Alevi Gazetesi – Pir Sultan Abdal Kültür Derneği (PSAKD) Genel Merkezi, 2 Temmuz 1993’te Sivas’ta yaşanan Madımak Katliamı’nda yaşamını yitirenlerin ailelerinin rızalığını gözetmeyen tutumlara tepki gösterdi. Dernek, Madımak davasının yeniden açılması ve Madımak Oteli’nin Utanç Müzesi’ne dönüştürülmesi taleplerinin karşılanana kadar Sivas’ta mücadele edeceğini açıkladı.
Açıklamada, Madımak Katliamı’nın Alevilerin hafızasında silinmez bir yere sahip olduğu ve insanlığa karşı işlenmiş ağır bir suç olduğu vurgulandı. Katliamın yalnızca 33 insanın yaşamını yitirmesiyle sınırlı olmadığı, adalet, laiklik ve halkların bir arada yaşama iradesini hedef aldığı ifade edildi.
PSAKD, katliamda yaşamını yitirenler adına söz söyleme ve mücadele yürütme yetkisinin, ailelere ve Pir Sultan örgütüne ait olduğunu belirtti. Ailelerin rızalığı alınmadan onların adına söz kurulmasına tepki gösterildi.
Dernek, Madımak Katliamı’yla yüzleşme sağlanmadan adaletin yerini bulmayacağına dikkat çekerek, taleplerinin kabul edilene kadar Sivas’ta olmaktan vazgeçmeyeceklerini duyurdu.
Sırada ne var: PSAKD, talepleri karşılanana kadar Sivas’ta mücadele edeceğini açıkladı.
PSAKD — Pir Sultan Abdal Kültür Derneği
Pir Sultan Abdal’ın Deyişlerinde Duygu Sosyolojisi ve Kolektif Hafıza — Pir Sultan Abdal 16. yüzyılda Sivas’ın Yıldızeli ilçesine bağlı Banaz köyünde doğmuştur. Asıl adının Haydar olduğu şiirlerinden ve menkıbelerden çıkarılmaktadır. Yaşamı hakkında kesin bilgiler olmamakla birlikte 1510-1514 yılları arasında doğduğu tahmin edilmektedir (Bezirci 1986, 26). Şiirlerinde aşk, isyan, adalet ve toplumsal sorunları işlemiştir.
Sivas Katliamı (2 Temmuz 1993) — Türkiye’nin siyasi tarihinde bir başka dönüm noktası olan 1993 yılı, toplumun laik ve cumhuriyetçi kesimleri arasında oldukça etkili bir gazeteci olan, Uğur Mumcu’nun (1942-1993) 24 Ocak’ta arabasına bomba konularak öldürülmesiyle başladı. Ardından Maliye Bakanı Adnan Kahveci (1949-1993) (5 Şubat’ta trafik kazasında), Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis (1933-1993) (17 Şubat’ta askeri uçak kazasında) ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal (1954-1993) (17 Nisan’da kalp krizi sonucu) gibi dönemin siyaseti açısından oldukça önemli isimlerin ölümleriyle devam etti. Bu ölümlerin gerçek nedenleri kamuoyunda tartışma konusu olmaya devam etmekte ve bazı kesimler hala bu ölümlerin ardında çeşitli komploların olduğuna inanmaktadır. 1993 yılı aynı zamanda “Kürt Sorunu” açısından da bir dönüm noktasıydı. Kürdistan İşçi Partisi (PKK) 1991 yılında yaşanan Birinci Körfez Savaşı’nın ardından Kuzey Irak’ta ortaya çıkan fiili durumdan yararlanarak yoğunlaştırılmış bir silahlı mücadele stratejisi benimsedi. 1993 yılında PKK’nın gerçekleştirdiği 413 silahlı saldırıda, görevde olup olmadığından bağımsız, 403 güvenlik görevlisi ve bölgedeki köylere devlet memuru olarak atanan öğretmenlerin yanı sıra yöre sakinlerinin de aralarında bulunduğu bin 166 sivil hayatını kaybetti. Toplum açısından oldukça sarsıcı bu gelişmelerin ortasında, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta yaşananlar Türkiye’deki ve yurtdışındaki Alevileri derinden sarstı.