Ana Sayfa Blog Sayfa 938

Kürt gençlerinden Avrupa Parlamentosu’nda tecrit protestosu

Fransa’nın Strasbourg kentinde düzenlenen AP toplatısında PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik tecridi protesto eden Kürt gençleri, AP Başkanı’na bir dosya sundu

Fransa’nın Strasbourg kentinde bir araya gelen Kürt gençleri, “Sabrımız kalmadı-Önder APO’ya özgürlük” şiarıyla 24 yıldır İmralı Adası’nda Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde tek kişilik hücrede kalan PKK Lideri Abdullah Öcalan üzerindeki ağırlaştırılmış mutlak tecridi protesto etmek için Avrupa Parlamentosu’nun (AP) binasına girdi.

Üç saatlik görüşme ardından gençler AP Başkanı’na hazırladıkları dosyayı teslim etti. Gençleri engellemeye çalışan güvenlik güçleri, eylemi engelleyemeyince o sırada salonda bulunan parlamenterlerin misafirlerini salon dışına çıkardı.

AP yasalarını uygulamalı

Gençlerin talebi doğrultusunda AP Başkanı salona gelip gençlerle bir görüşme gerçekleştirdi. Görüşmeye HDP Avrupa Sözcüsü Faik Yağız ve parlamentonun bazı çalışanları da dahil oldu. Toplantıda PKK Lideri Abdullah Öcalan’dan iki yıldır haber alınamadığına dikkat çeken gençler, İmralı işkence ve tecrit sisteminin insan hakları ihlali olduğunu, Avrupa Parlamentosu’nun kendi aldığı kararları uygulamadığını vurguladı.

Üç saat süren toplantıdan sonra AP Başkanı’na Uluslararası Komplo’ya dair bir dosya teslim eden gençler, gerçekleştirdikleri bir açıklama ile eylemlerini sonlandırdılar.

STRASBOURG

#Kürt #gençlerinden #Avrupa #Parlamentosunda #tecrit #protestosu

TBB depremzedeler için hukuk rehberi hazırladı

TBB, 1999 depreminden sonra yayınlanan ‘Depremzedeler İçin Hukuk Rehberi’ kitapçığını güncelleyerek yayınladı

Türkiye Barolar Birliği (TBB), 1999 depreminin ardından yayınladığı “Depremzedeler İçin Hukuk Rehberi” kitapçığını, Mereş merkezli depremlerin ardından güncelleyerek yeniden yayınladı.

Rehberde, depremzedeler ve depremden zarar görenlerin hakları Ceza Hukuku, Özel Hukuk, İdare Hukuku, Vergi Hukuk, Sağlık Hukuku yönünden ayrıntılı olarak ele alınırken, afetzedelere yıkılan veya ağır hasar gören yapıları sebebiyle konut veya işyeri için sunulan destekler ve adli müzahere (yardımlaşma) başlıkları altında depremzede hakları ve destekleri ele alındı.

Depremzedeler İçin Hukuk Rehberi’ne, TBB web sayfasından erişilebilir.

https://d.barobirlik.org.tr/2023/DepremzedelerIcinHukukRehberi/

HABER MERKEZİ

#TBB #depremzedeler #için #hukuk #rehberi #hazırladı

38 milyar dolarlık deprem vergisi toplandı: Peki bu para ile ne yapılabilirdi?

1999 Marmara depreminin ardından 23 yılda güncel tutarla 38 milyar 196 milyon dolar deprem vergisi toplandı. Bu parayla depreme dayanıklı ortalama 1 milyon konut yapılabilirdi

Mereş merkezli depremlerin ardından dün yapılan ortak yayınla, 115 milyar lira bağış toplandı. Bağışların vergi indirimine tabi olması tartışma konusu olurken, 17 Ağustos Marmara Depremi’nin ardından toplanan devasa boyutlardaki ‘deprem vergileri’nin akıbeti yeniden gündeme geldi.

1999 ile 2022 yılları arasında; Hazine ve Maliye Bakanlığı’nın verilerine göre, 2 Şubat 2023 itibariyle 88 milyar 47 milyon 705 bin lira tutarında deprem vergisi tahsil edildi. Merkez Bankası’nın yıllık ortalama dolar kuru hesabına göre bu paranın dolar cinsinden karşılığı 38 milyar 248 milyon dolar. Bu para günümüz dolar kuru üzerinden TL’ye çevrildiğinde toplanan paranın yaklaşık 720 milyar lira olduğu görülüyor. Bu meblağın 36,5 milyar dolarıysa, AKP’nin 20 yıllık kesintisiz iktidarı döneminde toplandı.

Vergi Uzmanı Ozan Bingöl, toplanan deprem vergileriyle neler yapılabileceğine ilişkin şu hesaplamayı yapıyor: “Tanesi 50 bin dolardan 763 bin 934 adet depreme dayanıklı konut inşa edilebilirdi. TÜİK tarafından açıklanan 2021 verilerine göre Türkiye’de ortalama hanehalkı büyüklüğü 3,23 kişidir. Buna göre depremin yaralarını sarmak için bugüne kadar toplanan vergiler konut olarak ihtiyaç sahiplerine verilmiş olsa idi toplam 2 milyon 467 bin 500 kişinin konut sorunu çözülmüş olacaktı. Ama olmadı.”

Bir başka hesaplamaya göreyse, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın 2022 yılında açıkladığı ortalama birim maliyeti kapsamında, TOKİ’nin inşa ettiği 96 metrekare büyüklüğünde 1,3 milyon konut yapılabilirdi.

‘Deprem Vergisi’ olarak anılan Özel İletişim Vergisi, 4481 sayılı kanun ile getirilen ve zaman içinde kalıcı hale getirilen bir vergi türü. 4481 sayılı kanun ile getirilen vergiler şöyle:

– Özel İletişim Vergisi,

– Özel İşlem Vergisi

– Ek Gelir Vergisi,

– Ek Kurumlar Vergisi

– Ek Emlak Vergisi,

– Ek Motorlu Taşıtlar Vergisi…

Vergiler nerede?

AKP hükümetleri döneminde, toplanan deprem vergileri başka alanlarda kullanıldı. Bu konudaki en net açıklama iki bakandan gelmişti. Eski Maliye Bakanı Mehmet Şimşek, 2011 Wan depreminden sonra yaptığı açıklamada, vergilerin akıbetine ilişkin şu açıklamayı yapmıştı: “Deprem vergisi adı altındaki vergiden çok sürekli hale gelmiş ÖTV vesaire var. Diyorsunuz ki bu çerçevede 44 milyar liralık vergi topladınız, nereye gitti. Sadece bir yıllık vatandaşın sağlığı için yaptığımız harcama 44 milyar lira. Bu, duble yollara gidiyor, demiryollarına, havayollarına, çiftçimize, eğitime gidiyor.”

30 Ekim 2020’deki İzmir depreminin ardından ise dönemin Hazine ve Maliye Bakanı Lütfi Elvan, aynı soruya “Herhangi bir gidere harcanmış olabilir” yanıtını vermişti.

Kaynak: ArtıGerçek

#milyar #dolarlık #deprem #vergisi #toplandı #Peki #para #ile #yapılabilirdi

Corbyn: Abdullah Öcalan hapisteyken barış olmaz

İngiltere’nin başkenti Londra’da 2’nci Abdullah Öcalan’a Özgürlük Konferansı yapıldı. Konferansta konuşan İngiltere Milletvekili Jeremy Corbyn, Kürt sorununda barışçıl bir çözüm için Abdullah Öcalan’ın rolüne dikkat çekti

Uluslararası bir komployla 9 Ekim 1998’de Suriye’den çıkarılan ve 15 Şubat 1999’da İmralı Adası’nda Yüksek Güvenlikli Cezaevi’ne getirilen PKK Lideri Abdullah Öcalan, 24 yıldır tek kişilik hücrede tutuluyor. Abdullah Öcalan üzerindeki tecrit her geçen gün derinleşerek ve genelleşerek devam ederken, Kürt halkı ve dostları birçok yerde komploya ve tecride tepki gösterirken, diğer taraftan da yapılan panel, seminer ve konferanslarla paradigması ve özgürlüğü tartışılıyor.

Bu konferanslardan biri de önceki gün İngiltere’nin başkenti Londra’da, sendikalar ve Kürt Halk Meclisi öncülüğünde yapılan 2’nci Abdullah Öcalan’a Özgürlük Konferansı oldu. Konferansın ilk oturumunda ‘Jin jiyan azadî sloganının teorisi ve uygulaması’ ile ‘Ortadoğu’daki krizler ve Abdullah Öcalan’ın Demokratik Ortadoğu Çözümü’ adlı iki oturum düzenlendi.

Özgürlük isyanı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın cinsiyet özgürlükçü paradigmasının konuşulduğu ‘Jin Jiyan Azadî’ oturumunda akademisyen ve Londra Jineoloji Komitesi Üyesi Lida Kayhlo bir konuşma yaptı. Kayhlo, konuşmasına Türkiye tarafından katledilen Nagihan Akarsu, Hevrîn Xelef, Sakine Cansiz, Leyla Şaylemez, Fidan Doğan ve Emine Kara’yı anarak başladı. Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği ‘kadın özgürlük’ çizgisinin dünyadaki kadın hareketlerine ilham kaynağı olduğunu ifade eden Kahylo, Abdullah Öcalan’ın tüm dünyada kadınların bir araya gelebileceğini ve bir güç olabileceğini gösterdiğini ifade etti. Abdullah Öcalan’ın fikirlerinin temelinde cinsiyet özgürlüğü ve kadın özgürlüğü olduğunu söyleyen Kahylo, Kürt kadınların özgürlük yürüyüşünün ‘Jin jiyan azadî’ şiarı etrafında bir özgürlük isyanına dönüştüğünü ifade etti.

‘Demokrasiyi sisteme kavuşturdu’

‘Demokratik Konfederalizm’ başlıklı oturumda konuşan Dr. Seewan Saeed ise, Demokratik Konfederalizm sistemine değindi ve demokrasinin tarihsel sürecinin anlattı. ‘Demokrasi’ kavramının Abdullah Öcalan’ın ortaya çıkardığı bir şey olmadığını ancak onunla bir paradigmaya, bir sisteme kavuştuğunu söyleyen Saeed: “Örneğin bir mutfakta çok sayıda malzeme vardır. Bu malzemeden şahane bir şey çıkarmak için onu doğru harmanlamanız gerekir. O malzemeleri bütünleştirip harmanlayıp harika bir şey ortaya çıkaran bir şef düşünün. Müthiş bir şey yapmış olur. İşte Abdullah Öcalan o müthiş şeyi yaptı. Tüm demokrasi kavramlarını bir tez haline dönüştürerek müthiş bir şey başardı” dedi.

Zihniyet devrimcisi

Abdullah Öcalan’ın ‘zihniyet devrimi’ne yaptığı katkıya dikkat çeken Saeed, şunları ifade etti, “Sorunlara çözüm bulurken zihniyet boyutunu ele almamız gerekiyor. PKK de ‘demokrasi’ meselesini, işte zihniyet devrimi ile başarmaya çalışıyor. Abdullah Öcalan, son savunmasında zihniyet devrimi ile ilgili kavramsal çalışmayı ele alıyor. Bakın bugün demokrasi denince bir şey algılıyoruz. Kadın dediğimizde bir kadın algısı vardır. Biz ‘kadın’ dediğimizde zihnimizde oluşan ‘kadın’ annedir, kız kardeştir, eştir, hizmetçidir. Ancak işte bu değil. Abdullah Öcalan toplumsal mücadeleye zihniyette yeniden bir anlam biçiyor. Yeniden anlam biçtiğinde yeni bir kadın profili oluşuyor zihniyette. Mesela Rojava Devrimi’nde Abdullah Öcalan’ın fikirleri ile yeni bir ‘kadın’ bakış açısı ortaya çıktı. Bu Abdullah Öcalan’ın zihniyet devrimidir. O, kadın’ kavramına önce dokunuyor, sonra tanımlıyor. İşte bu tanımlama, kadın devrimciler, kadın savaşçılar olarak ortaya çıktı” diye kaydetti.

Acımasız bir sistem

Konferansın kapanış konuşmasını ise İşçi Partisi eski lideri ve Milletvekili Jeremy Corbyn yaptı. Corbyn, şöyle konuştu:

“Temel olarak bu dönem Kürtlerin son yüzyılda üzerindeki baskıları hatırlama zamanıdır. Kürtleri son yüzyıldır verilmeyen haklarını hatırlama zamanıdır. Kürtler Osmanlı’nın çöküşünden bugüne, yaşadıkları her alanda dışlanma ve baskıya maruz kaldı. Kürtler ısrarcı bir şekilde kimliklerini ve dillerini korumak için mücadele etti. Kendi kaderini tayin etme mücadelesi verdi. Bu mücadele Irak, Suriye gibi birçok ülke de binlerce Kürt’ün hayatına mal oldu. Kürt tarihine, kültürüne ve kimliğine sonsuz bir saygım var. Birçok farklı tarihlerde Kurdistan’ı ziyaret ettim. Kürtlerin kendisini savunmasının ne kadar anlamlı olduğunu anlıyorum. Kürtler sürekli kendi tarihini ve dilini savunarak yaşamını inşa ediyor. Kürtler için barış dolu bir hayat olmadı bugüne kadar. Türkiye ve Suriye’de yaşanan depremde ortaya çıkan sonuç, Kürtlere karşı ne kadar acımasız bir sistemin var olduğunu ortaya koydu. Hem Türkiye hem Suriye’deki Kürtlere karşı yardımların engellenmesinin onlara karşı ne kadar acizlik içerisinde olduklarını görüyoruz. Bizim elimizden geldiğince acil yardımları sağlamaya devam etmemiz gerekiyor. Avrupa’daki Kürtlerin oluşturdukları dayanışma ağından çok etkilendim.”

‘Abdullah Öcalan hapisteyken barış olmaz’

Uzun vadeli bir barış için neler yapılması gerektiğine odaklanılması gerektiğini ifade eden Corbyn, “Abdullah Öcalan hapiste iken barış ve çözüm gelişmez. Onlarca yıldır bir saldırı ve tecrit altında. Şu anda sağlığı ve durumu hakkında bilgimiz yok. Üzerinde mutlak tecrit uygulanıyor. Eğer biz barış istiyorsak -ki barışı istiyoruz-; o zaman bunu müzakere etmemiz gerekiyor. Müzakere ve barış için halkın temsilcileri dahil edilmelidir. Nelson Mandela’nın tutsaklığının sona ermesiyle bir barış süreci başladı. Her şey Mandela’nın özgürlüğü ile başladı. Ben 1980’lerde IRA ile müzakere sürecinin başlatılmasını istediğimde çok ağır eleştirilere maruz kaldım. Ama 15 yıl sonra barış süreci çok hızlı bir şekilde yol aldı. Karşılıklı ateşkes oluştu. Ve çözüm yolunda Belfast Antlaşması oluştu. Bu anlaşma ile İrlanda’da çok farklı bir atmosfer oluştu. Bu da gösteriyor ki, bir barış süreci mutlaka gerekiyor” dedi.

LONDRA

#Corbyn #Abdullah #Öcalan #hapisteyken #barış #olmaz

HDP’den fahiş kira fiyatlarına karşı ‘Evim Evindir’ kampanyası

Amed’te deprem sonucu yaşanan barınma sorununa karşı HDP Amed İl Örgütü, ‘Evim Evindir’ kampanyası başlattı. Fahiş kira fiyatlarına karşı başlatılan kampanyada dayanışma çağrısı yapıldı

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Amed İl Örgütü, Mereş merkezli yaşanan depremlerin ardından ortaya çıkan barınma sorununu çözmek ve fahiş kira artışlarına karşı “Evim Evindir” kampanyası başlattı.

Kent halkından, kapılarını depremzedelere açmasını ve dayanışma ağının güçlendirilmesine çağrı yapılan HDP, “birlikte başaracağız” diye belirtti.

Kampanyaya ilişkin HDP’nin sanal medya hesabı üzerinden yapılan duyuruda şöyle denildi: “Amed, her daim kendi yaralarını dayanışmayla sarmayı başarmıştır. Yaşanan depremden dolayı fahiş kira artışlarıyla ilgili duyumlar bizi derinden üzmüştür. Bize düşen ‘Evim Evindir’ diyerek bu zor günleri el ele verip birlikte aşmak, birlikteliğimizi güçlendirmek ve mazlumdan yana olan tavrımızı sürdürmek olmalıdır. Birlikte başaracağız.”

HDP İl Eşbaşkanı Gülistan Atasoy da Twitter hesabı üzerinden kampanyaya ilişkin şunları ifade etti: “Halkımızı acılardan ve mağduriyetlerden faydalanıp fırsatçılık yapanlara karşı, toplumsal değerlerimize sahip çıkmaya çağırıyoruz.”

AMED

#HDPden #fahiş #kira #fiyatlarına #karşı #Evim #Evindir #kampanyası

Demirtaş’tan sesli mesaj: Sürdürmemiz gereken bir şey var, o da dayanışma

Demirtaş tutuklu bulunduğu cezaevinden sesli mesaj gönderdi: Rezalet karşısında sözlerime dikkat ederek konuşuyorum; Hiç kimseden de korkmayın. Özgürlük her zamankinden yakın

HDP eski Eş Genel Başkanı Selahattin Demirtaş, tutuklu bulunduğu Edirne F Tipi cezaevinden yaptığı telefon görüşmesinde halka mesaj gönderdi.

Demirtaş eşi Başak Demirtaş aracılığıyla yaptığı konuşmada yaşanan yönetim rezaleti karşısında kendini zor tuttuğunu dile getirerek, ‘kötülüğe karşı mücadele etmeye devam edelim’ dedi.

Demirtaş enkaz altında insanlarımız canlı ya da cansız halen çıkarılmaya beklerken sözlerime dikkat ederek konuşuyorum. Diyerek başladığı konuşmasında  “Doğrusu kendimi zor tutuyorum. Deprem öncesinde ve sonrasında yaşanan yönetim rezaletini günlerce konuşsak yine de eksik kalır. Fakat şu anda acilen sürdürmemiz gereken bir şey var. O da dayanışmayı ve yardımlaşmayı kesmemek, sürekli büyütmek.” İfadelerini kullandı.

Halkın gösterdiği dayanışma örneğini için umut tam da buradadır diyen Demirtaş “Birbirimize sarılıp, el ele verip bu enkazın altından beraberce çıkacağız” dedi.

Demirtaş devamında şu ifadelerde bulundu;

Bu arada sessizce köy köy dolaşıp yardım organize eden, malzeme dağıtan bütün gönüllülere, özellikle HDP’li partili arkadaşlarıma, sanatçılara, belediyelere, meslek odalarına, sendikalara da selam gönderiyorum. Hepsini yürekten kutluyorum. Büyük bir dayanışma gösteren ayrımsız herkese minnet duymamız gerekir.

Hiç kimseden de korkmayın

Türkiye’nin ve dünyanın dört bir yanından yardıma koşan kurtarma ekipleri başta olmak üzere tüm gönüllülere, karşısındakinin siyasi görüşüne bakmadan elini uzatan ülkemizin güzel insanlarına, umutlarımızı diri tuttukları için teşekkür ediyorum. Kimse merak etmesin. Devran hiç durmadı, halen dönüyor. Hiç kimseden de korkmayın. Özgürlük hepimiz için her zamankinden yakındır. Yılmadan, yorulmadan, dayanışmaya, kötülüğe karşı mücadele etmeye devam edelim. Elbet, refaha, düze çıkacağımız günler de gelecek. Allah büyüktür.”

HABER MERKEZİ

#Demirtaştan #sesli #mesaj #Sürdürmemiz #gereken #bir #şey #var #dayanışma

HDP’den uzaktan eğitim kararına tepki: Öğrenciler okullara ve yurtlarına geri dönsün

HDP, devlet yurtlarının boşaltılması ve uzaktan eğitim kararına yazılı açıklama ile tepki gösterdi: İktidar, öğrencilerin bir araya gelebileceği, sürece müdahil olacağı yolu engellemeye çalışıyor

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eğitim Politikaları Komisyonu, iktidarın depremi gerekçe göstererek uzaktan eğitim kararı almasına tepki gösterdi. Yapılan yazılı açıklamada, “İktidar, öğrencilerin bir araya gelebileceği, sürece müdahil olacağı yolu engellemeye çalışıyor” denildi.

Açıklamada, “Toplumsal, ekonomik, kültürel, sosyal ve ruhsal etkileri yıllara yayılacak olan deprem süresince AKP-MHP iktidarının tek rolü, varlığını gösterebilecek hak gasplarına ve güvenlikçi anlayışa yeniden başvurmak olmuştur. Sadece depremin yaşandığı illerde değil, tüm ülkede okulların açılmasını erteleyerek öğrencilerin eğitim haklarını engelleyen iktidar, yükseköğretimde yaza kadar uzaktan eğitime geçme ve yükseköğretim öğrencilerinin kaldığı devlet yurtlarını boşaltma kararı almıştır. Yükseköğretim kurumlarının yaza kadar açılmayıp öğrenci yurtlarının da ivedilikle boşaltılmasının istenmesi kabul edilebilir bir durum değildir. Bu karar, öğrencilerin eğitim haklarının engellenmesi anlamına gelmektedir. Bununla birlikte; öğrenci yurtları, depremzede aileler için uygun yerleşim mekânları olmadığı gibi, yüz binlerce depremzedenin barınabileceği insani koşullar öğrencilerin eğitim hakları engellenmeden yaratılmalıdır” ifadelerine yer verildi.

Karardan vazgeçilmeli

“Uzaktan eğitime geçme kararı alan iktidar, üniversite öğrencilerinin bir araya gelebileceği, yaşanan sürece müdahil olacağı bir yolu engellemeye çalışmaktadır” vurgusunda bulunulan açıklamada, “Depremin doğrudan etkilediği 10 ilde kayıtlı ilkokul, ortaokul ve lise öğrencilerinin örgün eğitime kayıpsız devam etmesi için pedagojik açıdan uygun ortak eğitim alanları en acil şekilde inşa edilmeli, öğrenciler için ekonomik ve psiko-sosyal destekler sağlanmalıdır. Yükseköğretimle ilgili alınan uzaktan eğitim kararından derhal vazgeçilmeli, öğrenciler yurtlarına ve okullarına geri dönmelidir. Depremden etkilenen tüm temel eğitim ve yükseköğretim öğrencileri için karşılıksız burs programları uygulamaya konulmalıdır” diye kaydedildi.

ANKARA

#HDPden #uzaktan #eğitim #kararına #tepki #Öğrenciler #okullara #yurtlarına #geri #dönsün

Haluk Levent: TV’ye bağlanmak istedim ama olmadı

Haluk Levent, televizyonların ortak yayınla başlattığı kampanyaya 500 bin TL bağış yaptığını sosyal medyadan duyurdu: TV ye bağlanmak istedim ama olmadı

Depremin ardından bir yandan yardımları koordine ederken bir yandan da topladığı bağış miktarı 1 milyar TL’yi aşan ve hedef gösterilen AHBAP’ın başkanı Haluk Levent, televizyon kanallarının ortak yayınıyla başlatılan kampanyaya da bireysel bağış yaptı.

Twitter’dan yaptığı paylaşımda “TV ye bağlanmak istedim ama olmadı” diyen Levent “Yıllarca beraber çalıştığımız eskisinden yeni yöneticisine kadar görüştüğüm bildiğim hatta yangınlarda sellerde özverili çalışmalarına tanık olduğum Afad emekçileri geldi aklıma. Onlara selam olsun. Ben de 500 bin ₺ bağış açıklıyorum” ifadelerini kullandı.

HABER MERKEZİ

#Haluk #Levent #TVye #bağlanmak #istedim #ama #olmadı

Tutuklular için sanal medyadan çağrı yaptı ‘sansür yasası’ndan tutuklandı

Türkoğlu L Tipi Cezaevi’nde çıkan siyanın ardından dayısı için endişelenen ve sanal medyada aldığı duyumları paylaşan Asya Doru ‘sansür yasası” uyarınca tutuklandı

Mereş merkezli depremler, bölgede bulunan çok sayıda cezaevini de etkiledi. Ceza İnfaz Sisteminde Sivil Toplum Derneği’ne (CİSST) göre, depremlerden etkilenen 10 ilde bulunan cezaevlerinde 17 bin 600 tutuklu var.

Depremden etkilenen bazı cezaevlerinde ise tutuklular hem ailelerinden haber alamadıkları hem de can güvenliği nedeniyle isyan etti. Kolluk güçlerinin tutuklulara açtığı ateş sonucu birçok tutuklulunun yaralnadığı belirtildi. Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü, Mereş’teki Türkoğlu Cezaevi’nde yaşanan olaya dair “Türkoğlu 1 Nolu L Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumunda bulunan hükümlü ve tutukluların ceza infaz kurumundan dışarıya çıkmaya çalıştığı, kurum dış güvenliğini sağlamakla görevli olan jandarma taburunun mevzuat çerçevesinde müdahalesi sonucu firar teşebbüsü önlenmiş ve kurum güvenliği sağlanmıştır” açıklaması yaptı.

Tutuklu yakınlarının kaygıları giderilmezken, aldıkları duyumları sanal medyadan paylaşan tutuklu yakınları hakkında ise soruşturma açıldı.

Şirnex’in Silopiya ilçesinde yaşayan Asya Doru, 9 Şubat’ta Mereş’in Türkoğlu ilçesinde bulunan Türkoğlu L Tipi Kapalı Cezaevi’nde tutuklu olan dayısı için sanal medya hesabından, “Yalvarırım sesimizi duyurun, mahkumların can güvenliği tehlikede, Kahramanmaraş Türkoğlu cezaevi mahkumları ölüme terkedilmiş, gardiyanlar kapıları kapatıp kaçmış, isyan etmek için yangın çıkaran bir sürü mahkumun kafası ezilerek öldürüldü, kolonlar üstüne yıkılmış acil yardım nolur” paylaşımını yaptı.

Doru tutuklandı

Paylaşımın ardından Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı Doru hakkında “Yanıltıcı Bilgiyi Alenen Yayma” suçlamasıyla soruşturma başlattı. Başlatılan soruşturma kapsamında evine yapılan baskınla gözaltına alınan Doru, İlçe Emniyet Müdürlüğü’ne götürüldü. Doru, buradaki ifade işlemlerinin ardından adliyeye sevk edildi. Savcılık ifadesinden sonra tutuklama talebiyle Sulh Ceza Hakimliği’ne gönderilen Doru, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı. Ancak savcılığın itirazı üzerine tekrar gözaltına alınan Doru, sevk edildiği Sulh Ceza Hakimliği’nde “Yanıltıcı bilgiyi alenen yayma” iddiasıyla tutuklanarak Şırnak T Tipi Kapalı Cezaevi’ne gönderildi.

Doru’nun avukatı Fadıl Tay ise, karara tepki göstererek “Suçun alt ve üst sınırına baktığımızda yatarı olmayan ve 2 ay önce yürürlüğe giren tartışmalı bir kanun maddesidir. Dezenformasyon maddesi olarak da bilinen TCK 217’nci maddesi, ifade ve düşünce özgürlüğünü kısıtlayan bir düzenleme. Verilen karar hukuka aykırıdır. Bu karar tamamen siyasidir” dedi.

Kaynak: MA

#Tutuklular #için #sanal #medyadan #çağrı #yaptı #sansür #yasasından #tutuklandı

Hukukçu Kazan: Seçim ertelenirse meşruiyet sorunu çıkar

Seçimlerin ertelenmesi tartışmalarına dair hukukçu Kazan, erteleme kararı verilmesi durumunda ‘meşruiyet krizinin ortaya çıkacağını’ vurguladı ve ‘Ne Cumhurbaşkanı, ne YSK, ne de Meclis erteleyebilir’ yorumunu yaptı

Mereş’teki depremlerin ikinci günü AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan, bölgede Olağanüstü Hal (OHAL) ilan etti. 9 Şubat’ta toplanan Meclis, muhalefetin itirazlarına rağmen OHAL kararını onaylayarak yürürlüğe koydu.

İlan edilen OHAL’in ardından ise seçimlerin erteleneceğine dair tartışmalar gündemdeki yerini korurken, AKP’nin kurucuları arasında yer alan ve Meclis eski Başkanı Bülent Arınç, Anayasa’nın 78’inci maddesine yer alan “Seçim, ancak devletlerarası savaş durumunda Meclis’in onayıyla ertelenebilir” hükmüne rağmen, seçimlerin ertelenmesi gerektiğini ileri sürdü.

Arınç’ın açıklamaları ile daha da alevlenen erteleme tartışmalarının yanı sıra Anayasa’da söz konusu ilgili maddenin tanımı ve YSK’nin bu duruma ilişkin yetkisine ilişkin Mezopotamya Ajansı, İstanbul Barosu eski başkanı hukukçu Turgut Kazan ile konuştu.

Sadece savaş koşulunda ertelenebilir

Mehmet Aslan’a konuşan Kazan, Arınç’ın sözlerine işaret ederek, “tek adamın” mevcut koşullarda seçimi kazanma şansının iyice düştüğünü gördüğünü ve bu nedenle bu tartışmaları bilinçli bir şekilde alevlendirdiğini ifade etti.

Anayasa’da seçimlerin ertelenmesine dair hükmü içeren 78’inci maddeye işaret eden Kazan, bunun çok açık bir hüküm olduğuna dikkat çekti. İlgili maddede seçimin savaş halinde ancak Meclis tarafından ertelenebileceğini söyleyen Kazan, “İlgili hüküm ile seçim bir yıl ertelenebilir. Savaş koşulları değişmemiş ise bu bir yıllı yenileyebilir. Anayasada bu düzenleme var. Bir kere savaş koşulları yaşıyor olacağız. İkinci Meclis karar verecek” dedi.

Ne Cumhurbaşkanı, ne YSK, ne de Meclis erteleyebilir

AKP’nin YSK eliyle seçimi ertelemeye soyunabileceğini ifade eden Kazan, YSK’nin deprem nedeniyle oluşan koşulları öne sürebileceğini ve erteleme kararını Meclis’e verme girişiminde bulunabileceğini söyledi. Kazan, “Nasıl mühürsüz oyları geçerli saymak gibi yasanın apaçık kurallarını çiğneyip mühürsüz oyları geçerli saydıysa, nasıl ki İstanbul seçimlerini inanılmaz bir biçimde iptal ettiyse burada da ‘öyle bir karar verir’ diye düşünülüyor. Oysa YSK’ya düşen görevler var. Nedir bu görevler? Seçimlerin temel hükümlerine dair 298 Sayılı Yasası’nın 14’üncü maddesine göre; deprem nedeniyle etkilenen 13 milyon içinde yer alan seçmenin bulunduğu yerleri tespit ederek, önlemler alması gerekir. Bu koşullar nedeniyle seçimi erteleme gibi bir yetkisi hiçbir şekilde yok. Ne Cumhurbaşkanı, ne YSK, ne de Meclis erteleyebilir” diye vurguladı.

Meşruiyet sorunu çıkar

YSK’nin seçimi en son 18 Haziran’da yapmak zorunda olduğunun altını çizen Kazan, “YSK erteleme kararı verirse o zaman meşruiyet sorunu çıkar” diye belirtti.

Bu durum ile iktidarın ve YSK’nin meşruluğunun tartışma konusu olacağını belirten Kazan, sözlerini şöyle sürdürdü: “Meşruiyet sorunu başlarsa iktidar olamazsınız. Görevinizi yapamazsınız. YSK ne yapıp edip Türkiye’yi kurtarması gerekir. O nedenle Anayasal sistem içerisinde bir meşruiyet sorununu da bize yaşatmamalı. Eğer olursa yönetim meşruluğu kaybeder. Yönetici bir şekilde ‘darbe yapmış, yönetime el koymuş sayılır.’ O zaman bundan kaçınmak gerekir. Hem Cumhurbaşkanı Erdoğan böyle bir şey düşünmemeli hem AKP hem de YSK böyle bir şey düşünmemelidir. Eğer yapılırsa Türkiye’ye yapılacak kötülüklerin en büyüğü yapılmış olur.”

Muhalefet tepki göstermeli

Toplumsal muhalefetin buna tepki göstermesi gerektiğini ifade eden Kazan, “Böyle bir şeye boyun eğmek, böyle bir şeye rıza göstermek ‘evet olabilir’ demek mümkün değildir” dedi.

HABER MERKEZİ

#Hukukçu #Kazan #Seçim #ertelenirse #meşruiyet #sorunu #çıkar