Ana Sayfa Blog Sayfa 985

Erdoğan istedi Demirtaş’ın paylaşımına yayın yasağı geldi

Erdoğan’ın başvurusu sonucu Selahattin Demirtaş’ın ‘Seçim akşamı halk senin kronometreni durdurunca sıfırı görürsün’ Tweetine erişim engeli geldi

Selahattin Demirtaş’ın AKP’li Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın “2018’de kronometre sıfırlandı” açıklamasına  yönelik “Seçim akşamı halk senin kronometreni durdurunca sıfırı görürsün” yanıtına erişim engeli getirildi.

Erdoğan’ın avukatı Ahmet Özel, dün (02 Şubat 2023) yaptığı başvuruda söz konusu haberlerde müvekkili Erdoğan’ın itibarını zedeleyici, kişilik haklarına haksız saldırıda bulunulduğunu öne sürdü, erişim engeli talep etti.

Demirtaş’ın kronometre yanıtına erişim engeli getirildi. Kararda şu ifadeler yer aldı;

“5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yolu İle İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun Kanun’un 9. maddesi gereğince erişimin engellenmesi kararıyla kişilik haklarının korunmasının sağlanması, istisnai bir koruma tedbiri olup, başvuruya konu internet yayınlarına erişimin engellenmesi için görünüşte haklılık bulunması, zararın süratle giderilmesinin zaruri olması ve yayının kişilik hakkını apaçık bir şekilde ihlal ettiğinin daha ilk bakışta anlaşılması halinde uygulanabilecektir.”

ANKARA

#Erdoğan #istedi #Demirtaşın #paylaşımına #yayın #yasağı #geldi

Oluç: Tecrit uluslararası mesele haline gelmiştir

İmralı tecridine karşı başlatılan Adalet Nöbetinde konuşun Oluç: 30’un üzerinde ülkeden 2 binin üzerinden avukat İmralı için başvuru yaptı, Adalet Bakanlığı cevap vermedi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) milletvekillerinin PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatlarıyla görüştürülmesi için başlattığı Adalet Nöbeti, 32’nci gününde sona erdi. Milletvekilleri Gülistan Kılıç Koçyiğit, Ali Kenanoğlu, Muazzez Orhan, Kemal Bülbül, Abdullah Koç, Dilan Dirayet Taşdemir, Ayşe Sürücü, Kemal Peköz, Rıdvan Turan ve Hüseyin Kaçmaz “İmralı’da hukuk uygulansın”, “Tecrit insanlık suçudur” yazılı dövizlerle birlikte Meclis bahçesinde açıklama yaptı.

Nöbette konuşan HDP Grup Başkanvekili Saruhan Oluç, İmralı’daki tecridin ‘dünyada bir örneğinin olmadığını’ söyledi ve “Tecrit sadece avukat, aile ve telefon görüşünün yapılmaması değil, tecrit aynı zamanda hukukun sıfırlandığı nokta. Tecrit aynı zamanda bu iktidarın uyguladığı politikalarla Kürt halkının kazanmış olduğu demokratik kazanımları ortadan kaldırma politikasının bir parçası olarak karşımıza çıkıyor” dedi.

Başvurulara cevap verin

Öcalan’dan Mart 2021’den beri haber alınamadığını ifade eden Oluç, bütün görüşme başvurularının disiplin cezaları gerekçe gösterilerek reddedildiğini söyledi.

Adalet Bakanlığı’nın iktidar yetkilerinin yok dediği tecridi dünya kamuoyunun tartıştığını vurgulayan Oluç, 29 baroya kayıtlı 775 avukatın uluslararası alanda 10-17 Haziran tarihinde avukat ziyaretleri gerçekleştirmek talebiyle Bursa Cumhuriyet Başsavcılığına başvuru yaptığını hatırlattı. Oluç, “Uluslararası alandaki barolardan bahsediyorum. Cevap verilmemiştir. Ardından 14 Ağustos Demokrasi ve Dünya İnsan Hakları İçin Avrupa Avukatları Birliği öncülüğünde 22 ülkeden 350 avukat görüş için başvuru yapmıştır, Adalet Bakanlığına mektup göndermiştir, cevap verilmemiştir. Son olarak Fas, Filistin, Kürdistan Bölgesi, Irak, Lübnan, Mısır, Kuzey ve Doğu Suriye ve Ürdün’den 756 avukatın Adalet Bakanlığına görüş için başvuru yaptığını biliyoruz, cevap verilmemiştir. Yani dünyada 30’un üzerinde ülkeden 2 binin üzerinden avukat İmralı ile görüşme yapabilmek için başvuru yapmıştır, cevap verilmemiştir. Mesele, uluslararası mesele haline gelmiştir. Hukukun uygulanmasını ve hukukun sıfır noktasında çıkarılmasını istiyoruz. 32 gün sonra Adalet Nöbeti’ni sonlandırıyoruz. 6 Şubat tarihinden itibaren Yüksekova ve Kızıltepe’den başlayacak şekilde iki koldan ‘Çözüm için İmralı’ya Yürüyoruz’ yürüyüşü ve etkinliklerini başlatacağız. Bakanlığa bir kez daha çağrıda bulunuyoruz. Yapılan başvurulara cevap verin.”

ANKARA

#Oluç #Tecrit #uluslararası #mesele #haline #gelmiştir

Price’dan ABD’li senatörlere cevap: Türkiye müttefikimiz

ABD Dışişleri Sözcüsü Price, senatörlerin Türkiye’ye F-16 satışı için İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğinin onayı şartı istemesine yanıt verdi; Başkan Biden, Türkiye’ye F-16 tedarikini destekliyor

ABD Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Ned Price, Demokrat Jeanne Shaheen ve Cumhuriyetçi Thom Tillis’in öncülük ettiği 29 senatörün Başkan Joe Biden’a mektup göndererek Türkiye’ye İsveç ve Finlandiya’nın NATO üyeliğini onaylaması şartıyla F-16 tedarik edilmesi çağrısına yanıt verdi.

‘Türkiye’nin güvenlik kaygıları meşru’

Price, düzenlediği basın toplantısında ilgili soruya “Bu konuyu hem son haftalarda konuşma fırsatı bulduk hem de yaza dönecek olursak, Başkan Biden, Madrid’deki NATO zirvesinde Cumhurbaşkanı (Recep Tayyip) Erdoğan’ın hemen yanına oturmuştu ve ABD’nin Türkiye’ye F-16 tedarikini destekliyor. Türkiye elbette bir NATO müttefiki ve meşru güvenlik kaygıları var” yanıtını verdi.

Söz konusu kararın yürütme organına bırakıldığına dikkat çeken Price, “F-16’lara desteğimizi Kongre’ye açıkça ifade ettik. Kongre tutumunu netleştirdi veya senatörlerin – veya bazı durumlarda senatör gruplarının – tutumlarını netleştirdiğini söylemeliyim” diye konuştu.

DIŞ HABERLER

#Pricedan #ABDli #senatörlere #cevap #Türkiye #müttefikimiz

CHP’li Ataşehir Belediyesi’ne operasyon: 28 kişi gözaltında

CHP’li Ataşehir Belediyesi’ne yönelik düzenlenen operasyonda üç başkan yardımcısının da aralarında bulunduğu 28 kişi gözaltına alındı. Belediye başkanı Battal İlgezdi’nin de ifadesi alınacak

Ataşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen iki farklı ihaleye fesat karıştırma soruşturması kapsamında aralarında üç belediye başkan yardımcısının da bulunduğu 28 kişi gözaltına alındı.

‘Şüpheli’ sıfatıyla Cumhuriyet Halk Partili Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin de ifadesine başvurulacağı öğrenildi.

Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığı’nın yürüttüğü iki farklı ihaleye fesat karıştırma soruşturması kapsamında operasyon düzenlendiği öğrenildi. Edinilen bilgiye göre, soruşturma kapsamında eş zamanlı operasyonlarda aralarında Ataşehir Belediyesi’nde görevli iki belediye başkan yardımcısı ile olay tarihinde Ataşehir’de mimarlık görevi yürüttüğü belirtilen ancak şu an Kadıköy Belediyesi’nde başkan yardımcılığı yapan kişiyle birlikte toplam 28 kişi gözaltına alındı.

Söz konusu soruşturmalarda ihalelere fesat karıştırılarak milyonlarca lira haksız kazanç elde edildiği öne sürülürken ‘şüpheli’ sıfatıyla Ataşehir Belediye Başkanı Battal İlgezdi’nin de ifadesine başvurulacağı kaydedildi.

İSTANBUL

#CHPli #Ataşehir #Belediyesine #operasyon #kişi #gözaltında

‘Kadınların isyanı değiştirecek’

“Kadınların isyanı değiştirecek” şiarıyla 5 Şubatta gerçekleştirilecek olan İstanbul Kadın Formu’nda kadınlar yeni dönem yol haritasını belirlemek için bir araya gelecek

AKP MHP iktidarının eril ve cinsiyetçi politikaları her geçen gün artarak devam ederken bir yandan da kadınların yıllarca mücadele ederek kazandıkları tüm haklarını gasp etmek istiyor. Kadınlar bu gaspa karşı her yerde ve platformda itirazlarımı dile getiriyorlar. Kadınlar ayrıca fırsatta eril sistemi değiştireceklerinin kararlılığını dile getiriyorlar. Değiştirmek istediklerini gündemine alan ve bu çerçevede çalışma yürüten Kadınlar Birlikte Güçlü (KBG), İstanbul Kadın Forumu düzenliyor. 5 Şubat Pazar günü saat 11.00’da Şişli Belediyesi Nazım Hikmet Kültür ve Sanat Evi’nde çok sayıda kadının katılımıyla düzenlenecek forumda yeni yol haritasına dair bir planlama çıkarılacak.

KBG üyesi Nazlı Andan, yapılacak forum ve burada verilecek mesajlar üzerine değerlendirmelerde bulundu.

‘İsyanımız değiştirecek’

Sözlerine iktidarın yürüttüğü savaş politikalarına dikkat çekerek başlayan Andan, “2023 yılına bir savaş gerçekliğiyle girdik. Kimyasal silahların gündemimizde olduğu bir süreçle girdik. Yine KBG olarak sözümüzü söyledik. ‘Biz barış istiyoruz, savaşa harcanan bütçenin kadınlara harcanmasını istiyoruz’ şeklinde açık bir şekilde tavrımızı belirttik. Savaş, kadın yoksulluğu ve kazanımlarımıza dönük saldırılar devam etti. İstanbul Sözleşmesi yürürlükten kalktı, yine 6284 uygulanmıyor. Bunların hepsiyle birlikte nefes almadan önümüze bir ayrımcı anayasa ve cinsel istismar çıktı. İstismarı meşrulaştırmaya çalışmaları yetmiyormuş gibi bir de anayasa ile bunu güvence altına almaya çalışıyorlar. Ayrıca ayrımcı anayasa gündemde. Bu anayasa ile birlikte kadınlar, başörtülü başörtüsüz diye ikiye ayrılıyor. Birçok gündemi önümüze aldık. 2022 yılının değerlendirmesini çok kapsamlı yaptık. Tam da ‘İsyanımız değiştirecek’ kavramı 2023’te değiştirmek istediğimiz isyanın kaynağı, bu değerlendirmelerden açığa çıktı. Biz de o şiarla birlikte önce 8 Ocak, şimdi de 5 Şubat kadın forumunu önümüze koymuş bulunuyoruz” diyerek kadınların neden bir araya geleceklerini özetledi.

Yol haritası belirlenecek

Forumda bir yol haritasının da çıkarılacağını dile getiren Andan, “Gündemimizde, ‘Diyanet’e harcanan bütçe, baskıcı siyasal İslam rejimi, anayasa gündemi, erkek şiddeti artmış durumda, cezasızlık politikaları had safhada, infaz yasası ile birlikte biliyoruz ki katiller salınıyor ve kadın katliamlarını tekrar önü açılıyor, şüpheli kadın ölümleri araştırılmıyor, üstü kapatılıyor.Değiştirmek istediğimiz onlarca şey var. Başta da bu iktidar’ başlıkları var. 2023’te nasıl değiştireceğimizi, İstanbul Kadın Forumu’nda geniş katılımlı bir buluşma ile yol haritasını belirleyeceğiz” dedi.

Mücadeleye devam

Yaklaşan genel seçimlere ilişkin de değerlendirmelerde bulunan Andan, “Aslında bizim kadın mücadelemiz, seçim ötesi ve sınır ötesi. Seçimi gören, iktidarı değiştirmeyi de hedefleyen bir yerden bakıyoruz. Ama kadınlar biliyor ki iktidar değişince de her şey güllük gülistanlık olmayacak, yine mücadelemiz devam edecek” sözlerini kullandı.

Foruma çağrı

Kadın kazanımları açısından bu yılın önemli olduğunun altını çizen Andan,, yapılacak forumda, nasıl değiştirileceğinin yol haritasının belirlenmesi açısından katılımın da önemli olduğunu paylaştı. Nazlı, tüm kadınları, 5 Şubat Pazar günü Nazım Hikmet Kültür Merkezi’nde saat 12.00’de gerçekleştirecekleri foruma davet etti.

Kaynak: JINNEWS

#Kadınların #isyanı #değiştirecek

Gazeteci Qasim: TSK daha az kayıp için geri çekildi

Federe Kurdistan Bölgesi’nde yaşanan savaşı dair bilgi veren gazeteci Seyda Qasim, TSK’nin çok sayıda kaybı olduğu ve daha fazla kayıp vermemek için Zap’tan çekilmekten başka şansı olmadığını söyledi

Türkiye’nin Federe Kurdistan Bölgesi’nde KDP geçtiğimiz yıl Nisan ayında başlattığı saldırılar 10’uncu ayında devam ediyor. Şimdiye kadar saldırılarda 2 bin 500’ü aşkın kez kimyasal silah ve yasaklı bomba kullanılırken, Türkiye saldırılarda kimyasal silah kullandığını inkâr etmeye devam ediyor.

Bombalanmadık yer kalmadı

Geçtiğimiz ay TSK Zap’ın bazı bölgelerinden çekilse de savaş hala devam ediyor. Gelişmeleri yakından takip eden gazeteci Seyda Qasim Türkiye’nin 10 aylık saldırılarında istediği sonucu alamadığını ifade etti. Alanda bombalanmayan nerdeyse bir yer kalmadığını belirten Qasim, bu saldırıların taktik nükleer bomba, termoborik bomba gibi yasak silahlarla yürütüldüğü bilgisini verdi. Buna rağmen askerlerin çekilmek zorunda kaldığını belirt Qasim, KDP’nin saldırılarda ki rolüne dikkat çekti.

KDP işbirliği ile yapıldı

Bölgede araştırma yapmak isteyen heyetlerin engellendiğini belirten Qasim, “Şimdiye kadar bölgede inceleme yapmak isteyen birçok heyet, KDP tarafından engellendi. Bunun yanında Türkiye, Barzani ailesi yönetimindeki KDP güçlerinin işbirliği ve desteğiyle gerillaların tüm yollarını ele geçirmek istedi. Bu kapsamda Türkiye’ye verilen koordinatlar savaş uçaklarıyla bombalandı” dedi.

Heyetlerin gelişi engellendi

Mustafa El-Kazımi’nin mevcut hükümetinin Türkiye ile işbirliğiyle tanındığını ve hem bu yüden hem de KDP’nin engellemeleri nedeniyle gerek Irak’tan, gerekse bölgeden hiçbir bağımsız, uluslararası ve yerel heyetin savaş suçlarının işlendiği bölgelere gidemediğini vurgulayan Qasim, PKK’nin bu konuda, bağımsız heyetlerin inceleme yapması için birçok kez yaptığı çağrıları hatırlattı.

Akar’ın söylemleri özel savaş politikası

Savunma Bakanı Hulisi Akar’ın Meclis konuşmasında kimyasal silah kullanmadıklarını ve bölgeye inceleme amaçlı bir heyet gönderdikleri açıklamalarına dair de özel savaş politikası diyen Qasim, savaş alanında TSK’nin ciddi kayıplar verdiğini belirtti.

Çekilmek zorunda kaldılar

“Türk ordusu Zap’tan çekilmeseydi oradaki tüm askerleri ölecekti. Hava şartları, gerillaların askerlere eylem yapmasını daha da kolaylaştırdı” diyen Qasim, Türkiye’nin bu nedenle çekilmek zorunda kaldığını söyledi.

HABER MERKEZİ

 

#Gazeteci #Qasim #TSK #daha #kayıp #için #geri #çekildi

AKP tipi cezaevleri

Farklı tiplerdeki cezaevlerinin neredeyse tümünde kalan HDP PM üyesi Hacay Yılmaz: ‘Yeni inşa edilen S ve Y tipinde kimseyle temas kurma şansın yok. Her S tipinin bir İmralı olduğunu söylemek yanlış olmaz’

Türkiye, dünya çapında en fazla tutuklu sayısına sahip ülkelerden birisi. Adalet Bakanlığı’nın son verilerine göre cezaevlerinde şu an 314 bin 502 tutuklu bulunuyor. Bu rakamın önemli bir bölümünü, düşüncelerinden kaynaklı tutuklananlar oluşturuyor. Tutuklu sayısı arttıkça farklı isimlerde yeni cezaevleri inşa ediliyor. Bununla beraber hak ihlalleri de artıyor. 1950-1960 yılları arasında A Tipi olarak inşa edilen cezaevlerine sonrasında farklı tipler eklendi. PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın 15 Şubat 1999’da Türkiye’ye getirilmesi sonrası ise, F Tipi cezaevleri inşa edilmeye başlandı. F Tipi cezaevlerini, sırasıyla S ve Y tipi cezaevleri takip etti. İsimler değiştikçe İmralı’da uygulanmaya başlayan tutuklulara dönük tecrit ve hak ihlalleri de arttı.

F TİPLERİ

F tiplerine yönelik ilk çalışmalar 1997 Temmuz Genelgesi ile başladı. Bu genelgede, üstü örtülü olarak, küçük oda uygulamalarına geçileceği belirtiliyordu. Fakat bu genelge insan hakları ve hukuk örgütlerinin tepkisi sonrasında geri çekildi. 2000 yılında ise, İstanbul, Ankara, İzmir ve Kocaeli’nde, daha sonra F tipi cezaevleri olarak adlandırılacak hücre tipi cezaevlerinin yapımına başlandı.

Gizlice yürütülen bu hazırlık sonrasında tutuklular, E tipi cezaevlerinden F tiplerine nakledilmek istendi. Ancak F tipi hücre sistemine ve tecrit uygulamasına direnmek için 20 Ekim 2000 yılında 20 cezaevinde açlık grevi ve ölüm oruçları başlatıldı. Başlatılan bu eylemlere ve toplumun tepkilerine kulak asmayan dönemin iktidarı, 19 Aralık 2020’de “Hayata Dönüş” adı altında cezaevlerine yönelik geniş çaplı bir saldırı başlattı. Ağır silahlarla cezaevlerine yapılan saldırılarda 30 tutuklu yaşamını yitirdi, yüzlercesi de yaralandı. Yaşanan katliam sonrasında tutuklular Sincan, Kırıklar, Kandıra ve Silivri’de yapılan F tiplerine gönderildi. Ardından Türkiye’nin birçok bölgesinde yeni F tipleri inşa edildi.

F tiplerine geçişler ile birlikte tutuklular 3 kişilik hücrelerde birbirlerinden koparılarak, iletişimleri ve örgütlülükleri ortadan kaldırılmak istendi. Bu tarihten sonra özellikle siyasi tutuklular üzerindeki baskı artarken, sık sık değişen yönetmelik ve kanunlarla da tutukluların hayatı zorlaştırıldı.

Tutuklular, aile görüşleri, telefon, spor, mektup ve kitap gibi birçok haklarından mahrum bırakılmaya başlandı. Hak ihlallerine karşı birçok cezaevinde direniş başladı. Tutuklular ulusal ve uluslararası yasalar ve sözleşmelerle kendilerine verilen hakların ellerinden alınmasına yönelik onlarca cezaevinde açlık grevi ve ölüm orucu eylemleri gerçekleştirdi. Yine birçok tutuklu yaşanan ağır insan hakkı ihlali ve cezaevlerindeki tecride karşı yaşamına son verdi.

S TİPLERİ

F tiplerinin ardından S tipleri gündeme geldi. AKP, 2021 yılında Antalya, Manavgat, Iğdır, Bodrum ve Samsun’da 5 cezaevi inşa etti. F tiplerine göre kapasitesi arttırılan S tiplerinde, 3 kişilik koğuşların yanı sıra çok sayıda tek kişilik hücreler bulunuyor. Bununla tutuklulara tecrit ve izolasyon dayatılıyor. S tipleri, genellikle şehirlerin ulaşımı zor olan bölgelerinde kuruluyor. Tutuklulara dönük izolasyon böylece daha da derinleştiriliyor.

Y TİPLERİ

Alfabede harf kalmayınca 2022’de Y tipleri gündeme geldi. Antalya Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu, Ereğli 1 No’lu Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu ve Ereğli 2 No’lu Y Tipi Kapalı Ceza İnfaz Kurumu olmak üzere 3 tane Y tipi cezaevi kuruldu. 3 katlı olan bu cezaevleri, her katta bir tutuklunun kalacağı ve mahpusların birbirlerini göremeyeceği şekilde tasarlandı. Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezası verilen tutuklularının tutulacağı bu cezaevlerine yönelik tepkiler sürüyor. İnsan hakları savunucuları, burada uzun süreli kalan insanlarda özgüven kaybı ve sosyal becerilerde bozulma da dahil olmak üzere çeşitli psikolojik hastalıkların görülebileceği uyarısında bulunuyor.

Hepsinde kaldı

Farklı farklı tiplerdeki cezaevlerinde kalan Halkların Demokratik Partisi (HDP) Parti Meclisi (PM) üyesi Hacay Yılmaz ile cezaevleri ve tecridi konuştuk. İlk olarak 12 Eylül 1980 darbesi sonrasında cezaevine giren Yılmaz, o tarihten sonra neredeyse bütün tip cezaevlerinde kaldı. 1982-1987 yılları arasında Metris Askeri Cezaevi ve Çanakkale E Tipi Cezaevi’nde kalan Yılmaz, 1993-1995 yılları arasında Urla ve Buca Açık cezaevlerinde kaldı. Yılmaz, 1999-2000 yıllarında Bergama M Tipi Cezaevinde, 2016-2019 yılları arasında ise, Kırıklar F Tipi ve Şakran T Tipi cezaevlerinde kaldı.

Tecrit İmralı’da başladı

Yılmaz, PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik komplodan kısa bir süre sonra devletin koğuş tipi cezaevlerinden F tipi cezaevlerine geçişi hızlandırdığını aktardı. Yılmaz, “Aslında Türkiye Cumhuriyeti devletinin kuruluşundan itibaren cezaevleri politikası işkenceye, izolasyona, kişiliksizleştirmeye yönelikti. 12 Eylül’de, 1990’larda bu politikalar katmerlendi. F tiplerine geçmek için cezaevlerinde katliamlar yaşandı. Şimdi geldiğimiz noktada özel olarak komployla birlikte Sayın Öcalan üzerindeki tecrit, bütün cezaevlerinde yoğunlaştırılıyor” diye konuştu.

İnsanlık suçu

F tiplerinde tutukluların yaşamdan izole edilmek istendiğini kaydeden Yılmaz, devletin bu noktayı da “yetersiz” görerek, S ve Y tiplerini inşa etmeye başladığını söyledi. Tutukluların bu iki tip cezaevlerinde ölüme mahkum edilmek istendiğini ifade eden Yılmaz, “Aslında devlet yeni cezaevleriyle tutukluları ‘ne kadar çok işkence yapabilirim’, ‘nasıl kişiliksizleştiririm’, ‘nasıl katlederim’ gibi politikaları uyguluyor. Yeni inşa edilen S ve Y tipinde kimseyle temas kurma şansın yok. Bu yeni tipler tutukluları tamamen yalnızlaştırıp, düşünemez hale getirmeyi amaçlıyor. İnsan, toplumsal bir varlıktır ve konuşma ihtiyacı duyar. Burada öyle bir izolasyon yapılmak isteniyor ki esir durumdaki insanın kelimeleri, sözcükleri unutması isteniyor. Aslında bu her yönüyle insanlık suçudur” diye belirtti.

Her yer İmralı

İmralı’da ağırlaştırılan tecridin S ve Y tipleriyle derinleştirilmek istenildiğine vurgu yapan Yılmaz, şöyle devam etti: “Yani artık her S tipinin bir İmralı olduğunu söylemek yanlış olmaz. İmralı’da tecrit ve izolasyondur. S tipleri de bunun son örneği. S tipleriyle yeni yeni İmralı’lar oluşturuluyor. Bu cezaevlerine karşı çıkmak herkesin sorumluluğundadır.”

Haber: Tolga Güney/İZMİR-MA

#AKP #tipi #cezaevleri

‘Kalıcı bir çözüm için Gemlik’e’

‘Çözüm İçin İmralı’ya Yürüyoruz’ şiarıyla 6 Şubat’ta başlayacak Gemlik yürüyüşüne katılım çağrısı yapan siyasetçiler, tecridin ülke sorunlarına etkisine vurgu yaptı ve muhlafete seslendi: Tecride karşı ses ol

İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a yönelik 15 Şubat 1999’da gerçekleştirilen uluslararası komplo 24’üncü yılını geride bırakıyor. Demokratik Toplum Kongresi (DTK), Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Özgür Kadın Hareketi (TJA), MED Tutuklu ve Hükümlü Aileleri Hukuki ve Dayanışma Dernekleri Federasyonu (MED TUHAD-FED) ile Medeniyetler Beşiğinde Yakınlarını Kaybeden Ailelerle Yardımlaşma ve Dayanışma Derneği (MEBYA-DER) öncülüğünde 6 Şubat’ta Mêrdîn’in Qoser (Kızıltepe) ve Colemêrg’in (Hakkari) Gever (Yüksekova) ilçelerinden Gemlik’e doğru iki koldan “Çözüm İçin İmralı’ya Yürüyoruz” şiarıyla yürüyüş gerçekleştirilecek. Yürüyüş, 15 Şubat’ta Gemlik’te son bulacak.

‘Kalıcı bir çözüm için’

Yürüyüş kollarından biri olan Gever’de hazırlıklar sürüyor.

DBP İlçe Eşbaşkanı Evliya Alkan, yürüyüşlerinin “ülke sorunlarına kalıcı bir çözüm” için yapıldığını belirtti. Alkan, “Türkiye ve Kurdistan başta olmak üzere tüm Ortadoğu’da barışın anahtarı Sayın Öcalan’dır. Sayın Öcalan’a yönelik uygulanan ağır tecrit koşulları ülkedeki savaş ve ekonomik krizin nasıl derinleştiğinin en bariz örneği ve göstergesidir. Tecridin kırılması için böylesi bir yürüyüş düzenliyoruz. Barış ve özgürlüğün çözüm yeri İmralı’dır” dedi.

Alkan, 6 Şubat’ta startı verilecek olan programın parti binası önünde yapılacak açıklamayla başlayacağını aktardı. Sonrasında heyetin Wan’ın Elbak (Başkale) ilçesine uğurlanacağını belirten Alkan, tüm ilçelerden gençleri ve kadınları etkinliğe davet etti.

Kitlesel uğurlanacak

Tecridin giderek daha da derinleştirildiğini ifade eden HDP Gever İlçe Eşbaşkanı Şoreş Diri ise, tecrit uygulamasının haber almama gibi bir üst aşamaya taşındığını vurguladı. Diri, “Ülkede devam eden mevcut ekonomik kriz ve yoksulluk tecritle birebir bağlantılıdır. Tecrit kırılırsa ülkeye barış, demokrasi ve özgürlük gelecektir. Bizler de Gever’den Gemlik’e, özgürlük ve demokrasi umutlarıyla heyetimizi kitlesel bir şekilde uğurlayacağız” diye konuştu.

Çalışmalar sürüyor

Kalıcı bir çözüm için tüm kesimleri yürüyüşlerine davet eden Diri, “Çalışmaları tüm hızıyla sürdürüyoruz. Wan’ın Elbak ilçesine doğru uğurlayacağımız yürüyüş koluna herkesi bekliyoruz. Gever halkının tecridi kırmak için büyük bir katılım sağlayacağı inancındayız” ifadelerini kullandı.

Tüm topluma yayıldı

HDP Muş Milletvekili Şevin Coşkun da İmralı tecrit sistemine karşı tüm muhalif kesimlerin ses olması gerektiğini söyledi. İmralı tecrit sisteminin Abdullah Öcalan şahsında tüm topluma yayıldığını kaydeden Coşkun, “Bugün ülkedeki toplumsal sorunların asıl nedeni Sayın Öcalan’a yönelik uygulanan tecrit politikasıdır. Ekonomik kriz, yoksulluk, artan işsizlik, cezasızlık politikaları, ekolojiden kadın sorununa ve tüm toplumsal sorunların ana ekseni Öcalan’a yönelik tecrit politikasının her geçen gün daha da ağırlaştırılması ve buna karşı Kürt sorununda çözümsüzlüğe gidilerek savaş politikasındaki ısrardır. Tecritte ısrar edip savaşın derinleştirilmesinin çözüm olmadığı ortada. Bugün tecridi ağırlaştırılıp savaş politikalarına bel bağlanılmasının temel nedeni iktidarın varlığını ömrünü uzatmak istemesinden başka bir şey değildir. Bizler tecrit ve buna bağlantılı olarak savaş politikalarından bir an önce vazgeçmesi gerektiğini ifade ediyor ve buna karşı mücadele hatlarımızı büyütmeyi sürdüreceğiz” diye belirtti.

Ortak yaşamın anahtarı

Adalet Bakanlığı’nın görev ve sorumluluklarını hatırlatarak tecridin kaldırılması için “Adalet Nöbeti” eylemine başladıklarını söyleyen Coşkun, “Bir aydır eylemimiz sürüyor ancak bakanlıkla bugüne kadar bir temas gerçekleştiremedik. Temas gerçekleştiremediğimiz gibi yapılan eyleme de sessiz kalmaya devam ediyorlar. Bizler hiçbir hukuksuzluğu kabul etmiyoruz ve tecrit politikasını teşhir etmeye devam ediyoruz. Bugün tecridin kaldırılmasında ısrar etmemizin sebebi Türkiye toplumunun Öcalan’ın fikrine ihtiyacı olduğunu düşünmemizden kaynaklanıyor. Sayın Öcalan, barış, demokrasi ve ortak bir yaşamın anahtarıdır. Bu nedenle sadece bizler değil, esasında tüm muhaliflerin bu tecride karşı ses olması gerekir” dedi.

Coşkun son olarak, 6 Şubat’ta Gever ve Qeser’den başlatılacak “Çözüm İçin İmralı’ya Yürüyoruz” yürüyüşüne tüm halkı davet etti. Coşkun, “Sayın Öcalan ile avukatlarının görüştürülmemesi ve devletin oyalama politikasına karşı tüm halkımızı ses vermeye çağırıyoruz” ifadelerinde bulundu.

COLEMÊRG

#Kalıcı #bir #çözüm #için #Gemlike

Deniz Poyraz davasında gerekçeli karar açıklandı

Deniz Poyraz’ı katleden Onur Gencer’e verilen ağırlaştırılmış müebbet cezasının gerekçeli kararı açıklandı. Mahkeme kararında Gencer’in pişman olmadığını ve suçu tekrar işleyebileceğini bildirdi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) İzmir il binasına yönelik Onur Gencer tarafından düzenlenen silahlı saldırı sonucu parti üyesi Deniz Poyraz’ın katledilmesine ilişkin Gencer’in 4 farklı suçtan ağırlaştırılmış müebbet ve 9 yıl hapis cezasına çarptırıldığı kararın gerekçesi açıklandı.

Buna göre mahkeme Gencer’in pişmanlık duymadığını ve  suçu tekrar işleyebileceği düşünüldüğü için bahse konu cezayı verdiğini duyurdu.

Kararın detayları

Mahkeme kararda, sanığın önceden yaptığı hazırlık ve aldığı karar dahilinde önceden tanımadığı Deniz Poyraz’ı tasarlayarak öldürdüğüne vurgu yapıldı. Sanığın diğer suçları işlemeye yönelen kararlı kişiliğinin olduğuna dikkat çekilen kararda, ‘6136 Sayılı Ateşli Silahlar ve Bıçaklar Hakkındaki Kanunu’na muhalefet’ suçu kapsamındaki ruhsatlı tabancayı suçların işlenmesinde kullanması dışında olay sırasında yanında yine aynı kanunda yasak niteliğindeki saldırı ve savunma amacıyla taşıdığı bıçağın olduğunun altı çizildi. Gencer’in, HDP’nin kullanımında olan daireye tasarladığı öldürme fiilini gerçekleştirmek amacıyla silahla girdiği, girilen yerin Türkiye Büyük Millet Meclisi’nde grubu bulunan katılan siyasi partiye ait olduğu belirtildi. Sanığın suçta kullandığı tabanca ve fiziki müdahaleyle zarar verdiği eşyaların niteliği bir kısmını binadan aşağıya atarak bina dışında bulunan başka şahısların zarar görme tehlikesine neden olduğu belirtilirken, pişmanlığa yönelen somut söz ve davranışının bulunmadığına da vurgu yapıldı.

Neden indirim uygulanmadığı açıklandı

Kararda Gencer’in, yargılama sürecinde gözlemlenen olumsuz tutum ve davranışlarına dayalı suçların işleniş biçimi, suç işlemeye yönelen amaç ve kastının yoğunluk olarak fazlalığı ve kişiliği dikkate alındığında sübuta eren suçlar yönünden sanığın, tasarlayarak öldürme suçu açısından ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasıyla ve diğer suçları açısından üst hadden cezalandırıldığı belirtildi.

İndirim maddelerinin de uygulanmadığı gerekçeli kararda yer aldı. Mahkeme heyeti Gencer hakkında ‘tasarlayarak öldürme’, ‘mala zarar verme’ ve ‘ateşli silahlar kanununa muhalefet’ suçları yönünden belirlenen sonuç cezalarının miktarı, iş yeri dokunulmazlığını ihlal suçu açısından ise pişmanlığa yönelmeyen tutum ve davranışlarından kaynaklı suç işleme eğilimi ve kişiliğine nazaran ilerde yeniden suç işlemekten çekineceği hususunda olumlu kanaatin oluşmadığının altını çizdi.

Dava avukatları ve Poyraz ailesi, katil Gencer’e verilen ceza ile ilgili ‘asıl katillerin ve azmetticilerin’ ortaya çıkarılmadan davanın kapatılmak istendiğini belirterek, mahkeme kararına tepki göstermişti.

İZMİR

#Deniz #Poyraz #davasında #gerekçeli #karar #açıklandı

İtalyan siyasetçi Acerbo: Abdullah Öcalan dünyanın en önemli düşünürlerinden biri

Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon üyesi İtalyan siyasetçi Maurizio Acerbo, Abdullah Öcalan’a uygulanan tecride karşı bütün dünyanın mücadele etmesi gerektiğini ifade etti

İmralı Cezaevi’nde tutulan PKK Lideri Abdullah Öcalan’a uygulanan tecridi dünya gündemine taşımak ve yasal haklarını kullanmasının önünü açmak için uluslarasın alanda çalışmalar devam ediyor. Bu amaçla 24 Ocak’ta Türkiye ve Kurdistan’a gelen 7 farklı ülkeden 36 kişilik Tecride Karşı Uluslararası Delegasyon Ankara, İstanbul ve Amed’de pek çok sivil toplum örgütü, insan hakları dernekleri ve hukuk dernekleriyle görüşmeler gerçekleştirdi.

Komplo en kötü işbirliğiydi!

Yapılan ziyaretlerin ardından delegasyon İstanbul’da bir forum düzenleyerek gözlemlerine dair bilgi verirken, heyette yer alan ve Ankara’da temaslarda bulunan Komünist Yeniden Kuruluş Partisi Ulusal Sekreteri İtalyan siyasetçi Maurizio Acerbo de Mezopotamya Ajansı’dan (MA)  Sterk Sütcü‘ye ziyaretlerine ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Komployu ABD, İtalya, Avrupa ve Türkiye arasındaki en kötü iş birliği olduğunu vurgulayan Acerbo, Abdullah Öcalan’ın Kürt halkının “Nelson Mandela’sı” olduğu söylemini sıkça duyduklarını ifade etti.

En önemli düşünürlerden biri

Barışın ve demokrasinin Nelson Mandela’nın sesi ve otoritesiyle kurulduğunu dile getiren Acerbo, Ortadoğu’da barış isteniyorsa Abdullah Öcalan’ın desteklenmesi gerektiğini belirtti.

Abdullah Öcalan’ın sosyal adalet, kadın öncülüğü, demokrasi ve ekoloji ile ilgili düşüncelerinin dünyada yayıldığını ve yeni paradigmalar oluşturduğunu dile getiren Acerbo, Öcalan’ın ‘dünyanın en önemli düşünürlerinden biri’ olduğunu söyledi.

Tecridin kaldırılması için baskı yapılmalı

Öcalan’ın düşünceleri ve paradigmasının gerici, dinci, emperyalist güçlere, savaşa ve bölücülüğün yaygın olduğu Ortadoğu için umut olduğu yorumunu yapan Acerbo, Öcalan’ın firikleri için şu çarpıcı değerlendirmede bulundu: “Ukrayna’daki savaş kapsamında da Öcalan’ın mesajı çok önemlidir. Çünkü halklar, dinler, diller arasında bir alternatif oluşturuyor. Öcalan’ın; öz yönetimi, özerkliği, barışı, sosyal adaleti ve özgürlüğü gerçek bir alternatiftir. Dünya, Avrupa ve ülkem İtalya’da bulunan kamuoyu Öcalan’ın özgürleştirilmesi ve tecridin kaldırılması için haykırmalı. Öcalan’ın sözlerine ihtiyacımız var. Türkiye halkının tecridin kaldırılması için hükümete baskı yapması gerektiğini düşünüyorum.”

Öcalan’ın sesi barış için önemli

Kürtlerin Türkiye, Suriye, Irak ve İran’da demokratik bir gerçeklik oluşturduğunu vurgulayan Acerbo, bunca yıldır tecrit altında olan Öcalan’ın artık sadece Kürtler için değil dünyanın her yerinden halklar için ahlaki bir otorite olduğunu belirtti.

‘Devletler Öcalan’ın fikirlerinden korkmamalı’

PKK Lideri’nin Demokratik Konfederalizm perspektifinin önemine de değinen Acerbo, sözlerini şöyle sürdürdü: “Devletin ve siyasetçilerin Öcalan’ın fikirlerinden korkmaması gerekiyor. Çünkü Demokratik Konfederalizm, bölünmenin değil, özerkliğin mümkün olduğunu gösteriyor. Böylece insanlar arasında barışa dayalı yeni bir siyasi yaşam biçimi tasavvur edebiliriz. Demokratik Konfederalizm, Kürt sorunu ve barış için çözümdür. Ortadoğu’da, Türkiye’de, Suriye’de, İran’da, Irak’ta barış istiyorsak, Başkan Öcalan’ı özgür bırakmamız ve üzerindeki tecridi kaldırmamız gerekiyor.”

ANKARA

 

 

 

 

#İtalyan #siyasetçi #Acerbo #Abdullah #Öcalan #dünyanın #önemli #düşünürlerinden #biri