Ana Sayfa Blog Sayfa 944

18’i HDP’li 22 milletvekilinin dokunulmazlık fezlekeleri Meclis’te

Aralarında HDP Eş Genel Başkanı Buldan ve DBP Eş Genel Başkanı Aydeniz’in de bulunduğu 22 milletvekiline dair dokunulmazlık fezlekeleri Meclis’e sunuldu

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, DBP Eş Genel Başkanı Salihe Aydeniz, HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç’un da aralarında bulunduğu 22 milletvekiline ait dokunulmazlık fezlekeleri, Meclis Başkanlığına sunuldu.

Yasama Dokunulmazlığının Kaldırılması Hakkında Cumhurbaşkanlığı Tezkereleri, Meclis Başkanlığınca Anayasa ve Adalet Komisyonu Üyelerinden Kurulu Karma Komisyona havale edildi.

Dokunulmazlık dosyaları sunulan milletvekilleri şunlar:

HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan, Demokratik Bölgeler Partisi Eş Genel Başkanı Salihe Aydeniz, HDP Grup Başkanvekili ve İstanbul Milletvekili Hakkı Saruhan Oluç, HDP Diyarbakır Milletvekili Dersim Dağ, HDP Diyarbakır Milletvekili Dirayet Dilan Taşdemir, HDP Mardin Milletvekili Pero Dundar, HDP Tunceli Milletvekili Alican Önlü, HDP Adana Milletvekili Kemal Peköz, HDP İzmir Milletvekili Serpil Kemalbay Pekgözegü, HDP Şanlıurfa Milletvekili Ömer Öcalan, HDP Şırnak Milletvekili Hasan Özgüneş, HDP Ağrı Milletvekili Berdan Öztürk, HDP Şırnak Milletvekili Hüseyin Kaçmaz, HDP Mardin Milletvekili Tuma Çelik, HDP Mardin Milletvekili Ebrü Günay, HDP Şırnak Milletvekili Nuran İmir, HDP Van Milletvekili Murat Sarısaç, HDP Şanlıurfa Milletvekili Nusrettin Maçin, İYİ Parti Denizli Milletvekili Yasin Öztürk, İYİ Parti İzmir Milletvekili Aytun Çıray, Demokrat Parti Ordu Milletvekili Cemal Enginyurt, Yenilik Partisi Genel Başkanı Öztürk Yılmaz.

Gelen fezlekeler arasında HDP Eş Genel Başkanı Pervin Buldan’ın 2, Pero Dundar’ın 2, Hasan Özgüneş’in 2, Alican Önlü’nün 2 dosyası bulunuyor.

ANKARA

#18i #HDPli #milletvekilinin #dokunulmazlık #fezlekeleri #Mecliste

Şık’tan Bahçeli’ye yanıt: Suç örgütünün ortağı günahlarını örtme çabasında

TİP Milletvekili Şık, grup toplantısında yaptığı konuşma ile kendisini hedef alan Bahçeli’ye ‘Suç örgütünün ortağı günahlarını örtme çabasında’ sözleri ile yanıt verdi

Binlerce insanın yaşamını yitirdiği deprem bölgesine gitmeyen ve günlerdir herhangi bir açıklama yapmayan MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, bugünkü grup toplantısında depremzeler ile dayanışanları hedef aldı ve harakerler yağdırdı.

Bahçeli’nin hedef aldığı isimlerden Türkiye İşçi Partisi (TİP) Milletvekili Ahmet Şık, Twitter üzerinden ‘günahlarının üzerini örtme çabasında’ yanıtını verdi.

Şık paylaşımda Bahçeli’ye şu ifadelerle yanıt verdi: “Ele geçirdikleri devletin tüm organlarını halka düşmanlık etmek için kullanan,yurttaşını ölüme terkeden siyasi parti kılığına girmiş Saray Rejimi adındaki suç örgütünün ortağı bayrağın altına sakladıkları suçlarının, dinin ardına gizledikleri günahlarının üzerini örtme çabasında.”

HABER MERKEZİ

#Şıktan #Bahçeliye #yanıt #Suç #örgütünün #ortağı #günahlarını #örtme #çabasında

Bahçeli Meclis’in sıcak binasında depremzeler ile dayanışanları hedef aldı

Seçim kalesi olan Osmaniye’ye dahi gitmeyen MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, depremzedelerle dayanışma gösteren siyasetçileri, sanatçıları hedef aldı

Yasama çalışmalarına ara verilmesine rağmen Meclis’te Grup Toplantısı düzenleyen tek parti olan MHP’nin Genel Başkanı Devlet Bahçeli, enkaza dönen seçim kalesi olan Osmaniye’ye gitmedi ama depremzedelerle dayanışma gösteren siyasetçileri, sanatçıları, halkı tehditlerle hedef gösterdi.

Depremzedelerin “Devlet yok” diyerek büyüyen öfkesine rağmen “Devletin iradesiyle ve milletin irfanıyla içinde bulunduğumuz zor günleri aşacağız” diyen Bahçeli, çalışmaları meşgul etmemek için deprem bölgesine gitmediğini savundu.

AHBAP’ı hedef gösterdi

Devletin her yerde olduğunu iddia eden Bahçeli, “Devletin yapamadığı, yatıştıramadığı ve yetişemediği ne vardır da AHBAP’çılar ve Babala’cılar akbaba gibi kanat çırpmaktadır? Bu sahtekarların televizyonlarda artık yer almaması lazımdır” diyerek sanatçı Haluk Levent ve Oğuzhan Uğur’u hedef gösterdi.

Ahmet Şık’ı da hedef aldı

Devletin deprem bölgesinde olmamasını eleştiren Türkiye İşçi Partisi (TİP) İstanbul Milletvekili Ahmet Şık’ın vekilliğinin düşürülmesi çağrısı yapan Bahçeli, “Türkiye İşçi Partisi’nin PKK kontenjanlı sözde bir milletvekili, ‘böyle bir devletin düşmanı olmak meşrudur’ açıklamasıyla halk ve devlet düşmanlığında yeni bir sayfa açmıştır. Geldiğimiz bu aşamada, bu gedikli düşmanı TBMM’den yaka paça atmak devletin ve hukukun şeref ve güvenlik konusudur” dedi.

Deprem bölgesinde hedef haline gelen mültecileri de hedef alan Bahçeli, “Yağma ve talan yapan namussuzların vatandaşlıktan çıkartılması, şayet yağmacılar sığınmacıysa hemen ülkeden gönderilmeleri ayrıca değerlendirilmelidir” tehditlerinde bulundu.

ANKARA

#Bahçeli #Meclisin #sıcak #binasında #depremzeler #ile #dayanışanları #hedef #aldı

Sancar Meletî’de: Her enkaz birer suç mahalli

Meletî’de depremzedeleri ziyaret eden HDP Eş Genel Başkanı Sancar, bütün enkazların birer suç mahalli olduğunu belirtti. Yardımlar ile ilgili halkın dayanışmasına da dikkat çeken Sancar, ‘Bu ruh ülkeyi aydınlığa taşıyacak’ dedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) Eş Genel Başkanı Mithat Sancar, depremin enkaza çevirdiği Meletî’ye (Malatya) ziyarette bulundu.

Kentte enkaz bölgesinde incelemelerde bulunan ve depremzedeleri ziyaret eden Sancar, ardından partisinin milletvekilleri ve sivil toplum örgütü yöneticilerinin de yer aldığı Kriz Merkezi ile birlikte enkaz bölgesinde açıklama yaptı.

Yıkımın boyutuna dikkat çeken Sancar, depremin sonuçlarının siyasi olduğunu söyledi. İktidarın depremin doğal afetten ibaret olduğu yönündeki açıklamalarının gerçeği yansıtmadığını dile getiren Sancar, AKP’li Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan ve iktidar yetkililerinin deprem boyunca tehdit ve hakaretlerde bulunduğunu da hatırlattı.

‘Canla başla çalışanlara hakaret ediyorlar’

Sancar, “Ağzını açan tehditler savuruyor. Bugün de yine iktidarın küçük ortağı herkese tehditler yağdırmış, oysa hakaret ettikleri tehdit ettikleri insanlar, bu yıkımın altında kalanlar için canla başla çalışanlardır. İnsanlarımızın acil ihtiyaçlarını karşılamak için büyük bir dayanışmayı ören kuruluşlar ve bireylerdir. Türkiye’nin dört bir yanından dünyanın çeşitli ülkelerinden insanlar ve kuruluşlar dayanışma için buradalar” diye belirtti.

Deprem bölgesinde yaraların halkın dayanışmasıyla sarıldığını dile getiren Sancar, “Doğrusu buradaki bütün bu çalışmalar hepimize örnek olacaktır. 7’den 70’e gerçek bir seferberlik ruhu yaşanmaktadır. Bu dayanışmanın bize bütün bu acılar içinde bir teselli olmanın ötesinde umut da verdiğini mutlaka görmek durumundayız” şeklinde konuştu.

Partisinin tüm kadrosuyla deprem sahasında olduğunu vurgulayan Sancar’ın konuşmasından satır başları şöyle:

Yıkımın hesabını soracağız

“Bütün arkadaşlarımız ilk günden beri ulaşabildikleri her yere gitmek için ellerinden gelen çabayı gösteriyorlar, fakat bunu tek başımıza da yapmıyoruz. Çok sayıda gönüllü, demokratik kuruluşlar, meslek örgütleri, emek örgütleri, çeşitli çevrelerden insanlar var. Hep birlikte gücümüzü birleştirerek, bu yaraları mutlaka saracağız, bu yıkımın hesabını da mutlaka soracağız.

Deliller apar topar karartılıyor

Bütün enkazlar aynı zamanda bir suç mahallidir. Enkazların rastgele, delillerin karartılması için apar topar temizlenmesi, delilleri yok etme gibi ağır bir sonuç da doğuruyor. O deliller hem tek tek bireylerin, müteahhitlerin, ama daha da fazlası, bir silsile olarak bütün görevlilerin, en tepede iktidarın sorumluluğunu ortaya koymak için çok önemlidir. Bütün emek ve meslek örgütleriyle birlikte bizlerin hukuk birimi de barolar da hukuk kuruluşları da bu konuda çalışmalar yürütüyorlar. Şimdi bu çalışmaları daha fazla koordineli hale getirmemiz gerekiyor. Delillerin karartılmasını önlememiz gerekiyor.

Acı hepimizin acısı

Buraya gelen bütün yardımlar dayanışma ağlarının ulaştırdıklarıdır. Bizi yaşatacak olan, geleceği de daha güzel kurmamızı mümkün kılacak olan işte bu dayanışma ruhudur. Hepimiz, hep birlikte el ele vererek, acıları da azaltacağız, yaraları da saracağız, geleceği bu yıkımların yaşanmayacağı bir dünya olarak kurmak için de hep birlikte çalışacağız. Sadece yıkımları tamir etmek, yıkımın sonuçlarını tamir etmek değil, bu yolsuzluk, rant, talan üzerine kurulu düzeni değiştirmek için de daha fazla birlikte olmak zorundayız. Acı hepimizindir, yakınlarını kaybeden bütün insanlarımıza tekrar başsağlığı diliyoruz, yiten bütün canlarımıza Allah’tan rahmet diliyoruz, kalanlara da sabır ve daha çok dayanışma, daha çok direnç öneriyoruz.

Bu ruh bu ülkeyi aydınlığa taşıyacaktır. Buradaki irade ve başka felaket yerlerinde gördüğümüz kararlılık, bizleri bu yıkımdan kurtaracak, sorumluları da mutlaka hesap vermeye zorlayacaktır. Bunu hep birlikte yapacağız. Başka çaremiz, başka yolumuz yok, bu imkanımız da gücümüzün kaynağıdır. Bu ruh, bu dayanışma, bu irade, geleceği hep birlikte daha güzel bir şekilde kurmamızın da umut kaynağıdır.”

MELETÎ

#Sancar #Meletîde #enkaz #birer #suç #mahalli

İMO’nun çöken binalara ilişkin ön raporu: 2000’den sonra yapıldılar

İMO’nun deprem sonrası yıkılan binalara ilişkin hazırladığı ön rapora göre yıkılan binaların büyük çoğunluğu 2000 yılı sonrası yapılmış olduğu vurgulandı

İnşaat Mühendisleri Odası (İMO)  depremlerde yıkılan yapılarla ilgili hazırladıkları ön değerlendirme raporunu açıkladı.

Raporda, hasarın, büyük bir alanı etkilediği belirtilerek, yer hareketinin ivme hızları ve yer değiştirmelerinin çok yüksek olduğu ifade edildi. Rapor da, depremlerin doğa olayları olduğu ancak afete dönüşmesinin nedeni ise insan eliyle yapılan yapılar olduğu kaydedilerek, “Yapı üretim sürecinin tüm gerekliliklerine uygun olan bir yapılaşma söz konusu olsaydı, deprem yönetmeliğinin tasarım felsefesine uygun olarak binalar yine hasar alacak, hatta belki büyük kısmı ağır hasar alacak, ancak insanların içerisinden çıkmasını sağlayacak davranışı gösterecek, deprem afete dönüşmeyecekti. Hasar büyük olsa da can kaybı asgari sınırlarda kalabilecekti” ifadelerine yer verildi.

Raporda, yapıların neden yıkıldığı ve tespitleri şu başlıklar altında sıralandı:

“Deprem bölgesindeki yapı envanteri şu an itibariyle bilinmemekle beraber toptan göçen veya hasar alan binaların bir kısmının 2000 yılı sonrası yapılmış olduğu anlaşılmaktadır. Hatta birkaç yıl öncesi gibi çok yakın geçmişte yapıldığı ifade edilen ve 2019 yönetmeliği ile dahi tasarlanmış olabilecek binalarda da toptan göçmeler olmuştur.

Betonarme yapılarda malzeme zafiyeti olduğu düşünülmektedir. 1980’li ve 90’lı yıllarda, hatta 2000’li yılların başında yapılan binaların beton kalitesinin, tasarıma esas olan proje beton sınıfının altında olduğu ve bu durumun yaygın olduğu maalesef beklenen ve bilinen bir durumdur.

Göçen binaların enkazlarından kolon kiriş birleşimlerinde gerekli donatı detaylarının uygulanmadığı, etriye aralıklarının seyrek ve etriye kancalarının doksan derce olduğu, ayrıca kolon demirlerinin üst kat filizlerini oluşturan boylarının gerektiğinden daha kısa olduğu izlenebilmektedir.”

HABER MERKEZİ

#İMOnun #çöken #binalara #ilişkin #ön #raporu #2000den #sonra #yapıldılar

Amed Eczacı Odası Başkanı: Acil ağrı kesici ve merhemlere ihtiyaç var

Semsûr’da enkaz alanlarında çalışma yürüten Amed Eczacı Odası Başkanı Mahmut Sert, acil ilaç çağrısında bulundu

Mereş merkezli depremlerin ardından Semsûr’da (Adıyaman) çalışma yürüten Amed Eczacı Odası Başkanı Mahmut Sert, acil ilaç çağrısında bulundu.

Mezopotamya Ajansı’ndan (MA) Eylem Akdağ’a konuşan ve birkaç yıldır uyarılarını yaptıkları ilaç yokluğunun devam ettiğine dikkati çeken Sert, “Bu sorun ulusal ölçekte çözülmüş değil. Ancak biz eczacılar özellikle deprem bölgelerinde ilaç yokluğu yaşanmaması için seferber olduk. Depoların ihtiyaç olan ilaçları deprem bölgelerine yollaması için titizlik gösteriyoruz. Deprem bölgelerinde ağrı kesici krem ve merhemler, kas gevşeticiler, çocuk antibiyotikleri ve şurupları gibi ilaçlara daha çok ihtiyaç duyuyoruz. Tabii kronik hastaların da ilaç ihtiyaçları sürekli olduğu için onlar da devam ediyor” dedi.

HABER MERKEZİ

#Amed #Eczacı #Odası #Başkanı #Acil #ağrı #kesici #merhemlere #ihtiyaç #var

TJA’dan 25’inci yılına giren komplo ile ilgili açıklama

Uluslararası komplonun yıldönümüne ilişkin açıklama yapan TJA, ‘Toplumsal sorunların çözümü için Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü sağlanmalı’ vurgusu yaptı

Tevgera Jinên Azad (Özgür Kadın Hareketi – TJA), PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun 25’inci yılında yazılı açıklama yaptı.

Komplonun yıl dönümünde onlarca kentte planlanan yürüyüşlerin, 6 Şubat’ta Mereş’de meydana gelen depremle birlikte, halkın yüz yüze kaldığı felaketten dolayı iptal edildiğinin belirtildiği açıklamada, halkın yaralarını sarmak için seferber olunduğu belirtildi.

Açıklamada, Kürt kadınların özgürleşme mücadelesine büyük katkısı olan PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın, “toplumsal krizlerin merkezinde devletin ve erkek iktidar sisteminin olduğu” yönündeki tespitleri hatırlatıldı.

Açıklamada, “Bunu bir kez daha depremle birlikte gördük. Devletin bütün mekanizmasının toplumun ihtiyaçlarına cevap olmak yerine, faşist AKP-MHP iktidarını korumak için harekete geçtiğine şahit olduk. Deprem bir doğal afet olsa da bu düzeyde yıkım doğal değil. İktidarın rant uğruna ekolojik dengeyi bozmasının, çarpık kentleşmenin, denetimsiz binaların, insanların sağlıklı barınma ihtiyacının karşılanmamasının bir sonucu” denildi.

Açıklamanın devamında şu ifadelere yer verildi:

“Deprem sonrası enkaz ve devletin bütün kurumlarıyla enkazın altında kalmasının sebebi de on yıllardır sürdürülen savaş gerçekliği. Devletin ve toplumun bütün kaynakları, savaşta kullanılan uçaklara, bombardımanlara, silahlara, mermilere, dışarda beslenen çeteci militarist güçlere harcanmıştır.

Hem ekonomik hem de insan canı olarak savaşa harcanan bedel ortadayken, ‘İzin verin savaşı bir haftada sonlandırayım’ diyen Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın ağır tecrit altında tutulması devleti enkaz altında bıraktı. İmralı özelinde tüm topluma yayılan tecrit ile toplum nefessiz bırakılmak isteniyor.

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan, 24 yıldır ağır tecrit işkencesi altında tutuluyor. İmralı’da hukuk değil, özel bir tecrit rejimi yürürlükte. Komploda rolü olan uluslararası güçler tecridin derinleştirilmesinde de rol sahibidir. Türkiye’ye her konuda destek veren NATO’nun da onayı ile tecridin derinleştirildiği, Avrupa İşkencenin Önlenmesi Komitesi (CPT) örneğinde de ortaya çıkmıştır.

‘Tecrit bir an önce son bulmalı’

Kürt Halk Önderi Abdullah Öcalan’ın işkence sistemi karşısındaki en büyük direnişi demokratik, ekolojik, kadın özgürlükçü paradigmasıyla insanlık için başka bir dünyanın mümkün olabileceği umudu ve inancını yeşertmesi olmuştur.

Depremdeki dayanışmada, devleti beklemeden toplumun kendini organize ederek deprem yaralarını sarmasında, Rojava’daki kadın devriminde, Rojhılat’tan dünyaya yayılan ‘Jin, jiyan, azadî’ sloganında kendini gösteriyor.

İnsanlık dışı ağırlaştırılmış tecridin bir an önce son bulması, Sayın Öcalan’ın en kısa sürede avukatları ile görüştürülmesi talebini yineliyoruz. 25’inci yılına giren uluslararası komployu bir kez daha kınıyoruz. Toplumsal sorunların çözümü için Abdullah Öcalan’ın değil tecrit altında tutulması, özgürlüğü sağlanmalı. Bunun için de her alanda mücadele büyütülmelidir.”

Kaynak: MA

#TJAdan #25inci #yılına #giren #komplo #ile #ilgili #açıklama

Enkaz altındaki çocukları için yardım isteyen mülteciye asker şiddeti

Hatay’da yaşayan bir mülteci, enkaz altındaki çocuklarına yardım istediği için askerlerin şiddetine maruz kaldı

Mereş’te 7.7 ve 7.6 büyüklüğünde meydana gelen deprem Hatay’ı da vurdu. Suriyeli mülteciler ve Arap Alevi nüfusunun yoğunlukta olduğu kentte asker ve polisler, depremzedelere “yağmacı” iddiasıyla şiddet ve işkence uyguluyor.

HDP Kriz Koordinasyonu’na gönüllüler tarafından gönderilen bir görüntüde, Hatay’da yaşayan bir mülteci başından geçenleri anlatıyor. Yüzü-gözü maruz kaldığı şiddetten şişen, yara olan mülteci, şunları söylüyor:

“Olay günü Çin’den gelen bir ekip ile bina enkazı üzerinde cihazlarla arama kurtarma çalışmaları yapıldı. Burada basın mensubu arkadaşlar da vardı. Hayat belirtisi belirlendi. Çalışmaların yapıldığı binada 2 çocuğum bulunuyor. Ekip bana kepçe veya vinç olması gerekiyor dedi. Bu talepleri dile getirdiğim esnada orada bulunan askerler bana şiddet uyguladı. Hâlâ 2 çocuğum enkazın altında.”

Kaynak: MA

 

#Enkaz #altındaki #çocukları #için #yardım #isteyen #mülteciye #asker #şiddeti

Gözaltında işkenceyle katledilen Güreşçi toprağa verildi

Altınözü’nde gözaltında jandarma tarafından işkenceyle katledilen Ahmet Güreşçi, toprağa verildi

Hatay’da 7 Şubat’ta bir tekel bayisine girip “hırsızlık” yaptıkları iddiasıyla Altınözü Jandarma Karakolu ekipleri tarafından 12 Şubat’ta gözaltına alınan Ahmet Güreşçi, gördüğü ağır işkence sonucu kaldırıldığı hastanede yaşamını yitirmişti.

Güreşçi’nin cenazesi, yapılan otopsinin ardından dün ailesi tarafından hastane morgundan alınarak, Altınözü’nde sessiz bir şekilde toprağa verildi.

Güreşçi ile beraber gözaltına alınan kardeşi Sabri Güreşçi de dün adliyeye sevk edildi. İşkence nedeniyle yaralanan Güreşçi, darp raporu alınması amacıyla Adana’ya götürüldü. Sabri Güreşçi işlemlerinin ardından tekrar adliyeye sevk edilecek.

Ayrıca Güreşçi kardeşler ile birlikte gözaltına alınan çok sayıda kişi de sevk edildikleri mahkemece tutuklandı.

HATAY

#Gözaltında #işkenceyle #katledilen #Güreşçi #toprağa #verildi

Tütün kokan ovalar ölüm kokuyor!

Semsûr’dan yazdım size, devletin unuttuğu halkın, halkların el birliği ile yaraları sarmaya çalıştığı şehirden… Tütün kokan ovalar şimdi buz gibi ölüm kokuyor

Reyhan Hacıoğlu – Semsûr

Yaptığım her haberin içinde izlenim olsa da bugün sadece 9 günde gördüklerimi anlatacağım. Semsur’a depremin ikinci günü gelebildim. Şehre girer girmez yol boyu enkazlar, ateş yakmış ağıt yakan insanlar ve öfkeli yüzler insanın dikkatini çekiyordu… Her yüzümüzü döndüğümüz devlete haliyle öfkeliydi. “Devlet nerde?” diye. Oysa henüz hiçbirimiz aslında hiç gelmeyeceklerini bilmiyorduk o günlerde. Yürüdüğüm ara sokaklarda binalardan sesler henüz geliyordu ve soğuk havaya rağmen kurtulabilenler ankazların başındaydı. Bir umut seslerini duyuralım diye anlatıyorlardı.

2’inci gün geldiğim şehirde enkazlardan dolana dolana şimdilerde adına aşina olduğunuz Yenimahalle Cemevi’ne geldik. HDP Kriz Koordinasyon Masası burayı kullanacaktı artık. Ve o gün kapısında üç beş kişinin olduğu bu cemevinin de kısa sürede bir umut evine dönüşeceğini kestiremiyordu insan. Gelen arkadaşlar iki gündür aç olan halka yemek yapılsın diye önce ateşi yaktı, sonra toplantıya geçti. Mahalle mahalle kim nereye gidecek diye ancak henüz hiçbir yardım yoktu ellerinde. Üçüncü gün ve sonrası insan ve yardım sayısı arttıkça arttı. İlk 4 gün ben, MA’dan Ömer Akın ve Ahmet Kanbal vardı sadece şehirde. Bizlerde gün boyu dolaşıyor geceleri cemevinde kalıyorduk. Su yok, elektrik yok. Yerlere serilmiş battaniyeyle ısınmaya çalıyorduk bizler de. İlk gece sağım solum ısınmak için 6 kişi ile yattım. Zaten herkes öyleydi…

Sabah 6-7 gibi koordinasyondan bir arkadaşın sesiyle uyanıyorduk ; “Kalkın enkazdan gelen arkadaşlar yatacak”. Evet, tam olarak böyleydi ilk üç dört gün. Nöbetleşe yatıyor, bol bol kuru ekmek yiyorduk. Ama zamanla cemevi öyle bir hal aldı ki yer bulamadık. Günler geçtikçe sağlık ekibi, yemek ekibi derken depolar yardımla doldu taştı. Gece gündüz enkazda olanlar, sürekli ateşi canlı tutanlar derken örgütlü insan gücünün neleri yapabileceğine de bir kez daha tanık oluyorduk. Yas, öfke ve hüzün vardı ama umut ve inanç daha büyüktü.

Gelen yardım tırlarına el koyuyorlardı sık sık bilgisi geliyordu. Ve devletin yardımları kendi adına dağıtmak istediği bilgisi geliyordu. Burdaki ekipler de; “Alsınlar ne yapacaksa yapsınlar yeter ki halkımıza ulaşsın” diyordu… Haklıydılar. Günlerce şu koşullarda bana bile mesajlar geliyordu; Şu binada şu yaşıyormuş, şu aile üç gündür aç diye… İletiyordum, ulaşmaya çalışıyorlardı. Kentte şebeke ve İnternet sorunu vardı ilk günler ve çeken tek yer Valilikti. Haber atmak için sabah akşam uğrak yerimiz olmuştu. 3’üncü günün sonunda kısmi çalışmalar başladı. 4 ve 5’inci günde ise artmaya. 5’inci günde yabancı basın da sahada göründü. Devlet gelmiş basın da gelmişti artık…

6’ıncı gün yine sokak sokak dolaşırken. İlk gün gördüğüm Aşiyan Apartmanı’ndan Dilek Karaca’ ya bakmaya gittim. Hala oğlunu bekliyordu. 6 gün geçmiş ve gelen olmamıştı… Gözünde yaş kalmamıştı. İlk gün oğlunun canlı çıkması umudu artık onda, “Cenazemi versinler” dönmüştü. Devlet insanların umudunu öldürdü aslında Semsûr’ da… Sahada ise AFAD’dan ziyade gördüğümüz gönüllüsüydü. Onlarda en az bizler kadar aslında bilgisiz. Ellerinde teknik bir şey bile yok. Giymiş yelekleri çıkmışlar. Bunu 5’inci günde gelen yabancı ekiplerle kıyaslayınca daha iyi anlıyor insan. İnsan sesini, soluğunu ayırt eden cihazlardan, titreşimlere kadar. Öyle ki sadece biz değil AFAD bile onları izliyor (!) “Vay bee nasıl nasıl çalıyorlar” diye.

7’inci ve 8’inci gün devlet tam olarak artık sahadaydı. Sokaklarda asker ve polis sayısı giderek artıyordu. Kısa sürede gazetecilere saldırılar da başladı. Öyle ki Ahmet ile şu trajik espriyi bile yaptık. “Haberleri biz yaptık, dayağı onlar yedi.” Çünkü ilk 3 ve 4 gün sadece biz buradaydık ve halkın çığlıklarını duyurmaya çalıştık. Onlar söyledi biz çektik. Tankklığımız bu şehir de gönüllüler dışında kimsenin olmadığına dairdi ve asıl korkutan da bu. Sabahları rojbaşla ayrıldığımız ekiplerle akşam ateş başında bir araya geliyoruz. Kürt gençleri ağırlıkta kentte. Türkiye’de gelen halklar da çok fazla ama Kurdistan’ın neredeyse her kentinden gençler var. Yas ve öfke şehre hakim tek duygu ama dayanışma ise ayakta tutan tek güç. Zaten bunu halk da biliyor ve her gönüllüye defalarca sarılıp teşekkür edeyior her fırsatta.

Bugün 9’uncu gün hâlâ su yok, elektrik yok kentte. HDP Kriz Koordinasyon Masası çadır kent kurmak için canla başla çalışıyor. Şehirde arama kurtarma bitirildi. Enkaz kaldırma başlatıldı. Ölüler var molozlar arasında ve sanırım ölülerin “sahipleri” de ölüler arasında… Öyle karanlık öyle kör bir döngü. Semsûr’dan yazdım size, devletin unuttuğu halkın, halkların el birliği ile yaraları sarmaya çalıştığı şehirden… Tütün kokan ovalar şimdi buz gibi ölüm kokuyor.

#Tütün #kokan #ovalar #ölüm #kokuyor