Alevi Gazetesi – Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu (AABF) Genel Başkanı Hüseyin Mat, 2 Temmuz 1993 Sivas Madımak Katliamı’nda yaşamını yitiren sanatçı Hasret Gültekin’in adının Almanya’nın Köln kentinde bir caddeye verilmesi amacıyla yürütülen girişime ilişkin açıklamalarda bulundu.
Mat, Gültekin’in sanatının ve insan sevgisinin gelecek kuşaklara aktarılmasının önemine vurgu yaptı. Bu çalışmanın yalnızca bir caddeye isim verilmesinden ibaret olmadığını, Madımak’ta katledilen canların anısına sahip çıkmak anlamı taşıdığını belirtti.
Gültekin’in oğlu Roni’nin Köln’de dünyaya geldiğini hatırlatan Mat, sanatçının bu kentteki kültür ve sanat yaşamına katkılarına dikkat çekti. Madımak’ta yaşamını yitirenlerin anılarının yaşatılmasının tarihsel bir sorumluluk olduğunu ifade etti.
Mat, bu girişimin yalnızca bir caddeye isim verilmesiyle sınırlı olmadığını; sanatın, kültürel mirasın ve insan sevgisinin korunması açısından da anlam taşıdığını vurguladı. Çalışmada emeği geçenlere teşekkür eden Mat, Madımak’ta yitirilen canların unutulmayacağını belirtti.
Sırada ne var: Köln’de Gültekin’in adının verileceği caddeyle ilgili çalışmalar devam ediyor.
AABF — Almanya Alevi Birlikleri Federasyonu
Sivas Katliamı (2 Temmuz 1993) — Türkiye’nin siyasi tarihinde bir başka dönüm noktası olan 1993 yılı, toplumun laik ve cumhuriyetçi kesimleri arasında oldukça etkili bir gazeteci olan, Uğur Mumcu’nun (1942-1993) 24 Ocak’ta arabasına bomba konularak öldürülmesiyle başladı. Ardından Maliye Bakanı Adnan Kahveci (1949-1993) (5 Şubat’ta trafik kazasında), Jandarma Genel Komutanı Eşref Bitlis (1933-1993) (17 Şubat’ta askeri uçak kazasında) ve Cumhurbaşkanı Turgut Özal (1954-1993) (17 Nisan’da kalp krizi sonucu) gibi dönemin siyaseti açısından oldukça önemli isimlerin ölümleriyle devam etti. Bu ölümlerin gerçek nedenleri kamuoyunda tartışma konusu olmaya devam etmekte ve bazı kesimler hala bu ölümlerin ardında çeşitli komploların olduğuna inanmaktadır. 1993 yılı aynı zamanda “Kürt Sorunu” açısından da bir dönüm noktasıydı. Kürdistan İşçi Partisi (PKK) 1991 yılında yaşanan Birinci Körfez Savaşı’nın ardından Kuzey Irak’ta ortaya çıkan fiili durumdan yararlanarak yoğunlaştırılmış bir silahlı mücadele stratejisi benimsedi. 1993 yılında PKK’nın gerçekleştirdiği 413 silahlı saldırıda, görevde olup olmadığından bağımsız, 403 güvenlik görevlisi ve bölgedeki köylere devlet memuru olarak atanan öğretmenlerin yanı sıra yöre sakinlerinin de aralarında bulunduğu bin 166 sivil hayatını kaybetti. Toplum açısından oldukça sarsıcı bu gelişmelerin ortasında, 2 Temmuz 1993 tarihinde Sivas’ta yaşananlar Türkiye’deki ve yurtdışındaki Alevileri derinden sarstı.
Can — Nişanyan’ın etimolojik sözlüğüne göre “can” kelimesi, “yaşam” anlamına gelen Farsça jān sözcüğünden gelir ve bu da, “ruh” anlamına gelen Sanskritçe vyāna sözcüğünden türetilmiştir. Türk ve Fars tasavvuf edebiyatında can kavramı, Kur’an kaynaklı Arapça ruh kavramına ek olarak, “bedene canlılık kazandıran unsur”u adlandırmak için kullanılmıştır (Uzun 1993). Divan edebiyatında can, etten ve deriden oluşan maddi bedene yaşam veren, görünmez ve maddesel olmayan bir unsur olarak kabul edilir. Bu şiirlerde can, aynı zamanda sevgiliden sevgiliye “Ey can” hitabında olduğu gibi aşk duygusunu da besleyen bir bileşen olarak görülür. Tasavvuf terminolojisinde, örneğin Mevlana’nın Mesnevi‘sinde, insanın doğumla birlikte ortaya çıkan ve ilahi kökenini nübüvvet nurunda bulan ebedi ruhunu tanımlamak için de kullanılmıştır. Sufi eserlerde can kelimesi zaman zaman Allah, Peygamber Muhammed, sufi şeyhi ya da melekleri ifade etmek için de kullanılmıştır. Bu nedenle Mevlevi ve Bektaşi tarikatı dervişleri birbirlerine hitap ederken bazen bu terimi kullanmışlardır. Günlük yaşamda ise Türkçedeki can kelimesi oldukça yaygın bir biçimde kullanılır: canlı (“yaşayan, hayat dolu”) sözcüğünde ya da sevgi ifadesi olarak kullanılan canım (“canım, hayatım”) gibi.




