Ana Sayfa Blog Sayfa 918

Dersim’de deprem açıklaması: Yaşadığımız cehennemin nedeni rant hırsıdır

Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, depremden sonra yaşananlara ilişkin basın açıklaması yaptı. Platform adına açıklamayı okuyan Nurşat Yeşil, “Her biri mezarlığa dönen enkazlar da on binlerce insanımız, gerekli iş makineleri, arama kurtarma ekipleri ve yardımlar ulaşmadığı için can vermiştir. Yüz binlerce insanımız yaralıdır. Şu ana dek tek bir yetkili dahi istifa etmemiştir. Sistemin kendisi kriz içerisindedir” dedi. 

Maraş Pazarcık ve Elbistan merkezli iki büyük depremin ardından on binlerce yurttaş yaşamını yitirirken, yüz binlercesi yaralandı, evsiz kaldı.

Dersim Emek ve Demokrasi Platformu, depremden sonra yaşananlara ilişkin Belediye Konferans Salonu’nda basın açıklaması yaptı. Platform adına açıklamayı Yeşil Sol Parti Dersim İl Örgütü Eş Sözcüsü Nurşat Yeşil okudu.

“İKTİDAR DEPREMİN SİYASİ SORUMLUSUDUR”

16 gündür büyük bir insanlık dramı ile karşı karşıya olunduğunu belirten Nurşat Yeşil, “Büyük bir felaket yaşıyoruz. Acımız ve yasımız devam ediyor ama buna karşın, dayanışmayı büyüterek bugünleri aşmaya, yaralarımızı sarmaya çalışıyoruz. Her biri mezarlığa dönen enkazlar da on binlerce insanımız, gerekli iş makineleri, arama kurtarma ekipleri ve yardımlar ulaşmadığı için can vermiştir. Yüz binlerce insanımız yaralıdır. Şu ana dek tek bir yetkili dahi istifa etmemiştir. Kriz yönetmeyi bir kenara bırakın sistemin kendisi kriz içerisindedir. Yaşadığımız cehennemin nedeni sözü edildiği gibi bir “kader planı” değil, doymak bilmeyen kar ve rant hırsıdır. Bilim insanlarının uyarılarını dikkate almak yerine, müteahhitlere sınırsız kaynak ve imkân sağlayan beton zihniyetli iktidar bu depremin siyasi sorumlusudur” diye belirtti.

“DEPREM KATLİAMININ HESABINI BİRLİKTE SORACAĞIZ”

Ülkenin ve dünyanın dört bir yanından gelen yardımların tüm zorluklara ve engellemelere rağmen ihtiyaç sahiplerine ulaştırıldığını ifade eden Yeşil, “Toplum büyük bir dayanışma örneği göstererek ortaklaşmanın ne olduğunu iktidarlara gösterdi, binlerce gönüllü depremde yaraları sarmak için seferber oldu. Evsiz kalan yüzlerce aileye konaklama imkânı sağlandı. Ancak deprem sonrası yaşanan insani krizi yönetemeyen, tehdit, hakaret ve küfür ederek halka kin ve öfkelerini kusan iktidar temsilcilerine tanık olduk ve bunları asla unutmayacağımızı belirtmek isteriz. Hatay, Adıyaman, Maraş başta olmak üzere yıkılan kentlerin yeniden inşası bir kez daha kar ve rant politikalarına terk edilemez. Yaralarımızı birlikte saracağız, deprem katliamının hesabını birlikte soracağız” dedi.

“DERSİM, BİRİNCİ DERECE DEPREM BÖLGESİNDE YER ALIYOR”

Depremin yaşandığı ilk günden itibaren Dersim Emek ve Demokrasi Platformu ve Dersim Belediyesi olarak bir araya gelip deprem kriz koordinasyonunu oluşturduklarını söyleyen Yeşil, şöyle devam etti:

“Deprem kriz koordinasyon merkezi, önceliğine arama kurtarmayı koyarak çalışmalarına başlamıştır. Bu kapsamda gönüllüler ve Dersim Belediyesi ekipleri deprem bölgelerinde arama kurtarma faaliyetlerine hızlıca dâhil oldu. Dersim Belediyesi hizmet binasında gönüllülerin katılımıyla Malatya, Adıyaman, Pazarcık, Elbistan ve Nurhak’a dayanışma tırları gönderilmiştir. Depremden etkilenen ve ilimize yerleşen depremzedelerin temel ihtiyaçları karşılanmaya devam ediyor.”

Nurşat Yeşil, Dersim’in birinci derecede deprem bölgesinde yer aldığını belirterek, “Kuzey-doğusunda Bingöl Yedisu fay hattı, doğusunda Bingöl Karlıova fay hattı, batısında Ovacık fay hattı bulunmaktadır. Bu fay hatlarının minimum 7.2 deprem üretme potansiyeli olduğu bilinmektedir. Bu bilimsel veriler ışığında bizler Dersim’in olası bir depremsellik karşısında hazırlıklı olma ve önlem çalışmaları içerisinde bulunmaktayız. Daha somut ele alacak olursak Dersim’in başta devlet hastanesi olmak üzere mevcut yapı stoğu içerisinde riskli yapıların en ivedi şekilde tespit edilip bu yapılarımızı en hızlı şekilde depreme hazırlama, mevzuatsal iyileştirmeler yaparak yeni gövdelenecek binalarımızın oluşacak depremleri göğüsleme noktasında oluşturmuş olduğumuz komisyonlarca çalışmalarımızı yürütmekteyiz.”

PİRHA/DERSİM

AYM, Güzel’in vekilliğinin düşürülmesine ilişkin yapılan itirazı reddetti

HDP Amed Milletvekili Semra Güzel’in vekilliğinin düşürülmesine karşı yapılan itirazı karara bağlayan AYM bu itirazı oy birliği ile reddetti

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed Milletvekili Semra Güzel’in vekilliğinin düşürülmesi kararına yapılan itiraz Anayasa Mahkemesi (AYM) tarafından reddedildi.

HDP Elîh (Batman) Milletvekili Mehmet Rüştü Tiryaki, Meclis’in Güzel hakkında devamsızlık nedeniyle vekilliğinin düşürülmesine yönelik kararın, Anayasa’ya aykırı olduğunu söyleyerek AYM’ye başvurmuştu.

Bugünkü Resmi Gazete’de yer alan karara göre AYM, Güzel hakkındaki 1350 sayılı Meclis kararının iptal istemini inceledi ve talebi Anayasa’nın 85. maddesine dayanarak oy birliğiyle reddetti.

AYM kararının gerekçesi

AYM’nin kararının bugünkü Resmi Gazete’de yayımlanan gerekçesinde, Meclis kararına yapılan itirazda, devamsızlığın geçerli bir mazeretinin bulunup bulunmadığı ve kararın alınmasında siyasi saiklerle hareket edilip edilmediği yönünden inceleme yapılması gerektiği vurgulandı.

Kararda, Anayasa’nın 96’ıncı maddesinde, Meclis’in çalışmalarının aksatılmaması için toplantı yeter sayısına ilişkin bir düzenlemenin yer aldığı belirtiliyor ve söz konusu madde uyarınca, bir ay içerisinde 5 birleşim gününe özürsüz olarak katılmayanların üyeliğinin düşürülebileceği ifade ediliyor.

Yüksek Mahkeme’nin kararında, şu sonuca varılıyor:

“Devamsızlığın tespitinden milletvekilliğinin düşmesi kararının kabulüne kadar geçen dönemde yürütülen işlemler, Komisyonlar ve Genel Kuruldaki görüşmeler, milletvekilliğinin düşmesine esas alınan devamsızlığın yapılmasına mazeret olarak ileri sürülen gerekçeler ve ortaya konan deliller ile kararların alınmasındaki usul ve süreç incelendiğinde milletvekilliğinin düşmesinin Anayasa’ya ve Meclis İçtüzüğü’ne aykırı olmadığı anlaşılmıştır. Açıklanan nedenlerle milletvekilliğinin düşmesine ilişkin TBMM kararının iptali talebinin reddi gerekir.”

22 Aralık 2022’de milletvekilliği düşürülen Semra Güzel, “örgüt üyeliği” iddiasıyla Ankara 22. Ağır Ceza Mahkemesinde 15 yıla kadar hapis cezası istemiyle tutuklu olarak yargılanıyor.

HABER MERKEZİ

 

#AYM #Güzelin #vekilliğinin #düşürülmesine #ilişkin #yapılan #itirazı #reddetti

Sancar: Yollarla övünüyorlar yolları çöktü, binalarla övünüyorlar binaları çöktü, kendileri çöktü

Partisinin grup toplantısında konuşan HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, depremde yaşanan ölümlerin ‘bizatihi sorumlusunun önlem almayan, tedbirleri uygulamayan, dayanışmaya kayyum atayan AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ olduğunu söyledi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) HDP Eş Genel Başkanı Mithat Sancar partisinin grup toplantısında güncel gelişmeleri değerlendirdi.

Depremde hayatını kaybedenleri anarak konuşmasına başlayan Sancar, “Konuşmak zorundayız. Depremde yıkılmayan bir ülke olabilmenin yollarını bulabilmek için daha fazla konuşmak, daha fazla sormak, daha fazla sorgulamak zorundayız. Konuşmak, sormak, sorgulamak, hesap sormak zorundayız” dedi.

‘Devlet kurumları çürük binalar gibi çöktü’

Deprem öncesinde tedbir almayan, önlemlerin gereğini yerine getirmeyen bütün kurumların sorumlu olduğunu vurgulayan Sancar, “Deprem öncesinin tedbirlerini almayan, raporların gereğini yerine getirmeyen iktidar ve liyakatsizlikle yönettiği devlet kurumları çürük binalar gibi çöktü. Ama halkımızın üzerine çöktü! Yollarla övünüyorlar, yolları çöktü. Büyük binalarla övünüyorlar, binaları çöktü. Büyük havalimanları açtıklarıyla övünüyorlar, havaalanları çöktü. Kendileri çöktü, halkın üzerine çöktü. Bunun hesabını sormak zorundayız” diye konuştu.

Sancar’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Toplumsal etkileri ve onarılması uzun ve asla unutulmayacak bir yıkımla, derin bir acıyla karşı karşıyayız. Türkiye’nin deprem gerçeğini bütün boyutlarıyla konuşmaya, sorgulamaya, hesap sormaya devam etmek zorundayız. İktidarlar eliyle örülmüş, etkileri onlarca seneye yayılacak bir felaketle karşı karşıyayken susmak asla söz konusu olamaz.

Yaşanan bu büyük yıkımı insani krizi büyüyen öfkeyi ve iktidarın devlet kurumlarının acizliği, yetersizliği ve de oluşan büyük dayanışmayı engellemeye yönelik girişimleri hepsi gözlerimizin önünde cereyan etti. Depremin ertesi günü Hatay’a gittiğimizde gördüğümüz manzara bütün bunları çıplak bir şekilde göz önüne koydu. Deprem bölgesinde yaşayan insanların gördükleri hakikat de budur. Bu kadar ağır bir yıkım bu kadar büyük bir felaket neden yaşandı? On binlerce insanın ölümüne neden olan sorumluluklar zinciri nedir?

Kıyıma davetiye çıkarıldı

Öyle asrın depremi diyerek geçiştirilecek, üzeri örtülecek, sıradanlaştırılacak bir durum değil bunlar. Ülkeyi yönetenlerin birinci dereceden sorumlu oldukları bir siyasal ve toplumsal felakettir. Depremden öncesine bakalım Maraş bölgesinin deprem kuşağı olduğu biliniyordu. Uzmanlar, devlet kurumları halkımız siyasetçiler bu gerçeği defalarca dile getirdiler. Teknolojinin ve bilimin geldiği bu aşamada fay hatları üzerinde gerçekleşebilecek bir büyük depremin aşağı yukarı zamanını bile yerini bile söyleyen bilim insanlarımız oldu. Peki bu uyarılar neden dikkate alınmadı? Gerekli etütler neden yapılmadı? Denetimsiz ve tehlike arz eden binalara dair neden envanter tutulmadı, bu binalar için neden çalışma yürütülmedi. İmar aflarıyla bu bölgedeki yıkıma ve kıyıma adeta davetiye çıkarıldı.

İktidar her alana keyfiliği yaydı

Yıkılan binaların çürük ve dayanıksız yapılar olduğu ortada. Bu iktidar insan canını güvence altına almayı amaçlayan yapı denetimi uygulamasını fiilen ortadan kaldırdı. Böylesine önemli ve kamusal bir uygulamayı özel sektöre devretti. Uzman meslek kuruluşlarının denetim yetkisini ellerinden aldı. Binaların malzemesinden çalan müteahhitlere denetim şirketi kurma imkanı verdi. Bu iktidarın en büyük icraatı her alandaki denetimi ortadan kaldırmak her alana keyfiliği yaymak olmuştur. Keyfilik bu rejimin temel özelliği haline geldi. Bunun sonucunu büyük kayıplar vererek hep birlikte yaşıyoruz.

Darmadağın bir devlet yönetimi gördük

Deprem anından itibaren, 72 saat boyunca organize olamayan, koordinasyonu sağlayamayan, tek adamın talimatı olmaksızın bir vinç dahi hareket ettiremeyen, inisiyatif alamayan, beceriksiz, basiretsiz liyakatsiz, darmadağın bir devlet yönetimi gördük.

Şu soruların cevabı verilmek zorunda;

Deprem sonra ilk saatlerde neden hızla harekete geçilmedi, bunun önündeki engel neydi? Bütün devlet kurumlarının kapasitesi ve imkanları neden anında devreye sokulmadı?

Sivil ve resmi arama kurtarma ekiplerinin acilen bölgeye sevki neden gerçekleştirilmedi?

Kamunun ve özel sektörün elindeki iş makinaları vinçler kurtarma araçları neden devreye sokulmadı?

Neden 72 saat geç kalındı, ne beklendi?

Uzmanların dediği çok açık ‘gerekli hazırlıklar zamanında yapılmış olsa harekete geçmek için 4 saat yeterliydi.’ Bütün yetkileri elinde bulunduran cumhurbaşkanı olmak üzere hiyerarşik yapıdaki herkes bu soruların yanıtını vermek zorundadır. Sadece yanıt değil hesabını da vermek zorundadır. Bu yıkım öyle ufak tefek eksiklerimiz vardı, biz İstanbul depremi için hazırlandık diyerek hakaretler yağdırarak, tehditler savurarak geçiştirilemez.

Ülkeyi yönetenler biz olsaydık…

Bu ülkeyi yönetenler biz olsaydık anında sivil ve askeri bütün devlet kurumlarını tam kapasite deprem bölgesi için eş zamanlı olarak harekete geçirir; kamu ve yerel yönetimlerle STK’larla meslek odalarıyla madencilerle siyasi partilerle parlamentoyla tam bir koordinasyon sağlardır ilk anda arama kurtarma çalışmasını süratle başlatırdık. Belediyelerimiz kayyumlarla gasp edilmeseydi bütün yerel imkanlarımızla halkın hizmetinde olurduk.

İnsan yaşamının söz konusu olduğu bir anda karışıklık o yaşamın sona ermesi anlamına geliyor. İleri sürdüğünüz karışıklığın sonucu kurtarılabilecek binlerce insanın enkaz altında can vermesidir. Bu kıyımın hesabını mutlaka soracağız. Bu hesabı mutlaka vereceksiniz.

Hafızalarımıza kayyum atayamazsınız

Halk düşmanlığı söz konusu olduğunda bu iktidarın hızını hiçbir şey kesmiyor. Koordinasyonunu da kimse engelleyemiyor. Ama yaşam söz konusu olduğunda insanları değil koltuklarının bekasını ve imajlarını kurtarmak için “tek yürek” teyakkuza geçen bir yönetim zihniyetiyle karşı karşıyayız. Hafızalarımıza kayyım atayamazsınız. Bunları unutmayacağız unutturmayacağız. Sormaktan sorgulamaktan hesabın peşine düşmekten asla vazgeçmeyeceğiz. Devletten hemen sonra sarayla devlet kurumları arasında ne yaşandı? Bu beceriksizliğin AFAD’ın son derece yetersiz personelle ve gecikerek gönderilmesinin sebebi nedir?

Ölümlerin sorumlusu bellidir

Askeri kurumların envanterinde 400’ü aşkın taşıma maksatlı helikopter Türkiye’nin farklı bölgelerinde bulunuyor, mesela Hatay’a bu helikopterlerle depremden itibaren en geç 8 saat içerisinde tam donanımla en az 4 bin kişilik arama-kurtarma ekibi gönderilebilirdi, neden yapılmadı? Arama kurtarmada en fazla deneyime sahip ve bölgeye gitmek için bekleyen madenciler neden günlerce bekletildi? Ölümlerin sorumlusu bellidir. Bu çürük ve yozlaşmış bu enkaz zihniyetidir. Bu rant talan yalan ve savaş üzerine varlığını kurmuş iktidarın kendisidir.

Bu sistemde devletin tüm kurumları halka sorumlu olmaktan azade kılınmış cumhurbaşkanına karşı sorumlu hale getirilmiştir. Bu nedenle bu yıkımda da sorumluluk zincirinin başı ve ilk halkası bizatihi cumhurbaşkanıdır.”

Ayrıntılar geliyor…

 

 

#Sancar #Yollarla #övünüyorlar #yolları #çöktü #binalarla #övünüyorlar #binaları #çöktü #kendileri #çöktü

Hatay’a yardıma giden gençler umut oldu; Sevgi Parkı’nda yaşam alanı kurdular

Depremin ardından Hatay’a yardım için giden gençler, Sevgi Parkı’nda yaşam alanı oluşturdu. Gençlerin kurduğu alanda depremzedelerin birçok ihtiyacı karşılanıyor. Ancak hala çadıra, jeneratöre, ısıtıcıya, mobil tuvaletlere, duşlara ve hijyen maddelerine ihtiyaç var. 

Maraş merkezli yaşanan yıkıcı depremlerin üzerinden 15 gün geçti. Bunca gün geçmesine rağmen bölgedeki depremzedelerin ihtiyaçları hala tam olarak karşılanmadı. Geride kalan iki haftaya rağmen birçok köye hala tek bir yetkilinin, yardımın gitmediğini belirten yurttaşlar öfkeli.

Devletin bu süreçte aciz kaldığını vurgulayan depremzedeler, gönüllülerin getirdiği yardımlar sayesinde ayakta kaldıklarını söylüyor. Gönüllü olarak bölgeye giden birçok kişi depremden zarar gören halkın yaralarını sarmaya devam ediyor.

Depremden sonra İstanbul’dan Hatay’a yardım için giden bir grup genç, yaptıklarıyla ilk günden itibaren dayanışmanın en güzel örneklerinden birini sergiliyor.

ARAMA KURTARMA ÇALIŞMALARINA KATILDILAR, YAŞAM ALANI KURDULAR

Gençler Hatay’a geldikleri andan itibaren arama kurtarma çalışmalarına katıldılar. Tek bir yetkilinin bile günlerce gitmediği Hatay’da, ellerindeki imkanlarla enkaz altından onlarca kişiyi çıkardılar. Depremin ikinci gününden itibaren Hatay merkezde bulunan Sevgi Parkı’nda yaşam alanı oluşturmaya başlayan gençler, depremzedelerin en temel ihtiyaçlarını karşılayabilecekleri bir ortam kurdular.

SAĞLIK HİZMETİ DE VERİYORLAR, MOBİL TUVALET DE KURDULAR

Çevre illerdeki tanıdıklarının da desteğiyle 10’a yakın konteyner ve çok sayıda çadır malzemesi getirten gençler ihtiyacı olan depremzedeleri buralara yerleştirdiler. Birçok yerde elektrik sorunu hala çözülememişken, kendi imkanlarıyla alana elektrik bağladılar. Aralarında hemşirelerin de bulunduğu gençler beraberinde getirdikleri ilaçlarla bir çadırı da sağlık bölümü olarak düzenlediler. Burada depremzedelerin ihtiyaç duyduğu sağlık hizmetlerini olanakları çerçevesinde vermeye devam ediyorlar. Parkta oluşturulan ortak alanda ise gelen gıda yardımlarıyla 3 öğün yemek yapıyor ve dağıtıyorlar. Parkın bir bölümünde de çocuklar için oyun alanı oluşturdular. Depremin 10. gününde diğer illerdeki arkadaşlarının desteğiyle mobil tuvalet de getirten gençler, temizlik ve hijyen konusundaki sorunların bir kısmını da çözdü.

Parktaki alanda yaşayan depremzedeler ise kurulan alandan çok memnunlar. Depremden sonra 4-5 gün buraya tek bir yetkilinin ve yardımın gelmediğini söyleyen depremzede yurttaşlar, ‘Devletin yapamadığını 10 günde bu gençler yaptı’ şeklinde konuştular.

“YARDIMA GELEN GÖNÜLLÜLERİ POLİS ENGELLİYOR, HERKESE SUÇLU MUAMELESİ YAPIYORLAR”

Gençler oluşturdukları dayanışma alanına dair şunları dile getirdi:

“Biz depremin ikinci gününden bu yana buradayız. Burada halkımızın yanında kalmaya da devam edeceğiz. Biz buraya geldiğimizde hiçbir yetkili yoktu. İnsanlar kendi başına dışardan yardıma gelenlerle birlikte bir şeyler yapmaya çalışıyordu. İlk elden arama kurtarma çalışmalarına katıldık. Gönüllülerin yapması gerekeni yetkililer yapması gerekirken biz burada engellemelere maruz kaldık. Yunanistan’dan 3 kişilik bir ekip arama kurtarma çalışmalarına katılmak için gelmişti. Bu arkadaşlarımız gözaltına alındı. Sınır dışı edildi. Biz de aynı şekilde saldırılara uğradık. Polis burada sadece sol yapılara, demokratik kitle örgütlerine, sivil toplum kuruluşlarına değil topyekûn halka karşı böyle bir tutum içinde. Herkese suçlu muamelesiyle yaklaşıyor polisler.

“SALGIN RİSKİ VAR; BARINMA, ÇADIR, ISINMA VE HİJYEN SORUNU KALICI OLARAK ÇÖZÜLMELİ”

Tüm bunlara rağmen burada bir yaşam alanı oluşturduk. Konteynerlerimizi, çadırlarımızı kurduk. Gelen yardımları burada ihtiyacı olanlara veriyoruz. 3 öğün yemek yapıyoruz. Çay kahve makinelerimiz var. Elektrik sorununu, ısınma, barınma, gıda, kıyafet, tuvalet sorununu büyük ölçüde çözdük. Hala eksiklerimiz var. Çadır, jeneratör, ısıtıcı, mobil tuvaletler, duşlar ve hijyen maddelerine ihtiyacımız var. Salgın riski söz konusu. Bunun için bir an önce çadır, ısınma ve hijyen sorunu kalıcı olarak çözülmeli. Duyarlı herkese sesleniyoruz. Bunları bize ulaştırabilirlerse bizler burada kurabiliriz.

“PANSUMAN MALZEMELERİNE VE KRONİK İLAÇLARA İHTİYACIMIZ VAR”

Hemşire arkadaşlarımız burada bir revir kurdu. Depremde yaralanan halkımızın, ellerinden geldiğince yaralarını sarmaya çalışıyorlar. İlaca da ihtiyacımız var. Özellikle pansuman malzemelerine ve ilaçlarına. Aynı zamanda kronik rahatsızlığı olan insanlar var. Onların da bu ilaçlara ihtiyaçları var. Bize ilaç desteği sunacak herkese çağrı yapıyoruz. Bize ulaşıp gönderirlerse seviniriz.

“BURADA BİR KÜTÜPHANE OLUŞTURMAK İSTİYORUZ”

Bunun dışında bir kitap kampanyası başlattık. Burada çok sayıda genç ve çocuk var. Onların hem kültürel gelişimleri hem de eğitimden geri kalmamaları için buraya her türlü kitap, kırtasiye malzemesi de istiyoruz. Burada bir kütüphane oluşturmak istiyoruz.”

Melis CİDDİOĞLU/PİRHA

İtalya’dan gelen ekipler Defne’de sahra hastanesi kurdu

CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, Hatay’ın Defne ilçesinde İtalya’dan gelen ekiplerin sahra hastanesi kurduğunu bildirdi. Bayır, sahra hastanesi önünde yaptığı açıklamada, “Çadırlar ve ekipmanlar hazır. Kapıdan ilk girişte acil muayene çadırı var. Orada bir tercüman aracılığı ile doktorlar ve ekipler ilk müdahaleyi yapıyorlar, daha sonra hastalara müdahale ediliyor” dedi.

Maraş’ta meydana gelen ve 10 ili etkileyen deprem felaketinin ardından Hatay’da dün akşam saatlerinde 6.4 ve 5.8 şiddetinde iki ayrı deprem daha yaşanırken, ağır ve orta hasarlı binalar yıkıldı, 6 yurttaş yaşamını yitirdi.

Deprem sonrası çadırdan, gıdaya, seyyar tuvaletlerden banyoya sıkıntılar devam ederken, CHP İzmir Milletvekili Tacettin Bayır, Hatay’da incelemelerde bulundu.

Hatay’ın Defne ilçesinde Atatürk Stadı içerisinde kurulan Sahra Hastanesini’nin kurulduğunu duyuran Bayır, yetkililerden bilgi aldı.

İtalya’dan gelen ekiplerin bir Sahra Hastanesi kurduğunu belirten Bayır, “Ekipler burada ameliyat yapabileceklerini ifade ettiler. Çadırlar ve ekipmanlar hazır. Kapıdan ilk girişte acil muayene çadırı var. Orada bir tercüman aracılığı ile doktorlar ve ekipler ilk müdahaleyi yapıyorlar daha sonra hastalara müdahale ediliyor” dedi.

Çadırların içerisinde özel ısıtıcılar olduğunu ifade eden Bayır, “Kendi enerjilerini kendileri üretiyorlar. Bütün doktoru, cerrahı, hemşireleriyle birlikte gelmişler. Tam teşekküllü bir hastane statüsünde. Gördüğünüz gibi gece ışıklandırmasına kadar düşünülmüş. Bizden duyurması” şeklinde konuştu.

PİRHA/HATAY

 

Hasar tespit çalışmalarında karmaşa: Hasarlı yapılara sıva çekiliyor

Deprem sonrası hasar tespit çalışması yapılan bölgelerde kimi mülk sahipleri, binanın ‘hasarlı’ gösterilmesini konutun fiyatını düşürecek kaygısıyla gizliyor

Depremlerin ardından Amed’de, Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği İl Müdürlüğü’nün yapmış olduğu hasar tespit çalışmaları sürüyor.

Kent merkezinde incelenen 45 bin 149 binadan bin 110’u ağır, bin 44’ü orta ve 10 bin 977’si az hasarlı olarak tespit edildi.

Hasar raporu verilen bazı binaların hak sahipleri, değeri düşecek diye raporlara karşı çıkarken, bazıları da “hasarlı” olduğu halde “hasarsız” raporu verildiğini söyleyerek yeniden inceleme istiyor.

Hasar tespit çalışmalarında karmaşa var

Kentte hasarlı olmasına rağmen az hasarlı kararı verilen bina sahipleri duruma itiraz ediyor. Rezan’da (Bağlar) Şeyh Şamil Mahallesi 640’ncı sokakta bulunan İkizler Apartmanı’ndaki mülk sahipleri bu duruma bir örnek.

“Bina depremde ağır hasar gördü ve kolonlarında çatlaklar oluştu” diyerek verilen “az hasarlı” rapora itirazlar yükseldi.

Hasarı gizleyenler de var

Apartmanda ikamet eden Mehmet Öztekin, “Çevre Şehircilik ve İklim Değişikliği Bakanlığı yetkilileri tarafından hasar tespit için gelindiği sırada esnaflarla konuşmuş ve onlar da mallarını düşünerek apartman sakinlerinin hayatlarını göz ardı etmiştir. Bizim için önemli olan sevdiklerimizin canı, onlar ise daha çok mallarını düşünüyorlar. Çatlayan kolona sıva yapıldığını görüntü ve fotoğraflarla kanıtladık” dedi.

Değer tartışması

Rezan’da bir başka örnekte ise Bağcılar Mahallesi 1141 sokakta 4 bloklu bir sitenin C bloğuna “az hasarlı” raporu verildi. Site sakinleri ise WhatsApp grubunda “değer düşer” tartışması yaparak, yeniden “hasarsız” raporu için başvuru yapmak istedi.

Yaşanan konuşma şöyle:

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

Kaynak: MA

#Hasar #tespit #çalışmalarında #karmaşa #Hasarlı #yapılara #sıva #çekiliyor

Erdoğan: Deprem bölgesinde devlet yoktu, Aleviler ve sivil toplum kuruluşları çalıştı

Deprem bölgesine yardıma giden HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan, “Depremin hemen ardından o bölgelere çok yoğun bir şekilde hem bire bir hem de lojistik desteklerle gittik. Hem Alevi kurumları hem sivil toplum örgütleri depremin ilk gününden itibaren canla başla çalıştılar. Ancak orada devlet yoktu” dedi.

Maraş merkezli depremlerin ardından Alevi kurumlarıyla birlikte bölgeye yardıma giden HBVAKV Antalya Şube Başkanı Nurettin Erdoğan yaşadıklarını ve tanık olduklarını anlattı.

Erdoğan depremden sonra bölgeye gittiğini ve tek bir yetkilinin dahi olmadığını söyledi. 3-4 gün sonra yetkililerin geldiğini ifade eden Erdoğan, tüm imkanlarını seferber ederek yardımlar gönderdiklerini ve göndermeye devam edeceklerini aktardı.

“DEPREMDEN SONRA HEMEN BÖLGEYE GİTTİK, DEVLET YOKTU”

Yaşanan depremlerin çok büyük olduğunu ve tüm Türkiye’yi sarstığını belirten Erdoğan, şunları dile getirdi:

“Alevi kurumları olarak depremde zarar gören canlarımızın acılarını bir nebze olsun dindirmek için harekete geçtik. Depremin hemen ardından o bölgelere çok yoğun bir şekilde hem bire bir hem de lojistik desteklerle gittik. Hem Alevi kurumları hem sivil toplum örgütleri depremin ilk gününden itibaren canla başla çalıştılar. Ancak orada devlet yoktu. Askerler anında bölgeye müdahale ederdi. Geçmiş depremlerde bu yaşandı. Böyle olsaydı can kaybı daha az yaşanırdı. Devlet çok duyarsız kaldı. 48 saati aşkın süre bölgeye tek bir yetkili gelmedi. Geldiklerinde de her yönden yetersiz kaldılar.

“DEVLETİN YARATMIŞ OLDUĞU BOŞLUĞU VATANDAŞ DOLDURMAYA ÇALIŞTI”

Orada bir boşluk yaratıldı. Devletin vermiş olduğu hizmetin boşluğunu toplum, vatandaş doldurmaya çalıştı. Bizler de gördüğümüz kadarıyla elimizden gelen mücadeleyi vermeye çalıştık. Geçmişte bu ülkede AKUT birimleri vardı ve onlar bu olaylara ani müdahalede bulunurdu. Liyakatli bir şekilde, tecrübeli bir şekilde hareket ederlerdi. Organize olma eksikliği çok fazla görüldü. Alanlara giden yardımlar yerlerine ulaşamadı. Giden yardımlar yolda devlet birimleri tarafından engellendi. Bizler de gönderdik buradan tırlarla yardım. Oradaki belli alanlara boşaltıldı ve gerçek ihtiyaç sahibi olan kırsal alanlara gitmedi.

“FERYATLARA YETİŞEMEDİK, BİZ DE ÇARESİZ KALDIK”

O kırsal alandaki canlarımız yardım çığlığıyla feryat ettiler. Biz onların yeterince seslerine yetişemedik. Bizler de çaresiz kaldık. Çünkü ekipmanlarımız, donanımlarımız bizim kendimize göre kendi gücümüze göre var. Olan tüm birikimlerimizi o bölgelere seferber ettik, hala da etmekteyiz. Yarın bir tır daha o bölgelere çadırlar ve seyyar tuvaletler göndereceğiz. Cemevlerimizde yıkıntılar var. Yıkıntı halinde olan cemevlerimizin işlerini daha iyi yapabilmesi için konteyner çalışmalarımız var, onları da göndereceğiz.”

Cebrail ARSLAN/ANTALYA

Mersin Cemevi, Mersin’e göç eden depremzedelerin hizmetinde

Mersin Cemevi, Mersin’e zorunlu göç eden depremzede yurttaşlara depremin ilk gününden itibaren destek oluyor. Gönüllülerin destekleriyle bir araya getirilen giyimden çocuk bezine kadar yaşam malzemelerini depremzedelere ulaştıran cemevi emekçileri, şehrin bir çok noktasında kalan depremzedelere sıcak yemek pişiriyor. 

11 ili etkileyen ve onbinlerce yurttaşın yaşamını yitirmesine, yüzbinlercesinin yaralanmasına ve evsiz kalmasına yol açan Maraş depreminin üzerinden günler geçmesine karşın, ortaya çıkan maddi, manevi hasar hala giderilmedi.

Alevi kurumları ve cemevleri, bulundukları her alanda deprem felaketinden etkilenen yurttaşlar için seferber olmuş durumda. Alevi kurumları ve deprem bölgesindeki yurttaşların ihtiyaçlarını karşılamak için çadır kentler kurup, yardımları organize ediyor.

Dünyanın ve ülkenin bir çok merkezinden gelen yardımlara AFAD el koyarken, Alevi kurumlarının çalışmaları yoğun bir şekilde devam ediyor.

Mersin Cemevi de, Mersin’e zorunlu göç eden depremzede yurttaşlara depremin ilk gününden itibaren destek oluyor. Gönüllülerin destekleriyle bir araya getirilen giyimden çocuk bezine kadar yaşam malzemelerini depremzedelere ulaştıran cemevi emekçileri, şehrin bir çok noktasında kalan depremzede yurttaşlara sıcak yemek pişiriyor.

Gece gündüz depremzedelere yardım etmeye çalıştıklarını belirten cemevi emekçileri, gelen yardımların devam etmesi çağrısında bulundular.

PİRHA/MERSİN

‘Anadilimizi sistemin insafına bırakmayacağız’

Dünya Anadil Günü nedeniyle basın açıklaması yapan Birca Belek Dil ve Kültür Derneği, Mereş merkezli depremleri hatırlatarak anadilin kamusal alanda kullanımına dikkat çekti. Açıklamada, ‘Anadilimizi sistemin insafına bırakmayacağız’ da denildi

Kürtlere ve anadiline yönelik faşizmin depremde bir kez daha ortaya çıktığını belirten Birca Belek Dil ve Kültür Derneği, “Halkımızı ve anadilimizi sistemin insafına bırakmayacağız. Kürtçe resmi dil ve eğitim dili olana kadar mücadele edeceğiz” dedi.

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinde faaliyet yürüten Birca Belek Dil ve Kültür Derneği, 21 Şubat Dünya Anadil Günü dolayısıyla bir basın açıklaması yaptı.

Dernek binası önünde yapılan açıklamaya, Halkların Demokratik Partisi (HDP), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP) ilçe yöneticileri, Özgür Kadın Hareketi (Tevgera Jinên Azad-TJA) aktivistleri ile Barış Anneleri Meclisi üyeleri katıldı.

“Dar li ser koka xwe mirov li ser axa xwe şîn dibe” pankartının taşındığı açıklamayı Dernek Eşbaşkanı Cahit Akıl yaptı.

‘Depremde Türkçe bilmeyen ölüme terk edildi’

Mereş merkezli 6 Şubat’ta meydana gelen depremlerde, devletin Kürtçeye yaklaşımının bir kez daha ortaya çıktığını belirten Akıl, “Deprem, Türk Devleti’nin insan yaşamına karşı kayıtsızlığı gibi Kürt halkına ve Kürt diline karşı faşizmini, mültecilere dönük ırkçı yaklaşımını da bir kez daha gösterdi. Bu sistemin, Türk olmayanı, Türkçe bilmeyeni nasıl ölüme terk ettiğini gördük. Aynı şekilde depremin olduğu birçok Kürt kentinde yerlerin belirlenmesi ve ihtiyaçların karşılanması için kurulan acil hatlarda Kürtçeye yer verilmedi. Bunun en dikkat çekici örneği YİMER adlı kurumdur. Kürtçeyi dikkate almamak, Kürtleri dikkate almamaktır” dedi.

Kürtçeye yönelik her türlü saldırıya karşı mücadelelerini büyüteceklerini vurgulayan Akıl, şöyle devam etti: “Halkımızın birlik ve beraberliği olmasaydı, bu felaketin sonuçları çok daha büyük olabilirdi. Bundan sonra bu birlikteliği güçlendirmemiz gerekiyor. Çünkü bu kanlı sistemden kendimizi kurtarmanın başka yolu yok. 21 Şubat Dünya Anadil Günü’nde her koşulda halkımızın yanında olduğumuzu belirtmek isteriz. Halkımızı ve anadilimizi sistemin insafına bırakmayacağız. Kürtçe resmi dil ve eğitim dili olana kadar mücadele edeceğiz.”

Kaynak: MA

#Anadilimizi #sistemin #insafına #bırakmayacağız

Enkazdan sağ çıkarılan 15 yaşındaki çocuktan haber alınamıyor

Semsûr’da yaşanan depremde enkazdan yaralı olarak çıkarılan ve hastaneye kaldırılan 15 yaşındaki Hatice El Husso’dan 16 gündür haber alınamıyor

Binlerce insanın hayatını kaybettiği depremin etkilediği kentlerden Semsûr’da (Adıyaman) Suriyeli Hatice El Husso’dan haber alınamıyor.

Depremde annesi, babası ve iki kardeşiyle enkaz altında kalan 15 yaşındaki El Husso, gönüllülerin ve amcalarının yardımıyla 20 saat sonra çıkarıldı. Ambulansla Adıyaman Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne kaldırılan El Husso’dan aradan geçen 16 güne rağmen hiçbir haber yok.

Hastaneye kaldırdılar

El Husso’nun amcası Muhammed Nur Husso, 2013 yılında ailece Suriye’den gelerek Semsûr’a yerleştiklerini, 10 yıldır bu kentte yaşadıklarını söyledi.

6 Şubat’ta yaşanan depremde ağabeyi Muvaffak El Husso ile yengesi Büşra El Husso ve 3 yeğeninin enkaz altında kaldığını ifade eden Muhammed Nur Husso yaşananları şöyle anlattı: “Ağabeyim 5 katlı bir binanın 3’üncü katında oturuyordu. Binaları çöktü ve abimin oturduğu daire yere kadar indi. Birinci gün kimseler yoktu. Kendimiz el yordamıyla onları çıkarmaya çalıştık. İkinci günde gönüllüler geldi. Onların yardımıyla el yordamıyla enkazda çalıştık. Daha sonra bir ekip geldi ve yeğenimi çıkardılar. Yengem ve yeğenim Hatice’yi hemen hastaneye götürdüler. Orada bulunan UMKE yengemin hayatını kaybettiğini, yeğenimin ise sadece ayağında küçük bir zedelenme olduğunu söyledi. Biz de enkaz başında kaldık, ağabeyimi çıkarmaya uğraştık. Ertesi gün kardeşimi yeğenimin yanına gönderdim. Kardeşim Eğitim ve Araştırma Hastanesi’ne gittiği zaman yeğenimin orda olmadığını, başka yere sevk edildiği bilgisini aldı.”

Kent kent aradılar

Bir yeğeninin yaralı olarak hastanede tedavi edildiğini, diğer yeğeninden ise haber alınamadığını belirten Husso, “Şu anda tek derdimiz yeğenimizi bulmaktır” dedi. Husso, “Yeğenim depremden 20 saat sonra çıkarıldı ve ondan sonra ondan haber alamadık. 184’ü arıyoruz, ‘Sabret’ diyorlar. Aile Sosyal Politikalar Bakanlığı’nı arıyorum onlar da ‘Sabret’ diyorlar. Bütün bilgileri gönderdim hâlâ bekliyoruz. Bu kızın nerede olduğunu söylemelerini istiyoruz. Ya ölüsünü ya da dirisini versinler. Artık kaldıramıyoruz. Önce bize Adana dediler. Gittik Adana’daki bütün hastaneleri aradık ama bulamadık. Daha sonra Ankara dediler. Orada da arıyoruz ama bulamıyoruz. Bir an önce yeğenimden haber bekliyoruz” ifadelerini kullandı.

Haber: Ömer Akın / MA

#Enkazdan #sağ #çıkarılan #yaşındaki #çocuktan #haber #alınamıyor