Maraş’ta 9 saat arayla meydana gelen depremlerin ardından AFAD, 42 bin 310 kişinin vefat ettiğini bildirdi
HABER MERKEZİ
#Depremlede #bin #kişi #hayatını #kaybetti
Maraş’ta 9 saat arayla meydana gelen depremlerin ardından AFAD, 42 bin 310 kişinin vefat ettiğini bildirdi
HABER MERKEZİ
#Depremlede #bin #kişi #hayatını #kaybetti
HDP İstanbul il binasına giderek partililere saldıran Mehmet Beyazıt adlı kişi partililer tarafından etkisiz hale geitirildi. İstanbul Valiliği, saldırganın psikolojik rahatsızlığının olduğunu öne sürdü
Halkların Demokratik Partisi (HDP) İstanbul İl Örgütü’ne ırkçı saldırı düzenledi. İl Örgütüne giden Mehmet Beyazıt adlı saldırgan, partililere, “Siz teröristsiniz” diyerek, saldırdı. Partililer ise saldırganı etkisiz hale getirdi. Bu sırada saldırgan, Kağıthane’de oturduğunu ve Mehmet ile Ferhat adında iki kişinin kendisini Harmantepe Camisi’nden HDP’ye saldırmak üzere gönderdiği bilgisini paylaştı. Partililer, daha sonra saldırganı çağırdıkları polise teslim etti. HDP’liler, Kasımpaşa Polis Merkezi’ne götürülen saldırgan hakkında şikayetçi oldu. Saldırganın savcılıkta ifadesi alınmak üzere yarın adliyeye sevk edileceği belirtildi.
Valilikten açıklama
Saldırıdan hemen sonra İstanbul Valiliği açıklama yayınlayarak, saldırganın “Hakeret”, “Cinsel Taciz-tehdit” ve “Mala zarar verme” ve birçok suç kaydının olduğunu öne sürerek, Beyazıt’ın aynı zamanda İstanbul Bakırköy Ord. Prof. Dr. Mazhar Osman Ruh Sağlığı ve Hastalıkları Eğitim Araştırma Hastanesi’nde kaydının bulunduğunu da iddia etti.
İSTANBUL
#HDP #İstanbul #binasına #saldırı
Mereş’in Zinkon köyünde evlerin çoğu ikinci depremde yıkıldı. Neredeyse ayakta kalan binanın kalmadığı köyle 9 kişi hayatını kaybetti. Depremin 16. gününde buzağı, iki inek ve birkaç küçükbaş hayvan enkazdan sağ çıkarıldı
Mereş’in Bazarcix ilçe merkezinde meydana gelen depremin üzerinden 16 gün geçti. Bazarcix ilçe merkezinde bir taraftan insanlar ağır hasarlı raporu verilen evlerindeki eşyalarını çıkarmaya çalışıyor, diğer taraftan yıkım ekipleri işaretlenmiş binaların yıkımına devam ediyor. Köylere ise yeni yeni iş makinaları gitmeye başladı. Birçok büyük baş ve küçükbaş hayvanın öldüğü köylerde kokulardan evlere yakınlaşmak mümkün olmuyor. Gittiğimiz her köyde köylüler olası hastalık risklerine dikkat çekiyor.
Mezopotamya Ajansı’ndan Abdurrahman Gök ve Azad Altay Bazarcix köylerinden so gelişmeleri aktarmaya devam ediyor:
İlk olarak Dulkadiroğlu ilçesine bağlı Topaluşağı (Seyrantepe) Köyü’ne gidiyoruz. Engin Sincer’in mezarının bulunduğu bu köyde birkaç binanın sadece duvarları yıkılmış. Köylüler kendilerine gelen yardımların büyük bir bölümünü ağır hasarın olduğu civar köylere gönderdiklerini söylüyor. Köyde birkaç ailenin büyükbaş hayvan beslediğini vurgulayan yurttaşlar, yeme ihtiyaç duyduklarını kaydetti. Can kaybının yaşanmadığı Topaluşağı köyünden yaklaşık 450 haneli Maksutuşağı köyüne geçiyoruz. Deprem sırasında 90 ailenin yaşadığı köyde, 3 ev tamamen enkaza dönüştü. İki evin enkazından 4 kişinin cansız bedenleri çıkarıldı. Bir evde 25 yaşındaki Mehmet Dillice’nin yaşamını yitirdiği bilgisini paylaşan köylüler, biz köydeyken iş makinasının çalıştığı bir başka evde ise anne Yeter Maldur ve 5 yaşındaki kızı Elif ile 12 yaşındaki oğlu Eren’in yaşamını yitirdiğini söyledi. Köylüler Avrupa’da yaşayan çocuklarının kendi aileleri ve dostlarına yardımcı olmaya çalıştıklarını, Sosyal Yardımlaşma Derneği’nden ise sadece kömür geldiğini belirtti.
Zinkon köyü İkinci depremde yıkıldı
Daha sonra depremin büyük bir tahribata neden olduğu ve neredeyse ayakta kalan binanın olmadığı 120 haneli Zinkon (Küpelikız) köyüne gidiyoruz. 86 hanenin tamamen yıkıldığı köyde ağır tahribata rağmen 9 kişinin yaşamını yitirdiğini öğrendiğimizde nedenini soruyoruz. Köylüler, evlerin büyük bir bölümünün Elbistan merkezli ikinci depremde tamamen yıkıldığını, bu nedenle köyde yaşamını yitirenlerin sayısının az olduğunu söylüyor. Depremin 15’inci gününde köye gelen iş makinalarının çalışması sonucu annesini kaybeden bir buzağının enkazdan sağ çıkarıldığını öğreniyoruz. Büyük korku yaşayan ve bir çadırın içinde battaniyeye sarılı buzağının kurtulmasına sevinen çocuklar, buzağını yalnız bırakmıyor. Biz köydeyken bir enkazda canlı iki ineğe ulaşıldığı haberini alıyoruz. Enkazın olduğu noktaya gittiğimizde bir ineğin çıkarılıp serum bağlandığını ve ikinci ineğin de çıkarılmaya çalışıldığına tanık oluyoruz. 16 gün boyunca aç ve susuz kalmalarına, aşırı kilo kaybetmelerine ve vücutlarındaki yaralara rağmen kurtarılan inekler ayağa kalkmaya yelteniyor. Ancak ayaklarında takat olmadığını gözlemliyoruz. İş makinası aracılığıyla çıkarılan ineklere serum takılıyor. İneklerin sahipleri ve köylüler mutlu olduklarını birkaç küçükbaş hayvanı daha kurtardıklarını ifade ediyor. Köyü dolaşırken, Yeni Özgür Politika çalışanı gazeteci Erdal Alıçpınar ile karşılaşıyoruz. Alıçpınar köyü hakkında bilgi veriyor ve ekliyor: “Bizim köyde gördüğünüz gibi ayakta kalan ev yok. Bizler bir dayanışma ağı oluşturarak hemen konteynerlar getirdik, çadırlar kurduk ve insanların ihtiyaçlarını gidermeye çalıştık. Tabi büyük acılar yaşandı ve insanlar neyin, kimin yasını tutacağını dahi bilemeyecek durumda. Benim ailem de burada biz de deprem sonrası geldik ve elbirliğiyle yaralarımızı sarmaya çalışıyoruz.”
Zinkon köyünün ardından Öksüzler, Hocalar, Tevekkeli, Kapıçam köylerine uğruyoruz ve bu köylerde de onlarca kişinin yaşamını yitirdiğini öğreniyoruz. Köylüler sadece köy merkezinde değil, şehirde de köylerinden çok sayıda kişinin yaşamını yitirdiğini paylaşıyor.
HABER MERKEZİ
#Zinkon #köyünde #bikaç #hayvan #günde #sağ #çıkarıldı
Kemal Kılıçdaroğlu, Hatay’da gördüğü manzara sonrası eski Kemal Kılıçdaroğlu olmadığını ifade ederek ‘Ne Erdoğan ile ne sarayıyla ne çeteleriyle hizalanacağım’ dedi
Partisinin grup toplantısında konuşan Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Lideri Kemal Kılıçdaroğlu dün Hatay’da yaşanan depremler sonrası kente tekrar gitme kararı aldığını açıkladı. Mereş’te meydana gelen depremler sonrası gittiği Hatay’daki izlenimlerini de konuşmasında anlatan Kılıçdaroğlu “Anladım ki ben artık eski ben olamayacağım. Ben aynı Kemal değildim” diyerek hareket ettiğini ve Erdoğan ile hizalanmayacağını söyledi.
Kılıçdaroğlu’nun konuşmasının öne çıkan bölümleri şöyle:
“Deprem sonrası Hatay’a vardık. Gördüklerim nasıl anlatılır inanın bilmiyorum, rüyada gibiydik. Gördüğümüz gerçek olamayacak kadar korkunç ve kâbustu. Kadim şehirlerimizde ölümden başka hiçbir şey yoktu. İnsanlar isimler haykırıyorlardı, evlat isimleri, kardeş isimleri, anne isimleri, baba isimleri… Herkes birbirinin adını söylemeye çalışıyordu. Gece indiğinde tümüyle tükenmiştik. Buz gibi bir soğuk ve gerçek bir zifiri karanlıktı gece. Yatacak yer arıyoruz, bir yere yerleştik. Dinlenmek, uyumak mümkün değil. Gözlerimi kapatıyorum, o isimler, o çocuklar gitmiyor aklımdan. Halkımızın acısını, torunlarımı düşünüyorum. Duygularım karmakarışıktı. Bu ülkede her şeyi bölüştüler, acılar hariç… Acıları kimse bölüşmeyecek mi diye sordum kendi kendime.
Artık aynı Kemal değilim
Anladım ki ben artık eski ben olamayacağım. Ben aynı Kemal değildim. Kalktım, basın müşavirimi aradım. Telefon hatları çalışmıyordu. Araca gittim, Ömer de uyumuyordu. Herkeste aynı travma. Hadi Ömer, halkımıza seslenmemiz lazım dedim. En zor zamanda nerede duracağımızı söylemem lazım. Gelecekte torunlarımın soracağı sorulara bu gece yanıt vermem lazım dedim. Erdoğan ile siyaset üstü hizalanmayı reddediyorum dedim. Ne kendisiyle ne sarayıyla ne çeteleriyle hizalanacağım. Ne siyaset üstüne ne siyaset altına ne ölümüne ne dirisine. Ne milleti ne de milleti için var olmayan bir devlet yapısı ile hizalanacağım! Milleti için, evlatları için var olmayan bir yapıyı yüceltmeyeceğim. Milletimle dayanışacağım dedim. Onlar varken Erdoğan ne Allah aşkına diye sordum. Siyaset üstü diyerek iğrenç reklamlara imza atan İletişim Başkanlığı ile mi dayanışacağım?
Zihniyet değişmeli
Gözyaşlarımızın gözlerimizi bulandırmasına izin vermeyelim. Bizim bir iktidarı değiştirmekten çok daha derin meselelerimiz var. İktidarı değiştireceğiz orası kolay ama hepimiz biliyoruz ki değişim, bir iktidarı değiştirmekten büyük olmalı. Devlete yaklaşımımızı değiştirmemiz gerek. 5’li çeteler koca hazineyi soyuyor, imar affı çıkar diye kat çıkılıyor, imar affı veriliyor.
Zıvanadan çıktılar
Önce bu düzeni suçlayacağız elbette, bu düzeni onlar getirdi. Defterler tutuyorlarmış. Zıvanadan çıktılar. Çıkarlar tabii, onlar bambaşka bir evrende yaşıyorlar. Bambaşka bir özgüven var onların siyaset anlayışında. Değişmemiz lazım, sistemi, düzenin çalışma şeklini kökünden değiştirmemiz lazım. Devletin işleyişini değiştirmemiz lazım. Siyasetin yapılma şeklini değiştirmemiz lazım.”
HABER MERKEZİ
#Kılıçdaroğlu #Artık #eski #Kemal #değilim #Erdoğan #ile #sarayıyla #hizalanacağım
Dünya Anadil Günü nedeniyle yapılan açıklamada konuşan HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Başaran, ‘depremin olduğu bölgelerde Kürt nüfusunun ağırlıkta olmasına rağmen yardım çalışmalarında Kürtçenin olmamasına’ dikkati çekti
Êlih’te (Batman) faaliyet yürüten Arî Dil Araştırmaları ve Kültür Derneği (ARÎ-DER), 21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla açıklama yaptı.
İnsan Hakları Derneği (İHD) Şubesi önünde yapılan açıklamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP) Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran, Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-(TJA) aktivistleri, Barış Anneleri Meclisi üyeleri Êlih Emek ve Demokrasi Platformu bileşenleri, görevden alınarak yerine kayyum atanan Êlih Belediyesi Eşbaşkanı Songül Korkmaz, 78’liler Girişimi, DBP ve Yeşil Sol Parti il yöneticileri katıldı.
“Hezkirina ziman hezkirina welat e, hezkirina welat hezkirina xwebûnê ye” pankartının açıldığı eylemde, ilk olarak ARÎ- DER Eşbaşkanı Elif Kıvırcık konuştu.
Kıvırcık, “21 Şubat Dünya Anadil Günü’nde her koşulda halkımızın yanında olduğumuzu belirtmek isteriz” dedi.
Eğitim Sen Şubesi Başkanı Nurettin Şimşek ise, çocukların anadillerinden yoksun bir şekilde eğitim gördüklerini belirterek, anadilde eğitim talebini yineledi.
HDP Kadın Meclisi Sözcüsü Ayşe Acar Başaran da, büyük yıkımın yaşandığı depremde Kürtçeye dönük tahammülsüzlüğü gördüklerini belirterek, kendini anadilinde ifade etmekten çekinen insanların bundan kaynaklı yaşamını yitirdiğini söyledi.
‘Bu ağır süreçte bile faşizmden vazgeçmediler’
Binlerce insanın enkaz altında olduğu bir dönemde faşizmin kendini gösterdiğini kaydeden Başaran, “Böylesi ağır bir süreçte bile devlet faşizan yaklaşımından vazgeçmemiştir. Yıkımın olduğu kentler, yoğun Kürt nüfusunun olduğu yerlerdi. Arama kurtarma çalışmasında, yardım çalışmalarında Kürtçe yoktu. Milyonlarca Kürdün yaşandığı bu coğrafyada faşizmden kaynaklı insanlar dilini konuşmaktan korkar hale gelmiştir” diye belirtti.
Okul, adliye, hastane ve devletin birçok kurumundan Kürtçeye yönelik saldırıların olduğunu ifade eden Başaran, “Dışişleri Bakanı bütün dillerde teşekkür mesajı yayınladı, ancak Kürtçe teşekkür mesajı yayınlamadı. Bu inkarın ete kemiğe bürünmüş hali. Böylesi bir afette bile faşizan davranış içindeler. Bu talancı, inkarcı zihniyete hep birlikte mücadele verelim” diye konuştu.
ÊLIH
#Başaran #Yardım #çalışmalarında #Kürtçe #yoktu
Kadıköy’de polisler tarafından gözaltına alınan 22 öğrenci serbest bırakıldı. Avukatları öğrencilerin polis otobüsünde şiddete maruz kaldığını duyurdu
AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan tarafından alınan üniversiteleri kapatıp, uzaktan eğitime geçme kararına tepki olarak Kadıköy’de buluşan üniversite öğrencileri dün gözaltına alınmıştı.
Öğrenciler bugün serbest bırakılırken Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi üniversitelilerin polis otobüsünde işkenceye maruz kaldığını duyurdu.
Hanifi Zengin iş başında
Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) İstanbul Şubesi, sanal medyadan yaptığı açıklamayla gözaltına alınan öğrencilerin, kentte sık sık adı işkenceyle anılan güvenlik şube amiri Hanifi Zengin ve ekibi tarafından dövüldüğünü duyurdu.
Açıklamanın devamında, “Müvekkillerimizle yaptığımız görüşmede, müvekkillerimizin yine Hanefi Zengin ve ekibi tarafından gözaltı otobüsünde sözlü taciz, hakaret ve işkenceye uğradıklarını öğrendik. Elleri kelepçeli halde kafaları camlara vurulmuş, tekme atılarak darp edilmişler” ifadeler yer aldı.
İSTANBUL
#Gözaltına #alınan #öğrenciler #serbest #bırakıldı #Polis #otobüsünde #işkenceye #uğradılar
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, depremden sonra yaşananlara ilişkin basın açıklaması yaptı. Platform adına açıklamayı okuyan Nurşat Yeşil, “Her biri mezarlığa dönen enkazlar da on binlerce insanımız, gerekli iş makineleri, arama kurtarma ekipleri ve yardımlar ulaşmadığı için can vermiştir. Yüz binlerce insanımız yaralıdır. Şu ana dek tek bir yetkili dahi istifa etmemiştir. Sistemin kendisi kriz içerisindedir” dedi.
Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli iki büyük depremin ardından on binlerce yurttaş yaşamını yitirirken, yüz binlercesi yaralandı, evsiz kaldı.
Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, depremden sonra yaşananlara ilişkin Belediye Konferans Salonu’nda basın açıklaması yaptı. Platform adına açıklamayı Yeşil Sol Parti Dersim İl Örgütü Eş Sözcüsü Nurşat Yeşil okudu.
“İKTİDAR DEPREMİN SİYASİ SORUMLUSUDUR”
16 gündür büyük bir insanlık dramı ile karşı karşıya olunduğunu belirten Nurşat Yeşil, “Büyük bir felaket yaşıyoruz. Acımız ve yasımız devam ediyor ama buna karşın, dayanışmayı büyüterek bugünleri aşmaya, yaralarımızı sarmaya çalışıyoruz. Her biri mezarlığa dönen enkazlar da on binlerce insanımız, gerekli iş makineleri, arama kurtarma ekipleri ve yardımlar ulaşmadığı için can vermiştir. Yüz binlerce insanımız yaralıdır. Şu ana dek tek bir yetkili dahi istifa etmemiştir. Kriz yönetmeyi bir kenara bırakın sistemin kendisi kriz içerisindedir. Yaşadığımız cehennemin nedeni sözü edildiği gibi bir “kader planı” değil, doymak bilmeyen kar ve rant hırsıdır. Bilim insanlarının uyarılarını dikkate almak yerine, müteahhitlere sınırsız kaynak ve imkân sağlayan beton zihniyetli iktidar bu depremin siyasi sorumlusudur” diye belirtti.
“DEPREM KATLİAMININ HESABINI BİRLİKTE SORACAĞIZ”
Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından gelen yardımların tüm zorluklara ve engellemelere rağmen ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını ifade eden Yeşil, “Toplum büyük bir dayanışma örneği göstererek ortaklaşmanın ne olduğunu iktidarlara gösterdi, binlerce gönüllü depremde yaraları sarmak için seferber oldu. Evsiz kalan yüzlerce aileye konaklama imkânı sağlandı. Ancak deprem sonrası yaşanan insani krizi yönetemeyen, tehdit, hakaret ve küfür ederek halka kin ve öfkelerini kusan iktidar temsilcilerine tanık olduk ve bunları asla unutmayacağımızı belirtmek isteriz. Hatay, Adıyaman, Maraş başta olmak üzere yıkılan kentlerin yeniden inşası bir kez daha kar ve rant politikalarına terk edilemez. Yaralarımızı birlikte saracağız, deprem katliamının hesabını birlikte soracağız” dedi.
“DERSİM, BİRİNCİ DERECE DEPREM BÖLGESİNDE YER ALIYOR”
Depremin yaşandığı ilk günden itibaren Dersim Emek ve Demokrasi Platformu ve Dersim Belediyesi olarak bir araya gelip deprem kriz koordinasyonunu oluşturduklarını söyleyen Yeşil, şöyle devam etti:
“Deprem kriz koordinasyon merkezi, önceliğine arama kurtarmayı koyarak çalışmalarına başlamıştır. Bu kapsamda gönüllüler ve Dersim Belediyesi ekipleri deprem bölgelerinde arama kurtarma faaliyetlerine hızlıca dâhil oldu. Dersim Belediyesi hizmet binasında gönüllülerin katılımıyla Malatya, Adıyaman, Pazarcık, Elbistan ve Nurhak’a dayanışma tırları gönderilmiştir. Depremden etkilenen ve ilimize yerleşen depremzedelerin temel ihtiyaçları karşılanmaya devam ediyor.”
Nurşat Yeşil, Dersim’in birinci derecede deprem bölgesinde yer aldığını belirterek, “Kuzey-doğusunda Bingöl Yedisu fay hattı, doğusunda Bingöl Karlıova fay hattı, batısında Ovacık fay hattı bulunmaktadır. Bu fay hatlarının minimum 7.2 deprem üretme potansiyeli olduğu bilinmektedir. Bu bilimsel veriler ışığında bizler Dersim’in olası bir depremsellik karşısında hazırlıklı olma ve önlem çalışmaları içerisinde bulunmaktayız. Daha somut ele alacak olursak Dersim’in başta devlet hastanesi olmak üzere mevcut yapı stoğu içerisinde riskli yapıların en ivedi şekilde tespit edilip bu yapılarımızı en hızlı şekilde depreme hazırlama, mevzuatsal iyileştirmeler yaparak yeni gövdelenecek binalarımızın oluşacak depremleri göğüsleme noktasında oluşturmuş olduğumuz komisyonlarca çalışmalarımızı yürütmekteyiz.”
PİRHA/DERSİM
HDP Amed Milletvekili Semra Güzel’in vekilliğinin düşürülmesine karşı yapılan itirazı karara bağlayan AYM bu itirazı oy birliği ile reddetti
Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Semra Güzel’in vekilliğinin düşürülmesi kararına yapılan itiraz Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından reddedildi.
HDP Elîh (Batman) Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, Meclis’in Güzel hakkında devamsızlık nedeniyle vekilliğinin düşürülmesine yönelik kararın, Anayasa’ya aykırı olduğunu söyleyerek AYM’ye başvurmuştu.
Bugünkü Resmi Gazete’de yer alan karara göre AYM, Güzel hakkındaki 1350 sayılı Meclis kararının iptal istemini inceledi ve talebi Anayasa’nın 85. maddesine dayanarak oy birliğiyle reddetti.
AYM kararının gerekçesi
AYM’nin kararının bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan gerekçesinde, Meclis kararına yapılan itirazda, devamsızlığın geçerli bir mazeretinin bulunup bulunmadığı ve kararın alınmasında siyasi saiklerle hareket edilip edilmediği yönünden inceleme yapılması gerektiği vurgulandı.
Kararda, Anayasa’nın 96’ıncı maddesinde, Meclis’in çalışmalarının aksatılmaması için toplantı yeter sayısına ilişkin bir düzenlemenin yer aldığı belirtiliyor ve söz konusu madde uyarınca, bir ay içerisinde 5 birleşim gününe özürsüz olarak katılmayanların üyeliğinin düşürülebileceği ifade ediliyor.
Yüksek Mahkeme’nin kararında, şu sonuca varılıyor:
“Devamsızlığın tespitinden milletvekilliğinin düşmesi kararının kabulüne kadar geçen dönemde yürütülen işlemler, Komisyonlar ve Genel Kuruldaki görüşmeler, milletvekilliğinin düşmesine esas alınan devamsızlığın yapılmasına mazeret olarak ileri sürülen gerekçeler ve ortaya konan deliller ile kararların alınmasındaki usul ve süreç incelendiğinde milletvekilliğinin düşmesinin Anayasa’ya ve Meclis İçtüzüğü’ne aykırı olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle milletvekilliğinin düşmesine ilişkin TBMM kararının iptali talebinin reddi gerekir.”
22 Aralık 2022’de milletvekilliği düşürülen Semra Güzel, “örgüt üyeliği” iddiasıyla Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinde 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle tutuklu olarak yargılanıyor.
HABER MERKEZİ
#AYM #Güzelin #vekilliğinin #düşürülmesine #ilişkin #yapılan #itirazı #reddetti
Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, depremde yaşanan ölümlerin ‘bizatihi sorumlusunun önlem almayan, tedbirleri uygulamayan, dayanışmaya kayyum atayan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ olduğunu söyledi
Halkların Demokratik Partisi (HDP) HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar partisinin grup toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi.
Depremde hayatını kaybedenleri anarak konuşmasına başlayan Sancar, “Konuşmak zorundayız. Depremde yıkılmayan bir ülke olabilmenin yollarını bulabilmek için daha fazla konuşmak, daha fazla sormak, daha fazla sorgulamak zorundayız. Konuşmak, sormak, sorgulamak, hesap sormak zorundayız” dedi.
‘Devlet kurumları çürük binalar gibi çöktü’
Deprem öncesinde tedbir almayan, önlemlerin gereğini yerine getirmeyen bütün kurumların sorumlu olduğunu vurgulayan Sancar, “Deprem öncesinin tedbirlerini almayan, raporların gereğini yerine getirmeyen iktidar ve liyakatsizlikle yönettiği devlet kurumları çürük binalar gibi çöktü. Ama halkımızın üzerine çöktü! Yollarla övünüyorlar, yolları çöktü. Büyük binalarla övünüyorlar, binaları çöktü. Büyük havalimanları açtıklarıyla övünüyorlar, havaalanları çöktü. Kendileri çöktü, halkın üzerine çöktü. Bunun hesabını sormak zorundayız” diye konuştu.
Sancar’ın konuşmasından satır başları şöyle:
“Toplumsal etkileri ve onarılması uzun ve asla unutulmayacak bir yıkımla, derin bir acıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin deprem gerçeğini bütün boyutlarıyla konuşmaya, sorgulamaya, hesap sormaya devam etmek zorundayız. İktidarlar eliyle örülmüş, etkileri onlarca seneye yayılacak bir felaketle karşı karşıyayken susmak asla söz konusu olamaz.
Yaşanan bu büyük yıkımı insani krizi büyüyen öfkeyi ve iktidarın devlet kurumlarının acizliği, yetersizliği ve de oluşan büyük dayanışmayı engellemeye yönelik girişimleri hepsi gözlerimizin önünde cereyan etti. Depremin ertesi günü Hatay’a gittiğimizde gördüğümüz manzara bütün bunları çıplak bir şekilde göz önüne koydu. Deprem bölgesinde yaşayan insanların gördükleri hakikat de budur. Bu kadar ağır bir yıkım bu kadar büyük bir felaket neden yaşandı? On binlerce insanın ölümüne neden olan sorumluluklar zinciri nedir?
Kıyıma davetiye çıkarıldı
Öyle asrın depremi diyerek geçiştirilecek, üzeri örtülecek, sıradanlaştırılacak bir durum değil bunlar. Ülkeyi yönetenlerin birinci dereceden sorumlu oldukları bir siyasal ve toplumsal felakettir. Depremden öncesine bakalım Maraş bölgesinin deprem kuşağı olduğu biliniyordu. Uzmanlar, devlet kurumları halkımız siyasetçiler bu gerçeği defalarca dile getirdiler. Teknolojinin ve bilimin geldiği bu aşamada fay hatları üzerinde gerçekleşebilecek bir büyük depremin aşağı yukarı zamanını bile yerini bile söyleyen bilim insanlarımız oldu. Peki bu uyarılar neden dikkate alınmadı? Gerekli etütler neden yapılmadı? Denetimsiz ve tehlike arz eden binalara dair neden envanter tutulmadı, bu binalar için neden çalışma yürütülmedi. İmar aflarıyla bu bölgedeki yıkıma ve kıyıma adeta davetiye çıkarıldı.
İktidar her alana keyfiliği yaydı
Yıkılan binaların çürük ve dayanıksız yapılar olduğu ortada. Bu iktidar insan canını güvence altına almayı amaçlayan yapı denetimi uygulamasını fiilen ortadan kaldırdı. Böylesine önemli ve kamusal bir uygulamayı özel sektöre devretti. Uzman meslek kuruluşlarının denetim yetkisini ellerinden aldı. Binaların malzemesinden çalan müteahhitlere denetim şirketi kurma imkanı verdi. Bu iktidarın en büyük icraatı her alandaki denetimi ortadan kaldırmak her alana keyfiliği yaymak olmuştur. Keyfilik bu rejimin temel özelliği haline geldi. Bunun sonucunu büyük kayıplar vererek hep birlikte yaşıyoruz.
Darmadağın bir devlet yönetimi gördük
Deprem anından itibaren, 72 saat boyunca organize olamayan, koordinasyonu sağlayamayan, tek adamın talimatı olmaksızın bir vinç dahi hareket ettiremeyen, inisiyatif alamayan, beceriksiz, basiretsiz liyakatsiz, darmadağın bir devlet yönetimi gördük.
Şu soruların cevabı verilmek zorunda;
Deprem sonra ilk saatlerde neden hızla harekete geçilmedi, bunun önündeki engel neydi? Bütün devlet kurumlarının kapasitesi ve imkanları neden anında devreye sokulmadı?
Sivil ve resmi arama kurtarma ekiplerinin acilen bölgeye sevki neden gerçekleştirilmedi?
Kamunun ve özel sektörün elindeki iş makinaları vinçler kurtarma araçları neden devreye sokulmadı?
Neden 72 saat geç kalındı, ne beklendi?
Uzmanların dediği çok açık ‘gerekli hazırlıklar zamanında yapılmış olsa harekete geçmek için 4 saat yeterliydi.’ Bütün yetkileri elinde bulunduran cumhurbaşkanı olmak üzere hiyerarşik yapıdaki herkes bu soruların yanıtını vermek zorundadır. Sadece yanıt değil hesabını da vermek zorundadır. Bu yıkım öyle ufak tefek eksiklerimiz vardı, biz İstanbul depremi için hazırlandık diyerek hakaretler yağdırarak, tehditler savurarak geçiştirilemez.
Ülkeyi yönetenler biz olsaydık…
Bu ülkeyi yönetenler biz olsaydık anında sivil ve askeri bütün devlet kurumlarını tam kapasite deprem bölgesi için eş zamanlı olarak harekete geçirir; kamu ve yerel yönetimlerle STK’larla meslek odalarıyla madencilerle siyasi partilerle parlamentoyla tam bir koordinasyon sağlardır ilk anda arama kurtarma çalışmasını süratle başlatırdık. Belediyelerimiz kayyumlarla gasp edilmeseydi bütün yerel imkanlarımızla halkın hizmetinde olurduk.
İnsan yaşamının söz konusu olduğu bir anda karışıklık o yaşamın sona ermesi anlamına geliyor. İleri sürdüğünüz karışıklığın sonucu kurtarılabilecek binlerce insanın enkaz altında can vermesidir. Bu kıyımın hesabını mutlaka soracağız. Bu hesabı mutlaka vereceksiniz.
Hafızalarımıza kayyum atayamazsınız
Halk düşmanlığı söz konusu olduğunda bu iktidarın hızını hiçbir şey kesmiyor. Koordinasyonunu da kimse engelleyemiyor. Ama yaşam söz konusu olduğunda insanları değil koltuklarının bekasını ve imajlarını kurtarmak için “tek yürek” teyakkuza geçen bir yönetim zihniyetiyle karşı karşıyayız. Hafızalarımıza kayyım atayamazsınız. Bunları unutmayacağız unutturmayacağız. Sormaktan sorgulamaktan hesabın peşine düşmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Devletten hemen sonra sarayla devlet kurumları arasında ne yaşandı? Bu beceriksizliğin AFAD’ın son derece yetersiz personelle ve gecikerek gönderilmesinin sebebi nedir?
Ölümlerin sorumlusu bellidir
Askeri kurumların envanterinde 400’ü aşkın taşıma maksatlı helikopter Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunuyor, mesela Hatay’a bu helikopterlerle depremden itibaren en geç 8 saat içerisinde tam donanımla en az 4 bin kişilik arama-kurtarma ekibi gönderilebilirdi, neden yapılmadı? Arama kurtarmada en fazla deneyime sahip ve bölgeye gitmek için bekleyen madenciler neden günlerce bekletildi? Ölümlerin sorumlusu bellidir. Bu çürük ve yozlaşmış bu enkaz zihniyetidir. Bu rant talan yalan ve savaş üzerine varlığını kurmuş iktidarın kendisidir.
Bu sistemde devletin tüm kurumları halka sorumlu olmaktan azade kılınmış cumhurbaşkanına karşı sorumlu hale getirilmiştir. Bu nedenle bu yıkımda da sorumluluk zincirinin başı ve ilk halkası bizatihi cumhurbaşkanıdır.”
Ayrıntılar geliyor…
#Sancar #Yollarla #övünüyorlar #yolları #çöktü #binalarla #övünüyorlar #binaları #çöktü #kendileri #çöktü
Depremin ardından Hatay’a yardım için giden gençler, Sevgi Parkı’nda yaşam alanı oluşturdu. Gençlerin kurduğu alanda depremzedelerin birçok ihtiyacı karşılanıyor. Ancak hala çadıra, jeneratöre, ısıtıcıya, mobil tuvaletlere, duşlara ve hijyen maddelerine ihtiyaç var.
Maraş merkezli yaşanan yıkıcı depremlerin üzerinden 15 gün geçti. Bunca gün geçmesine rağmen bölgedeki depremzedelerin ihtiyaçları hala tam olarak karşılanmadı. Geride kalan iki haftaya rağmen birçok köye hala tek bir yetkilinin, yardımın gitmediğini belirten yurttaşlar öfkeli.
Devletin bu süreçte aciz kaldığını vurgulayan depremzedeler, gönüllülerin getirdiği yardımlar sayesinde ayakta kaldıklarını söylüyor. Gönüllü olarak bölgeye giden birçok kişi depremden zarar gören halkın yaralarını sarmaya devam ediyor.
Depremden sonra İstanbul’dan Hatay’a yardım için giden bir grup genç, yaptıklarıyla ilk günden itibaren dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergiliyor.
ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINA KATILDILAR, YAŞAM ALANI KURDULAR
Gençler Hatay’a geldikleri andan itibaren arama kurtarma çalışmalarına katıldılar. Tek bir yetkilinin bile günlerce gitmediği Hatay’da, ellerindeki imkanlarla enkaz altından onlarca kişiyi çıkardılar. Depremin ikinci gününden itibaren Hatay merkezde bulunan Sevgi Parkı’nda yaşam alanı oluşturmaya başlayan gençler, depremzedelerin en temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir ortam kurdular.
SAĞLIK HİZMETİ DE VERİYORLAR, MOBİL TUVALET DE KURDULAR
Çevre illerdeki tanıdıklarının da desteğiyle 10’a yakın konteyner ve çok sayıda çadır malzemesi getirten gençler ihtiyacı olan depremzedeleri buralara yerleştirdiler. Birçok yerde elektrik sorunu hala çözülememişken, kendi imkanlarıyla alana elektrik bağladılar. Aralarında hemşirelerin de bulunduğu gençler beraberinde getirdikleri ilaçlarla bir çadırı da sağlık bölümü olarak düzenlediler. Burada depremzedelerin ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerini olanakları çerçevesinde vermeye devam ediyorlar. Parkta oluşturulan ortak alanda ise gelen gıda yardımlarıyla 3 öğün yemek yapıyor ve dağıtıyorlar. Parkın bir bölümünde de çocuklar için oyun alanı oluşturdular. Depremin 10. gününde diğer illerdeki arkadaşlarının desteğiyle mobil tuvalet de getirten gençler, temizlik ve hijyen konusundaki sorunların bir kısmını da çözdü.
Parktaki alanda yaşayan depremzedeler ise kurulan alandan çok memnunlar. Depremden sonra 4-5 gün buraya tek bir yetkilinin ve yardımın gelmediğini söyleyen depremzede yurttaşlar, ‘Devletin yapamadığını 10 günde bu gençler yaptı’ şeklinde konuştular.
“YARDIMA GELEN GÖNÜLLÜLERİ POLİS ENGELLİYOR, HERKESE SUÇLU MUAMELESİ YAPIYORLAR”
Gençler oluşturdukları dayanışma alanına dair şunları dile getirdi:
“Biz depremin ikinci gününden bu yana buradayız. Burada halkımızın yanında kalmaya da devam edeceğiz. Biz buraya geldiğimizde hiçbir yetkili yoktu. İnsanlar kendi başına dışardan yardıma gelenlerle birlikte bir şeyler yapmaya çalışıyordu. İlk elden arama kurtarma çalışmalarına katıldık. Gönüllülerin yapması gerekeni yetkililer yapması gerekirken biz burada engellemelere maruz kaldık. Yunanistan’dan 3 kişilik bir ekip arama kurtarma çalışmalarına katılmak için gelmişti. Bu arkadaşlarımız gözaltına alındı. Sınır dışı edildi. Biz de aynı şekilde saldırılara uğradık. Polis burada sadece sol yapılara, demokratik kitle örgütlerine, sivil toplum kuruluşlarına değil topyekûn halka karşı böyle bir tutum içinde. Herkese suçlu muamelesiyle yaklaşıyor polisler.
“SALGIN RİSKİ VAR; BARINMA, ÇADIR, ISINMA VE HİJYEN SORUNU KALICI OLARAK ÇÖZÜLMELİ”
Tüm bunlara rağmen burada bir yaşam alanı oluşturduk. Konteynerlerimizi, çadırlarımızı kurduk. Gelen yardımları burada ihtiyacı olanlara veriyoruz. 3 öğün yemek yapıyoruz. Çay kahve makinelerimiz var. Elektrik sorununu, ısınma, barınma, gıda, kıyafet, tuvalet sorununu büyük ölçüde çözdük. Hala eksiklerimiz var. Çadır, jeneratör, ısıtıcı, mobil tuvaletler, duşlar ve hijyen maddelerine ihtiyacımız var. Salgın riski söz konusu. Bunun için bir an önce çadır, ısınma ve hijyen sorunu kalıcı olarak çözülmeli. Duyarlı herkese sesleniyoruz. Bunları bize ulaştırabilirlerse bizler burada kurabiliriz.
“PANSUMAN MALZEMELERİNE VE KRONİK İLAÇLARA İHTİYACIMIZ VAR”
Hemşire arkadaşlarımız burada bir revir kurdu. Depremde yaralanan halkımızın, ellerinden geldiğince yaralarını sarmaya çalışıyorlar. İlaca da ihtiyacımız var. Özellikle pansuman malzemelerine ve ilaçlarına. Aynı zamanda kronik rahatsızlığı olan insanlar var. Onların da bu ilaçlara ihtiyaçları var. Bize ilaç desteği sunacak herkese çağrı yapıyoruz. Bize ulaşıp gönderirlerse seviniriz.
“BURADA BİR KÜTÜPHANE OLUŞTURMAK İSTİYORUZ”
Bunun dışında bir kitap kampanyası başlattık. Burada çok sayıda genç ve çocuk var. Onların hem kültürel gelişimleri hem de eğitimden geri kalmamaları için buraya her türlü kitap, kırtasiye malzemesi de istiyoruz. Burada bir kütüphane oluşturmak istiyoruz.”
Melis CİDDİOĞLU/PİRHA