Ana Sayfa Blog Sayfa 991

Kimyasal kullanımına dair 8 madde

Orgeneral Necdet Öztorun imzalı Türk Genelkurmay Başkanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın 25 Şubat 1986 tarihli genelgesi: ‘Tünellerin imhası sırasında zehirli gazlarla doldurulabilir (…) Özel yetiştirilmiş zehirli haşere üretilerek kullanılamaz hâle getirilebilir…’

Ilgar Akansel

Savaş en büyük insanlık suçudur- elbette öz savunmadan bahsetmiyoruz. Devlet bürokrasisinin emperyal, kolonyal çıkarları uğruna halkları ölüme göndermesinin bir başka ifadesi olan savaş olgusu pervasızca gençleri, kadınları, bir bütünen insanlığı ölüme göndermekten çekinmez. 1993’ten beri PKK’nin ateşkes çağrılarına her seferinde daha büyük sivil katliamlarla, cinayetlerle, sivil mücadeleyi kriminalize etmekle, saldırılarla yanıt veren Türkiye’nin, bürokrasinin çıkarları, halkı konsolide etmek için hareket ettiğini söyleyebiliriz. Kendi askerlerini yakışından¹, binlerce köyü boşaltmasına², JİTEM ve türevi örgütleri aracılığıyla bombaladığı köyler³, öldürdüğü masum bebekler4 üzerinden on binlerce kişinin katliyle sonuçlanan Dersim, Koçgri, Zilan gibi katliamlara; Türkiye Cumhuriyeti’nin suçlarını yazmaya bu satırlar yetmez. Dolayısıyla bu satırlarda doğrudan uluslararası kamuoyunda yer edinmiş, Türkiye Cumhuriyeti’nin kimyasal kullanımına dair gerçekliklerle yetinmek zorunda kalarak savaş gerçekliğinin bir yüzünü ele alacağız; yazının içeriğinde 1937-38 Dersim Soykırımı’nda kullanılan kimyasal ve zehirli gazlardan ve uzak tarihlere gömülmüş insanlık suçlarından bahsetmedik, benzer bir şekilde herkesin ulaşabileceği görüntüleri yığmadık; hiçbir propagandaya mahal vermeden, hakikati göstermekle, bilimsel hakikatleri ve ampirik (bilimsel bulgular, deneysel) kanıtları yığmakla yetindik. Hiçbir canın katledilmediği; hür, barışçıl, özgür, eşit bir toplum umuduyla.

1- Irak Parlamentosu Güvenlik ve Savunma Komisyonu Üyesi Parlamenter Cewad Bolani, RojNews’e konuşarak, “Güvenlik birimlerinin özel raporlarına göre Türk Devleti saldırılarda kimyasal silahlar kullanmıştır. Bu durum uluslararası yasaların ihlalidir” ifadelerini kullandı.5 Irak Devleti’nin yetkilisi Türkiye’nin kimyasal kullandığını kabul etti. Bu gerçekliğe karşılık Cewad Bolani’nin yalnızca bir parlamenter olduğu, dolayısıyla Irak Devleti’nin kimyasal kullanımı iddiasını tasdiklemediği ilk bakışta iddia edilebilir; fakat Cewad Bolani’nin söylemleri, Irak Devleti’nin açıklamalarıyla çelişki arz etmemekte, aksine ilişkilenmektedir. Cewad Bolani Irak Devleti’nin üzerine araştırma komisyonu kurduğu ve kendisini mükelleflendirdiği bir konu başlığında söz almıştır. Dolayısıyla Cewad Bolani herhangi bir parlamenter olmadığı gibi, açıklaması da Irak Devleti’nin kendisine verdiği yükümlülükle ilgilidir. Irak Devleti 16 Kasım’da yaptığı açıklamada kimyasal kullanımına dair bir komisyon kurulacağını izah etmiş ve Fetih Koalisyonu Parlamenteri Refiq Salihi, komisyonun içerisinde Savunma Bakanlığı, Irak Parlamentosu Asayiş ve Savunma Komisyonu ve Dışişleri Bakanlığından temsilcilerin yer alacağını açıklamıştır.6 Bu ifadelerin ve komisyonun kurulumunun ardından 22 Kasım tarihinde komisyon içerisinde kimyasal kullanımını araştırmakla mükelleflendirilen grubun içerisinde yer alan Cewad Bolani Türkiye Cumhuriyeti’nin kimyasal kullandığını ifade etmiştir. Bu bakımdan Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kimyasal kullandığı iddiaları bir devlet tarafından onaylanmış, kabul edilmiştir. Elbette devletlerin siyasal çıkarları gereği de gerçekliği manipüle edebileceği iddia edilebilir, fakat ileride göstereceğimiz üzere bu durumun propaganda olmadığına ve birçok bilimsel dayanağı olduğuna dair veriler mevcuttur.

2- Biyolojik silah denetçisi Dr. Jan Van Aken ile IPPNW İsviçre örgütlenmesi başkanı Doktor Dr. Josef Beppe Savary TSK ordusu tarafından terk edilmiş bir alanın yakınında bulunan malzemeler arasında, klasik bir kimyasal savaş ajanı olan klor üretmek için kullanılabilecek hidroklorik asit ve çamaşır suyu konteynerleri bulunduğunu, gaz halindeki materyali yayma amacıyla kullanılan hortumla TSK’nin savaş tüneline girdiğini, bunun yanı sıra aynı bölgede TSK’nin bünyesinde kimyasaldan korunmak için kullanılan özel bir kartuş tespit edildiğini ifade etti.7 Bilindiği üzere PKK Zap, Avaşin, Metina bölgelerinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kimyasal kullandığını beyan etmiş ve uluslararası araştırma enstitülerini, komisyonlarını kimyasal kullanımını araştırmak üzere bölgelerde inceleme yapmaya davet etmişti. Davetin üzerine 1985 yılında yaptığı çalışmalar üzerine Nobel Barış Ödülü alan8 İPPNW’nin birisi Almanya, diğeri İsviçre olmak üzere iki temsilcisi 20-27 Eylül 2022 tarihlerinde Federe Kürdistan’a ziyarette bulunmuştu. İsviçre delegesi Dr. Josef Beppe Savary İPPNW İsviçre örgütlenmesi başkanıydı, Alman delege Dr. Jan Van Aken ise BM’ye bağlı bir kuruluş olan UNMOVIC adına görev yapmış eski bir biyolojik silah denetçisiydi¹°. Raporun içerisinde Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin müttefiki Güney Kürdistan Bölgesel Yönetimi’nin Amediye Kaymakamlığı’nın süreci sabote ettiği, yeterli düzeyde araştırma yapılmasının önüne geçildiği, kimyasala maruz bırakılan sivil faillerle iletişime geçilemediği; bu engellemelere rağmen kimyasal üretmek adına kullanılan üç maddenin TSK’nın terk ettiği alanda bulunduğu ifade edildi.

3- İsviçre merkezli Wessling Araştırma Enstitüsü’nde yaptırılan laboratuvar incelemesi sonucunda, Türkiye’nin 9 Ekim 2019’da başlatılan saldırıları sürecinde yasaklı beyaz fosfor kullandığı belgelendi. Konuyla ilgili İran asıllı İsveçli Doktor Abbas Mansouran “İsviçre merkezli laboratuvar raporu, semptomlar ve kimyasal bombalar arasında korelasyon olduğunu doğruladı. Türk devleti ne kadar bu durumu reddetse de artık bu noktada uluslararası toplumu ikna edici delillerimiz var” ifadelerini kullandı.¹¹ Yaralı bir SDG’li militandan alınan parçadan yola çıkarak normal bir insanda bulunması gereken fosforun çok üzerinde fosfor bulunduğu belirtilirken, bunun yanı sıra yaralanma tipinin, kimyasal yanıkların beyaz fosfor kullanımına dair kanıt oluşturduğu ifade edildi. PYD Eşbaşkanı Salih Müslim konuyla ilgili: “Rojava’da da kimyasal silah kullandılar. 2018’de Efrîn’de kullandılar. Bas bas bağırdık ama kimse yine ses çıkarmadı. Hatta birisi kalkıp da bunu araştırayım demedi; bir araştırma soruşturma bile olmadı. Yine 2019’da Serêkaniyê’de kullandılar. Mağdurları Avrupa’ya kadar giderek raporlar aldı” ¹² ifadelerini kullanmıştı.

4- Belki de belirteceğimiz maddelerden en ilgi çekici hususu barındıran madde, dördüncü maddedir. Önceki maddelerde uluslararası bilimsel araştırma enstitülerinin sunduğu kanıtlardan ağırlıklı olarak bahsettik, elbette bu gerçekliklerin hepsi Türkiye’nin kimyasal kullanımını tasdiklemektedir. Fakat bu maddenin özel bir yönü de söz konusudur, Türkiye Cumhuriyeti Devleti bizzat kendi yayın organında kendini ele vermektedir, ileride de bizzat Genelkurmay Başkanlığı imzalı kanıtlar göreceğiz; fakat bahsedeceğimiz maddeyi ilgi çekici kılan sunulan kanıtın daha gerçekçisi olmasından vs. değil Türkiye Cumhuriyeti’nin kendi yayın organında kendini ele vermesinden ileri gelmektedir. TRT’nin 2004 yılında TRT 1’de Türkiye ordusunun “Anti terör birimi” ile ilgili yayınlanan bir belgeselinde Türkiye askerinin göz yaşartıcı bomba kullanımını test ettiği görüldü. Görüntülerde mağaraya atılan imha edici bombanın ardından, göz yaşartıcı bomba atılıyor ve sarı dumanlar yükseliyor. 2011’de bu görüntüleri inceleyen uzmanlar, bu sarı dumanların kimyasal bombalardan çıktığını belirterek Türk Devleti’nden açıklama istedi. ¹³ Türk Devleti’nin kendi yayın organı kimyasal kullanımını kabul ediyor, paylaşıyor. Konuya dair Jon Van Aken’ın ifadeleri: “2004 yılında Türk televizyon kanalı TRT 1’de Türkiye’nin anti terör birimi ile ilgili bir belgesel yayınladı. Bu belgeselde askeri tatbikatlarda göz yaşartıcı bomba kullanımının test edilmesi gösterildi. Tatbikat senaryosunda bir mağaraya atılan imha edici bombanın ardından, mağarada hayatta kalanların etkisiz hale getirilmesi için göz yaşartıcı bombanın atıldığı gösterildi. Başka bir tatbikatta ise bir köyün ele geçirilmesi olayında önce bir ev bomba ile tahrip edildi ve sonrasında, kuyu içine saklanmış kişileri dışarı çıkarmak için göz yaşartıcı bombanın atıldığı gösterildi.”¹ 4

5- 6 Aralık 2004’te yayınlanan “Sunshine Project Ülke İncelemeleri-No. 3 Türkiye’deki Biyolojik ve Biyokimyasal Silahlara ilişkin Araştırmalar Üzerine Bir İnceleme” ¹5 raporunda ve Brentford Üniversitesi’nin hazırladığı raporda Türkiye’nin envanterinde kimyasal olduğu kanıtlandı. 2010 yılında, Kapstadt’taki AAD Silah Fuarında, OPCW’ye göre yasak olan Türkiye yapımı 120 mm kalibrelik CS bombaları sergilendi.¹6 Gelen kamuoyu tepkileri üzerine OPCW Türk Büyükelçisi Uğur Doğan, ürünlerin imha edileceğini ifade etti, fakat imha edilip edilmediğine dair bugüne kadar edinilmiş hiçbir bilgi yok. Bradford Üniversitesi Makina ve Kimya Endüstrisi Kurumu’nun (MKEK) 120 mm kalibrelik CS bombaları ürettiğini ve uluslararası piyasada sattığını rapor etti. Türkiye uluslararası hukuka aykırı silah kullanıyor ve satıyor.

6- 2000’e Doğru dergisinin 23 Temmuz 1989 tarihli sayısında Orgeneral Necdet Öztorun imzalı Türk Genelkurmay Başkanlığı Kara Kuvvetleri Komutanlığı’nın 25 Şubat 1986 tarihli genelgesi paylaşıldı. Genelgede şu ifadelere yer verilmektedir: “Tünellerin imhası sırasında zehirli gazlarla doldurulabilir (…) Özel yetiştirilmiş zehirli haşere üretilerek kullanılamaz hâle getirilebilir. (…) Dost kuvvetlerce sis, yangın maddeleri ile göz yaşartıcı, kusturucu gazlar gerektiğinde kullanılabilir.” ¹7 İlk başta belgenin sahte olduğu iddia edilebilir, fakat Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nden konuyla ilgili yalanlama bugüne kadar gelmemiştir. Bakın Van Aken ne diyor: “Türk Hükümeti bu doküman hakkındaki suskunluğunu ısrarla sürdürmektedir. 2004 yılında bu emri imzalayan emekli Orgeneral Necdet Öztorun’a yazı yazdık ve kendisi ile direkt olarak İstanbul’da şahsen temas kurduk. Fakat kendisi bu doküman hakkında herhangi bir görüş bildirmek istemedi.”¹8 Bununla beraber belgenin sahte olduğuna dair herhangi bir emare, kanıt mevcut değildir.

7- 11 Mayıs 1999 günü Şırnak’ın Ballıkaya bölgesindeki bir mağarada 20 PKK’li hayatını kaybetti. Çatışma sonrası TSK tarafından çekilen ve 2011 yılında Roj TV’de yayınlanan görüntülerde şöyle deniliyordu: “Askerlerimiz şu anda zehirlenme tehlikesiyle karşı karşıyalar. Ama yine de canavarca, kahramanca giriyorlar… Bir gün ara vermemize rağmen gaz hala etkisini sürdürüyor.” ¹9 Çatışmanın ardından Kızılay bomba parçalarını bir Alman muhabire takdim etmişti. Münih Üniversite tarafından yapılan incelemede bomba parçalarında CS izi olduğu kesin olarak kanıtlanmıştır. 20 PKK’liyi katleden kimyasal gazı PDS’nin (Almanya Demokratik Sosyalizm Partisi) meclis gündemine meseleyi taşımasıyla Alman Devlet Kanalı yasaklı gazın Alman Şirketi tarafından üretildiğini ve Türkiye’ye satıldığını belirtti. Alman şirketi Buck & Depyfag tarafından üretilen bomba 1995’ten beri Türkiye’ye satılmış.

8- 2009 yılının Eylül ayında Hakkari’nin Çukurca ilçesi yakınlarında TSK ile HPG’liler arasında çıkan çatışmada 8 HPG’li hayatını kaybetti. Almanya’dan bölgeye giden insan hakları heyeti cenazelerin fotoğraflarını çekti, fotoğrafların doğruluğunun tespiti için fotoğraflar uzmanlara verildi. Eppendorf hastanesinde görevli pataloglar, fotoğrafları incelemeye aldı, fotoğrafların gerçek olduğu kanıtlandı, fotoğraflardan yola çıkarak görevli doktorlar kimyasal kullanımını doğruladı, böylelikle kimyasal kullanımı kanıtlandı. Bununla beraber savcılığın ısrarla otopsi raporlarını açıklamayı reddetmesi, kimyasal kullanımına dair bulguları bir kez daha kanıtlamaktadır ²°
Görüldüğü üzere Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin kimyasal kullanımına dair birçok kanıt mevcuttur, normal koşullarda yalnızca son iki yılda paylaşılan görüntülerden yola çıkarak kanıt sayısını 8-9 katına çıkartabilirdik, bununla beraber bu görüntülerin fotomontaj olduğuna dair safsatalardan tutun, inkara birçok farklı durumla karşılaşacaktık. Dolayısıyla doğrudan uluslararası araştırma enstitüleri tarafından tasdiklenmiş verileri paylaştık. Bu kadar kanıt olmasına rağmen Türkiye kamuoyunun ve SGB başta olmak üzere kendini sol addedenlerin olaylara sessizliğiniyse kolektif vicdana bırakıyoruz.

Kaynakça:
1-Ön yargılardan uzak bir şekilde görüntüyü izlemenizi öneririm, zira mesele haber kaynağı değil, bizzat görsel olarak yakılma anları paylaşılmış. PKK tarafından arzu edilen kurumlara sansürsüz halinin de tedarik edilebileceği belirtildi. https://firatnews.com/kurdIstan/turk-ordusu-askerlerini-boyle-yakti-177294
2-https://tr.m.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye%27de_bo%C5%9Falt%C4%B1lan_K%C3%BCrt_k%C3%B6yleri
3-https://m.bianet.org/bianet/insan-haklari/229888-aym-den-26-yil-sonra-kuskonar-katliami-karari
4-https://m.bianet.org/bianet/siyaset/128774-carkin-o-bebegi-pkk-degil-biz-oldurduk
5-http://mezopotamyaajansi35.com/tum-haberler/content/view/189201
6-https://medyanews.net/turkey-used-chemical-weapons-against-kurdish-fighters-says-iraqi-mp/
7-https://www.ozgurpolitika.com/haberi-dr-jan-van-168846
8-https://www.nobelprize.org/prizes/peace/1985/physicians/history/
9-https://www.ippnw.ch/psr-ippnw/vorstand/
10-http://www.china.org.cn/international/2006-06/13/content_1171149.htm
11-https://www.ozgurpolitika.com/haberi-beyaz-fosfor-belgelendi-140782 , https://firatnews.com/analIz/tuerkiye-reddetmisti-ama-Isvicre-belgeledi-beyaz-fosfor-kullanildi-136471

12-https://firatnews.com/kurdIstan/salih-muslim-den-kdp-ye-dusmanin-suclarini-ortbas-etme-176923
13-https://firatnews.com/analIz/turk-devleti-her-turlu-kimyasali-kullaniyor-opcw-sessiz-172718
14-https://www.google.com/amp/s/docplayer.biz.tr/amp/5214652-Turk-silahli-kuvvetlerinin-muhtemel-kimyasal-silah-kullanma-iddiasi-raporu.html
15-https://docplayer.biz.tr/amp/6351060-Sunshine-project-ulke-incelemeleri-no-3-turkiye-deki-biyolojik-ve-biyokimyasal-silahlara-ilis-kin-aras-tirmalar-uzerine-bir-inceleme.html
16-https://anfturkce.com/kurdIstan/turk-devleti-cs-bombalarini-ne-yapti-162900

17- Söz konusu Dergi https://www.nadirkitap.com/2000-ikibin-e-dogru-23-temmuz-1989-yil-3-sayi-30-cudi-daginda-kimyasal-silah-mi-dergi5291372.html
18- 14. Maddedeki raporda beyan ediliyor.
19- https://firatnews.com/kurdIstan/Iste-turk-devletinin-kimyasal-silah-kullandiginin-belgeleri-162810
20- 14. Maddedeki raporda beyan ediliyor.

#Kimyasal #kullanımına #dair #madde

MKM’den dengbêj gecesi

MKM, kendi binasında ‘Şevbihêrka Dengbêjan (Dengbej Gecesi)’ düzenledi

Mezopotamya Kültür Merkezi (MKM), kendi binasında “Şevbihêrka Dengbêjan (Dengbej Gecesi)” düzenledi. Çok sayıda yurttaşın katıldığı gecede Dengbêj Kerîmê Jîrkî, Evin Sindî ve Mihemedê Serhedî çeşitli stranlar seslendirdi. Gecede Kürt kültürü üzerindeki asimilasyon politikalarına dikkat çekilerek, kültürün toplumların gelişmesi ve ilerlemesindeki rolüne vurgu yapıldı. Etkinlikte “Mîrê bilûrê” olarak tanınan ve 31 Ocakt 2019’da yaşamını yitiren ünlü Kürt sanatçı, bilûrvan (kaval ustası) Egîdê Cimo anılarak, Kürt kültürüne olan katkısı konuşuldu. Daha sonra Cimo’nun bir eseri kaval işliğinde dinletildi.

Geceye ulusal kıyafetleriyle katılan yurttaşlar büyük bir coşkuyla okunan eserlere eşlik etti. Kadınlar zılgıtlarıyla geceye renk katarken, bazı yurttaşlar da gecenin coşkusunu görüntülü olarak geceye katılamayan akraba ve arkadaşlarına aktardı.

Çok sayıda stranın seslendirildiği gecede, Dengbej Xalide de sahne aldı. Dengbej gecesi çekilen coşkulu halayların ardından son buldu.

HABER MERKEZİ

#MKMden #dengbêj #gecesi

Fed faizi 25 baz puan arttırdı

Fed yılın ilk toplantısında faizi 25 baz puan daha yukarı çekti

ABD Merkez Bankası (Fed) 2023’ün ilk faiz kararını açıkladı. Fed Açık Piyasa Komitesi (FOMC) politika faizini 25 baz puan artırarak son 16 yılın en yüksek seviyesi olan yüzde 4.50-4.75 aralığına çekti.

Fed’den yapılan açıklamada, kararın oybirliği ile alındığı duyuruldu. Açıklamada, enflasyonun kısmen gevşediği ancak hala yüksek kalmaya devam ettiği belirtildi. Yetkililer faiz artışlarının devam etmesinin uygun olacağı görüşünü yineledi. Karar metninde son göstergelerin harcama ve üretimde ılımlı büyümeye işaret ettiği ifade edildi.

Fed, geçen yıl 4 toplantı üst üste 75’er baz puan artışının ardından, yılı 50 baz puan artışla tamamlamıştı.

HABER MERKEZİ

#Fed #faizi #baz #puan #arttırdı

İran’da kadınların erkek vasi izni olmadan ülkeden çıkışı yasaklandı

İran’da kadınların erkek vasisinin izni olmadan ülkeyi terk etmesini yasaklayan bir yasa tasarısının onaylandığı duyuruldu

İran’da Jîna Emînî protestoları ile başlayan kadınlar üzerindeki baskıları arttırma politikasına yenisi eklendi. İran İslam Cumhuriyeti Parlamentosu Yargı ve Hukuk Komisyonu Sözcüsü Seyyed Kazem Delkhosh-Abatari, İranlı kadınların vasilerinin izni olmadan ülkeyi terk etmesini yasaklayan bir yasa tasarısının onaylandığını açıkladı.

Seyyed Kazem Delkhosh-Abatari’ye göre, onaylanan yasa tasarısının uygulanmaya geçilmesiyle birlikte, kadınların normal şartlarda vasisinin izniyle ve özel durumlarda mahkeme kararıyla ülkeyi terk etmesi gerekiyor. Bu tasarının onaylanmasından önce de evli kadınlar eşlerinden ve 18 yaşından küçük kız çocukları da İran’ı terk etmek için eş, baba ya da ailenin erkek üyelerinden izin almaları gerekiyordu.

Kaynak:NÛJINHA

#İranda #kadınların #erkek #vasi #izni #olmadan #ülkeden #çıkışı #yasaklandı

Muğla’da şüpheli kadın ölümüne soruşturma

Muğla’da evinde yanarak yaşamını kaybeden Figen Çoban’ın şüpheli ölümüne ilişkin soruşturma balatıldı

Muğla Yatağan ilçesinde 21 Ocak günü evinde yanarak yaşamını kaybeden Figen Çoban’ın ölümünün şüpheli bulunması üzerine Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığı’nca soruşturma başlatıldı. Yatağan’ın Yeşilbağcılar Mahallesi’de yaşanan olayın ardından Figen Çoban’ın evli olduğu erkeğin kardeşi Süleyman Çoban (43), sağlık ekiplerine ihbarda bulundu. İhbarın ardından olay yerine gelen jandarma ekiplerinin yaptığı olay yeri incelemesinin ardından Çoban’ın cenazesi otopsi için Muğla Adli Tıp Kurumu’na kaldırıldı.

Yatağan Cumhuriyet Başsavcılığı’nın talimatıyla jandarma ekipleri tarafından Figen Çoban’ın evli olduğu erkek Mehmet Çoban (44) ile kayınbiraderi Süleyman Çoban gözaltına alındı. İşlemlerin ardından 22 Ocak’ta adliyeye sevk edilen 2 şüpheli yurt dışına çıkış yasağı konularak adli kontrol şartı ile serbest bırakıldı.

Jandarma Suç Araştırma Timi (JASAT) görevlileri, Çoban’ın şüpheli bulunan ölümüyle ilgili araştırmalarını sürdürüyor.

MUĞLA

#Muğlada #şüpheli #kadın #ölümüne #soruşturma

Fransa da İstanbul’daki konsolosluğunu kapattı

Almanya, Hollanda ve İngiltere’nin ardından Fransa da İstanbul’daki konsolosluğunu kapattı

Fransa, İstanbul’daki konsolosluğunu güvenlik gerekçesiyle geçici bir süreliğine kapattı. İstiklal Caddesi’nde bulunan Fransa Başkonsolosluğu’na gidenler, binanın kapısına asılan “Geçici bir süreliğine kapalıdır, anlayışınız için teşekkür ederiz” yazısıyla karşılaştı.

Almanya, Hollanda ve İngiltere de çeşitli güvenlik sorunları nedeniyle konsolosluklarını kapatma kararı almıştı.

İSTANBUL

#Fransa #İstanbuldaki #konsolosluğunu #kapattı

Cenevre’de 15 Şubat komplosu protestosu

Abdullah Öcalan’ın özgürlüğü için İsviçre’nin Cenevre kentindeki BM ofisi önünde sürdürülen eylemde 15 Şubat komplosu protesto edilerek düzenlenecek eylemlere katılım çağrısı yapıldı

PKK Lideri Abdullah Öcalan’ın özgürlüğünün sağlanması talebiyle İsviçre’nin Cenevre kentinde bulunan Birleşmiş Milletler (BM) önündeki oturma eylemi sürüyor.

25 Ocak 2021’den bu yana her Çarşamba BM Ofisi’nin bulunduğu Nations meydanında devam eden oturma eyleminde bu hafta 15 Şubat Uluslararası Komplo’nun yıldönümünün yaklaştığı hatırlatıldı. Eylemde 6 -11 Şubat tarihleri arasında Enternasyonalistler öncülüğünden Cenevre’den Strasbotrg’a yapılacak olan uzun yürüyüşe katılım çağrısında bulunuldu.

Eylemde konuşma yapan Cenevre Demokratik Kürt Toplum Merkezi Eşbaşkanı Erdal Atsoy, Abdullah Öcalan’a yönelik uluslararası komplonun yıldönümünün yaklaştığını hatırlatarak, “Kürt halkına yönelen soykırım ve Kurdistan’a yönelen işgal saldırıları sadece Türk devletinin inkar ve imha siyasetinin bir sonucu değildir. İşgal ve soykırım politikaları Önderliğimize yönelen uluslararası komplonun bir sonucu dolarak devreye koyulmuştur” diye konuştu.

Atasoy, “Bugün Önderliğimiz Abdullah Öcalan’ın geliştirdiği özgürlük felsefesini sahiplenen dünyanın dört bir yanından halklardan enternasyonalist dostlarımızın düzenleyeceği yürüyüşü sahiplenmek bu anlamıyla çok bir önem kazanmaktadır” diyerek 5 Şubat’ta düzenlenecek konferans ve 6 Şubat’ta startı verilecek olan uzun yürüyüşe katılım çağrısında bulundu.

HABER MERKEZİ

#Cenevrede #Şubat #komplosu #protestosu

Cumartesi Anneleri’nden duruşmaya katılım çağrısı

Cumartesi Anneleri, 3 Şubat’ta görülecek duruşmalarına katılım çağrısı yaptı

Cumartesi Anneleri’nin 700’üncü hafta eylemine yönelik polis saldırısında darp edilen ve aralarında kayıp yakınlarının da olduğu 46 kişi hakkında açılan davanın 6’ncı duruşması 3 Şubat’ta görülecek. Cumartesi Anneleri, sanal medya hesaplarından duruşmaya katılım çağrısı yaptı.

Yapılan çağrıda, 699 hafta boyunca İstanbul’un Galatasaray Meydanı’nda gerçekleştirdikleri barışçıl buluşmalarının 700’üncü haftasında keyfi bir biçimde “suç” sayılarak yasaklandığını ve ağır polis şiddetiyle gözaltına alındıklarını hatırlatan Cumartesi Anneleri, “Uğradığımız işkence ve zalimane muamele için yaptığımız suç duyurularımız sonuçsuz bırakıldı. 700’üncü haftada gözaltına alınan 46 kişi hakkında Toplantı ve Gösteri Yürüyüşleri Kanunu’na muhalefetten dava açıldı” dedi.

Gözaltında kaybedilen yakınlarını arama mücadelelerinin “suç” olarak gösterildiğini ve yargılandıklarını ifade edilen açıklamada, “Yargılandığımız davanın 6. duruşması için 3 Şubat Cuma günü saat 13.00’te ‘Anayasal bir hakkın kullanımı suç değildir!’ diyerek Çağlayan Adliyesi’nde olacağız. Sizi de sesimize ses katmaya çağırıyoruz. Cumartesi Anneleri’nin buluşmasını engellemek, Galatasaray Meydanı’nı yasaklamak, polis şiddeti ve yargı tacizi ile bu hakkın kullanımını engellemek, hukuka aykırıdır. Barışçıl bir gösteriye yaptırım uygulanamaz. Hakkımızda açılan dava hukuki dayanaktan yoksundur. Yasal haklarını kullanan 46 kişinin yargılanmasına ilişkin tüm suçlamalar derhal düşürülsün” denildi.

HABER MERKEZİ

#Cumartesi #Annelerinden #duruşmaya #katılım #çağrısı

Süleymaniye’de mayın patladı, bir kişi hayatını kaybetti

Süleymaniye’nin Raperin Mahallesi’nde meydana gelen mayın patlamasında bir yurttaş yaşamını yitirdi

Maden Hizmetleri Genel Müdürlüğü, Federe Kurdistan’da Süleymaniye’nin Raperin ilçesinde dün gece meydana gelen mayın patlamasında Ahmed Mehmed (40) isimli bir yurttaşın yaşamını yitirdiğini duyurdu. 3 çocuk babası olan Ahmed Mehmed, 12 yıldır mayın temizleme işiyle uğraşıyordu.

HABER MERKEZİ

#Süleymaniyede #mayın #patladı #bir #kişi #hayatını #kaybetti

FBI’den Biden’in evinde gizli belge araması

FBI’ın gizli belgelerle ilgili soruşturma kapsamında ABD Başkanı Biden’ın Delaware’deki evinde arama yaptığı açıklandı. Ocak ayında Biden’ın eski kişisel ofisinde ve evinde devlete ait gizli belgelere ulaşılmıştı

ABD Başkanı Joe Biden’ın avukatı Bob Bauer, FBI’nın Biden’ın Delaware eyaletindeki yazlık evinde arama yaptığını aktardı.

Biden’ın avukatı, ABD Adalet Bakanlığı’nın Biden’ın Delaware’deki sahil evinde planlı bir arama yürüttüğünü belirterek, ABD Başkanı’nın aramadan haberdar olduğunu ve işbirliği yaptığını ifade etti.

Avukat, arama tamamlandıktan sonra daha fazla bilginin açıklanacağını söyledi.

Son olarak 22 Ocak’ta Biden’ın evinde 13 saat süren bir arama gerçekleştirilmiş ve altı gizli belge bulunmuştu.

Joe Biden geçtiğimiz günlerde, konutunda ve kişisel ofisinde çıkan “gizli belgelerle” ilgili, “Hiçbir pişmanlığım yok. Avukatlarımın bana söylediklerini yapıyorum.” demişti.

Biden, “belgelerin yanlış yerde tutulduğunu” söyleyerek, söz konusu belgelerin derhal Ulusal Arşivlere ve Adalet Bakanlığına teslim edileceğini söylemişti.

FBI, Biden’in başkan yardımcılığı döneminin bitiminde Ulusal Arşiv’e vermesi gereken belgeleri konutuna taşıyıp taşımadığını kontrol ediyor.

Aynı arama Trump’ın evinde de yapılmıştı.

DIŞ HABERLER

#FBIden #Bidenin #evinde #gizli #belge #araması