Ana Sayfa Blog Sayfa 923

İşkenceci polisler ÇHD’ye yakalandı; Olayı gizlemeye çalıştılar

ÇHD, Hatay’da üyelerinin işkence vakasına müdahale ettiğini duyurdu. Açıklamada avukatların olaya müdahahle etmesinden sonra polislerin işkenceyi gizlmeye çalıştıklarını bildirildi

Çağdaş Hukukçular Derneği tarafından yapılan açıklamaya göre derneğin üyesi avukatlar Hatay’ın Defne ilçesinde işkence vakasına müdahalede bulundu.

ÇHD’nin açıklamasına göre Özel Hareket Polisleri sokakta bir yurttaşı darp edereken avukatlara yakalandı. İşkenceye müdahale eden avukatlar ve işkenceye maruz kalan kişiyi güvenlikli alana taşıdı.

ÇHD polislerin avukatları görünce işkenceyi saklama gayretine girdiğini de duyurdu.

Dernek tarafından yapılan açıklamada şu ifadeler yer aldı:

Henüz birkaç saat önce tekrar yeni bir depremin olduğu, enkazların altındaki cenazelerin dahi henüz çıkartılmadığı bu bölgede işkence olağan hale getirilmeye çalışılmaktadır.

HABER MERKEZİ

#İşkenceci #polisler #ÇHDye #yakalandı #Olayı #gizlemeye #çalıştılar

Deprem sonrası yaşanan hak ihlalleri: ‘Mahpuslara işkence ve yaşam haklarının korun(ma)ması’

Gerekçesi ne olursa olsun Adalet Bakanlığı’na ya da İçişleri Bakanlığı’na bağlı hiçbir personelin bu şiddeti ve ölümü yaşatmaya hakkı yoktur. Aileler ve toplum bu noktada bir açıklama beklemektedir.

Nazmi Ayaz

6 Şubat 2023 tarihinde “Yüzyılın felaketi” olarak nitelenen ve maalesef doğal olmayan ihmaller yumağı sonucu on binlerin yaşamını yitirdiği, milyonların etkilendiği bir felaket yaşanmıştır. Bu felaketle birlikte kentlerin adeta yerle bir olduğu, yaşamın durduğu bir süreç yaşanmıştır. Bölgeden aldığımız sayısızca sıcak haberin içinde maalesef cezaevlerinde yaşanan dramlar da bulunmaktadır. Türkiye cezaevlerinin tablosunun çağdaş infaz esaslarına aykırı olduğu çok sayıda sorunun bulunduğu, İçişleri ve Adalet Bakanlığı tarafından bilinmesine rağmen maalesef çözüm uğraşı dâhilinde bulunmadıkları için mevcut sorunlar da giderek büyümektedir. Son olaylarla birlikte devletin cezaevlerinde “sınıfta kaldığı” realitesi somutluk kazanmıştır. Cezaevlerinde çok önemli sorunların bulunduğu ve bu sorunların en başında maalesef ölüm olaylarının geldiği tartışmasız bir gerçektir. Malatya ve Hatay başta olmak üzere 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremlerle etkilenen diğer illerdeki cezaevlerinde yaşanan olaylar bunun son örnekleridir.

Yaşanan olaylara ilişkin 6 Şubat 2023’te Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü basit bir açıklamayla cezaevinde bir “isyanın” meydana geldiğini, bastırıldığını ve birkaç kişinin öldüğünü bildirmek ile yetinmiştir. Maalesef mevcut açıklamanın derinlemesine detaylarını realist bir tablo ile kamuoyu ile paylaşılmamıştır. Bu olaylarda ölümlerin neden, nasıl yaşandığı, herhangi bir ölümün dahi gerçekleşmeden bahsedilen “isyan”ın bastırılması mümkün iken, kolluk kuvvetlerinin orantısız güç kullanma durumunun nedenselliğinin derhal ilgililer tarafından açıklanması gerekmektedir.

Yukarıda değindiğimiz durumlarla, vuku bulan olayların “isyan” olarak kavramsallaştırılması kabul edilemez bir durumdur. “İsyan” temel olarak bir otoriteye karşı veya bir düzene karşı başkaldırı durumudur. Mahpusların doğal afet sebebiyle can güvenliklerini sağlamak amacıyla cezaevinden kaçma durumları bir isyan olarak kabul edilmemelidir. Deprem bölgesinde anılan şartlar altında ‘kaderlerine’ terk edilmiş hissine kapılabilecek mahpusların gerek kendi durumları açısından gerekse haber alamadıkları ailelerinin durumları açısından yoğun korku ve endişe içinde olmaları insan doğasının gereğidir. İçişleri ve Adalet Bakanlığı’nın bu aşamada yapması gereken mahkumların can güvenliğinin sağlanması durumudur. Dolayısıyla cezaevlerindeki mahpusların can güvenliğini sağlamak devlete düşen mutlak sorumluluktur. Devletin burada yapması gereken esas durum, can güvenliğinde mahpusları güvenli bir şekilde en güvenilir yerlere tahliye etmektir. Doğal afet, sel, savaş halinde yoğun korku ve endişe içerisinde olan mahpusların bu olaylarına otomatik silahlarla karşılık vermek oluşabilecek ölümlere doğrudan sebep olmaktır.

Malatya ve Hatay başta olmak üzere 6 Şubat 2023 tarihinde meydana gelen depremden etkilenen diğer illerdeki cezaevlerindeki olaylarda elinde silah niteliği dahi taşımayan araçlara sahip mahpuslara karşı otomatik silah kullanıldığı, birkaç kişinin öldürüldüğü ve birçoğunun da yaralandığı gerçekliği basına yansıyan videolarda görülmektedir. Video ve görüntülerde yere yatırılan mahpusların ağır bir şekilde şiddete uğradıkları görülmektedir. Öyle ki ağır bir doğal afet olan depremde ölmeyen ve hatta herhangi bir yara dahi almayan mahpusların onları korumakla görevlendirilen askerler tarafından taranması büyük bir trajik tablodur. Dolayısıyla gerekçesi ne olursa olsun Adalet Bakanlığı’na ya da İçişleri Bakanlığı’na bağlı hiçbir personelin bu şiddeti ve ölümü yaşatmaya hakkı yoktur. Gerek öldürülen veya yaralanan mahpusların aileleri gerekse toplum bu noktada bir açıklama beklemektedir.

Şüphesiz sormaktan çekinilen esas soru mahpusların neden öldürüldüğü ile ilgilidir. Her şeyden önce bu şiddet sarmalından mahpusların öncelikli olarak sakinleşmesine dönük çalışmalar yapılmış mıdır? Yoksa direkt mahpusların kaçışlarını tetikleyecek yoğun bir şiddete mi başvurulmuştur? Cezaevinden sorumlu kurumlar mahpusların can güvenliğinden kaynaklı neden tahliye durumunu göz ardı etmiştir? Mahpusların ‘kaderlerine’ terk edilmiş hissi içerisinde korku ve endişe ile yakınlarına ulaşmak istemeleri, onları “isyan etmiş olmaları” gerekçe göstererek öldürmek, gerek insani gerekse hukuki açıdan büyük noksanlığın mutlak ifadesidir.

Gerek hukuksal olarak gerekse toplumsal olarak mevcut bütün soruların cevaplarının net bir biçimde verilmesi gerekmektedir. Hatay T Tipi ve Kahramanmaraş Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumlarında isminin açıklanmasını istemeyen birkaç Ceza İnfaz Koruma memurunun ifadesi de cezaevi idarelerinin duyarsızlığını ve zalimane tavırlarını somutlaştırmaktadır. Bu ifadelere göre mahpuslar ve mahpus yakınlarının büyük bir stres altında olduğu depremde, cezaevi idarelerinin ve Adalet Bakanlığı’nın daha hassas davranıp, zamanında mahpuslara gerekli açıklama ve duyarlılığı yapması yükümlülüğü mevcut iken; bu yükümlülüğü yerine getirmemiş olduğu açığa çıkmaktadır. Bu konuda ulusal ve uluslararası hukuk sistemi de mahpusların korunmasız ve zayıf durumda olduklarını, bu nedenle yetkililerin bu kişilerin ruhsal ve fiziksel esenliklerini korumakla görevli olduklarını belirterek daha hassas davranılması gerektiği üzerinde durmaktadır.

Bir mahpusun, özgürlüğünü tutsak eden tonlarca demirle çevrili bir mekanda bulunması anında, yaşanan depremin inşa ettiği endişe ve korku ile birlikte aynı zamanda ailesi ve yakınlarından alamadığı bir haberin endişe ve korkusu duygusallığı içinde; telaşla gelişen olaya müdahil olması, aslında herkesin empati ile kendisini içinde bulması gereken esas tablodur. Bu tablo, yaşam hakkı için depremden kaçmanın cezasının ölüm olmayacağı gerçekliğini mutlak anlamda açığa çıkarmaktadır. Dolayısıyla yaşam bütünlüğü devlete emanet olan mahpusların, depremin inşa ettiği tedirginlikle firar girişiminde bulunması sonucunda alınan önlemlerin ölçülülük ile alınması gerekli iken, görevlilerin radikal bir biçimde şiddete başvurması kabul edilemezdir. Öyle ki alınması gerekli tedbirlerin ulusal ve uluslararası hukuka uygun olması gerektiği unutulmamalıdır.  Bu bağlamda Hatay T Tipi ve Kahramanmaraş Türkoğlu 1 No’lu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumları ile birlikte deprem bölgesindeki diğer illerdeki basına yansıyan-yansımayan şiddet olayları sonucunda meydana gelen ölüm ve yaralanmalara ilişkin baro ve sivil toplum kuruluşlarının da müdahil olduğu titiz bir soruşturma süreci başlamalıdır. Bu sürecin her aşaması da aynı şekilde titizlikle kamuoyu ile paylaşılmalıdır.

*Avukat-Ağrı Barosu Cezaevi Komisyonu Üyesi

#Deprem #sonrası #yaşanan #hak #ihlalleri #Mahpuslara #işkence #yaşam #haklarının #korunmaması

Deprem Suriye’de de yıkıma neden oldu

Beyaz Baretliler adlı örgüt, Hatay’daki depremin Suriye’de de hissedildiğini ve yaralıların olduğunu açıkladı

Hatay’ın Defne ve Samandağ ilçelerinde meydana gelen 6,4 ve 5,8 büyüklüğündeki depremler Suriye’nin İdlib, Halep, Hama, Efrîn, Azez, Cerablus, el-Bab ve Tel Abyad yerleşimleri başta olmak üzere genelinde hissedildi.

Suriye Sivil Savunma (Beyaz Baretliler) ekiplerinden yapılan açıklamaya göre, depremler nedeniyle yaralananlar oldu. Efrîn Cinderes beldesinde daha önce hasar gören 2 bina ile 1 minare yıkıldı, Halep ve İdlib kırsalında bazı binalar hasar gördü. Yaralıların tedavi altına alındığı ve hasar tespit çalışmalarının sürdüğü kaydedildi.

Kaynak: MA

#Deprem #Suriyede #yıkıma #neden #oldu

Hatay’da 6.4 büyüklüğünde deprem

Kandilli Rasathanesi’ne göre Smaandağ’da 6.4 büyüklüğünde bir deprem meydana geldi. Deprem çevre illerde de hissedildi

#Hatayda #büyüklüğünde #deprem

Suruç aileleri depremzede çocuklara oyuncak gönderdi

Suruç Katliamı aileleri, depremzede çocuklara oyuncak gönderdi

Suruç Aileleri İnisiyatifi, IŞİD saldırısına uğrayan Kobanê kentinde çocuklara oyuncak götürmek üzere bulundukları Riha’nın Pirsûs ilçesinde bombalı saldırı sonucu katledilen“33 Duş Yolcusu” için başlattıkları Adalet Nöbeti’nin 91’inci ayında da Kadıköy’de bulunan Halitağa Caddesi’nde bir araya geldi.

Nöbet alanına, depremzede çocuklarına götürülmek üzere oyuncak getirildi. Toplanan oyuncakların, bu akşam deprem bölgesine götürüleceği aktarıldı.

Adalet mücadelesi 

Nöbette, Suruç saldırısında yaşamını yitiren Vatan Budak’ın babası Murat Budak söz alarak, katliam ardından kurulan inisiyatifin, katliamın aydınlatılması için mücadele yürüttüğünü ifade etti. Adalet mücadelesi yürüttüklerini sözlerine ekleyen Budak, bu mücadeleyi mahkeme salonlarında da yürüttüklerine işaret ederek, “Avukatlarını dosya incelemesinde çıkardıkları somut delillerin dosyaya girmesi için çabalıyor, mahkemeye verdiğimiz beyanlarda bu delillerin dava dosyasına konulmasını istedik. Bu deliller Ankara ve Amed katliamlarının aydınlatılmasının önünü açacağına inanıyoruz” dedi.

23 Mart’ta Rıha’nın Curne Reş (Hilvan) ilçesinde bulunan cezaevi kampüsünde yer alan mahkeme salonlarında davanın görüleceği bilgisini paylaşan Budak, duyarlılık çağrısı yaptı. Budak, depreme de işaret ederek, yaraların sarılması için dayanışma çağrısında bulundu.

Nöbet, oturma eylemi ardından son buldu.

#Suruç #aileleri #depremzede #çocuklara #oyuncak #gönderdi

AFAD çadırlarında kadınların ihtiyaçları karşılanmıyor

Elbistan’da AFAD çadırlarında yaşamını sürdüren kadınların teel ihtiyaçları karşılanmıyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) heyeti depremin merkez üssü olan Elbistan’da AFAD çadırlarında bulunan depremzedeleri ziyaret etti. Depremin 5’inci gününde çadırlara yerleşen yurttaşların eksiklikleri ise hala giderilmedi.

MA’nın haberine göre yurttaşların HDP heyetine aktardığına göre çadırlarda temel ihtiyaçlar karşılanamıyor.

Yemek yok

İlk olarak gidilen çadırda bulunan kadın, gıda ürünlerinin olmadığından yakınarak, çocuklarının yemek yemeden uyuduğunu aktardı. Aynı çadırda bulunan yaşlı bir kadın ise koşulların iyi olmadığını söyledi. Şeker hastası olan yaşlı depremzede, bir çorbadan bile yoksun olduklarını söyledi. Yaşlı kadın, depremin ilk gününden bu yana hiçbir şekilde banyo yapamadığını aktardı. Elbistan Kriz Koordinasyonu’ndan gönderilen yardımların engellendiğini aktaran depremzedeler, AFAD ve kaymakamlığın “Burada yetkili biziz” dediğini söyledi.

Ardından Suriyeli depremzede bir kadının çocukları ile birlikte bulunduğu çadır ziyaret edildi. Depremzede kadın, ısınma sorunlarının olduğunu belirtti. Başka bir depremzede kadın ise terliğini göstererek, ayakkabı talebinde bulundu. Depremzede kadınların tamamı depremden bu yana kişisel ihtiyaçlarını karşılayamadığını söyledi. Diğer depremzedeler de 10 gündür duş almadıklarını belirterek söz konusu durumdan yakındı.

 

#AFAD #çadırlarında #kadınların #ihtiyaçları #karşılanmıyor

Tele 1 üç gün karartılacak: HDP ve TİP’ten tepki

RTÜK’ün kararı mahkemece kabul edildi. Tele1 23-25 Şubat’ta ekran karartılacak. HDP ve TİP karara tepki gösterdi

Radyo ve Televizyon Üst Kurulu (RTÜK), Türkiye İşçi Partisi (TİP), milletvekili Sera Kadıgil’in katıldığı bir canlı yayındaki Diyanet ile ilgili sözleri üzerine Tele1’e üç günlük yayın durdurma cezası verdi.  RTÜK tarafından yapılan açıklamada, “Söz konusu yayın nedeniyle Tele1’in, 6112 Sayılı Kanun’un 8. maddesinin 1. fıkrasında yer alan ‘Yayın hizmetler, ırk, dil, din, cinsiyet, sınıf, bölge ve mezhep farkı gözeterek toplumu kin ve düşmanlığa tahrik edemez veya toplumda nefret duyguları oluşturamaz’ hükmünü ihlali nedeniyle yayıncı kuruluşa 3 gün yayın durdurma ve idari para cezası verilmesine karar verildi”  denildi.

Tele1’in bu karardan sonra 1 yıl içinde aynı “ihlali” tekrarlaması durumunda RTÜK, yayıncı kuruluşun lisansını iptal edebilecek.

RTÜK’ün kararına itiraz eden kanal, yaptığı açıklamada  yürütmeyi durdurma kararı aldırdıklarını ancak RTÜK’ün son gün karara itiraz etmesi üzerine üst mahkemenin 1’e karşı 2 oyla itirazı kabul ettiğini duyurdu. Kanal, “Esas hakkındaki dava sürüyor. Ancak kararı uygulamak zorundayız. 23-24-25 Şubat günleri ekranımız maalesef karartılacak” dedi.

TİP’ten tepki

RTÜK’ün kararına tepkiler de sürüyor.  Sanal medya hesabından paylaşımda bulunan Sera Kadıgil, “Benim yüzümden Tele 1’i 3 gün kapatmışlar. Bir daha söyleyeyim, bin kez daha söyleyeceğim: Diyanet bu haliyle siyasal İslamcı saray rejiminin gerecidir. Çocuklar aleyhinde Medeni Kanuna aykırı ve mide bulandırıcı ‘fetvalar’ verecek kadar tehlikeli bir yerdir” derken, hukukçu Kerem Altıparmak, “RTÜK’e göre ‘Diyanet bu haliyle Siyasal İslamcı Rejimin Gerecidir’ denmesi İslam dinine karşı ayrım gözetilerek yayın yapılması anlamına geliyor. Bu durumda RTÜK’e (ve BİM) göre a) Diyanet=İslam dini b) Devlet kurumu olan Diyanet açıkça laikliğe aykırı olarak 1 dini temsil ediyor” ifadelerini kullandı.

Sancar tepki gösterdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar da “İktidar, ekran karartarak, deprem bölgesinde sorumlusu olduğu büyük yıkımın ve acının üzerini kapatamaz. Tele1 hakkında verilen karar, basın özgürlüğüne ve halkın haber alma hakkına ağır bir darbedir. Hakikati ve halkı susturamayacaksınız” sözleriyle karara tepki gösterdi.

#Tele #üç #gün #karartılacak #HDP #TİPten #tepki

Düzce depreminde yaptığı bina yıkılan müteahhit Erdoğan’ın danışmanı

CHP’li Levent Gök, 1999 Düzce depreminde yıkılan ve 20 kişinin ölümüne neden olan Işık Apartmanı’nın müteahhidinin 2020’de Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı olduğunu belirtti

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Levent Gök, katıldığı bir TV programında 1999 Düzce depreminde, yıkılan ve 20 kişinin yaşamını yitirdiği 7 katlı Işık Apartmanı müteahhidi olan Hamza Cebeci’nin 2020’de AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın danışmanı olduğunu söyledi.

Gök, Hamza Cebeci’nin Düzceliler tarafından iyi tanındığını belirterek şunları söyledi: “Düzce depreminde üzüntü yaşatan müteahhit. Önce Üsküdar’da AKP’den meclis üyesi seçiliyor. Ardından büyükşehir imar komisyonu üyesi oluyor. İstanbul Büyükşehir Belediyesi İmar Komisyonu üyesi. Sonra bu arkadaş durmuyor. 2015’te Darülaceze Başkanlığı görevine getiriliyor. Burada da bitmiyor. 2020 yılında çıkan kararname ile Cumhurbaşkanı danışmanı oluyor. Biz bu kafalarla İstanbul depremine hazırlanacaktık.”

1999 Düzce depreminde Cebeci ve ortağı Fahri Çakır yargılanmış ve hapis cezası almıştı.

ANKARA

#Düzce #depreminde #yaptığı #bina #yıkılan #müteahhit #Erdoğanın #danışmanı

HDP depremzede refakatsiz çocukların durumunu Meclis’e taşıdı

HDP’li Filiz Kerestecioğlu, refakatsiz çocukların durumunu Aile Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya sordu

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Milletvekili Filiz Kerestecioğlu, Mereş merkezli depremler ardından refakatçisi olmayan çocukların kaçırıldığı yönündeki iddialara ilişkin Aile Sosyal Politikalar Bakanı Derya Yanık ve Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya yanıtlaması amacıyla soru önergesi sundu.

Kerestecioğlu, Yanık ve Koca’nın yanıtlaması istemiyle şu soruları sordu:

“*Tedavisi tamamlanan çocukların kaçı ailesi ya da yakınları ile buluşmuş, kaçı kurum bakımına alınmıştır?

*Hastanelerde tedavisi süren ya da kurum bakımına alınanlar arasında kimliği tespit edilemeyen kaç çocuk vardır?

*Kimliği tespit edilemeyen çocukların doğru kişilere teslim edilebilmesi için ne tür önlemler alınmıştır?

*Şu ana kadar yaşamını yitirdiği tespit edilenlerin kaçı çocuktur?

*İHH İnsani Yardım Vakfı’na ait evlerde anne babaları olmayan çocukların da kaldığı iddiası doğru mudur?

*Deprem bölgesindeki çocukların insan haklarını ve üstün yararlarını temel alacak ve bilimsel pedagojik yaklaşımı benimseyecek şekilde desteklenmesi için hangi çalışmaları yapıyorsunuz?

*Deprem bölgesindeki çocukların barınma, beslenme, hijyen ihtiyaçlarının karşılanıp karşılanmadığını denetliyor musunuz?”

“*Hastanelerde tedavisi devam eden kaç çocuk vardır?

*Bölgedeki hangi hastanelerde kaç çocuk tedavi görmektedir?

*Tedavisi süren çocukların kaçı başka şehirlerdeki hastanelere sevk edilmiştir?

*Çocukların sevk edildiği şehirler ve hastaneler hangileridir?

*Deprem bölgesindeki çocukların insan haklarını ve üstün yararlarını temel alacak ve bilimsel pedagojik yaklaşımı benimseyecek şekilde desteklenmesi için hangi çalışmaları yapıyorsunuz?”

#HDP #depremzede #refakatsiz #çocukların #durumunu #Meclise #taşıdı

ÇHD: Depremzedelere ödenen yardımlara haciz konuldu

ÇHD, depremzedelere ödenen 10 bin liralık yardımlara haciz konulduğunu açıkladı

Çağdaş Hukukçular Derneği (ÇHD) Genel Merkezi, depremzedelere ödenen 10 bin liralık yardımlara, ertelendiği açıklanan vatandaşların vergi, SGK prim ve banka kredi borçları karşılığı haciz konduğunu açıkladı.

Sanal medyadan açıklama yapan ÇHD, “Deprem sonrası bölgedeki vatandaşların vergi, SGK prim ve banka kredi borçları belli süre ertelenmişti. Öğrendiğimize göre, konutları hasar gören yurttaşlara yapılan 10 bin TL’lik destek ödemesi dahil hesaplarındaki paralara vergi dairelerince borca mahsuben haciz konulmuştur. Yatan bu destek paralarına el konulması hem hukuken hem de vicdanen kabul edilemezdir. Depremzedelere yardıma günlerce gidemeyen devlet, yapmış olduğu göstermelik yardıma el koymakta çok hızlı davranabilmektedir. Bir an önce bu kabul edilemez uygulamadan vazgeçilmesi çağrısında bulunuyor ve tüm kamu borçlarının ivedilikle silinmesini talep ediyoruz” dedi.

HABER MERKEZİ

#ÇHD #Depremzedelere #ödenen #yardımlara #haciz #konuldu