere daha aynı ceza verilmesi sonucunda kanalın lisansı iptal edilecek.

TELE1 Twitter hesabından “Türkiye karanlıkta! TELE1 üç gün karartıldı” şeklinde paylaşım yapıldı.

Ne olmuştu?

RTÜK, kürsü dokunulmazlığı bulunan TİP Milletvekili Sera Kadıgil’in Diyanet eleştirisini gerekçe göstererek TELE 1’e oy çokluğu ile 3 gün ekran karartma cezası vermişti. Ceza, Kadıgil’in “Diyanet bu haliyle siyasal İslamcı gereçtir” sözüne dayandırılmıştı. TELE1 sonrasında RTÜK’ün cezanın iptalini ve yürütmesini durdurulması için yargıya başvurdu ve Ankara 2’nci İdare Mahkemesi, 26 Ekim’de oy birliğiyle yürütmenin durdurulması kararını verdi. Ancak TELE1‘in açıklamasına göre, mahkeme şimdi de yürütmeyi durdurma kararını iptal etti. RTÜK’ün 3 günlük ekran karartma cezası 25 Şubat tarihine kadar uygulanacak.

HABER MERKEZİ

 

#RTÜKten #TELE1e #karartma

Resmi verilere göre: Yaşamını yitirenlerin sayısı 43 bin 556’ya yükseldi

İçişler Bakanı Soylu’nun açıkladığı verilere göre, Mereş merkezli depremlerde hayatını kaybedenlerin sayısı 43 bin 556’ya yükseldi

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, Mereş merkezli depremlerde 43 bin 556 kişinin hayatını kaybettiğini açıkladı.

Böyle bir depremin hangi ülkede olursa olsun kimsenin altından kalkabileceğini düşünmediğini söyleyen Soylu, depreme ilişkin uzun zamandır hazırlık yaptıklarını iddia etti.

Soylu, “Eğer Türkiye uzun zamandır böyle hazırlıkları yapmasaydı büyük bir kaos içinde kalırdı. 17. günde geldiğimiz nokta; sadece Hatay’da 2 bina var, altında cenaze olduğunu düşündüğümüz, diğer tarafların tamamında arama kurtarma çalışmaları sona erdi. Şu anda yüzde 75 ile 80 arasında hasar tespit oranı. 600 binden fazla bağımsız bölüm yıkılmış, acil yıkılacak, ağır hasarlı ve orta hasarlı. Ticaret alanındakileri de eklerseniz 750 bini buluyor” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Resmi #verilere #göre #Yaşamını #yitirenlerin #sayısı #bin #556ya #yükseldi

340 URL adresi ve internet sitesine erişim engeli

Aralarında Mezopotamya Ajansı’nın Kürtçe, Jinnews’in Türkçe Twitter adreslerinin de yer aldığı 340 URL adresi ve internet sitesine erişim engeli getirildi

Emniyet Genel Müdürlüğü’nün 21 Şubat tarihli talebiyle Ankara 4’üncü Sulh Ceza Hakimliği tarafından 340 Twitter, Facebook, Telegram ve Youtube URL adresleri ve internet sitesine erişim engeli getirildi.

Çok sayıda kişiye ait adreslerin de yer aldığı hakkında erişim engeli getirilen adresler arasında Avesta Yayınları’nın internet sitesi, Mezopotamya Ajansı’nın (MA) telegram adresi, MA Kurdi ve Jinnews Türkçe’nin twitter adresi, Ronahi TV’nin youtube kanalı, Gazeteci Erdal Er’in youtube kanalı, Nuçe TV’nin telegram adresi Aryen Tv’nin Twitter adresi, Evrense wep Tv youtube, Avesta Yayınları’nın ve Rudaw’ın internet sitesi de yer aldı.

Hakimliğin “örgüt propagandası” iddiasıyla erişim engeli getirdiği URL ve internet siteleri için verdiği kararda “Talebe konu URL adreslerinden toplumun devlet kurumlarına olan güvenini azaltılmasının amaçlandığı, örgüt propagandasının yapıldığı görüldüğü…” ifadelerine yer verildi.

ANKARA

#URL #adresi #internet #sitesine #erişim #engeli

Yol medeniyettir demişlerdi ama…

Siyasi iktidarı boyunca her eleştiriyi ‘duble yollar yapıyoruz’ diye karşılayan AKP iktidarında en çok yıkılan binaların devlete ve kamuya ait olması artık kimseyi şaşırtmıyor. Son deprem, hastaneleri, yolları ve havaalanlarını vurdu

Yadigar Aygün

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen deprem nedeniyle devlet hastanelerinin yanı sıra çok sayıda devlet binası da zarar gördü. Deprem, bölgedeki altyapı ile birlikte iletişim ve enerji hatlarına da zarar verdi. Yollardaki göçükler nedeniyle ulaşımda aksamalar yaşanırken, yıkılan kamu binalarının ve yolların çoğunun devlete yakın müteahhitler tarafından yapıldığı ortaya çıktı. Kamu binalarına ve otoyollara milyonlarca lira harcandı. Bütün bunlar olurken Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu ise, deprem bölgesinde yaptıkları “dayanıklı yollar sayesinde ulaşımı kesintisiz sürdürdüklerini” belirtiyordu.

Havalimanı rezaleti

Meletî’de havalimanının çatısı çöktü. Kısa süre uçuşlara kapatılan alan daha sonra uçuşlara açıldı. Ama asıl büyük skandal Hatay havalimanındaydı. Havalimanı pisti yarıldı. Kullanılamaz hale geldi. Oysa TMMOB, havalimanına tehlikeli fay hatları üzerinde olması sebebiyle itiraz etmişti. Gazeteci Bahadır Özgür konuyla ilgili şunları yazdı: “Doç. Dr. Emre Özşahin, Hatay Mustafa Kemal Üniversitesi’nde uzmanken 2010’da yaptığı çalışmada, jeomorfolojik özellikler dikkate alınmadan bilinçsizce yapılan havalimanı için “Yağışta sel basar, depremde pist çöker” diye uyardığını belirtti. Havalimanının inşa edileceği yeri 1998’de sel basmış. 2004’te havalimanı için DSİ’den rapor istenmiş. Raporda ‘Martta çok yağış oldu, Suriye baraj kapaklarını açtı’ denilmiş. Özşahin bunun bilimsel açıdan yanlış olduğunu belirtiyor. 2009 ve 2014’te havalimanını sel basıyor. Bunu baştan düşünmeyen iktidar, sele karşı drenaj vb. gibi önlemler için pisti inşa ettirdiği firmaya bir ihale daha veriyor. 2019’da havalimanı bir kez daha suya gömülüyor.”

Akraba müteahhitler

Bu havalimanı YDA inşaat tarafından yapıldı. Yeniçağ gazetesi yazarı Orhan Uğuroğlu, 25 Aralık 2019’da YDA ile ilgili şunları yazmıştı: “YDA inşaatın sahipleri olan Hüseyin Arslan ve Cüneyt Arslan’ın kız kardeşi, AKP kurucu üyesi ‘Mücahit Arslan’ olarak tanınan Ali İhsan Arslan’ın öz amcası Hüseyin Arslan ile evli. Hüseyin Arslanların isim benzerliğinin yanı sıra akrabalık ilişkileri olması da YDA inşaatı 17 yıllık AKP iktidarı döneminde ‘yıldızı parlayan’ müteahhitler arasına girmesi de dikkat çekti. Ali İhsan Arslan, Cumhurbaşkanı ve AKP Genel Başkanı olan Recep Tayyip Erdoğan’ın İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminde ve daha sonra cezaevine girdiği dönemde de güvenini kazanarak Erdoğan tarafından 2001 yılında ‘AKP kurucusu’ yapıldı. Arslan, AK Parti’nin kuruluşundan sonra Türkiye Erdoğan’a Başbakanlığı ve Cumhurbaşkanlığı döneminde danışmanlık yaptı.” Bu ve benzeri ilişkiler ve akraba müteahhit firmalar depremde yıkımların nedenini açıklıyor.

Limanda bir Limak!

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Denizcilik Genel Müdürlüğü, deprem nedeniyle İskenderun Limanı’nda rıhtımda yer yer çökmeler olduğunun tespit edildiğini bildirdi. Burada çıkan büyük yangın yine İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin müdahalesi ile söndürülebildi. İskenderun’a 1. Dünya Savaşı sonrasında Hatay ili Fransa yönetimindeyken, küçük bir liman yapılmıştı. 1939 yılında Hatay Cumhuriyeti Türkiye ile birleşince, bu liman da Devlet Limanları İşletmesi Umum Müdürlüğü’ne bağlandı. Demiryolu bağlantısı göz önüne alınarak 1942 yılında Türkiye Cumhuriyeti Devlet Demiryolları’na bağlanan liman daha sonra çeşitli yıllarda yapılan ek tesislerle genişletildi. 20 Aralık 2011 tarihinde liman işletme hakkı özelleştirme kapsamında 36 yıl için Limak Holding’e devredildi. Limak Holding, ihaleye 372 milyon dolar teklif vererek almıştı. İskenderun Limanı’nın devrine ilişkin imtiyaz sözleşmesi dönemin Adalet Bakanı Sadullah Ergin, Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanı Binali Yıldırım’ın katılımıyla imzalanmıştı.

Hep aynı şirketler

Depremde hasar gören Tarsus-Adana-Gaziantep (TAG) Otoyolu’nun Osmaniye-Dîlok (Antep) arası ulaşıma kapanmıştı. TAG Otoyolu, Silahtaroğlu İnşaat tarafından 2014 yılında inşa edildi. Aynı şirket 2013 yılında, AFAD binasının ihalesini de aldı. 2015 yılında hizmete açılan bina için şirkete 67 milyon 700 bin lira ödendi. Silahtaroğlu şirketinin aldığı ihaleler sadece bununla sınırlı değil. 5 Temmuz tarihinde İzmir’deki “Havaalanı Ayrı-Otoyol Kavşağı-Torbalı-Belevi Yolu km:0+000-” ihalesi, duyuru yapılmadan 21-b ile düzenlendi. 441 milyon 51 bin TL yaklaşık maliyet hesaplanan ihaleyi, özel olarak davet edilen Silahtaroğlu İnşaat, Yazıcıoğlu İnşaat ile birlikte 410 milyon 30 bin TL’ye aldı. Bu ihaleden bir gün sonra Silahtaroğlu’na bir ihale daha verildi. Yine 21-b usulünün kullanıldığı ve bu sayede duyuru yapılmadan düzenlenen “Sabiha Gökçen Havalimanı 3. Etap İşler Yapım” ihalesi de Teknomel’le birlikte Silahtaroğlu İnşaat’a verildi. Böylece, Silahtaroğlu İnşaat’a özel davetle 2 günde 3 milyar 149 milyon 978 bin liralık ihale verilmiş oldu. Silahtaroğlu Yönetim kurulu Başkanı, Murat Silahtaroğlu, bağımsız aday olarak 7 Haziran 2015 seçimlerinde Wan’da Bağımsız Milletvekili adaylığından başvurup daha sonra geri çekilmişti.

Pazarlık usulü ihale ne demek?

4734 Sayılı Kamu İhale Kanunu’nun pazarlık usulünü düzenleyen 21. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi hükmüne göre, “Doğal afetler, salgın hastalıklar, can veya mal kaybı tehlikesi gibi ani ve beklenmeyen veya yapım tekniği açısından özellik arz eden veya yapı veya can ve mal güvenliğinin sağlanması açısından ivedilikle yapılması gerekliliği idarece belirlenen hallerde veyahut idare tarafından önceden öngörülemeyen olayların ortaya çıkması üzerine ihalenin ivedi olarak yapılmasının zorunlu olması” halinde pazarlık usulü ile ihale yapılabilecektir” deniliyor.

Yollar ikiye yarıldı

Deprem sonrası Hatay Reyhanlı yolu ortadan ikiye ayrıldı. Hatay Büyükşehir Belediyesi tarafından tamamlanan Reyhanlı ile Gazimürsel Mahallesi arasındaki ulaşımı sağlayan bağlantı yolu, 22 Haziran 2020 tarihinde törenle açılmıştı. Eski Reyhanlı yolu olarak da bilinen ve Büyükşehir Fen İşleri Daire Başkanlığı tarafından yolun açılışına Hatay Belediye Başkanı Lütfü Savaş ile birlikte CHP yöneticileri katılmıştı. Açılış töreninde Büyükşehir Fen İşleri Daire Başkan Hasan Ziya Hamidioğulları, yolun maliyetinin 3 milyon 850 bin Türk Lirası’na mâl olduğunu ifade etmişti. Hamidioğulları, “7 buçuk kilometre uzunluğunda ve 8 metre genişliğinde yaptığımız bu yolda 17 bin ton beton asfalt kullandık. Reyhanlı’yı bu yıl 25 bin ton beton asfaltla daha buluşturacağız” demişti.

‘Güvenli’ demişti

Nurdağı-Gazinatep Karayolu da depremde zarar gören yollardan biri. Nurdağı-Antep karayolunun temel atma törenine Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Adil Karaismailoğlu katılmıştı. Karaismailoğlu, yaptığı konuşmada, “AK Parti iktidarları boyunca 20 yılda 100 yıllık yatırım ihtiyacının karşılandığını, 2003’den bu yana ülkenin ulaşım ve iletişim altyapısına 1 trilyon 670 milyar liranın üzerinde yatırım gerçekleştirdiklerini” belirtmişti. Karaismailoğlu, Nurdağı-Gaziantep Yolu’nun hizmete sunulmasıyla “güvenli, konforlu ve hızlı erişim imkânı sağlanacağını” söylemişti.

Erkenek tüneli çöktü

Depremde Erkenek tünel hattında da ulaşım yapılamaz hale gelmişti. Erkenek Tüneli, Karayolları Genel Müdürlüğü tarafından yapıldı. Yapımına 2011’de başlanan, zemindeki aşırı şişme ve deformasyon problemleri nedeniyle planlandığı sürede tamamlanamayan Erkenek Tüneli, Meletî’nin Doğanşehir ve Semsûr’un Gölbaşı ilçelerini birbirine bağlıyor. Toplam maliyeti yaklaşık 253 milyon lira olan ve bin 816 metre uzunluğunda 2 tüpten oluşan tünel, Serhat’ı Meletî üzerinden Akdeniz Bölgesi’ne bağlıyor. En zorlu tünel çalışması olduğu belirtilen ve yapımında son teknoloji cihaz ve makinelerin kullanıldığı tünel, “mevcut zor ve riskli yolu güvenli ve konforlu hale getiriyor” diye kamuoyuna yansıtılmıştı.

2 köprü yıkıldı

Deprem’de Semsûr-Çelikhan yolunda Bulam 3 Köprüsü yıkıldı. Yine Çelikhan-Sürgü yolunda Recepbey Köprüsü yıkıldı. Ayrıca, depremde, Nurdağı Viyadüğü orta ayağında kaplama betonu kırıldı. Osmaniye-Dîlok istikameti 052-13-01 No’lu yolda oluşan çökmeler nedeniyle araç trafiğine kapanmıştı. Osmaniye-Dîlok istikameti 052-13-05 (Başpınar Viyadüğü) Nolu yolda oluşan çökmeler nedeniyle araç trafiğine kapatılmıştı. Osmaniye-Dîlok istikameti ve Dîlok-Osmaniye istikameti (052-11, 052-12, 052-13 KK No’lu yol da oluşan çökmeler nedeniyle) araç trafiğine kapatılmıştı. Tohma Köprüsü’ndeki derzlerde meydana gelen açılmalar nedeniyle Meletî-Yazıhan ortası da trafiğe kapatılmıştı. Deprem sonrası ortaya çıkan manzara hem iktidar tarafından bizzat yapılan yapılar, hem de iktidara yakın müteahhitler tarafından yapılan devlet binalarının, yolların, hastanelerin ve hava alanlarının çürük olduğunu gösterdi. İktidar bazı müteahhitleri tutuklayarak dikkatleri dağıtmak ve sorumluluktan kurtulmaya çalışıyor. Ancak depremle ilgili tartışmaların kolay bitmeyeceği görülüyor.

Valilikler, yurtlar yıkıldı

Depremde bazı bölümlerinde duvar çökmeleri olan, duvarlarının önemli bir bölümü çatlayan yaklaşık 80 yıllık Malatya Hükümet Konağı da elverişsiz duruma geldi ve boşaltıldı. Valiliğin geçtiğimiz aylarda İl Milli Eğitim Müdürlüğü’nün de nakledildiği İMKB Fatma Aliye Borsa Kız Mesleki ve Teknik Anadolu Lisesi binasına taşındığı bildirildi.

Hatay Valiliği de aynı

20 Şubat 2023 tarihinde Hatay’ın Defne ilçesinde AFAD verilerine göre 6.4, Samandağ ilçesinde ise 5.8 büyüklüğünde iki deprem daha meydana geldi. Deprem sonrası Hatay AFAD Koordinasyon Merkezi de boşaltılırken, kamu binaları içinde en büyük hasarı Hatay Valiliği aldı. Tarihi binanın büyük bir bölümü yıkılarak tamamen kullanılamaz hale geldi. Depremin merkez üssü Defne’de kaymakamlık binasının bulunduğu yolda göçükler, Uğur Mumcu Meydanı’nda bulunan köprüde yarıklar oluştu.

Yurtlarda hasar büyük

Hatay’da bulunan İskenderun KYK yurdunda ve Beyazıd-ı Bestami Erkek Öğrenci Yurdu’nda göçük ve hasarlar meydana geldi. Asma tavan ve duvarlarda ciddi hasarlar oluştu, dolaplar devrildi. Antakya KYK Kız Öğrenci Yurdu’nda ise göçük altında öğrenciler olduğu belirtildi. Nurettin Topçu KYK Yurdu’nda hasarın olduğu, çatlakların bulunduğu kaydedildi.

Hastane çökerse…

Hatay’ın İskenderun ilçesinde 55 yıldır hizmet veren İskenderun Devlet Hastanesi’nin yoğun bakım ünitesinin bulunduğu 6 katlı A Blok depremde yıkıldı. 2012 yılında “Depreme karşı dayanıksız” raporu verildiği halde hastane için herhangi bir önlem alınmadı ve 70 kişi yaşamını yitirdi. İskenderun merkezde 1968 yılında açılan hastane önce SSK hastanesi olarak hizmet verdi. 1992’de kapasitesi arttırıldı, 2005’te ise adı İskenderun Körfez Devlet Hastanesi diye değiştirildi. 2006 yılında her iki hastane İskenderun Devlet Hastanesi adı altında birleştirildi. Ayrıca, depremde Meletî’da bulunan Özel Divan ve Özel Gözde hastaneleri de yıkıldı. Semsûr Gölbaşı’ndaki bir hastane de ağır hasar gördü. Semsûr’daki Belediye Başkanlığı da binası deprem sonrası tamamen yıkıldı. Dört katlı binadan geriye sadece tabelası kaldı. Belediye binasının hemen yanında AB finansmanı ve projesine göre yapılan binanın ise camları bile kırılmadı. Bu durum, yapı denetçilerinden biri olan belediyenin kendi binası bile denetlemediğini ortaya koydu.

#Yol #medeniyettir #demişlerdi #ama

CPJ tutuklu gazetecilerin iddianamesini inceledi: ‘Terörizm’ ile suçlamaktan vazgeçin

CPJ, MA ve JinNews çalışanı tutuklu gazeteciler hakkında hazırlanan iddianameyi inceledi ve Türkiye’ye ‘basın mensuplarını terörizm ile suçlamaktan vazgeçin’ çağrısı yaptı

Ankara Cumhuriyet Başsavcısı Zafer Ergün tarafından tutuklu Mezopotamya Ajansı (MA) Yazı İşleri Müdürü Diren Yurtsever, muhabirleri Berivan Altan, Ceylan Şahinli, Deniz Nazlım, Selman Güzelyüz, Emrullah Acar ile JINNEWS muhabirleri Habibe Eren ve Öznür Değer, tutuksuz yargılanan MA muhabiri Zemo Ağgöz ve bir süre MA’nın Ankara bürosunda stajyer olarak çalışan Mehmet Günhan hakkında hazırlanan iddianame kabul edilmişti.

Gazetecileri Koruma Komitesi (CPJ) yaptığı açıklama ile gazetecilerin “terör örgütü üyeliği” ile suçlanmasına tepki gösterdi.

CPJ’in New York’ta bulunan Programlar Direktörü Carlos Martinez de la Serna, “Türkiyeli yetkililer tarafından kısa süre önce 10 gazeteciye yöneltilen terörizm suçlamaları basın mensuplarının haberlerine misilleme olarak açılan davalardan oluşan uzun bir zincirin son halkası” dedi ve ekledi: “Yetkililer bu suçlamaları geri çekmeli; mesleki faaliyetlerinden dolayı hapsedilmiş tüm gazetecileri serbest bırakmalı ve gazeteciliği terörizmle eşitlemekten vaz geçmeliler” dedi.

Gazeteciler, CPJ’in incelediği iddianameye göre “örgüt üyesi” olmakla suçlanıyorlar.

Gazeteciler hakkında yürütülen soruşturma kapsamında 3 buçuk ay sonra tamamlanan iddianamenin büyük bir bölümü, Mezopotamya Ajansı’nda yayınlanan 149 haberden oluşurken, Savcı haberlerin yanı sıra delil olarak gazetecilerin alınan ifadeleri, el konulan dijital materyallerin inceleme sonuçlarını ve HTS kayıtlarını gösterdi.

CPJ söz konusu duruma ilişkin yorum almak için Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı ve Türkiye’nin Adalet Bakanlığı’na e-posta gönderdiğini ancak yanıt alamadığını açıkladı.

Kaynak: MA

#CPJ #tutuklu #gazetecilerin #iddianamesini #inceledi #Terörizm #ile #suçlamaktan #vazgeçin

HDP’den uyarı: Kriz koordinasyon masası TC kimlik numarası istemiyor, ahlaksızlara güvenmeyin

HDP Amed İl Örgütü, sanal medyadan yaptığı açıklama ile kendisini kriz koordinasyon masası olarak tanıtan ve yurttaşlardan TC kimlik numarası isteyenlere karşı uyardı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed İl Örgütü sanal medya hesabından yaptığı bir açıklama ile kendisini ‘kriz koordinasyon masası olarak tanıtan ve yurttaşlardan TC kimlik numarası isteyen’ kişilere karşı uyarıda bulundu.

Twitter hesabından yapılan açıklamada şu ifadelere yer verildi: “#ÖNEMLİ

HDP Amed kriz Koordinasyon masası diye kendini tanıtıp yurttaşlardan TC- kimlik numaralarını isteyen, İnsanlıktan nasibini almamış, ahlaktan yoksun olan kişilere güvenmeyin.

Kriz Koordinasyonları’mız hiç bir yurttaşımızdan TC- kimlik numarası istemiyor.”

HABER MERKEZİ

#HDPden #uyarı #Kriz #koordinasyon #masası #kimlik #numarası #istemiyor #ahlaksızlara #güvenmeyin