Ana Sayfa Blog Sayfa 937

Özerk Yönetim’den depremzedelere yardım açıklaması

Özerk Yönetim, depremde zarar gören yurttaşların yaralarını sarmak için insani yardıma devam edeceklerini açıkladı

Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, resmi internet sitesinde yazılı bir açıklama yayınlayarak depremde zarar gören yurttaşlara insani yardım ulaştırmaya devam edeceklerini açıkladı.

Açıklamada, “Bölgeyi etkisi altına alan insani felaketin başlamasıyla birlikte Özerk Yönetim, Suriye’nin afet bölgelerine insani yardım konvoylarını göndermek için tüm imkanlarını seferber etti. Şam hükümeti bölgelerine ve işgal altındaki bölgelere insani yardımlarımız gönderildi. Ancak her iki tarafça da reddedildi. Arabulucular tarafından yapılan ısrar ve çabaların ardından acil insani yardım olarak Şêxmeqsûd, Şehba ve Şam hükümeti bölgelerine 100 tanker mazot gönderildi” dedi.

Açıklamanın devamında, bunun insani, manevi ve ulusal bir görev olduğu için Özerk Yönetim’in depremzedelerin ihtiyaçlarına destek vermeye devam edeceği vurgulanarak, “ Tüm tarafların bu insanlık durumuna ayrım yapmadan yaklaşması, insan emeğini engellememesi ve bu trajik durumun sorumluluğunu üstlenmesi gerekir” denildi.

HABER MERKEZİ

#Özerk #Yönetimden #depremzedelere #yardım #açıklaması

46 kurumdan enkaz kaldırma çalışmalarına dair ortak açıklama

Ölüye Saygı İnisiyatifi ile birlikte 46 kurumun yaptığı ortak açıklamada, alelacele başlatılan enkaz kaldırma çalışmalarında cenazelerin zarar gördüğü belirtilerek, ‘Ölülerin layıkıyla defnedilmemesi ne hukuki ne de insanidir’ denildi

Mereş merkezli depremlerin ardından arama kurtarma çalışmaları tamamlanmamışken enkazların kaldırılmasına başlandı. Çalışmaların başlaması ile beraber iş makineleri ile parçalanan insanlara ait görüntüler açığa çıktı. Ölüye Saygı ve Adalet İnisiyatifi, söz konusu durumun insan onuruna aykırı olduğunu belirterek, yazılı açıklama yaptı. Çok sayıda kurum ve sivil toplum örgütü açıklamaya imzacı oldu.

Enkaz altında halen insanlar var

Depremlerde 36 bin 187 kişinin hayatını kaybettiğinin hatırlatıldığı açıklamada, “On binlerce insan yıkılmış binaların altından ölü ya da diri çıkarılmayı bekliyor. Hayatını kaybedenlerin derin acısı içerisindeyiz, yaşamını yitirenlerin yakınlarına ve halkımıza başsağlığı diliyoruz. Yaralarımızın ancak güçlü bir dayanışmayla sarılabileceğini biliyoruz. Bu süreçte dayanışmaya omuz veren her kişi ve kuruma sonsuz bir minnet ve saygı duyduğumuzu belirtmek istiyoruz” denildi.

‘Cenazelerin vücut bütünlüğü bozuluyor’

Cenazelerin söz konusu durumda çeşitli eziyetlere maruz kaldığının vurgulandığı açıklamada, yaşamını yitirenlerin yakınlarının cenazelerinin kendi imkanlarıyla savcılığa götürüp onay almak zorunda bırakıldığına dikkat çekildi. Teslim prosedürünün usule uygunluk gözetilmeden ve insan onurunu zedeleyecek şekilde ihlal edildiğine dikkat çekilen açıklamada şu ifadelere yer verildi:

“Enkazın alelacele kaldırılmaya başlanması cenazelerin vücut bütünlüğünün bozulmasına neden olabilmektedir. Enkazdan çıkarılan, yaşamını yitirmiş depremzedeler kimi zaman doğrudan battaniyelere sarılarak kimi zaman toplu biçimde defnedilebilmektedir. Göçmen ve mülteciler ile LGBTİ+ gibi çeşitli topluluklar yeterince yardımlara erişememekte ve cenazelerine ulaşmakta da sıkıntılar çekmektedir. Ölülerin layıkıyla defnedilmemesi ne hukuki ne de insanidir. Cenazelerin usulüne uygun biçimde defnedilmesi amacıyla gerekli imkânların yaratılması, cenazelerin uygun biçimde çıkarılması ve yakınlarına teslim edilmesi yalnızca ölüye saygının temel ilkesi değil; aynı zamanda yaşayanlara saygı göstermenin de gereğidir. Ayrıca ölülerin layıkıyla defnedilmesi adaletin sağlanmasında da önemli bir adım olacaktır.”

Cenazelere saygı ile yaklaşılması gerektiği belirtilen açıklamada, “Bu felakette oldukça çetin kış şartlarında enkaz başında yakınlarının cansız bedenlerini bekleyen herkese cenazeleri usulüne uygun bir şekilde teslim edilmelidir. Herkesi bu en insani talebimize destek olmaya; hükümeti de bu konuda sorumlu davranarak gereğini yapmaya çağırıyoruz!” denildi.

HABER MERKEZİ

#kurumdan #enkaz #kaldırma #çalışmalarına #dair #ortak #açıklama

Millet İttifakı deprem gündemiyle toplanacak

Millet İttifakı, Cumartesi günü deprem gündemiyle bir araya gelecek

Altılı Masa’yı oluşturan siyasi partiler CHP, İyi Parti, DEVA Partisi, Saadet Partisi, Gelecek Partisi ve Demokrat Parti genel başkanlarının 18 Şubat’ta deprem gündemiyle bir toplantı yapacakları duyuruldu.

Saadet Partisi’nden yapılan açıklamada, Millet İttifakı’nı oluşturan siyasi partilerin, 18 Şubat Cumartesi saat 14.00’te Saadet Partisi Genel Merkezi’nde “Deprem Özel” gündemli bir toplantı gerçekleştirecekleri belirtildi.

HABER MERKEZİ

#Millet #İttifakı #deprem #gündemiyle #toplanacak

Koruculardan enkaz altındaki silahları istendi

Meletî’nin Micahiran’daki köy korucuları, Jandarma İlçe Komutanlığı’nın enkaz altında kalan silahların çıkarılması yönünde kendilerine baskı uyguladığını söyledi

Meletî’nin Wêranşer (Doğanşehir) İlçesine bağlı Micahiran (Topraktepe) Mahallesi’nde, depremler sonrası 11 kişi yaşamını yitirirken, yüzlerce hayvan da enkaz altında kaldı.

Mezopotamya ajansı’ndan Fırat Can Arslan’ın aktardığına göre deprem sonrası köyde yaşayan 7 korucunun evleri de ağır hasarlı ya da enkaz haline gelirken, Jandarma İlçe Komutanlığı, enkaz altında kalan silahlarını çıkarması yönünde koruculardan istekte bulundu. İsmini vermek istemeyen 3 korucu, jandarmaların baskısıyla enkaz altından silahlarını çıkarmak zorunda kaldıklarını söyledi.

HABER MERKEZİ

 

#Koruculardan #enkaz #altındaki #silahları #istendi

18 aylık bebeğin faili uzman çavuş: Gaz fişeği değil taş öldürdü!

Attığı gaz fişeği 18 aylık Mehmet Uytun’a isabet ederek ölümüne neden olan uzman çavuş H.A., Uytun’un atılan taş nedeniyle öldüğünü iddia etti. H. A ‘Bu Cizre’de her zaman olan şeylerdir’ ifadesini kullandı

Şirnex’in Cizîr (Cizre) ilçesinde 18 aylık Mehmet Uytun, evlerinin balkonunda annesinin kucağında bulunduğu sırada uzman çavuş H.A.’nın attığı gaz kapsülünün başına isabet etmesi sonucu hayatını kaybetmişti. Fail H.A., hakkında “taksirle ölüme neden olmak” suçundan açılan davanın ikinci duruşması, Cizre 1’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Mehmet Uytun’un ailesi ve avukatlığını yapan avukatlar depremden dolayı duruşmaya katılamayacaklarını bildirdi. Sanık ile avukatı ve tanık olarak dinlenen C.P. bulundukları kentlerde Ses ve Görüntü Bilişim Sistemiyle (SEGBİS) duruşmaya bağlandı.

‘Olay polisin attığı gaz fişeği ile oldu’

C.P., Uytun’un polis tarafından atılan gaz fişeği ile katledildiğini ifade ederek, “Olayı gördüm. O zaman çok büyük toplumsal olaylar oldu. Sürekli toplumsal olaylar oluyordu. Eve doğru gittim, karşı taraftan göstericiler taş atıyordu. Polisler ve çoğunluklu olarak askerler vardı, o zaman onlar göstericilerin olduğu tarafa gaz fişeği atıyorlardı. Sonra evimin karşısında bulunan binada bir bayan elinde çocukla feryat figan yakararak aşağıya doğru geldi. Polis kadının yanına koştu ve çocuğu hastaneye götürdüler. Daha sonra o çocuğun vefat ettiğini duydum. Kadın polisin olduğu cephedeydi. Kadın o esnada polisin attığı gaz fişeği sonucu oğlunu öldüğünü söyledi. Olay anında polisin göstericilere gaz fişeği attığını gördüm. Çocuğun ölümü gaz fişeği sonucu oldu. Çünkü göstericilerin elinde sadece taş vardı. Taş dışında başka bir şey yoktu. Yine başka bir olayda benim kendi evime de gaz fişeği isabet etti. Olay polisin attığı gaz fişeği ile olmuştur” dedi.

Sanık: Cizre’de her zaman olan şeyler

Tanık ifadeleri ardından şuan Suriye’de görev yapan fail uzman çavuş H.A. dinlendi. H.A. Mehmet Uytun’un atılan taş sonucu yaşamını yitirdiğini iddia ederek, “Ben bu tanığı tanımıyorum. Olayın üzerinden çok zaman geçse de olayı çok iyi hatırlıyorum. Polis, çocuğun kafasına taş geldiğini düşünerek çocuğu hastaneye götürdü, peşinden de personel asker gönderdik. Göstericilerin geliş güzergahı tam balkonun karşısı. Bu sebeple benim attığım gaz fişeği yere düştükten sonra çocuk ölmüştür. Bu çocuk göstericilerin attığı taş sonucu yaralanmıştır. Ben gaz fişeğinden 5-10 dakika sonra göstericiler panikliyor ve taş atıyorlar. Bu Cizre’de her zaman olan şeylerdir. Ben bu suçu işlemedim. Dosyada aleyhime herhangi bir delil yoktur ve beraatımı talep ediyorum” ifadelerini kullandı.

Sanık avukatının savunması

Sanığın avukatı Yalçın Torun’da, çocuğun gaz fişeği ile öldürülmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek, “Ev merminin görülebileceği bir yerde değil. Ev atış alanı içerisinde olmadığı için gaz fişeğinin ve atıcının yaralananı görebileceğinin mümkün olmadığı, atıcı ve yaralanan arasında bulunan duvar yok edecek etkide olduğu, anne ve çocuğun duruş pozisyonun değerlendirme yapıldığında, ancak 3 sekme sonucunda merminin çocuğa isabet edeceği belirtilmiştir. Bunun da mümkünatı yoktur” iddiasında bulundu.

Dosya ATK’ye gönderildi

Tanık ve sanık savunmalarının ardından, mahkeme heyeti dosyanın tekrardan Adli Tıp Kurumu’na (ATK) gönderilmesine, sanığın bir sonraki duruşmada hazır edilmesine, dosyada ki eksik hususların tamamlanmasına karar vererek, bir sonraki duruşmayı 2 Mayıs’a erteledi.

#aylık #bebeğin #faili #uzman #çavuş #Gaz #fişeği #değil #taş #öldürdü

Avukat Turan hakkındaki adli kontrol tedbiri kaldırıldı

Avukat Aryen Turan’ın ‘kimyasal silah kullanımının araştırılmasını’ istediği konuşması nedeniyle hakkında açılan davanın ilk duruşması görüldü. Turan hakkındaki adli kontrol tedbiri kararı kaldırıldı

İzmir Barosu’nun Genel Kurulu’nda, konuşması sırasında Federe Kurdistan Bölgesi’nde kimyasal silah kullanımına dair ortaya çıkan görüntülerin incelenmesi ve araştırılmasını talep ettiği için gözaltına alınan Aryen Turan hakkında “Örgüte bilerek ve isteyerek yardım etmek” suçlamasıyla açılan davanın ilk duruşması İzmir 18’nci Ağır Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Duruşmada, Av.Turan hazır bulunurken, İzmir Barosu’nun çağrısıyla çok sayıda avukat Turan’ı savunmak için duruşmaya katıldı. Duruşmayı ayrıca Fransa, Belçika ve Hollanda barolarından da temsilciler takip etti.

Savunma Bakanlığı’nın davaya katılma talebini sunan avukat da salonda yer aldı.

Yargılamaya başlamadan önce söz alan Av. Özkan Yücel: “Avukatın yargılanması için Adalet Bakanlığı onayı olması gerekiyor. İlgili kanun hükümleri bunu gerektir. Meslektaşımın konuşması genel kurulunda yapmıştır, garip bir soruşturma başlatıldı ve bu dava hiçbir hukuki yönü yoktur. Bu nedenle yargılamaya geçirmeksizin bakanlıktan izin talep etmenizi talep ediyoruz. Ayrıca konuşması, sadece Türkiye’nin adalet sistemine, hukuk mekanizmalarının geldiği boyutlara dair eleştirilerinden ibaret olduğu için derhal beraat kararı verilmesini talep ediyoruz” dedi.

Duruşma savcısı ise talebe ilişkin Turan’ın söz konusu konuşmasının “avukatlık kanunu dışında” olduğunu savunarak, yargılanması yönündeki talebi tekrar etti. Mahkeme heyeti Adalet Bakanlığı’ndan izin alınması talebini reddederek, yargılamaya başladı.

‘Hak ihlallerini dile getirmek benim ifade özgürlüğümdür’

Av. Aryen Turan savunmasında, İzmir Barosu Genel Kurulu’nda ÖHD adına söz aldığını ve o dönem yaşanan hukuksuzluklardan, hak ihlallerinden bahsettiğini belirtti. Katledilen Deniz Poyraz ve Jina Emini’ye atıfla “Jin, Jiyan, Azadi” sloganıyla konuşmasını sonlandırdığını aktaran Turan, ardından hedef gösterildiğini söyledi.

Hakkında soruşturma açıldığını medyadan öğrendiğini söyleyen Turan sözlerine şöyle devam etti: “Soruşturma kapsamında gelip ifade vermek istediğimi belirtmeme rağmen ofisimin önünde gözaltına alındım. Söz konusu konuşmamı hiçbir örgütten talimat alarak yapmadım. Bu ülkede insan hakları ihlalleri, yoksulluk, iş cinayetleri yaşanıyor. Kadınlar, LGBTİ’ler nefret suçlarına uğruyor. Bu ülkede çocuklar tarikatların istismarına maruz kalıyor, suçlular cezasızlık ile ödüllendiriliyor. Doğa talan ediliyor, mülteciler ayrımcılığa uğruyor. Bu ülkede mahkemeler iktidarın sopası haline geldi. Bunlar bu ülkede yaşanıyor ve bir avukat olarak bunları söylemek benim ifade özgürlüğümdür, bu nedenle beraatimi talep ediyorum” dedi.

Turan konuşmasında bölgede nükleer silah kullanıldığına dair iddiaların araştırılmasını talep ettiğini bunun hukukçu olarak sorumluluğu olduğu için yaptığını bir kez daha yineledi.

Adli kontrol tedbiri kararının iptaline ilişkin talebe dair görüşü istenen savcı, adli kontrol tedbirin devamını istedi.

MSB’nin talebine red

Av. Türkan Aslan ise, “Savunma Bakanlığı’nın hangi amaçla bu davaya katılma talep ettiğini öğrenmek istiyoruz, bunun gerekçeli olarak açıklanmasını istiyoruz” diye belirtti. Türkiye’de herkesin bir anda “terörist” olabildiğini, buna da en çok yargının araç olduğunu belirten Aslan, son olarak, “Terörle mücadele ederken hukuk kurallarına bağlı kalmak zorundasınız. Savunma Bakanlığı’nın mağduru bile olmadığı davaya müdahil olma talebinin reddini istiyoruz. Adli kontrol tedbiri kararının da kaldırılmasını talep ediyoruz” diye konuştu.

Mahkeme heyeti adli kontrol tedbiri kararının iptaline, Savunma Bakanlığı’nın katılma talebinin reddine karar vererek, bir sonraki duruşmayı 7 Haziran 2023’e erteledi.

Ne olmuştu?

İzmir Barosu’nun 22 Ekim’de gerçekleşen 2022-2024 Olağan Genel Kurulu’nda Özgürlük İçin Hukukçular Derneği (ÖHD) üyesi Av. Aryen Turan, konuşması sırasında kimyasal silah kullanımına dair ortaya çıkan görüntülerin incelenmesi ve araştırılmasını talep etti. Turan, devamında “Jin, jiyan, azadî” sloganı attığı sırada ırkçı saldırıya maruz kaldı. Konuşmadan kaynaklı sanal medya ve kimi basın kuruluşlarında hedef gösterilen Turan, 3 Kasım’da İzmir Barosu’ndan çıktığı sırada gözaltına alındı. 4 Kasım’da Sulh Ceza Hakimliği’ne çıkarılan Turan, adli kontrol şartıyla serbest bırakıldı.

MA

#Avukat #Turan #hakkındaki #adli #kontrol #tedbiri #kaldırıldı

Gazeteci Seymen CNN Türk’ten istifa etti

Gazeteci Cem Seymen, deprem eleştirileri nedeniyle istifasını isteyen CNN Türk’ten istifa ettiğini açıkladı

CNN Türk’te program sunan spiker ve gazeteci Cem Seymen kanaldan istifa ettiğini açıkladı. “Çalışan Türkiye” ve “Üretim Rotası” programlarını sunan Seymen, kanal tarafından, 6 Şubat Pazartesi günü meydana gelen depremin ardından yaptığı eleştirel paylaşımlar nedeniyle istifasının istendiği belirtildi.

Seymen, şu ifadeleri kullandı: “Depremin ilk gününden beri tutumum belli, bunun da yaptığım paylaşımlardan anlaşılabileceğini düşünüyorum. CNN’in bu konudaki tavrı da ortada. Paylaşımlarımın ardından istifamı istediler, ben de verdim.”

HABER MERKEZİ

#Gazeteci #Seymen #CNN #Türkten #istifa #etti

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri: Hesap soracağız

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri tarafından yapılan açıklamada yıkıma neden olan yetkililerden ‘hesap soracağız’ denildi

İzmir Emek ve Demokrasi Güçleri, Mereş merkezli meydana gelen depremin ardından yaşananlara ilişkin Mimarlar Odası Şubesi’nde basın toplantısı düzenledi.

Ortak açıklamayı yapan İzmir Baro Başkanı Sefa Yılmaz, depremde büyük kayıpların yaşanmasının nedeninin müdahale ve kurtarma çalışmalarının gecikmesi olduğunu belirtti.

Yılmaz, AFAD’ın çalışmalarının yetersiz olduğunu Kızılay’ın ise sahada olmadığının altını çizerek, “Lojistik, arama-kurtarma, istihkam, barınma, aydınlatma, temiz su temini, açlık ve soğukla mücadele, hijyenik ortam yaratma, yol onarımı, ulaşım, mobil mutfaktan mobil ameliyathaneli sahra hastanelerine kadar görmekte olduğumuz ilk 24 saat örgütlenmesi bu depremde görülememiştir” dedi.

Felaketin ilk günlerinde, yardım götürdükleri yerlerde devlet kurumlarını göremediklerinin vurgulayan Yılmaz, daha sonra ilan edilen OHAL’e dikkati çekti. Yılmaz, “OHAL bölgeye gönüllü bir şekilde yardım ulaştırmaya çalışan vicdan sahibi tüm yurttaşlara yapılmıştır” dedi.

 İmar barışı

“İmar barışı” adı altında, kaçak ve ruhsatsız yapıların ülke ekonomisine üç kuruşluk kaynak sağlamak için legal hale getirildiğine vurgu yapan Yılmaz, “Bu durum siyasi rant uğruna yaratılmış. iktidarın büyümesine yol açtığı bu afetle, yurttaşları günlerce baş başa bıraktığını gördük. Ayrıca yıkımlar, hasar gören yollar, çöken altyapı hizmetleri ile karşı karşıyayız” diye belirtti.

Hesap soracağız

Yılmaz, deprem bölgelerinde sivil ve üniformalı kişilerin yaptığı işkencelere de vurgu yaparak, bunu yapanlarda da hesap sorulmadığını aktardı.

Yılmaz, OHAL’in kaldırılmasını, bölgenin Afet Alanı ilan edilmesini isteyerek, “AFAD tarafından kayyum yoluyla el konulan yardımlar ilgili kuruluşlara geri verilmeli, gönüllü kuruluşların yardım faaliyetlerine yapılan tüm engellemeler kaldırılmalıdır. Enkazlardaki deliller devlet eliyle yok edilmemelidir, çünkü hesap soracağız” diye konuştu.

İZMİR

#İzmir #Emek #Demokrasi #Güçleri #Hesap #soracağız

Özerk Yönetim geçişine izin verilmeyen deprem yardımlarını geri çekti

Özerk Yönetim, depremzedeler için hazırladığı ve Türkiye’nin 9 gündür sınır kapısından geçisine izin vermediği yardım konvoyunu geri çekmek zorunda kaldı

Türkiye’nin izin vermemesi nedeniyle 9 gündür Um Cilûd sınır kapısında bekletilen insani yardımları Özerk Yönetim geri çekmek zorunda kaldı.

ANHA’da yer alan habere göre, Kuzey ve Doğu Suriye Özerk Yönetimi, 8 Şubat’ta depremden etkilenen ve Türkiye’nin paramiliter gruplarla girdiği bölgelerdeki halka yardım amacıyla 30 yakıt tankeri ve 20 insani yardım kamyon hazırladı.

Günlerdir sınır kapısında bekletilen yardım konvoyu tüm çabalara rağmen depremzedelere ulaştırılmadı. Arabulucu heyetlerin çabası da sonuçsuz kalınca Özerk Yönetim, 9 günün ardından Um Cilûd kapısında bekleyen yardım konvoyunu geri çekti.

DIŞ HABERLER

#Özerk #Yönetim #geçişine #izin #verilmeyen #deprem #yardımlarını #geri #çekti

Buldan İslahiye’de: İstifa etmesi gerekenler yardımları engelliyor

İslahiye’de depremzedeleri ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Buldan, AKP-MHP ikridarı tarafından engellenen yardımları hatırlatarak ‘İstifa etmesi gerekenler, yardımları engelliyor. Bu iktidarı göndermek boynumuzun borcu’ dedi

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, deprem bölgesi olan Dîlok’un (Antep) İslahiye ilçesinde depremzedeleri ziyaretinin ardından açıklama yaptı.

11 gün geçmesine rağmen enkaz altında kurtarılmayı bekleyen insanların olduğunu belirten Buldan, “Çok sayıda insanın yaşamını yitirdiği, çok sayıda evin yıkıldığı, ama hala enkaz altında insanların olduğu bilgisini aldık. Dolayısıyla bir an önce enkaz altında kalan insanların çıkarılması, daha sonra enkaz kaldırma çalışmalarının yapılması önemli. Vücut bütünlüğüne zarar verecek işlemlerden kaçınılmalıdır” dedi.

‘Yardıma giderken engellendik’

Konuşmasının devamında depremin ilk gününden bu yana depremzedeler ile dayanışma içinde olduklarını hatırlatann Buldan, “Ancak ilk 2-3 gün ortada olmayan AKP-MHP iktidarının son günlerde ortaya çıkması ve yapılan yardımları engellemesi, HDP başta olmak üzere, sivil toplum örgütleri, meslek örgütlerine, gönüllü insanlara, milyonlarca insana engel olmaya çalıştıklarını gördük. Elbette bu fotoğraf Türkiye tarihine karar bir tablo olarak geçti. İnsanlara yardım ederken, insanların yanına gitmeye çalışırken, iktidarın engellemesiyle karşı karşıya kaldık. Bugün istifa etmesi gerekenler, yardım yapanlara parmak sallıyor. Bu iktidarda biraz vicdan, biraz yüz olsaydı, ilk iki günden sonra Cumhurbaşkanı dahil hepsinin istifa etmesi gerekirdi” dedi.

”Güney Kürdistan’dan gelen yardımlar da engellendi’

Buldan’ın konuşmasından satır başları şöyle:

“Bir kez daha iktidara sesleniyoruz, yardım yapanlara engel olmayın, gölge olmayın. Bugün İslahiye’de bir kez daha gördük, Güney Kürdistan’dan gelen yardım ekibine bile müdahale edilmiş. Yüzlerce insan yardım için gelmiş, ancak çadırlarından çıkmalarına bile izin verilmiyor. Böyle bir vicdan, böyle bir ahlak nerede görülmüş. Yapamıyorsanız, bari bırakın biz yapalım. Biz yapacak güce de iradeye de sahibiz.

Dün Pazarcık’ta yardım toplanan depomuza bir kayyım atandı. Bu da tarihe bir ilk olarak geçti, bu da bir utanç tablosu olarak Türkiye tarihine yazıldı. Ben dün de söyledim, bugün de söylüyorum. Biz o yardımları halkımıza ulaştırırız. Siz istediğiniz kadar engellemeye çalışın, siz vicdanınız ve ahlakınızla baş başa kalacaksınız.

‘AKP’yi göndermek boynumuzun borcudur’

Bu yaraları, bu acıları en kısa zamanda iyileştirmenin, sarmanın mücadelesini hep birlikte vereceğiz. AKP-MHP hükümetini göndermek artık bizim boynumuzun borcudur. Bu saatten sonra onları iktidardan indirmek, bizim boynumuzun borcudur.”

Buldan, partililerle birlikte depremin merkez üssü Mereş’in Bazarcix (Pazarcık) ilçesine geçti.

DÎLOK

#Buldan #İslahiyede #İstifa #etmesi #gerekenler #yardımları #engelliyor