Ana Sayfa Blog Sayfa 913

Mor TIR’lar Dîlok’ta: Her kadına ulaşacağız

TJA ve HDP Kadın Meclisi öncülüğünde depremzede kadınların ihtiyaçları için yola çıkarılan Mor TIR’lara dair konuşan TJA aktivisti Güler Tunç, seferberlik ve dayanışma ruhu ile her kadına ulaşacaklarını söyledi

Deprem kentlerinde dayanışma çalışmaları sürerken, özellikle kadınların artan sorunları karşısında Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jînen Azad-TJA) öncülüğünde yola çıkarılan Mor TIR’lar kent kente deprem bölgelerine ulaşmaya devam ediyor.

TJA tarafından başlatılan “Kadınlarla Kadın Dayanışması” kampanyası kapsamında Şirnex’in (Şırnak) Silopiya ilçesinden hareket eden Mor TIR dün Dîlok’un (Antep) Nurdağı ilçesine ulaştı.

İlk günden dayanışma

Çalışmalarına dair Mezopotamya Ajansı’ndan Rukiye Adıgüzel’e konuşan TJA aktivisti Güler Tunç, iktidarın depremzede kadın ve çocukların ihtiyaçlarını karşılamak ve güvenilir alanlar sunmak zorunda olduğunu söyledi. “Bir kez daha kadınlara karşı düşmanlığı görüyoruz” diyen Tunç, bu nedenle depremin olduğu günden bu yana depremzede kadınlarla dayanışma halinde olduklarını vurguladı.

Kadınlar ihtiyaçlarını karşılayamıyor

“Kadınların çok fazla özel ihtiyacı var. O nedenle TJA ve oluşturduğumuz Kriz Koordinasyonu olarak kadınların acil ihtiyaçları için kampanya başlattık. Bu kampanyamız İstanbul ve Silopi’de başladı. Sonrasında Elîh’te de başlattık. Şimdi de farklı farklı alanlarda kadınlar için başlattığımız bu kampanya sürüyor” diyen Tunç şöyle devam etti:  “Deprem ve sonrasında yaşanan korku ve panik hali, erken regl sürecine neden oluyor, hamile kadınların çocuklarını kaybetmesine neden oluyor. Kimisi de erken doğum yapıyor. Kadınlar ped, iç çamaşır, çorap gibi ihtiyaçlara ulaşamıyor. Deprem bölgelerinde çocuk bezi, çocuk maması yok. Bugün binlerce kadın, bu tür mağduriyetlerle yüz yüze kalmış durumda.”

Herkes gücü oranında katkı sundu

Depremde yaşanan mağduriyetlere karşı toplumun İlk günden bu yana çalışmalara katıldığını kaydeden Tunç, “Kimin kapısını çalsak, hangi esnafa gitsek, dayanışma gösterdi. Halkımız bu bilinçte. Annelerimiz ekmek yaparak ilk günden çalışmalara katıldı. Aynı zamanda esnaflarımız harekete geçerek, gıda gönderdiler. Kadınlar için farklı çalışmalar yapıldı. Halkta ciddi bir duyarlılık oluştu” ifadelerini kullandı.

Seferberlik ruhu ile 8 Mart’a

8 Mart’a giderken depremzede kadınlarla dayanışma seferberliği başlattıklarını belirten Tunç, “Mor TIR’larımızı bölgeden çıkartıp, deprem bölgelerine götüreceğiz. Kadınlar için oluşturduğumuz bu dayanışmayı 8 Mart planlamamızda da seferberlik ruhuyla sürdüreceğiz. TJA olarak özel olarak çocuk ve kadın depremzedelerle omuz omuza verip, onların yaralarını beraber saracağız” diyerek dayanışma çağrısında bulundu.

DÎLOK

 

 

#Mor #TIRlar #Dîlokta #kadına #ulaşacağız

Sağlıkçılardan salgın uyarısı: Önlem alınmalı

Deprem bölgesinde gönllü hizmet veren SES İzmir Şube Eşbaşkanı Yücesoy, salgın hastalık tehlikesine dikkat çekerek, ‘Sağlıklı su, çevre temizliği, çöplerin toplanması, bölgenin ilaçlanması ve çadır kentlerin denetlenmesi gerekiyor’ dedi

Mereş merkezli depremlerin 17’nci gününde bölgede salgın hastalıklar da büyük risk oluşturmaya başladı. Sağlık sisteminin yetersiz kaldığı deprem bölgesinde gönüllü sağlık emekçileri seferber oldu. İzmir’den de Sağlık ve Sosyal Hizmet Emekçileri Sendikası (SES) üyesi 60 sağlıkçı depremin yaşandığı tüm illere gitti. Bunların içinde yer alan SES İzmir Şubesi Eşbaşkanı Nursel Yücesoy, yıkılan İskenderun Devlet Hastanesi önünde kurulan sahra hastanesinde bir hafta görev yaptı. Yücesoy, yine Hatay merkezde de gönüllü sağlık emekçilerinin kurduğu çadırlara yer yer ihtiyaç temelinde gitti.

Depremin ilk haftasında Hatay bölgesinde gönüllü olan SES İzmir Şubesi Eşbaşkanı Nursel Yücesoy, bölgedeki sağlık sorunlarını Mezopotmya Ajansı’ndan Delal Akyüz’e değerlendirdi. Bölgede insan sağlığının önemsenmediğini söyleyen Yücesoy, ilk 48 saat deprem bölgesinde kimsenin olmadığını insanların soğukta aç beklediğini belirterek “Bir haftanın sonunda hastalar gelmeye başladı. Mide bulantısı, baş dönmesi gibi şikayetler vardı. Halk geceyi dışarıda geçirdiği için ister istemez soğuk algınlığı gibi hastalıklar da başladı” dedi.

Ciddi sağlık sorunları olabilir

Depremde su şebekelerinin zarar görmesinden dolayı temiz suyun olmadığını söyleyen Yücesoy, bu durumun salgın hastalılara neden olacağını ifade etti. Yücesoy, “Su yoktu. Tuvalet olmadığı için insanlar bulabildikleri uygun yerlere ihtiyaçlarını gidermek zorundaydı. Çöpler, sokağa atılan yemek artıkları vardı. Bunlar tifo, kolera gibi bağırsak enfeksiyonları ve hepatit A hastalığına neden olabilir” diye belirtti.

Kurulan çadır kentlerin iç içe ve kalabalık insanların kalabileceği şekilde tasarlanması nedeniyle de salgın hastalıkların oluşabileceğini vurgulayan Yücesoy, çadırların izole edilecek şekilde kurulması gerektiği uyarısında bulundu. Yücesoy, “Buralarda herhangi bir kişinin hastalığı varsa diğerine çok çabuk bulaşabilir. Çadır kentler binalara yakın yerlere kurulmuştu. Çadır kentlerin yerleşim alanlarından uzak yerlere kurulup, sağlığa uygun hale getirilmesi gerekiyor” ifadelerini kullandı.

Önlem alınmalı

Birinci basamak sağlık hizmetinin deprem bölgesinde aktif olarak sürdürülmesi gerektiğini söyleyen Yücesoy, “Gebe takibinin yapılması, aşıların olağan akışında devam etmesi gerekiyor. Sağlıklı su, çevre temizliği, çöplerin toplanması, bölgenin ilaçlanması ve çadır kentlerin denetlenmesi gerekiyor. Sağlık Bakanlığı bütün bunları denetlemesi gerekiyor. Özellikle gebelerin ve çocukların aşı takipleri yapılmalı” dedi.

SES deprem bölgesinde

SES İzmir Şubesi olarak Semsûr, Bazarcix ve Hatay’da koordinasyon çadırları kurduklarını belirten Yücesoy, “5 günde bir dönüşümlü olarak deprem bölgesine gidiyoruz. Arkadaşlarımız burada halk sağlığı noktasında çeşitli çalışmalar yapıyor. Bu anlamda bölgede çalışmalarımız devam edecek” diye konuştu.

HABER MERKEZİ

#Sağlıkçılardan #salgın #uyarısı #Önlem #alınmalı

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği: Devlet, kendi eliyle, çocukları cemaat evlerine gönderiyor

Önce Çocuklar ve Kadınlar Derneği Başkanı Müjde Tozbey, refakatsiz çocukların İHH gibi vakıflara teslim edilmesine ilişkin ‘Eğer devlet eliyle verildiyse, Bakan Yanık da suç işliyor’ dedi.

Merkez üssü Mereş Bazarcix (Pazarcık) ve Elbistan olan iki ayrı şiddetli depremde binlerce çocuk yaralandı, kayboldu ya da ailesini kaybetti.

Yaralı çocukların hastanelerdeki tedavilerinin ardından akıbetleri hakkında bazı iddialar tartışma yarattı. Depremde refakatsiz kalan çocukların bazılarının İstanbul Beykoz’da bir villaya yerleştirildiğine dair görünütler ortaya çıktı. Daha sonra villaların Suriye’ye “insani yardım” adı altında gönderilen TIR’larda silah taşıması ile gündem olan İHH İnsani Yardım Vakfı’na ait olduğu bilgisine ulaşıldı.

MA’dan Esra Solin Dal’a konuşan Önce Kadınlar ve Çocuklar Derneği Başkanı avukat Müjde Tozbey, vakıflara teslim edilen çocuklar için ‘eğer devlerin haberi yoksa bakanlık suç işliyor’ dedi

Yabancılara teslime dildi

Depremde yaşamını yitiren ailelerin çocuklarının, cemaat ve tarikatlara verildiğine dair kendilerine çok sayıda ihbar geldiğini kaydeden Tozbey, söz konusu ihbarlarda, deprem bölgelerinde enkazdan çıkarılan çocukların ambulans çalışanları tarafından hastaneye götürülmek yerine, sorgusuz sualsiz bazı kişilere teslim edildiğini belirtti.

60 çocuktan söz ediliyor

Alınan ve delilli, tanıklı ihbarlardan birinin İstanbul’un Beykoz ilçesi Çavuşlu Mahallesi’nde üç tane villanın ayarlandığı ve bu villalara depremzede çocukların yerleştirildikleri yönünde olduğunu aktaran Tozbey, “Olayı bize ihbar eden tanığımız cemaat ve tarikata yer alan bazı insanların olduğu bir Whatsapp grubundan yardım taleplerini görüyor. Tanık bu durum karşısında şüpheleniyor ve bu insanlara,  ‘size nasıl yardımcı olabilirim?’ diye soruyor. Kişi villalarda, çocuklar için yardım toplandığını ve 60 çocuğun oraya yerleştirildiğinden söz ediyor. Tanık daha sonra bize ihbarda bulunuyor. Biz de ihbar doğrultusunda Beykoz Cumhuriyet Savcılığına suç duyurusunda bulunduk. Bu çocuklar devlet koruması altında iken bu villalara nasıl yerleştirildi? ” şeklinde konuştu.

İddialar artıyor

Tozbey, bu iddiaların sadece Beykoz’la sınırlı kalmadığını Kadıköy, Çengelköy ve Tuzla ilçelerinde de benzer evlerin olduğu yönünde iddialar olduğunu aktardı.

Aile ve Sosyal Hizmetler Bakanı Derya Yanık’ın depremzede çocuklara ilişkin açıklamalarına işaret eden Tozbey, “Yanık, Ankara Etlik Şehir Hastanesi’nde depremzedeleri bir ziyarete bulunarak, bin 362 çocuğun depremden kurtarıldığını,  369 çocuğun kimliğinin tespit edilerek ailelerine teslim edildiğini, 792 çocuğun da halen hastanede olduğunu, 201 çocuğun ise ‘Sevgi Evleri’ne yerleştirildiğini söyledi. Aynı gün Cumhurbaşkanı Danışmanı Fuat Oktay, 574 çocuğun bakanlığın kaydına alındığını, bunlardan 76’sının ailelere teslim edildiğini söyledi. Bu çelişkili açıklamalardan şunu görüyoruz; devletin hiçbir kurumu şuan depremde kaç çocuğun kurtarıldığını, kaç çocuğun vefat ettiğini, kaç çocuğun ‘Sevgi Evleri’ne yerleştirildiğini bilmiyor” dedi.

Suç işleniyor

“Devlet, kendi eliyle, çocukları tarikat ve cemaat evlerine gönderiyor” diyen Tozbey,  yasalara göre tarikat ve cemaatlerin çocuklar üzerinde hiçbir yetkilerinin olamadığın vurguladı. Tozbey, “Hiçbir sıfatla o çocuklara dokunamazlar. Eğer bu çocuklar devlet eliyle verilmediyse, çocuklar o evlerdeki insanlar tarafından kaçırıldı anlamına geliyor. Bu da TCK’nın 334’ünü maddesine göre suçtur. Eğer devlet eliyle bu çocuklar verilmişse o kişiler,  kişinin hürriyetini kısıtlamaktan dolayı TCK 109’uncu maddesine göre yargılanırlar. Bu durumda bu çocukları veren görevliler ve Bakan Derya Yanık da suç işlemiş olacaktır” diye belirtti.

Çocuklarımızı koruyacağız

Tozbey, sözlerini şöyle sonlandırdı: “Çocukları tarikatlardan uzak tutarak, onların istismarına açık bırakmamalıyız. Diyanetin açıklaması çok açık olarak gerici bir zihniyeti temsil ediyor. Sadece çocuklarımızı teslim edilmesin demeyeceğiz, Diyanet İşleri Başkanlığı kapatılmalıdır. Çünkü bu halka hiçbir faydası dokunmuyor. Bu gerici zihniyet karşı mücadele etmeye devam edeceğiz. Bundan sonraki ihbarları da değerlendireceğiz ve gelen takdirde suç duyurusunda bulunacağız. Bu konuda çocuklarımızın cemaat ve tarikatlara teslim edilmemesi konusunda mücadelemizi yürüteceğiz.”

İSTANBUL

#Önce #Çocuklar #Kadınlar #Derneği #Devlet #kendi #eliyle #çocukları #cemaat #evlerine #gönderiyor

Pîran’ın ardından Hênê’de de deprem

Amed’in Hênê ilçesinde 4,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi

Amed’in Hênê (Hani) ilçesinde 4,5 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Kandilli Rasathanesi’nin paylaşımına göre, Hênê’nin kırsal mahallesi Neribe Şeynon’da saat 10.09’da meydana gelen 4,5 büyüklüğündeki depremin derinliği 5 kilometre olarak ölçüldü. Akabinde yine saat 10.17’de ilçeye bağlı Rısnı kırsal mahallesinde de 1.8 büyüklüğünde deprem meydana geldi.

Sabah saatlerinde ise merkez üssü Pîran (Dicle) ilçesi olan 4 büyüklüğünde deprem meydana gelmişti.

AMED

#Pîranın #ardından #Hênêde #deprem

Somali’de saldırı: 10 kişi hayatını kaybetti

Somali’nin Mogadişu’da bir binaya yapılan bombalı saldırıda 10 kişi hayatını kaybetti

Somali’nin başkenti Mogadişu’da eş-Şebab tarafından üstlenile saldırıda 10 kişi öldü. Hükümet tarafından yapılan açıklamaya göre, Mogadişu’nun kuzeyindeki Abdulaziz bölgesindeki bir binaya yapılan saldırıda 10 sivil hayatını kaybetti, 3 kişi de yaralandı.

Yetkililer, saldırı sonrası yaşanan çatışmada 4 eş-Şebab üyesinin de öldürüldüğünü açıkladı.

DIŞ HABERLER

 

#Somalide #saldırı #kişi #hayatını #kaybetti

Samandağ’da mağduriyet üstüne mağduriyet: Muhtar çadırları dağıtmıyor

Depremlerde büyük yıkıma uğrayan ilçelerden Samandağ’da 17 gündür çadır ihtiyacı karşılanmadı. Depremzedelerden Hayrettin Atar, gönderilen 30 çadırın ise muhtar tarafından dağıtılmadığını söyledi

Mereş’te (Maraş)  6 Şubat’ta meydana gelen depremlerin ardından 20 Şubat’ta merkez üssü Hatay’ın Defne ve Samandağ ilçesinde iki büyük deprem meydana geldi. İlk depremde büyük hasar gören Samandağ’da, ikinci depreme rağmen geçen 17 günde yeterli sayıda çadır verilmedi. Sağanak yağışların da etkili olduğu ilçede, son depremde hasarlı yapıların yıkılmasına rağmen en büyük eksiklik olan çadır sorunu giderilmiyor.

Samandağ Belediye Başkanı Refik Eryılmaz’ın dahi canlı yayınlarda çadır istediği ilçede, depremzedelerin neredeyse yüzde 60’ı çadır bekliyor. Mezopotamya Ajansı’ndan Müjdat Can ve Hamdullah Yağız Kesen’in aktardığına göre depremzedeler, devletin 17 gündür ilçeye konteyner ve çadır getiremediğini ifade etti. Söz konusu durumu bir devlet politikası olarak değerlendiren depremzedeler, Alevilerin yoğun olduğu ilçenin insansızlaştırılmak istendiğini söyledi.

Enkaz altından 10 gün boyunca bağırdılar

Kutudere Mahallesi’nde evi yıkılan Hayrettin Atar, ilk depremin ardından arama kurtarma çalışmalarının eksik olduğunu söyledi. Atar, kuzenlerinin 10 gün boyunca enkaz altında kaldığını, çağrılarına rağmen kimsenin gelmediğini belirterek, “Ne itfaiye ne kepçe hiçbir şey gelmedi. Askeri yardım dahi gelmedi. 10 gün boyunca ‘Kaldırın beni kaldırın’ diye bağırdılar. Ben çekiçle nasıl kaldıracağım. Çekiç nasıl kaldıracak. Erken gelinseydi, binlerce insan yaşardı” dedi.

Muhtar çadırları dağıtmıyor

İlçede 20 Şubat’ta meydana gelen ikinci depremle birlikte şartların daha kötüye gittiğini ifade eden Atar, çadır ihtiyaçlarının karşılanmadığını söyledi. Atar, “Milletin yarısından fazlası dışarıda. Muhtarın yanına gittiğimizde, bize ’30 tane geldi, dağıtamıyoruz’ dedi. Dünkü depremin ardından sıkıntı üstüne sıkıntı yaşıyoruz. Yağmurun altında, araç bagajının altında kalıyoruz” diye anlattı.

Çadır ve yakacak lazım

Geçen 17 günde çadır taleplerinin karşılanmadığını dile getiren Atar, “Bir kilo bulgur, bir kilo şeker gönderiyorlar. Bir de meyve suyu gönderiyorlar. Ama ihtiyacımız olan çadır. Dünde 200 ev yıkıldı. Sadece çadır ve yakacak lazım. Poşetleri, petleri toplayarak ısınıyoruz. 5 çocuğum var, hep boş petleri yakıp ısınıyoruz. Ne soba ne odun gelmiyor” diyerek tepki gösterdi.

İlçede halkın yüzde 90’ı çadır bekliyor

Depremde evi yıkılan yurttaşlardan Yalçın Arslan, çadır sorununun giderilmediğini ve dışarıda kendi imkanlarıyla ayakta kalmaya çalıştıklarını söyledi. Arslan, kötü hava koşullarına rağmen çadırların kendilerine ulaşılmadığını belirterek, “Kendi imkanımızla kurduğumuz naylondan çadırda oturuyoruz. İlçe halkının yüzde 90’ının çadıra ihtiyacı var” diye belirtti.

HABER MERKEZİ

#Samandağda #mağduriyet #üstüne #mağduriyet #Muhtar #çadırları #dağıtmıyor

Doktor Akengin: Gönüllü ağı erkek ağırlıklı, sahada daha çok kadın olmalı

Semsur’da depremzedelere ağlık hizmeti için sahada olan doktorlardan Amed Tabip Odası üyesi Fırat Akengin,  yurttaşların çekindiğini ve bu yüzden sahada daha çok kadınlar olması gerektiğini vurguladı

Kurdistan, Türkiye ve Suriye’de etkili olan depremlerin üzerinden 17 gün geçti. Binlerce insanın hayatını kaybettiği kentlerde dayanışma ve yaraları sarma çalışmaları da devam ediyor. Onlarca gönüllünün yürüttüğü çalışmalarda en büyük görevlerden biri de sahadaki sağlık emekçilerinin omuzlarında.

Amed Tabip Odası üyeleri de çalışmalar kapsamında Semsûr (Adıyaman) merkezinde kurulu 50 çadırlık alanda açtıkları revirle poliklinik hizmetleri veriyor. O çalışmaya katılanlardan biri de Doktor Fırat Akengin.

TTB ve KESK sahada

Aynı zamanda Tabip Odası Genel Sekreteri olan Dr. Akengin, günlük yaklaşık 20 kişiye hizmet verdiklerini ve düzensiz gelen ilaçların işlerini biraz zorlaştırdığını belirterek,” İlaç konusunda belli düzenlemeler olursa daha sağlıklı yürütülebilir. Adıyaman’da 3 hekim arkadaş kalıyorduk. Çadır kentte Türk Tabipler Birliği (TTB) dışında Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu (KESK) koordinasyonun da çadırı vardı. KESK’li sağlıkçı arkadaşlarla köylere ulaşıp orada taramalar yapıp ihtiyaçları karşılamaya çalışıyorduk” dedi.

Daha çok kadın olmalı

Riha (Urfa) ve İstanbul tabip odalarının da kentin farklı bölgelerinde sağlık hizmeti verdiklerine dikkati çeken Akengin, kadın hekimlerinin sayısının az olduğunu ve bu konuda yurttaşların zorluk çektiğini söyledi. Akengin, “Adıyaman’da gözlemlediğimiz kadarıyla gönüllü ağında erkek hâkimiyeti daha çok var. Bu nedenle kadınların ihtiyaçları geri planda kalıyor. Benzer sorun sahada çalışma yürüten kadın sağlıkçılarda da var. Bu nedenle kadın depremzedelerde bir çekingenlik söz konusu olabiliyor” diye belirtti.

Bölgeye uygun gıda ve giyecek lazım

Deprem bölgelerine gelen yardımlarda eksikliklerin yaşandığını da ifade eden Akengin, “Bölgeye yerel halkın kültüründen uzak yiyecekler ve giysiler geliyor. Örneğin, çocuğuyla kahvaltı yaparken kimi çocukların hiçbir şey yemediklerini gördük, çünkü kültüründe olmayan yiyeceklere alışık değil. Depremzedelerin kültürlerine uygun giysiler gönderilmediği için depremden kaçtığı ilk elbiselerle hala üzerinde olan yurttaşlar var. Barınma alanlarının yetersiz olmasından dolayı hijyen sorunu oldukça öne çıkıyor” diyerek saha deneyimlerini paylaştı.

İhtiyaçları sıraladı

Depremde etkilenen kesimin en çok kadın ve çocuklar olduğunu da hatırlatan Akengin, şunları ifade etti: “Daha spesifik konuları öne çıkarmalıyız, yaşlılar uzun paçalı don ve atlet giyiyor örneğin. Ped, doğum kontrol hapları (oral kontraseptif), gebelik testi, iç çamaşırı gibi ürünler yalnız başına konuşabilecekleri bir kadın yoksa alınamıyor. Bu nedenle sahada daha çok kadınların olması gerekiyor. Ayrıca deprem bölgesindeki hekim ve sağlıkçılar, sağlık müdürlükleri üzerinden 20 Şubat’ta işbaşı yapmaya çağırılmıştı. Bu insanların da yakınlarını kaybettiği veya ailesini güvenli bir alana ulaştırmak çalıştığı göz önünde bulundurmalı ve yerlerine başka illerden sağlıkçılar görevlendirilmeli.”

AMED

#Doktor #Akengin #Gönüllü #ağı #erkek #ağırlıklı #sahada #daha #çok #kadın #olmalı

Ege’den deprem bölgesine 51 araç yardım

Depremin ilk anından itibaren Ege’de harekete geçen HDP, 7 Şubat’tan bu yana 31 TIR olmak üzere toplamda 51 araç temel ihtiyaç yardımı yaptı

Mereş merkezli meydana gelen 2 deprem 11 ilde yıkıma neden oldu. Depremlerin ardından Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kriz Koordinasyon Merkezi’ni oluşturarak, örgütlü olduğu tüm il ve ilçelerde dayanışma kampanyası başlattı. Ege bölgesinde de HDP tüm gücüyle seferlik ilan etti.

HDP Merkez Yürütme Kurulu (MYK) üyesi İdil Uğurlu’nun Mezopotamya Ajansı’ndan Delal Akyüz’e verdiği bilgilere göre 7 Şubat tarihinden bu yana Antalya ve Ege illerinde 31 TIR olmak üzere toplamda 51 araç yardım yapıldı. Ayrıca Ege’den deprem bölgesine giden binlerce HDP gönüllüsü çalışmalarda yer alıyor.

Dayanışma çalışmalarına ilişkin konuşan konuşan Uğurlu, devletin deprem bölgesinde olmadığını söyledi. Uğurlu, “10 şehrimiz yerle bir oluyor. Ama burada iktidar yoktu. Bu bizim söylediğimiz bir şey değil. Depremi yaşayanların söyledikleridir. İnsanlar donarak susuzluktan öldü. Binlercesi sağdı ama arama kurtarma çalışmaları yetersiz olmasından dolayı öldü” dedi.

İlk yardımlar Ege’den

Toplumsal dayanışma kültüründen gelen bir parti olduklarını belirten Uğurlu, depremin gerçekleştiği ilk anda harekete geçtiklerini söyledi. İlk olarak kriz masaları oluşturarak, acil ihtiyaçlara yönelik yardım topladıklarını söyleyen Uğurlu, “Belli bölgelerde toplanma merkezleri oluşturduk. Depremin ikinci gününde yardımları göndermeye başladık. Halkımızla birlikte hummalı bir çalışmaya girdik. Hatay’a ilk yardımlar Ege bölgesinin gönderdiği yardımlar oldu” diye belirtti.

Hijyen ve gıda maddeleri lazım

Yardımların önceliklere göre gönderildiğini dile getiren Uğurlu, önce giyim, battaniye, barınma gibi acil ihtiyaçları gönderdiklerini aktardı. Uğurlu, “Daha sonra, soba, odun, temizlik malzemeleri, ilaç, kuru gıda, iç giyim gibi yani bir evde kullanılabilecek bütün ürünleri gönderdik. Her gün neredeyse ihtiyaçlar değişiyor şu an şampuan, sabun gibi daha çok hijyen ve daha çok pişirilerek tüketilecek ürünler istendi. Deprem bölgesindeki gönüllü arkadaşlarımızla eksikliklere dair bilgi alışverişi yapıyoruz. Bu minvalde yardımları ulaştırmaya çalışıyoruz” diye kaydetti.

Dayanışma uzun vadeli

Yaşanan depremin ardından halkın inşa etme gücünün net bir şekilde ortaya çıktığına işaret eden Uğurlu, depremin ilk anında halkın kendilerine ulaştığını belirterek “Ne yapabiliriz, ne yapmalıyız, ihtiyaç nedir?’ diyerek bizleri aradı. Halk çoğu yerde partiye meydan bırakmadan harekete geçti. Burada 3’üncü yol, yeni yaşamı örme gücü açığa çıktı” diye belirtti.

Uğurlu, dayanışmanın uzun vadeli olduğunu yineleyerek, herkesin dayanışmaya güç vermesini istedi.

HABER MERKEZİ

#Egeden #deprem #bölgesine #araç #yardım

17 gün geçti: Derme çatma çadırlarda yaşamaya çalışıyorlar

Depremin ağır hasar verdiği kentlerden olan Mereş’te 17 gün geçmesine rağmen barınma hala en büyük sorun

Mereş ( Maraş) merkezli 6 Şubat’ta yaşanan depremlerin üzerinden 17 gün geçmesine rağmen birçok yerde enkazlar yerde olduğu gibi, yurttaşların barınma ihtiyacı da çözülmedi.
Peş peşe yaşanan depremlerde yüzde 40’ı yıkılan Mereş’te göçe hazırlanan depremzedeler birkaç parça eşya alabilmek için çökme tehlikesini göze alarak eşyalarını çıkarmaya çalışıyor. Asbest tehlikesinin olduğu kentin sokaklarında, yurttaşlar maskesiz dolaşırken, şebeke sorunun yaşandığı kentte, GSM operatörleri belirli yerlere seyyar baz istasyonları kurmuş durumda.

Derme çatma çadırlar

Depremin 17’ncı günü olmasına rağmen hala birçok yurttaş kendi çabalarıyla kurduğu derme çatma çadırlarda yaşam mücadelesi veriyor. Trafiğin aktığı caddelerin orta refüjlerine ise, halk kendi imkanları ile barınacakları çadırlar kurmuş.

Her yerde molozlar

Kent merkezinden kaldırılan molozlar, araçlara yüklenerek Dîlok (Antep), Semsûr (Adıyaman) yol ayrımının olduğu kavşağın bir kilometre ötesine dökülüyor. Yüzlerce kamyonun gidip moloz döktüğü alandan ise, dumanlar yükseliyor.

Haber: Dilgeş Ruvanas / MA

#gün #geçti #Derme #çatma #çadırlarda #yaşamaya #çalışıyorlar

Amed’de deprem

Amed’in Pîran ilçesinde 4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi

Afet ve Acil Durum Yönetimi Başkanlığı (AFAD), merkez üssü Amed’in Pîran (Dicle) ilçesi olan 4 büyüklüğünde deprem meydana geldiğini bildirdi.

Saat 06.04’te meydana gelen depremin derinliği 7 kilometre olarak ölçüldü.

AMED

#Amedde #deprem