Ana SayfaGüncel Haberler‘Rojava Devrimi’ni savunmalıyız’

‘Rojava Devrimi’ni savunmalıyız’

Barış için sokaklarda olacaklarına dikkat çeken kadınlar, ‘Bugün kadınların güvenliğini koruyamayan devlet,  Taksim’deki bombalı  saldırıyı bahane ederek Rojava’ya işgal saldırısı başlattı. Rojava Kadın Devrimi hedefte.  Rojava’yı savunmalıyız’ dediler

Yadigar Aygün

AKP hükümetinin Kobane’ye yönelik başlattığı savaş, 25 Kasım Kadına Yönelik Uluslararası Mücadele Günü’ne de yansıdı. 25 Kasım’da pek çok ilde ve İstanbul’da kadınların bir araya gelmesini engellemek için tüm kolluk güçlerini seferber etti. Bu yıl kadınların yan yana gelmeleri dahi engellenmeye çalışılırken, Taksim Tünel’de toplanmanın önüne geçilmek için İstiklal Caddesi’ne çıkan tüm sokaklar kapatıldı. Kafelerin girişleri dahi polisler tarafından tutuldu. Taksim’de eylem yapmak isteyen 200’e yakın kadın polis tarafından işkence ve darp ile gözaltına alındı. 27 Kasım’da ise Kadıköy’de 118 kadın darp ve polis işkencesi ile gözaltına alındı. Sadece İstanbul’da 318 kadın gözaltına alındı.

Bu 25 Kasım’da da kamusal alanlar kadınlara kapatıldı, sokaklar abluka altına alındı.

Militarizm şiddeti yükseltti

25 Kasım’da kolluk güçleri, kadınlara yönelik ölümcül ve sakat bırakabilecek şiddet yöntemleri gerçekleştirdi. Kadınlar tekme, yumruk ve kalkanlarla ezilmeye çalışılırken, cinsel istismara, tacize  ve cinsiyetçi küfürlere maruz bırakıldı.

25 Kasım günü Tüm Otomotiv Metal İşçileri Sendikası (TOMİS) yöneticisi Dilbent Türker, daha eyleme başlamadan, yolda yürürken etrafı sarılarak gözaltına alınmak istendi. Türker’in bir bacağı, polis şiddeti nedeniyle iki yerinden kırıldı. Özellikle Jin, Jiyan, Azadi sloganına karşı oldukça tahamülsüz olan polis, sloganı atan kadınlara bilinçli şiddeti gerçekleştirdi. AKP ve kolluk güçlerinin tüm engellemelerine rağmen kadınlar 25 Kasım’da ve sonrasında sokakları terk etmedi. Jin, Jiyan, Azadi sloganı ile İran’da kadınların mücadelesini selamladı.

Kadınlar barışı savunuyor

Bu 25 Kasım’da kadınlar savaş politikalarına, erkek-devlet şiddetine, katliamlara, baskılara ve yoksulluğa karşı barış, eşitlik ve özgürlük talebini tüm sokaklarda haykırdı.

25 Kasım’da sokaklara çıkan kadınlarla, hem Rojava’da Kadın Devrimi’ni hem de Türkiye’de kadın kazanımlarını hedef alan savaş politikalarını konuştuk.

Kadın devrimi hedefte

Güvenliği nedeniyle soyadını vermeyen Sinem K., konuşmasına, AKP’nin Taksim’deki bombalı saldırıyı bahane ederek Kobane’ye savaş başlattığına dikkat çekerek başladı. Sinem K., “25 Kasım’da Taksim’de ve bulunduğumuz her alanda erkek devlet şiddetine karşı, savaş politikalarına karşı sloganlarımızla, isyanımızla, bir arada olduğumuzu haykırdık. Savaş politikalarıyla kadınlar  tecavüze, tacize ve katledilmeye devam ediyor. Rojava’da kadınlar çok ciddi kazanımlar elde etti. Bugün kadınların güvenliğini koruyamayan devlet, Taksim’deki bombalı  saldırıyı bahane ederek Rojava’ya işgal saldırısı başlattı. Bu işgal politikaları ölüm, tecavüz, taciz ve zülüm demektir. Rojavada’ki kadın kazanımlarını savunmalıyız. Rojava’yı ve kadınları savunmak için sokaklarda, tüm alanlarda barış demeye devam edeceğiz” dedi.

Kamusal alanlar ablukada

Erkek-devlet şiddetinin giderek arttığını belirten 25 Kasım Kadın Platformu üyesi Nevruz Tuğçe Çelik, 25 Kasım Günü İstanbul’da çok sayıda kadının polis şiddeti ve işkencesi ile gözaltına alındığını söyledi. AKP’nin savaş politikaları nedeniyle kamusal alanlara kadınların çıkmasını engellemek için tüm kolluk gücünü kullandığını söyleyen Çelik, “25 Kasım öncesinde bildirilerimiz yasa dışı ilan edildi. Semra Güzel’in, Şebnem Korur Fincancı’nın barış ve eşitlik mücadelesine sahip çıkıyoruz diye bildirilerimiz “suçu ve suçluyu övmekten” yasa dışı ilan edildi. 25 Kasım’da Taksim’i kapatarak kadınları engellemeye çalıştılar ama olmadı, başaramadılar. Yüzlerce kadın yine Taksim’e geldi. 200 kadın işkence ve darp ile gözaltına alındı. Bir kaç arkadaşımız öldürülmeye teşebbüs edildi. Nefessiz bırakılmaya çalışıldık” dedi.

Çelik, 13 Kasım’da İstanbul’da patlatılan bombalı saldırının, iktidarın yarattığı savaş ortamının en çok kadınları etkilediğini vurgulayarak, yaratılan şiddet ve savaş ortamının mağdurunun kadınlar olduğunu ifade ediyor.

Jin Jiyan Azadi’den korkuyorlar

Barış ve özgürlük için sokaklarda olmaya devam edeceklerini söyleyen Çelik, “AKP iktidarda kalabilmek için her şeyi göze almış bir rejim. Önümüzdeki dönemde de iktidarda kalmak için savaş ve özel savaş politikalarına devam edecek. Barış annelerinin sokakta dahi dolaşmalarına izin vermek istemiyorlar. Sokaklarda barış talebinin oluşmasını istemiyorlar” ifadelerini kullandı.

İçişleri Bakanı Süleyman Soylu’nun, ‘PKK bir kadın hareketidir’ sözlerini hatırlatan Çelik, son olarak şunları söyledi: “Soylu, bu sözlerle doğrudan Kürt kadınları hedef gösterdi. Özellikle Jin Jiyan, Azadi sloganından korkuyorlar. Molla rejimleri için bu slogan çok korkutucu. Kadınlar, ne olursa olsun sokaklarda barış, özgürlük, yaşam demeye devam edecek. Erkek-devlet şiddetine itaat etmeyeceğiz. Bu rejimin yarattığı savaşa karşı, erkek-devlet şiddetine karşı sokaklarda mücadele edeceğiz.”

Yaşamı savunanlara işkence

25 Kasım’da barış talebi ve savaşa karşı yaşamı savunmak için sokağa çıktığını vurgulayan, ismini vermek istemeyen N.K, polis işkencesine maruz kaldığını söyledi.   N.K, yaşadığı polis işkencesini şu sözlerle anlattı: “25 Kasım’da ‘Jin, jiyan, azadi’ sloganını attığımız için polis işkencesi ile karşılaştık. Saçlarımızdan sürüklenerek 5 kişi ablukaya alındık. Tiroit kanseri olan bir arkadaşımız da vardı. ‘Kanser hastası var, biber gazı sıkmayın’ dememize rağmen sıkmaya devam ettiler. Kanser hastası arkadaşımıza çok sert şekilde saldırdılar.”

Polis ‘cadı avı’na çıkmıştı

Polisin işkenceye varan şiddetine noyun eğmediklerini söyleyen N.K., yaşadıklarını şu sözlerle aktardı: “Polis işkencesine karşı durduğum için saçlarımdan sürüklenerek bir polisin iki bacağının arasında buldum kendimi. 4 polis de bana ters kelepçe yapmaya çalışıyordu. Polis bana ‘kolunu ver, vermezsen kıracağız’ dedi. Kırabiliyorsanız kırın dedim. ‘Jin, jiyan, azadi’ sloganı ve direndiğim için ‘Bu kızın ağzını bantlayın, ağzını kapatın’ dediler. Defalarca yerlerde sürüklendik. 11 saat boyunca ters kelepçe ile bekletildik. Özellikle hedef aldıkları kadınlar için, ‘bunların kelepçesini çözmeyin daha fazla kelepçe takın’ dediler.  Polis, bu sene ‘cadı avı’ yapar gibi kadın avlamaya çalıştı.”

Turist kadınlar bizimle slogan attı

Molla rejimlerin kadınları baskı altına alarak toplumu da sindirmeye çalıştığını vurgulayan N.K, “Her şeye rağmen kadınlar sokaklara çıkıyor. İran ve Türkiye, kadınları sindirerek toplumu da sindirmek istiyor. Ne yaparsa yapsınlar ‘Jin, jiyan, azadi’ sloganını bastıramıyorlar. Bastıramayacaklar. Biz gözaltına alınırken ‘Jin, jiyan, azadi’ sloganını attık. Ne kadar ağzımızı kapatmaya çalışsalar da sloganımızı haykırdık. Turist kadınlar da bize eşlik etti. Ne pahasına olursa olsun sözümüzü de sloganımızı da sokaklarda haykırmaya devam edeceğiz” dedi.

 

 

 

 

 

#Rojava #Devrimini #savunmalıyız

Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi
Alevi Gazetesi Haber Merkezi, ulusal ve uluslararası haber ajanslarından derlenen haberleri Alevi toplumunun bakış açısıyla okuyucularına sunar.
spot_img

En Çok Okunanlar

CEVAP VER

Lütfen yorumunuzu giriniz!
Lütfen isminizi buraya giriniz

Yazardan Daha Fazlası

Ercan Geçmez, Colaninin forumda ağırlanmasını kınadı!

Ercan Geçmez, HTŞ Lideri Colani'nin Antalya Diplomasi Formu'na katılmasını kınayarak, bu durumun demokrasi ve insan hakları açısından kabul edilemez olduğunu belirtti. Geçmez, Colani'nin geçmişteki katliamları ve uluslararası alanda terörist olarak ilan edilmesi nedeniyle Türkiye'de ağırlan

Alevi kurumları net bir tutum sergilemelidir!

PSAKD Altınova Şube Başkanı Adnan Arslan, Alevi kurumlarının net bir tutum sergilemesi gerektiğini vurgulayarak, iktidarın Alevi toplumunu kendi yapısı üzerinden dizayn etmeye çalıştığını ifade etti. Arslan, tanımadıkları kurumlarla görüşmeyi reddettiklerini ve cemevlerinin yasal stat

Ercan Geçmez, Colaninin forum davetini kınadı!

Ercan Geçmez, HTŞ Lideri Colani'nin Antalya Diplomasi Forumu'na davet edilmesini kınayarak, demokrasi ve insan hakları ihlalleri konularında eleştirilerde bulundu. Geçmez, Colani'nin uluslararası alanda terörist olarak tanındığını ve böyle birinin Türkiye'de ağırlanmasının diplomasi

Engin Yücerin ifadeleri savcılığı ikna etmedi!

Gülistan Doku'nun kaybolmasıyla ilgili soruşturmada Engin Yücer'in ifadeleri savcılık tarafından çelişkili bulundu. Yücer, üvey oğlu Zainal Abakarov'un Gülistan'ı tanıdığını ve olaydan sonra Zainal'ı yurt dışına gönderdiğini belirtmesine rağmen, MOB
spot_img