Ana Sayfa Blog Sayfa 988

Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu’ndan Nahit Eren’e destek

Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu bileşenleri, Baro Başkanı Nahit Eren’e yönelik yapılan ölüm tehditlerine tepki gösterdi

Amed Kent Koruma ve Dayanışma Platformu üyeleri, Baro Başkanı Nahit Eren ve ailesine yönelik yapılan ölüm tehditlerine ilişkin baro hizmet binası önünde açıklama yaptı.

Açıklamaya, Özgürlük için Hukukçular Derneği (ÖHD), Amed Emek ve Demokrasi Platformu, Diyarbakır Ticaret ve Sanayi Odası (DTSO) Başkan Mehmet Kaya, Amed Tabip Odası, KESK ve bağlı sendikalar, baro avukatları, Demokratik Bölgeler Partisi (DBP), Halkların Demokratik Partisi (HDP), Yeşiller Sol Parti ile çok sayıda kişi katıldı.

Platform adına ortak basın metnini Doğu ve Güneydoğu İş Kadınları Derneği (DOGÜNKAD) Yönetim Kurulu Başkanı Rojda Yılmaz okudu.

Ülke olarak tarihi belirlenmiş bir seçim sürecine girildiğine dikkati çeken Yılmaz, “Böylesi önemli bir süreçte söz konusu tehditlerin yapıldığı hesaplarda, 1990’lı yılların karanlığına sebep, paramiliter yapılar ile bu yapıları kuran kişilerin isim ve sembollerinin kullanılarak, kentimize verilen mesajın farkındayız” dedi.

Sessiz kalmayacağız

Amed kentini provokasyon ve gerilimlere zemin olarak kullanılmasına asla müsaade etmeyeceklerini vurgulayan Yımaz, “5 Haziran 2015 tarihinde İstasyon Meydanı’nda gerçekleşen bombalı saldırı hala bu kentin hafızalarında tazeliğini koruyorken, 28 Kasım 2015 tarihinde Dört Ayaklı Minare önünde katledilen Baro Başkanımız Avukat Tahir Elçi’nin yarası daha kapanmamışken, Nahit Eren ve aile bireylerine yönelik bu tehditlere tabii ki sessiz kalmayacağız” diye belirtti.

Yargıya seslendi

Açıklamanın sonunda dayanışma gösteren herkese teşekkürlerini ifade eden Amed Barosu Başkanı Nahit Eren ise, “Hepimizin istediği şey aslında huzur ortamı. Maalesef geçmişte de Diyarbakır Barosu bu tehditlere maruz kaldı, büyük bedeller de ödedi. Başımıza gelen her şeyi bilerek bu sorumlulukları üstlendik. Lakin aile bireylerimize kadar tehdit eden bu anlayış karşısında sesiz kalmayacağız. Diyarbakır Barosu Başkanı olarak, yargı mekanlarını bu karanlık odakların biran önce tespit edilip, yargı önüne çıkarılmasını talep ediyorum. Bu konuda Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığına yapmış olduğumuz başvurular var, bu konuda gerekli kişileri arama hakkında çalışmalarının olduğunu biliyorum. Zaman zaman Diyarbakır’da diğer sivil toplum örgütlerine yönelik de tehditlerin olduğunu biliyoruz. Cezasızlık bunlara güç veren bir olgu. Yargıdan biran önce gereken hassasiyeti göstermelerini talep ediyoruz. Destek sunan siyasi parti temsilcilerine teşekkürlerimizi sunuyoruz” diye konuştu.

AMED

#Amed #Kent #Koruma #Dayanışma #Platformundan #Nahit #Erene #destek

DBP Amed İl Eşbaşkanı Hayrettin Altun tahliye edildi

DBP’ye yönelik yapılan operasyonda tutuklanan DBP Amed İl Eşbaşkanı Hayrettin Altun, ilk duruşmada tahliye edildi

Demokratik Bölgeler Partisi’ne (DBP) 23 Aralık 2022’de yapılan polis baskınında Eş Genel Başkanları Keskin Bayındır ve 14 il eşbaşkanıyla birlikte gözaltına alınan ve 27 Aralık’ta Diyarbakır 5’inci Sulh Ceza Hakimliği tarafından tutuklanan DBP Amed İl Eşbaşkanı Hayrettin Altun, hakkında “Örgüt üyesi olmak” iddiasıyla açılan davanın ilk duruşması Diyarbakır 5’inci Ağır Ceza Mahkemesinde görüldü.

Yasal eylemler

Altun, iddianamede kendisi hakkındaki iddialara karşı Kürtçe savunma yaptı. Savunması tercüman aracılığıyla Türkçeye çevrilen Altun, iddianamede 12 eylem ve etkinliğe katılmakla suçlandığına işaret ederek, “İddianamede sayılan bu eylemlerin tamamı yasaldır” dedi.

Suçlama konusundan uzak

Suçlamalara ilişkin savunma yapan Altun’un avukatı Cemile Turhallı Balsak, “İddianamede suç konusu olduğu iddia edilen eylem ve etkinliklerin tamamı Anayasa’da koruma altına alınan hakların kullanılması söz konusudur. İddianamede bu eylem ve etkinliklerin 8-9 tanesinin HDP organizesinde gerçekleştiği belirtilmiş. Müvekkil DBP il başkanıdır, söz konusu parti de HDP’nin bileşeni vasfına sahiptir. Siyasi parti faaliyetleri yürütmenin ilk sorumluluğu zaten parti tarafından düzenlenen eylem ve etkinliklere katılmaktır. Müvekkile atfedilen eylemlerin tamamı siyasi parti çalışmaları çerçevesinde müvekkilin katıldığı eylemlerdir” ifadelerini kullandı.

Soyut iddialar

Avukat Burhan Arta da, soruşturma süreciyle gözaltı sürecinin tamamen hukuka aykırı olduğunu ifade ederek, bir siyasi partinin suç odağı haline geldiğinin tespit edilmesi durumunda izlenecek sürecin Yargıtay Başsavcılığınca yürütülerek Anayasa Mahkemesi’ne başvurulacağını dile getirdi. Gizli tanıkların DBP hakkında “örgütsel eğitimlerin verildiği” iddiasına değinen Arta, bütün siyasi partilerin eğitimler düzenlediğini, ancak gizli tanıkların örgütsel eğitim iddiasının araştırılmadığını, bunun somut delillerle desteklenmediğini ifade ederek, bunun soyut bir beyan olduğunu hatırlattı.

Arta, müvekkilinin, sağlık, yaş, hakkındaki suçlamalar ve tutuklu kaldığı süre göz önüne alınarak tahliyesini talep etti.

Tahliye kararı

Mahkeme, Altun’un yurt dışı yasağı adli tedbir kontrolü uygulanarak tahliyesin karar vererek, duruşmayı 9 Mart’ta erteledi.

#DBP #Amed #İl #Eşbaşkanı #Hayrettin #Altun #tahliye #edildi

Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından İmralı başvurusu

İmralı Cezaevi’nde tecrit altında olan PKK Lideri Abdullah Öcalan için Asrın Hukuk Bürosu avukatları haftalık görüş başvurusunda bulundu. Avukatların şimdiye kadar yaptıkları tüm başvurular ise sonuçsuz bırakıldı

Uluslararası komployla 15 Şubat 1999’da Türkiye getirilen PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın avukatları ve ailesi kendisinden 22 aydır hiç bir haber almadığı gibi, 24 yıldır süren ağır tecrit hali ise endişeleri arttırıyor.
Buna karşı Asrın Hukuk Bürosu avukatları her haftalık düzenli olarak 2 ker görüş başvurusunda bulunuyor. Bu amaçla Asrın Hukuk Bürosu avukatlarından Rezan Sarıca, Raziye Öztürk, Emran Emekçi ve Faik Özgür Erol, İmralı F Tipi Yüksek Güvenlikli Cezaevi’nde ağır tecrit koşulları altında tutulan Abdullah Öcalan ile görüşmek için Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı ve İmralı Ceza İnfaz Kurumu Müdürlüğü’ne başvurdu.

Başvurular cevapsız bırakıldı

Avukatların şimdiye kadar yaptıkları başvurulara cevap verilmezken, avukatlar, bu nedenle 22 Kasım 2021 tarihinde Bursa Ceza İnfaz Hakimliği’ne “derhal görüşme” başvurusunda bulundu. Hakimlik, Abdullah Öcalan hakkında 12 Ekim 2021’de verilen 6 aylık avukat görüş yasağı ile 18 Ağustos 2021’de verilen 3 aylık aile görüş yasağı kararını gerekçe göstererek, başvuruyu reddetti. Ancak yasağa gerekçe gösterilen kararlara dair avukatlara bilgi verilmedi.

AYM’ye başvuruldu

Aile görüş yasağı ise 18 Kasım 2021’de son buldu. Buna rağmen ailelerin Bursa Cumhuriyet Başsavcılığı’na yaptığı başvurulara herhangi bir yanıt verilmedi.
Avukatlar, 12 Mayıs’ta aile ziyaretlerinin “hukuksuz” disiplin cezalarıyla engellenmesini Anayasa Mahkemesi’ne (AYM) taşıdı. Avukatlar, AYM’ye yaptıkları başvuruda, mutlak iletişimsizlik hali olan “incommunicado”ya dikkat çekerek, haber alamamanın işkence olduğunu, aile ve özel hayata saygı hakkının, savunma ve adil yargılanma hakkının ve etkili başvuru yolu hakkının ihlal edildiğinin tespit edilmesini talep etti ancak buna da henüz bir cevap verilmiş değil.

Yasak var bilgisi yok!

Abdullah Öcalan’a, Bursa İnfaz Hakimliği tarafından da 12 Ekim 2021’de ise 6 aylık avukat görüş yasağı verilmişti. Görüş yasağı 22 Nisan’da sona ermesine rağmen müvekkilleriyle görüştürülmeyen avukatlar, görüş için yaptıkları tüm başvurulara herhangi bir yanıt alamadı. Bunun üzerine ise avukatlar, 29 Nisan’da bir kez daha Bursa İnfaz Hakimliği’ne başvuruda bulundu. Hakimlik aynı gün avukatların başvurusuna yanıt vererek, görüşme talebini yine reddetti. Görüş talebinin reddedilmesine dair sunulan “gerekçe” ise, 13 Nisan’da hakimliğin verdiği 6 aylık avukat görüş yasağı gösterildi. Yasağın gerekçesi hakkında da yine avukatlara herhangi bir bilgi verilmedi.

Abdullah Öcalan’ın avukatlarından Rezan Sarıca ve Nevroz Uysal, müvekkilleriyle 8 yıl aradan sonra en son 2-22 Mayıs, 12-18 Haziran ve 7 Ağustos 2019 tarihlerinde görüşebilmişti. Avukatlar o tarihten bu yana müvekkilleriyle görüştürülmüyor.

İSTANBUL

#Asrın #Hukuk #Bürosu #avukatlarından #İmralı #başvurusu

İHD’den cezaevi raporu: İşkence ve kötü muamele arttı

İHD Ankara Şubesi, ‘İç Anadolu Bölge Cezaevleri’ başlıklı yıllık raporuna göre, 2022 yılı içerisinde en az 78 tutuklunun yaşamını yitirdiği, 651’i ağır olmak üzere en az bin 517 hasta tutuklunun bulunduğuna dikkat çekildi

İnsan Hakları Derneği (İHD) Ankara Şubesi Hapishaneler Komisyonu, İç Anadolu Bölgesi’nde bulunan cezaevlerinde yaşanan hak ihlallerini içeren 2022 yılına ait “İç Anadolu Bölgesi Raporu’nu” dernek binasında düzenlediği toplantıyla kamuoyuyla paylaştı. Raporu, İHD Merkez Yürütme Kurulu (MYK) Nuray Çevirmen, İHD Ankara Şube Hapishaneler Komisyonu Üyesi avukat Ümit Can Akbulut ve avukat Mahir Uslu açıkladı.

Rapor, İHD Ankara Şubesi’ne doğrudan gelen başvurular, avukatların cezaevlerine yaptıkları ziyaretler, tutukluların gönderdiği mektuplar ve aileleriyle yaptıkları görüşmelerden derlenen ihlaller sonucunda hazırlandı. Rapora göre, 2022 yılı içerisinde cezaevlerinde en az 78 tutuklu yaşamını yitirdi.

25 tutuklu şüpheli şekilde yaşamını yitirdi

36 tutuklunun hastalıkları nedeniyle vefat ettiğinin belirtildiği raporda, hasta tutuklular içerisinde birinin 70 yaş üzeri ve 4 tutuklunun da 80 yaş üzerinde olduğunu vurgulandı. 6 hasta tutuklunun da ölmeden çok kısa süre önce tahliye edildikleri, 1 tutuklunun ölüm nedeninin bilmediği, 16 tutuklunun intihara sürüklendiğinin vurgulanarak, bu tutuklulardan 2 tanesinin 17 yaşında çocuk, 2’sinin kadın olmak üzere 25 tutuklu şüpheli şekilde yaşamını yitirdiği bilgisi paylaşıldı.

651’i ağır 1517 hasta tutsak var

Cezaevlerinde en az 651’i ağır olmak üzere en az bin 517 hasta tutuklunun bulunduğuna dikkat çekilen raporda, İç Anadolu Bölgesi cezaevlerinde en az 150 tutuklunun sağlık hakkının ihlal edildiği vurgulandı. Raporda, hastane sevklerinin sağlıksız şartlarda yapıldığı, tam teşekküllü hastane ve üniversite hastaneleri tarafından ‘hapishanede kalamaz raporları’ kabul edilmediği ve ağır hasta mahpusların infazların infazları ertelenmediği, ATK bu kararlarda tıbbi ve etik ilkelerin dışında politik karar süreci yürüttüğüne vurgu yapıldı.

Ayrıca Sincan Kadın Kapalı Hapishanesinde yüzde 85 engelli olan ve ağır MS hastası olan bir kadın mahpusun cezaevinde kalabilir raporu verilerek Sincan Kampüs hastanesinde tutulduğuna dikkat çekildi.

73 tutuklu işkence ve kötü muameleye maruz kaldı

2022 yılında İç Anadolu Bölgesi’nde en az 73 tutuklunun işkence veya kötü muameleye maruz kaldığının altı çizildi. Adalet Bakanlığı’nın bu konudaki verileri paylaşmaması, özellikle taşra hapishanelerinden haber alma konusunda yaşanan güçlükler, adli mahpusların yaşadıklarını basına, yetkili makamlara ve insan hakları örgütlerine iletmemesi nedeniyle işkence ve kötü muameleye maruz kalan mahpus sayısının daha fazla olduğu vurgulandı.

Sevk ve sürgünler

En yoğun hak ihlallerinin yaşandığı başlıklardan birinin sevkler olduğuna dikkat çekilen raporda sevklerden çok kısa süre önce tutukluların bilgilendirildiği ve bazen hiç haber verilmeden sevklerin gerçekleştiği belirtildi. Sevk olan tutukluların eşyalarının kendisine teslim edilmediği, sevk sırasında tutukluların çıplak aramaya maruz bırakıldığı belirtildi.

Raporda, Çorum/Sungurlu T Tipi, Afyon 1 Nolu T Tipi, Bafra T Tipi, Bolu F Tipi, Ereğli Yüksek Güvenlikli Kapalı Cezaevi’nde açlık grevi eylemlerinin yapıldığına dikkat çekildi.

Sonuç ve öneriler

Raporda yer alan sonuç ve öneriler şöyle:

* Ulusal ve uluslararası insan hakları hukukunda; mahpusların hakları ile ilgili oldukça gelişmiş standartlar olmasına karşın mahpuslar ilgili hakları ve düzenlemeleri doğrudan kullanamamakta, tutuldukları yerlerde bulunan yetkililer aracılığı ile ancak kullanabilmektedir.

*Mahpusun avukat görüşü, arkadaş görüşü ve aile görüşlerinden mahrum bırakılması, yine dışarıyla iletişim bağı olan telefon, faks ve mektup hakkının engellenmesi gibi uygulamalar insanlık onuruna aykırı uygulamalardır.

* BM Kişisel ve Siyasal Haklar Uluslararası Sözleşmesi’nin 10. maddesinde açık bir şekilde ‘Özgürlüğünden yoksun bırakılmış kişiler insani muamele ve insanın doğuştan kazandığı insan onuruna saygılı davranış görme hakkına sahiptir’ denilmektedir. İç Anadolu Bölgesindeki cezaevlerinde insanlık onuruna yakışır muamele yapılmamakta ve mahpuslar şiddet, hakaret ve kötü muameleye ve hak ihlallerine maruz kalmakta, hasta olanların tedavileri aksatılmakta, iletişim ve bilgi edinme hakları engellenmektedir.

* Cezaevlerinde son dönemlerde artış gösteren işkence-darp vakalarına son verilmeli, sorumlu olan kişiler hakkında soruşturma açılmalı ve cezai yaptırımlar uygulanmalıdır. Mahpuslara yapılan işkence, onur kırıcı ve kötü muameleler Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi ile yasaklanmıştır.

* Hapishanelere bağımsız sağlık kurumlarının girmesine ve inceleme yapmasına izin verilmelidir. Hapishanelerin denetiminde başta meslek kuruluşları ve insan hakları örgütleri olmak üzere ilgili kuruluşların yer alacakları şekilde yasal düzenlemeler yapılmalıdır.

* Hakkında yasaklama, toplatma kararı olmayan gazetelerin hapishanelere alınmasının önündeki engeller kaldırılmalı ve temini sağlanarak gazeteler mahpuslara verilmelidir.

* Ailelerinden uzakta olan mahpusların, maddi koşullar ve hastalıklar nedeniyle gelemeyen ailelerine yakın cezaevlerine nakil talepleri kabul edilmelidir.

* Cezaevlerinde meydana gelen intihar vakalarının önüne geçmek için mahpusları ruh ve bedensel bütünlüklerine yönelik tehditler ortadan kaldırılmalı, insan onuruna yaraşır uygulamalar geliştirilmelidir. Gerekli önlemi almayan ve etkisi olan kişiler varsa etkin soruşturmalar yapılmalı ve yaptırımlar uygulanmalıdır.

* Yeterli ve sağlıklı beslenmek temel insan hakkıdır. Sağlık sorunları olan mahpuslar, doktorlarca reçete edilmiş yiyecekleri alma hakkına sahiptirler. Cezaevi idareleri tarafından hasta tutuklu veya hükümlülere diyete uygun yemek sağlanmalıdır.

* Hapishanelerdeki sağlık personeli sayısı arttırılmalıdır. Hastaların havasız, kışın soğuk, yazın sıcak ringler ile hastaneye sevk edilmesi, hastane önlerinde ringler içerisinde saatlerce bekletilmesi uygulamalarına son verilmelidir. Ağır hastaların ring araçları ile değil ambulansla hastanelere sevki sağlanmalıdır. Tek kişilik ring aracı tamamen kaldırılmalıdır.

* Hastaların revire çıkarılmaları, hastaneye sevkleri hızlandırılmalıdır. Teşhis, tedavi ve kontrollerinin uzman hekimler tarafından yapılması sağlanmalıdır.

* Kelepçeli muayene ve tedavi yöntemi uygulamasından vazgeçilmelidir. Bu uygulama nedeniyle birçok hasta mahpusun tedavisi yapılamamaktadır.

* Uluslararası ve ulusal kanunlardan da anlaşılacağı üzere, mahpusların yeterli tıbbi yardım görme hakları mevcuttur. Bununla birlikte, mahpuslar insanlık onuruna saygılı bir biçimde muamele görme ve yaşama hakkına sahiptir. Fakat büyük bir sorun olan ve kamuoyunun vicdanını kanatan hasta mahpusların yaşamış oldukları sorunlar çözüm üretilmeden ortada durmaktadır. Teşhis ve tedavisi yapılmadan adeta işkence çektirilen, hapishanede hayatını kaybeden ya da ölümüne ramak kala bırakılıp kısa sürede hayatını kaybeden insanların olduğu bir toplum, adalete olan inancını da kaybeder. Türkiye hapishanelerinde bulunan hasta mahpusların acil ve kalıcı tedavileri yapılmalı, hapishane koşullarında tedavisi yapılamayan/yapılmayan hasta mahpusların da acilen infazları durdurulmalıdır.”

Kaynak: MA

#İHDden #cezaevi #raporu #İşkence #kötü #muamele #arttı

Tecavüz faili kendini ‘devlete karşı suç işlemedim’ diyerek savundu

10 yaşındaki çocuğa tecavüz eden sanık Mehmet Şirin A. kendini ‘devletime karşı suçum yok’ diyerek savundu ancak cezadan kurtulamadı

Mêrdîn’de Mayıs 2022 tarihinde 10 yaşındaki çocuğa tecavüz eden Mehmet Şirin A.’nın tutuklu yargılandığı davanın üçüncü duruşması görüldü.

Kimlik tespitinin ardından başlayan duruşmada, savcılık sanık hakkındaki mütalaasını tekrar ederek, sanığın üzerine atılı suçtan cezalandırılmasını istedi.

Duruşmada yaşananlar

Avukat Leyla Sarohan, mütalaa yönünde ceza verilmesini isteyerek, dosya kapsamındaki raporlarla sanığın suçunun sabit olduğunu belirtti.

Daha sonra söz alan Avukat Civan Ortaç, sanığın işlediği suçun unsurlarının açık olduğunu belirterek, cebir kullandığından cezanın yarı oranında artırılması, aynı zamanda sanığın “Kişiyi hürriyetinden yoksun kılma” suçundan da cezalandırılması gerektiğini kaydetti.

Devletli milletli savunma

Mehmet Şirin A., suçlamayı kabul etmediğini belirterek, üzerine atılı suçu işlemediğini savundu. Mehmet Şirin A., “Devletime ve milletime karşı hiç bir suçum olmadı” savunması yapması da dikkat çekti.

Sanık avukatı da suçlamaları reddederek, raporlarda cinsel istismar bulgusu olmadığını savundu.

27 yıl hapis

Duruşmaya verilen aranın ardından mahkeme, sanığa “nitelikli cinsel istismar” suçunu cebir kullanarak işlediği gerekçesiyle indirim yapmadan 27 yıl hapis cezası verilmesine karar verdi.

Kaynak: MA

#Tecavüz #faili #kendini #devlete #karşı #suç #işlemedim #diyerek #savundu

Metin Uca gözaltına alındı

Gazeteci ve televizyon programcısı Metin Uca, havalimanında gözaltına alındı

Gazeteci ve televizyon programcısı Metin Uca’nın,  Ankara’ya gitmek için İstanbul Havalimanı’nda iç hat bölümünde bilet işlemlerini yaptırdığı esnada gözaltına alındı.

Uca’nın hakkında arama kararı olduğu gerekçesiyle gözaltına alındığı ve işlemlerin ardından adliyeye sevk edileceği belirtildi.

İSTANBUL

#Metin #Uca #gözaltına #alındı

Kadın katilinden tanıdık savunma: Tartıştık, kendime hakim olamadım

Geçen yıl mayıs ayında Sakine Kültür’ü katleden ve cenazesini yakan Özel Harekat Ocakları Şırnak İl Başkanı İbrahim Barkın hakkında açılan davanın ilk duruşması yarın. Fail jandarma ifadesinde Kültür’ü suçladı

Kurdistan’da devlet eliyle yürütülen özel savaş politikaları kapsamında kadınlar yönelik saldırılar artarken, cezasızlık ise erkek faillere cesaret veriyor.

Şirnex’in (Şırnak) Silopiya (Silopi) ilçesinde 13 Mayıs 2022 ‘de Sakine Kültür’ü işkence ederek katleden Özel Harekat Ocakları Şırnak İl Başkanı İbrahim Barkın hakkında başlatılan soruşturma kapsamında hazırlanan iddianame kabul edildi.

Raporlara yer verildi

Silopi Cumhuriyet Başsavcılığı tarafından hazırlanan 2 sayfalık iddianame, Cizre 2’nci Ağır Ceza Mahkemesi tarafından kabul edildi. Buna göre, fail Barkın’a “Nitelikli bir şekilde tasarlayarak ve eziyet çektirerek öldürme” suçlaması yöneltildi. Olay yeri inceleme raporu ve failin telefon görüşmelerinin yer aldığı iddianamede, failin petrolden aldığı yakıt ile Kültür’ün cenazesini yaktığı bilgisine yer verildi.

Failin yanık izleri vardı

İddianamede yer alan diğer bilgilere göre, ailenin olaydan bir gün önce Kültür’ü aramaya başladığı, söz konusu olayla ilgili şüpheli olarak Sakine Kültür’ün eşi ve eşinin yeğeni hakkında soruşturma başlatıldığı, şüpheliler hakkında takipsizlik kararı verildiği kaydedildi. İddianamede, Kültür’ü katleden Barkın’ın gözaltına alındığı gün alın kısmında, kaşlarında, saçlarında, ellerinde ve bileklerinde yanık izlerinin olduğunun belirtildi.

Katlettiği Kültür’ü suçladı

Fail Barkın’ın jandarmada verdiği ifadesine yer verilen iddianamede fail kadın katliamlarından tanıdık gelen bir savunma yaparak katledilen Kültür’ü suçladı.
Kültür ile 2018’de tanıştığını belirten fail Barkın, Kültür’ü suçlayarak, kendisini, “Sakine ara ara benden para talep ediyordu. Olay günü de arabada içerisinde tartıştık. Ben de kendime hakim olamadım” şeklinde savundu. Fail Barkın ifadesinde ayrıca cenazeyi yaktığını itiraf etti.

İlk duruşma yarın

Fail Barkın Kültür ile aralarında “ilişki” olduğunu iddia ederken, iddianamede failin daha önce Kültür ile birçok kez iletişim kurduğu, ancak bu iletişimin Barkın’ın iddia ettiği “ilişkiye” delil olmadığı vurgulandı. İddianamede, Barkın’ın cinayeti önceden tasarladığı ve bu amaçla aracının bagajında benzin bulundurduğu ifade edildi. Kabul edilen iddianamenin ilk duruşması ise yarın.

Haber: Zeynep Durgut / MA

#Kadın #katilinden #tanıdık #savunma #Tartıştık #kendime #hakim #olamadım

Çağlar Demirel’in duruşması ertelendi

HDP eski Grup Başkanvekili Çağlar Demirel’in ‘Cumhurbaşkanı’na hakaretten’ yargılandığı dava erteledi

Halkların Demokratik Partisi (HDP) eski Grup Başkanvekili Çağlar Demirel’in “Cumhurbaşkanı’na hakaretten” dolayı yargılandığı davanın duruşması, Diyarbakır 5’inci Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü. Duruşmada Çağlar ve avukatı Serdar Çelebi hazır bulundu.

Duruşmada savunma yapan Demirel, Cumhurbaşkanına yönelik sarf ettiği ve suç unsuru olarak gösterilen konuşmanın aynısını daha önce Meclis kürsüsünde söylediğini hatırlattı. Meclis kürsüsünde, yasama sorumsuzluğu kapsamında yaptığı konuşmaların aynısını dışarda da ifade ettiğini, bu nedenle Meclis tutanaklarına bakılmasını talep etti.

Tahliye olduktan 1 hafta sonra hakkında bu davanın açıldığına dikkat çeken Demirel, dava konusu yapılan bu konuşma nedeniyle daha önce 5’inci Ağır Ceza Mahkemesinde yargılandığını, bu nedenle davanın mükerrer olduğunu söyledi.

Meclis konuşmaları talep edildi

Çağlar’ın avukatı Serdar Çelebi ise Cumhurbaşkanı’na hakaret suçu kamuoyunda ve hukuk camiasında tartışma konusu olduğunu ifade ederek, “Müvekkilim daha önce 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dava dosyası ile milletvekili olduğu dönemde Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmaları TBMM’den talep edebilirsiniz” sözlerine yer verdi.

İddia makamı ise dava dosyasındaki eksikliklerin giderilmesini istedi.

Talepler kabul edildi

Duruşmaya kısa bir ara veren mahkeme, Adalet Bakanlığı’ndan AİHM Vedat Şorli Türkiye kararının bir örneği ile Demirel’in Meclis kürsüsünde yaptığı konuşmaların bir örneğinin Meclis’ten istenmesine karar verdi.

Mahkeme ayrıca Demirel’in daha önce 5’inci Ağır Ceza Mahkemesi’nde yargılandığı dava dosyasının da bir örneğinin istenmesinğ ve duruşmalardan vareste tutulmasına karar verdi.

Bir sonraki duruşma 23 Mayıs’a ertelendi.

Kaynak: JinNews

#Çağlar #Demirelin #duruşması #ertelendi

İran rejimi kanser hastası tutukluya işkence yaptı

İran İnsan Hakları Örgütü Hengaw, kanser hastası bir tutukluya işkence yapıldığı ve son bir ayda en az 182 Kürt ve 185 Beluc’un tutuklandığı bilgisini paylaştı

Kürt kadın Jîna Emînî’nin katledilmesinin ardından eylül ayında başlayan halk ayaklanması 5’inci ayında rejimin saldırıları altında devam ediyor. Rejim güçleri bir yandan halkı sindirmek için tutuklama operasyonlarına hız verirken, idamlar da halkı yıldıramadı.

Ocak ayında 182 Kürt tutuklandı

Hak ihlallerinin yoğun yaşandığı ülkeye dair açıklanan raporlar da yıllardır devam eden baskıları ortaya koyuyor. İran İnsan Hakları Örgütü Hengaw tarafından yayınlanan raporda, Ocak ayında en az 182 Kürdün tutuklandığı bilgisi yer aldı.

Siyasi faaliyetler gerekçe yapıldı

Tutuklulardan 169 kişinin siyasi ve özellikle Kürt partileriyle işbirliği gerekçeleriyle alındığına yer verilen raporda, 10 kişinin ise dini faaliyetlerde bulunmak ve ülke çapındaki protestoları desteklemek suçlamasıyla tutuklandığı bilgisi paylaşıldı.

Raporda, ocak ayı içerisinde gözaltına alınan Kürtler arasında en az 12 kadın aktivist, 14 çocuk, 9 öğrenci ve 6 öğretmen ile üniversite profesörünün de yer aldığı kaydedildi.

Kanser hastasına işkence

Protestolar sırasında gözaltına alınanlardan biri olan Mohammad Shams’ın kanser hastalığı nedeniyle durumunun kötüleşmesine rağmen ağır işkence gördüğü ve tutuklandığı aktarılan raporda, Shams’ın gözaltı ve sorgu sırasında gördüğü ağır işkence nedeniyle 4 dişinin kırıldığı belirtildi.

185 Beluc tutuklandı

Raporda bir diğer çarpıcı bilgi ise son bir ay içinde en az 185 Beluci’nin, Zahidan’da tutuklanması oldu. Tutuklananlardan 125 kişnin kimliğinin doğrulandığı bilgisi verilen raporda, ailelerin tehdit edilmesi, iletişim kaynaklarının kısıtlanması nedeniyle muhtemel sayının daha çok olduğu tahmin edildiği ifade edildi.

HABER MERKEZİ

 

#İran #rejimi #kanser #hastası #tutukluya #işkence #yaptı

Kapalı konsolosluk sayısı 6’ya yükseldi, Fransız Lisesi de kapalı olacağını duyurdu

Türkiye’de ‘güvenlik’ nedeniyle konsolosluklarını kapatan ülke sayısı 6 altı oldu. Beyoğlu’ndaki Pierre Loti Fransız Lisesi de saldırı tehdidine karşı 2 gün kapalı olacağını bildirdi

Almanya, Fransa, Hollanda, Belçika ve İngiltere’nin güvenlik gerekçesiyle İstanbul’daki konsolosluklarını kapatmasının ardından bugün de İsviçre Başkonsolosluğu geçici olarak kapatıldı. Böylecek kapalı konsolosluk sayısı altıya yükseldi.

İsviçre Başkonsolosluğu tarafından yapılan açıklamada, “Güvenlik sebebiyle, İsviçre Başkonsolosluğu ikinci bir duyuruya kadar kapalı olacaktır. Vize ve pasaport işlemleri için randevular iptal edilecektir. Anlayışınız için teşekkür ederiz” denildi.

ABD ve Kanada vatandaşlarını uyardı

ABD Büyükelçiliği ise önceki gün yaptığı açıklamada yurttaşlarını uyarmıştı. Büyükelçilik tarafından yapılan açıklamada Türkiye’de özellikle Beyoğlu ve Galata olmak üzere Batılı turistlerin sıkça ziyaret ettiği yerlerde “olası terör saldırısına karşı” vatandaşlar uyarılmıştı.

Benzer bir uyarı da Kanada’dan gelmişti. Kanada, Türkiye’de bulunan ve seyahat edecek vatandaşlarını acil koduyla gönderdiği mesajla uyarmıştı.

Fransız Lisesi de iki gün kapalı

Öte yandan Beyoğlu’ndaki Pierre Loti Fransız Lisesi de saldırı tehdidine karşı 2 Şubat Perşembe ve 3 Şubat Cuma günleri kapalı olacağını bildirdi.

Soylu’dan psikolojik harp iddiası

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, konsoloslukların kapatılmasına ilişkin yaptığı açıklamasında yaşananların ‘Türkiye’ye karşı yapılan psikolojik bir harp’ olduğunu iddia etti. Soylu açıklamasında “3-4 gündür DAEŞ (IŞİD) üzerinden, 60 milyon turist hedefini koyduğumuz bir günde, Türkiye’de yeni bir psikolojik harp başlatmanın eşiğini oluşturmuşlardır” iddiasını öne sürdü.

HABER MERKEZİ

#Kapalı #konsolosluk #sayısı #6ya #yükseldi #Fransız #Lisesi #kapalı #olacağını #duyurdu